İyaz b. Ganm 5 Bibliyografya : 5



Yüklə 1.21 Mb.
səhifə10/39
tarix30.12.2018
ölçüsü1.21 Mb.
1   ...   6   7   8   9   10   11   12   13   ...   39

Bibliyografya :



BA, TD,nr. 148, nr. 537; BA. MAD, nr. 246, s. 58, 88; nr. 3737; BA, Anadolu Ahkâm Def­teri, I, 22/4; III, 25/4, 217/4; IV, 131/5; V, 175/ 3; VI, 240/51; X, 37; XI, XII, XIV, 193; BA. KK, nr. 5239, s. 1, 10; BA. HH, nr. 52783-A; BA. İra­de-Dâhiliye, nr. 16099, 16128 ve ekleri, 26016; BA. D.BŞM, nr. 7192; BA. D.MKF, nr. 27823; BA. İbnülemin tasnifi-Hariciye, nr. 6216; TK, rO, nr. 302, vr. 41°; Parliamentary Papers, Ac­counts & Papers, LXXXV1 (1887), s. 20; Strabon. Coğrafya (trc. Adnan Pekman), İstanbul 1975, XIV/1, s. 5, 31; Herodotos. Târih (trc. Müntekim Ökmen), İstanbul 1983, I, 150; İbn Battûta, Se­yahatname, İstanbul 1333-35, s. 335-336; Âşık Mehmed, Menâzırü'l-auâlim, Süleymaniye Ktp., Halet Efendi, nr. 616, vr. 327b; Kâtib Çelebi, G-hannümâ, s. 120; Evliya Çelebi, Seyahatname, IX, 90; Sandy. Sandy's Trauels, containingan History ofthe Originaland Present State of the Turkish Empİre, London 1673, s. 12; J. B. Tavernier, TheS'ıx Voyages of John Bapüste Taüernier, London 1678, s. 32-36; Thevenot. The Trauels ofMonsİeur de Theuenot İnto the Leuant, London 1686, s. 91-92; G. F. Gemelli Careri, A VoyageRound the World, |baskı yeri ve tarihi yok|, s. 49-51; J. C. Hobhouse. A Jour-ney Through Albania, and Other Prooinces of Turkey in Europe and Asia, to ConstanÜnople, duringthe Years 1809 and 1810, London 1913, s. 629-645; Enveri. Düstûrname, s. 77-78; W. Turner, Journal of a Tourin the Leuant, London 1820, III, 139; R. Walpole, Trauels in Various Countries of the East, London 1820, s. 176-178; C. C. Frankland. Trauels to and form Con­stanÜnople, in the Years 1827and 1828, Lon­don 1829, s. 244-266; C. MacFarlane. Con-Stantinopte in 1828, London 1829, s. 123-144; C. Fellows. A Journal Written during an Ex-cursion in Asia Minör, London 1838, s. 1-19; a.mlf.. An Account of Discouerİes in Lycia, London 1841, s. 1-11; E. Carlisle. Diary in Turk­ish and Greek Waters, London 1854, s. 123-128; Charles Texier, Küçük Asya (trc. Ali Suad), İstanbul 1339, II, 156-165; Iconomos - F. Slars, İzmir Hakkında Tetkikat (trc. Arapzâde Cevdet], İzmir 1932; Hakkı Gültekin, izmir Tarihi, İzmir 1952; Emin Canpolat, izmir: Kuruluşundan Bu­güne Kadar, İzmir 1954; Himmet Akın. Aydı-noğuilan Tarihi Hakkında Bir Araştırma, An­kara 1968, tür.yer.; Akdes Nimet Kurat. Çaka Bey: izmir ve Ciuarındaki Adaların İlk Türk Beyi.M.S. 1081-1096, Ankara 1966; Orhan Kur­muş. Emperyalizmin Türkiye'ye Girişi, İstan­bul 1974, tür.yer.; Tuncer Baykara. İzmir Şehri ve Tarihi, İzmir 1974; Necmİ Ülker. The Rise of izmir, 1688-1740 [doktora tezi, 1974), Michigan üniversitesi; a.mlf.. "XVII ve XVIII. Yüzyıllar İpek Ticaretinde İzmir'in Rolü ve Önemi", Prof. Dr. Bekir Kütûkoğlu'na Armağan, İstanbul 1991, s. 327-341;a.mlf.."Sanbeyoglu'nunİzmir'e Yürüyüşü ve Avrupalı Tüccarlar", XVII. ue XVIII. Yüzyıllarda izmir Şehri Tarihi, I: Tica­ret Tarihi Araştırmaları, İzmir 1994, s. 34-41; a.mlf.. "Sancak Kale", Bilim Birlik Başarı, sy. 36, İzmir 1982, s. 13-17; a.mlf., "İzmir Liman Kalesi", a.e.,sy. 37 (1983], s. 17-20; a.mlf., "Ka-difekale", a.e., sy. 38 (1984 ?), s. 9-14; a.mlf.. "İzmir Sarıkışlasının Yapım Çalışmaları", TTK Bildiriler, V (1986], s. 2440-2441; W. Heyd. Ya­kın-Doğu Ticaret Tarihi (trc. Enver Ziya Karal), Ankara 1975,s. 602-603;Çınar Atay. Tarihİçin-de İzmir, İzmir 1978; a.mlf., İzmir'in İzmir'i, İz­mir 1993; Ekrem Akurgal. Eski İzmir I Yerleşme Katları ue Athena Tapınağı, Ankara 1983; a.mlf.. "Arkaikve Klâsik Çağlarda İzmir", TTK Belteten,X/37 (1946), s. 55-71; D. Goffman. İzmir as a Commercial Center. The Impact of Western TradeonanOttomanPort 1570-1650, Chicago 1985; a.mlf., izmir oe Leuanten Dün­ya: 1550-1650 (trc. Ay şen Anadol - NeyyİrKa-laycıoğlu), İstanbul 1995; Özer Erg6nç. "Salna­melerde İzmir", 1885-1985 Türkiye Ekonomi­sinin 100 Yılı ue İzmir ue İzmir Ticaret Odası Sempozyumu, İzmir 1985, s. 141-151; Müba-hat S. Kütükoğlu, "Osmanlı Dış Ticaretinin Ge­lişmesinde İzmir Limanı ve Gümrüklerinin Ro­lü", a.e., s. 99-120; a.mlf., "İzmir Ticaret Odası İstatistiklerine Göre XX. Yüzyıl Başlarında İz­mir Ticareti", Son Yüzyıllarda İzmir ue Batı Anadolu Uluslararası Sempozyumu Tebliğle­ri, İzmir 1994, s. 25-58; a.mlf.. "Osmanlı Bu­harlı Gemi İşletmeleri ve İzmir Körfezi Hami-diye Şirketi", Çağım Yakalayan Osmanlı, İs­tanbul 1995, s. 165-206; a.mlf., "İzmir Rıhtımı İnşaatı ve İşletmesi İmtiyazı", TD, sy. 32 (1979), s. 495-558; a.mlf., "1826 Düzenlemesinden Sonra İzmir İhtİsab Nezâreti", TED, sy. 13 (1987), s. 481-520; a.mlf., "İzmir İhtisab Nezâ­reti Muhasebeleri", a.e. (Münir Aktepe Armağa­nı), sy. 15 (1997), s. 49-144; a.mlf., "İzmir Te­mettü Sayımları ve Yabancı Tebaa", TTK Bel­leten, LXlII/238 (2000], s. 755-773; Ali Akyıldız, İzmir-Aydın Demiryolu (yüksek lisans tezi, 1987], MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü; Bozkurt Ersoy, İzmir Hanları, Ankara 1991; İzmir Reh-ber'ı (İzmir Belediyesi), İzmir 1992; E. Frangakis-Syrett. The Commerce ofSmyrna in the Eigh-teenth Century (1700-1820), Atina 1992; Bilge Umar, "Kordelio -Karşıyaka- ve Smyrna -îzmir-Adlarının Anlamı Üzerine", üç İzmir, İstanbul 1992, s. 40-41; Rauf Beyru. "Ondokuzuncu Yüzyılın İlk Yarısında İzmir'de Kent İçi ve Kent Çevresi Ulaşımı ve Trafik Düzeni", Son Yüz­yıllarda izmir ue Batı Anadolu Uluslar Arası Sempozyumu Tebliğleri, izmir 1994, s. 9-23; Melih Gürsoy, "İzmir Sanayiinin Geçmişi ve Bu­günü", a.e., s. 125-133; İlhan Pınar. Gezginle­rin Gözüyle izmir: XIX. Yüzyıl, İzmir 1994, I; İşın Demİrkent, Türkiye Selçuklu Hükümdarı Suttan I. Kılıç Arslan, Ankara 1996, s. 32; Na-hide Şimşir, İzmir'in Sosyal ue Ekonomik Tari­hi: 1730-1792 (doktora tezi, 1999), ECİ Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 194;Çağatay Uluçay. "Ka-raosmanoğullarına Ait Bazı Vesikalar", TV, H/10 (1942), s. 300-308; M. Münir Aktepe, "Başve­kâlet Arşivindeki Vesikalara Nazaran İzmir İs­yanı (1727-1728)", TTK Bildiriler, V(I956], s. 674-681; a.mlf., "1727-1728 İzmir İsyanına Dair Bazı Vesikalar", TD, VI11/11-12 (1956], s. 71-98; Besim Darkot, "İzmir", İA, V/2, s. 1239-1251;"Kâgıt ve Kâğıtçılık", FA,XXI, 112-116.


Bugünkü İzmir.

İzmir körfezinin varlığı şehrin gelişimini etkilemiş ve İzmir şehri söz konusu körfezin bitim yerini bir hilâl şeklinde kuşatmıştır. Cumhuriyet döne­minin başlarında bu hilâl, körfezin kuze­yinde Karşıyaka'dan başlayıp körfezin gü­neyinde Üçkuyular'da nihayete eriyor ve bu iki nokta arasındaki eğri çizginin uzun­luğu 27 kilometreyi buluyordu. Hilâl bi­çimli yerleşme daha sonraları Karşıyaka batısında Bostanlı semtinin kurulmasıy­la batıya doğru uzantısını genişletti. Yer­leşme bu kesimde Gediz nehrinin eski deltasındaki 149 ba­taklıklar önünde durakladı. Yakın yıllarda bu bataklıklar kurutularak İzmir'in alanı Bostanlı'dan batıya doğru da yeni proje­lerle genişledi.150

Hilâl şekilli yerleşme alanı bazı kesim­lerde ince bir şerit halinde uzanır, bazı kesimlerde ise topografyanın imkân ver­mesiyle genişler. Körfezin kuzeyindeki Karşıyaka, Önceleri dar bir kıyı şeridi üze­rinde yer alırken sonradan çeşitli yönlere doğru yayılmış, kuzeyde Yamanlar dağı­na doğru yaslanmış, körfezin doğu kıyı­sındaki daha çok sanayi özelliği taşıyan Tlıran ve Bayraklı semtleriyle birleşmiş­tir. Şehrin körfez kıyısından içeriye doğ­ru en çok genişlediği yer. Kızılçullu dere­sinin körfezin bitim yerine yaydığı üçgen şekilli delta üzerindedir. Alsancakta ku­zeye doğru ilerleyen Kızılçullu deltasının doğusundaki koy şimdi İzmir'in ticaret limanı ve ona bağlı tesislerle donatılmış­tır. Deltanın batı yarısında, Alsancak ile Konak Meydanı arasında uzanan birbiri­ne paralel birkaç Kordon İzmir'in en can­lı kesimini oluşturur. Konak Meydam'nın güneyinden başlayarak Eşrefpaşa doğrultusunda, Basmahane'den de İkiçeşmelik doğrultusunda yükselen kesimler Kadifekale'nin yamaçlarına kadar çıkar. Konak Meydanı'ndan batıya doğru körfezin güney kıyısı boyunca uza­nan Karantina, Göztepe, Güzelyalı (eski Kokaryalı) gibi semtler de eskiden kıyı bo­yunda ince bir şerit oluştururken son­radan bu kesimin körfeze hâkim sırtları üzerinde Hatay semtinin kurulması İzmir şehrini bu kesimde de genişletmiştir. Ge­nişleme kıyı boyunda da devam etmiş, es­kiden Üçkuyular'da nihayete eren şehir yerleşmesi daha ötedeki Balçova, İnciraltı, Narlıdere gibi ayrı ayrı yerleşmelerin İzmir Büyükşehir Belediyesi sınırlan içi­ne alınmasıyla batıya doğru uzanmıştır.

Bu suretle Cumhuriyet dönemi başların­da 27 km. uzunluğunda olan hilâl biçimli yerleşme yaklaşık 4O kilometreyi bulmuş­tur. Fakat bugünkü İzmir sadece bu hilâl şekilli yer yer genişleyip darlaşan şeritten ibaret değildir.

İzmir körfezinin doğuya doğru uzantısı durumunda olan ovanın kuzey kenarında Manisa dağından inen yolun ovaya çıktığı yerde Bornova, güneyde Kızılçullu vadisi boyunca yer alan semtler, doğuda bir vadi ağzına yerleşmiş Buca ve daha güneyde Şeydi köy-Gaziem ir, eskiden beri önemli ve trenle gidilip gelinen banliyö semtleri iken son dönemlerde çok büyüyüp geli­şen ve aralarındaki boşlukların dolma­sıyla şehirle bütünleşmiş olan yerleşme alanlarıdır. Bu eski şehirden uzak yer­leşmelerin araları çok yerde gecekondu alanlarıyla dolmuştur. Eski banliyö semt­leri şehirle birleşmekle kalmayıp çevrele­rine doğru da genişleyip yayılma eğilimi göstermiştir. Bunlardan Bornova, Anka­ra ve İstanbul yollan istikametinde ge­nişlemiş ve bu arada plansız yerleşmeler olan gecekondular da belli bir eğime ka­dar yamaçları sarmıştır.

İzmir şehrinde çevresel genişlemeler İzmir-Ankara karayolu çevresinde olduğu gibi İzmir-Aydın, İzmir Çeşme. İzmir-Çanakkale karayolu boylarında da görül­mektedir. Bu mekânsal genişlemeye pa­ralel olarak şehrin nüfusunda da önemli gelişmeler görüldü. Cumhuriyetin ilk nü­fus sayımının yapıldığı 1927'de İzmir'in nüfusu 154.000 olarak tesbit edilmiş, bu nüfus önceleri oldukça yavaş bir artışla 1950'de 228.000'e yükselmiş, 1960'ta 361.000'e çıkmış, 1965"te412.000,1970'-te 521.000, 1975'te 675.000'i bulmuş­tur. Artmaya devam eden nüfus 1980'de 750.000'i aşmış. 1985'te 1.5 milyona yaklaşmış (1.490.000), 1990'da 1.757.000 ol­muştur. 1997 nüfus sayımında ise şehrin nüfusu 2.081.556 olarak tesbit edilmiş­tir. 1945'ten Önce İzmir, nüfusu ile İstan­bul'dan sonra ikinci gelirken o tarihte yapılan sayımda ikinciliği Ankara'ya bı­rakmıştır.

İzmir şehri her şeyden önce Anadolu'­nun geniş bir alanının ticaret limanıdır. Yalnız Ege ovalarından gelen ürünler de­ğil İçbatı Anadolu, Göller yöresi ve İç Ana­dolu'nun komşu kesimleri ihraç malları­nı İzmir'e yollar. Bu durum, İzmir'in Tür­kiye ihracatının yaklaşık yarısı kadarını elinde tutan ihracat limanı olarak neden başta geldiğini açıklar. İhracat mallan ge­milere yüklenmeden önce İzmir atölye ve fabrikalarında işlenir. Bu özellik de İz­mir'de dış ticarete bağlı endüstri kurul­masına ve bu endüstrinin gelişmesine imkân vermiştir. İzmir'de endüstrinin ge­lişmesini iş gücü bolluğu ve büyük şehrin tüketim faktörü de kamçılamıştır. Böy­lece İzmir, Türkiye'nin İstanbul'dan sonra ikinci önemli ticaret limanı ve ikinci en­düstri merkezi durumuna yükselmiştir.

19S0'li yıllara kadar Ege kıyılarında bazı iskeleler 151 İzmir'in ihracat faaliyetlerini az da olsa paylaşıyordu. Karayollarının gelişmesi bu iskelelerin öne­mini hemen bütünüyle ortadan kaldır­mış ve ticaret faaliyetleri İzmir'in teke­linde toplanmıştır. İzmir Limanfnın ihra­catı arasında tütün, pamuk, kuru üzüm, incir, palamut, meyankökü, afyon, bakla­giller, tahıl, zeytinyağı, halı, ham maden­ler ilk sırayı alır. İzmir Limanı'nda sürekli bir canlılık bulunmakla beraber yaz so­nunu izleyen birkaç ay içinde bu canlılık en yüksek düzeyine ulaşmaktadır İzmir şehrinin ticaret etkinliğinin artmasında her yıl Kültürpark'ta (kurtuluştan sonraki yangın alanında kurulmuştur) açılan, ya­kın yıllara gelinceye kadar Türkiye'nin tek milletlerarası fuarı olan İzmir Fuan'nm da 152 etkisi büyük olmuştur.

İzmir, Cumhuriyet döneminde uzun yıl­lar boyunca yoksun kaldığı kültürel mer­kez niteliğini de kazandı. Şehirde çeşitli öğretim kurumları ile beraber önce Ege Üniversitesi, ardından Dokuz Eylül Üniver­sitesi kuruldu. İzmir şehriyle ilgili bir baş­ka husus da turistik merkez olma özelli­ğidir. İzmir Ege bölgesinde turistler tara­fından en çok ziyaret edilen merkez du­rumundadır ve bu bakımdan yakın çev­resindeki turistik yerleri görmeye gelen­ler için önemli bir turistik üs meydana getirmektedir.

İzmir şehrinin merkez olduğu İzmir ili batıdan Ege deniziyle sınırlanır. Kuzeyde Balıkesir, doğuda Manisa, güneyde de Ay­dın illerine komşudur. Balçova, Bornova, Buca, Çiğli, Gaziemir, Güzelbahçe, Karşı­yaka, Konak. Narlıdere, Aliağa, Bayındır, Bergama, Beydağ, Çeşme, Dikili, Foça, Karaburun, Kemalpaşa, Kınık. Kiraz, Menderes, Menemen, Ödemiş, Seferi­hisar, Selçuk, Tire, Torbalı ve Urla olmak üzere yirmi yedi ilçeye ayrılmıştır. Diya­net İşleri Başkanlığı'na ait 2000 yılı ista­tistiklerine göre İzmir'de il ve ilçe mer­kezlerinde 752, kasaba ve köylerde 884 olmak üzere toplam 1636 cami bulun­maktadır.



Bibliyografya :

Ulvi Olgaç, Güze! İzmir Ne İdi Ne Oldu, İzmir 1939; Adnan Büğet, Son Yüzyılda İzmir (1849-1949), İzmir 1949; Emin Canpolat. izmir: Kuru­luşundan Bugüne Kadar, İstanbul 1954; Rauf Beyru, İzmir Şehri Üzerine Bir İnceleme: Şehir Nüfustan, Gerçekler ue İstatistikleri, Ankara 1969; a.mlf., "İzmir'de Kapsamlı Bir Planlama Denemesi", 3. Şehircilik Kongresi: 6-8 Kasım 1991, İzmir 1991, s. 79-91; a.mlf., "Geçmişten Günümüze İzmir'de Planlama ve İmar Uygu­lamaları", Ege Mimarlık Dergisi, sy. 3, İzmir 1991, s. 41-47; Ruşen Keleş, İzmir Mahalleleri (Bir Tipleştirme Örneği), Ankara 1972; Mesut Ayan, "Cumhuriyet Döneminde Kentleşmenin İzmir'de Kentsel Dokuya Etkisi", Ege Mimarlık Sempozyumu: Bildiriler, İzmir 1985, s. 132-] 33; Kemal An, "Kurtuluş Savaşı Sonrasında İzmir'e Yönelik Göçler ve Etkileri", Üç İzmir, İzmir 1992, s. 273-282; Melih Gürsoy, Tarihi, Ekonomisi ue İnsanları ile Bizim İzmirimiz, İz­mir 1993; F. Barbaros, İzmir'de Sanayileşme, İzmir 1995; Besim Darkot - Metin Tuncel. Ege Bölgesi Coğrafyası, İstanbul 1995, s. 45-50; Cezmi Sevgi. Kentleşme Sürecinde İzmir oe Ge­cekondular, İzmir 1988; a.mlf.. "Hızlı Kentleş­menin FizikîMekâna Yansımasıyla Ortaya Çı­kan Sorunlar: İzmir Örneği", Göç, Kent ve Ge­cekondu, İstanbul 1998, s. 48-58; Çınar Atay. Osmanlı'dan Cumhuriyete İzmir Planlan, An­kara 1998; Mübeccel Kıray, Örgütleşemeyen Kent: İzmir, İzmir 1998; Arife Karadağ, Kentsel Gelişim Süreci, Çeuresel Etkileri ve Sorunları ile İzmir, İzmir 2000; Mustafa Mutluer, Kentleş­me Sürecinde İzmir'de Toplu Konut Uygula­maları ue Sorunlar, İzmir 2000; Şevket Işık, Bornova-Meu lana Mahallesinin (İzmir) Geli­şim Süreci ue Sosyo-Ekonomik Yapısı, İzmir 2000; Erol Tümertekin, "İzmir'de Sanayi Faa­liyetlerinin Bünyesi ve Dağılışı", Türk Coğraf­ya Dergisi,sy. 22, İstanbul 196], s. 123-131; a.mlf. - Cevat Korkut. "İzmir Şehrinde Nüfus Dağılışı", istanbul üniversitesi Coğrafya Ens­titüsü Dergisi, sy. 14, İstanbul 1964, s. 45-62; Cevat Korkut, "İzmir Şehrinin Coğrafî Özellik­leri (Geographic Features of the City of İzmir, WesternTurkey)", Türk Coğrafya Dergisi, sy. 26 (1975|, s. 87 vd.; NecdetSözer, "İzmir: Ege'nin Metropolü", Ege Coğrafya Dergisi, sy. 4, İzmir 1988, s. 1-18; Çınar Atay. "Metropolleşmeye Doğru İzmir", Ege Mimarlık Dergisi, sy. 2 (1991), s. 43-45; AsafKoçman. "İzmir'in Kent­sel Gelişimi", Coğrafya Araştırmaları, sy. 3, An­kara 1991, s. 101-122; Mümtaz Peker, "İzmir Nüfusunun Gelişimi", Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi, 1/3, İzmir 1993, s. 273-281; Tülay Baran, " 1923-1938 Yılları Arasında İzmir'in İman", a.e., s. 283-294; Hanife Kuru. "İkinci Dünya Savaşı Yıllarında İzmir'in Sos­yo-Ekonomik Durumu", a.e., s. 295-308; Fü­sun Baykal, "Işıkkent-Pınarbaşı Sanayi Bölge­si (İzmir)", Ege Coğrafya Dergisi, sy. 3 (1995), s. 101-128.



Mimari.

Milâttan önce 3000'Ii yıl­larda ilk yerleşmenin olduğu kabul edilen İzmir şehri tarih boyunca depremler ve yangınlar yüzünden sık sık harap olmuş ve yenilenmiştir. Büyük bir kısmı XIX. yüzyıl ve sonrasına ait eski doku üzerinde Türk döneminden XVII. yüzyıl ve son­rasına tarihlenen eserleri görmek müm­kündür.

Savunma Amaçlı Yapılar. Şehrin Savunmasının en önemli yapıları şehre giriş sırasına göre Sancak Kale (Yeni Kale), Li­man Kalesi ve Kadifekale'dir. Kalelerden en erken tarihli olan ve İskender'in halef­lerinden Lysimakhos tarafından yaptı­rıldığı söylenen Kadifekale (Yukarı Kale) şehrin güneyindeki Kadife (Pagus) dağı­nın üzerinde kurulmuştur. Liman Kalesi 153 1231-1235 yılları arasında iç limanın ağzında yaptırılmıştır. Aziz Petrus ve Aşağı Kale olarak tanınırken daha sonra Hisar Kale­si olarak da anılmaya başlandı. Bu yapı Fâtih Sultan Mehmed döneminde tamir ettirilmiş, ancak 1969-1870'te yıktırıl­mıştır. En son yaptırılan ve günümüzde de ayakta olan Sancak Kale ise Sancak-burnu'ndadır. 1066 (1656) yılında inşa et­tirilen kale 1099 (1688) depreminde yıkıl­mış ve yeniden yapılarak 11O2'de(1691) tekrar kullanılmaya başlanmıştır. 1829'-daonarılıp 1890-1891 yıllarında da esas­lı bir şekilde elden geçirilmiştir.

Cami ve Mescidler. İzmir'deki en erken tarihli cami, XIV. yüzyıl başlarına ait Ka-difekale'deki Yukarı Kale Camii olup gü­nümüze kadar gelmemiştir. Kaynaklar­dan şehirde XVI. yüzyıl sonlarında iki - üç, 1063'lerde (1653) on beş, 1111 "de (1699-1700) on yedi. 1701 'de on dokuz, 1831 de yirmi dört cami, 1878'de yirmi üç ca­mi, kırk bir rnescid. 1908'de elli üç cami, elli bir mescid bulunduğu anlaşılmakta­dır. İzmir'in uğradığı çok sayıda deprem ve yangın felâketi bu yapılardan bazıları­nı tamamen ortadan kaldırmış, bazıları da onarımlar geçirerek değişikliğe uğra­mıştır.

Şehirdeki tek kubbeli kare ibadet me­kânı ile kuzeydeki son cemaat yerinden ve bir minareden oluşan geleneksel cami şemasını sürdüren örnekler şunlardır: XV. yüzyıla ait veya daha erken tarihli ola­bileceği belirtilen Pazaryeri'ndeki Han Bey (Pazaryeri) Camii; XVII. yüzyılda Tayyibe Hatun tarafından yaptırılan, 1737'de ve XIX. yüzyılda onarılarak çeşitli mekânlar eklenen Anafartalar caddesindeki Hatu-niye Camii; 1652'de Hacı Hüseyin Aga'nin yaptırdığı, 1774-1775, 1892-1893, 1893-1894 yıllarında onarım gördüğü anlaşılan, dükkân ve depoların bulunduğu bir alt yapının oluşturduğu alan üzerine otur­tulmuş, Anafartalar caddesi üzerinde­ki Başdurak(Hacı Hüseyin) Camii; 1082 (1671) tarihli vakfiyesine göre Yûsuf Ça-vuşzâde Ahmed Ağa tarafından inşa et­tirilen, 1812ve 1902 yıllarında onarılan Kemeraltı'ndaki Kemeraltı 154 Camii; yine Kemeraltı'n­daki, 1893 tarihli vakfiyeye göreSâlepçi-zâde Ahmed Ağa'nın yaptırdığı, mektep, medrese ve dershanenin bulunduğu bir altyapının üzerindeki Sâlepçioğlu Camii; 1083 (1672-73) yılında Ali Ağa tarafın­dan yaptırılan, 1896-1897 ve 1958 yılla­rında onarılan Ali Ağa mahallesindeki AH Ağa Camii: 1737 tarihli vakfiyesinden Alanyalı Hacı Veli Ağa tarafından inşa et­tirildiği anlaşılan, Anafartalar caddesin­deki Hacı Veli Ağa (Mumyakmaz| Camii; 1889-1890 tarihli, Topaltı semtindeki Bâ-lâdur Hacı Bey (Topaltı) Camii; 1892-1893 tarihli âyet kitâbeli, Güzelyali'dakî Ma'mû-retülhamidiye Güzelyalı, Reşadiye Ca­mii; 1900-1901 yılında tamamlanan Mit-hatpaşa caddesindeki Hamidiye Karan­tina, Küçükyalı Camii; 1897'de Eşref Pa-şa'nın yaptırdığı Eşrefpaşa caddesinde­ki Eşref Paşa Camii. XVIII. yüzyıl başında Piyâlezâde Hacı Mehmed Ağa tarafından yaptırılan ve 1882-1883'te tamir edilen Dibektaşı'ndaki Piyaleoğlu Camii ise bu yapılardan farklı olarak üzeri oval bir kub­beyle örtülmüş, enine dikdörtgen planlı bir harime sahiptir.

Âbidevî camilerin büyük çoğunluğu merkezî sistemde yapılmıştır. Kesin inşa tarihi bilinmemekle birlikte şehrin âbi­devî ilkyapısı kabul edilen Hisar (Yâkub Bey) Camii 1813, 1870, 1881, 1890 ve 1927 yıllarında onarılmıştır. Merkezî ku­ruluştaki harimle kuzeyindeki yedi kub­beli son cemaat yeri ve minareden olu­şur. Harimde mihrap önündeki büyük kubbeli kare hacim üç yönden daha kü­çük kubbeli hacimlerle kuşatılmıştır.

XVII. yüzyılın ilk yansında ayakta oldu­ğu bilinen, 1815 ve 1883'te tamir edilen Anafartalar caddesindeki Şadırvanaltı (Niflizâde, Bıyıklıoğlu) Camii'nin şadırva­nının üzerindeki kütüphane 1834-1835 tarihlidir. Çeşitli dükkânların bulunduğu büyük çarşı kompleksinden oluşan altya­pı üzerine oturtulmuş cami, merkezî ku­ruluştaki harimle harimin kuzey ve batı­sında uzanan" L" biçimli son cemaat yeri ve kuzey cephesine bitişik minareden olu­şur. Harimde mihrap önündeki merkezî kubbeli hacim köşeleri kubbelerle, araları ise çapraz tonozlarla örtülmüş "U" biçi­minde hacimlerle iki kat olarak üç yönden kuşatılmıştır. Şadırvanın üstündeki kü­tüphane son cemaat yerinin batı kanadı­na koridorla bağlanmaktadır.155

Kestanepazarı mevkiindeki Kestanepazan Camii. Evliya Çelebi'ye göre 1078'de (1667-68} Ahmed Ağa tarafından yaptırılmıştır. Bazı kaynaklar ise Ahmed Ağa'nın camiyi onartmış olabileceğini belirtir. XIX. yüz­yıl başlarında ve 1965'te tamir edilen ya­pıda halen onarım çalışmaları sürdürül­mektedir. Çok sayıda dükkân ve deponun yer aldığı bir alt yapı üzerine oturtulmuş geniş avlulu cami, merkezî kuruluşlu ha­rimle üç kubbeli son cemaat yeri ve mi­nareden oluşur. Haç pianlı harimde orta­daki merkezî kubbe köşelerde daha kü­çük boyutlarda tekrarlanır. Haç kolları be­şik tonozlarla örtülüdür.156

Bostanı Mahmud Efendi tarafından 1118 (1706) yılından önce yaptırılmış olduğu düşünülen Basmahane'deki Çorakkapı 157 Camii'nin enine dikdörtgen planlı harimin-de mihrap önü mekânı büyük bir kubbe, yanlar ise daha küçük üçer kubbeyle ör­tülmüştür. Kemeraltı'nda 1129'da (1717) faal olduğu bilinen ve banisi Hacı Musta­fa Efendi olduğu halde 1193'te(1779) vefat edip bu caminin hazîresine gömü­len Hacı Mahmud Efendi'den dolayı Hacı Mahmud Camii olarak tanınan yapı enine dikdörtgen planlı olup mihrap önü büyük ahşap kubbeyle, yanlar ise düz tavanla örtülmüştür.

Daha küçük boyutlu ve üst örtüsünde ahşap kullanılmış bir grup yapı da mer­kezî sistemde yapılmış camilerle benzer­lik göstermektedir. Biçim olarak benze­yen bu yapıların teknik açıdan merkezî kuruluşlu camilerle herhangi bir bağlan­tısı yoktur. Bu gruba ait, İkiçeşmelik cad­desindeki 1895-1896 yıllarında Pîrinçzâ-de Hacı Hafız Süleyman Efendi'nin yeni­den yaptırdığı İkiçeşmelik Camii'nde ka­re planlı harimin merkezi ahşap kubbeyle, etrafı ise düz ahşap tavanla örtülmüş­tür. Bu yapının alt katını oluşturan Sü­leyman Efendi Mektebi bugün kahveha­ne olarak kullanılmaktadır. XVIII. yüzyılın başına tarihlenen Damlacıktaki Damlacık (Kılcı Mescidi) Camii'nde ise kare planlı harimin merkezi ahşap kubbe ile. kubbe ile harim duvarları arasında kalan kesimler ahşaptan yarım tonozlarla örtül­müştür.

İzmir'de farklı plana sahip camilere de rastlanmaktadır. 1865'ten önce Yapıcızâ-de Mehmed Ağa'nın inşa ettirdiği, 1955'-te bugünkü görünümünü alan caminin adını taşıyan semtteki Yapıcıoğlu Camii'­nin derinlemesine dikdörtgen planlı harimi merkezî kubbeyle örtülmüştür. Bu bölümün güneyinde iki yanda birer kubbe, ortada düz tavanla örtülen üç bölüm­lü bir hacim, kuzeyinde ise düz tavanla ör­tülmüş tek bir hacim uzanır. XVIII. yüzyıl­da Mehmed Paşa'nın kızı Ayşe Hanım'ın yaptırdığı, XX. yüzyılda iki defa onarılan Konak Meydanı'ndaki Yalı (Konak) Camii, tek kubbeyle örtülmüş sekizgen planlı harimiyle farklı bir örnektir. XX. yüzyıla ait Bostanlı Camii ve Alaybey Camii'nde de benzer plan şeması uygulanmıştır.

Şehirde bu yapıların dışında daha bir­çok cami bulunmaktadır. Bunların büyük çoğunluğu düz ahşap tavanla örtülmüş, kare ya da enine veya derinlemesine yö­nelen dikdörtgen planlıdır. Bazılarında son cemaat yeri yoktur. 1082'den (1671) önce Hacı Abdülfettah'ın yaptırdığı, 1843, 1861, 1934 ve 19S7 yıllarında onarılan Tilkilikteki Abdülfettah (Fettah) Camii; muhtemelen I. veya II. Selim tarafından inşa ettirilen, 1170'lerde (1757) Müftü Hacı Ahmed Said Efendi tarafından ona­rılan Namazgahtaki Kurşunlu Cami; tah­minen 1753'te Odunkapilızâde Hacı Meh­med Ağa'nın inşa ettirdiği İkiçeşmelik1-teki Odunkapı Camii; 1890-1891'de ve 1951'de onarılan Etiler'deki Abdullah Efendi Camii; yanan Hacı Mehmed Ağa Camii'nin yerine 1863-1864'te yeniden inşa edilen ve 1889'da onarılan İkiçeşme-likteki Hacı Mehmed Camii: 1874'te Hacı Mustafa Efendi tarafından tamir ettiri­len yine aynı yerdeki fevkanî Natırzâde Camii; 1888-1889'da Hacı Ömer Lutfi Bey'in yaptırdığı. 1958'de onarılan İkiçeşmelik'teki Dolaplıkuyu Camii; 1891 -1892'-de Nûr Kamer Hanım'ın inşa ettirdiği Ha-lilrifatpaşa caddesindeki Kameriye Camii; 1899-1900'de Hacı Ethem Ağa tarafın­dan yaptırılan Yeşiltepe'deki Hacı Ethem Camii gibi yapılar bu gruptaki camilerin belli başlı örneklerindendir. İnşa tarihi ve banisi bilinmeyen Bornova'daki Büyük Ca­mi mihrap önü kubbeli enine dört sahınli harim, beş kubbeli son cemaat yeri ve minareden oluşur.

İzmir'deki camiler genellikle yoğun süs­lemelere sahiptir. İç mekânları geç dö­nem alçı işçiliğinin tipik örnekleriyle be­zenmiştir. Mihraplarından sarkan ve ger­çek kadifeden yapılmış izlenimi veren al­çıdan perde motifleri karakteristik süs­leme öğeleridir. Çoğu yapıda yer alan ka­lem işi süslemelerden Şadırvanaltı Ca­mii'nin hariminde ve alttaki geçit tono­zunda bulunanlar manzara resimleriyle dikkati çeker. 1964 onarımından Önce. cephelerinin tamamen çinilerle kaplı ol­duğu bilinen Yalı Camii'nde pencere çev­releri ve alınlıkları XIX. yüzyılın kaliteli Kütahya çinileriyle kaplanmıştır.

Tekke ve Zaviyeler. Kaynaklar XIV. yüz­yıldan itibaren İzmir'de birçok tekke ve zaviyenin varlığından söz etmektedir. Şeydi Mükeremeddin, Yûsuf Dede, Ahî Çuga, Han Bey Zaviyesi gibi adı bilinen ya­pılar günümüze ulaşmamıştır.

Türbe ve Hazîreler. İzmir'in merkezin­de ayakta kalmış olan önemli bir türbe yoktur. Bornova'daki Büyük Cami'nin av­lusunda XIV-XV. yüzyıllara tarihlenen se­kizgen prizmatik gövdeli bir türbe mev­cuttur. Kubbe ile örtülen yapı cepheden dışa doğru çıkıntı oluşturan bir giriş me­kânına sahiptir. Şehirde Ali Ağa, Esnaf Şeyh, Çorakkapi. Odunkapı, Hacı Osman Paşa, Hacı Halil Efendi, Hacı Mahmud ve Damlacık gibi camilerin avlularında bulu­nan hazîrelerde genellikle caminin bâni-siyle ailesine ait mezarlar bulunur.

Medreseler. Şehirde varlığı bilinen çok sayıda medreseden hemen hiçbiri günü­müze intikal etmemiştir. Bunlar arasında Çorakkapı. Abdülfettah, Kurşunlu, Odun­kapı, Hatuniye, Faik Paşa, Saçmacızâde, Merdivenli, Balyanbolulu ve Üsküdarlı medreseleri sayılabilir.

Hanlar. Osmanlı Devleti'nin önemli ti­caret merkezlerinden biri olan İzmir'de inşa ettirilen şehir içi hanlarından sade­ce on sekiz yapı kısmen ya da tamamen zamanımıza ulaşabilmiştir. Bunların bü­yük çoğunluğu avlulu hanlardır. Kemeraltı'nda bulunan hanların en önemlisi Kızlar Ağası Hanfdır. Temelden itibaren yeniden inşa edilerek 1993'te tamamla­nan yapı 1157'de (1744) Kızlar Ağası Hacı Beşir Ağa tarafından yaptırılmıştır. Kuzey cephesinde Bakır Bedesteni, güney cep­hesinde dükkânlar yer alır. Avlunun orta­sında ilk inşasında mescid olduğu düşü­nülen iki katlı yapı son onarımda ortadan kaldırılmıştır. Alt katta avluyu dört yan­dan çevreleyen mekânlardan kuzey, gü­ney ve doğu kanatlarında bulunan oda­lar " U" biçimli arastayla kuşatılmıştır. Üst katta avluyu batı kanatta revak, doğu, kuzey ve güney kanatta ise odalar çevre­ler. Odaların arkasında bulunan"U" biçi­minde koridor batı kanattaki revakla bir­leşir. Bu koridor ve revak ikinci bir oda sı­rasıyla kuşatılmıştır. Üst örtü sistemin­de, alt katta ve üst kattaki koridorlarda beşik tonoz, üst kat odalarında aynalı tonoz kullanılmıştır.

XVIII. yüzyılın son çeyreğine tarihlenen Mirkelâmoğlu Hanı yapılan onarımlarla değişikliklere uğramıştır. Avlulu, iki katlı olan yapı arazinin durumuna göre şekil­lenmiş asimetrik plana sahiptir. Kuzey ve batı cephelerinde alt katta dükkânlar yer alır. Avlunun etrafı, üçü sonradan düz ör­tüye dönüştürülen beşik tonozlu dükkân­larla çevrelenmiştir. Üst katta bulunan manastır tonozuyla örtülü yirmi bir oda­dan on sekizi beşik tonozlu revaklarla, diğer üçü ise batı kanattaki çapraz tono­zuyla eyvana açılır.

Mirkelâmoğlu Hanı'nın doğu cephesine bitişik olarak inşa edilen Büyük Karaosmanoğlu Hanı, yaklaşık 1810'da Karaos-manoğlu Hacı Hüseyin Ağa tarafından yaptırılmıştır. Arsanın durumuna göre şekillenmiş avlulu, iki katlı yapının kuzey tarafı yıkılmış, avlu cepheleri tadilâtla de­ğişime uğramıştır." U" biçimli olan avlu günümüzde beşik veya manastır tono­zuyla örtülü dükkânlarla çevrelenmiştir. İkinci katta manastır tonozlu mekânlar beşik tonozlu revaklara açılır. XVII veya XVIII. yüzyıllara tarihlenen Selvili Han'ın büyük bölümü yıkılmıştır. Avlulu, iki katlı yapının örtü sisteminde kubbe kullanıl­mıştır. XVII. yüzyılın sonu ile XVIII. yüz­yılın sonları arasına tarihlenen Küçük Demir Hanı ve bugün ayakta olmayan. 1675-1677 tarihli Büyük Vezir Hanı üst örtü sisteminde kubbe kullanılmış avlulu, iki katlı hanların diğer örnekleridir. XVII. yüzyılın üçüncü çeyreğine tarihlenen Fazlioğlu Hanı, XVIII. yüzyıl başlarına tarihle­nen Abacıoğlu Hanı, XVIII. yüzyıla tarih­lenen Yeni Han. XIX. yüzyılın ikinci yarısı­na tarihlenen Kadioğlu Hanı, XIX. yüzyıla tarihlenen Manisalıoğlu Hanı kısmen ayakta kalabilmiş iki katlı ve avlulu han­lardır. 1082 (1671) yılından önce yaptırı­lan ve avlulu hanlar arasında tek katlı in­şa edilmiş tek örnek olan Sulu Han orijinal durumunu kaybetmiştir.

XVIII. yüzyılda inşa edilip XIX. yüzyılda onarılan Girit Hanı, XIX. yüzyılın ikinci ya­nsına tarihlenen Arap Hanı ve bugün ta­mamen ortadan kalkmış olan, XVIII. yüz­yılın ilk yansına tarihlenen Piyâleoğlu Hanı gibi yapılarsa kısmen iki katlı ve tek katlı inşa edilmiş avlulu hanlardır. XVIII, yüz­yılın sonu ile XIX. yüzyılın başlarına tarih­lenen Esir Hanı, 1802 tarihli Abdurrah-man Hanı, 1805-1806 tarihli Çakaloğlu Hanı. XIX. yüzyılın başına tarihlenen Mû-sevit Hanı, XIX. yüzyılın ikinci yarısına ta­rihlenen Cambaz Hanı gibi yapılar, orta­da bulunan bir koridorla bu koridorun iki yanına dizilmiş mekânlardan oluşan dü-zenleriyle arasta benzeri plana sahip han­lar grubunun örnekleridir.

Hamamlar. Bugün İzmir'de on beş ha­mam yapısı bilinmekte olup bunların bü­yük çoğunluğunun kesin inşa tarihi belli değildir. XVI. yüzyıldan XIX. yüzyıla uzanan bir zaman dilimi içinde inşa edildik­leri anlaşılan yapılar daha sonraki dönem­lerde çeşitli onarımlar görmüş ve değişik­liklere uğramıştır. Hatta bazılarının işlevi değişmiştir. Karataş'taki Karantina Ha-mamı'nm planında çeşitli değişiklikler ya­pılmıştır. Yapıda soyunmalıkla ılıklık dikdörtgen planlıdır. Sıcaklık ise pandantifli bir kubbeyle örtülü olup iki halvetlidir ve doğusunda aynalı tonozlu bir eyvan bu­lunmaktadır. Kemeraltı'ndaki İstanköy Hamamı'nda ahşap düz tavanlı kare plan­lı soyunmalık doğuya ve batıya doğru ge­nişletilmiştir. Yanlar birer manastır tono­zuyla, ortadaki kubbeyle Örtülmüş üç bölümden oluşan ılıklığın batısında hela ile tıraşlık bulunmaktadır. Ilıklığın kuzeyin­de, ortası dört destek üzerine oturtulmuş bir kubbe ile örtülmüş ve etrafı yanlarda manastır tonozlarıyla, köşelerde ise kü­çük kubbelerle kapatılmış mekânlarla çevrelenmiş kare planlı sıcaklık yer alır. Anafartalar caddesindeki Lüks Hamam (Kadı Hamamı) çifte hamamdır. Ortası kubbeli, enine sıcaklıklı ve çifte halvetli olan yapının kadınlar ve erkekler kısmın­da aynı plan uygulanmıştır. Soyunmalık-lar kubbe ile, ılıklıklar ise tonozlarla ör­tülmüştür. Benzer plan şemasına sahip diğer bir çifte hamam da Agora yakının­daki Namazgah Hamamfdır. Anafartalar caddesindeki Basmalıane Hamamı kare planlı kubbeli soyunmalık, ortası kubbe­li, yanlan aynalı tonozlu üç bölümlü ılıklık ve kare planlı kubbeli sıcaklık bölümle­rinden oluşur. İkiçeşmelik'teki Çukur Ha­mam, ahşap kubbeli soyunmalıkla kare planlı ve çapraz tonozlu ılıklık ve dikdört­gen planlı manastır tonozlu sıcaklık me­kânlarına sahiptir.

Karşiyaka'daki Ali Bey Hamamı arazinin durumuna göre biçimlendiği için kade­melerle daralmaktadır. Bir yamuk dört­gen şeklinde olan soyunmalığı XX. yüzyıl­da yenilenmiştir. İki bölümlü ılıklık kub­be ile örtülü olup batısına basık tonozlu hela ve tıraşlık mekânı yerleştirilmiştir. Ilıklığın doğusunda kubbeli ve kare planlı sıcaklık vardır. Sıcaklığın güneyinde kub­belerle örtülmüş iki bölümlü bir halvet bulunur. İkiçeşmelikteki Yeni Şark (Saçmacı ) Hamamı da çeşitli değişiklikler ge­çirmiştir. Soyunmalık bölümü iki katlı olan yapının alt katında dükkânlar vardır. Soyunmalık, etrafı düz tavanla çevrelenen ve dört ahşap destekle taşınan sekizgen fenerli oval kubbeyle örtülmüştür. Ilıklık bugün biri kubbe ile, diğeri aynalı tonoz­la örtülmüş iki bölümden oluşur. Sıcaklık ise Kubbeli ve kare planlıdır. Karataş'taki Hoşgör Hamamı'nın kubbeli, kare planlı soyunmalığı, kubbemsi tonozla örtülü dikdörtgen planlı ılıklığı, önünde kubbeli kare planlı sıcaklığı bulunur. Anafartalar caddesindeki Tevfik Paşa Hamamı'nın bodrum katı üzerinde yükselen üstü ah­şap örtülü, kare planlı soyunmalığın mer­kezinde bir fener yer alır. Bugün yarısı or­tadan kalkmış aynalı tonozlu ılıklığın ya­nında yamuk planlı bir mekân vardır. Sı­caklık kubbeli, kare planlı olup iki halvet hücresine sahiptir. Bunların dışında Bas-mahane'deki Kıllıoğlu Hacı İbrahim Vakfı Hamamı kömür deposu. Kemeraltı'ndaki Yeşildirek Hamamı çarşı, Sâlepçioğlu Aile Hamamı matbaa olarak kullanılmakta­dır. Kestelli caddesindeki Çivici Hamamı özel mülkiyette olup kapalıdır. 442. sokakta dispanserin yıkılmasıyla sadece ce­hennemlik ve külhanı belirlenen bir ha­mama rastlanmıştır.

Çeşme ve Sebiller. İzmir'de inşa etti­rilmiş çok sayıdaki çeşme ve sebilden bir kısmı günümüze ulaşabilmiştir. Bu­gün ayakta olan çeşme ve sebillerin en önemlileri arasında Mirkelâmoğlu Hanı Çeşmesi 158 Sinanzâde Sebili 159 Gaffarzâde Çeşmesi ve Sebili 160 Dönertaş Çeş­mesi ve Sebili ile (1814) Sâlepçioğlu Çeşmesi 161 sayılabilir.

Meskenler. İzmir'de üç farklı mesken tipi tesbit edilebilmektedir. Bunlardan birincisi Osmanlı ev geleneğini yaşatan örneklerdir. Şehirde az sayıda bulunan bu konutlar iki katlıdır. Hizmet mekânla­rının yer aldığı dışa kapalı zemin kat taş­tan inşa edilmiştir. İkinci kat ise ahşap karkas tekniğinde yapılmıştır. Bu kata açılan pencereler ve eliböğründelerle desteklenmiş çıkmalar cepheyi hareket­lendiren unsurlardır. İkinci tip azınlıkların geliştirdiği, genellikle Sakız tipi ev olarak adlandırılan konutlardır. Plan ve cephe düzenlemesi birbirine çok benzeyen bu evler bir bodrum kat üzerine tek veya çift katlı yapılmıştır. Cephelerde bir girinti içine yerleştirilmiş ana giriş kapıları, iki katlıların üst katında dökme demirden dekoratif konsollarla desteklenen ahşap cumbalar karakteristik özellikleridir. Şe­hirdeki üçüncü tip konutlar Levanten köşkleridir. Yüksek duvarlarla çevrelen­miş geniş bahçeler içindeki Levanten köşkleri için ortak bir üslûptan söz edile­mez. Her biri farklı tarzda yapılmış âbi­devî binalardır.

Diğer Yapılar. İzmir'de XIX ve XX. yüz­yıllarda inşa edilen yeni yapı türlerinin belli başlı örnekleri arasında bugün ayak­ta olmayan ve Sarıkişla diye tanınan, 1827'de tamamlanan Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye Kışlası, 184O'lı yıllardan kalan Karantina, 1858'de inşasına başla­nan Alsancak ile Basmahane garları, günümüzde ayakta olmayan 1886 tarihli İzmir İdâdîsi, aynı yıllarda inşa edilen Karataş'taki Mekteb-i Sultânı, Gurebâ-i Müslimîn Hastahanesi, yıkılan tiyatro bi­naları, XX. yüzyılın başında yapılmış olan Anafartalar ve Basmahane karakolları, 1901 'de tamamlanan Saat Kulesi. 1907 tarihli Asansör gibi binalar sayılabilir. Es­ki Türk Ocağı (1925), Millî Sinema (Elhamra) ve Osmanlı Bankası (1926), Borsa Sa­rayı (1926-1928), Ziraat Bankası (1930), Vakıflar Bankası (1930-1932), Millî Kütüp­hane (1933) gibi yapılar Cumhuriyet dö­neminin millî üslûpta inşa edilmiş önemli binaları arasında yer alır.

Bibliyografya :

Rüçhan Ank, Bazı Örnekleriyle Anadolu'da "Barok Denen" Camiler (doçentlik tezi, 1971), AÜ DTCF; Tuncer Baykara, İzmir Şehri oe Tarİ-hl, İzmir 1974; Çınar Atay, Tarih İçinde İzmir, İzmir 1978; a.mlf., İzmir'in İzmir'i, İzmir 1993; Jnci Aslanoğlu, Erken Cumhuriyet Dönemi Mi­marisi, Ankara 1980; Necmi Ülker. "İzmir San-cakkalesi ve Şehitliği", Askeri Tarih Semine­ri: Bildiriler II, Ankara 1983, s. 263-284; a.mlf., "İzmir Sarıkışlasının Yapım Çalışmaları", TTK Bildiriler, X (1994), V, 2439-2446; Metin Sözen, Cumhuriyet Dönemi Türk Mimarlığı (1923-79S3,), Ankara 1984; Feyyaz Erpi. Buca'da Ko­nul Mimarisi (1838-1934), Ankara 1987; Se­rap Yılmaz,'"]. D. Barbie du Bocage'in İzmir -Şehir ve Çevresi- Planı Üzerinde Bir Çalışma", V. Milletlerarası Türkiye Sosyal ue İktisat Tari­hi Kongresi: Tebliğler, Ankara 1990, s. 765-785; Bozkurt Ersoy, izmir Hanları, Ankara 1991; İnci Kuyulu. Kara Osman-Oğlu Ailesine Ait Mimari Eserler, Ankara 1992; a.mlf.. "XIX. Yüz­yıl Osmanlı Mimarisinin Gelişimine Genel Bir Bakış", Tanzimat'ın 150. Yıldönümü Sempoz­yumu Bildirileri, İzmir 1992, s. 47-62; Üç iz­mir, İstanbul 1992, tür.yer.; Son Yüzyıllarda İz­mir oe Batı Anadolu Uluslararası Sempozyu­mu TeNig/erı (haz. Tuncer Baykara), İzmir 1994; Münir Aktepe. "İzmir'e Aid Bazı Kitabeler ve Notlar, 7D,XIV/19( 1964), s. 57-80; a.mlf.. "İz­mir Şehri Osmanlı Devri Medreseleri Hakkında Ön Bilgi", a.e.,sy. 26 (1972), s. 97-118; a.mlf., "Osmanlı Devri İzmir Camileri Hakkında Ön Bilgi", TED,sy. 3 (1973). s. 177-212; a.mlf.. "Osmanlı Devri İzmir Camileri Hakkında Ön Bİlgİ U", a.e., sy. 4-5 (1971), s. 91-152; a.mlf., "İzmir Suları Çeşme ve Sebilleri ile Şadırvanla­rı Hakkında Bir Araştırma", TD, sy. 30 (1976), s. 135-200; İlhami Bilgin, "Bornava'nm Yayınlan­mamış Dört Anıtı", Mimarlık Tarihi oe Resto­rasyon Enstitüsü Bülteni, sy. 11-12, İstanbul 1980, s. 46-50; Eti Akyüz. "İzmir Evleri", Atlas (İzmir özel sayısı). İstanbul Haziran 1996, s. 34-42; J. H. Mordtmann. "izmir", E/(ing.),II, 568.





Dostları ilə paylaş:
1   ...   6   7   8   9   10   11   12   13   ...   39


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə