İyi anılar- suat Yaşa 1983-2002



Yüklə 16.4 Kb.
tarix07.08.2018
ölçüsü16.4 Kb.


KENDİ KENDİNE PSİKOTERAPİ

Çevremize uzun süredir tanıdığımız ve karşılıklı iyi anılara sahip olduğumuz kişileri gördüğümüzde yaşamımızın olumlu ve anlamlı geçtiği duygusunu tadarız. Her insan değişik zamanlarda kendisine yaşam nedir?, ben kimim sorusunu sormuş ve yanıt bulmaya çalışmıştır. Elde ettiğimiz sonuç ; -Doğum-Yaşam-Ölüm gerçeğinden ibarettir. Asıl olan birey olarak kendi varoluşumuzdur. Daha da önemlisi kendi kendimizi nasıl var ettiğimizdir. Varoluş için verdiğimiz mücadeleyi nasıl yaptığımızdır. Bir örnek vermek gerekirse; Herkes bir türlü para kazanmaktadır. Asıl olan parayı nasıl kazandığımızdır.

Doğuştan gelen özelliklerimiz, çocukluğumuzdan bu yana aldığımız eğitim, öğretim ve yetişmemiz, yaşam koşullarından kaynaklanan zorlayıcı etkenlerle günlük yaşantımızda zaman zaman ruhsal sıkıntılar yaşarız. Belirgin bir hastalık yoksa bu sıkıntılarımızın büyük çoğunluğu evrenseldir ve herkes tarafından yaşanmaktadır. Belki yaşamın bir amacı da evrensel olan bu sıkıntılarımızla baş edip, düzlüğe çıkabilmektir. Bu yazıda hemen her türlü ruhsal sıkıntılarımızla kendi kendimize baş edebilmemize yardımcı olacak hususlar özetlenmeye çalışılmıştır. Bu yazıdaki konular S. McMahon’un (1997) “Terapistim Yanımda” isimli kitabı temel alınarak hazırlanmıştır. Aşağıda bahsedilen hususlar yazarın hastaları ile yaptığı psikoterapi seanslarından elde ettiği deneyimleri ve benim de 14 yıllık psikiyatri uzmanı olarak görüşlerimi içermektedir. Kanımca hiç kimse başkasının nasihati ile kendi davranışlarını değiştiremez. Yapabileceğimiz başkalarından bilgi alarak bu bilgiler ışığında kendimizi yeniden değerlendirmektir. Kısaca özetlemeye çalışacağım bu bilgilerin bir kısmını ya da tamamını kendinizi değerlendirmek ve kişiliğinizde sorunlu bulduğunuz alanları değiştirebilmek için kullanabilirsiniz.
1. Yaşam adil değildir : Yaşamın adil olmadığını kabul etmeliyiz. Doğuştan diğer insanlarla eşit olmayan koşullarda dünyaya geliyoruz. Anne ve babamızın çocukluğumuzdan itibaren bize karşı tutumları, yetişme koşullarımız, eğitim-öğretim sürecimiz başka hiçbir insanla bire bir aynı değildir. Yaşamın adil olması gerektiğini düşünmek bizi gerçekten uzaklaştıracaktır. Benim koşullarım bunlardan ibarettir demeliyiz.

2. Kusursuz Değiliz : Yetiştirilmemiz gereği hep kusursuz olmayı hedefleriz. Ancak kusursuz olmak daima bir düştür, hiçbir zaman da gerçekleşmeyecek gibidir. Asla kusursuz olmadığımızı kabul etmeliyiz. Bu kabulleniş kendi kusurlarımızı da kabul etmektir. Önce kendimizi sonra da başkalarını affetmeyi öğrenmeliyiz. Kusursuzluk denizinde boğuşmanın bir anlamı yoktur.

3. Kişilik acı ve kayıpla gelişir: Doğduğumuz günden itibaren yaşamımız acı ve kayıplarla doludur. Sıklıkla acıları yaşamamayı ve görmezden gelmeyi tercih ederiz. Bilinmelidir ki her acı ve kayıp kişiliğimizin gelişmesine katkıda bulunan öğelerdir. Asıl olan acı ve kayıp karşısında kendimize zarar vermeden mücadele edebilmektir. Acı çekmek zaaf değil insan olmanın bir parçasıdır. Kusursuz olma arzusunu bırakın.

Acı yaşanmalıdır, acıyı yaşamak reddetmek veya bastırmaktan daha iyidir.Acı ancak yaşanarak azaltılır.

Acı büyük bir öğretmendir.

4. Yaşamı ve Kendimizi keşfetmeliyiz: Burada asıl olan yaşamı ve kendimizi keşfetmek ve olduğu gibi kabul etmektir. Neden sorusu anlamsızdır. Hayatın adil olmadığını kabul etmek gerçekçi ve anlayışlı davranış biçimleri yaratacaktır. “Ben kimim?” Bu soruyu her anlamda sormalıyız. Bu soruyu sormak cesaret ister. İşte bu cesareti gösterebilmeliyiz. Bireyin kendisine güvensizliği arttıkça soru sorma azalır. Güvensizlik bireyin kendinden şüphe etmesi anlamına gelir.

Sıklıkla “Ben kimim? “ sorusunun cevabını kendimizi başkaları ile kıyaslayarak ararız. Başkaları ile farklı yönlerimizi bulmaya çalışırız. Başkaları ile benzerliklerimizi ve paylaştıklarımızı bulmalıyız bu “sosyal ilgi – sosyal yaşamdır.” İnsan olmanın önemli bir değeridir. Başkaları ile ortak yönlerimizi buldukça sosyal ilişkilerimizin olumlu yönde geliştiğini göreceğiz.

5. “Hayatın anlamı nedir.” : Bu soruya “hayatta benim için neler önemlidir” sorusunu yanıtlayarak doğru yanıt verebiliriz. Kendimize objektif bakabilmeliyiz. İnsanın kendisine yansız olarak bakabilmesi zordur, acı verir, cesaret ister, bu cesareti göstermeliyiz. Kendimizle ilgili olumsuz yönlerimiz bizi korkutmamalıdır. Olumlu yönlerimiz olduğunu da bilmeliyiz. Bunun için bir kağıda dikey bir çizgi çekerek kağıdın bir yanına

Kendimizle ilgili sevdiklerimizi diğer yanına da kendimizle ilgili sevmediklerimizi yazalım. Sevmediklerimizi yazmaya alışmışızdır. Sevdiklerimizi de yazmaya alışmalıyız.

6. Bu güne kadar bize yardım eden ümitleri, hayalleri, beklentileri terk etmeliyiz. Acı ile yaşamaya ve savunmaları bırakmaya gönüllü olmalıyız. Günlük yaşamımızda pek çok yanılgımızın ya da gerçekçi olmayan duygu ve davranışımızın altında çocukluğumuzdan beri içimizde yaşattığımız ümitlerimiz, hayallerimiz, beklentilerimiz yatmaktadır. Kendimizi bu bakımdan yeniden değerlendirmeli gerçekçi olmayan beklentilerimizden kurtulmalıyız. Bunlar yaşamımızı farkında olmadan bir kabusa döndürebilirler.

“Hayallerinizi bırakın” : Yaşamımızı istediğiniz ama sahip olamadıklarınızın hayali ile geçirirsek sahip olduklarımızın keyfini çıkaramayız.

“Savunmaları bırakın” : Pek çok yetersizliğimizi, olumsuz yönlerimizi görmezden gelerek savunmalarla geçiştirmeye çalışırız. Bu savunmalarımızı tanımaya ve terk etmeye çalışmalıyız. İnsanız ve kusursuz olmadığımızı bilmemiz ilk adımdır.


7. “Geçmişte ve gelecekte yaşamayın” : İyi şeyleri kendimize kötülerin faturasını geçmişe ve başkalarına çıkartırız. “Eğer şöyle olsaydı” diyerek kendinizi yada başkasını suçluyorsanız vaktinizi boşa geçiriyorsunuz.

Geçmişinizle helalleşerek ayrılın, bugüne bakın. “Gelecek” saplantısına da girmeyin. Bu günü yarının bir kahramanı olmanın hayaliyle harcamayın, bu anı yaşayın.

8. “Öz saygı ve güven” : Yaşamımız çocukluğumuzdan itibaren özsaygımızı zedeleyecek yaşantılarla doludur. Zaman zaman içimizde karanlık bir kuyu olduğunu hissederiz. Kuyunun derinliklerini görmeye çalıştığımızda korkacak bir şey olmadığını anlarız yeter ki korkmadan kuyuya bakabilelim. Özgüvenin en güzel ifadesi bireyin kendisini olduğu gibi kabul edebilmesi ve “ ben buyum” diyebilmesidir.

9. “Değişim” : Olumsuz yönlerimiz olduğunu biliyoruz o taktirde değişmeliyiz. Ama nasıl değişeceğiz?

Kimse sizi değiştiremez kendinizi sadece siz değiştirebilirsiniz. Bir başkası size yalnızca bilgi verebilir, yol gösterebilir, değişimi gerçekleştirecek olan yine sizsiniz. Birinci aşama değişmeyi istemektir.

10. “Kontrol” : Yaşamda nelerin bizim denetimimiz altında olduğunu iyi bilmeliyiz. Olumlu ve olumsuz duygu sahibi olmak ve davranışlarımız bizim kontrolümüzdedir. Bunun dışında hiçbir şey bizim kontrolümüzde değildir. Kontrolünüzde olmayan olayların sorumluluğunu yüklenmeyin.

11. “Öfke” : Günlük yaşantımızda sıklıkla engellenmelerle karşılaşırız. Baş edemediğimiz engellenmeler öfke ortaya çıkarır. Asıl olan öfke ortaya çıkmadan önce engellenmeler karşısında yetersiz kalabileceğimizi kabul etmemizdir. Bu daha az öfkelenmemizi sağlayabilir. Öfke ortaya çıktıktan sonra öfkenizi kontrol edemezsiniz, ama kızdığınız zaman ne yapacağınızı kontrol edebilirsiniz. Öfkeliyim şimdi ne yaparsam kendimi iyi hissederim diye sorun.

12. “Depresyon” : Her beş kişiden biri yaşamı boyunca ağır depresyon geçirmektedir. Hastalık sayılan bu durum dışında günlük yaşantımızda sıklıkla hafif derecede depresyon yaşamaktayız. Depresyon ; bireyin kendisini- çevresini– geleceğini olumsuz algılamasıdır. Bilinmesi gereken bu durumun yalnızca bir algılama olduğu, gerçeğin kendisi olmadığıdır.

13. “Küskünlük “: Verdiğimizin karşılığını alamayınca küseriz. Hep almayı bekleriz. Beklentimiz az olursa engellenemeyiz. Bu nedenle beklentilerimizi daha gerçekçi temellere dayandırmaya çalışmalıyız.

14. “Sosyal ilgi – ilişki” : Günlük yaşamımızdaki önemli sıkıntılarımızdan biri de sosyal yaşamımızdaki dengesizliklerdir. Kendini iyi tanıyan ve olduğu gibi kabul eden insan sosyal ilişkiye hazır demektir. Sosyal ilişkilerimizi Narsistik (alıcı) –– Bağımlı (verici) ya da sağlıklı ilişki ile sağlarız. Sağlıklı sosyal ilişki “Karşılıklı eşitlik ilkesi”ne dayanan ilişkidir. Ancak yardıma ihtiyacınız olduğu zaman isteyiniz, korkmayın. Yardım isteyecek kadar kendinize özgüveniniz olmalıdır.



15. “Kendini bir yere ait hissetmek” : Kendinizi, çevrenizi, ne istediğiniz ve nerede olduğunuzu inkar ederseniz kendinizi tablonun dışına yerleştirirsiniz. Kendinizi kendi içinizde bulun, nerede olursanız olun kendinizi oraya ait hissedebilirsiniz.
Sonuç olarak kendiniz ve dünya ile barışık olarak, içinde bulunduğunuz anı yargısız, eleştirisiz yaşayın çevrenizle bütünleşirsiniz. Siz neyseniz osunuz ve bırakın öyle kalsın, dünya ile bütünleşecek, kendinizi bulacaksınız. 25 NİSAN 2002

Cengiz ERDEN


Dostları ilə paylaş:


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə