Kalpteniman esselamu Aleyküm



Yüklə 2,29 Mb.
səhifə8/49
tarix20.11.2017
ölçüsü2,29 Mb.
#32302
növüYazı
1   ...   4   5   6   7   8   9   10   11   ...   49

Çok Tesirli Dua.

 

Ya Vedud,Ya Vedud.


Ya mübdi, Ya muid.
Ya Fealun Lima yürid.
Eselüke binuri vechikellezi Male,e erkâne Arşike.
Ve eselüke bikudretikelleti kadderte biha hakkeke.
Vebi rahmetikelleti Vesiat küllü şey, in Lâilahe illâ ente.
Ya mugis egisni.
Ya  mugis egisni.
ya mugis egisni Amin.
Vel hamdü lillâhi Rabbil Alemin... 

 

 



Çocuk Aldırmak Büyük Günahtır

Çocuk aldırmak büyük günahtır ve


hazreti ALLAH’ın takdirine tamamen karşı çıkmaktır.
Sen verdin ben istemiyorum manasına gelir.
ALLAH verdi istemedin ALLAH sana kızmaz mı?

Hazreti ALLAH (c.c) Ayeti kerimesinde


Geçim endişesiyle fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürüp
canına kıymayın (İsra-31)
Cahiliye devrinde kız çocuklarını diri diri gömerlerdi
aynı cahiliye devam ediyor bu gün ise daha rahimde iken öldürüyorlar.

Bu konu konuşulurken birisi şöyle anlattı.


Bir yakınımızın iki çocuğu vardı üçüncü olunca bakamayız düşüncesi ile
kürtajla aldırdılar kısa zaman sonra birisi hastalandı öldü diğeri ise suda
boğularak öldü bu bir dünya cezası ahirette ise daha şiddetli ceza göreceklerdir.

Bir diğeri de üç kız çocuğum var dördüncüye bakamam diye çocuğunu aldırdı


birde baktılar ki erkekmiş, çok pişman oldular.
İşin özü hazreti ALLAH’ın takdirine karşı çıkmamak en doğru harekettir
HZ ALLAH (c.c) cümlemizi böyle hatalardan uzak tutsun amin.

Kalpteniman


Çorak Toprağa Umut Tohumu Ekmek 

  

Geçtiğimiz yaz elime gülistan isimli bir kitap geçti yazarı şeyh Sadi Şirazi içinde ilgimi çeken bir kıssaya rastladım ilginizi çeker düşüncesi ile buraya naklediyorum.


Arap haramiler kervan yolarını kapamıştı. Civardaki halkın korkulu rüyası olmuşlardı. Devlet baş edemiyordu.
Üzerlerine gönderilen askerleri geri püskürtmüşler kaç kez çatışmaya girmişler sağ olarak kurtulmuş devlet güçlerini dize getirmişlerdi.
Sarp ve ulaşılması güç bir dağa yuvalanmışlardı.
Kale gibi korunaklıydı bulundukları yer. Civarın ileri gelenleri bir araya gelip bir çözüm yolu aradılar.
Bir şeyler yapılmalıydı böyle giderse baş edemeyiz dediler. Kökleri taze bir fidanı söküp çıkarmak kolaydır topraktan.
Derinlere kök salmış olgun bir ağacı onlarca güreşçi sökemez yerinden. Pınar başını bir kürekle kapamak mümkündür Su artınca fil üstünde geçmek bile imkânsızlaşır.

 

Görüşme sonucunda haramilerin durumlarını gözetlemek üzere bir gözcü gönderilmesine karar verildi.


Uzakta güvenli bir yere gizlendi. Bir kaç gün sonra soluk soluğa geldi.
Haramilerin soygun yapmak üzere gittiklerini sığınaklarının boş olduğunu söyledi.

 

Gözü pek ve savaşçı yiğitler seçildi. Sığınağa gönderildi. Hendeklere ağaç diplerine ve oyuklara gizlendiler.


Gece karanlığı yeryüzünü örtünce haramiler dönmüştü. Beraberlerinde bir hayli ganimet getirmişlerdi.

 

Yorgun oldukları için ganimeti yerleştirdikten sonra uykuya yattılar. Güneş batmış etrafı karanlık kaplamıştı.


Yunusu balık yutmuştu sanki. Birkaç saat sonra pusudaki yiğitler birer birer çıktılar derin uykudaki haramileri kıskıvrak yakaladılar. Ellerini bağlayıp saraya doğru yola çıktılar. Huzura çıktılar,
Padişah hepsinin öldürmeleri için emir verdi. Aralarında genç bir harami vardı. Yüzü baharda bahçenin yeşillenişi gibiydi. Çiçeği burnundaydı. Vezirlerden biri atıldı, sultana yakararak,

 

Ömür bağından yemiş yememiş bu genç, dedi, gençliğinden bir yarar görmemiş canını bağışlarsanız kullarınızı mutlu edersiniz sultanım.



 

Padişah doğru bulmadı bu düşünceyi. Soysuz olan iyilikten anlamaz dedi.


Yeteneksiz kişiyi eğitmeye çalışmak kubbenin üzerinde ceviz durdurmak gibidir. Bunların çocuklarını yakınlarını ve ailesini de ortadan kaldırmalı. Köklerini kazımalıdır. Ateşi söndürürken korunu bırakmak ya da yılanı öldürüp yavrusunu bırakmak akıl karı değildir.
Bulutlar sonsuzluk suyu yağdırsa da üzerine söğüt meyve vermez.
Soysuzla zaman yitirme, hasır kamışından çeker çıkmaz.
Vezir az önceki isteğinden vaz geçti sultanı dinleyince.
Onu onayladı ve ALLAH varlığını sürekli kılsın dedi. Doğru söylüyorsunuz lakin bu delikanlının kötülerle arkadaşlığı sürse onlardan biri olacak ve onlara benzeyecek.
Oysa çocuk denecek kadar küçük o, fıtratı tümüyle bozulmamış. İyilerle düşüp kalkar onlardan yararlanırsa umarım güzel ahlaklı olur.
ALLAH’ın elçisi, Her çocuk İslam fıtratı üzere gelir dünyaya buyurmuştur fakat anne babası sonradan Yahudi, Hristiyan, Mecusi olarak yetiştirebilir.
Hz. Lut peygamberin oğlu kötülerle arkadaş olduğundan onun izinden gitmedi ve peygamber ailesinden olma onurunu yitirdi.
Ashabı keyfin köpeği bir kaç gün iyilerin peşinden gitti ve insan gibi onur kazandı.

 

Vezirin bu sözleri sultanın içinde genç harami için olumlu bir rüzgâr estirmişti. Sultanın nedimleri de katıldılar onun dileklerine ve af edilmesi için yalvardılar.


Padişah bir vakit düşünüp taşındıktan sonra, delikanlının canının bağışlandığını söyledi ve Zalim Rüstem’e ne dediğini biliyor musunuz? Dedi.
Düşmanı güçsüz ve önemsiz görmek yanlıştır. Kaynağı küçük su çoğalınca deveyi bile sürükleyebilir önünde. Vezir delikanlıyı getirdi evine ve bakımını yüklendi. Eğitimi için bir öğretmen görevlendirdi.
Kısa ve gayretli bir tedrisattan sonra, güzel konuşmayı doğru düşünmeyi, sultanın huzurunda nasıl oturup kalkacağını memleket meselelerini hülasa kendisine lazım olan her şeyi öğrendi.
Bir gün padişahın huzurunda, imalı bir biçimde akıllı ve iyi insanların tesiri ile delikanlının ahlakının değiştiğinden söz etti vezir. Eski huylarından tümüyle vaz geçti dedi.
Padişah gülümsedi ve insanların arasında yetişse de kurt yavrusu kesin kes kurt olur dedi. Aradan bir kaç sene geçti mahallenin serseri gençleri ile arkadaşlık kurmaya başladı içki içip sarhoşluk yaparak mahalleyi rahatsız etmeye başladı.
Onun bu haline mani olmak isteyen vezirin iki oğlunu öldürüp para ve mücevherleri de çalarak geldiği yer olan dağa kaçtı.
Padişah bunu duyunca kötü demirden iyi kılıç olur mu hiç? Dedi üzüntüyle. Alçak kişi terbiye ile adam olmaz.
Yağmur tertemiz ve yararlıdır. Fakat lale bahçesine yağarsa çiçek bitirir. Çöplüğe yağarsa çerçöp...
Umut tohumunu boş yere ekme, kötüye iyilikte bulunmak iyiye kötülükte bulunmak demektir.

 

Devlet idarecilerimiz de PKK sempatizanlarına iyilikle muamelede bulunuyor İnşaALLAH iyilikten anlarlar



 

Kalpteniman.

 

Çözüm Süreci Başlattık Onları Palazlandırdık Meclise Soktuk Devletin Başına Belâyı Sardık.
Feto sinsice girdi meclise başımıza belâ oldu.
gitti kurtulduk. 
Pkk partisini ise kendi ellerimizle meclise soktuk
onlara parti kurmaları için izin verdik.
Halbuki gayeleri belliydi kürdistan devleti kurmak istediklerini
açık açık söylüyorlardı bile bile önlerini açtık kürdistan devlet hayali
ile masum kürt kardeşlerimizi kandırarak güçlendiler bu yanlışa çok
sevdiğimiz devlet büyüğümüz sebep oldu.

Demirtaş şişenin kapağı açıldı cin şişeden çıktı bundan sonra cini


şişeye kimse sokamaz demişti .
Bu sözler bizi üzse de ne hazindir ki doğru söylemiş cinler ülkemizin 
her tarafına dağıldı.

Bu cinleri şişeye sokmak şişenin kapağını açıp devletimizin başına saranın görevidir.


O ise baş komutanımız sayın Tayyip Erdoğan’dır.
Onu hazreti ALLAH destekliyor o bu işin de üstesinden gelecektir inşaALLAH.
Yeter ki azim etsin.
Çünkü devlet tek yürek ordumuz güçlü feto temizlendi sıra pkk ya geldi.
Onlar da kaçacak delik arayacaklar inşaALLAH.
Ey yüceler yücesi sonsuz kudret ALLAH’ımız bizi iç ve dış bütün düşmanların
şerrinden muhafaza et ordumuza bitmeyen zaferler kazandır Amin.

ALLAH’ÜMME SALLİ ALÂ SEYYİDİNA MUHAMMED.

Kalpteniman
Çözüm Süreci Tuzağa Düşme Sürecidir, Kim Ki Bu Ülkeyi O Tuzağa Götürür İse Hz ALLAH O Kişilere Akıl Fikir Versin.
Çözüm sürecini gündeme taşımak isteyenler var!

 

Denendi bu kardeşim iyi niyetimizi suiistimal ettiler. Kan ve göz yaşından başka elimize ne geçti


onlar bildiklerini yaptılar ülkeyi bölmeye uğraştılar
Şimdi ise ordumuz hazreti ALLAH’ın izniyle tepelerine bindi
evet şehitlerimiz var çok üzülüyoruz fakat başka çaremiz de yok.
Varsın şehitlerimiz olsun bölücülere dünya dar gelsin fetocular gibi.
Kaçacak delik arasınlar inşaALLAH.

 

Her pislik su yüzüne çıkmışken dost düşman belli olmuşken


hangi çözüm sürecini dillendiriyorsun sen be hey korkak insan.
Kandili yerle bir etmenin zamanı ne zaman gelecek
Oraya gizlenen gözü dönmüş kürt düşmanları ne zaman yakalanacak.
Bu güçlü ordumuz Kıbrıs’ı fethetti kandili ne zaman fethedecek
biz halk olarak bekliyoruz ordumuz fetodan temizlendi pkk da temizlensin
kökü kazınsın bir oh diyelim artık.

 

Kahraman reisi cumhurumuz kahraman başbakanımız kahraman halkımız


tek yüreksiz daha ne bekliyoruz böyle kudretli ordumuz varken hazreti
ALLAH (c.c) bizimle iken neden kandili yerle bir etmiyor beyin takımlarının
ellerini kelepçeleyip halkın önüne dikmiyoruz.

 

Ey yüceler yücesi ALLAH’ımız ne olur bu haykırışımıza karşılık devlet idarecilerimize


ordumuza komutanlarımıza azim ve gayret ver zafer ver kalleş sinsi şeytani
hileler peşinde koşan iç ve dış düşmanları kahret devletimize ordumuza güç ve kuvvet ver,
Bize düşman olan devletlere bizim devletimizi muhtaç etme sen bizim Rabbimizsin
bizimle ol Türkiye ve müslüman devletlerini her çeşit tehlikeden koru kardeş yap. AMİN,

 

ALLAH’ÜMME SALLİ ALÂ MUHAMMED.



 

Kalpteniman.


Daha Evvel Sormuştum

 

Daha evvel sormuştum yine soruyorum, Kuranı Kerimde adları geçen lat, uzza, menat.


ve diğerleri, Hz. ALLAH’ın veli kulları gibi İslam dinine ve o dini getiren Muhammed Mustafa
Sallellahü Aleyhi vesellem efendimize inanıyorlar mıydı, lâîlahe İllALLAH diyorlarmıydı.

 

Demiyorlardı diyeceksiniz. Diyemezlerdi çünkü son din son peygamber gelmemişti


sapıklık içinde yaşıyorlardı.
Son din son peygamber Efendimiz geldi tebliği yaptı onu yalanladılar onları tehvide
bir olan ALLAH’a davet etti kabul etmediler şirklerine davet ettiler.

 

Hahamlarına uyanlar da son peygamberi ve son dini kabul etmediler onlarda


şirke düştüler.

 

Devamlı öne sürüp alet ettiğiniz ayeti kerimeler inkarcı kavme indi.



 

Bunu bile bile rabıta bahanesi ile ölüden yardım bahanesi ile doğruyu yanlış gösteriyorsunuz.

 

Yine soruyorum son dine, son peygambere inanan Lâilahe İllALLAH tevhit kelimesini diline


tesbih eden hakikat ehline bu iftirayı yaparken içinizde bir rahatsızlık hissetmiyor musunuz.

 

Lat mış, uzza mış, menat mış, bırakın bunlara uyan sapıkları.


Onları evliya yerine onlara uyanları da müritlere benzetmekten vaz geçin artık.
Günahtır günah ALLAH’tan korkun.

 

Kalpten iman



 

Dağları Yerinde Durur Görürsün Oysa Onlar Bulutların Yürüdüğü Gibi Yürümektedirler.
Hazreti ALLAH (c.c) Ayeti kerimesinde!
Dağları yerinde durur görürsün, oysa onlar bulutların yürüdüğü gibi 
yürümektedirler.
Bu herşeyi sapasağlam yapan  ALLAH’ın sanatıdır, şüphesiz o yaptıklarınızdan haberdardır. (Neml-88)

Kuranı kerim nazil olduğu zaman Arap yarım adasında yaşayanlar cahildi


Resulullah (s.a.v) Efendimizi yalanladılar karşı çıktılar O'na kuranı sen uydurdun dediler.
İman etmediler dağların yürümesi Ayeti kerimeleri ve diğer ayeti kerimelere akılları ermedi.
Çünkü dünyanın yuvarlak olduğu ve döndüğü bu zamanda bilindiği gibi bilinmiyordu. 
Şimdi bu zamanda dahi  inkâr edenler çoğunluğu teşkil ediyor.

Dağların yürümesi açıklamasını yapan ayeti kerimeleri bu günkü uzaydan çekilen görüntülerle seyreden, ve dağların yürüdüğünü görenler kuranın mucizesini gördükleri halde neden hazreti ALLAH’a iman etmiyorlar anlamak mümkün değil.

Eski zamanda zordu şimdi ise uzaydan çekilen vidolarda, dağların dünya ile beraber yürüdüğünü kafa gözüyle görüyoruz inanana bu kadarı yeter. 
Hep deriz ya hazreti ALLAH’a iman etmek her babayiğidin harcı değildir iman etmek hazreti ALLAH’ın lütfudur.
Bize lütfedilen iman ruhunun güçlenmesi için hazreti ALLAH’a sığıntı halinde olmamız gerekmektedir.
Hazreti ALLAH (c.c) O'na olan imanımızı çoğaltsın ve ebedi etsin, son nefesimizi verip ahirete göçtüğümüz zaman O'na imanlı göçmeyi nasip etsin inşaALLAH.

Kalpteniman
Daha Önce Nuh Dua Etmiş, Onun Duasını Kabul Etmiştik Böylece Kendisini Ve Ailesini Büyük Sıkıntıdan Kurtarmıştık.
Hazreti ALLAH (c.c) Ayeti kerimesinde:
Onu rahmetimizin içine aldık çünkü o Salihlerden idi.
(Enbiya-75)
Daha önce Nuh dua etmiş biz onun duasını kabul etmiştik
böylece kendisini ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık
(Enbiya-76)
Hazreti ALLAH (c.c) yukarıda geçen Nuh kıssasında Nuh Aleyhisselâmın 
ve Lut Aleyhisselâmın dualarını kabul ettiğini ve nasıl koruduğunu
haber vermektedir.

Tarih tekerrürden ibarettir derler o gün Nuh Aleyhisselâmın gemisini


batmaktan koruyan hazreti ALLAH (c.c) aynı şekilde devletimizi korudu.
15 temmuz gecesi devletimizde büyük bir tufan yaşadık ve hazreti ALLAH
(c.c) başta ihlaslı kaptanımızın  ve halkımızın duaları ile batırılmak istenen 
devlet gemimiz batırmadı.
Sonsuz kudret sahibi olan ALLAH’u zül celâl hazretlerine sonsuz şükürler olsun.

Bu hadise vesilesi ile dostumuzu düşmanımızı daha açık şekilde tanımış olduk.


Bundan sonra bütün tedbirlerimizi alarak felaket tellâllarına kulak asmadan
hazreti ALLAH’a vatanına  bağlı halkımızla hazreti ALLAH’A sığınarak yolumuza
devam edeceğiz.
Kaptanımız imanlı mürettebat imanlı halkımız imanlı hiç kimse şüphe etmesin
hazreti ALLAH (c.c) bizimle beraberdir inşaALLAH.
Yeter ki biz hazreti ALLAH’a güvenelim O'nun yüceler yücesi gönlünü kazanmaya
devam edelim.
Hazreti ALLAH (c.c) devletimizi ve cümle islâm devletlerini iç ve dış düşmanlardan
muhafaza etsin inşaALLAH.

Kalpteniman. 




Darbe Korkusu Ve Sakaldan Rahatsızlık Duyanlar Darbe Korkusu  Ve
Sakaldan Rahatsızlık Duyanlar 

 

(Yıl 2005) Viyana caddelerinden birinde adetim icabı yürüyüşe çıkmıştım.



 

Bir noktada karşıma avusturyalı bir sarhoş rastladı.


Yüzüme bakıp sakalımı işaret ederek senin yüzünde uzattığını, ben aşağısını göstererek, burada bırakıyorum dedi.
Ve sırıtarak uzaklaştı ben hiç muhatap olmamıştım.
Yalnız içimden, Yarabbi çıkarma karşıma böyle insanları dedim ve içimden eğer türkiyede yaşasaydım böyle insanlar karşıma çıkmazdı diye düşünmüştüm.

 

Aynı sene izinimizi geçirmek üzere türkiyeye memleketimize gittik.


Esenler terminalinde Çanakkale otobüsüne en öndeki iki numaralı koltuğa bilet aldım.
Otobüsün hareket saatine az bir zaman kala ben yerime oturmuş gazete okuyordum.
Biraz sonra üç numara olan yolcu arkadaşım geldi yüzüme baktı ve hiç konuşmadan oturdu.
Ben koridor tarafında o ise cam tarafında oturuyorduk. En az beş saat yol gidecektik.
Bir saat kadar yol almamıza rağmen yolcu arkadaşım devamlı camdan dışarı bakıyor benim tarafıma ancak servis yapan muavin ile muhatap oluyordu.

 

İçimden geçirdim bu da Avusturyalı sarhoş gibi bizim sakaldan rahatsız mı oldu acaba diye kendi kendimi sorgulamıştım.


Biraz sonra ona dönerek merhaba yol uzun biraz konuşursak vakit çabuk geçer dedim.
Tamamda ne konuşabiliriz dedi.
Bende, siz konuşmak isterseniz biz konuşacak bir şeyler buluruz dedim.

 

Peki o zaman sana bir şey soracağım.



 

Yüzünü neden sakal ile örtüyorsun dedi.


İkinci sorum ise madımak otelinde yakılan insanların durumu hakkındaki düşünceni öğrenmek istiyorum orada yapılan caniliği tasdik ediyormusun fikrini söyle ondan sonra seninle konuşuruz dedi.
Bende, Sakalımı neden bıraktığımı soruyorsan ona cevabım.
İnandığım dinimin önderinin sakallı oluşundan imanım gereği bıraktım.

 

Madımak otelinin yakılmasını da ALLAH’a inanmadığını söyleyen şeytana tapan aziz nesinin şeytanının müslümanları kışkırtmasından olduğunu söyleyince iyice öfkelendi, ve bak tahminim çıktı sende irticacısın dedi.


Fakat Az kaldı, sizin kökünüz kazınacak sizin hakkınızdan asker gelir dedi.

 

Ne demek yani deyince.


Sen pek alâ benim ne demek istediğimi anlamışsındır dedi.
Ben de ben senin ne demek istediğini anladım fakat sen beni anlıyamadın, biz rejim düşmanı olmadık.
Fakat ben sizi din düşmanı olarak algıladım deyince.

 

Dinden kitaptan bahsediyorsun hangi


dinde var insanları diri diri yakmak dedi.

 

Ben de şunu kesinlikle bil ki, o olayın meydana gelmesine bir gün evvel aziz nesin dağıttığı ben ALLAH’a değil şeytana inanıyorum sözleri yazılan ve dağıtılan broşürlerden kaynaklandığını ve bu broşürlerin cuma namazından çıkmakta olan cemaate dağıtılıp tahrik edilmesinden kaynaklandığını ve ben şahsen o olayların yaşanmasından üzüntü duyduğumu bu olayların patlak vermesine aziz nesinin sebep olduğunu söyleyince biraz sakinleşti.



 

Ve ona, şeytan onu aldattı imandan etti ve ona, ölümünden sonra kendisini parça parça etmelerini cesedinin yerinin belli olmamasını telkin ederek vasiyet etmesini sağladı o vasiyeti üzerine cesedini parçalara böldüler ayrı ayrı yerlere gömdüler.

 

Yakın zamanda da yakınları kabrini nerede olduklarını bilmedikleri için şaşkın vaziyette dolaştıklarını medyada seyretmişsindir deyince.


Haberim olmadı dedi.
Bak kardeşim ben bugün uçaktan indim bu otobüse bindim sen gurbete çıkmadı isen anlamazsın bizim ömrümüz gurbette geçti biz vatan sevgisini çok iyi biliyoruz.
Devletimiz içindeki bu ayrımcılıklara da çok üzülüyoruz az evvel darbe lafına benzer bir laf ettin sakın temenni etme.

 

ALLAH bizi darbelerden korusun sen de biliyorsun geçmişte yapılan darbeler yüzünden devletimiz yerinde saymadı mı dedim.


O ise sizin gibi sakallılar başta olacağına darbe olsun daha iyi deyip muavini çağırdı ben biraz uyumak istiyorum en arkada boş koltuk var mı deyiverdi.

 

O öyle söyleyip arka tarafa geçince çok mahzun olmuş üzülmüştüm çünkü Avusturya sarhoşu sakalımı beğenmedi önünü gösterdi, bu Türk ırkdaşım yolcu arkadaşım da sakalıma taktı ve darbeyi gösterdi ve benim izin heyecanımı kırdı.



 

Yolculuğum bitti biz evimize geldik günün gecesi yatağıma yatarken yolcu arkadaşın söylediği sözler aklıma takıldı bu kadar darbe bekleyen insanlar var ya gelirse eskiden menderes zamanında başlayan bu ateş yine ortalığı yakar kavurursa diye içimden geçti.

 

Kendi adetim olan dualarımı yapıp uykuya daldım. Manada kendimi çok yüksek bir tepeden aşağıya bakarken çok uzakta duran Atatürkün çok büyük bir anıtını gördüm ben anıtı seyrederken heykelin etrafında çok şiddetli bir fırtına çıktı.



 

Öyle bir fırtına ki, onun şiddetinden o çok büyük anıt sallanmaya sallandıkça da küçülmeye başladı iyice küçülünce de olduğu yerde çukur oluştu küçülen anıt oluşan çukurun içinde kayboldu.


 
Aynı şiddetle esen rüzgar da etraftaki topraklarla çukurun üzerini doldurdu.

 

Ve  ben uyandım. ALLAH’ım şahit ki, böyle gördüm. ondan sonra benden darbe korkusu gitti.



 

Sakal konusuna gelince çoğunuzun bildiği bir kıssa var Evliyanın biri çarşıda gezerken ukalanın bir de eşeğinle gidiyormuş.

 

Ona hitaben eşeğinin kuyruğunu göstererek bu kuyruk mu daha güzel yoksa senin sakalın mı, deyince,


Eğer ben imansız isem senin eşeğinin kuyruğu daha güzel,
Fakat İmanlı isem benim sakalım daha değerli demiş.
Keşke onun gibi düşünebilsek. Zamanımızın mürşidinden de duymuştum şöyle demişti;

 

Bu dünyada sakallıyı insanlar sevmiyor Ahirette ise sakallıyı melekler seviyor.



 

Tabidir ki başta iman geliyor sakala da fazla takılıp kalmamak lazım Hz. ALLAH (c.c) kulunun kalbine bakar ondan sonra da diğer amellerine...

 

HZ. cümlemizi Zatına kul peygamber efendimize ümmet etsin. AMİN.



 

YALNIZ HZ. ALLAH (C.C) KORK


Akl-ı selim sahibi ol. Aklını kullan. Yalancı olma, hakikatin hilafını söyleme 'Ben İzzet ve Celal sahibi ALLAHdan korkuyorum ‘diyorsun  halbuki sen Onun gayrinden korkuyorsun.

 

Cinden de, İnsandan da,Melekden de korkma.


Gerek konuşan ve gerekse sükut eden canlıların hiçbirinden korkma.
Dünya azabından da korkma, ahiret azabından da korkma.
Sadece ve yanlız, azap ile azap edecek olan ALLAH (c.c) den kork .

 

DARBE KORKUSU  VE 


SAKALDAN RAHATSIZLIK DUYANLAR
  

Yıl 2005 Viyana caddelerinden birinde adetim icabı yürüyüşe çıkmıştım.


Bir noktada karşıma avusturyalı bir sarhoş rastladı.
Yüzüme bakıp sakalımı işaret ederek senin yüzünde uzattığını, ben aşağısını göstererek, burada bırakıyorum dedi.
Ve sırıtarak uzaklaştı ben hiç muhatap olmamıştım.
Yalnız içimden, Yarabbi çıkarma karşıma böyle insanları dedim ve içimden eğer türkiyede yaşasaydım böyle insanlar karşıma çıkmazdı diye düşünmüştüm.

Aynı sene izinimizi geçirmek üzere türkiyeye memleketimize gittik.


Esenler terminalinde Çanakkale otobüsüne en öndeki iki numaralı koltuğa bilet aldım.
Otobüsün hareket saatine az bir zaman kala ben yerime oturmuş gazete okuyordum.
Biraz sonra üç numara olan yolcu arkadaşım geldi yüzüme baktı ve hiç konuşmadan oturdu.
Ben koridor tarafında o ise cam tarafında oturuyorduk. En az beş saat yol gidecektik.
Bir saat kadar yol almamıza rağmen yolcu arkadaşım devamlı camdan dışarı bakıyor benim tarafıma ancak servis yapan muavin ile muhatap oluyordu.

İçimden geçirdim bu da Avusturyalı sarhoş gibi bizim sakaldan rahatsız mı oldu acaba diye kendi kendimi sorgulamıştım.


Biraz sonra ona dönerek merhaba yol uzun biraz konuşursak vakit çabuk geçer dedim.
Tamamda ne konuşabiliriz dedi.
Bende, siz konuşmak isterseniz biz konuşacak bir şeyler buluruz dedim.
Peki o zaman sana bir şey soracağım.
Yüzünü neden sakal ile örtüyorsun dedi.
İkinci sorum ise madımak otelinde yakılan insanların durumu hakkındaki düşünceni öğrenmek istiyorum orada yapılan caniliği tasdik ediyormusun fikrini söyle ondan sonra seninle konuşuruz dedi.
Bende, Sakalımı neden bıraktığımı soruyorsan ona cevabım.
İnandığım dinimin önderinin sakallı oluşundan imanım gereği bıraktım.

Madımak otelinin yakılmasını da ALLAH’a inanmadığını söyleyen şeytana tapan aziz nesinin şeytanının müslümanları kışkırtmasından olduğunu söyleyince iyice öfkelendi, ve bak tahminim çıktı sende irticacısın dedi.


Fakat Az kaldı, sizin kökünüz kazınacak sizin hakkınızdan asker gelir dedi.
Ne demek yani deyince.
Sen pek alâ benim ne demek istediğimi anlamışsındır dedi.
Ben de ben senin ne demek istediğini anladım fakat sen beni anlıyamadın, biz rejim düşmanı olmadık.
Fakat ben sizi din düşmanı olarak algıladım deyince.
Dinden kitaptan bahsediyorsun hangi
dinde var insanları diri diri yakmak dedi.
Ben de şunu kesinlikle bil ki, o olayın meydana gelmesine bir gün evvel aziz nesin dağıttığı ben ALLAH’a değil şeytana inanıyorum sözleri yazılan ve dağıtılan broşürlerden kaynaklandığını ve bu broşürlerin cuma namazından çıkmakta olan cemaate dağıtılıp tahrik edilmesinden kaynaklandığını ve ben şahsen o olayların yaşanmasından üzüntü duyduğumu bu olayların patlak vermesine aziz nesinin sebep olduğunu söyleyince biraz sakinleşti.

Ve ona, şeytan onu aldattı imandan etti ve ona, ölümünden sonra kendisini parça parça etmelerini cesedinin yerinin belli olmamasını telkin ederek vasiyet etmesini sağladı o vasiyeti üzerine cesedini parçalara böldüler ayrı ayrı yerlere gömdüler.

Yakın zamanda da yakınları kabrini nerede olduklarını bilmedikleri için şaşkın vaziyette dolaştıklarını medyada seyretmişsindir deyince.
Haberim olmadı dedi.
Bak kardeşim ben bugün uçaktan indim bu otobüse bindim sen gurbete çıkmadı isen anlamazsın bizim ömrümüz gurbette geçti biz vatan sevgisini çok iyi biliyoruz.
Devletimiz içindeki bu ayrımcılıklara da çok üzülüyoruz az evvel darbe lafına benzer bir laf ettin sakın temenni etme ALLAH bizi darbelerden korusun sen de biliyorsun geçmişte yapılan darbeler yüzünden devletimiz yerinde saymadı mı dedim.
O ise sizin gibi sakallılar başta olacağına darbe olsun daha iyi deyip muavini çağırdı ben biraz uyumak istiyorum en arkada boş koltuk var mı deyiverdi.

O öyle söyleyip arka tarafa geçince çok mahzun olmuş üzülmüştüm çünkü Avusturya sarhoşu sakalımı beğenmedi önünü gösterdi, bu Türk ırkdaşım yolcu arkadaşım da sakalıma taktı ve darbeyi gösterdi ve benim izin heyecanımı kırdı.

Yolculuğum bitti biz evimize geldik. o günün gecesi yatağıma yatarken yolcu arkadaşın söylediği sözler aklıma takıldı bu kadar darbe bekleyen insanlar var ya gelirse eskiden menderes zamanında başlayan bu ateş yine ortalığı yakar kavurursa diye içimden geçti.

Kendi adetim olan dualarımı yapıp uykuya daldım. Manada kendimi çok yüksek bir tepeden aşağıya bakarken çok uzakta duran Atatürkün çok büyük bir anıtını gördüm ben anıtı seyrederken heykelin etrafında çok şiddetil bir fırtına çıktı.

Öyle bir fırtına ki, onun şiddetinden o çok büyük anıt sallanmaya sallandıkça da küçülmeye başladı iyice küçülünce de olduğu yerde çukur oluştu küçülen anıt oluşan çukurun içinde kayboldu.
 
Aynı şiddetle esen rüzgar da etraftaki topraklarla çukurun üzerini doldurdu.

Ve  ben uyandım. ALLAH’ım şahit ki, böyle gördüm. ondan sonra benden darbe korkusu gitti.


Sakal konusuna gelince çoğunuzun bildiği bir kıssa var Evliyanın biri çarşıda gezerken ukalanın bir de eşeğinle gidiyormuş.
Ona hitaben eşeğinin kuyruğunu göstererek bu kuyruk mu daha güzel yoksa senin sakalın mı, deyince,
Eğer ben imansız isem senin eşeğinin kuyruğu daha güzel,
Fakat İmanlı isem benim sakalım daha değerli demiş.
Keşke onun gibi düşünebilsek. Zamanımızın mürşidinden de duymuştum şöyle demişti;
Bu dünyada sakallıyı insanlar sevmiyor Ahirette ise sakallıyı melekler seviyor.
Tabidir ki başta iman geliyor sakala da fazla takılıp kalmamak lazım Hz. ALLAH (c.c) kulunun kalbine bakar ondan sonra da diğer amellerine...
HZ. cümlemizi Zatına kul peygamber efendimize ümmet etsin. AMİN.
Not: yukarıda arz ettiğim rüyayı 2005 yılında görmüştüm rüyanın rahmani olduğu 
15 temmuz 2016 tarihinde tecelli etti.

Kalpteniman


Yüklə 2,29 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   4   5   6   7   8   9   10   11   ...   49




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin