Karatren, Yalnız Osmanlı yada Türkiye Cumhuriyeti döneminde etkin rol ve roller uygulamışdı. Tren, 1800 yıllarından 1950 yıllarına kadar hem toplu taşıma, hem de toplu yük taşımada tek ulaşım aracı oldu

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 0.95 Mb.
səhifə3/4
tarix22.01.2019
ölçüsü0.95 Mb.
1   2   3   4

ÖYKÜ: 4 - Merhaba arkadaşlar, oturma yerleri numarasız. Herkes istediği yere oturuyor. Kompartımanlarda boş yer yok. Şöyle bir dolaştım. Her yer dolu gözüküyor. Yolda inenler mutlaka olacak.

  • Beyler, sizin yanınıza oturabilir miyim. Eğer outran yoksa….

  • Kimse yok. Oturabilirsiniz…

  • Teşekkür ederim. İlk önce tanışalım…. Benim adım Hamit, İstanbul’a gidiyorum. Yakın bir arkadaşımın nikahı var.

  • Benim adım da Erdinç… İstanbul’dan mal alacağım. Herhalde birkaç gün kalabilirim….

  • Anladığıma göre esnafsınız. Evet devlet memurluğu yapmadım. Ancak bazen keşke devlet memuru olsaydım….dediğim zamanlar oluyor. Özellikle, alacaklarımı alamadığım, borçlarımın ödeme zamanı geldiğinde……

  • Seni çok iyi anlıyorum….Aynı şekilde….bende keşke esnaf olsaydım….Patron olduğumda, elbette vergi – kira -- sigorta – telefon – çalışanların maaşları hatta zaman zaman görünmeyen zorunlu giderler…Elbette senet ve çek ödemelerdeki ……. Ama işyerinde işveren değil, çalışan mı ? daha iyi olurdu… Bu sefer işverenin kaprisi veya işyerinde çalışan değilde, özel işlerinde de git gel işleriyle beni kullanırsa… Ücretlerimi zamanında alabilir miyim…diye takıntılarım da ağır basıyor…

  • İsminiz Hamit Bey miydi. Kusura bakmayın… Özür dilerim. Dediklerinize katılıyorum….Her işin iyi ve zorlukları var. Tek düzey olursa insan zevk alamaz. Mutlaka inişli yokuşlu olmalı ki…. Yaşamdan zevk alabilelim. Satışlar iyi olursa hele ödemeler peşin olduğunda esnaflığın tadına doyum olmaz. Ayrıca huzurlu bir aile birliği varsa, işte hayat diyebiliriz.

  • Size aynen katılıyorum. Erdinç bey, yaşamı çok güzel yorumladınız….Benim kişisel yorumum, evdeki huzur. İster kadın….ister erkek olun, evimize koşarak gidebiliyorsak… Eşlerimiz tara -fından eleştiri değil de övgü ile karşılanmak en büyük zenginlik. Bu karşılanma da dünya kadar borcum olsa vız gelir…

Her şeyin başı sağlık derler… ama bana göre en iyi sağlık, evimizdeki huzur….Günlük yorgunluğunu evimizde göreceğimiz, güler yüz ile karşımızda bakımlı ve seksi eşimiz. İnsanın bütün yorgunluğu gider. İşte böyle bir kadına el kalkar mı… .. ?

- kalkar dostum…..kalkar…



  • Anlamadım….anlaman gererkir…

  • Nasıl yani….

  • Lütfen her şeyi olumsuz olarak görmeyin. Böyle eşim ister 3 – 5 yıllık….ister 15 – 20 yıllık olsun. Karşımda bakımlı ve seksi bir kadın olur da el kalkmaz mı ? Elimi kaldırmadan karıma nasıl sarılacağım…. Nasıl saçlarını okşayaca -ğım……Ve nasıl sevdiğimi el ve kollarımla yapacağım söylermisin …..

  • Özür dilerim….işi olumsuz,

  • Anlıyorum…Ama burada eve gelir gelmez… karşınızda asık suratlı bir kadın…Üstü başı dağınık, seni görür görmez.. hemen eleştiren bir kadına davranışımız nasıl olur da sevgi göstere - bilirsin ? İnsan ister istemez elini negatif olarak kaldırır.

  • Katılıyorum…Kadınların tek silahı dır dır ve bizleri eleştirme karşısında, erkek olarak bizde dır dır yapma yerine, onu susturmak için istemesek de tepkimizi vurarak göstermemiz doğal. Bu olumsuz ve karşınızda sürekli dır.. dır yapan bir kadın, kendi isteği ile bu tepkiyi istiyor…demektir.

  • Bu konuda şunu söylemek zorundayız. Kadın, eşinden sevgi ve saygı görmek isterse…Kadınlık sanatını kullanır. Yada kadınlık yerine dayak , elbette yemekten hoşlanırsa davranışı farklı olacak….

  • Neyse, bu tamamen kadınların isteği üzerine, bizlerin davranışı farklı olacak… Ama özür dilerim….İzin verirseniz restoran’a gitmek istiyorum… Bir iki kadeh bir şeyler içmek… .bir şeyler yemek…

  • Sohbetinize doyum olmuyor…Siz lokantadayken, bende biraz dinleneyim. Hayır hayır bende birşeyler içebilirim…

  • Erdinç bey, zaman ne çabuk geçmiş…

  • Hamit bey, gerçekten sizinle sohbet etmek…bize yeme ve içmeyi unutturdu.

  • AAAA lokantada oturacak yer kalmamış….

  • Bak….bak şurada biri kalkıyor… Sen oraya otur.

  • Peki sen nerede yer bulacaksın…

  • Erdinç bey, şu ilerde bir Masada kalkan olacak galiba.. bende oraya otururum.. Şimdiden afiyet olsun.

  • Teşekkür ederim…. Size de….

  • Beyefendiler, afiyet olsun… Bende oturabilir miyim….

  • Elbette beyefendi… Boşalan yerler, bir başkasının yeridir.

  • Teşekkür ederim…. Yemekler güzel mi ?

  • Vallahi güzel değil, bana göre çok güzel….

  • Garson, lütfen bana da servis yaparmısın.. Lütfen, fazla yağlı olması….

  • Hay hay beyefendi…..Önerini değerlendireceğim. İçecek bir şey alır mısın…?

  • Zahmet olacak…Bu güzel yemeklerin yanında elbette rakı içilir. Rakının yanında su ve buz olursa ….

  • Hay hay beyefendi…..Merak etmeyin….sizi memnun etmek bizim ana görevimiz…

  • Haydi aslanım…çok acıktığım ……

  • Beyefendi, bu kadar çok acıktığınıza göre, neden geç geldiniz. Bu saatte yemek bulduğunuza şükredin..

  • Çok haklısın….Kuşetlide, yanımdaki arkadaşla yeni tanıştığım arkadaş sizden iyi olmasın … Kültürlü ve hoş sohbet biriydi. Konumuzda ilginç olduğundan açıkmış olduğumuz aklımıza gelme -miş…..

  • Tanıştığımıza memnun oldum. İsmim Kemal, Tarih öğretmeniyim. Bahçelievler de lise de çalışı- yorum. Emeklime birkaç yıl kaldı. Emekli olduk- tan sonra, Antalya ya yerleşmeyi düşünüyoruz . Ankara’nın soğuğuna fazla dayanamıyoruz. Eşimde bir başka okulda da coğrafya öğretmeni. İnsan yaşlanınca, soğuk olumsuz etkiliyor…Fazla konuştum…özür dilerim..

  • Önemli değil, sizde hoşsohbet bir öğretmensiniz. En azından sizi dinleyerek, açlığımı unuttum…

  • Beyefendi, yemeğinizi getirdim. Arzunuz üzerine yemeğinizi yağsız olarak, hazırlattım. Rakınız içinde buzunuz hazır.

  • Genç arkadaşım, bizler için özel servis yapmakla bizleri mutlu ediyorsunuz.

  • Afiyet olsun, bizlerin görevi müşterilerimizi memnun etmek. Güzel bir ortamda zevkle yemek yemeler.

  • Teşekkür ederim….Ustanın ellerine sağlık... Lezzetli olmuş. Lütfen kendilerine saygılarımı ilet.

  • Özür dilerim beyefendi, bu yaşıma geldim, garso -na yapılan teşekkür ile kendisini tanımadığın aşçıya saygılar sunmak. Yadırgamadım ama, taktir ettiğimi de söyleyebilirim….

  • Şimdiye kadar, çevremizden sürekli eleştiri duyarak büyüdük…. Hatta anne ve babamız arasındaki eleştiri dahi görerek büyüdük. Bu eleştiri bizlere verdiği olumsuzluklar bizleri karamsarlığa ittiğini görüyoruz. Oysa ilişkilerin olumsuz değil, olumlu olması gerekir.

  • Bir öğretmen olarak, genç yaşta birinden ders alacağımı düşünemiyordum. Size teşekkür ederim. Söylediklerinize ek yapmama izin veriniz. Sizden aldığım ışık ile şöyle özetleyebilir miyim ? ‘’Hiç kimse, bir başkasını eleştirme yetkisine sahip olamaz. Karşısındakini sadece yargı eleştirir… yani ‘’neden – nasıl - niçin ‘’ gibi soruları sadece yargıya ait. Ayrıca politikacılar da bir birlerini ki –şisel çıkarları için eleştirir…. Bunun dışında hatta biz öğretmenler dahil, öğrencilerimize sormama - lıyız neden – niçin çalışmadın, gibi sorular. Kusura bakmayın…isminizi bilmiyorum..

  • Haklısınız…. Kemal hocam, gördüğünüz gibi, midemin derdine düştüm. Garson yemeğimi zevkle yememe katkı verdiği için; size İsmim Hamit, bir devlet kuruluşunda idareci olarak çalışıyorum. Görevliden alkol istediğimi yadırgamayın. Alkolik değilim…İnanın bir alkolik değilim. Kesinlikle yalnız içki içemem. Ev dışında kafadengi bir dost ile birlikte isem, mutluluğumu böyle kutluyorum. Restorana birlikte girdiğimiz arkadaş ile yeni tanıştım. Sizden iyi olmasın, çok güzel sohbet etmiştik. Sohbetin güzelliği nedeniyle, yemek yemeğini dahi ikimizde unutmuşuz. Şu anda rakı içmemin tek nedeni, yeni tanıştığım biri ile sohbet etmek.

  • Ankara’dan bindiğinize göre, yolculuk nereye…

  • Kemal hocam, İstanbul’a gidiyorum…Yakın bir arkadaşımın nikahına gidiyorum. Herhalde İstanbul da 2 – 3 gün kalırım. Bu arada diğer arkadaşlarımı da görmek istiyorum. Diğer bir taraftan kısa da olsa tatil yapmış olacağım….

  • Anladığıma göre İstanbul da okudunuz. Hangi Üniversite…..

  • İstanbul Teknik Üniversitesi, mimarlık bölümü…

  • Boşalan yere oturmama izin veriniz.

  • Ne demek, yerler numaralı değil.. Boş bulduğumuz yere oturma hakkı sadece kişiye ait. İzin istemeye gerek yok.

  • Hoş geldiniz…

  • Afiyet olsun…

  • Garsona sipariş verirken, Karadenizli olduğunuz konuşma şivenizden rahat anlaşılıyor. Yolculuk nereye ? -İstanbul’a gidiyorum. Oğlumu çok özledim…..

  • Ne güzel, benim bildiğime göre, genelde anneler özler… çocuklarını daha çok anneler ziyarete gider.

  • Annesi çalışıyor. Üniversite de öğretim üyesi, izin alamıyor. Kendisi oğlumuzun ziyaretine , beni görevlendirdi. Benden alacağı habere göre günlük çalışmalarını düzenleyecek. Önümüzdeki hafta, öğrencilerin ara sınavları varmış. Oğlumuz hakkın- da getireceğim haberler doğrultusunda soruları hazırlayacak galiba, anne olarak, iç dünyasının sağlıklı olacağına inanıyorum.

  • İşte anne, çalışma koşulları ne olursa olsun…ilk önce annedir. Öyle tahmin ediyorum ki, eşiniz öğrencilerini çocukları gibi görüyor yada kabulleni- yor.

  • Haklısın beyefendi…

  • Yemek masasında, hiç konuşmayan…yada sadece dinleyici olan beyefendi kalktı. Bakalım yerine kim gelecek…

  • Masaya gelen yeni müşteri, sadece garsona sipariş verirken, gerçek Karadenizli olduğu çok rahat belli oluyordu.

  • Hoş geldiniz….

  • Afiyet olsun….

  • Karadenizli ‘misin demiyorum. Dur bir tahmin edeyim…Rize mi ?

  • Rize değil, bana göre de Ordu…

  • Beyler…Giresun’ luyum….

  • Peki içinden mi… yoksa…

  • Ali dede köyünden,

  • Giresun’u biliyorum…ama köylerini bilmiyorum…

  • Ali dede köyü, Bozat ilçesinin kuzeyinde, Kara -deniz e daha yakın.

  • Arkadaş, masamıza hoş geldin.

  • Sizin de Karadenizli olduğun belli… sen karadeni -zin neresinden…

  • Hemşerim, Trabzon’luyum. Trabzon’un eskipazar- lıyım.

  • Beyler, özür dilerim ama ‘’eskipazar’ı ‘’ duydum. ama neresi olduğunu hatırlayamadım…

  • Eskipazar, Trabzon’un doğusunda, OF ilçesinin de doğusunda oluyor. Rize’ye çok yakın.

  • Arkadaşım, biz akraba sayılırız…

  • Evet sayılırız değil, akrabayız. Gel seninle kucak -laşalım.

  • Kemal hocam, ben anlayamadım… Siz tarih öğretmenisin…lütfen bunun açıklamanı istiyorum.

  • Bende anlayamadım…Hamit bey, izin verirsen kendilerine soralım…

  • Beyler, özür dileriz… Trabzon ile Giresun iki komşu kent. Ancak bildiğime göre, Eskipazar, Trabzon’un doğusunda… Ali dede köyü’de Giresun Kentinin batısın da. Nasıl olur da AKRABA OLURSUNUZ Ayrıca, birbirinizi yeni tanıtınız. Nasıl olurda, ‘’ biz akraba sayılı -rız’’ diyerek, yemek masasında ayağa kalkarak kucaklaşıp öpüşürsünüz…

  • Lazların birlik ve beraberliğini böyle ispatlıyoruz. Bunun aslını, birisi bize anlatsın.

  • Hocam bunu açıklamak size düşer. Bunun açık- lamasını yapar mısın..

  • Arkadaşlar, bunu bilerek söylemiyorum. Sadece tahmini söylüyorum. Karadeniz tamamen dağlık bir alan, kadınlarımız, yerel işlerini yaparken, erkekler gurbete giderler. Bunu bir örnek ile şöyle açıklayabilirim. Aynı kent içinde hatta aynı işye- rinde şahsen tadığınız biri ile başka bir kentte karşılaşırsanız. Selamlaşırsınız… Hatta sohbet dahi edersiniz… Karadeniz yerleşim yerleri, dağların tepesinde.. Evler birbirinden uzakta. İşte dışarda yani kent dışında karşılaşan karadeniz halkı, örnekte olduğu gibi kent dışında birbirlerine bal bıçağı tabiri gibi birbirlerine akraba gibi sahiplenirler…Birbirlerine destek çıkarlar.

  • Hocam, çok güzel açıkladınız…. Bu tür olayları geçmişte yaşadım…Hatta geçen ay İzmir’de oldu. Aynı Bakanlıkta çalıştığım bir kişiyi İzmir Alsancak’daki bir cafe’de karşılaştım. Dediğiniz gibi, yıllar öncesi arkadaşmışız gibi samimi olmuştuk…

  • Demek ki bilinenler sayesinde, bilinmiyeni buldum.

  • Hocalığın yeteneği böyle olur.

  • Bunu birde akraba olduklarını iddia eden gerçek Karadenizli arkadaşlara soralım.

  • Beyefendi arkadaşların dediğine göre öğretmen -misin.

  • Evet Ankara’da Lisenin birinde 20 yıllık tarih öğretmenim.

  • Arkadaşlar, bilgi ve kültür tartışılmaz. Bu böyle biline….Öğrenen ile öğreten bir olur mu ?

  • Teşekkür ederim, arkadaşlar.

  • Peki sizlere bu konuda benzer bir sorum olacak. Bakalım hanginiz yanıt verecek ?

  • Hocam, sınav olacak isek, ben yok um. İlkokulu zar zor bitirdim. Şu anda inşaatlarda çalışıyorum.

  • Hocam…. Bende orta okulu bitiremedim. Ama Karadenizliyim…

  • Arkadaşlar, Karadenizlilerin dayanışması hakkında sorum olacak.

  • Sınav değilse, sizi dinliyoruz…

  • Çevrenizde, ‘’ LAZ FIKRASI’’ anlatıldığını herhalde biliyorsunuz…

  • Evet biliyoruz.. Fıkralar genellikle Karadeniz insanlarını aşağılayıcı diyebileceğiz olanlar…

  • Karadeniz fıkralarını, özellikle Karadenizli arkadaşların olmadığı ortamlarda anlatılır.

  • Hayır ben buna katılmıyorum….

  • Evet bende katılmıyorum….Hatta karadeniz fıkralarını bildiğim kadarı ile kendileri anlatırlar…

  • Hakikaten….buna şapka çıkar…

  • Doğru ya…hiç dikkat etmemiştim…Karadeniz fıkralarını daha çok Karadenizli arkadaşlar anlatırlar…

  • Hocam, gerçekten zor. Bunu uygun görürseniz Karadenizli masa arkadaşlara soralım….

  • Evet doğru söylüyorsun.

  • Haydi arkadaşlar, bu sorunun cevabını hanginiz verecek.

  • Hocam, dedikleriniz çok doğru…Ancak nedenini bilmiyorum.

  • Evet Hocam, sözlediklerinize katılıyorum…Fakat nedenini ….

  • Hocam, ben sadece tahmini söylemek istiyorum… söyleyebilirim..

  • Demin anlattıklarınızdan yararlanarak şunu söyleyebilirim….

  • Evet tahminini dinliyoruz..

  • Sakın gülmeyin…sadece tahmin ediyorum.

  • Karadenizli vatandaşlarımız, Karadeniz dışındaki yaşamları boyunca, yalnızlıklarını gidermek isterler…İşte en çok kendileri anlatırlar… Böylece birbirlerine destek verdiklerini biliyorum. Ayrıca insanların kafasında sürekli L A Z kelimesini canlı tutmak isterler. Çünkü kendileri Karadeniz dışında yaşarlar. İşte bu fıkralarla dayanışmala –rını sağlamlaştırırlar….

  • Beyler, Laz Fıkralarınız bittiyse, restoranı kapatı -yoruz. Bende Karadenizliyim. Bu konuşmalarınız - dan çok şey öğrendim. Önce hepinize teşekkür ederim….Yine hepinize iyi geçeler….

  • Arkadaşlar, bu güzel sohbet için bende sizlere teşekkür eder….İyi geceler dilerim……

  • Hocam, bizde size iyi geceler dileriz……

ÖYKÜ: 5- Günaydın anne, kısmetse öğleden sonra sizlerden ayrılıyorum. Hasan ve Tülay sana emanet. Sen kardeşlerimin hem annesi hem de babası durumundasın. Tülay tam genç kızlık yaşını kutluyor. Bu gençlik yaşını geçmişte sende yaşadığın için bu yaşların ruhsal durumunu benden çok daha iyi bilirsin. Nede olsa ben bir erkeğim. Ben sadece, Ayhan hakkında bazı birikinti bir şeyler söyleyebi -lirim. Bu konuda yine de fazla bir şey söyleyemem. Aramızda sadece 2 yaş var. Lise son sınıfa geçtiğine göre, kendini dünyanın en zeki yada en kuvvetli hatta, herkesten daha çok bilgi sahibi olduğuna inanır. 2 yıl önce bende hiç kimseyi beğenmez. Her konuda, herkezden daha akıllı ve bilgili olduğumu düşünürdüm.

-Bilmez miyim, büyüklerin şöyle bir sözü var. ‘’Tavuk yumurtadan çıkmış ama kabuğunu beğenmemiş’’ derler. Bu konuda ne babanı nede beni beğenmezdin.

-Hatırlıyorum. Sanki dünyayı ben yaratmışım…. Babam ilkokulu bitirdiği ve ben de Lise’yi bitirdiğime göre elbette babamdan daha iyi ve daha çok bilgili olduğunu hiç unutamam. Bu nedenle babamı bilgi yönünden küçümserdim. Babamla bazı konular da fikir tartışması yaparak, babamdan daha üstün olduğumu ispatlamaya çalışırdım. Ama her seferin -de babamın sözleri daima doğru çıkıyordu. Babamın vefatından sonra, yaşadığı ve gördüğü gözlemlerin en gerçekçi bilgi olduğunu anladım. Ama bu konuda babamın sağğında öğrenmiş olsaydım.

-Ayhancığım, gerçeği öğrendiğine göre, yapacak bir şey yok. Babanın ölümünden sonra, bizlerin sorum -luluğunu alarak taşın sert olduğunu öğrenmiş oldun.

-Dediğin gibi sorumluluk, insanları olgunlaştırırmış. Bu örneklemeden şunu kabül etmemiz gerekir. Sen bugün askere gitmek için bizlerden ayrılınca, elbette babanın yerine Hasan sorumluluğu alacak. Hasan da bu sorumluluk ile seni aratmayacak.

-Eve biraz sonra gelecek. Abi olarak, kendisine bu sorumluluğunu hatırlatacam. Annesine ve kız karde - şine sahip çıksın..

-Oğlum hiç gereği yok. Siz babanızın oğlusunuz. Sana bu konuda sorumluluğunu kimse hatırlatma -dı. Doğal olarak aile sorumluluğu kendi kendine benimsedin. Kapı çalınıyor. Belki Hasan geldi.

-Ben bakarım, belki de iki kardeş birlikte gelmiş olabilir. Hoş geldiniz gençler, sizi görmeden gide -mezdim.

-Olur mu abi……Sen bizden ayrılıyorsun. Seni yolcu etmek bizlerin asli görevi.

-Hasan , Tülay beni çok iyi dinleyin. Söyleyeceğim sözleri , ikiniz de benden çok iyi bildiğinize inanıyo -rum. Ama yine de hatırlatmak gereğini ……

- Ayhan abi, ben erkek olarak, aile yani annemin ve Tülay’ın sorumluğunu alıyorum. Babamın yokluğunu bizlere hissettirmedin. Aynı şekilde, bende senin yokluğunu aratmayacağım.

-Ayhan abi, sen belli bir süre bizden ayrılıyorsun. Kesinlikle, ne annemi….nede abimi…. üzmeyeceğim. Gönül rahatlığı ile vatani görevini yaparsın.

-Gençler, sizlere güveniyorum. Trenin kalkmasına yarım saat kaldı. Ben taksi çağırmaya gidiyorum. Sizde çabuk hazırlanın. Anneme de yardım edin.

-Abi bak tam zamanında gelmişiz. Tren daha gar’a girmemiş. Yolcuların indi ve bindi için zamanımız yeterince var.

-Abiciğim, geride annem ben ve bir de abim var. Lütfen bizleri ihmal etmeyin. Lütfen bu konuda bizleri düşün.

-Unutmak olur mu ? Her an değil, her saniye benimle berabersiniz. Çoçuklar bakın bakın Tren geliyor. Haydi acele edin. Anne heyecanlanma, tren buraya gelecek. Yolcuları indirecek ve gidecek yolcuları binmesini bekleyecek. Nereden baksan 20 dakikası var. –Çoçuklar, abinizi askere gönderiyoruz…. Nereden baksan bir yıldan önce göremeyeceğiz. İzin verin de biraz heyecanımı yaşamak zevkini …….. –Haydi, abinizin valizine yardım edin. –Anne lütfen acele etme. Alt tarafı sadece ufak bir valiz. Ben taşırım. Bak tren bomboş. Yolcu sayısı 10 – 15 kişi ya var. Yada yok.

-Bak abi, şu kompartımanda üç genç var. Büyük olasılıkla turist olmalı. İşte sana göre Avrupalı genç yol arkadaşları. Bak onlar üç kişi olmalı. Seninle 4 kişi olup kareyi tamamlamış olacaksın. –İşte buna sevindim. En azından kimlerle yolculuk yaptığını bilmek …….. Haydi , tren düdüğünü çaldı. Ayhan’ım haydi yabancı arkadaşlarının yanına git. Oradan bize el salla.

- Bak… bak…Şaka maka gidiyor. O da bizim gibi 2 elini birlikte birden sallıyor. Aaaaaaa, baksanıza, turist arkadaşları da bize el sallıyor.

- Haydi, hepimizi Allah Kavuştursun.. Sağ salim gider….

-Arkadaşlar, ingilizce’yi az biliyorum. Belki sizlerle anlaşmakta zorlanacağım. Ben Diyarbakır’da oturuyordum. Şimdi Konya ‘ya gidiyorum. Siz İngiliz – Fransız – Alman yada Hollanda…

- Biz de çok az Türkçe biliyoruz. Biz 2 kız kardeş ve bir erkek arkadaş İngiliz. İlk önce Çin’e gittik. 10 gün gezdik. Daha sonra Hindistan. 15 gün de orada kaldık. Daha sonra Pakistan. Burada da 12 gün. İran’da 10 gün gezdik – dolaştık.

- Hangi ülkede kaldıysak, bir sonraki gideceğimiz ülkenin kullandığı kelime öğrenme yarışı yapıyor -duk. İşte İran’da iken, Türkçe’yi öğrenmiştik. İşte siz az İngilizce, bizde az Türkçe. No….problem. Ben Linda…..kız kardeşim benden büyük 2 yaş. Rosemary. Erkek, Hanri arkadaş. Ben, erkek arkadaş yok. Şimdi var. İsim ne sen?

- Benim ismim Ayhan..

- Ayhan….Ayhan

-Güzel çok güzel.

-Nereye gidiyor. ?

- Konya

- Siz nereye ……

- Pozantı (Adana ) önce… Türkiye de kalacak 15 gün. Çok yer gezecek. Sonra Suriye and İsrail. Sonra İtalya ve İngiltere… Siz gitti, başka ülkelere

-Hayır… üzgünüm…..

-Üzgünüm…..ne demek….

-Baba öldü. Ben okula gittim ve işyerinde çalıştım.

-Aşağıda annem ve kardeşlerim. Ailemin geçimi yani yeme… içme… yatma gibi ekonomik sorunlar ……. –Ben anladım şimdi….

- Gençler….. bilet göreceğim…

- Sen Türk’sün…… ama bunlar yabancı… .anlaşa -bildiniz mi ?

-Evet beyefendi….benim yarım İngilizce….onların çok az Türkçe ile kısmen anlaşabiliyoruz.

-Bu vagonda sadece siz varsınız. Diğer kompartımanlar boş. Siz keyfinize bakın…..Hepinize hayırlı yolculuklar.

-Teşekkür ederiz.

- Biz Linda ile zaman zaman konuşur ve zaman zaman da pencereden doğayı seyrediyorduk. Ama karşımızda oturan Rosemary , erkek arkadaşının sürekli dizinde yatıyordu. Başınıda şal ile örtmüş olarak yatıyordu. Ara sıra şalın altında, elleri hareket ediyordu. Erkek arkadaşın sol elinde İncil vardı. İncil’i okurmuş gibi yapıyordu….Ama okumu- yordu. Sağ eliyle de, dizinde yatan Rosemary’nin kalçasını ve ayaklarını okşuyordu. Buna önceleri bir anlam veremiyordum. Daha sonra biraz anladığımı zannediyorum. Yol boyunca, Rosemary ve erkek arkadaşı ile bir tek kelime dahi konuşamadık. Benimle, sadece Linda ilgileniyordu. Kompartımanın içinde oturduğun da yanımda…… kompartımanın veya koridorun penceresinden dışarı bakarken yanıma gelir. Hatta elimi, kendi boynuna dolardı. Trenin çıkardığı kurumlardan kirlemen ellerimi yıkamak için, tuvalete gittiğimde benimle birlikte tuvalete Linda’ da girdi. Siyahlanmış elimi yıkarken, aynı şekilde Linda da yıkardı. Ellerimizi kurulamak için ne yapacağımı düşünürken, Ani bir hareketle boynuma sarılırdı. İlk önce ne yapacağımı düşünür -ken, çılgınca öpüyordu. Yani ben öpülüyordum. Kısa bir süre sonra toplanarak ben de bu aşırı öpüşmeye karşılık veriyordum. Karşılıklı bu ortak eylemin arkasından ikinci aşamaya geçmiştik. Üzerindeki gömleği çıkardı. Ellerimi süratle göğüslerine götürdü. Erkek olarak, gereken eylemi yapıyordum. Ayaküstü yapılan bu beraberlik, daha farklı duruma getirdi. Ok yaydan çıkmıştı. Tanrı, biz erkeklere verdiği talimat …. kadınları mutlu etmek… olduğuna göre, erkeklik görevimi fazlası ile yerine getiriyordum… Linda her seferinde thanks….. thanks …. thanks diyerek çılgınca öpüyor….. öpüyordu. Aradan ne kadar zaman geçti tam bilmiyordum. Ama yorgun düşştüm. Toparlandık, el ele kom -partımana girdik. Daha yerimize oturmadan, kız kardeşine bir şeyler sözledi, daha sonra çılgınca boynuma sarılıp, beni öpüyor öpüyor ve öpüyordu.. Ablası da, İngilizce bir şeyler söyleyerek, gülümsü -yordu. Ama ablasının erkek arkadaşı ile göz göze gelmediğimiz gibi… bir tek kelime konuşamadık. Sol elinde tuttuğu İncil ile sağ eliyle de Rosemary’nin bacaklarını ve diğer yerlerini okşamasını sürdürüyordu. Ben yorgun savaşcı olarak, oturduğumuz yere uzanırken, Rahat -lamış olan Linda ise bana masaj yapıyordu. Bir anda kendimi cennet’te olduğumu düşlüyordum… Daha önce, geneleve gittiğim oldu. Ancak Linda gibi olamazlardı.


Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə