Karatren, Yalnız Osmanlı yada Türkiye Cumhuriyeti döneminde etkin rol ve roller uygulamışdı. Tren, 1800 yıllarından 1950 yıllarına kadar hem toplu taşıma, hem de toplu yük taşımada tek ulaşım aracı oldu

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 0.95 Mb.
səhifə4/4
tarix22.01.2019
ölçüsü0.95 Mb.
1   2   3   4

Akşam oldu. Annemin hazırladığı kuru köfte ile patates kızartmasını sadece Linda ile ben yedik. Diğerleri ise sadece su içiyorlardı. Bir süre sonra, içtikleri sudan bana da bir bardak Linda getirdi. İçilen su değil şarapmış. İşte o gün ilk defa Linda’nın kadınlığı ile birlikte şarap da içmiş oldum. Köfteleri yedik ve şarabımızı da içtikten sonra, Linda ile birlikte karı - koca gibi sarılarak yattık. Sadece yattık…Uyumak olur mu… Linda hiç uyutur- mu….. Birlikteliğe devam devam ve devam ediyorduk. Bu arada İngiliz Hükümeti, diğer ülke insanlarına yaptığı utanç verici eylemlerini bir kenara bırakarak, Ülkemize yaptığı saldırı ve zararları düşünmeye başlamıştım. Avrupa Ülkelerinin Ülkeme ve halkıma karşı davranışı gözlerimin önüne geldi. Bu arada bize ve aile fertlerimize yapılan haksız hakaret karşısında, biz Türk’ler bu kişilerin ‘’anne ve eşine karşı ‘’ bol bol küfür ederiz. Oysa, yaşlı yada vefat etmiş annesi ile aile birliğini oluşturan kişiye sözlü olarak küfür etmenin hiçbir anlamı olamaz. Ancak, İngiliz halkının kendi istemi ile birlikte olma -nın karşılığı olarak küfür yerine, eyleme geçmek, herhalde daha etkin olur. Şeklinde düşünerek son enerjimin sonuna kadar erkeklik sermayemi kullan -maya devam ettim. Bu koşullanmış ve hırslı erkeklik davranışım… Linda’yı daha fazla ve kadınlığını doya doya yaşıyordu. Her ikimizde bu beraberlikten fazlası ile memnunduk. Adana ilçesi Bozantı’ya geldik. Bu İngiliz arkadaşlar, istasyonda indiler. Çevreyi ve Türkiye’ yi gezdikten sonra Suriye’ ye gideceklerdi. Linda ile ayrılırken, iki sevgilinin ayrılması gibi çok zor olmuştu.

Pozantı’dan trene binen yolcuların sayısı artmıştı. Benim Kompartıma da gelenler oldu… -Beyefendi, acaba bizimde girmemize izin verirmisin? -Buyurun… arkadaşlar bu istasyon da indiler. Benden başka kimse yok. Elbette gelebilirsiniz.

-Teşekkür ederiz. Biz üç kişiyiz. Sizinle birlikte 4 kişi oluyoruz.

-Problem değil.

-Sorması ayıp olmazsa, nereden gelip nereye gidiyor- sun. En azında tanışmaya bu yöntemle başlamış olalım.

-Haklısınız…. İsmim Ayhan. Diyarbakır’da oturuyo -rum. Şu anda Konya’ya gidiyorum.

-Ticaretle mi uğraşıyorsunuz….

-Hayır, bir işyerinde çalışıyordum. 27 Mayıs ihtila -linde, işvereni tutukladılar. Yeni işyeri de bulama - dım. Bu boşluğu doldurmak için askerlik görevimi yapmak istedim.

-Askerlik için neden Konya… Lütfen alınmayın … Konya ile özel bir bağlantınız mı var. Tekrar özür dilerim.

-Haklısınız….Nüfus kayıtlarımız Konya da, akraba- ların çoğu Konya da, 4 yıl önce Konya dan Diyar -bakır’a yerleştik. Oldu mu ?

-Beyefendi lütfen beni affedin… Ben de Konya- lıyım. Bizde 15 yıl önce Adana’nın ilçesi olan Pozantı’ya yerleştik. Büyük oğlum yedek subay olarak, Adana ya tayin oldu. Tek oğlumuz olduğu için, annemizin aşırı ısrarı ile, bende çalışğım işye -rinden kendimi Adana’ya tayin ettirdim. Bu arada Bozantı’ da kendimize göre küçük bir işyeri açtım. Oğlum da doktor olduğu için, O da, Bozantı’ ya gelmeyi istedi. Aslında oğlumuz doktor olarak kendi- sine muayenehane açınça, yine annesi duramadı. Oğlunun arkasından bizde Adana’dan Bozantı’ya geldik. Bu güzel bayan, oğlunu yalnız bırakmayan sevgili eşim. Kendisi Fizik Öğretmenliğinden emekli. Emekli olunca, belli bir süre özel ders verdi. Daha sonra onu da bıraktı. Şimdi torunu ile gününü geçiriyor. Evde beni istemiyor. Babası, torunumuzu eve getirince, benim ilk fırsatta evi terk etmemi ister. Bende, evin yakınında bulunan kahveye giderek, tavla veya okey oynayarak akşamı yapıyorum.

-Çok güzel özetlediniz. Herhalde torun olduktan sonra, evi torunlara terk edip, ikinci adres olarak ya lokale yada kahvehaneye gider. Sağlık olsun. Allah bize de göstersin… Peki yanınızdaki diğer bayan….

- Evet…..özür dilerim….kendimizi size tanıtırken …. nede olsa Konya ‘lı olarak sizi tanımanın zevkini çıkarıyordum. Bu dünya güzeli kızımız. Oğlumun sevgili eşi Dr. Jale, müstesna bir insan. Gelinimiz demiyoruz. Öz kızımız diyoruz. Kızımızın, özel muayenehanesi yok. Devlet Hastanesin de çalışmayı tercih ediyor.

- Ne mutlu size, inşallah sağğınız da iyidir.

-Çok şükür….her hangibir sorunumuz yok. Belki merak ediyorsunuz. Biz kızımızın, yıllık iznini değerlendirmek için Kızımızın ailesine yani dünürü - müze gidiyoruz. Diğer bir ifade ile İstanbul’a hem ziyaret hem de tatile gidiyoruz.

-Ne mutlu sizin gibi mutlu bir aile ile tanışmak. Ben , sadece mutlu aile olarak annemi ve babamı bilirdim. Şu anda 19 yaşındayım. 2 yıl once babam kalp kriz geçirerek aniden vefat etti. 17 yaşıma kadar, evde gördüğüm tek şey… .karı koca birbir -lerini kesinlikle eleştirmez, nasıl istersen….sen öyle istiyorsam.. öyle olsun. Diyerek birbirlerini onur’e ederlerdi. Ne ben, nede kardeşlerim, bir kere olsun annemizden ve babamızdan sadece, üzücü bir söz duymadık. Sadece, rahmetli babamız kaş hareketi yaparak, gerekli uyarı yapardı. Annemiz ise, babanızın kaşına bakarmısın….demesi bize yeterdi. Ayrıca kardeşler arasında da ufak bir ses tonumuz - da farklılık olmazdı. Affedersiniz, tuvalete gitmek istiyorum. İzin verir misin.

- Ne demek, tuvalet için izin istenir mi ? Elbette…

-Teşekkür ederim.

-Özür dilerim, merakımı gidermek istiyorum. Kasıklarınız da herhangi bir raharsızlığınız mı ?

-Hayır …… hayır hiçbir rahatsızlığım yok.

-Lütfen çekinmeyin….sıkılmayın…. doktorumuz yanımızda…

-Yemin ederim….hiçbir sorunum yok.

-Öyle ise affınıza sığınarak, hepimizin dikkatini ‘’sünnet olmuş çocuk ‘’ gibi yürüyordunuz. Yoksa, yeni mi sünnet oldunuz ?

-Vallahi ne söyleyeceğimi bilmiyorum…. İlk okul 5.ci sınıfta sünnetimi olmuştum. -Ama şu anda yeni sünnet olmuş gibi yürüyorsun. Herhangi bir sağlık sorununuz yoksa…..

-Özür dilerim….Şimdi anladım. İzin verirseniz olayı dışarıda size anlatayım. Bayanların yanında anlat -mak istemem. Utanırım….

-Genç arkadaşım… yıllarca öğretmenlik yaptım. Annen sayılırım. En azından belki bir anne olarak yardımcı olabilirim. Örneğin pişik olabilir…veya

-Hocanım biraz bekle….burada tıp doktorumuz var. Doktorlardan hiçbir şey saklanmaz. Gerekirse bizim doktor kızımız yardımcı olabilir.

-Elbette, arkadaşım….tıp doktoru olarak yardımcı olmak isterim. Tıp doktorluğunda ayıp olamaz. Bizim asli görevimiz…

-İzin verirseniz, olayı rahatlıkla anlatabilirim. Diyarbakır’dan Pozantı’ya kadar İngiliz gençlerle birlikte geldim. Belki kendilerini inerken görmüş olabilirsiniz….

-Evet gördük. Çok güzel ve fıstık gibi genç 2 kız ile bir erkek arkadaşları vardı.

-İşte 2 kız kardeşler. Büyük kız ile erkek arkadaş –ları sürekli beraber oldular. Beraber derken, kız sadece, erkek arkadaşının kucağında yol boyunca yattı. Elinde bir İncil tutuyordu. Sanki okuyormuş gibi tutuyor. Diğer eliyle de, dizinde yatan kız arkadaşın bacaklarında hareket halindeydi. Yolculuk boyunca, ikisi de benimle bir kelime dahi konuşma -dılar. Ancak küçük kız 18 yaşında olduğunu söyle- mişti. İster bu pencereden ister koridordaki pencereden dışarı seyrederken, göğüslerini omzuma, sırtıma yaslayıp beni tahrik ediyordu. Mümkün olduğu kadar, duygularıma hakim oluyordum. Bir aralık koridor penceresinden doğayı seyrediyorduk. Elini yavaş yavaş boynuma doladı. Küçük bir öpüçük aldıktan sonra, elimi tutarak kendi boynuna koydu. Bu tahrik oluşumun etkisi ile etkilenmiştim. Kendime gelmek için tuvalete gittim. Kapıyı kapatmak ister -ken, kapıyı zorlayarak içeri girdi. Tahrik edici davranışlarına daha fazla karşı koyamadım. Ok yaydan çıkmıştı. Dün öğleden sonra, bu sabaha hatta Bozantı’ya girinceye kadar beraberlik devam etti. İşte bu durum da aşırı sürtünme ile tahriş oldu. Bu nedenle, pantolonun sürtünmesi ile sünnet çocuk- ları gibi oldum. Sizlerden özür dilerim.

-Aferin….anladığıma göre, isteyen kendisi olduğuna göre, bir kadını mutlu ettiğin için seninle gurur duydum.

-Evladım…aferin sana….zorla hiçbir şey yapamaz -sın. Anlattığına göre fazlası ile direnmişin. Senin yerinde kim olsa bu kadar dayanamazdı. Seni tekrar tekrar kutlarım.

-Teşekkür ederim….Ben masum olduğuma inanıyo -rum.

-İleriki yıllarda arkadaşların arasında anlatacağın yaşanmış bir anın olmuş.

Konya’ya geldik galiba, izin verirseniz Konya’mıza dediğiniz gibi sünnet çoçuğu olarak iniyorum. Kaç gün böyle yürümüş olacağım.

-Merak etme yarın sabaha sağlıklı bir Türk Delikanlısı gibi yasal belgelerin toplamak için rahat yürüyebilirsin.

-Evladım, bir hoca olarak, çakı gibi yedek subay olursun…

-Genç arkadaşım, doktor olarak, deniz subayı olmanı temenni ederim.

- İyi duygularınız için hepinize saygılarımı sunarım . Lütfen kabul ediniz. Ayrıca İstanbul’daki aile fertlerin tamamına saygılar dilediler. Sağlıklı ve huzurlu yolculuklar dilerim. Hoşça Kalınız….

ÖYKÜ: 6 – Haydi çocuklar acele edin, tren gar’a giriyor. Etrafınıza bir bakın ne kadar kalabalık. Bu kadar insan yolcu ise yer bulmakta zorluk çekeriz.

-Baba oturma yerleri numaralı değil mi ?

-Evet onu unuttum.

- Nede olsa uzun yıllar trene binmemişim.

-Haklısın…. Ama gevezeliği bırak ta, annenin yanından ayrılma.

-Nevin, Elif’e dikkat et.

-Sedat, kalabalık seni korkutmasın. Bu kalabalı –ğın yarısı yolcu geçirmeye ve yolcusunu karşıla –maya gelenler. Baksanıza, kaç kişinin valizi var. Kaç kişinin valizi yok.

-Anne kendini üzme… Babam, bizlerden daha çok heyecanlı.

-Kızım, erkek olarak elbette bizlere sahip çıkacak.

- Baba, yerimiz inşallah cam kenarı.

-Elif, kompartıman değil, kuşetli vagon. Tıpkı otobüs değilse bile, yolcu vapurlarında olduğu gibi…..

-Sevgili babacılım, unuttun mu ? geçen yıl İstanbul’a trenle gitmiştim. Hatta bileti sen almıştın…

-Haklısın…galiba ihtiyarlıyorum.

-Sevgili kocacığım… galibası fazla. Kabul et artık, yaşlandın.

-Bırak artık yaşlanma sorununu… Sen kendine bak. İzin ver de, burada da eleştirmenlik yapma.

-Anne….. babam haklı. Bırak eleştirmeyi. Vallahi yarın evlenirsem…..kesinlikle kocamı eleştiri değil , Övgü yapacağım.

-Elif, yarın seni de göreceğiz. Böyle erkekleri eleştirmezsen, seni köle yerine koyarlar. Sürekli eleştireceksin ki ……

- Anne….. anne… yerimize oturduk…Lütfen çeneni kapa. Vallahi…. Şimdi ben başlayacağım…

-Ne yapıyorsun kızım. Annen çenesini kapatması -nı istiyorsun…Daha sonra sende mi başlayacak -sın…

-Hayır babacığım….. Seni değil…Anne mi eleştire -ceğim . Benimle başa çıkacağını zannetmiyorum. Birkaç dakika içinde annemi sustururum.

-Elif, seninle yer değiştirelim. Sen aramıza otur da, gönül rahatlığı ile Ankara’ dan çıkalım. En azından 3 – 4 saat yolculuk esnasında, senin sayende, biraz kafamı dinlendireyim.

-Merak etme babacığım…. Yolculuk boyunca, annemin seni üzmesine fırsat vermeyeceğim. Annem, seni eleştirmek için kullandığı her kelime için en 5 kelime ile kendisine yanıt vereceğim.

-Aman, İstanbul’a kadar ikinizle de konuşmaya -cağım. Ne haliniz varsa görün. Hatta birbirimizle küsmüş gibi oturalım.

-Olur mu ? anneciğim. Konuşmayalım….demiyorum. Birbirinizi hatta kesinlikle sevgili babamı eleştirmeyeceksin. Elbette konuşacağız ama pozitif olarak…Birbiriniz için övgü yapmanızı özellikle ……

-Anladık….. anladık. Babasının kızı. Yeter artık.

-Baba, sen yanındaki beyefendi ile sohbet edebilirsin - -Kızım, iyi hoş ama, tanımadığım birisi ile ne konuşacağım.

-Sevgili babacığım, erkekler genellikle askerlik anılarını, bekarlıkta yaptığı çapkınlıkları hatta hükümetleri devirip hükümet kurarlar. Spora meraklı olanlar ise taraftar olduğu spor kulübü hakkında…. Aman baba özellikle ‘’ din ve politika ‘’ tartışmayın. Sonucu olmayan konular -dan sakının. Bu iki konu tartışması kavgaya kadar götürür. Hatta karı – kocayı; kardeşleri birbirlerine düşman yapar. Bu konuda sizin tecrübeniz daha fazla.

-Sevgili kızım… Çalışğım işyerinin duvarlarına, aynen senin dediğin gibi Din ve Siyaset tartışması yapmak kesinlikle yasak. Tabelası bulunurdu. Sen merak etme, ilk önce bekarlık anısı yada askerlik anıları değil ama taraftar olduğumuz sporundan başlarım.

-Allah kolaylık versin….

-Anacığım, konuşmadan duramayacağını çok iyi biliyorum.

-Kes sesini….seninle konuşmuyorum…..

-Anacığım, benimle konuş demiyorum. Benimle konuşmanı istemiyorum. Bak yanındaki bayan, aklı başında görünüyor. İnanıyorum, yanındaki bayanda konuşmadan duramaz. Bu da kadın olmanın özellikleri, erkekler gibi sınırlı değil. Her konuda rahatlıkla konuşabilirsiniz. İzin verirsen ikinizi birbirinizle tanıştırayım.

-Gereği yok. Sen kendine bak. Okumak için getir -diğin kitabını oku. Beni rahat bırak.

-Sevgili anneciğim….lütfen beni yanlış anlama…… babamı, senin dilinden kurtarmak istedim. En azından Ankara İstanbul arasında kırıcı olma -dan rahat bir yolculuk yapalım.

-Beni fazla konuşturma….

-Bakın ….. bakın tartışmasız….Eskişehir’e Allah’ıma şükür…kırıcı olmadan Ankara - Eskişe- hir yolculuğu yaptık. Anne…. bak .… bak babam- lar ne güzel sohbet ediyorlar… Bir dakika kulak kabartayım… bakalım neler konuşuyorlar.

-Anne, babamlar daha spor aşamasında … askerliğe sıra gelmemiş. Herhalde bekarlık anıları- nı en sona saklıyorlar.

- Baban, herhalde askerlikte sümsüğün teki olmalı. ‘’Emredersin komutanın’’ - ‘’tamam komutanım’’ kelimelerinden başka ne söyleyebilir. Bekarlık dönemin de ise hımbılın biriydi. Yolda giderken bile bir kıza, bir kadına bakamazdı. Tam anlamı hımbıldı.

-Peki….sen nasıl bir genç kızlık yaşadın.

-Sorma, bana erkek Fatma derlerdi. Kız arkadaş- larla değil, sürekli erkeklerle oynardım. Ağaçların tepesinde cirit atardım.

-Peki, hiç erkek arkadaşın oldu mu… Yani özel arkadaş, biz buna sevgili diyebiliriz.

-Elif, annenle nasıl konuşuyorsun…

-Anneciğim, kadın kadına sohbet ediyoruz. Bun da kızacak ne var ?

-Konuyu değiştir. Ben evli bir kadınım ve senin annenim. Kocamda yanımızda. Lütfen kontrolü elinde tut.

-Anlaşıldı. Bu konuda fazla bir şey söylenmez.

-Eskişehir’den çıktık. Bir şeyler yiyecekmiyiz ?

-Benim yiyecek yerim kalmadı. Evde yeteri kadar yedim. İstersen, sen yiyebilirsin. Bana sorma, sevgili babana sor. İstiyorsa….birlikte yiyebilirsiniz

-Babamın sohbetini kesmek isteniyorum. Ben, resto- rana gidiyorum. Orada kendime göre yiyecek ve içecek bir şeyler bulurum. Yarım saat sonra gelirim. Babacığım, atfedersiniz konuşmanızı bölmek istemiyorum. Ama restorana gidiyorum. İzin verirseniz. Annem bir şey yemek istemiyor. - Elbette Elif, istediğin gibi davranabilirsin. Biz beyefendi ile güzel bir sohbet yapıyoruz. Sana afiyet olsun.

-Teşekkür ederim. Beyefendi…size de saygılarımı sunarım.

-Teşekkür ederim….Çok kültürlü ve saygın bir babanız var. Sizi kutlarım.

-Teşekkür ederim….o sizim saygınlığınız. Size afiyet olsun…

Restoran fazla kalabalık değilmiş. Şu sağdaki masa uygun. Rahat rahat oturabilirim. En azın -dan annemin eleştirisi yok. Kafamı dinlemiş olurum. Şef bakamısın, Bana bir servis açarmısın.

-Hay hay hanımefendi. Tabilot mu yoksa alakart mı ?

-Size bırakıyorum.

- Güveniniz için teşekkür ederim. Size tabilot’u öneriyorum. İçecek olarak tercihiniz….

-Su

-Hay hay …. Hemen geliyorum….

-Buyurun hanımefendi…

-Ekspres servis. Bu kadar çabuk beklemiyordum..

-Teşekkür ederim.

-Afiyet olsun hanımefendi….İzin verirseniz eşimle birlikte bizde oturabilir miyiz. ?

-Ne demek beyefendi, buyurun… en azından sohbet edecek saygın masa dostlarım olacak.

-Teşekkür ederiz. Saygın olan sizsiniz…

- Masa arkadaşımız, servis gelinceye kadar karşılıklı tanışş oluruz.

-İsabetli bir karar, beyefendi..

-Efendim izin verirseniz, ilk önce kendimi tanıta -yım. Ben emekli memurum. Şu anda beyin jimnastiği yapıyorum. Yani bilmece çözmeyi çok seviyorum. Ayrıca anılarımı yazıyorum. İnanırmı -sın….koskoca bir yılda ne yapmışım diye kendime sorduğumda, yazacak bir cümle bulmakta zorlanıyorum…. Düşüncem yeterli gelmiyor. Kendi- mi zorlayarak bir şeyler yazıyorum. İyi ki eşim bu konuda çalışmamı önermiş. Aksi taktirde ya parklar da…yada kahvehaneler de boş boşuna zamanı geçirmiş olacaktım. Bargot hanım, ikinci eşim. İlk eşim Türk idi. Ama her hareketim ve her konuşmam eleştiri oluyordu. Eşim, ayrıca annesinin güdümündeydi. Bu arada, kalp krizi…. Mide kanaması… bu arada toplumdan kaçan….. ve geceleri dahi rahat uyuyamazdım….Rüyalarıma giriyordu. Bir arkadaşımın önerisi ile Bargot hanımla tanıştım. Bir süre gizli gizli arkadaşlık yaptım. Bargot’un yanımda iken, kendime güvenim geliyordu. Beni eleştirme yerine, tam aksi, beni övgüye boğuyordu. Fiziki görünüş olarak, övgü yapması, daha sık aynaya bakardım. Daha sonraları, kişiliğim ve karakterim konusunda, adeta şımarıyordum. Hatta ben… neymişim be abi… demeye başlamıştım. Eşimin her türlü eleştirisine, yanıt vermiyor…yada sen önce kendine bak diyecek kadar cesaret bulmuştum. Eski eşim ile Bargot’u bir terazinin iki ayrı kefesine koyarak tartıyordum. Terazinin bir kefesinde 15 yıl sürekli negatif olan…. Beni sürekli eleştiren bir hayat arkadaşı…. diğer tarafta, bana değer veren …. eleştiri yerine övgü yapan kültürlü bir bayan. Belli bir süre düşündükten sonra karar aşamasına geldim. Bu arada çocuklarım da 15 yaşlarına geldiğinden kişiliklerini bulmuşlardı. Eyleme geçmek için fırsat yakalama beklentim devam ediyordu. Kayınvalidemin, saygısızca….. ‘’- damat…. İstersen boşanma denen bir eylemi değerlendirir -sin…Kızım biraz rahat etsin…..’’ demesini fırsat bilerek. Güzel bir öneri…Kızını sana geri gönderi- yorum. Evden ufak bir toplu iğne dahi almadan evi terk ediyorum… diyerek, evden ayrıldım. Elbette Barkot’un evine gittim.

-Şu anda evlimisiniz. İlk eşiniz boşanmanıza zorluk çıkardı mı ?

-Hayır…. Barkot’la beraber olduğunuzu bilmiyor- du. Ayrıca evden her hangibir eşya almamıştım. Birkaç gün eve gitmeyince, iç çamaşırımı ve elbise- lerimi, koli ile işyerime gönderdi. Elbiselerimi gön- dermesi demek, boşanma kararı aldığını göste -riyordu. Bu arada boşanma davası açmıştı. İlk duruşmada boşanmıştık. Boşanma kararını aldıktan sonra da Sevgili Bargot ile evlendim.

-Peki şimdi mutlumuzun…

-Allahıma bin şükür…

-Ne gibi…

-Eleştiri yok….Dedikodu yok….Saygı, normalin çok üstünde… mutfağa girmemi istemez. Sürekli güleryüz.

-Peki, Bargot hanım çalışıyor mu ?

-Kendisi söylesin…

-İsminizi bilmiyorum…

-Özür dilerim…ismim Elif, Ankara Devlet Opera ve Bale korosunda çalışıyorum.

-Elif hanım, çok güzel sanat dalında çalışıyorsu- nuz. Ben İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesin de Öğretim Üyesiyim. Yani Ekonomi Profesör’üm..

-İnanmıyorum. Çok ilginç…

-Neden……

-Hangi Ülkeden -Alman’ım. 10 yıldır. İstanbul da yaşıyorum. Bürokratik işlerim için koşuştururken, Bir meslektaşım problemi çözmek için Emin beyle tanıştırdı. Çok kibar ve çok çabuk işimi halletti. Akşamları yalnızken kendisi gözümün önüne geliyordu. Bir kadın olarak ve kadınsı duygu -larımı da yaşamak istiyordum. Uzun süre kadın- lığımı yaşayacak bir erkek arkadaş bulamamış -tım. Beynimdeki erkek…. Neden kalbimde olmasın diyerek, iş gereği varmış gibi çalışğı işyerine gittim.

Kadınlık duygularımın dürtüsü ile kendisini bir kafe ye çay içmeye davet ettim. Kabul edince sevindim. O gece uyuyamadım. Sabaha kadar, hayatımın erkeği olabilir mi ? Yoksa, bir serap gibi… Çünkü yıllarca anlaşabileceğim bir erkek arkadaşım olmadı…Bu durumda kendimi mesle- ğime vermiştim.

-Demek ki, kadınlık duyguların ağır basmış.

-Emin bey, evde Bargot hanım, size nasıl davranıyor.

-İzin verirseniz… ben yanıtlayım. Emin, çalışırken veya şu anda emekli olduğu günler dahil, ben evde iken, ayaklarını ben yıkarım. Yemeği ben hazırlarım. Emin beyin mutfağa girmesini kesin- likle istemem. Kendisi evimin erkeği…. kendisinin onayı olmadan, herhangi bir şey yapmam. Kendi- sine değer vermeliyim ki… gece, doyasıya bana kadınlığımı yaşatsın. Aksi taktirde, sırt sırta dönerek, yada farklı odalarda yatardık. Ama şimdi karşılıklı cinselliğimizi doyasıya yaşıyoruz. Aynı yatağı paylaşıyoruz…. Hatta banyo da dahi birlikteyiz. Birbirimizi yıkanmasına yardımcı olurken neden akşamları eve geldiğinde, zevkle ayaklarını da yıkamayım. Biliyorsunuz, eşler her an vücutlarının her hücresini birlikte paylaşğına göre……

-Elif hanım, Bargot, şu anda 4 lisan bilir. 12 farklı konularda basılı kitapları var. Bildiğim kadarı ile 4 – 5 ayrı Enstrüman çalar. Biz aynı kent içinde, gezmek için kaç tane semti gezebil -dik. Oysa, Bargot herhalde 20 den fazla ülkeyi gezmiş.

-Özür dilerim, Emin’ciğim 23 ülke gezdim. Trene bakar gibi değil, derinliklerine, hatta tarihi derin -liklerine kadar bilgi sahibi olmayı tercih ederim.

-Kutlarım….Bir gün, sizin için de 24 saat…Bizim içinde. Bu enerjiyi nasıl alabiliyorsunuz.

-Planlı ve sistemli çalışmak.

-Sizi kutlarım. Şu anda annem ve babam da burada olsalardı, sizlerle tanıştırmak isterdim. Özellikle annem burada olsaydı…

-Hangi yönden,

-Emin beyin, ilk eşinden çektiği davranış biçimle- rinin benzerliği ile İş Kadını olmanıza rağmen, ev kadını olarak Emin beye karşı davranışınız ile annemin, babama karşı davranış arasındaki ters orantılı davranış olması. Ancak şu kadarını söylemek yeterli olur. Annemin isteği ile farklı odalarda yatmaları yeterli olur. Daha fazla konuşmak doğru olmaz.

-Elif kızım, Bargot hanımın bir diğer pozitif yönü ise, Çalışırken ve emekli olduktan sonra, evden çıkarken, saat kaçta geleceğimi sorar. Ben bunu bir sorgulama olarak, yargılıyordum. Ama sonradan öğrendim ki, ben zamanında eve gelmeyi öğrendim. Bundan daha önemlisi Bargot, ben eve gelmeden seksi bir kadın olarak beni kapıda karşılar. Bu davranışını ilk evine ziyaret gittiğim günden , bugüne kadar devam ediyor. Hiçbir zaman günlük ev kıyafeti ile kapıyı açmadı. Sonuç olarak, geçmişteki çektiğim sıkıntılı günlerim yerine… 2.ci evliliğimde cennette olduğumu rahat -lıkla söyleyebilirim.

-Elif kızım, lokantaya gelince bizi unuttun. Her -hal de arkadaşları ile karşılaşğınışünmüştük.

-Hayır anneciğim, dünyanın en mutlu ve en saygın ailesi ile sohbet ediyorduk. Sizi tanıştırmak isterim.

-Kızım, şimdi sırası mı ? İzmit’i geçtik. Yarım saat sonra İstanbul da olacağız.

-Anneciğim, Bargot hanım Alman,

-Bana ne ... Alman, Fransız yada İngiliz olmuş.

-Anneciğim, Bargot çok iyi Türkçe biliyor. Kendisi iktisat profesörü.

-Çok iyi bende ev kadını profesörü…

-Kızım…. annenin üzerine fazla gitme, sen yanı- mızdan ayrıldıktan sonra, benimle konuşamayınca, deliye döndü. Bu hırçınlığını da yanında oturan bayanla da konuşamadı. Yanındaki bayan otur- duğu yeri terk edince, yalnız kaldı.

-Beyefendi, babam Sedat, bu güzel bayan da annem Nevin.

-Memnun oldum Sedat bey, ve Nevin hanım…

-Babacığım, Bargot hanım, üniversite öğretmeni olmasına rağmen, 4 lisan biliyor. Birçok muzik aletini çalıyor. 24 ülke gezmiş bir gelinimiz. Şu kadarını hatırlatmak isterim. Emin bey eve gelince, eşi kendisi makyajlı ve seksi bir kıyafetle karşılarmış. Bargot hanım, eşini kesinlikle mutfa- ğa girmesini istemezmiş. Hatta ilk beraber olduğu günden itibaren, Emin beyin ayaklarını bizzat Bargot hanım yıkarmış. Bargot hanım, hiçbir şekilde, eşini eleştiri değil, sürekli övgü yaparmış. Bu nedenle, aynı yatakta yatıyorlarmış. Ancak şu da hatırlatmak isterim ki, Emin Beyin ilk eşi, Türk olup, tıpkı annem gibi davranıyormuş. Bu nedenle de, kalp krızi geçirmiş. Mide Kanaması geçirmiş. Daha sonra Bargot hanımla tanışınca, eski eşinden ayrılmış. Boşanmanın ardından da Bargot hanımla evlenmiş.

-Elif hanım, bu kadarı fazla. Babana benden boşanmasın mı ? demek istiyorsun. Sümsük baban, benim gölgem olacak bir kadını nereden bulacak. Kendisini isteyen bir bayan olursa, üstüne fazlası ile ödüllendirmeye hazırım. Yeter artık. İstasyona geldik. Ben iniyorum. Siz ne yaparsanız yapın…Hatta yolda benimle birlikte sakın yürümeyin…

-Emin Bey ve Bargot Hanım, işte gördünüz, nasıl bir eş ve nasıl bir anne. Sizlerden, annem için özür diliyoruz. Tekrar görüşmek üzere….Size mutluluk beraberliğinizin sonsuza kadar devam etmesini diler, iyi akşamlar dileriz. Hoşca Kalınız……

ÖYKÜ : 7 – Sevgilim, bir yere kaybolma, tren gelmek üzere,

-Tuvalete gidiyorum. Trendeki tuvaletin yeteri kadar temiz olduğuna inanamıyorum. En azından Gar’ın tuvaleti daha temiz. Sen çantalara sahip çık. Beni merak etme. Birkaç dakika sonra gelirim.

-Ben merak ederim. En azından bana emanetsin İstanbul güzeli ……

-Aynaya bakıyorum…..ama güzel birini göremiyo -rum.

-Biliyorsun aynalar yalan söyler.

-İnanmıyorum.

-Aynaya baktığında sağ tarafta sol ve sol tarafta ise sağ tarafını gösterir.

-Ona bir itirazım yok.

-Tren geldi. Sen yataklı da gideceksin. Yer buldum, bulmadım gibi bir sorun yok.

-Haydi binelim de yataklı vagonu bende görmek isterim.

Elbette,



-Şimdiye kadar, yataklı vagonun içerisini hep merak ederdim…..

-Burası iki kişilik. Benimle birlikte İstanbul’a gideriz.

-Gerçek mi ? şaka söylemiyorsun….

-Neden şaka söyleyim. Aksine memnun olurum. En azından üçüncü kişi yok. Başbaşa ve rahat rahat bir yolculuk yaparız. Al işte benim biletim. Bunu da beraber götür de, kişe de zorluk çıkarmasın.

-Bak bileti almaya gidiyorum.

-Elbette…..

-Bak aldım. Ama Eskişehir’e kadar.

-Neden İstanbul değil….

-Eskişehir’de inerim. Otogar’dan otobüse binerek Ankara ya geri dönerim.

-Beni yarı yolda bırakıyorsun…

-Güzelim… bende isterim…bütün bir geceyi sözlümle geçirmek. Ancak, izinsiz şehir dışına çıkamam. Ayrıca annenler, beni hemen geri dönmemi istemeyecek. Bu arada, iki ayrı randevum var. Kendilerine geçen hafta teftiş için randevu vermiştim. İnşallah balayı -mızı yataklı vagonda yaparız.

-Yemeği buraya getirirler mi ?

-Belki getirirler…. Zile bas görevli gelecek mi ?

-Kapı vuruluyor…..Buyurun…

-Buyurun …..beyefendi.

-Akşam yemeğini buraya kompartımana getirirler mi ?

-Evet….Ne zaman isterseniz getirebilirim…

-Memnun oluruz….ama ücret

-Beyefendi, yemeğin ücreti, almış olduğunuz bilet ücretinin içerisinde…

-Çok iyiymiş. Buna memnun oldum. Hemen getirebi- lirmisin.

-Elbette.

-O zaman rica edelim.

-İçmek için ne arzu edersiniz ?

-Su ücretsiz. Alkol ücretli…arzunuza bağlı.

-Ayşem… içecek ne alırsın…

-Erkeğim…. Bira içerim. Ya sen….

-Ben de bira ama soğuk olmaları için…

-İsterseniz…..içi buz olan içki kovasını da…

-Memnun oluruz… O zaman 5 bira şişeli

-Ancak alkol ücretleri ayrıca ödenir.

-Sorun değil, gelirken fiyatı da öğrenirsen…

-Merak etmeyin beyefendi. 10 – 15 dakika da gelirim.

- Gerçekten daha çabuk geldiniz.

-Teşekkür ederim….

-Bira parası olarak…….

-Hanımefendi…çok verdiniz…

-Üstüne de sen bir şeyler alır yada içersin.

-Teşekkür ederim. Beni mahcup ettiniz.

-Haydi bakalım….iki sevgili olarak, baş başa yemeğimizi yiyelim….Biramızı içelim.

-Sen harika bir erkeksin….Daha tenlerimizi birbir- leriyle tanıştırmadan….

-Tanışş gibi oldular…

-Bu yetenek…elbette kadınların yeteneği…Tanrı size bu yeteneği vermiş. İstemedikten sonra denizde yada banyo da suyun zerresi girmez.

-Lütfen bu tür konuşmalardan hoşlanmam. Kontrol- lu konuşmayı tercih ederim.

-Hayatım…. yolculukta….mutfakta….evde…yatak odasında konuşulmalar farklı olmalı…

-Ayşem….yanlış anlaşıldı.şündüğün gibi değil.

-Kapatalım….

-Haydi yemek soğumasın…

-Erkeğim…. Sağğımıza ve erkeğimin şerefine içelim.

-Bende bira şişemi, sevdiğim ve şimdilik taptığım kadının sağğına kaldırıyorum.

-Neden şimdilik ……kelimesini kullandın. Bana bir mesaj vermek mi istiyorsun…

-Gerçekten çok dikkatli ve zeki bir kadınsın…Leb demeden leblebi olduğunu anlıyorsun…

-Edebiyatı bırak şimdi…Mesajını öğrenmek istiyo -rum…

-Gerçekten ya çok alıngan…yada pinpiriksin…

-Vallahi ne dersen de….mesajını açıkla….

-Yanlış anlama, ilk insanın birlik içinde yaşadığı günden itibaren, kadınların bir günü bir güne benzemez. Bir anda melek……yine saniye içinde değişerek cadaloz olurlar. Ayrıca erkeğin cadısı yok. Oysa cadı sıfatı, kadınlar için söylenir. Bak şu anda bile iki karakteri birden yaşadın.

-Daha şimdiden…kadınlar için negatif görüş ve düşünceni gündeme getirilerek, kişiliğini ortaya koydun…

-İstersen….tartışma yapmanın zamanı yapmayalım. İleriki günlerde bunun için çok zamanımız olacak,

-Bu konuda bir tek kelime konuşmak istemiyorum. Demek ki daha düşünecek zamanımız var.

-Şüphesiz….Senin dediğin gibi….sokakta…arabada…. trende… yatak odasında…..hatta yatakta bile farklı kelimeler kullanılacağını bildiğim halde, hatırlatabil -din.

-Hayatım….ben bilmediğini söylemedim. Sadece hatır- latma yapmıştım.

-Senin dediğin gibi bu tür hoşlanmadığımız kelime -leri buzdolabına koyalım.

-Eskişehir’e geliyoruz. İzin verirseniz….toparlanıp ineyim.

Sana iyi yolculuklar…

-Erkeğim….bu şekilde ayrılmak istemem….Bu ilk birliktelikte beni sevmeni… öpmeni…kucaklamanı istiyorum. Biliyorsun ben kadının…hem de çok sağlıklı…

-Dikkatimi ve gururumu ezmek değil…

-Erkeğim….beni böyle bırakamazsın. Erkek, birlikte olduğu kadını kollamak, korumak ve arzularını yerine getirmek için her türlü zorluğu üstlenir. Bak gömleğin düğmelerimi açtım. Sende erkek olarak gömleğimi çıkarmama yardım et. Ayakta seni bekli -yorum. Erkeğim olarak, bana kadınlığımı yaşatma- lısın….

-Beni zorlama, daha ilk dakikalar da Eskişehir de ineceğimi söylemiştim. Yarın 2 ayrı büyük firmanın teftişi var.

-Vallahi, senin tarafından sevilmek…hatta seninle sevişmek isteyen bir kadın var. Tercih senin, ya ben yada teftiş yapacağın muhasebe kayıtları. İşte seni yatakta bekleyen bir kadın…. Karşıda kapı….Ben arkamı dönüyorum. Karar senin….Hatta gözlerimi de kapıyorum.

-Gerçekten şeytanın tekisin…. Erkekten şeytan olmaz. Şeytanın tek karşılığı kadın…. Doğru değil mi ?

- Üstünü çıkar da gel. Erkek olarak, beni arzula- dığın gibi sevebilirsin…Bana kadınlığımı yaşat … Yıllardır…bu anı bekledim. Hayatıma hiçbir erkek girmedi. Hatta hiçbir hücreme, bir erkek hücresi değmedi…Sadece tokalaşmanın dışında….

-Geçmişini tanımadığım gibi…bilmekte istemem … Elbette benim bekarlık dönemim de zaman zaman hayatıma ve yatağıma kadın hatta kadınlar girdi…

-Bunu bilmeyen mi var. Bakirelik….kadınlar için söylenir. Oysa erkeğin bakirelik durumu düşünüle -mez. Hatta bekarlığında…. Kadın tanımayan yani bir veya daha fazla kadınlarla birlikte olmayan erkekler, erkekten sayılmaz. Pantolunu nu çıkarma…. Göbek üstünü çıkarabilirsin… Ben sakin sakin yan yada sırtüstü yatacağım. Bedenim tamamen senin ellerinde…lütfen canımı acıtma. Bakalım beni nasıl kadınlık duygularımı uyandırabilirsin. Görmek ve seni tanımak istiyorum. Boynumu değil….ama göğüslerimi istediğin gibi öpebilirsin…hatta morarta- bilirsin….

-Teşekkür ederim….Sende kelimelerinle…ellerinle benim arzularımı dürtebilirsin…

-Sen kendine düşeni…. erkeklik görevini yerine getirirsen, elbette bende kelimelerimle ve ellerimle üzerime düşen görevi yaparım. Kasap dükkanında çengelde asılı duran koyun değilim. Benim istediğim, birlikte yaşayacağım erkeğimin, ter kokusu…. konuşma ve parmak uçlarını hatta kadınlık duygu- larımı nasıl ve şekilde harekete geçirecek. Hatta beraberlik süresi kısa yada uzun olacağını öğrenmek isterim. Herhalde bu tercihimi kendi arzularıma göre karar vermeliyim. Bu nedenle, vücudumun hiçbir hücresine erkek hücresi değmedi. Bütün bu duygula- rımı demek ki bu güne yani sana saklamışım. Senin hangi özelliğine veya hangi yeteneğine mağlup oldum. Bilmiyorum. Hareketsiz yatarak hangi duygumun esiri olduğumu öğrenmek istiyorum. Senin erkekçe davranışlarına yanıt verip veremeyeceğimi belirlemek istiyorum.

-Tekrar rica ediyorum. Ne pantolonu çıkar….nede benim eteğimin altına girmeye çalış..

-Peki ama neden…..Şu anda yalnız değilmiyiz. Ne mahsuru var. Daha önce dediğim gibi, sen isteme - dikten sonra suyun zerresi girmez.

-Bak hala nasıl konuşuyorsun…..Lütfen konuşma -larına Dikkat et. Hayır diyorsam….ısrar etme iste- mediğim davranışı bana ne söyle….nede yapmaya çalış. –Peki anladık. Ama sende robot gibi durma….Ya hareketlerinle…..yada kelimelerinle bana destek ver.

-Daha önce sana söylemiştim…..Kasap vitrinindeki, çengelde asılı koyun gibi hareketsiz kalacağım. Senin davranışlarını değerlendirmek istiyorum.

-Peki….Demek ki beni sınava tabi tutuyorsun….

-Elbette….nasıl bir hayat arkadaşı….nasıl bir yatak birliği sağlayacağız….Elbette bilmek ve öğrenmek benim en doğal hakkım. Evlenmek için, aile ve nikah memuru ilk soruyu kadına yani evlenecek kıza sorarlar. Bilmen gerekir…..

-Tamam……tamam seninle hiçbir konuda tartışma yada fikrimi söylemem istenmeyecek…..

-Lütfen anlayışlı olmalısın……

-Ne gibi

-Evlendiğimiz zaman….bir kadın olarak vücudumu önüne sereceğim. Senin erkeklik görevini yapabilmen için kadınsı hareketlerde bulunacağım. Sana cilve yapacağım….İşte bu konuda sen tecrübelisin… Kimbilir kaç kadın ile beraber oldun. Oysa ben beraber olacağım erkeğimi tanımak istiyorum. Haksızmıyım….

-Haksızlık yada haklılık olarak bakmak yanlış olur. Amaç, prensip sahibi olmak.

-Ayşem , şunu bilmeni isterim ki… Erkek olarak bir kadının kuklası …… yada her şeye evet diyen bir erkek değilim…..Olmakta istemem…

-Nasıl istersen…..aslında bende kişiliği olmayan ezik bir erkek ile birlikte yaşayamam.

-Elbette….benim de bir erkeklik gururum var. Ancak sevgide ve aşkta gurur olmaz ama kişilik olmalı. Bu konuda da prensiplerden taviz veremem. Bu böyle biline. Herhalde İzmit’i geçtik. Nereden bakar- san bak, şu anda yarım saatlik bir beraber olabilir- dik.

- Erdoğan, lütfen anlayışlı olmanı beklerdim. Biliyorsun biz kadınların özel sağlık sorunları var. Örneğin…. 2 gündür regl yani hastayım…. Bunun biz kadınlara verdiği özel sorunlarımız oluyor. İşte bu nedenle, senin pantolon çıkarmanı ve elinin de eteğimin altında gezinmesini istemedim…

-Tahmin etmiştim…Sende normal olmayan bir davranış içindeydin.

-Erdoğan’cığım ilerde beraberlik içinde olacağımız çok zamanımız olacak. Ama Tanrı, kadın bedenin dinlenmesi için bize bu rahatsızlığı vererek, erkeklerin bedenimize karşı hunharca saldırılarına set geriyor. Aslında, göbek üstü benimle ilgilenmen beni duygu -landırdı. Göğüslerim deki morartmanı günlerce taşıyacağım . Akşam yatarken ve sabah kalktığımda, senin göğüslerime, dudaklarınla yaptığın morartıları gururla aynanın karşısında izleyeceğim. Bu arada benimle, beraberken trenin çıkardığı tıkırtı sesleri bana ayrı bir zevk verdi. Bak dinle, tık…tık…tık…tık… seslerine…

-Evet hiç dikkat etmemişim…Haklısın, istersen… balayımıza yataklı vagonda geçirelim….

-Vagonda olur mu ? Ancak gideceğimiz yere yatak -lıyla gitmeyi tercih ederim.

-Güzelim…Ben Pendik’ te inerim. Ankara’ya gidecek, tren yada otobüs bulmaya çalışırım. Annen - baban ve abine hatta abinin eşine ayrı ayrı saygılarımı iletirim..

-Teşekkür ederim….Seni yakından tanımam için, bu beklenmeyen birliktelik ve yolculuk bana yararı oldu. En azından erkeğimi şimdiden tanıma olanağı buldum. Bu arada özel kadınlık rahatsızlığımdan dolayı, kişisel davranışıma anlayışlı olmandan dolayı ayrıca teşekkür ederim. Tren durdu, acele et. Pendik ara istasyon olduğundan beklemez…Yoksa..

-Anlıyorum….Haydi hoşça kal…sana iyi yolculuk- lar… kendine iyi bak..

-Sen de, annene hürmetlerimi sunarım. Ellerinden öperim. -Çabuk ol, tren düdüğünü çaldı…

-Tamam iniyorum..

-Günaydın….anneciğim…..ben geldim….

-Hoş geldin kızım…Yorgunmusun..?

-Teşekkür ederim…Biraz yorgunum…izin verirsen.. önce bir duş alayım… Daha sonra kahvaltı yaparım… Babam uyuyor mu ?

-Baban erken çıktı. Abin geldi, birlikte bir yere gideceklermiş. Sen banyonu alırken ben de kahvaltıyı hazırlayım.

-İki gündür banyo yapmadım. Dayımlarda da banyo yapmak istemedim.

-Bir şey mi oldu ?

-Hayır hayır…canım istemedi….Nasıl olsa bugün evde yaparım….diye düşünmüştüm.

-İyi etmişsin… İnsanın kendi evi gibisi var mı ? -Bende kendi evimden başka bir yerde, rahat edemem. Hatta tatil için bir otele gittiğim de ikinci gün sıkılırım. Evimi özlerim.

-Anneciğim… aynen bende öyleyim. 5 yıldır Amerika da kaldım. İlk birkaç gün değişik geldi. Bu süre içinde çevremi tanımakla geçti. Daha sonra inanır - mısın evimizi özledim. 5 yıl bu özlemle geçti.

-Katılıyorum kızım…Haydi gel ana kız birlikte kahvaltı yapalım. Bu arada damat adayımız Erdoğan bey ile görüşmeniz nasıl geçti….Annesi ile de anlaşmanız da bir sorun çıkmadı inşallah.

-Anneciğim, dayımlarda kaldığım saatlerde yani gündüz fazla ama akşam fazla kaldığımı söyle -yemem. Öğleden sonra Erdoğan ile birlikte Ankara’ yı gezdik. Bu arada kendisini tanıma fırsatı buldum Gerçekten kibar ve saygın bir beyefendi. Çalışkan ve ne konuştuğunu bilen birisi. Sigara içmediği benim için bir ayrıcalık. Alkol ise çok ender ve çok az miktarda içiyor. Gerçekten her yönüyle bir beyefendi.

-Peki bazı tereddüt ettiğin bir nokta var gibi ……

-Evet anne, bana inanırmısın…..inanmazmısın. Amerika da kaldığım 5 yıl içinde el sıkışmak ve çok yakın dostlarımızla da yanak yanağa öpüşmenin dışında hiçbir erkeğin hücresi , hücreme değmedi…..

-Aman kızım, duyduğumuza göre, batı ülkelerinde kadın kız erkek arasında her türlü sapıklık olduğu söylenir. Hatta bu konuda, sen gitmeden önce, tüm dostlarımız sana gerekli uyarılarda bulunduğunu hatırlarsın…

-Büyüklerin ve dostların uyarılarını dikkate alarak, gereken titizliği gösterdim. Anneciğim unutma ki sende kadınsın…..benim de genç bir kadın olduğuma göre, beni çok daha iyi anlarsın. Hele yurtdışında karşı gençlerin birbirleriyle, parklarda, okul bahçesinde ne kadar sorumsuzca davrandıklarını görüyordum. Ama kendimi korumada zorlandığımı rahatlıkla söyleyebi- lirim.

-Aman kızım….zaman zaman bu korkuları yaşadı –ğımı rahatlıkla söyleyebilirim. Bir taraftan da sana güvendiğimi sessiz düşünerek teselli oluyordum.

-Kızına güvendiğin için teşekkür ederim…Annem, bilmeni istediğim bir eylemim var.

-Merak ettim….hayrola..

-Lütfen tepki gösterme…sakin sakin dinle…iki kadın olarak sohbet ettiğimizi ……

-Çabuk söyle…..şimdi daha çok meraklandım.

-Anneciğim, siz evleneli kaç yıl oldu ?

-Herhalde….45 yıl.

-Bu 45 yılın büyük bir kısmını evde…ayıptır söylemesi.. Aynı yatakta geçirdiniz. Ama bu süre içinde ufak tefek anlaşmamazlık yaşamış olmanız doğal. Siz görücü usulü ile evlenmişsiniz. Oysa bu tür evlilik günümüz de geçerliliğini kaybetti.

-Ne demek istediğini anlayamadım..

-Anneciğim…lütfen sözümü kesme. Ben trende yataklı vagonla gelmek için, biletimi aldım. Erdoğan beni kalacağım vagona kadar getirdi. Benimle daha geniş sohbet edebilmek için….Eskişehir’e kadar gelmek istedi. Bende memnun olurum yanıtını verdim. Çok memnun oldu.

-Aman kızımmmm.

-Anne lütfen dinle…Kendisini daha yakından tanımalıydım. Birlikte Eskişehir’e kadar sohbet ederek geldik. Benim istediğim, yalnızken davranışını öğrenmeliydim. Akşam yemeğini, içerde yedik. 2 bira ben, Erdoğan 3 bira içti. içki sonrası etkinliği nasıldı -Hiçbir aşırı davranışı yoktu. En önemlisi bir kadın olarak konuşmalarımla ve davranışlarımla tahrik ediyordum. Oysa her seferinde benden artı puan alıyordu. Birlikte hayatımı geçireceğim erkeğimin… horlaması……saldırgan durumu……yatakta olgun -luğu olup olmadığı ve kadın olarak daha farklı davranışını öğrenmeliydim. Çalışan eşler, sadece kısa bir süre mutfak ve oturma odasında geçirirken, çok daha fazlasını yatak odasında olmalı. İşte bunu nasıl öğrenebilirdim. Regl olduğumu söyleyerek, aslında değildim. Bu konuda belden yukarı vücudu- mu ortaya koydum. Ben sadece manken gibi hare -ketsiz kaldım. Biliyorsun….erkekliği olmayan yada arzu ettiğimiz gibi pasif ise nasıl karar vereceğimi belirlemek istemiştim.

-Çok ilginç ağzı açık seni dinliyorum. Peki ileri gittiniz mi ?

-Anneciğim….. merak etme… regl olduğumu söyleye -rek tamponu koymuştum. Sonuç olarak şunu rahat- lıkla söylemek isterim ki….Erdoğan’ la evlenebilirim. Toplum içindeki yeri, çalışkanlığı, yatak odası yada yatakta bana karşı davranış yöntemi hatta sünepe ve uyuşuk değil. Konuşmalarım da her söylediğime evet demeyen bir kişiliğe sahip.

-Kızım, ağzı açık seni dinledim…Ne diyeceğimi bilmiyorum. Bu anlattıklarımı babanla ne konuşa -bilirim nede anlatabilirim. Şu anda seni tanıyamı- yorum. Rüyam da görsem yada rüyam da anlatmış olsan…

-Anneciğim, Erdoğan ile evlenmeye hazırım. Aklımda acaba …….diyeceğim hiçbir kuşkum yok. Sadece babama ve abime Erdoğan’la evlenebileceğimi söylersin. Detaylar….sadece beni ilgilendirir. Yeter ki beni istemek için annesi ile birlikte gelsin. Anlatabildim mi ?

-Çok iyi anlattın…ama ben de şoke oldum.. Yine de sana güveniyorum… Özür dileyerek…. Son bir kez daha sormama izin ver. Kutsal Emanetin yerinde mi

-Tanrı ‘ ma çok şükür…Alnım açık ve her an kont -role hazırım…… ..

-Aman kızım sana güveniyorum…..Şimdi içim rahat- ladı.. İnşaallah dediğin gibi…..Ancak….Erdoğan bey, seni istemeye ne zaman gelecek….Yada gelmezler -se……

-Onu bilemem….

ÖYKÜ : 8- Tren geldi…..Acele ederseniz memnun olurum. 4 kişi aynı kompartımanda yer bulmamız biraz zor. İkili grup oluşturarak farklı kapılardan girelim.

-Ben Hasan Beyle birlikte….. Türkan ile Yaprak siz iki bayan diğer kapıdan

- Özcan bey…..iyi kümeleşme yaptınız. Bakalım bayanlar mı … yoksa beyler mi daha etkili olacak…

-Yaprak…. biz erkek olarak elbette sizler gibi aktif olamayız. Bunu kabul ediyoruz.

-Akıllı olun….. siz fizik olarak bizlerden kuvvetli olabilirsiniz. Ama

-Ama sizler çenede bizlere 5 bastırırsınız… -Yeter artık çeneyi bırakın…. Yer bulmak için marş marş….

-Tamam komutanım……Hücum….

-Yaprak bak şurası uygun gibi….. istersen ben burada nöbet tutayım….sen birde ileride başka bir yere bak…

-Tamam…. Hayrola komutanlar daha bir yer bulamamışsınız..

- Bir iki yer bulduk ama…. İçerdeki kişilerle birlikte yolculuk yapacak……

-Anlıyorum…..Beyler emekli oldunuz….şu anda emekli sade vatandaşsınız. Komutanlık geçmişte kaldı. Bak biz bayanlar…. Sizlerin emekli olduğunu sizlerde daha çabuk kabullendik…

-Hala çene yapıyorsunuz….Siz bir yer buldunuz mu

-Elbette bulduk.

-Türkan hanım….nöbet tutuyor… Sizin veya benim bulacağımız yerler arasında tercih edecektik. Ama görüyoruz ki bizim ilk bulduğumuz yere gitmeliyiz.

-Elimiz mahkum…Her zaman olduğu gibi bizi nakavt ettiniz. Varolsun sevgili eşlerimiz…

-Ha…..şöyle hizaya gelin.

-Beyefendi…biz 2 aile birlikte seyahat edebilirmiyiz ?

-Elbette hanımefendi…İki anlaşan ailelerle birlikte seyahat etmek …bizim içinde bir ayrıcalık..

-Teşekkür ederiz..

-Beyefendi, hiç yabancı gelmediniz….Sizi bir yerden tanıyorum.

-Bende…Karşıyaka’ya geliyordum …..Karşıyaka da oturdunuz mu….?

-Evet üç yıl yalı caddesinde oturmuştuk.....

-Oldu şimdi…..sabahları deniz kenarında yürüyüş yapardım…. - İsmim Hasan….eşim Türkan…Arkadaşım Özcan…. Eşi Yaprak hanım…

-Benim ismim Vural….eşim Nadire…Kızımız Tülay..

-Memnun olduk….İzin verirseniz…Bayanlar cam kenarına otursunlar….Biz erkekler…kapı kenarında oturabiliriz….

-Şimdiden haremlik….selamlık yaptınız…

-İlk önce bayanlar birbirlerini tanısınlar ve bizde aynı şekilde daha rahat anlaşabiliriz….

-İsabetli bir karar….Buyurun bayanlar… pencere kenarında rahat rahat oturabilirsiniz….Genç kızımızı da sizlere emanet ediyoruz…En azından dedikodu yapmasını öğrenir..

-Hasan albayım….sözlerine dikkat et. Erkekler de dedikodu yaparlar…Hem de alasını….

-Türkan hanım… sevgili karıcığım….bizim dedikodu- muz Ahmet…Mehmet değil…Taraftarı olduğumuz spor kulüplerini….yada siyasi görüşümüz doğrul -tusunda hükümetleri deviririz…hükümetler kurarız. Bazen de, bekarlık yani sizlerden önce tanıdığımız bayanlar ile arkadaşğımızı anlatırız…

-Özcan…..bizlerden önceki bayanlar hakkında anlat- tıklarınızın % 90 nı yalan…Abartılı konuşmanızı da biliriz..

-Nereden biliyorsun….

-Erkek kardeşimden; kardeşim, lise öğrencisi iken, kız arkadaşımla hiçbir samimiyeti olmamasına rağmen, çok yakın olduklarını ballandıra ballandıra bana ve kendi arkadaşlarına anlatırdı. Aşırı abartılı anlattığı kızın, benim yakın arkadaşım olduğunu söylemezdim.

-Neden….

-Kardeşimin, hayal dünyası yıkılması….bu konuda kız arkadaşıma da bu konuda hiç söz etmemiştim.

-Hayret…ne kadar ketumsun…..

-Burada benim ketum olmam değil….. kardeşimle için için alay ediyordum… Söyledikleri yalanları, yeri gelince kendisine söyleyerek…….

-yani…..

-Evet tahmin ettiğiniz gibi….kadınca yada şeytanca

-Neyse bu konuları….. bir kenara bırakalım…

- Arkadaşlar…kendimizi tanıtalım…yada tanışalım. Ben Hasan.. emekli Albayım… Yani Piyade Albay Eşim Türkan emekli Kimya Öğretmeni,

-Arkadaşlar bende, Özcan…emekli Deniz Kurmay Albay. Eşim Yaprak… emekli coğrafya öğretmeni. Üç kuyularda ki…. Oyak Sitesinde aynı blokta oturuyoruz. Aynı sitede oturduğumuz için, çocukla -rımız Hacettepe Üniversitesin de okurken tanışşlar. Geçen yıl Üniversiteyi bitirince, evlenmek istediler. Her iki aile gençlerin bu beraberlik için aldıkları karara saygı gösterdik.

-Şunu açıkça söylemek isterim ki, eşlerimiz….yani kayınvalide ile kaynananın anlaşması, tarafların anlaşmaları kolay oldu. Biliyorsunuz….biz erkekler, uyaroğluyuz. Eşlerimiz anlaştıktan sonra biz erkekler daha iyi anlaşabiliriz.

-Albaylar, izin verirseniz…biz de kendimizi sizlere tanıtalım. Benim ismim Vural. Emekli doktor…

-Pratisyen yada Uzman

-Prof. Dr. Kalp Damar Uzmanıyım. Eşim Nadire hanım,

Emekli Üniversite Öğretim Görevlisi. Prof. Değil, ama emekli oluncaya kadar….Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Kürsüsünde öğretmenlik yaptı. Kızımız Tülay, Hacettepe Üniversitesin de Pedagoji Doktorasını yapıyor. Askerliğimi, yani yedek subay -lığımı İskenderun Deniz Eğitim Alayında yapmıştım. Lise’yi bitirdiğim 1960 yılında ihtilalden sonra gitmiştim. Yani lise mezunu olarak yedek subay olmuştum……Çok güzel anılarım var. Sohbetimize isterseniz askerlik anımızla başlayalım. -Sevgili Hocam, izin verirseniz size hocam dememi- ze izin verirmisin….

-Albayım, öğretmenlik kutsal bir meslek.. Bu nedenle hocam kelimesine aşığım….Gurur duyarım…

- Teşekkür ederim….Ayrıca özür dileriz….Sizin yaşam hayatınız da sadece birkaç yılınızı vatani görevini yaparak geçirdiniz… Oysa biz askerlik …

- Özür dilerim albayım….İlk defa muvazzaf asker -lik yapan ama sivil giyimli olmanız beni yanılttı.

- Problem değil…

- Bizi boşuna emekli yapmamışlar….

-Elbette…..sizin kısa dönem çalışma hayatınızda askerlik yaşamınız unutulmaz anılar yer alır.

-Sizler emekli albay olmanız belki size ilginç gelmiyebilir…Oysa bizler için önemli olur. Vatani görev süresi bizler için unutulmaz anılarla dolu. Belki Özcan albayım denizci olması ortak noktamız olabilir. - belki, aynı yıllarda görev yapmamız olanaksız ama belki Iskenderun Deniz Eğitim Alayın da farklı dönemler de görev yapmış olmamız mümkün.

-Belki, aynı yıllarda görev yapmamız olanaksız ama…..İskenderun Deniz Eğitim Alayın da farklı dönemlerde görev yapmış olmamız mümkün. -Anladığıma göre 1960 Mayıs ayı ihtilalinden sonra yedek subay okulunda 6 ay eğitimden sonra İskenderun Deniz Eğitim Alayına gitmeniz gerekir…



-Evet 1961 Ocak ayında Alaya gittim…Aynı yılın Aralık ayı sonunda teskere almıştım.

- 1961 yılında siz yedeksubay iken, ben orta okulda

-1961 yılında siz yedek subay iken, ben orta okul da öğrenciydim. Bu nedenle aynı dönem içinde birlikte çalışmamız olmadı. –Haklısınız,….Siz hangi tarihte …… -Yanılmıyorsam 1966 yılında - Bende Tıp Fakültesi öğrenciydim.






Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə