Kirgizistan-tüRKİye manas üNİversitesi



Yüklə 1.84 Mb.
səhifə4/28
tarix16.06.2018
ölçüsü1.84 Mb.
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   28

Sürekli konsonant, süreksiz konsonant


35. Temas derecesi bakımından konsonantlar şu üç kısma ayrılırlar:

1. Temas derecesi tam olanlar: b, c, ç, d, g, ġ, k, q, p, t. Bunların teşekkülü sırasında temasa gelen uzuvlar yolu tamamıyla kapatarak hava için hiçbir geçit bırakmazlar. Hava akımı önüne çıkan engele çarparak onu bir darbe ile açar ve konsonantın teşekkülüne sebep olur. Bu konsonantlarda havanın, önündeki kapantıya çarpması ve onu açması ile bir patlama duyulur. Bu patlama bu konsonantların belirli vasıflarını teşkil eder. Onun için bu konsonantlara patlayıcı konsonantlar da denir. Patlama bu konsonantların sedalılarında hafif olur ve konsonantın ses tellerinden gelen sedasına karışır. Fakat sedasızlarda kuvvetli bir şekilde meydana gelerek açık surette işitilir. Onların duyulan sesleri de zaten bu patlayıştan ileri gelir. Demek ki temasın derecesi ve hava akımı sedalılarda zayıf, sedasızlarda kuvvetlidir. Bu konsonantlar bir patlayışla, bir darbe ile teşekkül ettikleri için, havanın önüne tam bir kapantı dikildiği için ancak bir darbe şeklinde söylenebilirler; sürekli bir şekilde çıkarılamazlar. Onun için bunlara süreksiz konsonantlar da denir.

2. Teşekküllerinde hava için dar bir geçit bulunan konsonantlar: f, ğ, h, h, j, s, ş, v, z. Bunların teşekkülünde hava temasa gelen uzuvlar arasındaki dar yoldan güçlükle geçer. Konsonantlar bu geçiş sırasında vuku bulan sürtünme ile teşekkül ederler.

3. Teşekküllerinde hava için geniş bir yol bulunan konsonantlar: l (kalın ve ince), m, n, ñ, r, y. Bunların teşekkülünde temasa gelen veya yaklaşan uzuvlar arasında hava için rahat bir yol kalır. Temas derecesi en az olan konsonantlar bunlardır. Bunlardan daha az temas derecesine sahip olan sesler ise vokallerdir. Temas derecelerinin vokallere yakınlığı dolayısıyla bu konsonantlara vokal-konsonant adı da verilir. Bunlar bu vasıfları ile bazı dillerde heceyi de taşıyabilirler. İçlerinde vokallere en yakın olanı y’dir. y’nin teşekkülünde uzuvların durumları i’ninkine çok yaklaşır. Hülâsa bu konsonantlar en mülâyim söylenen konsonantlardır.



Teşekküllerinde hava için dar bir geçit bulunan konsonantlarla geniş bir geçit bulunan konsonantlar sürekli bir şekilde çıkarılabilirler. Bu yüzden bu iki temas derecesindeki konsonantlara sürekli konsonantlar adı verilir.

Geniz konsonantı, ağız konsonantı


36. Seda, teşekkül noktası ve temas derecesi bakımından yaptığımız bu sınıflamalardan başka konsonantlar bir de nazal olup olmama bakımından ikiye ayrılırlar. Türkçe’de üç nazal konsonant vardır. Onlar da m, n, ñ’dir. Bunların teşekkülünde hava geniz yolundan çıkar. Nezle olunca insanın bu sesleri iyi söyleyememesinin sebebi de budur. Bunların dışında kalan diğer bütün konsonantlar, ağız konsonantları olup teşekküllerinde geniz yolu kapalı tutulur.
SESLERİN BİRLEŞMELERİ

37. İşte yukarıdan beri vokal ve konsonant olarak çeşitli vasıfları ile gözden geçirdiğimiz bu sesler yan yana gelerek mânâlı veya vazifeli ve kendilerinden daha büyük gramer birliklerini meydana getirirler. İçlerinde vokaller bazen bu işi tek başlarına bile görebilirler. Fakat sesten daha büyük birlikleri umumiyetle birden fazla sesle yapılırlar.

Daha büyük birlikleri meydana getirmek üzere yan yana gelen seslerin birleşmeleri onların müstakil olarak, birbirinden ayrı olarak arkaya gelmeleri şeklinde olmaz; bir kenetlenme, bir zincirleme hâlinde ortaya çıkar. Bu zincirlemeyi temin için bir gramer birliğinde yan yana gelen sesler teşekküllerini birbirlerine bağlarlar. Her ses teşekkülünü tek başına söyleniyormuş gibi yapmaz. Birlikteki bir sesi çıkartmak için harekete geçen uzuvlar sesi meydana getirdikten sonra normal sükûnet hâllerine geçmeden birliğin ikinci sesini sağlayacak hareketlere başlarlar. Böylece gramer birliğindeki sesler, aralarında fasılalar girmeden birbirlerine bağlanırlar. Bu suretle sesten büyük gramer birliklerinin bünyesinde ses bakımından bir bütünlük, bir kaynaşma meydana gelir. Kelimelerdeki ve sesten büyük diğer birliklerdeki seslerin bu kaynaşma ve zincirleme birleşmeleri esas itibariyle vokal etrafında toplanır. Bir vokalle birleşen bir ses veya bir vokal etrafında toplanan sesler birbirlerine sıkı bir kaynaşma ile bağlanırlar. Bu bağlanmada sesleri meydana getiren uzuvlar hareketlerini kesintisiz ve inişsiz çıkışsız olarak birleştirirler. Böylece bir vokal etrafında kurulan ses topluluğu için uzuvlar bütün hâlinde bir hareket, tek istikametli bir hareket yaparlar. Meydana gelen ses terkibinde de, bu terkibi ortaya çıkaran harekette de hiçbir kesinti ve kırılma olmaz. Bir vokal etrafında meydana gelen bu ses terkibine hece denir. Hece tek vokalden ibaret olmadığı zaman bir vokalle bir veya birden fazla konsonantın meydana getirdiği ses topluluğudur. İşte sesten büyük gramer birliklerinde seslerin birbirleriyle asıl bir kaynaşma, bir zincirleme hâlinde birleşmeleri hece içinde vuku bulur. Gramer birliği tek heceden ibaretse içindeki sesler tam bir kaynaşma ile birleşmiş demektir. Birden fazla heceli gramer birliklerinde ise her hecede ayrı bir ses kaynaşması olur; fakat heceler arasında hece içindekinden çok zayıf bir bağlantı ile karşılaşırız. Yani birden fazla heceli bir kelimede veya başka bir gramer birliğinde hece içinde bir kaynaşma, heceler arasında bir eklenti vardır. Heceler arasındaki bu eklenti sağlam bir birleşmeden çok arka arkaya bir söyleyişten ibarettir. Ek yerinde fasıla verilse bile kelime veya başka gramer birliğinin bünyesi yıkılmaz. Hâlbuki hece içindeki bir fasıla heceyi de, hecenin dahil bulunduğu gramer birliğini de yıkar. Heceler arasındaki eklenti kelimeler arasında da görülür. Konuşurken kelimeler arasında her zaman değil, arada sırada fasılalar verilir. Kelimeler arka arkaya tek tek söylenmez, gurup gurup birbirlerine bağlanırlar. Bu bağlanma da tıpkı heceler arasındaki eklenmeler gibi olur. Onun içindir ki insan bilmediği dilde yapılan bir konuşmayı dinlerken hece ve kelime aralıklarını birbirinden ayırt edemez. Heceler arasında ve kelimeler arasında meydana gelen bu bağlantıyı sadece, önce gelen hece veya kelimedeki son sesler teşekkül ettikten sonra hareket hâlindeki uzuvlar yerlerine gelmeden arkadaki hece veya kelimenin ilk sesinin teşekkülüne geçilmesi temin eder. Birbirine bağlanan iki sesi meydana getiren uzuvların hareketleri ayni istikamette bulunmaz. Arada dâima kırılma olur. Bir hece içinde birbirine bağlanan sesler de ayni şekilde önce gelen sesi meydana getiren uzuvların, yerlerine dönmeden, sonraki sesin teşekkülü için harekete geçmeleri dolayısıyla birleşirler. Fakat bu sesleri meydana getiren uzuvların hareketleri ayni istikamette olur. Arka arkaya gelen hareketler birbirinin devamı olarak, âdeta birbirinin tamamlayıcısı olarak kırılmadan ayni çizgi üzerinde bulunur, ayni istikameti takip ederler. Ses organları ve hava akımı, içinde bir vokal bulunan bir ses topluluğunu bir hamlede meydana getirebilir. Fakat bir ses topluluğu içinde iki vokal olunca iki hamle yapmak icap eder. Çünkü bir hamlede iki vokal çıkarılamaz; ancak bir vokal veya yanına bir iki konsonant alan bir vokal çıkarılabilir. Bu sebeple iki hecenin veya kelimenin bağlantı noktasında yan yana gelen sesler ayrı iki hamleye, bir hecede yan yana gelen sesler ise tek bir hamleye bağlı bulunurlar. Onun için hecenin sesleri arasında ayni istikametli bir birleşme, hecelerin veya kelimelerin yan yana düşen sesleri arasında ise ayrı istikametli bir birleşme olur. Bu birleşmelerden biri kaynaşma şeklinde bir birleşme, diğeri bağlantı şeklinde bir birleşmedir.


Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   28


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə