KirkçEŞme tesisleri

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 8.15 Mb.
səhifə116/140
tarix27.12.2018
ölçüsü8.15 Mb.
1   ...   112   113   114   115   116   117   118   119   ...   140

MİMAR SiNAN TÜRBE

470


471

MİNAS KİLİSESİ

mış, ne tevhidhanede ne de diğer mekânlarda bezemeye yer verilmiştir.

Yapının güney cephesindeki harem girişinin üzerinde cümle kapısındakinin eşi olan bir kitabe yer alır. Bu girişin arkasında ufak bir taşlık ile ince uzun dikdörtgen planlı bir sofa uzanmakta, bu sofanın doğusunda, tevhidhaneye komşu olan, iç içe iki oda ile bir ardiye, batısında birbirleriyle bağlantılı diğer iki oda, kuzeyinde bir hela bulunmakta, kuzeydoğu köşesinde yer alan kapıdan da cümle kapısının ardındaki taşlığa geçilmektedir. Yapının kuzeybatı köşesinde çıkıntı oluşturan, ya-rnuk planlı mutfak, haremle bağlantılı olduğu gibi dışarı açılan bağımsız bir kapı ile de donatılmış, sağır olan batı duvarına, yuvarlak kemerli ocak yerleştirilmiştir. Bibi. Barkan-Ayverdi, Tahrir Defteri, 274-275, no. 1627, 290, no. 1703; Âsitâne, 13; Osman Bey, Mecmua-i Cevâmi, I, 100-101, no. 156; Münip, Mecmua-i Tekâyâ, 11; İhsaiyatll, 19; Fatih Camileri, 287.

M. BAHA TANMAN



MİMAR SİNAN TÜRBE VE SEBİLİ

Süleymaniye'de, Mimar Sinan Caddesi ile Fetva Yokuşu'nun kesiştiği yerdedir.

Süleymaniye Camii'ni kuşatan doğu duvarlarının yanında, kuzeyden güneye inen dar sokakların kesişme noktasında Mimar Sinan'ın evi bulunmaktadır. Evin üçgen bir arsa biçimindeki bahçesinde Sinan'ın açık türbesi yer alır. Hayatının son yıllarında inşa edilen türbe, 1922'de kuzey ucuna bitişen sebille birlikte tamamen restore edilmiştir. Türbenin çevresini iki yönden yüksek çevre duvarları kuşatmaktadır, iri palmet dizilerinin taçlandırdığı duvarlar, dikdörtgen pencerelerle dışarı açılırlar. Bu açıklıklar, ajur tekniğinde, geometrik çokgenlerin birbirlerini kesmesiyle, ortada bir yıldızın elde edildiği, özenli bir taş işçiliği gösteren şebekelerle kapatılmıştır. Diğerlerine göre büyük tutulan, mermer söveli ve demir parmaklıklı ziyaret penceresinin üzerinde Şair Mustafa Sa'i'nin mısralarını içeren bir kitabe yer almaktadır. Mermer sandukanın üzerini sivri kemerlerle taşınan, arka arkaya bir kubbe ve bir düz örtüden meydana gelen açık bir türbe yapısı örtmektedir. Türbe oldukça küçük ölçekli ve mütevazıdır. Küçük taş kubbeye geçiş zarif mukarnaslarla sağlanmış, arkasındaki düz taş örtü ise sekizgen bir yıldızdan çıkan geometrik geçmeli motiflerle hareketlendirilmiştir. Kemer içleri halat silmelerle dolgulanmış, köşelere kum saati şeklinde başlıkları olan sütun-çeler yerleştirilmiştir. Açık türbenin altındaki mermer sandukanın baş tarafındaki mezar taşını büyük bir kavuk taçlandır-maktadır. Başucu, mermer üzerine oyulmuş, iri bir palmetle sonuçlanan bitkisel süsleme ile bezelidir. Türbenin etrafında bazı aile fertleri gömülüdür.

Türbenin kuzey ucuna bitişik, çokgen planlı sebil mermerden inşa edilmiş, sade görünümlü bir yapıdır. Kubbesi betonarme olarak yenilenmiştir. Dört adet basamak, dikdörtgen mermer içine alınmış musluklara ulaşır. Musluklar kenarları pahlı, kısa



Mimar Sinan Türbe ve Sebili

Nurdan Sûzgen, 1994/TETTV Arşivi

ve kalın sütunçelerle kuşatılmıştır. Sebil, altı demir şebekeli pencereyle dışarı açılmaktadır. Geniş saçak altını bir sıra mukar-nas dizisi çevreler. Mimar Sinan Sebili'nin, türbe ve sebili birleştiren tasarımı daha sonra, örneğin 17. yy'da Bayram Paşa ve Kuyucu Murad Paşa külliyelerinde de uygulanmıştır.



Bibi. O. Aslanapa, Osmanlı Devri Mimarisi,
İst., 1986, s. 205; Goodwin, Ottoman Architec-
ture, 222.
TARKAN OKÇUOĞLU

MİMAR SİNAN ÜNİVERSİTESİ

Bilim, sanat ve kültür alanlarında eğitim veren yükseköğretim kurumu. 1982'de kurulmuştur.

Mimar Sinan Üniversitesi'nin (MSÜ) temelini, 1883'te açılan Sanayi-i Nefise Mek-tebi'nin(-0 devamı olması nedeniyle Türkiye'nin en eski eğitim kurumlarından olan istanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi (bak. Güzel Sanatlar Akademisi) oluşturur. Üniversite, fen-edebiyat fakültesi, güzel sanatlar fakültesi, mimarlık fakültesi ile lisansüstü eğitim veren sosyal bilimler ve

Mimar Sinan

Üniversitesi'nin

Fındıklı'daki

binasının"

caddeden


görünümü.

Laleper Ayîek.

1994

fen bilimleri enstitülerinden, Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı ve meslek yüksekokulundan oluşmaktadır. Üniversite bünyesinde Atatürk ilkeleri ve inkılap tarihi bölümünden başka Mimar Sinan Araştırma Merkezi, Şehircilik Araştırma ve Uygulama Merkezi, Türk Sanatı Tarihi Araştırma Merkezi, Atatürk İlkeleri ve inkılap Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi, MSÜ Resim Heykel Müzesi Plastik Sanatlar Restorasyonu Araştırma ve Uygulama Merkezi, Sinema-TV Merkezi yer almaktadır.

MSÜ Fen Edebiyat Fakültesi'nde matematik, istatistik, Türk dili ve edebiyatı, arkeoloji ve sanat tarihi, sosyoloji, tarih, fizik, kimya ve biyoloji bölümleri bulunmaktadır.

Güzel sanatlar fakültesi ise resim, heykel, sinema-TV, fotoğraf, grafik, seramik, tekstil, sahne sanatları, geleneksel Türk el sanatları (cilt, eski çini onarımı, tezhip, eski yazı, halı-kilim ve halı kilim ve eski kumaş desenleri) bölümlerinden oluşmaktadır.

Meslek yüksekokulu, moda konfeksiyon ve mimari restorasyon olmak üzere iki bölümü içermektedir.

Mimarlık fakültesi ise mimarlık, endüstri ürünleri tasarımı, iç mimarlık ve şehir ve bölge planlama bölümlerinden oluşmaktadır. Mimarlık bölümünde bina bilgisi, yapı bilgisi, mimarlık tarihi, restorasyon; iç mimarlık bölümünde iç mimarlık anabilim dalı bulunmaktadır. Şehircilik ve bölge planlama anabilim dalları şehircilik ve bölge planlama bölümünü, endüstri tasarımı anabilim dalı ise endüstri ürünleri bölümünü oluşturmaktadır.

MSÜ Fen Bilimleri Enstitüsü'nde, mimarlık anabilim dalında yapı bilgisi, yapı fiziği ve malzemesi, bina bilgisi, mimari tasarım sorunları, restorasyon yenileme-ko-ruma, restorasyon tarihi, çevre koruma, mimarlık tarihi; iç mimarlık anabilim dalı ve anasanat dalında iç mimarlık; endüstri ürünleri tasarımı anabilim dalında endüstri tasarımı; şehir ve bölge planlama anabilim dalında kentsel koruma ve kentsel tasarım; devlet konservatuvarı müzik anasanat dalında piyano, arp, gitar, vurmalı ve üflemeli çalgılar, yaylı çalgılar; kompozisyon anasanat dalı; müzikoloji anabilim dalında müzikoloji ve etnomüzikoloji; matematik anabilim dalında matematik; istatistik anabilim dalında istatistik alanlarında lisansüstü eğitim programları verilmektedir.

MSÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde arkeoloji ve sanat tarihi anabilim dalında Batı sanatı ve çağdaş sanatlar ile Türk ve İslam sanatları; sosyoloji anabilim dalında genel sosyoloji ve metodoloji, kurumlar sosyolojisi, sosyometri ve uygulamalı sosyoloji; Türk dili ve edebiyatı anabilim dalında Türk dili ve Türk edebiyatı; tarih anabilim dalında ortaçağ tarihi; resim anasanat dalında resim; heykel anasanat dalında heykel; sahne ve görüntü sanatları anasanat dalında tiyatro dekoru ve kostümü, sinema-TV ve fotoğraf; uygulamalı sanatlar anasanat dalında tekstil, seramik ve grafik; geleneksel Türk el sanatları anasanat dalında eski çini onarımı, Türk çiniciliği, tezhip, halı-kilim, halı kilim ve eski kumaş desenleri, cilt ve eski yazı (hat), devlet konservatuvarı sahne sanatları anasanat dalında tiyatro, opera ve bale alanlarında lisansüstü eğitimi verilmektedir.

MSÜ Devlet Konservatuvarı müzik, sahne sanatları ve müzikoloji bölümlerinden oluşmaktadır. Müzik bölümünde kompozisyon ve orkestra şefliği anasanat dalı, yaylı çalgılar, üflemeli ve vurmalı çalgılar anasanat dalı, piyano anasanat dalı; sahne sanatları bölümünde tiyatro, opera ve bale anasanat dalı; müzikoloji bölümünde genel müzikoloji, etnomüzikoloji ve folklor, geleneksel ve modern müzikler anasanat dalları eğitim vermektedir.

20 Eylül 1937'de Atatürk'ün emriyle Dol-mabahçe Sarayı Veliaht Dairesi'nde kurulan Resim ve Heykel Müzesi idari yönden Mimar Sinan Üniversitesi'ne bağlıdır. Türkiye' nin ilk ve en zengin plastik sanatlar müzesi olan kurumda yerli ve yabancı sanatçılara ait 30 özgün baskı, 60 desen, 2.145 resim,

596 heykel ve 36 seramik bulunmaktadır. Mimar Sinan Üniversitesi 1993-1994 öğretim yılında Fındıklı, Beşiktaş, Bakırköy, Balmumcu, Salıpazarı ve Tophane'de bulunan binalarında toplam 512 öğretim üyesi ve 4.488 öğrencisiyle eğitim faaliyetini sürdürmekteydi. 1993'te İstanbul Büyükşe-hir Belediyesi ile imzalanan bir protokolle Sütlüce Mezbahası kısmen Mimar Sinan Üniversitesi'nin hizmetine devredilmiştir. Ayrıca daha önce Askeri Müze tarafından kullanılmakta olan Tophane'deki Topha-ne-i Âmire binası ile Zevkî Kadın Çeşmesi Vakıflar Başmüdürlüğü tarafından 1989'da MSÜ'ye tahsis edilmiştir. Üniversitenin Kilyos'ta eğitim ve dinlenme tesisleri bulunmaktadır. Salıpazarı'ndaki Nusre-tiye Kasrı, Mimar Sinan Üniversitesi'nin misafirhanesi olarak işlevlendirilmiştir.

MSÜ Sinema-TV Merkezi, kendi alanında Türkiye'deki tek merkezdir. Burada yanar tabanlı Atatürk filmlerinin yamsıra Türk sinemasına ait orijinal filmlerle dünya sinema klasiklerinin önemli örneklerinin konduğu 4.000'in üzerinde film, 30.000 civarında fotoğraf, afiş, senaryo ve sinemayla ilgili her türlü belgenin korunduğu büyük bir arşiv bulunmaktadır.

MSÜ, temelini oluşturan Sanayi-i Nefise Mektebi'nin kuruluşundan beri, Türkiye'de sanatın kurumlaşması ve yaygınlaşmasına büyük katkıda bulunmaktadır. Geleneksel olarak 2 yılda bir düzenlenen Sanat Bayramı ve bu kapsamda Yeni Eğilimler Yarışmalı Sergisi ve Sempozyumu; Avsa Belediyesi ile ortak düzenlenen Hadi Bora Taş Heykel Sempozyumu; Değirmendere Belediyesi ile ortak düzenlenen Zühtü Müri-doğlu Ahşap Heykel Sempozyumu'nun ve güzel sanatlar, mimarlık ve sanat tarihi konularında yapılan sempozyum, seminer, konferans ve kongrelerle ciddi ve bilimsel inceleme ve çalışmaların gerçekleştirilmesini desteklemektedir.

İSTANBUL


MİNAS (AYİOS) KİLİSESİ

Samatya'da, doğuda alt seviyedeki Abdur-rahman Nafiz Gürman Caddesi, batıda Bestekâr Hakkı Bey Sokağı arasında yer alır. İçinde bulunduğu avluyu kuzey-güney doğrultusunda ikiye bölen kilisenin, do-

Ayios Minas

Kilisesi'nin

içinden bir

görünüm.


Zafer Karaca

ğu duvarı alttaki yola kadar iner. Avlunun güneydoğusunda bulunan baldaken tipi çan kulesi beyaz mermerdendir. Kilisenin altında aynı adı taşıyan ayazma vardır.

Kilisenin bulunduğu yerde, yapım tekniği ile 4-5. yy'a tarihlenen Ayios Karpos-Papilos veya Ayios Polikarpos adıyla bilinen ve isa'nın mezarının model alınarak yapıldığı öne sürülen martiriumun var olduğu kabul edilir. Rus hacılardan Novgo-rod, 1200'de istanbul'u ziyaret ettiğinde, Altın Kapı'daki kutsal yerler arasında Kar-pos-Papilos Kilisesi'nden de söz etmiştir.

Kilise, 1583 tarihli Tryphon, 1604 tarihli Paterakis ve 1669 tarihli Thomas Smith listelerinde kaydedilir. Kerameus, Ayios Polikarpos'a ithaf edilen kilisenin 1782'de yandığını belirtirken, 1786'da Le Chevalier, bodrumunda Ayios Minas Ayazması'nın bulunduğu ve kubbe çapı 36 ayak olan bir yapıdan söz eder. Kitabesine göre, 1833'te yeniden inşa edilen kilisenin mimarı Kons-tantis Yolasığmazis'dir. Ayazması Ayios Mi-nas'ın adı ile anılan kilise, 1955'te Altı-Yedi Eylül Olayları'nda(->) büyük ölçüde tahrip olmuş, daha sonra yenilenmiştir.



Mimari: Kilise, doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlı ve iki yüzlü kırma çatı ile örtülüdür. Kuzey cephesi sıvalı olan yapı kaba yönü taş ile inşa edilmiş, köşelerde düzgün kesme taş kullanılmıştır. Doğuda düzenli tuğla sıraları vardır. Cephelerde yer yer devşirme malzeme görülür. Yapıyı saçak altında, iki düz silme arasında bir içbükey silme dolanır.

Bazilikal plan tipindeki kilisenin naosu üç neftidir. Naosun doğusunda, orta nef hizasında apsis yerindeki mimari öğe, içte az derin ve yarım yuvarlak olup, yanlarda kare kesitli iki duvar paye ile sınırlanır ve doğu duvarının yaklaşık üçte ikisine kadar yükselir. Naosta nef ayrımı altışar sütunlu sıralar ile sağlanmıştır. Yan nefler orta neften bir basamak, doğudaki ilk sütunlar hizasında belirlenen bema yan neflerden bir, orta neften iki basamak yüksektir.

Netleri sınırlayan sütunlar, betondan kirişlerle bağlanır. Sekizgen mermer altlıklar üzerindeki sütunlar, mavi renkte boyalı ve Korint tipi başlıklı, başlıklar kartonpiyer tekniğindedir. Kilisenin beton örtü sis-

MİNÜBÜS

472

473

MİRİMİRAN MEHMED PAŞA

tenlinde orta nefin örtüsü basık tonoz, yan neflerin örtüsü düz tavandır.

Kilisede, naosa açılan üç girişten ikisi kuzey ve güneyde eksenden batıya yakın ve karşılıklı, diğeri güneyde batı köşesin-dedir. Girişler, eş boyutlu ve yuvarlak kemerli dikdörtgen açıklıklardır.

Yapının kuzey ve güneyinde bulunan, karşılıklı altı pencere eş aralıklı ve yuvarlak kemerlidir. Doğu ve batıda, orta nef hizasında üstte karşılıklı üç pencere yuvarlak kemerlidir. Doğuda, eksende bir küçük kare pencere vardır.

Naosun doğusunda, eksende ve ku-zey-güney yanlarda birer niş ile bemanın kuzeyinde dikdörtgen bir niş bulunur. Naosun doğusunda üç nefi kapsayan ahşap ikonostasis, kuzeydeki taşıyıcı sıranın doğudan üçüncü sütununa oturan ambon ve karşısında yer alan ahşap despot koltuğu, oyma ve kabartma tekniğinde bitkisel motiflerle bezelidir. Bibi. înciciyan, İstanbul, 134; Z. Karaca, istanbul'da Osmanlı Dönemi Rum Kiliseleri, ist., 1994; P. Kerameus, "Naoi tes Konstantinoupo-leos kata to 1583 kai 1604", Ho en Konstan-tinoupolei Hellenikos Philologikos Syllogos, XXVIII (1904), s. 118-145; Müller-Wiener, Bild-lexikon; Scheider, Byzanz.

ZAFER KARACA



MİNÜBÜS

bak. DOLMUŞ



MİNYATÜRDE İSTANBUL

15. yy'dan sonra birçok Osmanlı yazmasında İstanbul'u görüntüleyen minyatürler vardır. Daha çok tarihi eserleri minya-türleyen Osmanlılar, saray törenlerini, fetih ve kuşatmaları, başarıyla sonuçlanan savaşları ve kimi güncel olayları tüm ayrıntılarıyla resimleyerek, bir tür tarih belgele-yiciliği yapmışlardır. Bu belgeleyicilik yöre görüntüleri için de geçerlidir. Nakkaşlar, tarihi olayların geçtiği yörelerin ayrıntılı to-pografik görüntülerini çizmişlerdir. Hattâ fethedilecek kaleler için kuşatma planlan hazırlamışlardır. Topografik resim geleneğinin kökeninde, I. Süleyman (Kanuni) döneminde(1520-1566) Piri Reis'in Ki-tab-ı Bahriye adlı eseriyle önderlik ettiği haritacılığın izleri yatar. Ancak tüm Ege ve Akdeniz limanlarının şematik çizimlerini yapan Piri Reis, seyrine Gelibolu'dan başladığı için istanbul'u görüntülememiştir.

15. yy boyunca yapılmış bir dizi İstanbul minyatürü vardır. İstanbul kentinin ilk çizimi, Kanuni'nin seferlerine katılan tarih yazarı ve nakkaş Matrakçı Nasuh'un Kanuni'nin 1534-1535'te Irak'a yaptığı seferdeki uğrak yerlerini canlandıran Mecmua-i Menazil (İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi, T. 5954) adlı yazmasında yer alır. Kanuni'nin sefere çıkış noktası olan İstanbul kentinin bu kuşbakışı görüntüsünde, İstanbul ve Galata yakası, Haliç, Kız Kulesi ve Üsküdar ile Boğaz'ın bir bölümü gösterilmiştir. Surlarla çevrili İstanbul yakasında en önemli yapılar belgelenmiştir. Yedi kuleli iç suruyla Topkapı Sarayı, Ayasofya ve Aya İrini kiliseleri, Hippod-rom, İbrahim Paşa Sarayı, Kapalıçarşı, Eski Saray, Bozdoğan Kemeri, Fatih Camii

ve Yedi Kule, o günkü haliyle çizilmiştir. Matrakçı'nın İstanbul minyatürü ne bir şehir planı ne de tam bir kuşbakışı çizimdir. Şehir tek bir açıdan görünmekle birlikte, yapılar birbiri arkasında gizlenmesin diye kimi zaman karşıdan, kimi zaman yandan gösterilerek tüm ayrıntılarıyla belgelenmiştir. Bu yönüyle, Avrupa'da 15. yy'ın sonunda Jacopo di Barbari'nin Venedik planıyla başlayan o geometrik perspektifle çizilmiş kuşbakışı şehir görüntülerinden farklıdır. İstanbul'a minyatürcü gözüyle bakan Matrakçı, Galata sırtlarına eklediği ağaçlar ve renkli bitki kümeleriy-le eserini bir plan-harita olmaktan kurtarmıştır. İstanbul'un bu minyatürü 1530'lu yılları belgeleyen en önemli kaynaklardan birisidir.

16. yy boyunca minyatürlenmiş birçok tarihi yazmada, metinde geçen olaylarla ilişkisi nedeniyle bazı İstanbul görüntülerine yer verilmiştir. Örneğin, 1579 tarihli Tarih-i Sultan Süleyman'da (Dublin Cherter Beatty Kitaplığı, no. 413) Kanuni döneminde Mimar Sinan'ın inşa ettiği Kırkçeşme Tesisleri'nin anlatıldığı bölümde, ayrıntılı bir Haliç görüntüsü vardır. Kovuk Kemer, Uzun Kemer gibi büyük kemerler, yöredeki bazı yapılar ve Eyüp semti aynı yöntemle çizilmiş, boş alanlardaki bitki örtüsüne de yer verilmiştir. 1584 tarihli Hünernatne'nin. I. cildindeki (Topkapı Sarayı Müzesi Kitaplığı, H. 1623) büyük İstanbul minyatürü, şehrin güneyine bakılarak çizilmiş gibidir. Daha çok plan niteliğindeki bu görüntüde, İstanbul yakası, Galata, Üsküdar ve Halic'in önemli semtleri belirtilmiş ancak yapılar Matrak-çı'daki kadar ayrıntıyla çizilmemiştir. Aynı üslupta bir plan-çizim 1581-1582'de minyatürlenmiş Şehinşahname'nm I. cil-

ESsA>^.&»«J«JiSP;^^

Nakkaş Osman'ın istanbul tasviri. Hünemame, I, 1584, TSM Kitaplığı

dinde yer alır (İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi, F. 1404). 1581'de İstanbul göklerinde görülen kuyrukluyıldızı anlatan bölüme yerleştirilmiş bu minyatür, tüm kentin to-pografik görüntüsünü verir. Siluet halinde çizilmiş olmalarına rağmen, Topkapı Sarayı, Hippodrom, Galata Kulesi, Kasımpaşa Tersanesi, Üsküdar Mihrimah Sultan Camii gibi yapılar açıkça seçilir.

Bunlardan farklı bir İstanbul görüntüsü 1570'li yıllarda yapılmış bir Osmanlı deniz atlasında yer alır (Baltimore Walters Art Gallery, M. 660). Bu atlastaki ufak İstanbul tasviri, kuşbakışı görüntüden çok yatay doğrultuda bir panorama niteliğini taşır. İlk bakışta tek bir açıdan çizilmiş gibi görünürse de İstanbul, Galata ve Üsküdar semtlerinin ayrı ayrı karşıdan bakılarak resimlendiği dikkat çeker. Topkapı Sarayı, Ayasofya, Bayezid, Süleymaniye, Fatih, Sultan Selim camileri karşıdan görünür. Galata bölümü Tophane'ye kadar uzanır fakat en önemli yapı, büyük bir alam kaplayan Kasımpaşa Tersanesi'dir. Kanuni döneminde İstanbul'a gelen Danimarkalı Melchior Lorichs(-») gibi Avrupalı bu tür ressamlar, istanbul panoramaları çizmişlerdir. Benzer bir panorama Viyana Ulusal Kitaplığı'ndadır (no. 8626). Baltimore at-lasındaki görüntüde bu çizim yöntemi benimsenmiş gibidir.

17. yy'da yapılmış Küab-ı Bahriye kopyalarının çoğunda İstanbul kenti vardır. Bunlar daha çok plan-resim niteliğini taşıyan kuşbakışı çizimlerdir, ancak çoğu Marmara Denizi'nin bir bölümünü ve Ada-lar'ı da içine alarak görüntüyü genişletmiştir (Paris Bibliotheque Nationale supp, türe, 956 Londra British Museum, Ör. 4131, Baltimore Walters Art Gallery, W. 658, Topkapı Sarayı Müzesi Kitaplığı, H. 1633 ve

H. 337, Nuruosmaniye Kitaplığı, no. 2997, İstanbul Deniz Müzesi, 990, Londra Halili Collection vb.)

16. yy'dan itibaren panoramik İstanbul görüntülerinin yanısıra İstanbul'un bir semtini veya bazı ünlü yapılan çevreleriyle birlikte gösteren minyatürlere rastlanır. Örneğin, Levnî(->) tarafından 1720'lerde minyatürlenmiş olan Surname-i Vehbî'de (Topkapı Sarayı Müzesi Kitaplığı, A. 3593) Haliç şenlikleri sahnelerinde Aynalıkavak Kasrı ve bahçelerini içeren minyatürler veya III. Mustafa'yı Topkapı Sarayı'nda gösteren bir portrede açık pencereden izlenen Üsküdar manzarası (İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi, T. 9360) aynı belgeleyicilik anlayışının ve topografik resim geleneğinin sürdüğünü gösterir. 18. yy'ın ilk yarısında resimlenmiş tüm Hamse-i Ataî kopyalarında, Boğaziçi'nin güzelliklerini anlatan bölümde Rumeli ve Anadolu hisarlarını gösteren bir minyatür vardır (Türk ve İslam Eserleri Müzesi, 1969, Topkapı Sarayı Müzesi Kitaplığı, R. 816, British Museum, Ör. 13883, Baltimore Walters Art Gallery, W. 666). Boğaziçi'ne Karadeniz yönünden bakışı sağlayan bu minyatürler kuşbakışı çizim geleneğini sürdürürler. Ancak 18. yy'ın minyatüre getirdiği su-

luboya tekniği ve ışık-gölge kullanımı gibi yenilikler sayesinde plan-resim görüntüleri terk edilmiş ve bu çizimler manzara resmi niteliğini kazanmıştır.

Bibi. N. Anafarta, Hünemame ve Minyatürleri ve Sanatçıları, ist., 1969; W. Denny, "A Sbcteenth Century Architectural Plan of istanbul", An Orientalis, VIII (1970), s. 49-63; H. Yurdaydın, Nasuhü's Silahi (Matrakçı), Be-yan-ı Menazil-i Sefer-i Irakeyn-i Sultan Süleyman, Ankara, 1976; G. Renda, "Representati-ons of Towns in Sea Charts of the Sixteenth Century and Their Relation to Mediterranean Cortography", Soliman le Magniftgue et son Temps, Paris, 1992, s. 279-298; ay, "An Illustra-ted 18th Century Hamse in the Walters Art Gallery", The Journal of the Walters Art Gallery, S. 39 (1981), s. 15-39; ]• M. Rogers, "Itino-raries and Town Views in Ottoman Histori-es", The History of Cartography, Chicago, 1992, s. 228-255; S. Soucek, Piri Reis and Tur-kish Mapmaking after Columbus, Londra, 1992; D. Halbout du Yanney, istanbul vu Par Matrakçı, ist., 1993.

GÜNSEL RENDA



MİRAHUR AĞA ÇEŞMESİ

Kâğıthane'de, Silahtarağa Caddesi'nin kuzeydoğusunda Çağlayan Çayırı diye bilinen mevkide bulunur.

III. Murad'm fermanıyla Mirahur Nuh Ağa tarafından 998/1589'da yaptırılmıştır.

Hünername'de Sarayburnu'nun bir bölümü ile Topkapı Sarayı ve Sur-ı Sultani'yi gösteren bir minyatür, 1584.

TSM Kitaplığı

Çeşmenin iki kitabesi vardır. İkisi de manzum olan kitabelerden ilki inşa tarihini (998/1589) vermekte, diğeri de 1310/ 1892'de II. Abdülhamid tarafından onar-tıldığını belgelemektedir.

Mirahur Ağa Çeşmesi kesme küfeki taşından oldukça muntazam olarak inşa edilmiştir. Çeşmenin alt kısmında bulunan ve kısmen toprak altında kalmış olan tekne (yalak) bölümü mermerdir. Klasik devir çeşmelerinde görülen sade ve asil üslup Mirahur Ağa Çeşmesi'nde de görülür. Çeşmenin ön cephesindeki sivri kemer klasik tarzdadır. Kemeri oluşturan taşlar alternatif olarak iki renkli ve birbirine geçmeli şekilde düzenlenmiştir. Bu uygulama kemerin statik sağlamlığının yanısıra süsleme yönünden sade olan çeşmeye dekoratif bir görüntü vermektedir. Çeşmenin sivri kemerli nişinin üzerinde kitabe bulunmaktadır. Kitabe kuşağı saçak frizle niha-yetlendirilmiştir. Mirahur Ağa Çeşmesi'nin sivri kemerli nişinin ayna kısmının altında, musluğun üstünde su içmek için kullanılan bardakların konulması için yapılmış iki küçük niş yer alır. Musluk bölümünün üst kısmına silme hattı ile kemer şekli verilmiştir. Çeşmenin süsleme yönünden sade olmasının yanısıra, saçak frizinin iki kademeli olarak düzenlenişi hoş bir görünüm vermektedir. Çeşmenin üst ve yan kenarlarını çevreleyen ikili silmeler, süsleme unsuru olarak oldukça dengeli ve orantılı kullanılmıştır. Kullanılan bu silmelerle çeşmenin kitabe kuşağı, kemerli kısım ve musluk bölümünü daha da belirgin hale getirmektedir. Bugün suyu akmayan ve musluğu bulunmayan Mirahur Ağa Çeşmesi bakıma muhtaçtır.

Bibi. A. Süheyl Ünver, "Her Devirde Kâğıthane", VD, X, 455, resim 5; Tanışık, istanbul Çeşmeleri, I, 42-43; A. Egemen, istanbul'un Çeşme ve Sebilleri, ist., 1993, s. 663.

FİKRET ÖZTURNA



MİRAHUR MESCİDİ

bak. İMRAHOR MESCİDİ



MİRELAİON MANASTIRI

bak. BODRUM CAMİİ



MİRELAİON MANASTIRI SARNICI

bak. BODRUM CAMİİ SARNICI



MİRİMİRAN MEHMED PAŞA TÜRBESİ

Eyüp İlçesi'nde, Beybaba Sokağı'nda, Feridun Paşa Türbesi'nin karşısındadır. Girişindeki kitabeye göre 1589 tarihlidir.

Türbede yatan Mirimiran Mehmed Paşa, III. Murad dönemi (1574-1595) ricalin-dendir. Rumeli beylerbeyliği yapmış, bu görevde iken vezirliğe getirilmiştir. İdamı istendiğinde III. Murad bunu önlemek için yeniçerileri ikna edememiş, Mehmed Paşa, Defterdar Mahmud Çelebi ile birlikte 1589' da idam edilmiştir. Türbede yatan iki kişiden birinin Mahmud Efendi olması mümkündür. Kitabenin son satırı ebced hesabıyla tarihi verir: "Ola ruh-ı Mehmed'e rahmet 998/1589".

Türbe onikigen planlıdır. Aynı plan içe-



MİRZA BABA TEKKESİ

474

475

MİSAFİRLİK


Dostları ilə paylaş:
1   ...   112   113   114   115   116   117   118   119   ...   140
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə