İNSAN HAKLARININ SINIRLANMASI BİR ÇELİŞKİ Mİ, GEREKLİLİK Mİ?
*Gerekçeli, özünde sapmalara izin vermeden hukuka uyarlı yöntemlerle ve makul süre şartına bağlı olmak kaydıyla temel hak ve özgürlükler sınırlanabilir.
*Gerekçeli, özünde sapmalara izin vermeden hukuka uyarlı yöntemlerle ve makul süre şartına bağlı olmak kaydıyla temel hak ve özgürlükler sınırlanabilir.
Sorun: ÖZGÜRLÜK VE GÜVENLİK İKİLEMİNDE YOĞUNLAŞIYOR.
*Anayasa tarafından bu hak ve özgürlüklerin nasıl korunduğu, yasama erkine yasama yetkisinin ne kadar verildiği belirlenmiştir.
*Yargı ve yargıç bağımsızlığı son derece önemlidir.
*Uluslararası hukuka uygun sınırlamalar yapılmalıdır.
*Kısıtlamalar, ancak yasa ile yapılabilir.
*Hukukun üstünlüğü ilkesi benimsenmelidir.
*İdarenin yasaya bağlılığı: idari eylem ve işlemlerde yasanın hakim olması.
*İdarenin yasaya bağlılığı: idari eylem ve işlemlerde yasanın hakim olması.
*İdareye takdir yetkisi tanıyan düzenleyici ve icrai mevzuat olabildiğince sarih ve objektif olmalı ve idarenin takdir yetkisini kullanırken;
1.Subjektif ve
2.Değersel kriterlerle maksat saptırmasına izin verilmemelidir.
*İdarenin eylem ve işlemlerinin yargı denetimine tâbi tutulması.
1.Açık İnsan Hakları İhlalleri
*İşkence, kötü muamele, zorla çalıştırılma, çocuk istismarı, köle ve kadın ticareti, yargılamasız öldürme, kayıp insanlar, insanların zorla yerlerinden edilmesi, göçe zorlama, soykırım vb. Bunları ikiye ayırmak olasıdır.
1.1.Bireysel ihlaller: bireyi doğrudan ve dolaylı olarak ilgilendiren ihlaller.
1.2. Ağır insan hakları ihlalleri(sistematik ihlaller): Devletin neden olduğu ihlaller.
2. Gizli İnsan hakları ihlalleri: ulusal veya uluslararası mevzuata aykırı eylem ve işlem yapma; idarenin yetki aşımı, yetki saptırması.
(11 nolu Protokol ile Değiştirilmiş Metin)
(11 nolu Protokol ile Değiştirilmiş Metin)
Sözleşme 4 Kasım 1950'de Roma'da imzalanmış ve 59. maddeye uygun
olarak 3 Eylül 1953 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye Sözleşme'yi 4
Kasım 1950 tarihinde imzalamış ve 10 Mart 1954 tarihinde ihtirazi
kayıtla onaylamıştır. 6366 Sayılı Onay Kanunu 19 Mart 1954 gün ve 8662
Sayılı Resmi Gazete'de yayınlanmıştır. Türkiye'nin ihtirazi kaydı şöyledir:
Yüksek Sözleşmeci Taraflar, kendi yetki alanları içinde bulunan herkese bu Sözleşme’nin birinci bölümünde açıklanan hak ve özgürlükleri tanırlar.
Madde 2 - Yaşam hakkı
1. Herkesin yaşam hakkı yasanın koruması altındadır. Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı bir suçtan dolayı hakkında mahkemece hükmedilen bu cezanın yerine getirilmesi dışında hiç kimse kasten öldürülemez.
2. Öldürme, aşağıdaki durumlardan birinde kuvvete başvurmanın kesin zorunluluk haline gelmesi sonucunda meydana gelmişse, bu maddenin ihlali suretiyle yapılmış sayılmaz:
a) Bir kimsenin yasadışı şiddete karşı korunması için;
b) Usulüne uygun olarak yakalamak için veya usulüne uygun olarak tutuklu bulunan bir kişinin kaçmasını önlemek için;
c) Ayaklanma veya isyanın, yasaya uygun olarak bastırılması için.
Madde 3 - İşkence yasağı
Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz.
Bu istisnai durumlarda, güvenlik güçlerine silâhlarını otomatik olarak kullanma hakkını bahşetmez. Kesin zorunluluk olmalıdır. Yukarıda belirtilen istisnalar dışındaki ölümler 2. Md.’nin ihlalidir.
Bu istisnai durumlarda, güvenlik güçlerine silâhlarını otomatik olarak kullanma hakkını bahşetmez. Kesin zorunluluk olmalıdır. Yukarıda belirtilen istisnalar dışındaki ölümler 2. Md.’nin ihlalidir.