Kur’an ve adalet devleti



Yüklə 0.72 Mb.
səhifə1/9
tarix20.11.2017
ölçüsü0.72 Mb.
  1   2   3   4   5   6   7   8   9

KUR’AN
VE


ADALET DEVLETİ

Ahmed KANYILMAZ
3

(Acıyan,Bağışlayan Rabbin kutlu,ölümsüz şanlı adıyla.)


Ö N S Ö Z
Sevgi/saygı değer okur!

Sevgili dünya/ahiret kardeşlerimle,dünya kardeşlerim!


Hepimizin bildiği gibi,insanoğlunun/insanlığın kadim çağlardan beri en büyük arzusu ve hedefi barış,kardeşlik,huzur,adalet,erinç,mutluluk içinde bir arada “insanca” yaşa-

manın yollarını/formüllerini/çarelerini aramak olmuştur.

Bu çabası hala sürmektedir,gelecekte de-bir formül bulamazsa-süre gidecektir.

Ancak;tarihe ve günümüze göz attığımızda-marjinal denilecek kadar sınırlı ve

kısa dönemler/uygulamalar dışında-bu konuda/alanda insanın/insanlığın dişe dokunur bir başarı sağladığını/sergilediğini hangi aklıselim sahibi söyleyebilir?

Sınırlı ve kusurlu insan aklının ürettiği düşünce(sosyal/siyasi/ekonomik)sistem-

lerin(ideolojilerin)insanı/insanlığı bugün getirdiği noktaya/konuma bakarak ne kadar başarı-

lı(!)olduklarını-gelecekte de ne kadar olacaklarını-kolayca anlayabiliriz/söyleyebiliriz.

Buna rağmen hala bu ideolojilerde ısrar etmenin/edenlerin tutum ve davranış-

larına (niyetlerine)bir anlam vermek mümkün değildir!

Eğer gerçekten mutlu,huzurlu,dingin,düzeyli bir bireysel ve toplumsal yapı inşa

etmek/bir ortam oluşturmak istiyorsak;bencilliğimizi,kibrimizi,gururumuzu kendimizi beğen-

meyi aşarak/bir kenara bırakarak,bizim için en uygun,en yararlı sonuca götürecek en etkili,

gerçekçi çözümün ne/nerede olduğunu araştırmamız,bulmamız hepimize düşen en önemli,

öncelikli bir görev değil midir?

Aslında bu çözüm/çare hiç de öyle uzağımızda değildir.Ama bakmasını bilme-

dikten sonra “görmek” mümkün değildir.

Çözüm,insanı maddi/manevi-iç ve dış-bütün boyutlarıyla(enfüsü/afakıyla),

bütünü gördüğünden geçmişi/geleceğiyle en iyi gören/nelere,ne kadar ihtiyacı olduğunu bilen onun-gerçekten herkesten/hepimizden çok kavuşmasını/yaşamasını istediği/murad ettiği-dünya

ve ahiret mutluluğu için(fıtratına/yaratılış amacına)en uygun ilkeleri/yasaları/buyrukları

lütfedip/tenezzülen bize Son Evrensel Mesajı’nda(Ölümsüz Kelamı Kur’an-ı Kerim’de),yine

son elçisi Hz.Muhammed(AS)aracılığıyla bildiren Yüce Rabbimiz’dedir.O’nun her zamanda

mekanda geçerli hikmetli sözlerinde,ölümsüz ilkelerindedir.

O’nun yüce/ölümsüz/çağlar üstü buyruklarını/ilkelerini hayatına en mükemmel

biçimde uygulayan,bütün zamanların en büyük siyasi/askeri/metafizik zekası/dehası Hz.Mu-

hammed(AS),gerek özel yaşantısı,gerekse evrensel kişiliğiyle Müslümanlar-ve bütün insanlar

için-her zaman en güzel bir örnek/model/lider profili oluşturan bir benlik olduğunu;insanlık

tarihinde en başarılı/en ünlü –ideal toplum örneği olan-Medine Site Devleti’ni kurarak-ve yöneterek-göstermiştir.

Bu yapının ana kaynağı olan Kur’an-ı Kerim ve ondan ilham alınarak kaleme

alınan Medine Vesikası/Sözleşmesi olanca canlılığı/yalınlığı ve tazeliğiyle önümüzde durmak-

tadır.

(Çoğulculuğu esas alan,fırsat eşitliğini,paylaşımı,katılımı,birlikte barış,kardeş-



lik,sevgi,saygı,barış,adalet,huzur ve güven içinde özgürce birlikte yaşamak -sosyal,siyasal,
4

etnik,kültürel,ekonomik…dokuyu güvence altına alarak/dengeleyerek- bir yapı oluşturma amacını taşımaktadır ki,her zamanda/mekanda uygulanabilir evrensel bir içeriğe sahiptir.)

“Medine’de farklı dini ve etnik sosyal bloklar arasında imzalanan Vesika,zama-

nın aktüel şartlarında dönemsel,ancak ruhu ve kurucu ilkeleri yönüyle evrensel ve zamanlar üstü özelliklere sahiptir”(*)

(İlgili eserlerden/çalışmalardan-ve internet ortamından-tam metne ulaşılabilir.)

Nitekim o günlerde olduğu gibi her zamanda/mekanda Kur’an-ı Kerim’in ortaya koyduğu bireysel/toplumsal/evrensel ilkeleri/buyrukları-çaplarına ve kapasitelerine

göre,çağlar boyunca/zaman içinde-bireysel ve toplumsal çapta pratiğe geçire(bile)nlerin/

uygulayabilenlerin,mutlu,huzurlu,barışçıl,insancıl,özgürce bir ömür sürmeyi başarabilenle-

rin,kazandıkları/taşıdıkları zengin birikimleriyle insanlığa ne kadar büyük/önemli katkılarda bulundukları,insanlığın ortalamasını/çitasını nasıl yükselttikleri gerçeği inkar edilebilir mi,görmezden gelinebilir mi?

(Büyük medeniyetleri ve bilim adamlarının,sanatkarların,gerçek devlet/siyaset

adamlarının-bunlara-yaptıkları katkıları hatırlayalım!)

Bu,her zamanda mümkün olduysa,-bugün ve yarın da-olması için hiçbir engel

yoktur.

Çünkü Kur’an aynı Kur’an,insan-fıtrat olarak-aynı insandır.Ancak;Çağ’ın



olumsuz etkileriyle fıtratı zedelenen/bozulan(yaratılış amacının dışına çıkarak,taşkın ve

sapkın bir davranış sergileyen)insanın tekrar fıtratına dönmesi/döndürülmesi gerekmektedir.

Bugün yeryüzünde görülen/yaşanan bütünolumsuzlukların,savaşların,taşkınlık-

ların,ahlaksızlıkların…birinci sebebi,insanın fıtratına(yaratılış amacına)uygun bir yaşantıdan-

yani Yüce Yaratıcı’nın buyruklarından-uzaklaşması,O’na ve kendisine yabancılaşmasıdır.

İşte Furkan;olanca canlılığı/tazeliği/gücü,sadeliği ve ihtişamıyla-sanki bugün

iniyormuş/indiriliyormuşçasına-etkisini,geçerliliğini sürdürmekte,sorunlarımızın çözümü için

adeta emrinize amadeyim demektedir.Kıyamet’e kadar da bu etkisini/önemini sürdürecektir.

Yeter ki onu(n getirdiği prensipleri/ilkeleri)günümüz imkanlarıyla zaman/mekan

ortamında bireysel/toplumsal ve evrensel çapta pratiğe geçirebilelim.

Ancak;önemli olan bu uygulamayı gerçekleştirecek olan kadroların yetişmesi/

yetiştirilmesidir.

Kuşkusuz bu üst kadrolar yanında,alt yapının da oluşturulması/inşası elzemdir.

Bize göre;-bütün İslam coğrafyası göz önünde bulundurulduğunda-böyle kadroları oluşturmak mümkündür.Yeter ki ciddi araştırmalar,girişimler ve iletişim(ler)le bir araya gelmeleri ve gerekli çalışmalara başlamaları-ilgili ve yetkili merilerce- sağlanabilsin.

Ve bu üst kadroları anlayabilecek,onlara ayak uydurabilecek alt yapının/halkla- rın da çok gelişmiş bir eğitim/öğretim sistemiyle oluşturulması gerekmektedir.Bu,kısa ve uzun vade olmak üzere iki etapta ele alınabilir.

Bunun için yapılacak şey bellidir.

İnsanı bireysel ve toplumsal ölçekte inşa eden-ideal insanın(bireyin) ve toplumun koordinatlarını belirleyen ve profilini çıkaran/çizen Kur’an-ı Kerim’in ilgili ayetlerini/ilkelerini,Allah’ın ölümsüz,yüce buyruklarını-belirlemek ve gözler önüne sermektir.

İnsan’a,yapacağı bundan başka bir şey/bir çıkış yolu olmadığını,nihayet dönüp,

dolaşıp varacağı son noktanın bu olduğunun gösterilmesidir,hatırlatılmasıdır.

Bizim de-bu iddiasız ve iyi niyetli çalışmada-yapmak istediğimiz-bir başlangıç

olarak bu ayetleri/ilkeleri/buyrukları-konularına göre-belirlemek ve gözler önüne sermek

olacaktır,olmalıdır. 5

Bu-dediğimiz gibi-bir ön çalışmadır,bir ilk adımdır.Bundan sonra yapılacak,

daha geniş boyutlu/muhtevalı çalışmalar,insanlık ailesinin yüzyıllardır aradığı barış,kardeşlik,

sevgi,huzur,kardeşlik,dinginlik,adalet,özgürlük,güven ortamını oluşturması,yine yüksek mede-

niyetler/uygarlıklar kurmasının önünü açabilecektir.


Bu yüce amaç/ideal/dava uğrunda bütün birikimlerini/yeteneklerini/imkanlarını

-hatta hayatlarını-insanlığın ortalamasını/ufuklarını yükseltmek amacıyla,olanca inancı/gücü/iyi niyetiyle ortaya koyan,koyabilen-böylece geleceğin inşa edilmesinde temele ilk taşı yerleştiren,ilk harcı döken gerçek kahramanlara-ruh/gönül/ahlak kahramanlarına/yürek avcılarına(misyonerlere/havarilere) selam olsun!

Günümüzde olan bitenlere-müslümanların/insanlığın yürekler acısı/utanılası/

kahredici haline/durumuna bakarak aldanmamalı,insandan ümidimizi kesmemeliyiz.

Ben de insanlığın gelecekte-geçmişte olduğu gibi-yüksek ve büyük medeniyetler/

uygarlıklar kuracağına/inşa edeceğine inananlardanım.

(Ancak;o büyük ve yüksek medeniyetleri inşa edenlerin inandığı değerleri/

kullandıkları argümanları çok iyi-tarafsız ve önyargısız-analiz etmemiz gerekmektedir.)

Selam olsun,gelecek zamanlarda o yüksek/büyük medeniyetleri kuracak olan

Altın Çağ’ın mutlu,özgür,barışçıl,insancıl,medeni…”gerçek insan” kardeşlerimize.

Allah(CC)hepimizin yar ve yardımcısı olsun!

_____________________________________________________________________________

(*)Ali BULAÇ;(Bütün Yönleriyle Asr-ı Saadet’te İslam(Beyan Yayınları;2/169)

ACIYAN,BAĞIŞLAYAN ALLAH’IN YÜCE/KUTLU/ÖLÜMSÜZ 6

ADIYLA(*)

Hamd(her türlü övgü/sena/şükür)bütün alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.

Özünde çok(sınırsız)rahmet sahibi,her işinde rahmet sahibidir.(sahibi O’dur.)

O,hesap (karşılık görme) Günü’nün tek Hakimidir.

(Rabbimiz!)Yalnız Sana kulluk eder ve yalnız Sen’den yardım dileriz!

Bizi yönelt(ilet)Senin Dosdoğru Yol(un)a.

Kendilerine nimet bahşettiklerinin yoluna.

(Gazab)ın)a(hışmına) uğrayanların ve sapıtanların yoluna değil!


FATİHA(1/1-7)

***


(Ey muhatap!)De ki;”O Allah’tır,eşsiz/benzersiz,(nitelik ve nicelik bakımından da)

Bir/Tek’tir.

Allah Samed’dir.(Mutlaktır,gerçeklerin gerçeğidir.)

O,doğurtmamıştır ve doğurulmamıştır.

Ve hiçbir şey O’na asla denk ve benzer değildir,olmamıştır/olamaz.

İHLAS (112/1-4)

***

________________________________________________________________________



(*)Meallerde Muhammed HAMİDULLAH,Muhammed ESED,Mustafa İSLAMOĞLU DİB’nın,E.M.Hamdi YAZIR’ın meallerinden yararlanılmıştır.
8

DÜŞÜNCENİN ÖNEMİ:(Sözün Gücü):


Oku!Yaratan Rabbinin adına!(adıyla!)

O insanı sevgi ve alakadan yarattı.

Oku!Zira Rabbin sonsuz kerem(ikram)sahibidir.

O insana (bilgiyi),kalemle(kaydetmeyi)öğretti.O insana bilmediklerini öğretti.


ALAK(96/1-5)

***
(Allah),İsabetli hüküm verme(hikmet)yeteneğini(hak edene)vermeyi diler;Ama kime isabetli hüküm verme yeteneği bahşedilmişse,doğrusu ona tarifsiz büyüklükte bir servet

bahşedilmiştir.Fakat derin kavrayış sahiplerinden başkası bunu düşünüp kavrayamaz.
BAKARA(2/269)

***
İyi bilin k,Allah Katında canlıların en zararlısı(şerlisi) aklını kullanmayan

(gerçek)sağır ve dilsizlerdir.

Hem eğer Allah onlarda iyi bir hal görseydi,onların-gerçeği-işitmelerini sağlardı.

Ne ki eğer onların işitmelerini sağlasaydı(sağlamış olsaydı)bile,onlar inatçı inkarlarıyla (katı

önyargılarıyla)yine (Allah’ın buyruklarından) yüz çevirirlerdi.

ENFAL(8/22-23)

***
Hem Allah’ın(akıl ve irade vermek suretiyle gerçekleşen)izni olmasaydı,hiçbir

insan imana eremezdi!Ve O,aklını kullanmayanları pisliğe mahkum eder.(Yani kokuşmuş ve

çürümüş bir hayatı yaşamaya.Veya onur kırıcı iğrenç musibetlere…)

YUNUS(10/100)

***

İşte Biz,bu Kur’an’ı,ona inananlar için(iç dünyalarını onaran,düşünce ve duygularını geliştiren,yükselten)bir şifa ve rahmet(eczanesi)olarak indirdik;ama o,zalimlerin yalnızca yıkımımı arttırıyor.

İSRA(17/82)

***

9

Gerçek şu ki,daha önceden bilgi ve bilginin amacını kavrama yeteneğiyle donatılmış olanlar,kendilerine(ayetlerimiz)okunduğu zaman,derhal yüzleri üzerine yerlere kapanırlar.



Ve derler ki;Kudret ve yüceliğine payan olmayan Rabbimizin şanı ne yücedir!İşte Rabbimizin sözü kesin olarak gerçekleşmiş bulunuyor.

İSRA(17/107-108)

***
Rabbim!Bana doğru bir muhakeme yeteneği bahşet ve beni iyilerin arasına kat!(Hz.İbrahim(AS)’in duası ki,herkes için geçerlidir,gereklidir.)

ŞU’ARA(26/83)

De ki:”Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”Ne var ki,sadece akleden kalbe

sahip olanlar bunu kavrayabilir.

ZÜMER(39/9)

***
O kullar ki,sözün tamamını dinlerler ve en güzeline uyarlar.İşte Allah’ın kendilerine doğru yolu gösterdiği kimseler bunlardır ve işte onlar akletme yetilerini /yetenek- lerini en kamil manada(en üst düzeyde)kullananlardır.

ZÜMER(39/18)

***
Evet,Allah batılı(yanlış/yararsız olanı)siler,hakkı Kendi (ölümsüz)sözleriyle ortaya koyar.Şüphesiz O,göğüslerin en mahrem sırlarını bilendir.

ŞURA(42/24)

***
Ve ayetlerimiz(ölümsüz sözlerimiz)hakkında polemik yapanlar,(Mahşer’de)asla

sığınacak bir yer bulamayacaklarını iyi bilmelidirler.

ŞURA(42/35)

***
Bu(vahiy/ilahi kelam/hitap)inanlık için bir bilinç kaynağıdır,gönülden inananlar için de bir rehber ve rahmet kaynağıdır.

CASİYE(45/20)

***

10
Onlar(düşüncesiz inançsızlar)hiç Kur’an üzerinde derin,derin(çok boyutlu/kap-



samlı )düşünmezler mi/düşünmüyorlar mı?

Yoksa kilit vurulmuş kalplere mi sahipler?

MUHAMED(47/24) ***
(Ey insanlar!)Bu şanlı/şerefli Kur’an’ın değerini bilin!(Hayatını onunla/onun

önerdiği düşünce sistemiyle inşa edene şeref ve onur kazandırdığı için…/Ki hayatınız ancak

onunla (onun önerdiği düşünce ve duygularla donandığınız zaman)şan/şeref/değer/onur kazanır.)
KAF(50/1)

***
Ve doğrusu Biz bu Kur’an’ı(ilahi kelamı/hitabı) ders alınsın diye kolaylaştırdık.

Öyleyse yok mudur(üzerinde düşünerek)ders(ibret/öğüt) alan?

KAMER(54/17,22,32,40)

***
Eğer Biz,bu Kur’an’ı (ilahi kelamı) bir dağa indirmiş olsaydık,onun Allah’a saygı-dan boyun eğmiş bir halde şerha,şerha yarılıp eridiğini görürdün.

İşte bu türden temsili anlatımları,insanların önüne,belki düşünürler diye koyuyoruz.(Ey İnsan!Onun (sözün)azametinden/gücünden dağlar bile parçalanırken,sen kılını bile oynatmıyorsun!Sonunu hiç mi düşünmüyorsun?)

HAŞR(59/21)

***


O(Allah/Alim)onların (kullarının) bildiklerini de,(geçmişlerini de/geleceklerini de/gizlediklerini de/açıkladıklarını da)biliyor.Fakat insan bilgi(kapasitesinin sınırlılığı)sebebiy-

le bunu asla kavrayamaz.

TAHA(20/110)

***
Rahman…Kur’an’ı O öğretti.İnsanı O yarattı.O insana kendini(yazıyla/sözle)

ifade etmeyi öğretti.

RAHMAN(55/1-4)

***

11
HAKİKATE DAVET :


Kendilerine vahiyden bir pay verilmiş olanların,onu sapıklıkla değiştirdiklerin ve sizin de yoldan çıkmanızı istediklerini görmüyor musun?(görmüyor musunuz?)

Fakat Allah,düşmanlarınızı daha iyi bilir.Ama(eğer size dost lazımsa)dost olarak

Allah yeter,(yardım lazımsa)yardımcı olarak Allah yeter!

NİSA(4/44-45)

***
Ey insanlık!İşte Rasul,size Rabbinizden hakikati getirdi.Artık iman ederseniz sizin için hayırlı olur.Yok eğer,hakikati inkar ederseniz,iyi bilin ki göklerde ve yeryüzünde olan

her şey Allah’a aittir.Zira Allah her şeyi bilendir,her hükmünde tam isabet kaydedendir.

Ey insanlık!Artık Rabbinizden size hakikatin belgesi geldi.Biz de size aydınlatıcı

bir ışık(aklı ve yüreği aydınlatıcı/diriltici vahyi)gönderdik.

Allah’a iman eden ve O’nun(vahyine)sımsıkı sarılanlara gelince;Allah onları

rahmet ve ihsanına gark edecek ve dosdoğru bir yolla Kendisine yöneltecektir.


NİSA(4/170,174-175)

***
Bak,mesajlarımızı nasıl da her boyutuyla açıklıyoruz.Fakat onlar hala katı bir

önyargıyla diretiyorlar.(…inanmamakta direniyorlar!)

EN’AM(6/46)

***
De ki:”İyi bilin ki,yalnız Allah Katındadır hakikatin en kesin delili.Ve O dileseydi hepinizi doğru yola yöneltirdi.

İşte bu da Bizim indirdiğimiz mübarek bir kelamdır.Şu halde ona uyun ve sorumluluk bilincini kuşanın ki,rahmete nail olasınız.

EN’AM(6/149,155)

***


(Ey Nebi!)Bir sure(ilahi mesaj/vahiy)indirildi sana.Artık bundan dolayı için daralmasın ki,onunla(insanları)uyarabilesin ve mü’minlere de şu öğüdü verebilesin;Uyun

Rabbinizin Katından size indirilene!O’nun dışında bazı otoritelere de asla uymayın!

Ne kadar da kıt hafızalısınız!

A’RAF(7/2-3)


***

(Ey Peygamber!)de ki;”Ey insanlar!İyi bilin ki ben Allah’ın hepinize gönderdiği

Elçisiyim.Öyle bir(Allah)ki,göklerin ve yerin egemenliği O’na aittir,O’ndan başka ilah yoktur.

12
Hayatı ve ölümü yaratan O’dur.O halde Allah’a ve O’nun Elçisi’ne inanın.Allah’a ve O’nun

bütün mesajlarına inanan,kitap ehlinden olmayan Haberci’ye…Ve ona uyun ki doğru yolu

bulabilesiniz!

*** A’RAF(7/158)

Siz ey iman edenler!O sizi hayat bahşeden bir (diril)işe davet ettiğinde Allah’a ve

Elçisi’ne icabet edin!Zira iyi bilin ki Allah,kişiyle kalbinin(eğilimleri)arasına sürekli müdahale eder.Sonunda O’nun Huzurunda toplanacaksınız.

ENFAL(8/24)

***
Doğrusu(ey insanlık!)Size kendi türünüzden (hakikati bildiren)bir Elçi gelmiştir ki,o pek azizdir.Sizin zorlanmanız ona pek ağır geliyor,üzerinize hassasiyetle titriyor;çünkü o

mü’minlere karşı şefkat pınarı bir rauf,merhamet abidesi bir rahimdir.

(Bu gerçek ortadayken)yine de onlar yüz çevirirlerse,de ki;”Allah bana yeter,

O’ndan başka ilah yok,ben hep O’na güvenmişimdir.Çünkü O,en yüce hükümranlık makamının Rabbidir.

TEVBE(9/128-129)

***
Ey insanlık!Rabbinizden size bir öğüt ve kalplerde oluşabilecek her tür(manevi

hastalık)için bir şifa,inananlar için de bir yol haritası ve bir rahmet gelmiştir.

(Ancak ona uyarsanız dünya ve ahiret mutluluğunu yaşayabilirsiniz.En büyük nimet olan vahyin kadrini kıymetini bilin!)

YUNUS(10/57)

***


(Ey Peygamber!)De ki:”Ey insanlık ailesi!İşte size Rabbinizden hakikatin ta

kendisi gelmiştir!Artık kim doğru yolu seçerse,hiç şüphesiz o bu tercihi kendisi için yapmış

olacaktır,kim de(yoldan)saparsa,hiç şüphesiz onun sapma tercihi kendi aleyhine olacaktır.

Ama sizin tercihinizden dolayı sorumlu tutulan asla ben olmayacağım!”

YUNUS(10(108)

***
13

Elif,Lam,Mim,Ra!

Bunlar Kitab’ın ayetleridir.Ve Rabbin Katından sana indirilenler hakikatin ta kendisidir.Fakat insanların çoğu buna iman etmezler.

Hiç Rabbin Katından sana indirilenin hakikat olduğunu bilen(ve kabul eden)

kimse,(hakikate karşı)kör davrananla(onu görmezden gelenle) bir tutulabilir mi?

Elbet ancak basiret sahipleri öğüt alırlar.Onlar Allah’a verdikleri söze sadakat

gösterirler ve fıtrat sözleşmesini ihlal etmezler.

RA’D(13/1,19-20))

*** HİCR(15/1)


(Ey Nebi!Bu,insanlığı,Rablerinin arzusuyla karanlıklardan aydınlığa;tüm övgülerin muhatabı olan,O her işinde mükemmel olanın yoluna çıkarman için sana (ve

senin şahsında bütün insanlığa)indirdiğimiz bir vahiydir.

İBRAHİM/14/1)

***
Elbette bu uyarıcı mesajı kaynağından indiren Biziz.Onu koruyacak olan da

kesinlikle yine Biz olacağız Biz!

HİCR(15/9)

***
Yine de ki;”Hak geldi,batıl ise yıkılıp gitti!Çünkü her batıl zaten yıkılıp gitmeye

mahkumdur.

İşte Biz Kur’an’ı,ona inananlar için(iç dünyalarını onaran)bir şifa ve rahmet

(eczanesi)olarak indirdik.Ama o,zalimlerin yalnızca yıkımını arttırıyor!

İSRA(17/81-82)

***


Biz bu(vahyi)mutlak gerçeğe bir atıf olarak indirdik ve o da kaynağından indiği

(gibi)asli gerçekliğiyle (muhatabına)ulaştı.Nitekim (ey Nebi!)Biz seni,sadece müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.

Ayrıca onu sürekli okunan bir Kur’an kılmak için bölüm,bölüm açıkladık(ki),

üzerinde dura,dura onu insanlara okuyasın.Çünkü Biz de onu,(hayata geçirsinler)diye,dura,

dura,parça,parça indirmiştik.

Doğrusu Biz bu Kur’an’da,(hakikati)insanlara her tür dolaylı anlatım tarzını

kullanarak farklı açılardan açıklamışızdır.Buna rağmen insanların çoğunun yüz çevirmesi

kat be kat nankörlükten başka bir şey değildir.

İSRA(17/89,105-106)

ZÜMER(39/27)

KEHF(18/54)

***
14

Ve de ki:”Mutlak hakikate(atıf olan bu mesaj)Rabbinizdendir.Artık dileyen iman etsin,dileyen inkar etsin!

KEHF(18/29)

***
Ey İnsan!Biz bu ilahi hitabı sana zorluk çekip mutsuz olasın diye indirmedik.

Yalnızca Allah’ın sevgisini yitirmekten korkan kimselere bir uyarı olsun için(indirdik.).

Yeri ve yüce gökleri yaratan Zat tarafından indirilmedir bu!

O rahmet kaynağı ki,mutlak hükümranlık makamına sadece O kurulmuştur.

Göklerde,yerde,bu ikisi arasında ve toprağın bağrında ne varsa O’na aittir.
TAHA(20/1-6)

***
Sonuçta aşkın olan Allah,mutlak otoritenin sahibi olarak,hakikatin de kaynağıdır.

Şu halde O’nun vahyi tamamıyla sana ulaştırılmadan önce,Kur’an hakkında

tez canlı davranarak(sonuç çıkarma).Fakat;”Rabbim!İlmimi arttır!”de.


TAHA(20/114)

***
İnsanlar için yaptıklarının hesabını verme vakti oldukça yaklaştı;fakat onlar hala gaflet içersinde (bu gerçeğe)sırt çeviriyorlar.

Rablerinden kendilerine ne zaman yeni bir uyarı(mesaj/vahiy)gelse,onu da sadece alaya alarak dinliyorlar.

Onların aklı fikri oyunda,oynaştadır;bilinci alt üst olan bu kimseler,el altından

fiskos yapıyorlar;”Bu da sizin gibi ölümlü bir insan değil mi?Şu halde siz,göz göre,göre büyüye(onun tebliğ ettiklerine)kapılıp gidecek misiniz?

ENBİYA(21/1-3)

***
(Ey insanlar!)Doğrusu Biz size,içinde şeref ve itibar kazandıran bir masaj indirmiş bulunuyoruz.Şu halde hala aklınızı başınıza almayacak mısınız?

(İnsan ancak vahyin aydınlığında yürürse şeref ve itibar kazanır Allah Katında.


ENBİYA(21/10)

***
(Ey Muhammed!)”Ben sizi sadece vahiyle uyarıyorum!”de.

Ama,ne kadar uyarılsalar da,(kalbi)sağır olanlar bu çağrıyı işitmeyecekler(dir).
ENBİYA(21/45)

15
İşte bu(Kur’an) da,kendisini Bizim indirdiğimiz mübarek bir hatırlatıcı mesajdır.

Peki,bu durumda siz onu hala inkar edecek misiniz?

ENBİYA(21/50)

***
Ama eğer hakikat onların(sapkınların)keyiflerine tabi olsaydı,gökler yer ve için-

dekiler mahvolur giderdi.

Aksine,Biz onlara,kendi(insanlık)şeref ve onurlarını hatırlattık,fakat onlar kendi şereflerini hatırlamaktan yüz çevirdiler.(Hakikatten uzak kalmak en büyük şerefsizlik-

tir,nasipsizliktir.)

MÜ’MİNUN(23/71) ***
Hevasını(egosunu)ilah edinen kimsenin durumunu göz önüne getirsene bir!

Şimdi(söyle),böyle birinin sorumluluğunu sen üstlenebilir misin?

Ya da,sanır mısın ki onların çoğu(ilahi mesajı)işitir veya (hakikati)akleder?

Hayır,onlar sürü (içgüdüsüyle davranan)hayvan(lar)gibidirler,hatta yoldan

sapma konusunda daha da beterdirler!(daha aşağıdırlar!)

FURKAN(25/43-44)

***
Şüphe yok ki bu (mesaj)elbet alemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.

O Güvenilir Ruh ile birlikte geldi.(Ey Nebi)senin kalbine,ki(onunla)uyaran kimselerden biri

olasın diye.

Ve elbet sen de bu Kur’an’a,her şeyi bilen,her hükmünde tam isabet edenin

Katından nail kılınmaktasın.

ŞUARA(26/192-194) NEML(27/6)

***
Bu İLAHİ KELAM’ın indirilişi,hiç kuşkusuz ki Alemlerin Rabbi’ndendir.

Yine de onlar(inançsızlar/münkirler);”Onu o (Hz.Muhammed)uydurdu!” diyorlar.Hayır!O senin Rabbinden gelen bir hakikattir.Senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş bir toplumu belki doğru yola gelirler diye uyarman içindir.


SECDE(32/2-3)

***
(Ey Nebi!)Sana mübarek bir kitap olan bu (Kur’an’ı)Biz indirdik ki,herkes onun mesajları üzerinde iyice düşünsün de akıl,izan sahipleri ders alsınlar diye.


16

(Yine)De ki:”Bu muazzam bir haberdir.Sizse ondan yüz çeviriyorsunuz!


SAD(38/29,67-68)

***
Ne ki bu(vahiy),bütün alemler için som bir uyarıdır.Ama onun verdiği haberin

(gerçek olduğunu)bir zaman sonra(zamanı geldiğinde)mutlaka öğreneceksiniz.
SAD(38/87-88)

***


Allah,öğretilerin en güzelini biri diğerine atıf yaparak tekrarlanan çift

kutuplu bir hitap olarak indirmiştir.(Öyle bir hitap ki),Rablerine karşı derin bir saygıyla

titreyenlerin ondan dolayı tenleri ürperir,ardından Allah’ı(n sonsuz rahmetini)hatırlayınca,



Dostları ilə paylaş:
  1   2   3   4   5   6   7   8   9


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə