Maazallah, ya bölünmesek?



Yüklə 34.3 Kb.
tarix15.11.2017
ölçüsü34.3 Kb.

Maazallah, ya bölünmesek?

Baskın Oran

“Ya bölünürsek!” lafıdır gidiyor. Eski arkadaşlarımla, İzmir’den abim Taşkın’la konuşuyorum, “AKP geldi ülkeyi böldü, çok kötüye gidiyoruz!” diyorlar. Gerçekten, eskiden ne güzeldi. Böyle ayrı-gayrı yoktu. Herkes aynı fikirdeydi. Paşatarlası plajı şezlongunda yatan adam da söyledi dedik ya: “Ben uzun yıllar doğuda kaldım, Türk-Kürt ayrımı diye birşey duymadım”.

Oysa, bölünmek bizim geleneğimiz

Bölünmenin anatomisine birazdan gireriz de, bölünmüşlük/bölücülük Cumhuriyetimizin epey eski bir geleneği ve biz bu mevzuda çok tecrübeli ve fevkalade başarılıyız. 1924’te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası bölmüştü, şükür 1925’te kapattık da bölünmedik. 1930’da aynı işe Serbest Cumhuriyet Fırkası girişti, onu da kurucusuna kapattırdık kurtulduk. 1940’ların sonu ile 50’lerin başında komünistler bölmeye kalkıştı, onları da Faşist İtalya ceza kanunundan şeddeleyerek aldığımız TCK md. 141-142 uygulamasıyla hapse attık. 1950-60 arasında Demokrat Parti (DP) böldü, 27 Mayıs 1960 askerî darbesini yapıp onu da önledik. 60 ve 70’lerde komünistler yine denediler, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbeleriyle yine kurtulduk. 80’lerden itibaren bölme sırası Kürtlere geldi, o hâlâ bölmekte, üstelik şimdi de dinciler girdi kuyruğa. Bu kronoloji bendenize şu gözlemleri yaptırıyor:



1) “Bölünme”, galiba, sanıldığının aksine, “toprak bölünmesi”yle falan ilgili değil. Yoksa mesela Terakkiperver’in kurucuları, Haziran 1919 Amasya Tamimi’yle Kurtuluş Savaşı’nı başlatan kadronun (M. Kemal Paşa hariç) tamamı idi.

2) “Bölünme”, galiba, hangi yandan baktığınıza bağlı bir şey: “Osmanlı İmparatorluğunun münkarız [batmış] olduğuna dair" yayınlanan 1 Kasım 1922 tarih ve 308 no’lu kararnameyle, mevcut devleti değil bölen, resmen yıkan işgalci devletler miydi yoksa M. Kemal Paşa mı?

3) “Bölücülük”, galiba, sertleşmek ve rant amacıyla rejim tarafından kullanılıyor: Terakkiperver ve Serbest fırkaların kapatılmasından sonra Kemalist rejim Tek Parti’nin 6 okunu anayasaya madde yaptı. DP olayından sonra, “yargı bağımsızlığı getirdi” dediğimiz “demokrat darbe” 27 Mayıs ne yaptı? Derhal Danıştay üyelerinin ½’sini, Yargıtay yargıçlarının ¼’ünü, yerel savcı ve yargıçların 1/6’sını tasfiye etti. Üniversiteden 147 öğretim üyesini sorgusuz sualsiz attı. Ordudan 235 general/amiral ile 5.000’e yakın subayı (EMİNSU’lar) resen emekli etti.

Bu arada da, üzerinize afiyet, TSK kendisine ayrı bir Danıştay icat etti; kendi lokantasını, otelini, kuaförünü (Orduevleri), kendi tatil köylerini (askerî kamplar), kendi bakkalını (Ordu Pazarları), kendi semtini (askerî lojmanlar) milletin vergileriyle inşa ve ucuzluk cenneti etti. En önemlisi, kendi işyerini kurdu: OYAK Holding. 12 Mart ve 12 Eylül’e, rezalet-ötesi olduğu için değinmiyorum.



Bölünmenin anatomisi

Dört yanımız bölünmüş vaziyette, hâlâ ayaktayız. Yalnız, sakın tam da bu sayede ayakta kalabilmiş olmayalım?



TSK bölünmüş durumda çünkü o kadar bilgi-belge kendi içinden sızdı. Allah korusun, ya sızmasaydı, bir düşünsenize. Bırrr.

Yargı bölünmüş durumda. Birisi tutukluyor, diğeri bırakıyor, öteki yine tutukluyor, sonra bırakıyor. Ya bölünmemiş olsaydı, önüne gelen herkesi tutuklamak değil miydi Yargı’nın geleneksel uygulaması? Şimdi hiç olmazsa Yargı tartışmaya açıldı. Hatta, cin olup sizi biraz çarpayım: Maazallah, Yargı bölünmese ve “gelenek” devam etse, bizzat Ergenekon generallerinin “AİHM içtihadı” gerekçesiyle salıverilmeleri mümkün müydü?

Millet laik-dinci diye bölünmüş durumda. Alevi-Sünni diye. Türk-Kürt diye. Maazallah, bölünmemiş olsaydık, PTT’ye pul almaya giden tesettürlü kadını, kamusal alana giriyor diye kapıdan sokmazlardı. Aleviler, değil dernek kurmak ve AİHM’ye gitmek, gıklarını çıkartamazdı. Kürt açısından bölünmemiş olsak maazallah, “Dağ Türkleri” ve “Dağ Türkçesi” gerizekalılığı devam ederek Kürt milliyetçiliğini daha da katmerli kılardı. “Bölgesel Özerklik bölücülüktür” diyenlere: Bu engellendiği için toprak bölünmesini isteyenler çıkabiliyor; ayrı bir yazıda konuşalım.



Bölünmek “iyi bişey olmasın sakın?

Son olarak, referandum dolayısıyla Evet ve Hayır diye bölündük. Bir de Boykot diyen âdemler var, onlar bile 3’e bölündü: a) Parti mensuplarının sandıkta Evet verivermesinden korkanlar; b) “AKP taraftarı” diye damgalanmaktan ürkenler; c) Evet’ler fazla çıkarsa AKP şımarır, diyenler (en sazanlar da bu sonuncular).

Yahu, hiç düşündünüz mü, bölünmekten daha güzel ne olabilir? Şimdi kendisiyle biraz ters düşüyoruz ama gördüğüm yerde eğilir elini öperim, biz Mülkiye’de hocamız Prof. Nermin Abadan-Unat’tan öğrendik: “Bir memlekette herkes aynı fikirdeyse, kamuoyu yoktur”.

Bu kadar laftan sonra, bir cümleyle bitireyim, bu sıcakta Bodrum yazısı dışında laf çekilmez çünkü: Bu “bölücülük” denilen eylem, galiba, “teamül” adı verilen ve çoğu zaman hukuka/kanuna rağmen yapılan uygulamalara karşı çıktığı için lanetleniyor.

Not-1: “Teamül” terimini gençler bilmeyebilir. Anglo-Sakson hukukunun bir kurumudur (customary law); bizim gibi Kıta Avrupası sistemi uygulayan ülkelerde geçmez. Bu, bizde, “Biz böyle alışmışız, böyle yaparız, siz de uyarsınız!” demektir. Teamül, asla kanuna karşı olamaz. Kaldı ki, bundan bahsetmeyi pek seven TSK da rütbe sırasına (yani teamüle) değil, genelkurmay başkanının iki dudağına uyar. 71’den sonra Kara K.K. olma sırası Org. Adnan Ersöz’de olduğu halde A. F. Esener getirilmiştir. Org. İrfan Özaydınlı’yı Hava K.K. yapmamak için komutanlık korgenerallik seviyesine indirilmiş ve bir korgeneral getirilmiştir (D. Sazak, Milliyet, 07.08.10).

Dahası, bizde askerin en sağlam “teamül”ü, meşru iktidara darbe yapmak değil de nedir? Yeniçerilerin Padişah’a kazan kaldırması, onu boğması, bazen de, Yedikule’nin bir odasında boğmadan önce başka şeyler de yapması? Bu “teamül” sadece Atatürk ve İnönü döneminde teneffüse çıkmadı mı?



Not-2: Geçen haftaki yazımda “ortasında ö bulunan 3 harfli bir kelime” ibaresi teknik bir sorundan ötürü “ortasında … bulunan 3 harfli bir kelime” diye basılmış, kusura bakmayınız.

Dostları ilə paylaş:


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə