Duruşmaya kaldığı yerden devam olundu.
Sanık Hasan Atilla Uğur huzura alındı.
Sanık Hasan Atilla Uğur sorgu ve savunmasına devamla:
“ Sayın Başkanım Evimde ve eşime ait ofiste ele geçirildiği iddia olunan ve adli emanete gönderildiği ifade edilen tüm CD’ lerin üzerinde parmak izi mukayesemin yaptırılması ile ilgili talebimin kabulü ile Adli Tıp kurumunu kriminal dairesinden sorduğunuz sorunun cevabının hızlandırılması için tekrar yazı yazılmasını, ayrıca bu parmak izlerinin hangi tarihlere ait olduğunu tespit edilmesinin istenilmesini, Adli emanete gönderilmiş olan bu CD. lerin içerisindeki bilgilerin oluşturulma tarih ve saatleri ile hangi bilgisayarda yazıldıklarının tespitini, Eşime ait olan ofiste 01 Temmuz 2008 günü yapılan aramada hazır bulunanlarla birlikte aramanın nasıl icra edildiğine dair keşif yaptırılmasını, Arama için ofise giren on beş civarındaki görevlinin içeriye girmeden önce, üst aramalarının yapılıp yapılmadığının, yapıldı ise bununla ilgili tutanağın gönderilmesinin Ankara il emniyet müdürlüğünden yazı ile istenilmesini, hiçbirisinde teröristlik örgüt ve suçla ilgili tek bir emare ve iz bulunmayan telefon görüşmeleri yaptığım kişilerin tamamının çağrılarak tanık olarak heyetinizce dinlenmesini, ayrıca bu telefon görüşmelerinin lehime delil olarak değerlendirilmesini. Genel Kurmay Başkanlığı, Kara Kuvvetleri komutanlığı, Deniz Kuvvetleri komutanlığı, Hava Kuvvetleri komutanlığı, Jandarma genel komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Savunma Sanayi Müsteşarlığı, Kırıkkale İl Valiliğine yazı yazılarak eşime ait olan Netsav adlı şirketin kurulduğu günden bugüne kadar girdiği veya aldığı herhangi bir ihale veya iş olup olmadığının sorulmasını, Hakkımda yalan beyanda bulunarak, Türk Ceza Kanununun 271 ve 272 nci maddelerinde tanımlanan, suç uydurma, iftira ve yalan tanıklık suçlarını işledikleri savunmamda somut olarak açıkladığım sebeplerle sabit olan, Gizli Tanık Aydos ve Gizli tanık Kıskaç hakkında bu maddelere göre işlem yapılmasını, Ceza Muhakemeleri Kanununun 134/1 ve 134/4 ncü maddelerine göre kanunsuz elde edilmiş delil niteliğinde olan eşime ait ofiste ele geçildiği iddia olunan CD. lerle ilgili mahkemenize gönderilen ve bir kopyasını da sabahki duruşma sırasında sunduğum yazıda, isim ve imzaları bulunan şahısların çağırılarak tanık olarak heyetinizce dinlenilmelerini Ve bu doğrultuda bende ele geçirildiği iddia olunan tüm dijital verilerin delil olma vasfının kaldırılmasını, yani reddini, yapılan kanunsuz işlemler sonucunda mağduriyetime sebep oldukları için aramayı icra eden görevliler hakkında suç duyurusunda bulunulmasını. Sayın başkan, değerli üyeler, yaklaşık 30 yıl boyunca değişik askeri ve sivil yetkili makamlardan 60’ın üzerinde terörle mücadele de elde ettiğim başarılar dolayısıyla, yansı 5’e gelir misiniz, Çeşitli ödüller aldım bunlar elbetteki benim görevimdi ve ben bugüne kadar hiçbir yer ve zamanda bunlardan bir övunç meselesi olarak bahsetmedim. Ancak öyle bir noktaya gelindi ki, aylardır bana iddianamede ki iftiralar ve yalanlar dinletildi bu yüzden bunları anlatmam artık elzem olmuştur. Şimdi bu konuda bazı örnekler izninizle vermek istuyorum. Yetkili bir makam tarafından 14 Kasım 1991 tarihinde Milli birlik ve beraberliğimizi tehdit eden bölücü örgüte karşı gösterdiğimiz mücadele ve elde ettiğiniz başarılar denilmiş, başka bir makam tarafından 15 Nisan 1992 tarihinde Kahramanmaraş ili Suçatı bölgesinde vatan haini teröristlerle vatının bölünmez bütünlüğü uğruna yapmış olduğunuz, silahlı çatışmada teröristlerin silahları ile birlikte ölü olarak ele geçirilmesinde göstermiş olduğunuz üstün cesaret ve başarı denilmiştir. 13 Ekim 1993 tarihinde, Kızıltepe ilçe jandarma komutanı olarak, devlette ve Türk milletinin bölünmez bütünlüğüne bağlılığınız, meydana gelen terör olaylarında göstermiş olduğunuz, üstün gayret ve başarınızı denilmiş. Başka bir makam tarafından ise, 17 Kasım 1993 tarihinde Kızıltepe ilçesi kırsal alanında çıkan çatışmada, teröristlerin silahları ile birlikte ölü olarak ele geçirilmesinde kahramanca çarpışarak canınız pahasına elde ettiniz başarı denilmiştir. 30 Mart 1994 tarihinde, terör olaylarının önlenmesinde gösterdiğiniz başarı ve vatandaşla uyum içinde olmanız denilmiş. 30 Mart 1994 tarihinde terör olaylarının önlenmesinde gösterdiğiniz başarı denilmiştir. 4 Nisan 1994 tarihinde başka bir makam tarafından, kırmızı olanlar sayın başkan, kırmızıyla fon olarak, kırmızı fonda olanlar, 4 Nisan 1994 tarihinde başka bir makam tarafından. Açılması lazım, var hepsi var tek tek, belgeler var üzerine tıkladığınız zaman gelir, Devam ediyorum sayın başkanım, 4 Nisan 1994 tarihinde başka bir makam tarafından Türkiye Cumhuriyet inin bölünmez bütünlüğüne yönelen hain emellerin sonucu olarak, bölgede cereyan eden terör olayları ile ilgili mücadelede göstermiş olduğunuz özverili ve karalı çalışmalarınız, denilmiş. 17 Haziran 1994 tarihinde Kızıltepe ilçesi kırsal kesiminde, vatan haini teröristlerle çıkan çatışma sonucu, elde ettiğiniz başarı ve Türkiye Cumhuriyet inin bölünmez bütünlüğü uğruna verilen bu kutsal mücadelede göstermiş olduğunuz, özveri, sabır ve mücadele azminiz denilmiş. Başka bir makam tarafından 4 Temmuz 1994 tarihinde, teröristlerle çıkan çatışmada 17 teröristin silahları ile birlikte ölü olarak ele geçirilmesinde göstermiş kahramanlık denilmiştir. 19 Temmuz 1994 tarihinde Mardin kırsal kesiminde çıkan silahlı çatışmada eli kanlı teröristlerin silahları ile birlikte ölü olarak ele geçirilmesinde, göstermiş olduğunuz cesaret ve başarı Türkiye Cumhuriyet i nin bölünmez bütünlüğü kasteden bölücü vatan hainlerine karşı verdiğiniz bu mücadele emsallerinize örnek teşkil etmektedir, denilmiş. Başka bir makam tarafından ise, 26 Temmuz 1994 tarihinde çatışmalarda ve terörle mücadelede, göstermiş olduğu üstün başarı dolayısıyla harekat şerit rozeti verilmesi, denilmiştir. 24 Mart 1995 tarihinde, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü tehdit eden, yıkıcı, bölücü terör örgütüne yönelik icra edilen operasyonlarda birliğiniz çok iyi sevk ve idare ettiğiniz. Başka bir makam tarafından, 9 Mayıs 1995 tarihinde, ülkemizi parçalamak isteyen bölücü örgüt mensuplarını etkisiz hale getirmek maksadıyla, üst düzey görev bilinciyle icra ettiğiniz, operasyon görevlerindeki üstün başarınız, denilmiştir. 13 Kasım 1995 tarihinde, aziz vatanımızın ve yüce milletimizin birlik, beraberlik, huzur, beka ve refahına göz dikmiş yurtdışından güdümlü hain PKK terör örgütü mensuplarının, hayiane emellerine ulaşamadan, yuvalandıkları inlerinde imha edilmelerinde, emrinizdeki birliği çok iyi sevk ve idare ettiğiniz, çatışmalarda canınızı hiçbir tehdit ve tehlikeden sakınmamanız denilmiş. 18 Kasım 1995 tarihinde, Mardin ili kırsal kesiminde çıkan çatışmada, gösterdiğiniz cesaretli, kararlı ve özverili başarılarınız denilmiştir. 22 Mart 1996 tarihinde, mukaddes mücadelemizde size tevdi edilen görevleri, en zor şartlarda dahi yılmadan, gece ve gündüz mesai mefumu gözetmeksizin, büyük bir disiplin ve özveri içinde yerine getirmeniz. Denilmiş ki, bu değerlendirmeyi yapan kişinin eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök olduğunu belirtmek istiyorum. Başka bir makam tarafından 11 Nisan 1996 tarihinde, ülkemizi bölmek ve parçalamak isteyen, ayrılıkçı güçlere karşı koyduğunuz gayretli, özverili ve can siperane çalışmalarınız denilmiştir. 9 Haziran 1996 tarihinde, terörle mücadelede cesur ve atılgan vasıflarınız, Türkiye Cumhuriyet inin, bölünmez bütünlüğüne göz diken vatan hainlerine karşı verilen mücadele de büyük bir heyecan ve istek ile yerine getirdiğiniz görevler denilmiş. Başka bir makam tarafından ise 10 Haziran 1997 tarihinde, terörle mücadelede göstermiş olduğu üstün başarıdan dolayı, üstün başarıdan dolayı üstün cesaret ve feragat şerit rozeti verilmesi denilmiştir. 1 Mayıs 1998 tarihinde, Akdeniz bölgesine sızan bölücü terör örgütünün erken ortaya çıkarılması, halkla bütünleşerek tehdit konusunda ilgili kurumları ve vatandaşları bilinclendirmeniz, operasyon sahanızda bizzat bulunarak, olumlu sonuçlar alınmasını sağlamanız, emsallerinize örnek teşkil eden ve terörle mücadele tarihi bir değer taşıyacak olan bu görevde göstermiş olduğunuz gayret ve başarılarınız, denilmiş. Başka bir makam tarafından 3 Mayıs 1998 tarihinde, Antalya bölgesinde yasa dışı terör örgütüne karşı yürütülen çalışmalarda, göreviniz en iyi şekilde yerine getirerek, teröristlerin sağ ve ölü ele geçirilmesinde göstermiş olduğunuz çaba ve üstün gayretleriniz, denilmiştir. 14 Ağustos 1998 tarihinde iç güvenlik harekâtında, terörle mücadelede üstün başarı göstermesi nedeniyle ikinci kez üstün cesaret ve feragat şerit rozeti verilmesi denilmiş. Başka bir makam tarafından, 9 Nisan 1999 tarihinde, bölücü başı Abdullah Öcalan ile ilgili, İmralı adasında icra ettiğiniz başarılı ve özverili çalışmalar, denilmiştir. 29 Mayıs 1999 tarihinde, PKK terör örgütü başının İmralı adasına getirilmesiyle, adada icra ettiğiniz başarılı, özverili ve fedakâr hane çalışmalarınız denilmiş. Yine başka bir makam tarafından, 4 Haziran 1999 tarihinde ise, terörist başının İmralı adasına getirimesiyle adada icra ettiğiniz faaliytlerdeki özveri ve gayretiniz denilmiştir. 21 Şubat 2001 tarihinde Diyarbakır bölgesinde yürütülen, Hizbullah terör örgütü ve PKK terör örgütüne karşı verilen mücadelede gösterdiğiniz, üstün başarınız, Şubat 2001 döneminde, PKK terör örgütü üyesi 13 teröristin ele geçirilmesindeki, üstün başarılarınız denilmiş. Başka bir makam tarafından ise, 20 Mart 2001 tarihinde iç güvenlik harekâtı ve terörle mücadele kapsamında elde ettiğiniz istihbari bilgileri, çok iyi değerlendirerek ilgili birimlere zamanında ulaştırarak operasyonel faaliyetlerin başarılı sonuçlanmasını sağlamanız denilmiştir. Sayın başkan, değerli üyeler, 22 yaşımdan 50 yaşıma kadar olan mesleki safahatımdan sadece bir kısmını arz ettiğim ve ömrümün büyük bir kısmını kapsayan bu durum sonucunda, hakkımda hazırlanan iddianame eklerinde ek 248 nci klasör, 273 ncü sayfada, Ergenekon terör örgütü ile PKK/Kongre-gel terör örgütü arasındaki bağlantı raporu başlıklı metinin 33, 34 ve 35 nci sayfalarında biraz önce hayatımın özetini ifademi etmiş olan benim de ismime yer verilmiştir. Bu iddianın sahiplerine kuldan çekinmiyorsanız, yüce Allahtan da mı korkmadınız? Diye soruyorum benim tüm hayatım bu hainlerle boğuşarak, çarpışarak geçmiş. Böyle bir iddiayı oraya yazarken hiç mi, vicdanınız sızlamadı? Sadece pes ve insaf demek istiyorum. Bunu yazanlar kucağımda şehit olan Kazım Çavuşun Erzurum’da ki anasına, yanı başımda şehit düşen Er İsmail’in Trabzon’da ki, çocuğuna ve benimle beraber aslanlar gibi çarpışarak vatanını koruyan 100’lerce personelime ve yakınlarına, bunun hesabını vermek zorundadırlar. O insanlar sizin komutanınız aslında teröristtir mi, diyeceklerdir. Bunu nasıl açıklayacaklardır, merak ediyorum. Sayın başkan, değerli üyeler, görüldüğü gibi ortada 2 ayrı tablo var. Bunlardan birisi yalan, ya iddianamede yazıldığı gibi ben vatan haini teröristim yada biriz önce ifade ettiğim gibi yansıda ve önünüzdeki dosyada da belirtildiği gibi, 30 yıllık bir zaman içerisinde değişik sivil ve askeri makamlarca da tasdik edilmiş olduğu gibi, ömrü terör örgütleri ve mensupları ile görevi ve vatanı için mücadele içinde geçerek, o örgütlerin eylem ve hedefi olmuş biriyim. Bunlardan hangisinin yalan, hangisinin doğru olduğunu başta yüce yaradan olmak üzere, birçok kimse biliyor. Bu husus, bağımsız Türk mahkemesinin yani yüce heyetinizin de takdirlerine sunuyorum. Biraz önce arz ettiğim gibi, 248 nci klasörün a bölümü, 273 ncü sayfasında Ergenekon terör örgütü ile PKK kongre-gel terör örgütü arasındaki bağlantı, rapor başlıklı metni 33.34.35 nci sayfalarında, hakkımda iftiralar atarak yorum yapan, 204677 sicil No’lu emniyet amiri, 242981 sicil No’lu baş komiser, 151852 sicil No’lu polis memuru ve 290278 sicil numaralı polis memuru hakkında iftira, hakaret ve görevi kötüye kullanarak bağımsız Türk yargısını yanıltmaktan, hayatını bölücü terör örgütü ile mücadeleye adamış bir kişi olarak savaştığım örgütlerle beni iltisaklı gibi gösterme gayreti ile bizden sonra gelen insanların mücadele azmini kırma, morallerini bozma ve terörle mücadelede nitelikli görevlerde bulunmuş olan şahsımı deşifre ettiklerinden dolayı haklarında Fatih C. Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğumun tarafınızdan da bilinmesini, ayrıca altını çizerek söylemek istiyorum ki; ben teröristlik suçlaması ile tutuklu bulunduğum sırada, bu çok önemli sayın başkanım, yani 26 Ocak 2009 tarihinde biraz önce size ve heyet üyelerine gönderdiğim koruma kararından bahsediyorum. Ankara Valiliği İl koruma komisyonu, Koruma Hizmetleri Yönetmeliğinin 8, 16, 19 ve 25/b maddeleri gereğince terör örgütlerinin hedefi olmam dolayısıyla en yüksek koruma statüsü olan, özel koruma statüsünde korunmama oy birliği ile karar vermiştir, yani ben anlaşıldığı gibi hem terör örgütü yöneticisi olmam suçlaması ile devletimin yargısı tarafından tutuklu bulunduruluyorum, yine devletimin diğer makamları ben tutuklu iken, yıllarca terör örgütleri ile mücadele edip onların hedefleri olduğum gerekçesi ile oy birliğiyle, özel korumaya alınıyorum. Ek klasörlerde hiçbir somut delil olmadan bu uydurma yorumu yapanlar Terör örgütleriyle iltisaklı olduğum hususundaki iddialarını ispatlayamazlarsa, bu milletin önünde en onursuz duruma düşeceklerdir. Durumu hem yüce heyetinizin hem de tüm kamuoyunun takdirlerine sunmak istediğimin bilinmesini, suç duyurusunda bulunduğum şahıslarla ilgili evrak elime ulaştığında bilgi kabilinden heyetinize takdim edeceğimi, Ceza Muhakemeleri Kanununa göre hakkımda tanıklıktan çekinebilecek yakınlarım ile yapılan telefon görüşmelerini biraz öncede arz ettiğim gibi 11 ay boyunca, dinleyerek yakınlarım olduklarını anladıkları halde dinlemeyi kesmeyen tapeleri imha etmeyen ve hatta iddianameye koyan tüm görevlilerle ilgili suç duyurusunda bulunduğumun bunlarla ilgili evrak elime ulaştığında, bunu da heyetinize takdim edeceğimin bilinmesini, kendisine savcı Zekeriya Öz tarafından aleyhimde ifade verme baskısı yapılan emekli Albay Erdal Sarızeybek’in tanık olarak dinlenilmesini. Erdal Sarızeybek’in yapacağı tanıklığın davanın nasıl kurgulandığının tüm kamuoyunca ve heyetinizce çok daha iyi anlaşılmasını sağlayacağını umduğumu, talep ediyorum. Müsaade ederseniz sonuç ve istem bölümüne geçiyorum. Sayın başkan değerli üyeler ben meslek hayatını terör ve terör örgütleri ile mücadele içinde geçirmiş, terörist başının sorgulanması dâhil birçok kritik ve nitelikli görevlerde bulunmuş, terör örgütlerinin direk hedefi olmuş ve bu nedenle devletin özel koruma statüsünde koruduğu emekli bir jandarma subayıyım. Ölüm tehdidi altında yaşadığım için, sıra dışı olan yaşantım; asla terör örgütü mensubu olmak anlamında değerlendirilemez. Askerlik yaşantım boyunca ve bu davaya konu olduğu için söylüyorum, 2003 ve 2004 yıllarında, iç hizmet kanunu hükümlerine göre, emirlere ve amirlerime mutlak itaat ederek görev yaptım. Emirsiz hiçbir faaliyet içinde bulunmadım. Bu davaya dâhil edilmemin sebebi; 2003 ve 2004 yıllarında jandarma genel komutanlığı istihbarat başkanlığında görev yapmış olmamdır. 2003 ve 2004 yıllarında yansı 22’yi açar mısınız 2003 ve 2004 yıllarında emirlerinde çalıştığım emekli orgeneral Şener Eruygur ve emekli tuğgeneral Levent Ersöz ile başka bir ile atandığım 2004 yılı temmuz ayından sonra hiçbir temasım olmamıştır. Bir araya gelmişliğim yoktur, yani görev gereği, meşru bir şekilde tanıdığım bu kişilerle daha sonra tüm temasımız kesilmiştir. Ayrıca 2003–2004 yıllarından önce de kendilerini tanımıyordum ve çalışmamıştım. Yani bu beraberlik 2003 ağustos ayında başlamış, 2004 yılı haziran ayında sona ermiştir. Böyle saçma sapan bir örgüt ilişkisi olabilir mi? 2004 yılında mutat atamalar ile gittiğim Kocaeli’nde icra ettiğim il jandarma komutanlığına müteakip 2005 yılı atamalarında Çanakkale eğitim alay komutanlığı görevine verildim ve daha öncede ifade ettiğim gibi 2007 yılında görevimi bitirip emekliye ayrıldım. Soruşturmayı icra edenler bu süre zarfında benim emekli orgeneral Şener Eruygur emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, yazar Ergün Poyraz ile hiçbir temasım ilişkim veya görüşmem olmadığını kesinlikle tespit etmişlerdir. Hal böyle olunca suçu uydurmak için müthiş bir çaba içerisine girmişlerdir. Sayın başkan değerli üyeler. İddianame incelendiğinde bu zorlama yorumlar çok açık bir şekilde görülmektedir. Tedavi olduğum ve aynı zamanda başbakan ve birçok milletvekilini de alternatif tıp hususunda tedavi eden doktoru bile sıkıştırarak suç oluşturma gayretine girmişlerdir. Bu takibi yapanlara ve onların yanlış yönlendirdiklerine inanmak istediğim iddia makamına şunu tekrar anlatmak istiyorum. Ben DHKPC Hizbullah ve PKK terör örgütlerinin hedefiyim. Defalarca pusu ve suikastlerinden kurtuldum. Onüç yıldır özel koruma statüsünde korunuyorum. İtibar zedeleme gayretleri konusunda yanlış adam seçtiniz. Bu çamurların hem hukuki hem de ahlaki olarak hiçbirisinin tutma şansı yoktur. Lütfen bunu çok iyi biliniz. Biraz önce ifade ettiğim gibi yazar Ergün Poyraz ile de 2004 yılı haziran ayından sonra hiçbir temasım yada görüşmem olmamıştır. İddianamede üyesi olduğum belirtilen Atatürkçü düşünce derneği dâhil hiçbir derneğe üyeliğim, halen veya geçmişte bulunmamaktadır. Hakkımda iddia edilen tüm suçlamalar asılsızdır. Hiçbirisini kabul etmiyorum. Üzerime atılı suçların hiç birisi oluşmamıştır. Bu suçları işleme niyet ve maksadım ve de kastım yoktur. İddianame ekindeki, dokuzuncu yansıyı açar mısınız? İddianame ekindeki 214. klasörün 125. sayfasında Avrupa parlamentosunun 27 Eylül 2006 tarihli raporu üzerinde yaptığım incelemede kendi el yazım ile 11.10.2006 tarihinde yazdığım değerlendirmede; bu rapor, tam anlamı ile Türkiye Cumhuriyet inin teslim alınması için gereken tüm müdahalelerin ne olduğunu açıklayan bir rapordur. Dayatmanın dik alasıdır. Bu rapor, ivedilikle Türkiye Büyük Millet Meclisinde ele alınmalı, tüm milletvekillerimize madde madde izah edilmeli, bilahare televizyonda canlı yayında bütün millete açıklanmalıdır demişim. Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet meclisini ortadan kaldırma niyetinde olan biri, böyle bir değerlendirme yapar mı? Parlamenter demokratik sisteme saygı duymayan ve sözde onu devirmeye çalışan biri, böyle düşünebilir mi. Bu hususu da takdirlerinize sunuyorum. 23. yansı. Daha önce de arz ettiğim gibi dönemin Genelkurmay başkanı Hilmi Özkök ifadesinde, ayışığı ve yakamoz adlı çizelgelerin kendisine slayt olarak ve imzasız bir şekilde gönderildiğini, sarıkız ve eldiven adlı planları bilmediğini ve duymadığını, Cumhuriyet Çalışma Grubu adı altında bir grubu bilmediğini ve duymadığını. Dedikodu şeklindeki duyumlar üzerine, istihbarat başkanı Levent Ersöz ve Teknik Daire Başkanı Atilla Uğur’u çağırdığını, eğer yasadışı dinleme varsa, kendilerini uyarmak için konuştuğunu, ama bunların sadece duyum olduğunu ve bunlara inanmadığını ifade etmiştir. Sayın başkan değerli üyeler görüleceği üzere 2003–2004 döneminin en önemli tanığı, sözde darbeyi önleyen kişi olarak gösterilen eski genelkurmay başkanı Hilmi Özkök, tamamen duyumlara ve soyut kavramlara göre hareket ettiğini kendisi de beyan etmiştir. İfadesinde bahse konuyla ilgili somut hiçbir şey yoktur. Ayrıca elinde delil niteliğinde bir şey olmadığı için soruşturma başlatmadığını, bu bilgilere inanmadığı ve güvenmediği için şüyuu vukuundan beter olmasın diye karargâhtaki en yakın komutanlarla bile paylaşmadığını, bir süre sonra da imha ettiğini kendileri söylemiştir. Sayın Başkan, 2003–2004 yıllarında benim başkomutanlığımı yapmış olan eski genelkurmay başkanı Hilmi Özkök böyle bir şeyin yani sözde darbe teşebbüsünün olmadığını söylüyor. Çünkü böyle bir şeye inansa idi, elinde delil olup olmamasına bakmaksızın ilgililer hakkında soruşturma başlatırdı. Delil toplamanın bir genelkurmay başkanının işi olmadığını kendileri çok iyi bilirler. Delilleri soruşturma yapacak olan kurumlar toplar. Kendisinin bu konuyu atlamış olması mümkün değildir. O dönemde kendisine bu dedikoduları ve slâytları servis edenlere inanmamış olduğu için, herhangi bir işlem başlatmamış ve bu hususları da karargâhta kimse ile paylaşmamıştır. Ve bir süre sonra da kendisine belli çevrelerce servis edilen bu belge ve bilgileri imha etmiştir. Bana, bizim dışımızdaki istihbarat birimlerinin kendisinin telefonlarını ve bilgisayar çalışmalarını izleyip izleyemeyeceklerini sormasının nedenini şimdi daha iyi anlıyorum. 24. yansı. Sayın başkan değerli üyeler şimdi bende çıktığı iddia edilen ve daha önce kanunsuz elde edilen bulgular olduğu için delil niteliğinde olamayacağını açıkladığım CD ve belgelere baktığımızda ayışığı, sarıkız, eldiven, yakamoz isimli plan slaytlarının 2006 yılından beri internet ortamında hemen her yerde bulunduğunu, ayrıca nokta adlı dergide Alper Görmüş imzası ile yayımlandığını. Panzehir, analiz, Gladyo sanatçılar gibi belgelerin bu operasyon kapsamında benden önce gözaltına alınan kişilerde bulunduğu iddiası sonucu, internet ortamında birçok yerde okunabildiği ve indirilebildiği. Kaldı ki bu belgelerin elde edildiği iddianamede yazılı olan Ümit Oğuztan adlı sanık mahkemenizce kısa bir süre önce tahliye edilmiştir. Hal böyle olunca, tutuklu bulunmamın ve iddia olunan sevk maddelerinden kovuşturulmamın bir mantığı kalmamaktadır. Sayın başkan değerli üyeler şunu da çok açık ve net olarak söylemek istiyorum ki; Olmayan savaşın barışı olmaz. Ortada üniter bir devlet olan Türkiye Cumhuriyet i ve onu yıkıp parçalamak için, iç ve dış destekle saldıran PKK terör örgütü vardır. Kürt kardeşlerimizle bu işin hiçbir alakası yoktur. Açılım, barış gibi safsatalarla milyonlarca Kürt vatandaşımızın da hakları gasp edilmektedir. Meslek hayatının büyük bölümünü doğu ve güneydoğu Anadolu bölgemizde geçirmiş bir insan olarak söylüyorum ki, oradaki insanlarımızın büyük bir kısmı terör örgütü ve yandaşlarına lanet etmektedir, yapılan gösteriler, cazgırlıklar kimseyi yanıltmasın, sessiz çoğunluk kesinlikle bu şer örgütü ve yandaşlarının karşısındadır, ayrıca teröre şehit verilmiş binlerce korucu ve vatandaş da vardır. Şimdi bu insanların haklarını kim ödeyecektir. Binlerce askerimizin, polisimizin, devlet memurumuzun, vatandaşımızın öldürülmesi ve şehit edilmesi olayları adli anlamda faali meçhul dosyalardır. Önce şehitlerimizin katilleri olan bu failler yakalanıp sizlerin önüne çıkarılmalıdır. Sözde barış safsatasıyla üzerlerinde terörist üniforması ellerinde terör örgütü paçavrası ve terörist başının posterleriyle Türkiye’ye gelen terör örgütü mensuplarına gösterilen davranış ve yapılan uygulanan sözde hukuki süreç aslında hukuk devletimizin iflasıdır. Yıllarca şehit ve gazilerimizin failleri meçhul kalmıştır. Siz benden çok daha iyi bilirsiniz. Tutanaklarda devamlı olarak teröristlerin yaptığı saldırı da teröristler tarafından döşenen mayınlarda PKK terör örgütünün yaptığı saldırı da ibareleri kullanılmıştır. Peki kimdir bu teröristler görevlilerimizi vuran silahlar nerededir. Şov yaparak gelen bu terör örgütü üyelerinin hepsi örgütte çaycılık ve bulaşıkçılık mı yapmışlardır? Ben eyleme katılmadım diyen örgüt üyesinin askerimizi polisimizi şehit eden kadınlarımızı bebeklerimizi öldüren kişi olup olmadığını nerden bileceğiz. Kaldı ki, terör örgütü üyesi olmak yasalarımıza göre malumlarınız olduğu üzere zaten suçtur. Tüm dünyada hem terör hem de uyuşturucu örgütü olarak tescil edilmiş bir şer oluşumun üyeleri ellerini kollarını sallayarak şov yaparak gelecekler ve yargımız onların %99’unu salıverecek beni de 17 aydır kuvvetli şüphe ve terörist olmak gerekçesiyle içerde tutacak. Sayın başkan hukuk devleti maalesef çökmektedir bu benim kanaatimdir. O hainlere bu muameleler yapılacak sonra hayatını bunlarla mücadele içinde geçirmiş benim gibi bir insan önce tutuklanıp sonra karşınıza terörist suçlamasıyla çıkarılacak hukuken ve mantiken böyle bir çelişki olamaz. Ayrıca daha önceki duruşmada da ifade ettim tekrar yenilemek istiyorum. şimdilerce çokça dillendirilen bu hainlere çıkarılacak af ile benim de af kapsamına alınacağım konusunu şahsım adına şerefsizlik adlediyorum. Ve eğer böyle bir şey gerçekleşirse bu ihanet affından asla faydalanmayacağımı sizlere ve tüm kamuoyuna açıklıyorum. Sorgulamasını ellerinde; bebek, kadın, asker, polis, savcı, hakim, öğretmen, doktor, korucu binlerce insanımızın kanı bulunan bebek katili ve çetesine af düşünenlerin cirit attığı, akılların tutulduğu böyle bir ortamda, mahkemenizin vereceği kararın Cumhuriyet in ve ülkemizin yeniden ayağa kalkmasına ve altını çizerek söylüyorum, bizden sonra gelen ve terörle mücadele eden tüm insanlara güç ve moral verilmesi açısından vesile olacağını düşünüyorum ve inanıyorum. Bu vesile ile tüm aziz şehitlerimizi rahmetle kahraman gazilerimizi de minnetle anıyorum. Sayın başkan değerli üyeler, İç Hizmet Kanununun 14. maddesinde astın vazifeleri: şöyle ifade edilmiştir; ast; amir ve üstüne umumi adap ve askeri usüllere uygun tam bir hürmet göstermeye, amirlerine mutlak surette itaate, kanun ve nizamlarda gösterilen hallerde de üstlerine mutlak itaate mecburdur. ast, vazifeleri ve aldığı emri vaktinde yapar ve değiştiremez, haddini aşamaz. İcradan doğacak mesuliyetler emri verene aittir şeklinde ifade edilmektedir. Ayrıca, iç hizmet yönetmeliğinin 8. maddesi ast amirin her emrini bütün tahammül kuvvetini sarf ederek istekle tam zamanında yapmaya mecburdur demektedir. 10. maddesi ise astın aldığı bir emirden dolayı mütalaada bulunması katiyen yasaktır. Alınan emir hiçbir kayıt ve şarta bağlanmaksızın hiçbir düşünceye kapılmaksızın yapılacaktır denilmektedir. Askeri ceza kanununun 87. maddesi hizmete ilişkin emri hiç yapmayan emrin yerine getirilmesini söz veya fiiliyle açıkça reddeden veya emir tekrar edildiği halde emri yerine getirmeyen asker kişiler hapis cezası ile cezalandırılırlar denilmektedir. Askeri ceza kanununun iştirak başlıklı 41. maddesi 2. fıkrasında hizmete müteallik hususlarda verilen emir bir suç teşkil ederse bu suçun işlenmesinden veren mesuldür. Görüldüğü gibi askeri mevzuatta emrin hizmete ilişkin olması halinde mahiyetin yani astın mevzuata aykırı olduğunu iddia ederek emri yerine getirmemek yazılı emir istemek gibi bir hakkı da yoktur. Ve bu askerlik mesleğinin doğası gereği bir zorunluluktur. Bunu ne için anlatıyorum, ben amirlerimden asla konusu suç teşkil eden bir emir almadım. Ama bu maddelerinde burada okunması gerektiğini düşünüyorum. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 24. maddesi 2 nci fıkrasında ise; yetkili bir merciden verilip, yerine getirilmesi görev gereği zorunlu olan bir emri uygulayan sorumlu olmaz, denilmektedir. Burada tekrar altını çizerek tekrar söylemek istiyorum. Ben aldığım emirleri yerine getirmiş olan bir subaydım. Ayrıca amirlerimden 2003-2004 yıllarında görev yaptığım süre içerisinde darbe ve bu anlamda değerlendirilebilecek bir emir almadım ve duymadım. Sayın Başkan değerli üyeler, size her türlü iddiaya tek tek cevap verecek şekilde açıklayıcı ve kafalardaki soru işaretlerini giderici bir ifade verdiğimi düşünüyorum. Arz ettiğim açıklamalar ışığında ve sabit ikametgah sahibi olduğum için adli sicilim temiz olduğu için mağdur olduğum için delillerin toplandığı ve muhafaza altına alındığı delillerin yok edilmesi gibi bir durum olmadığı için, bihakkın yada en sıkı adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliyeme karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim. “
Mahkeme Başkanı:” Efendim bitirdiniz mi savunmanızı?”
Sanık Hasan Atilla Uğur : “ Bitirdim sayın başkanım. “
Mahkeme Başkanı:” Klasör 58 dizi 247’ deki emniyet ifadesi okundu soruldu”
Sanık Hasan Atilla Uğur : “ Evet efendim doğru.”
Mahkeme Başkanı:” Klasör 58 dizi 254 deki savcılık ifadesi okundu soruldu “
Sanık Hasan Atilla Uğur : “ Susma hakkını kullanmak istiyorum bölümü doğru. bana onların gösterildiği doğru değil sayın başkan. Bana hiçbir şekilde savcılıkta hiçbir şey gösterilmedi. Ben susma hakkımı söyledim o doğru susma hakkımı kullanacağım. size ifade vermiyorum dedim, hem emniyette hem savcılıkta.
Mahkeme Başkanı:” Yani bu bahsedilen bu okundu, soruldu, gösterildi, deniyor burda.”
Sanık Hasan Atilla Uğur : “ Hayır bana hiçbir şey okunmadı ve hiçbir şey gösterilmedi.”
Mahkeme Başkanı:” Klasör 58 dizi 259’ daki hakim ifadesi okundu. Soruldu.
Sanık Hasan Atilla Uğur : “ Sayın başkan ifadenin büyük bir kısmı doğru daha öncede arz ettim savunmamda da arz ettim. Tuncay Özkan, Tuncay Özkan ile bir görüşmem yoktur. Tuncay Özkan konusu sehven yazıldığını düşünüyorum. Yada ben o sırada gece saat 2 olduğu için bazı isimler söylendiği için onu atlamış olabilirim onu düzeltmek istiyorum. Tuncay Özkan ile hiçbir görüşmem yoktur. Onun dışında sorgu zaptında okuduğunuz konulardoğrudur o şekilde ifade verdim ben. “
Sanığa Nüfus kaydı okundu, soruldu
Sanık Hasan Atilla Uğur :” Evet “
Çapraz sorgulamaya geçildi.
İddia makamından soruldu.
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Sayın başkan, müsadenizle sanık Hasan Atilla Uğur’a birkaç soru sormak istiyorum. Sanık Hasan Atilla Uğur yakalandığınızda ve öncesinde kullanımınızda bulunan telefon numaralarınızı söyler misiniz?”
Sanık Hasan Atilla Uğur:”Sayın başkan, öncelikle şunu arz edeyim. İddianameyi okuduğum zaman bunu biraz önce söylemem gerekirdi sanırım, şahsımla ilgili yapılan suçlamalar son derece onur kırıcı, haysiyet kırıcı olduğu için ve 9 Ekim 2008 tarihinden beride, iddia makamı ile Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu aracılığıyla karşılıklı husumet içerisinde olduğumuzu düşündüğüm için, sizlerin soracağı her türlü soruya hazırım. Mahkeme heyetinin zati âlinizin soracağı her türlü soruya cevap vereceğim, hazırım. Ancak kendilerine soracağı soruları iddianamede ki, durumları gördükten sonra çünkü iddianameyi hazırlayanlarda kendileri. bana her türlü, kötü yakıştırmayı yaptıkları için sizlere cevap vermeyi tercih ederim.”
Mahkeme Başkanı :"Susma hakkınız her zaman vaki yani, sorulara sorulara cevap vermeme hakkına her zaman sahipsiniz. Cevap vermeye bilirsiniz yani, bu hakkınız vaki.”
Sanık Hasan Atilla Uğur:”Efendim, ben sizlerden gelecek sorulara cevap vereceğim. Çünkü şu anda mahkemelik durumdayız.”
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Klasör 55 sayfa 14’te Barbaros ile yaptığınız telefon görüşmesinde, görüntülenmeyelim diye, bir ibare kullanıyorsunuz, bunu açıklar mısınız?”
Sanık Hasan Atilla Uğur:”Aynen ifade cevap veriyorum efendim.”
İddia makamı:”Sayfa 15’te Hamza Çapkın adına kayıtlı 5055508923 numaralı telefonu kullandığınız anlaşılmaktadır. Hamza Çapkın kimdir bu kişiyle irtibatınız nedir, niçin bu şahsa ait telefonu kullanıyorsunuz?”
Sanık Hasan Atilla Uğur:”Aynı cevabı tekrar ediyorum, sayın başkanım.”
İddia makamı:” Yine sayfa 16 klasör 55’te 05057221718 Necati Öncel Çanakkale Jandarma Alay komutanını adresinde kayıtlı bir şahsa ait telefonu kullanıyorsunuz, niçin kendinize ait telefonu kullanmıyorsunuz, şahsa ait telefonu kullanıyorsunuz?”
Sanık Hasan Atilla Uğur:”Aynı cevabı tekrar ediyorum, sayın başkanım.”
İddia makamı:”Yine, 5055508756 numaralı Hamza Çapkın’a ait bir telefonla görüşme yapıyorsunuz. 15.11.2007 tarihinde, bu telefonu niçin kullanıyorsunuz.”
Sanık Hasan Atilla Uğur:”sayın başkan, Aynı cevabı tekrar ediyorum.”
İddia makamı:” Yine, Necati Önce üzerine kayıtlı 5052356626 numaralı telefonda yaptığınız görüşme var. Bunu açıklar mısınız?”
Sanık Hasan Atilla Uğur:”Aynı cevabı tekrar ediyorum, efendim”
İddia makamı:” Yine, 5057078661 numaralı bir telefonu kullanıyorsunuz, bu telefon size mi, aittir? İzmit adresi üzerine kayıtlı.”
Sanık Hasan Atilla Uğur:”Aynı cevabı tekrar ediyorum”
Sanık Müdafi Av Zeki Aksoy söz almadan konuştu :”Cevap vermeyeceğini beyan etti. Soru tekrardan sorulmasına gerek var mı? Efendim.”
Mahkeme Başkanı:” Var efendim.”
İddia makamı:”G. Levent Özen isimli bir şahısla yaptığınız görüşmede, her şeyimiz var, canavar gibi olun, her şeyim, yarın Türkoğlu Türkler, canavar gibi olmazsa, öbür ib.. lere çok büyük şey olur ve benim bu gelişimle ilgili kimseye bilgi verme. Talat Bey, Mehmet bey, Ahmet bey hiç kimseye bilgi verme, yalnızca sen bil, Şeklinde beyanlarınız var. Bu beyanlarınızı açıklar mısınız?”
Sanık Hasan Atilla Uğur:”Aynı cevabı tekrar ediyorum, sayın başkanım.”
Mahkeme Başkanı:” Savcı bey, aynı şey olarak tekrar ettiğine göre sual sormayalım, açıklar mısınız? Sorar mısınız, eder misiniz diye tek tek soruları soralım, en son bir cevapla şey yapalım, madem cevap vermeyeceksiniz. Diyorsunuz değil mi, hangi soru olursa.”
Sanık Hasan Atilla Uğur:”sebebini arz ettim sayın başkanım”
Mahkeme Başkanı:” Anlaşıldı sebep”
Sanık Hasan Atilla Uğur:”Sizden gelecek bütün sorulara cevap vereceğim.”
Mahkeme Başkanı:” Sebep anlaşıldı ya.”
İddia makamı:”Bu davada ve birinci iddianamede yargılanmakta olan sanıklardan tanıdıklarınızı sayar mısınız?
Sanık müdafi Av. Zeki Aksoy söz istedi verildi:" böyle genel bir soru sorulamaz efendim. İtiraz ediyorum, 200’den fazla sanık var birilerini tanır, unutur, unutmaz kendisinin şunu tanıyor, somut olarak sormak istediği bir şey varsa o soruyu kabul edebiliriz.”
Mahkeme Başkanı:” Evet onu öyle soruyoruz.”
İddia makamı:”Tek tek, sorabiliriz ve sırayla gidiyorum o zaman. Farklı.”
Mahkeme Başkanı:” Bir Dakka lütfen, bir Dakka oturur musunuz?”
İddia makamı:”Tape no 4477 14 Şubat 2008 tarihinde bir telefon görüşmenizden bahsedeceğim bu görüşme öncesinde Mustafa Koç la bir arada çalışıp çalışmadığınızı öğrenmek istiyorum. Mustafa Koç geçen gün kendisi talepler bölümünde konuşurken, sizinle hiç çalışmadığından söz etti. Sizin bahsettiğim tape de 14 Şubat 2008 tarihinde saat 17.56 sıralarında Ümit Alınak ile yaptığınız telefon görüşmesinde, Ümit Alınak. Sağ olun komutanım, Kastamonu da bir askeriniz var komutanım. Siz camın benim sağ ol, Ümit her zaman emirlerinizi bekliyorum. Siz, Mustafa’yla görüşüyor musun? Mustafa Koç la. Ümit, komutanım evet bizim bölge şey, kurmay başkanımız. Siz, o iyi olandır onun yanına uğra, o benim istihbarat başkanlığımda beraber çalıştığım bir oğlandır. Ümit, tamam komutanım, selamlarınızı iletirim komutanım. Siz mutlaka ilet, o koç gibi delikanlıdır, yani. Ümit, komutanım emredersiniz bir emriniz olursa her zaman beklerim şeklinde bir görüşmeniz var. Burada Mustafa Koç ile ilgili referans olduğunuz anlaşılmakta. Birinci iddianameden, özellikle öğrenmek istediğim biraz önce söylediniz, Veli Küçük teşkilatımızda olmasına rağmen tanışmıyorum, diye. 1979 da piyade okulunda öğrenci olarak girmişsiniz. Muzaffer Tekin ile oradan tanışıp tanışmadığınız soracaktım. Yine aynı devresi olan Mehmet Fikri Karadağ savunmanızda isminden bahsettiniz Sevgi Erenerol, İsmail Yıldız, Hayrullah Mahmut Özgür ve ele geçirilen dijital verilerde, İsmail Yıldız, Hayrullah Mahmut Özgür ve sizin Cem Uzan’la Levent Ersöz ile birlikte yaptığınız, görüşmelerin kayıtları ele geçirildi. Bunlarla ilgili açıklama isteyecektim. Cevapları toplu olarak verebilir siniz.”
Sanık Hasan Atilla Uğur Müdafii Av. Zeki Aksoy itiraz ederek söz istedi, verildi.”Efendim, burada itiraz beyanın zabıtlara girmesini istiyorum. Burada birinci iddianameyi yargılamıyoruz, birinci iddianamede ismi geçen kişilerle ilgili soru sorma hakkınız yok, itirazım.”
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Ele geçen dijital verilerde bu kişilerle yaptı görüşmeler var. İsmail Yıldız da var, Hayrullah Mahmut Özgür var.”
Sanık Hasan Atilla uğur müdafi Av. Zeki Aksoy:” Muzaffer Tekin ile yaptığı bir dijital görüşme var mı? Veli Küçük’le var mı? Yok.”
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Muzaffer Tekin ile de aynı dönemde çalıştığı için söylüyorum. Yani 79 yılında piyade okuluna tanıyıp tanımadığını.”
Sanık Hasan Atilla Uğur müdafi Av. Zeki Aksoy:”Türk TSK’da 700 bin asker çalışıyor.”
Mahkeme Başkanı:” Savcı bey, efendim bir dakika.”
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Sorabilir siniz, yani.”
Mahkeme Başkanı:“ Lütfen karşılıklı olarak öyle işin içinden çıkamayız. Savcı bey iddianamede geçen isimleri sorabilirsiniz. İddianamede yani sanığın suçlandığı konularla ilgili isimleri sorun, onun dışında olanları daha var, yani ne zaman birleştirilir, ne olur ondan sonra artık onlara sıra gelir, buyurun.”
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Daha önce bir talebiniz üzerine birinci iddianamede ki, ek klasörlerde bu dava dosyasına alındığı için, böyle bir hakkımız olduğunu düşünüyorum. 4449 nolu iletişim tespit tutanağında 22 Ocak 2008 tarihinde yapılan operasyon sonrasında Mustafa Avla isimli şahısla yaptığınız görüşmede, şeyi falan göz altına almışlar işte büyük bir operasyon yapmışlar, e öyle lanse ediyorlar, işte Veli Küçük ve diğerlerini göz altına almışlar. Karşınızdaki şahıs, hiç haberim yok. şimdi biz sizden duyuyorum diyor. Siz ha anladım ya şimdi gözaltına almışlar, güya işte Ergenekon e safsatası falan diye. Yine siz burada, ha bi yani durum nedir, bir öğrenirseniz. En azından yani bizi ilgilendiren bir şey var mı? Onu, yani burada operasyonda Veli Küçük gözaltına alınmış. Sizde bu şahıstan sizi ilgilendiren bir konu olup olmadığını soruyorsunuz. Bu nedenle aranızdaki ilişkiyi sormuştum.”
Sanık Hasan Atilla uğur müdafi Av. Zeki Aksoy itiraz ederek söz istedi, verildi.”Efendim, bu soruya da itirazım var. Buradaki müvekkilimin yaptığı görüşmede o dönemdeki avukatıyla yaptığı görüşmedir. Bu görüşmenin kaydedilmesi de iddianemeye konulması da bir suçtur. Soru olarak ta sorulamaz.”
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Yine, sizin Ergün Poyraz’ı tanıyıp tanımadığınız konusunda biraz önce sadece bir koruma tahsis edilmesi konusuyla ilgili sınırlı tanışıklığınızdan olduğundan bahsettiniz. Sizden ele geçirilen klasör 163 sayfa 31, PDF sayfası olarak söylüyorum, bu sayfaları. 6 nolu CD incelemesinde Erk poyraz isimli dosyada son kayıt NEO01TEMP oluşturma tarihi 27 Eylül 2003 03.25 olan Diskin yine 26 Eylül 2003 25 dakika vav yani ses dosyası, 26.9.2003 28 dakika wav dosyası, 26.9.2003 11 dakika, 118 dakika ve K1 wav dosyası, K2, 74 dakkika wav dosyası, K3 wav dosyası şeklinde ses dosyaları ele geçirilmiş, bu şahısla nerede ve ne zaman görüştünüz? Bu ses dosyaları nasıl oluşturuldu? Onu öğrenmek istiyorum.”
Sanık Hasan Atilla Uğur müdafi Av. Zeki Aksoy itiraz ederek söz istedi, verildi.”Efendim, buna ilişkin de bir itirazım var. Müvekkilim Ergün Poyraz ile tanışıklığını savunmasında ayrıntılı olarak açıkladı. İkinci husus biz henüz delillerin değerlendirilmesi aşamasına gelmedik, dolayısıyla burada bahsedilen ses dosyası, Kaydı falan bunlarla ilgili herhangi bir soru da sorulması bu aşamada mümkün değil.”
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Dijital incelemelerde rapor olarak sunulmuş bilirkişi raporunu soruyorum. Sesin içeriğini sormuyorum, ses dosyalarını soruyorum. Hakan Şanlı isimli, şahısla irtibatlarınızı öğrenmek istiyorum. 4422 nolu iletişim tespit tutanağında 4.12.2007 tarihinde saat 15.10 da görüşmeniz var. 4415 nolu iletişim tutanağında 11.12.2007 tarihinde saat 15.22 de bir telefon görüşmeniz var, ve orada diyor ki, bir problem yok. siz iyi Allah korusun kardeşim, sana ben mesaj çekmiştim daha sonra görüşemedik. Şimdi bu vatandaşın konusuyla ilgili yani çerez gibi olan bir şey konusunda, sıkıntı çekmeye başladık, Hakan haberin olsun. Burada çerez gibi olan bir şey konusunu açıklatmak istiyorum. Hakan Şanlı ben İstanbul’dayım adama da benim söyleyecekte bir şeyim yok yani, ne diyeyim artık adam bir sene olacak nerdeyse, Hakan Şanlı İstanbul’dayım yarın Ankara ya dönüyorum. Siz arayalım zaten görüşeceğiz, görüşürken o konuyu da bir şekilde halledeceğiz, siz yani o halledelim o çok şeyde, çerez gibi konuda canımızı sıkacak bir şey olmasın yani. Hakan, ağabey konuşalım, herhalde halledeceğiz tabi, sizde ha konulardan değil, konu tabi halledeceğiz ben yarın dönüyorum, ben seni arayayım diyor. Hakan Şanlı, bu kişiyle göreviniz sırasında ve göreviniz sonrasındaki ilişkilerinizi ayrıntılı olarak öğrenmek istiyordum.”
Sanık Hasan Atilla Uğur müdafi Av. Zeki Aksoy itiraz ederek söz istedi, verildi.”Efendim, müvekkilim bu soruya da savunmasında açıklık getirmişti. Tekrar sorulmasına bir gerek yok.”
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Sanık Emin Şirin ile irtibatlarınızı ayrıntılı olarak öğrenmek istiyordum. Klasör 58 sayfa 309, 310 da sizin Ankara Çankaya ilçesi birlik mahallesi işyeri adresinde yapılan aramada. Başkanım, ibaresiyle başlayan ve saygılarım ibaresiyle biten 2 sayfa el yazımı doküman da. Başkanım, bugün Emin bey’le birlikteydik yapılan görüşme neticesindeki notları gönderiyorum. Emin bey’in düşüncesi olarak, 1 MHP devlet bey’le bu işin yürümeyeceği, başına Ramiz bey’in gelmesi. Geldiği takdirde onlarda bir gurup siyasilerin Ramiz bey’in yanında olacağı. 2 Bu olmazsa Emin Bey ve arkadaşlarının yeni bir oluşum yapacakları, bir parti kuracakları hazine yardımından faydalanacaklarını söylediler. Bunun bu yaz acilen olması gerektiğini vurguladılar, çünkü CHP meclise parti olarak yasa teklifi vermişler, Ekim’de çıkacakmış. Bu yasayı da Tayip destekliyor, yani partilerden kopan milletvekillerinin ayrı bir parti kurması ve hazine yardımından faydalanmasını engellemek için, bilgilerinize arz ederim, saygılarımla. Bu el yazılı dokümanın kimin yazdığını öğrenmek istiyorum. Görüşmede geçen Emin Bey kimdir?”
Sanık Hasan Atilla Uğur müdafi Av. Zeki Aksoy itiraz ederek söz istedi, verildi.”Efendim, bu konuya tekrar itirazda bulunmak istiyorum. Henüz delillerin değerlendirilmesi aşamasında gel.”
Mahkeme Başkanı:” Efendim, iddianamede iddianamede onlar tek tek yazılmış, iddianamenin dışına çıkılmıyor. Meraklanmayın buyurun sorun.”
Sanık Hasan Atilla uğur müdafi Av. Zeki Aksoy itiraz ederek söz istedi, verildi.”Ama delillerin değerlendirilmesi aşamasına gelmedik efendim.”
Mahkeme Başkanı:” Buyurun efendim, iddianamede açıklama var.”
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Emin bey’in kim olduğunu.”
Mahkeme Başkanı:” iddianame dışına çıkılmıyor. İddianamede o bölüm tamamen açıklanmış, tek tek, açıklanmış.”
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Ergenekon’un siyasi partileri yönlendirmesiyle bu yazının bir ilgisi var mıdır? Bu yazıyı kim yazmıştır? Size rapor olarak mı, geldi veya siz başka bir makama rapor olarak mı, sordunuz, açıklar mısınız? Yine Ankara Çankaya ilçesi Birlik mahallesinde bulunan adresinizde yapılan aramalarda elde edilen klasör 58 sayfa 316 da bulunan Emin Şirin İstanbul milletvekili ile başlayıp Emin Şirin İstanbul milletvekili ile biten mektupta, Emin Şirin tarafından İlhan Kesici’ye yazılan mektup metni olduğu ve burada da Emin Şirin ve İlhan Kesici’nin meclisten koparacakları bir gurupla dışarıdan destek verecek bir gurupla birlikte hazine yardımından faydalanacak şekilde bir parti ve meclis içinde gurup kurma çalışmalarının anlatıldığı, arka sayfasında ise aynı çekte el yazısı dökümün ele geçirilmiş. Siz Emin Şirin ve İlhan kesici ile ne kadar irtibat halindesiniz? Gurup kurmaları konusunda sizin bir çalışmanız oldu mu? Cumhuriyet Çalışma gurubu ve darbe planlarında geçen konularla bu konuların ilgisi size soracaktım. Yine klasör 58 sayfa 318 de Emin Şirin İstanbul milletvekili antetli A4 kağıtta el yazısıyla yazılmış vaziyette, acil başlığı altında Süleyman Sarıbaş Malatya, Fuat Geçen Hatay, Ali Küçükaydın adana ile bu hafta görüşülmeli. 2 başka milletvekili soru işareti yazılı bir not ele geçirilmiş. Bu notu kim yazdı? Yine bu Cumhuriyet Çalışma gurubu ve darbe planları ile ilgili iktidar partisinin parçalanması, bazı milletvekillerinin koparılmasıyla ilgili bir çalışma mıdır? Açıklar mısınız?”
Sanık Hasan Atilla Uğur müdafi Av. Zeki Aksoy itiraz ederek söz istedi, verildi.”Efendim, müsaadenizle bir itirazda bulunmak istiyorum. Şimdi savcı bey, ek klasörlerde yer alan her belgeyi okuyor, onunla ilgili soru soruyor. Sizin daha evvelinde almış olduğunuz bir karar var, henüz delillerin değerlendirilmesi aşamasına gelmedik. Bu aşamaya gelmeden, delilerle dayalı herhangi bir soru sorulmasına itirazım var ve heyetinizin de bu konuda karar vermesini talep ediyorum.”
Mahkeme Başkanı:” Efendim, iddianamede var mı?”
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Var, hepsi de iddianamede var. İddianamede bahsedilen konulardan soruyoruz.”
Mahkeme Başkanı:” Hepsi iddianamede var.”
Sanık Hasan Atilla Uğur müdafi Av. Zeki Aksoy:”Efendim, eklerde var. Biz diyoruz ki, kanuna aykırı usulsüz.”
Mahkeme Başkanı:” Efendim, iddianamede var, iddianamede var, iddianamenin açıklamasında var.”
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Suçlandığı konu darbe yapmak, darbeye teşebbüs etmek, bunlarda darbe çalışmasıyla ilgili konular.”
Mahkeme Başkanı:” Avukat bey, iddianamenin açıklamasında var bunlar, iddianamenin açıklamasında var bunlar.”
Sanık Hasan Atilla Uğur müdafi Av. Zeki Aksoy:”Ek klasörlerde var efendim, bu belgeler.”
Mahkeme Başkanı:” Efendim, iddianamenin açıklamasında var, lütfen bakın iddianameye bakın iddianameye bakar mısınız lütfen. İddianamede olmayan bir noktayı okutmayız meraklanmayın siz.”
Sanık Hasan Atilla Uğur müdafi Av. Zeki Aksoy:”Peki efendim.”
Mahkeme Başkanı:” Ama sürün ama ama iddianameden sürün, hemen çıkıp ta, itiraz etmeyin. İddianameden sürün.”
Sanık Hasan Atilla Uğur müdafi Av. Zeki Aksoy:”Savcı bey, lütfen o zaman iddianamede yerini göstererek sorularını sorsun, iddianamede biz burada suçlamayı yaptık. Buna dayalı olarak soruyoruz diye sorusuna başlasın.”
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Yine, aramalarda ele geçirilen Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz ve Eldiven isimli, darbe planlarının internette dolaştığından bahsettiniz. Bu planlarla ilgili olarak, siz herhangi bir çalışma içerisinde bulundunuz mu? Bu çalışma içerisinde yer alan kişilerden tanıdıklarınız kimlerdir? Bolca savunmanız sırasında kendinize 9 Ekim 2008 tarihinde bir takım sorular kendinize sorulduğunu ve sizinde bu konularda açıklamalar yaptığından bahsettiniz. O konuları ayrıntılı olarak açıklar mısınız? Mustafa Ali Balbay ile yapılan görüşme mülakatında siz hazır bulundunuz, fotoğraflardan da, görüntülerden de sabit bu görüşmelerin ne amaçla yaptınız Cumhuriyet Çalışma gurubu raporlarında, sık sık, belirtilen medyanın kontrol altına alınması yerel seçimlerle ilgili çalışma yapılması bu konunun, bir ilgisi var mıdır? Yine, Turgut Altınok ile yaptığınız konuşmanın bir görüşmenin ses kaydı ele geçirilmiştir. Burada da Cumhuriyet Çalışma gurubu, devre raporu 1 Aralık 2003 tarihinde, mahalli genel seçimler öncesi ortamın şekillendirilmesi başlığı altında, Ankara da İ. Melih Gökçek ile R.T. Erdoğan arasındaki güvensizlik ortamından istifade edilerek Melih Gökçek’in saf dışı edilmesi ve Turgut Altınok’un DYP’ye angaje edilmesi. Diğer illerde aday şahsiyeti bazında benzer çalışmaların yapılması gerektiği belirtilmekte. Bu yapmış olduğunuz ve kayda almış olduğunuz, görüşmeleri komutanlarımın emriyle yaptım diyorsunuz? Hangi komutanınız, ne amaçla size böyle bir emir verdi? Yazılı bir emir mi, verdi? Verdiyse, o yazılı emir kayıtlarda mevcut mudur? Bunları açıklar mısınız? Yine, aynı şekilde Mehmet Şener Eruygur’dan ele geçirilen, Fikret Barın ile yapılan bir görüşme var, Bedrettin Dalan ile yapılan görüşme var, Cem Uzan ile yapılan görüşme var, Tuncay Özkan ile yapılan görüşme var. Tuncay Özkan görüşmesinden sonra Mehmet Emin Karamehmet ile yapılan bir görüşme var. Burada Mehmet Emin Karamehmet’e Tuncay Özkan yeniden alması için, yaptığınız konuşmalar, görüşmeler var. 26 Aralık 2003 Nuray Başaran ile yapılan görüşmeler var. Bu görüşmeler sadece istihbarat almak amacıyla yapılan görüşmeler midir, yoksa darbe planları ile ilgili medyanın yönlendirilmesi ve onlara gerekli çalışmalar yapmaları için talimat vermek üzere yapılan çalışmalar mıdır, açıklar mısınız? Ben yine, 5 nolu CD içerisinde darbe slaytları olarak sendika incelemeleri, slaytı ele geçirilmiştir. Burada da darbe planları ile ilgili, hangi sendikaların hükümet yanlısı olduğu, hangilerin karşıt olduğu, hangilerinin ortada olduğu şeklinde sarı ve kırmızı, yeşil renkleriyle belirlenmiş. Bu çalışmalar, sizde 5 nolu CD içerisinde ele geçirilmiş. Çalışmaları siz mi, yaptınız yoksa başka birimler mi, yaptı? Bu konularda açıklama yapar mısınız?”
Sanık Hasan Atilla Uğur müdafi Av. Zeki Aksoy itiraz ederek söz istedi, verildi.”Şimdi efendim, aynı konuya dönüyoruz ama, heyetiniz kendisiyle çeliyor bana göre, daha evvelden vermiş olduğunuz kararlar var birinci iddianamedeki yargılamada. Henüz delillerin değerlendirilmesi aşamasına gelmedik. Savcı bey diyor ki, 5 nolu CD içerisinde. Bizde diyoruz ki, bu CD’yi kabul etmiyoruz. İçeriğiyle ilgili soru soruyor. Yani siz bunun heyet olarak kabul etmemeniz lazım.”
Mahkeme Başkanı:” Efendim, avukat bey hiçbir şeyi kabul etmedi zaten.”
Sanık Hasan Atilla Uğur müdafi Av. Zeki Aksoy:”Evet etmiyor ama sorma hakkı da yok, efendim.”
Mahkeme Başkanı:” Olur mu, öyle şey, olur mu, öyle şey efendim olmadı itirazınız reddedildi, buyurun buyurun. Öyle şey olur mu kabul etmiyoruz, soracağım kabul etmesin, konuşmasın.”
Sanık Hasan Atilla Uğur müdafi Av. Zeki Aksoy:”Hayır, benim”
Mahkeme Başkanı:” Sen tamam bitti,”
Sanık Hasan Atilla uğur müdafi Av. Zeki Aksoy:”Benim soruya itiraz etme hakkım yok mu, efendim. ben bu yönüyle itiraz ediyorum.”
Mahkeme Başkanı:” Var tabi var tabi, var, reddedildi kabul görmedi efendim buyurun.”
Sanık Hasan Atilla Uğur müdafi Av. Zeki Aksoy:”Tamam buyurun, tamam buyurun.”
Mahkeme Başkanı:” Buyurun savcı bey.”
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Yine, sizden ele geçirilen CD’ler içerisinde arşiv klasörü içerisinde, 006 YÖK ve üniversiteler, siyasi partiler, biyografik bilgiler, AKP eski dönemsel raporları, AKP genel değerlendirmesi, AKP kadrolaşma, AKP orta sınıf, AKP alt sınıf yedek, AKP parti programları, AKP yolsuzluklar, AKP beyin takımı, AKP’nin terör kadrolaşma faaliyetleri, YÖK ve üniversiteler vesaire şeklinde, birçok iktidar partisiyle ilgili yapılan çalışmalar dijital ortamda ele geçirilmiştir. Bunlarla ilgili çalışmaları resmi göreviniz olarak mı, yaptınız? Bunların arşive jandarma genel komutanlığı veya Genelkurmay istihbarat arşivinde bunlar mevcut mudur? Siz bunları görev olarak, yapmışsanız? Yanınızda niçin götürdünüz? İllegal olarak yapmış sanız, kimin emriyle ne şekilde bu çalışmaları yaptığınızı açıklar mısınız? Yine, sizin Çukur ambar mahallesi 42. caddede yapılan aramalarda 1 nolu CD de 56 adet şehit cenaze töreninde çekilmiş video dosyası ele geçirilmiş. Burada da cenaze törenine katılanların hükümet uyuma, Mehmetçiğe sahip çık şeklinde sloganlar attığı tespit edilmiştir. bu konuyu açıklar mısınız?”
Mahkeme Başkanı:” Savcı bey, onların açıklaması daha sonra gelelim, zannediyorum. O iddianamede yok onlar, sadece CD’lerin ele geçirildiği şeklinde iddianamede açıklama var. CD ele geçirildi diyor. CD’lerin açıklanması daha sonra yapılan incelemede ortaya, açılımı daha sonra ortaya çıktı açılımları deliller kısmında sorabilir siniz, buyurun.”
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Meslektaşım devam etsin ben daha sonra devam edeceğim.”
Mahkeme Başkanı:” Buyurun, savcı bey.”
Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkın:” sorgu hâkimliğinde ve huzurda yaptığınız savunmada Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı Teknik İstihbarat Daire Başkanı olarak görev yaptığınızı söylüyorsunuz. Size yüklenen suçlarla ilgili bağlantı kurulmak üzere görev kapsamını ve sınırlarını ayrıntısını açıklar mısınız? sorgu hakimliğinde sizden ele geçirildiği ileri sürülen fişleme tarzı belgelerle ilgili olarak kişilerle alakalı fişleme olarak iddia edilen kayıtların görevi ile alakalı yerine getirdiği işlemler olduğunu, emekli olduktan sonra bu bilgilerin çoğunu kurumuna iade ettiğini, ancak aramalar sırasında el konulan belgeler arasında bu tip belgeler ise tamamı ile gözden kaçtığı için iade edilmeyen belgeler olduğunu söylediğiniz belirtiliyor. Kişileri siyasi, dini, ırki kökenleri vesaire özelliklerine göre araştırarak fişlemenin hangi göreviniz kapsamında olduğunu, bu görevin ize mevzuat ile mi yoksa bir üstünüzün talimatı ile mi verildiğini, böyleyse kimin emir verdiğini açılar mısınız?
Sanık Hasan Atilla Uğur müdafii Av. Zeki Aksoy itiraz ederek söz istedi, verildi.” Efendim bu soruya itirazım var. Sorguda ki müvekkilime gösterilen kişisel verileri kaydetme veya fişleme diye tabir edilen belgelerin ne olduğu belli değil. Hangi belgenin sorulduğu belli değil. Bu belgelerin içerisinde kişileri ırk, din, dil, mezhep diye fişlendiğine dair bir bulgu yok. Savcı bey doğrudan böyle bir şey varmış gibi kabul etmiş gibi hangi görevinizin hangi maddesiyle bağdaşır diye soru soruyor. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. İtiraz ediyorum.’’
Mahkeme Başkanı;’’ Buyurun’’
Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkın:’’ Bu Fişleme tarzı olan belgeler, hangi amaçla oluşturulmuştur. Ne şekilde oluşturulmuştur. Hangi amaç ile kullanılacaktır. Kullanılmış mıdır? Kullanılmış ise ne şekilde kullanılmıştır. Açıklar mısınız? Gözaltına alınmadan bir sene önce emekli olduğunuzu söylüyorsunuz. Sorgu hâkimliğinde de, altı aydan beri merkezi Ankara’da olan savunma sanayi ile ilgili bir şirketinizin olduğunu söylüyorsunuz. Huzurda da eşinizin üzerine kayıtlı bir şirket olduğunu beyan ettiniz. Buna göre emekli olduktan altı ay sonra savunma sanayi ile ilgili bir şirket kurduğunuz anlaşılıyor. Bu şirketi siz kendiniz mi kurdunuz, sonradan hissemi devir aldınız anlatır mısınız? Sizin hakkınızda ihbarda henüz görevde iken savunma sanayi ihaleleriyle ilgili bir şirketin gizli ortağı olduğunuz, ileri sürülüyor. Bu konuyu açıklar mısınız? siz görevde iken savunma sanayi ihaleleriyle ilgili bir göreviniz var mıydı? Görevde iken herhangi bir şirket veya şirket yetkilisi ile bağlantınız olmuş mudur? Açılar mısınız?
Sanık Hasan Atilla Uğur müdafii Av. Zeki Aksoy itiraz ederek söz istedi, verildi.” Efendim Bu soruya da bir itirazım var. Kardan adam isimli maile atfen burada bir soru soruluyor. Bu ihbar mailinin hiçbir hukuki bir değeri yok. Biz reddediyoruz. Dediğim gibi aynı şeyi tekrarlayacağım, henüz delillerin değerlendirmesi aşamasına gelmedik. Bu ihbar maline dayalı olarak hiçbir soru sorulması bu aşamada mümkün değildir. İtirazımız var. Heyet olarak bu konuda karar vermenizi talep ediyoruz.”
Mahkeme Başkanı:’’ Efendim kabul edilmedi itirazınız. Buyurun.’’
Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkın:’’:’’ Bu şirkete neden kendi adınıza değil de eşiniz adına kurduğunuzu açıklar mısınız? Sorgu hâkimliğinde ki ifadenizde bu soru size soruldu değişik bir yönüyle sormak istiyorum. Ergün Poyraz’ ı Ankara’ da çalıştığı dönemde komutanları tarafından gönderilen bir kişi olarak tanıdığını, kendisinin korunmak için yardım talebinde bulunduğunu, zaman zaman resmi makamını görüşmelerin olduğunu, çünkü kendisinden belli konularda yardım alacaklarını düşündüklerini söylediğiniz belirtiliyor. Ergün poyrazı hangi komutanlarınız size göndermiştir. Bunu savunmanızda belirttiniz. Burada tekrar ve ayrıntısı ile açıklamanızı isteyecektim. Ne amaçla gönderilmiştir. Sizin görev kapsamınız içerisinde midir? Kendisinden belli konularda yardım alacağınızı düşündüğünüzü söylüyorsunuz. Bunu açıklar mısınız? Yazar olan birisinden istihbari olarak ne gibi bir bilgi edinmeyi bekliyordunuz. Açıklar mısınız ? Ergün Poyraz’ da neredeyse bir arşiv oluşturacak gizli askeri belgeler elde edilmiştir. Sizden de yapılan aramalarda elde edilen belgelerden önemli bir kısmı Ergün Poyraz’dan ele geçen belgeler ile aynı olduğu iddia edilmektedir. Ergün Poyraz’ a siz herhangi bir belge verdiniz mi? Açıklar mısınız?,
Sanık Hasan Atilla Uğur müdafii Av. Zeki Aksoy itiraz ederek söz istedi, verildi.” Ergün Poyraz birinci iddianamenin sanığı, müvekkilim Ergün Poyraz’ dan hangi belgelerin ele geçirildiğini bilmek durumunda mı? Bu soruya nasıl cevap verebilir. Hangi belgelerin onda olup olmadığını bilmeden. Böyle bir soru.
Salonda anlaşılmayan konuşmalar oldu.
Mahkeme Başkanı:’’ öyle oturduğunuz yerden konuşmayın lütfen. Lütfen oturduğunuz yerden konuşmayın lütfen. Lütfen oturun yok konuşmayın. Lütfen. Oturun lütfen oturun. Oturun ama konuşmayın. Oturun oturun lütfen konuşmayın. Heh buyurun.,
Sanık Hasan Atilla Uğur müdafii Av. Zeki Aksoy itiraz ederek söz istedi, verildi.” Dediğim gibi Ergün Poyraz birinci iddianamenin sanığı, kendisinden hangi belgelerin ele geçirildiğini müvekkilimin bilmesi mümkün değil.
Mahkeme Başkanı:’’Efendim sorulan sual sizde ele geçtiği iddia olunan belgelerle aynı belgelerin aynı belgelerin Ergün Poyraz dada ortaya çıktığı iddiasını ileri sürüyor. O şekilde yani. Kendisinde çıkan belgelerin aynısı orada çıkılıyor.
Sanık Hasan Atilla Uğur müdafii Av. Zeki Aksoy ”’Sayın başkan takdir ederseniz ki bilmesi mümkün değil ki.
Mahkeme Başkanı:’’bilmeyebilir. Buyrun. Kendisinde çıkan bilgiler, belgelerin aynısı, Ergün Poyraz’ da da çıktı deniliyor. Öyle bir iddia var. Ne diyorsunuz buna diyor. Kendisinde çıktığı iddia olunan belgelerin eşitliğini söylüyor.”
Salonda anlaşılmayan konuşmalar oldu.
Mahkeme Başkanı:’’ Lütfen. Efendim buyrun”
Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkın:” sorgu Hâkimliğindeki ifadenizde Mustafa Ali Balbay’ı tanıdığınızı. Mustafa Ali Balbay ile ilgili gizli görüşme kayıtlarını bir tape olsun diye bulundurduğunuzu herhangi bir şekilde şantaj amaçlı olmadığını. Böyle bir şey olsaydı şimdiye kadar ortaya çıkacağını söylüyorsunuz. Aynı savunmayı huzurda da yaptınız. Mustafa Ali Balbay ile hangi amaçla görüştünüz. Kaç defa görüştünüz. Nerede görüştünüz. Ne konuştunuz. Ayrıntısıyla açıklar mısınız? Bunları ne amaçla kaydettiniz. Bu kayıttan Mustafa Ali Balbay’ ın haberi var mıdır? Açıklar mısınız? Yine sorgu hâkimliğindeki ifadenizde Nuray Başaran ve şüpheliler Tuncay Özkan, Bedrettin Dalan ile yapılan görüşmelerin CD çözümlerinin biraz önce aktardığınız gerekçe sebebiyle kaydedildiğini söylediğiniz ileri sürülüyor. Bu görüşmelerde bulunduğu belirtilen Bedrettin Dalan, Cem Uzan, Mehmet Emin Karamehmet ve İsmail Yıldız isimli kişiler görüşme yaptıklarını doğruladılar. Ancak Tuncay Özkan bunu kabul etmiyor. Bunu defalarca dile getirdi. Siz ise hâkim önünde ki ifadenizde görüşme yaptığınızı söylüyorsunuz. Nitekim aynı diğerlerinde olduğu gibi bu görüşmenin tape edilmiş çözüm metni dosya içerisinde yer alıyor. Siz bunu nasıl açıklayacaksınız? sorgu hakimliğindeki ifadenizde Eldiven, Yakamoz, Ay ışığı gibi kavramlarla uzaktan yakından bir ilişkinizin olmadığını dosyada ki bu belgeleri de kabul etmediğiniz. Yine evinizde ele geçirildiği iddia edilen Ay ışığı ve Yakamoz darbe planlarına ilişkin belgelerin internette dolaşan belgeler olduğunu söylediğiniz anlaşılıyor. Savunmanızı ne olarak anlamak adına soruyorum. Sizde bu belgeler ele geçirilmiş midir? Yoksa bir şekilde internetten mi temin ettiniz? Bunu açıklığa kavuşturur musunuz? Bunlar size ait, sizin kullanımızda olduğu iddia edilen mekanda ele geçirilmiştir. Beş tane çalışan çalışanınızın huzurunda yapılan aramada siz ise bunların huzurda yaptığınız savunmanızda size ait olmadığını ilk defa gördüğünüzü söylüyorsunuz. Bunu nasıl açıklayacaksınız? Açıklar mısınız?
Sanık Osman Gürbüz Müdafi Avukat Erdem Olgun söz istedi, verildi.” buyurun deyip oturtuyorsunuz. Şimdi bu buyurun ne anlama geliyor. Buyurun itirazınız kabul edildi mi, buyurun itirazınız. Şu açıdan soruyoruz. Eğer itirazımız kabul edilirse Savcılık makamı o soru sorulmamış kabul edilecek. Yarın öbür gün bizimde başımıza geleceği için.’’
Mahkeme Başkan:’’ buyurun oturun dediğimizde, itiraz reddedildi demektir.’’
Sanık Osman Gürbüz Müdafi Avukat Erdem Olgun:’’ saygılarımı sunarım.’’
Mahkeme Başkan:’’ buyurun’’
Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkın:”Yapmış olduğunuz telefon görüşmelerinde.’’
Mahkeme Başkanı:’’ yorulduysanız ara verebiliriz. Hasan Atilla ayakta duruyorsunuz. Yoruldunuz.”
Sanık Hasan Atilla Uğur:’’ hayır efendim. Devam edelim. Devam edelim.”
Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkın:”’ Yapmış olduğunuz telefon görüşmelerini mahkeme huzurunda bir kısmını açıkladınız. Ancak bazı yerleri kanaatimizce yeterince açıklığa kavuşmadı. Bunları açıklamanız adına soruyorum. Tape no:4376 da Gökay Levent Özen ki siz eski personeliz olduğunu söylediniz. Yaptığınız görüşmede Gökay levent’in: komutanım vallahi halk ayaklanmış diyor. Siz bölgede durum nasıl diye soruyorsunuz. Oda iyi komutanım. Bölgede durumumuz iyi diyor. Nasıl bölgenin önünde ne var hayırdır diyor. O toplanmış bin kişi falan bağırıyorlar komutanım diyor. Siz her yer öyle. Ankara da öyle, Gökay Levent iyi iyi yapıyorlar komutanım diyor. Siz yani gerekliydi Allah sonunu hayır etsin diyorsunuz. Gökay levent yapsınlar komutanım diyor. Siz elbette canım yaksınlar, yıksınlar. Başka çare kalmadı diyorsunuz. Oda evet başka çare kalmadı diyor. Burada konuştuğunuz konu nedir. Siz başka çare kalmadı, yaksınlar, yıksınlar demekle neyi anlatıyorsunuz? Bunu açıklar mısınız? Savunmanızda soruşturma aşamasında tanık olarak dinlenilen Hilmi Özkök’ ün emekli Genel Kurmay Başkanı Hilmi Özkök’ ün ifadesine yer verdiniz. Size Levent Ersöz ile birlikte makamına çağırdığını, ve görüştüğünü anlattınız. Bu görüşmenin içeriğini tam olarak anlatır mısınız? Bu görüşmede siz kendisine Ay ışığı, Yakamoz, Eldiven gibi darbe planlarının imzasız slayt şeklinde geldiğini ve bunu size sorduğunu, Ciddiye almadığını ifadesinde beyan ettiğini ileri sürdünüz. Ancak ifade de bu şekilde bir beyan yok. İfade de sadece jandarmanın yasa dışı dinleme yaptığına dair basında çıkan haberler üzerine sizi çağırdığını ve bu konuyu sorduğunu belirtiyor. Bu görüşmenizde size iddia edilen darbe planları konusunda herhangi bir beyanda bulundu mu bunu açıklar mısınız? Bu görüşmenizde siz savunmanızda belirttiniz daha önceden üstünüz olduğunu size takdir name verdiğini söylediğini belirtiyorsunuz. size daha önceden verdiğini söylediği takdirname konusunda size bir şey bahsetmiş midir? Bunu açıklar mısınız? Aynı ifade ed. Kıbrıs konusunda çalışma yapmaları hususunda tüm kuvvet komutanları ve jandarma genel komutanları ile birlikte çalışma yapmaları talimatını verdim. Normal usulde bu çalışmalarda herkes görüşünü beyan eder ve en kıdemli olana verilir. Kıdemli olanda bu tür çalışmaları elden arz eder veya bir kapak yazısıyla gönderir. Daha sonrada Genelkurmay karargâhında değerlendirilir ve Genelkurmay başkanının görüşü olarak verilecek makama verilir. Ben böyle bir çalışma beklerken birden dört imzalı alışılmış usullerin dışında bir belge önüme gelince usül olarak rahatsız oldum. Ayrıca daha sonraki dönemde Kıbrıs büyük elçisinin benden hariç bazı bilgileri jandarma genel komutanına ilettiğini duymam üzerine bu konuyu ilgilisine usulüne uygun bir şekilde bu yapılanın uygun bir davranış olmadığını. Bundan sonra bütün bilgileri bana getirmesini ilettim. Ancak ben Şener Eruygur’ un bu kişiyi çağırıp doğrudan kendisine iletmesi gerektiği yönünde talimat verdiğini duymamıştım. Bu ifade de geçen Kıbrıs konusundaki gelişmeler ve Kıbrıs büyükelçisinin dönemin jandarma genel komutanı Şener Eruygur ile görüşmesi konusunda bilgi sahibi misiniz? Açıklar mısınız? Aynı ifade de Ay ışığı ve Yakamoz olarak isimlendirilen darbe planları yapıldığı yönünde 2004 yılının bahar aylarında gelen duyum üzerine Şener Eruygur’un Genelkurmay makamında olduğu sırada kendisine böyle bir plan ve çalışma olup olmadığını sordum. Kendisi bana böyle bir çalışma olmadığını söyledi ancak ben buna rağmen kendine özellikle sık sık gazetecilerin, rektörlerin jandarma genel komutanlığına çağırılarak görüşülmesinin yanlış anlaşılmalara neden olacağını söyleyerek uyardım diyor. Siz rektörlerin, üniversite rektörlerinin jandarma genel komutanlığına veya jandarma genel komutanlığına ait herhangi bir tesise çağrıldığını, kendilerine brifing verildiğini, özellikle jandarma genel komutanı ile güvenilir olduğu olduğu tabir edilen bazı rektörler arasında özel iletişim kurulmak üzere kendilerine telefon hattı verildiği konusunda bilgi sahibi misiniz? Bu konuyu açıklar mısınız? Savunmanızda, ay ışığı, yakamoz, Eldiven gibi darbe planlarının ilgili makamlardan sorulduğunu ve olmadığı şeklinde cevabın alındığını söylediniz ve bu tür darbe planlarının olmadığını buna dayandırdınız. Ancak aynı şekilde sizin bir kısım gazeteci ve siyasilerle yapmış olduğunuz görüşmeler yine ilgili makamlardan soruldu ve bunların kayıtlarda olmadığına dair cevap verildi. Oysa elimizde bunların çözüm haline getirilmiş metinleri var, ve bir kısmının da görüntüleri var. siz yapmış olduğunuz bu görüşmeleri kayıtlara intikal ettirdiniz mi, kime verdiniz. Bunu açıklar mısınız? siz savunmanızda yapmış olduğunuz bu görüşmeleri emir üzerine yaptığınızı ve yine emir üzerine bu görüşmeleri tape haline getirdiğinizi ve dönemin jandarma genel komutanına arz ettiğinizi söylüyorsunuz oysa jandarma genel komutanı olan Şener Eruygur bunu doğrulamıyor. Kendisinin görüşmeleri gizli kayıta alınmasına dair bir emir vermediğini söylüyor. Bu çelişkiyi izah eder misiniz? Hiç olmadığını söylediğiniz Cumhuriyetçi çalışma gurubu devre raporları içerisinde dönemin Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok ile bir görüşme yapılması gerektiği belirtiliyor. Siz savunmanızda bu görüşmeyi yaptığınız söylüyorsunuz ancak Cumhuriyetçi çalışma grubunu kabul etmiyorsunuz. Siz Turgut Altunok ile hangi amaç ile görüştünüz emir ile mi görüştünüz, bu şekilde görüştüyseniz size kim emir vermiştir, görüşme konunuz size görev kapsamınızda mıdır bu konuyu açıklar mısınız? sizin Antalya Manavgat ilçesindeki ikametinizdeki yapılan aramada nükleer enerji konacak ibaresi ile başlayan bir belge içersinde el yazması olarak nükleer enerji konacak Okan Çakıroğlu hala istemiyormuş ham maddesi bizde var onu istemiyor Antalya havalimanı ihalesinde tdv ve gizli ortak çeçen fraport ile beraber üç buçuk milyon dolara alacaklar binali ve kemal ile çeçen çok iyi Kürtçüler Antalya yı çok istiyorlar Sabiha gökçen savunma bakanı müsteşarı sağlam duruyor, basın bu konuyu işlemeli Sami çolak yeni Kayserili zengin sami ikinci şahısta var, suudlulardan dış işleri bak ile samimi beş sene Suudi de kalmış çok iyi mali destek almış şeklinde ibareler görülmektedir, bu el yazmasında basının işlemesini istediğiniz gerekli olduğunu yazdığınız konu nedir size ne şekilde ulaşmıştır siz basının bu konuyu işlemesini neden istiyorsunuz, bu el yazısı notunda ismi geçen sami çolak isimli kişi kimdir. Sizinle olan bağlantısını açıklar mısınız? Manavgat ilçesindeki evinizde yapılan aramada elde edilen dokümanları sormaya devam ediyorum koruma polislerde çözülecek ibaresi ile başlayan bir belgede bu belgede el yazması koruma polislerinde çözülme var sadece maaş alıyorlar başka görev almıyorlar bu yüzden sıkıntılılar, Emre’ nin polisi kız sıkıntılı, başlıkta birileri var yoger ruben’e yatırım devam etmelidir, Yahudi basınına bu işin çok iyi anlatılması gerekir, hamas hadisesinin kaşınması lazım gidil de ikiyüz milyon euro var kral tv yi akın ipek’e verilecek bazı insanlar girmeyin diyorlar şeklinde ibareler var. bu el yazısı notta, bunu açıklatmak adına soruyorum koruma polisleri nerenin polisleridir, sizinle ilişkileri nelerdir rogen ruben’e yatırım konusunda kim neden devam etmelidir bu konunun sizinle ilişkisi nedir hamas hadisesinin neden kaşınması gereklidir bu yazıdaki içeriğe göre iki yüz milyon euro neyin parasıdır, kral televizyonunun akın ipek e verilmesi konusunda kimler girmeyin diyorlar, sizin bu konuda bir rolünüz var mıdır, açıklar mısınız? bu notta geçen akın ipek’le alakalı benzer bir konu Sinan Aygün’ün görüşmelerinde de geçiyor kanaltürk ün akın ipek’e satılması ile ilgili Sinan Aygün ün akın ipek’e 13.05.2008 günü yapmış olduğu telefon görüşmesinde o kanalın kuruluşunda o kanalın kuruluşunda gayri resmi bende vardım biz o kanalın hikayesini anlatacağım ben sana nasıl olduğunu, bil diye anlatacağım sana o kanalı yani kimden telefon gelip nasıl kurulduğunu duyunca şaşıracaksın. Zaten diyor, sizin bu görüşmede geçen Sinan Aygün’ün bahsettiği kanaltürk’ün gayri resmi kuruluşundan sizin bir bilginiz var mıdır bu konuyu açıklar mısınız? Manavgat ilçesindeki ikametinizde yapılan aramada güvenlik şirketi ile ilgili ibaresi ile başlayan bir belgede el yazısı olarak denizaltı konusunda malum şahıslarla çalışılacak mı, bize göre çalışılmalı ancak bunun tarzını belirlemeli sen hiç karışmamalısın her türlü bilgi bizim ekip vasıtası ile gelmeli doktor Ali Dabak’ın en yakınındaki adam mehdi bey gelip girmiş ne yapacak zay şat şeklinde ibareler var denizaltı konusundaki çalışmalarınızı nedir bu konuda çalışılacak şahıs kimdir hiç karışmaması gereken kişi kimdir bizim ekip dediğiniz kimlerdir neden her türlü bilgi sizin ekibinizin vasıtası ile gelmeli, neden bu şekilde bir not tuttunuz? bunun içeriği ve ne ile ilgili olduğunu açıklar mısızın? sizin Ankara Çankaya ilçesi birlik mahallesindeki evinizde yapılan aramada, ki bu arama size ait olduğu ve sizinle ilişkili olduğu ileri sürülen 4 adreste yapılan aramayla aynı tarihte ve yakın saatlerde yapılmıştır. hepsi aynı günde yapılmış ve yakın saatlerde yapılmıştır siz hazır edilmediğinizi söylüyorsunuz ancak Antalya da bulunan aramada siz zaten Antalya dasınız Ankara da bulunmanız olanaksız Ankara da ki evinizde ilk sayfasında makine kimya endüstrisi logolu not kağıdı üzerinde turgay ciner’in telefon numaralarının not alındığı, devamında bir çok mail hesabının ve giriş kodlarının not alındığı devamında kurmay albay Namık koç ve albay Okan Tuğ ve Atanur Aydın isimli kişilerinin telefon numaralarının not alındığı, son kısmında ise özel işlerle ilgili notlarınızın bulunduğu bir doküman olduğu görülmüştür. Siz turgay ciner’i tanıyor musunuz? Kendisi ile görev yaptınız dönem içersinde diğer gazetecilerle yapmış olduğunuz görüşme şeklinde bir görüşme gerçekleştirdiniz mi, bu ilişkinizi anlatır mısınız, doküman da diğer isimleri geçen kişiler kimlerdir? Onlarla olan bağlantınızı açıklar mısınız? Yine sizin Ankara Çankaya ilçesindeki birlik mahallesindeki bulunan evinizdeki yapılan aramada size gönderilmiş bir mektup ele geçirilmiştir, siz bu mektubu savunmanızda anlattınız, bu mektup sizin lojman adresinize gönderilmiş, üzerinde Kürşat Altay ismi yazıyor içerisinde ise metnin sonunda Kürşat eren yazıyor, sizin lojman adresiniz mektup üzerinde yazıldığı adresiniz doğru mudur? Doğrudan sizin evinize mi gelmiştir bu mektup bunu açıklar mısınız? Kürşat Altay veya Kürşat eren isimli bir tanıdığınız var mı bu mektubun Ankara’dan postaya verildiği anlaşılıyor bu kişiyi tanıyor musunuz tanıyor iseniz ilişkilerinizi anlatır mısınız? Siz savunmanızda size bu şekilde birçok mektup geldiğini, bunları bir şekilde komutanlarınıza arz ettiğinizi savundunuz, bu mektubun her nasıl ise siz de kaldığını imha etmediğinizi söylediniz diğerlerini imha ettiğini belirttiniz imha etmemiş isenizde bu mektuptan komutanlarınıza haberdar ettiniz mi bu konuyu açıklar mısınız, mektup içersinde bu vatan için gerekirse yeniden kurtuluş savaşı vermek canlarımızı feda etmek elbette hepimizin görevi. Fakat olayların gelişmesini örgütleyenlerin ne yazık ki şahsi çıkarlarını ön planda tuttuklarını görmek beni derinden üzüyor. Üstelik bu gizli ve menfaate dayalı ilişkilerde sizler gibi devleti ve milleti için gözünü budaktan esirgemeyen arkadaşlarımın üstün meziyet ve hissiyatını da kullanıldığı duygusuna kapılmaktan kendimi alamıyorum, bizler elbette senin iş bitiriciliğini ve beceriliğini biliyoruz sana gönderdiğim, mektupta tampon kullanmakta çok usta olan bazı kesimlerden bahsetmiştim bu kesimler karşısında dikkatli olmanız ve tedbir almanız konusunda uyarmaya çalışmıştım şu anda görmekte olduğum beni dehşete düşürdü. Mevcut yapılanma fark edilir ve dağıtılırsa mücadelenin kesintiye uğramadan devam edebilmesi için yapılması gereken ihtar konusunu kimler biliyor bu ihtarın aslında Ağustos sonrası göreve gelecek olan orgeneral Büyükanıt ve jandarmanın başına geçmesi beklenen Türkeri’ nin ekiplerinden oluşturulmuş olabileceği düşünülüyor mu tampon kullanmak da usta olanlar bunları becerebilecek deneyime ve güce sahiptir. Aklı kendisine susup oturmayı emreden Özkök ve ABD, AB ve alon lien vasıtası ile İsrail den aldıkları direktifleri yürüyen bir hükümete karşı yürüttüğünüz faaliyetlerin bu insanlar eliyle deşifre edileceği aklınıza gelmemiş midir, mertliğiniz bu tür hainlikleri düşünmekten alıkoyabilir, ben bu gün görüyorum ki ABD ye uşaklık eden b ve sizin gündüzünü gecenize katarak belli bir seviyeye getirdiğiniz ekip ve çalışmalarınızın başına geçerek riski size yıkıp kaymağını yemeyi isteyen orgeneral türkeri’ nin inceden inceye harekete geçmiş görünüyor. İçinizdeki uzantıları vasıtası ile her şeyden haberdar oluyorlar aralık ayından başlatılacak olan Özkök sonrası hazırlık planları için ağustosu beklemekten başka bir şeylerinin kalmadıklarını söylüyorlar ve sonunda da sizin hazır hale getirdiğiniz sağduyunun sesinden yararlanarak sizin emekleriniz üzerinden amaçlarına ulaşacaklardır sevgili kardeşim senin orada bir sene daha kalıyor olman bence önemli sen ne yapacağını bilirsin kürşat Eren. Bu mektubu size gönderen kişinin eğer gerçekte böyle bir kişi varsa sizin gibi o dönemde görevli bir muvazzaf olduğu anlaşılıyor, bu mektupta belirtildiği gibi bu mektubu aldığınız tarihte siz görevde miydiniz? Görevde ordaki görevinizin son yılı mıydı bu mektupta belirtilen husus doğru mudur bunu açıklar mısınız?
Sanık Hasan Atilla Uğur müdafii Av. Zeki Aksoy itiraz ederek söz istedi, verildi.” efendim ben bir itiraz ediyim siz reddedin isterseniz, şimdi mektup var bir sayfalık savcı bey mektubun içeriğini tamamen okuyor başından sonuna kadar iddianamede de var zaten okundu. sonra soruyor diyor ki, bu mektubu ne zaman aldınız bu mektubu ne aldığını sormak için o mektubun içeriğini baştan sona kadar okumaya gerek varmıdır efendim,
Mahkeme Başkanı:” bu mu ?”
Sanık Hasan Atilla Uğur müdafii Av. Zeki Aksoy itiraz ederek söz istedi, verildi.”
Dolayısıyla savcıların savcılık makamının doğrudan çok kısa net evet hayır şeklinde yanıtlanabilecek sorular sorulmasını, yani süreci uzatmamalarını talep ediyorum.”
Mahkeme Başkanı:” Buyrun:”
Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkın:”mektubu ne zaman aldığından ziyade mektubun içeriğini açıklamasını biz kendisinden istiyecektik, ancak kendisi cevap vermemeyi tercih ediyor. Ana davanın sanıklarından olan Hayrullah Mahmut Özgür basında da yer alan kendisine bir brifing verildiği, gizli bir yere götürüldüğü, orada Ergenekon ile tanıştığı, kendisine belli birtakım şeylerin anlatıldığı hususunu yazdı. Bunu mahkemede ki sorgusunda da kabul etti ve kendisine bir brifing verildiğini, ancak Ergenekon konusunda bizce tam açıklığa kavuşmayacak bir açıklamada bulundu. Şener Eruygur tarafından kendisine bir brifing verildiğini söyledi.
Mahkeme Başkanı:’’ Savcı bey bu dosyamızda var mı? İddianamede var mı iddianamede yoksa birleştirilmesi”
Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkın:” bu hususta var sayın başkan.
Mahkeme Başkanı:’’ kendisi ile ilgili bir bölümde var mı bu, açıklama var mı ?”
Sanık Hasan Atilla Uğur müdafii Av. Zeki Aksoy itiraz ederek söz istedi, verildi.” yok efendim ben itiraz edicektim.”
Mahkeme Başkanı:’’ Bir dakika bir dakika hazır kuvvet, buyurun oturun siz. Ben halledeyim.”
Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkın:” zaten Hayrullah Mahmut Özgür ve İsmail Yıldız da olan bağlantısı anlatılmış. Hayrullah Mahmut Özgür ve İsmail Yıldız
Mahkeme Başkanı:’’ Hayrullah Mahmut Özgür ile bağlantısı iddianamede ne ise onu soralım mı?
Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkın:” Onu soruyorum sayın başkan.
Mahkeme Başkanı:’’var mı iddianamede var mı?
Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkın:”’ tabi zaten Hayrullah Mahmut Özgür ve İsmail Yıldız la yapılan ses kaydı ve çözümü dosyada yer alıyor.”
Mahkeme Başkanı:’’ ya onu mu okuyorsunuz?
Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkın:” hayır ben onu sordum zaten. Şimdi başka bir şey soruyorum.
Mahkeme Başkanı:’’ ama iddianamede olanı soralım. Deliller kısmında bunları şey yaparız. Yani delillerle iddianameyi karıştırmayalım soru cevapta, savcı bey. Yani anlatılmak istenen şey o.”
Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkın:” iddianamede delillerden oluşuyor sayın başkan. Takdir sayın başkanlığınızın. Sayın meslektaşım devam etsin.”
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Görevli olduğunuz teknik dairede dinlemeleri gerçekleştirmek için niçin Ankara da bulunan mahkemelerden değil de başka yer mahkemelerden karar aldınız. Talep yazılarınızda dinlenecek kişilerin açık kimlik ve adresleri yer almışmıdır. Hükümet üyeleri, bürokratlar ve belediye başkanları teknik takip altına alınmış mıdır? Hangi suçlar gerekçe gösterilecek bu kişiler dinlenmiştir. Açıklar mısınız? Şimdi sizden ele geçirilen CD’de yer alan diğer şüphelilerden Mehmet Şener Uygur, Hurşit Tolon’ dan da ele geçirilmiş, darbe planları içerisinde ay ışığı ile ilgili birtakım sorular sormak istiyorum. Birtakım şeyler şifreli olarak, kodlanarak yazılmış. Bunların çözümleri yapılmış ancak doğru olup olmadığını sizlere tek tek sormak istiyorum. Görüntüye de verilmesini istiyorum, Rıhtım.”
Mahkeme başkanı:” Savcı bey savcı bey, o açıklamalar daha sonra mı, geldi? Şu son gelen şeylerin içerisinde midir, o çözümler?”
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”iddianame zaten darbe planlarını anlatıyor. Ayışığı, Sarıkız.”
Mahkeme Başkanı:” Efendim açıklamasını şimdi, yalnız içeriği yok ama.”
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”İçeriği de var. Orada ne Ayışığın da neler yapılması gerektiği anlatılıyor ama burada kodlu olarak yazıldığı için, bu kodların tek tek, ne olduğunu ben sanığa sormak istiyorum. Zapta girmesi açısından.”
Mahkeme Başkanı:” iddianamede var dediniz dimi?”
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”iddianamede var tabi ki, bunun üzerine kurulu.”
Mahkeme Başkanı:” Açıklaması var mı, yani”
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”iddianamede bunların açıklaması değerlendirmeleri tek tek, var.”
Mahkeme Başkanı:” Değerlendirmesi varsa onları sorabilirsiniz.”
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Ama bu değerlendirmeler doğru mu, değil mi? onu teyit ettirmek istiyorum.”
Mahkeme Başkanı:” Ha tamam, İddianamede varsa tamam:”
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Tabi ki, evet ilk başta Ayışığıyla başlıyoruz.”
Sanık Hasan Atilla Uğur müdafii Av. Zeki Aksoy itiraz ederek söz istedi, verildi:”Efendim, ben bir savcı bey diyor ki, iddianamede var. İddianamede kodlar ilgili herhangi bir şey yok, yok şu kod, yok bu kod herhangi bir açıklık var mı, savcı bey?”
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Evet, iddianamede.”
Sanık Hasan Atilla Uğur müdafii Av. Zeki Aksoy:”Nerde ?”
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Ayışığı, Sarıkız, Eldiven ve Yakamoz anlatılıyor. Ancak bu slâytlarda kodlar olarak yazılmış. Mesela, demiş ki, Ocak’ın sağduyunun beklentileri doğrultusunda etkinliğini ortaya koyarak bekasal duyarlılık yönünde insiyatif alması. Burada ocak nedir? Bunu öğrenmek istiyorum.”
Mahkeme Başkanı:” Savcı bey, o kodlamaları, kodlamaları şeyleri açıklamanıza, açıklama sırasında soralım. Lütfen.”
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Pekâlâ geçiyorum, sizde ele geçirilen dijital verilerde, bunların inceleme dijital raporları size tek tek, zaten tebliğ edildi. Turizm bakanı Gülden AKşit. Doc. İsimli belgenin yazını, B.İ.M. şeklinde yer alıyor. B.i.M. bilgi işlem merkezi midir? Bu bilgisayar nerededir? Şirket kara kuvvetleri komutanlığı yazıyor. Yazılan bilgisayar kara kuvvetlerine ait midir? Oluşturma tarihi 11.11.2002 saat 14.42 son kaydetme tarihi 4.12.2002 09.38 bu konuda açıklama istiyorum. Yine sizde ele geçirilen”
Sanık Hasan Atilla Uğur müdafii Av. Zeki Aksoy itiraz ederek söz istedi, verildi:”Efendim, ya kusura bakmayın ama yine itiraz etmek zorundayım. Savcı bey, bunlar iddianamede yok, sonradan sizin ek klasör diye dosyaya koyduğunuz belgelerin içerikleri. Biz henüz delillerin değerlendirilmesi aşamasına gelmedik. Mahkeme heyeti sürekli olarak size aynı şeyi söylüyor, aynı soruları sormaya devam ediyorsunuz. İddianamede yok efendim.”
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Dijital veriler, iddianamede 5 nolu CD 6 nolu CD diyor. O CD’lerin içeriğinde de yazılan world belgelerinin PDF’lerin oluşturma tarihleri yerleri, hangi bilgisayarda oluşturuldukları açıklatmak istiyoruz, yani iddianamede o anda yazamazsınız zaten her şeyi. İncelemeden sonra ”
Mahkeme Başkanı:” Savcı bey, o incelemeler daha sonra yapılıp iddianamede şu tarihte şuraya şuraya monte edildi, şuraya şu bilgisayarda yazıldı, numarası şudur diye gelen klasörlerde var bunlar değil mi ?”
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Tabi inceleme tutanakları.”
Mahkeme Başkanı:” İnceleme tutanakları, bunları o inceleme tutanakları okunduğu zaman sorsak, daha uygun olur. Buyurun. Yakına gelin şöyle yakına gelin şöyle yakına gelin, yakına gelin hepsini duymuyorsunuz yakına gelin gayet tabi buyurun siz yakına gelin siz, yakına gelin.”
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Siz Ergenekon yapılanması hakkında ne zaman, ne şekilde haberdar oldunuz.? Bu yapılanmayı ne zamandan beri biliyorsunuz? Ayışığı, Sarıkız, Yakamoz ve Eldiven askeri darbe planları hakkında görevdeyken kimden bilgi aldınız? Bu çalışmalar içerisinde yer alan kişilerin isimlerini tek tek, sayabilir misiniz? Tarık Akça isimli şahıs kimdir? Bergutay Varımlı isimli şahıs ile irtibatınız nedir? Can Teller isimli şahıslarla irtibatınızı açıklar mısınız? Siz görevde iken darbe planları çerçevesinde Mehmet Şener Eruygur ve Levent Ersöz’ün görüştüğü kişiler arasında Adil Serdar Saçan, Kemal Alemdaroğlu, İsmail Yıldız, Hayrullah Mahmut Özgür, Ergün poyraz, Tuncay Özkan, Mustafa Ali Balbay, Uludağ üniversitesi eski rektörü, Cem Uzan, Tuncay Özkan var mıdır? Bunlarla ne görüşülmüştür? SESAR isimli internet sitesi ne amaçla kurulmuştur? Sizin bu kurulan şirkette bir irtibatınız olmuş mudur? internet sitesinin kurulmasında sizin bir öncülüğünüz olmuş mudur? Hayrettin Ertekin’i tanıyor musunuz? Bu kişiyle ilgili herhangi bir rapor hazırladınız mı?”
Sanık Hasan Atilla Uğur müdafii Av. Zeki Aksoy itiraz ederek söz istedi, verildi:”Efendim, yine itiraz edeceğim. Hayrettin Ertekin bu dosyanın sanığı değil.”
Mahkeme Başkanı:” İtirazınız kabul edildi.”
Sanık Hasan Atilla Uğur müdafii Av. Zeki Aksoy:”Teşekkürler.”
Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Siz biraz öncede bahsettiniz meslektaşım da söyledi, emekli orgeneral Hilmi Özkök’le 12 Mart 2004 tarihinde, orgeneral Şener Eruygur yurt dışında bulunduğu sırada sizi odasına çağırdığından bahsettiniz, bu görüşme ne kadar süre sürdü? Size ben sana takdirname verdim. Bana nasıl ihanet edersin, Şener de bana ihanet ediyor, senide kullanıyor şeklinde bir ifadesi olmuş mudur, bu konuyu açıklar mısınız? Jandarma genel komutanlığı örtülü ödeneğinin Cumhuriyet Çalışma gurubu çalışmalarında kullanılıp kullanılmadığı konusunda ne biliyorsunuz, bu ödeneklerin ödenmesinde Cihandar Hasanhanoğlu ve Mustafa Koç’un herhangi bir görevi var mıdır? Ödenekler çekmekle görevli kişiler kimlerdir? Açıklar mısınız? sayın başkanım, sorularım bu kadar, teşekkür ediyorum.”
Mahkeme Başkanı:” Savcı bey sizin kaldı mı, sorunuz?
Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkın:”Diğer tutanaklardan, Mustafa Arif Balbay’la görüşmelerinizin 1-2 sefer konuşmayla sınırlı kaldığını söylediniz. Mustafa Balbay’ın sizi ne şekilde hitap ettiğini söyler misiniz? Dosya arasında ve iddianamede Kürşat olarak size ağabey dediği, şeklinde kendi tuttuğu bir not geçiyor. Bu siz misiniz? Mustafa Ali Balbay savcılık sorgusunda ilk önce kendisine size ayaküstü gördüğünüzü söylemekle birlikte daha sonra görüntü kayıtları gösterildiğinde, birçok kez sizinle görüştüğünü ve sizlerin tarafından jandarma genel komutanlığına çağırıldığını ve bu görüşmelerden bir süre sonra kendisinde rahatsızlık duyacak seviyeye geldiğini ileri sürmüştür. Bunu size bizzat kendisi iletmiş midir? Bu konuda bilgi sahibi misiniz, açıklar mısınız? Ergün Poyraz da olduğu gibi Mustafa Ali Balbay’da da birçok askeri gizli belge ele geçirilmiştir. Siz kendisine herhangi bir askeri gizli belge verdiniz mi, bunu açıklar mısınız? Sorularım bu kadar sayın başkanım.”
Mahkeme Başkanı:” Bitirdiniz mi, savcı beyle, bitirdiniz değil mi?
Saatin 17.46 olması karşısında sanığın çapraz sorgusuna bu oturuma mahsus olmak üzere son verildi.
Bu arada çapraz sorgu sırasında bir kısım sanıklar müdafi Av. Ümit Gazioğlu, Av. Erkan Aydemir, Av. Ahmet Aksoy ve Av. Cavit Subaşı’nın geldikleri görülmekte huzurdaki yerlerine alındı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Oturuma 6.11.2009 günü saat 9.30’da kaldığı yerden devam edilmek üzere ara verilmesine oy birliğiyle karar verildi.
Başkan -20909 Üye -28298 Üye -37266 Katip -128002
Dostları ilə paylaş: |