Merak ettikleriMİZ


YILANLAR TABİATIN ÇEVRECİLERİ Mİ?



Yüklə 1,57 Mb.
səhifə64/66
tarix27.12.2018
ölçüsü1,57 Mb.
#87522
1   ...   58   59   60   61   62   63   64   65   66

YILANLAR TABİATIN ÇEVRECİLERİ Mİ?

Türkiye'de, 39 yılan türünün bulunduğu, bunlardan sadece 8 türünün zehirli olduğu bildirildi. Genellikle sevilmeyen ve görüldüğünde öldürülen bu hayvanların, tabiat dengesinin sağ­lanmasında büyük yararları olduğu ve korunması gerektiği be­lirtildi.

Bilim Teknik dergisinde yer alan inceleme yazısında, Türk toplumunda, yılanların hainlik sembolü olarak bilindiği, bu yan­lışlığın günümüzde de devam ettiği belirtildi. Bu sebeple, yılan­ların zehirli zehirsiz olup olmadıklarına bakılmaksızın görüldü­ğü yerde öldürüldüğü, tabiatta dengenin bozulmasına sebep olunduğu ifade edildi.

Toplumumuzda, "Yılanın başı ezilmeli", "Koynumda yılan beslemişim" gibi deyimlerin sıkça kullanıldığı belirtilen yazıda, bu tür yanlış ifadeler sonucu, tabiatta yararlı bir hayvan türü olan yılanların yok edilmeye çalışıldığı kaydedildi.

Türkiye'de bilinçsizce yılan öldürülmesine son verilmesi gerektiği belirtilen yazıda, şu görüşlere yer verildi:

"Dünyada olduğu gibi, ülkemizde de insanlar, yılanla­rın başının ezilmesi gerektiği inancındalar. Oysa, bu, yanlış bilgi sahibi olmaktan kaynaklanıyor.

Yılanların çok az türünün zehirli olduğu kaydedilen yazıda, söyle denildi:

"Dünyadaki yılan çeşitlerinin yüzde 85'i zehirsiz, geri kalan yüzde 15'i zehirlidir. Bu oran Türkiye için de aynıdır. Özellikle gündüz hareket halinde zehirli yılan görülmesi ih­timali oldukça az. Çünkü zehirli yılanlar gece avlanarak beslenirler. Gündüz diğer yılanlar gibi rahat hareket ede­mezler. Ancak, rahatsız edildiklerinde veya üzerlerine basıl­dığında hareket edip insanı sokarak zehirleyebilirler.

Zehirli yılan korkusuyla, yararlı yılan türleri öldürülü­yor ve Türkiye'nin tabii zenginliklerinden biri daha bilinçsizce yok ediliyor.

Ülkemizde toplam 39 tür yılan bulunuyor, bunlardan ancak 8 türü zehirli. Bu zehirli yılanlar da yurdun belirli bölgelerinde yaşıyor."401



Zararlılara Karşı Sigorta

Tabiatta bitkilere zarar veren bazı hayvanların, yılanlar ta­rafından yenilerek yok edildiği vurgulanan yazıda, daha sonra şu görüşlere yer verildi:

"Büyük korku duyulan yılan, tarıma zararlı olan başta fare olmak üzere bazı zararlı hayvanları yiyerek insanlığa yarar sağlıyor. Biyolojik dengenin bozulmamasına katkıda bulunuyor.

Yılanlar, tabiatta gerçek bîr denge elemanı niteliği taşı­yor. Bu gerçeği bilerek, yılanların görüldüğü yerde öldürül­melerinin doğru ve yararlı bir davranış olmadığı herkesçe anlaşılmalı."

Yazıda ayrıca, tabiatı seven her yaştan ve her meslekten tüm vatandaşların bu konuda duyarlılık göstermesi de istendi.402

Depremin Fısıltısı.




HAYVANLAR DEPREMİ ÖNCEDEN NASIL HİSSEDER?

Abdülkadir KANDEMİR

1974 senesinin ilkbaharında Çin'in Liaoning bölgesi sakin­leri hayvanlarında garib bir durum sezdiler. Yılanlar kış uyku­suna yattıkları deliklerinden don tutmuş toprak üstüne çıkarak sürünmeye, fareler yuvalarından panikle sağa sola kaçmaya başlamışlardı. Tavuklar, atlar vs. diğer evcil hayvanlar sahiple­rini hayrete düşürürcesine asabi asabi sıçrıyorlardı.

Bu olaylar bir kaç hafta artarak devam etmiş ve Hiacheug şehrini vuran hafif yer sarsıntılarında ise zirvesine ulaşmıştı. Şehirdeki sivil savunma görevlileri nüfusu yarım milyon olan şehir sakinlerini tahliye etmeye o zaman hazır idiler.

Dolayısıyla şehri yerle bir eden depremden birkaç saat ön­ce şehir tamamen boşaltılmıştı.

Şehri kurtaran hayvanlar insanlığı hayvanatı kullanmak su­retiyle depremi önceden hissetmede yeni merhaleye sokmuştur. Bu konuda Amerika'da bir jeoloji kuruluşu Kaliforniya'da tabiî afetler hakkında haber almada hayvanları gözetleyecek gönüllü­lere finansal kaynak sağlamaktadır.

Bununla beraber Batılı bilim adamları bu olayı hafife alma­ya devam ediyorlar.

Ancak meşhur Alman fitik bilgini Helmut Tributsh'in bu korudaki şüphecileri ikna eden olayın sırrını açıklayan ve 1982'lerde ABD'de yayınlanan "When Te SnakesAvvake": Yı­lanlar Uyanınca adlı kitabı bu konuda güçlü ve mukni bir delil teşkil ediyor.

Helmut Tributsh olayın bir sır olmadığını söyleyerek, hay­vanların bu önsezisinin depremden önce yayılan iyon'lara ya da yerden yüklü atomlara tepki göstermesinden başka birşey değil­dir diyor. Helmut bu olayı keşfetmeye, bin kişinin ölümüne yüzbin kişinin evsiz kalmasına yol açan 1976 Alp depreminde başladı. Yerle bir olan bu köylerden bir tanesi Helmut'un çocuk­luğunun geçtiği köydü.

Güney Amerika'da yaptığı araştırmalardan döndüğünde depremin meydana getirdiği şiddetli yıkım onu hayrete düşür­memiştir.

Onu hayrete düşüren arkadaşlarının ve akrabalarının dep­rem hakkında anlattıkları hikayelerdi: Felaketin meydana gel­mesinden birkaç saat önce köpekler ulumaya başlamış, inekler yerlerinden kurtulmak için iplerini koparmışlardı.

Helmut Tributsh köy koy dolaşarak benzer hikayeleri top­ladı. Avrupa'nın büyük arşivlerini taradı ve mazisi bin seneye dayanan belgelerde eskiden hayvanların benzer hikayelerini buldu.

Mesela M.Ö. 4. asırda farelerin, yılanların, gelinciklerin, Eski Yunan'da yere batmasından önce Hils şehrinden kaçtıkları söyleniyor. Ortaçağda da benzer rivayetler mevcuttur.

Alman filozof Immanuel Kant büyük Lişbona depreminden önce kuşların sürüler halinde kenti terkettiğini, farelerin delikle­rinden kaçtıklarını yazmıştır. Avrupa ve Amerika'da yüzlerce hikâye olmakla beraber konu uzak maziden 20. yüzyılın sonla­rına doğru istihfaf ve tecahül meselesi olmaya devam edegelmiştir.

Lakin Çin'deki durum zengin şifahî tarihe sahip Avrupa toplumlarındaki benzerleri gibi değildir. Burada devlet kırsal kesimi Maotsi Tong kültürel devrirrınin öngördüğü veçhile ko­nuyla alakalı doğru ve güvenilir hikâyeleri derlemeye sevkediyor.

60'lı yıllarda Çin sismografik bilgileri toplamak için pro­fesyonel bilginler nezaretinde "Milli Deprem Tahmin Dairesi" kurmuştur. Bu kuruluşun bünyesinde binden fazla gönüllü va­tandaş hayvanatın depremle ilgili bilinen vakalarını arşivtemek­tedirler.

Hayvanlar vücut hareketiyle tehlikeli işaretler verip bu ha­reketler peyder pey artarsa, kuruluş deprem alarmı veriyor ve insanları tahliye etmeye başlıyor. Burada şunu da kaydedelim:

Program birçok yalan alarmlarla dolu. Lakin aynı zamanda üç büyük depremde çalışmaya başlayalı beri yüzbin insanın ha­yatını kurtardığı da bir gerçek.

Bu olayı ilmî olarak izah etmek isteyen Helmut Tributsh, ister denizde ister karada isterse havada yaşasın, bütün hayvan nevilerinin ızdırap verecek bir tek sinyalini araştırmaya başladı.

Gerçekleştirdiği uzun deneyler neticesinde bu tek sinyalin pozitif iyon'lar olduğunu keşfetti. Bunu şöyle izah ediyor:

Bir şelalenin yanında durduğunuz zaman pek çok iyon'a maruz kalırsınız. Bu durum pozitif iyonlar saçarak sizi mutlu ve sevinçli kılar.

Sıkıntılı ve zor durumlarda da pozitif iyonlar gönderilerek işlemin tersi meydana gelir. Büyük basınç altındaki kayalar da yer sarsıntısı öncesi şiddetli tazyik esnasında pozitif iyonlar sa­çarlar.

Rahatsız eden bu iyonlar salınır salınmaz yılanlar deliğin­den çıkıyor, köpekler deli deli sıçrıyor ve uluyor, kuşlar semada öbek öbek dolaşıyor, zira iyonlar semaya da sirayet ediyor.

Tavuklar sığnaklarına girmeyi reddediyor, çünkü iyonlar kapalı mekanlarda birikiyor, balıklar bile asabi oluyorlar, zira pozitif yüklü atomlar su altında rahatsız edici bir elektrik akımı oluşturuyor. Bunlar Tribusth'nin söyledikleri.

Öyleyse insanlar bunlardan niçin etkilenmiyor? Tributsh, sebebin gelişmedeki pratikliğin bir neticesi olduğuna inanıyor.

Diyor ki; fizyokimyanın işaretleriyle hissetmek ve gözetle­mekle ilgili belirli bir enerjiyi kaybettik. İnsanlarımızdan cüz'i bir kısmı depremi vukuunun eşiğinde hissediyorlar.

Helmut Tribusth'nin nazariyesi başlangıçta küçümsenerek kabul edildi. Çünkü öldürücü depremler nadiren meydana geli­yor ve nazariyesini deney konusu yapmak neredeyse mümkün gözükmüyordu. Lakin jeologlar Arizona Üniversitesi'nin laboratuvarlarında, Alman bilginin söylediklerinin tıpkısını gerçek­leştirdiler: Taş basınç altında gerçekten pozitif iyon saçıyordu. Bu ve Çin'deki fıtrî rasathane hayvanatın yer sarsıntısını önce­den hissetmesinin bazen tamamen doğru çıktığını gösteriyor.

Helmut Tributsh'ın fikri bir başka tuhaf olayın anlaşılması­na yardım etti. Depremi takip eden acaip kızıllık ve deprem ön­cesi sisin varlığı pozitif iyonların varlığını izah ediyor.

İyon salgılanmasından kaynaklanan elektrikten dolayı ha­vada parlaklılık meydana geliyor, sis ise iyon havada daima mevcut bulunan milyonlarca hava cisimcikleriyle ilişkiye geçti­ğinde ortaya çıkıyor.

Neticede bir grub Amerikalı bilgin H. Tributsh'ın nazariye­sini kabul etti. Lakin çoğu hâlâ hayvanatın tahminini şüpheyle bakarak daha çok sismografik raporlara itimat ediyorlar.403




1 Prof. Dr. Âdem Tatlı, Mehmet Dikmen, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 9-10.

2 Prof. Dr. Alâaddin BAŞAR, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 11-12.

3 Prof. Dr. Alâaddin BAŞAR, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 12-14.

4 Prof. Dr. Alâaddin BAŞAR, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 14.

5 Prof. Dr. Alâaddin Başar, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 14-15.

6Ömer Sevinçgül, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 16-19.

7 Doç. Dr. Mehmed Yıldız, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 20-23.

8 Prof. Dr. E. Edip Keha, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 24-27.

9 Prof. Dr. Âdem Tatlı, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 28.

10 Prof. Dr. Âdem Tatlı, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 28-29.

11 Prof. Dr. Âdem Tatlı, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 29-30.

12 Daha fazla bilgi için: Fosiller ve Evrim. Tercüme; Â. Tatlı, Cihan Yayın­ları 1984.

13 Prof. Dr. Âdem Tatlı, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 30-34.

14 Prof. Dr. Âdem Tatlı, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 34.

15 Prof. Dr. Âdem Tatlı, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 34-35.

16 Prof. Dr. Âdem Tatlı, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 35-36.

17 Prof. Dr. Âdem Tatlı, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 36-37.

18 Prof. Dr. Âdem Tatlı, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 37.

19 Daha fazla bilgi için şu kitaba bakılabilir; Şişli, N. ve ark. Genel Biyoloji, Millî Eğitim Bakanlığı yayını, 1979, Ankara.

20 Prof. Dr. Âdem Tatlı, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 37-38.

21 Prof. Dr. Âdem Tatlı, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 38.

22 Prof. Dr. Âdem Tatlı, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 39-41.

23 Prof. Dr. Âdem Tatlı, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 42.

24 Mü'minûn: 23/ 12-14.

25 Mehmet Sofuoğlu, Sahih-i Müslim ve Tercemesi, VIII, 114.

26 "Alaka" kelimesinin mânâlarından birisi "kan pıhtısı" diğeri de "yapışan" veya "asılıp tutunan şey"dir. "Yapışan şey" ceninin bu safhasına daha uy­gun düşmektedir.

27 Mü'minûn: 23/ 14

28 Prof. Dr. Âdem Tatlı, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 43-44.

29 Fâtır: 35/ 11.

30 Secde: 32/ 7.

31 Mü'minûn: 23/ 12.

32 Hicr: 15/ 33.

33 Araf: 7/ 11.


34 Nuh: 71/ 14.

35 Mü'minûn: 23/ 14.

36 Sâ'd: 38/ 72.

37 Hacc: 22/ 5.


38 Prof. Dr. Âdem Tatlı, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 45-46.

39 Hacc: 22/ 5.

40 Tîn: 95/ 4.

41 Prof. Dr. Âdem Tatlı, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 47.

42Dr. İsmail Arıcıoğlu, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 48-50.

43 Hucurat: 49/ 13.

44 Prof. Dr. Âdem Tatlı, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 51-52.

45 Prof. Dr. Âdem Tatlı, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 53-54.

46 Prof. Dr. İbrahim Canan, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 55.

47 Bu taksimin yanlış anlaşılmaması için şunu belirtmek isteriz: İslâmî gö­rüş doğrudan nassa, âyet ve hadîste gelen açıklamaya dayanır, bunu öbür­leri ile karıştırmamak gerekir. Evrimci görüş, daha çok, modern çağda mevcut ibtidâî kavimlerde rastlanan bazı müessese ve an'anenîn ifratkâr bir kıyasla ilk insanlara teşmiline ve bu prensipten geliştirilen spekülas­yona dayanır. İlmî görüş ise, dünyanın her tarafında yaşayan farklı cemi­yetlerin sunduğu benzer kültürel unsurların, yani objektif verilerin yoru­muna dayanır. Bu sonuncu spekülatif sayılamaz.

48 Tatlı, Â.; Fosiller ve Evrim. Tercüme: Cihan Yayınları, 1984.

49 Tevbe: 9/ 69.

Fâtır: 35/ 44.



Muhammed: 47/ 13.

50 Mü'min: 40/ 21, 82.

51 Ka­sas: 28/ 76-78.

52 Rum: 30/ 9-10.


53 Daha fazla bilgi için bak: Canan, İ.; Peygamberimizin Hadîslerinde Me­deniyet, Kültür ve Teknik, Cihan Yayınları, İstanbul 1984. Prof. Dr. İbrahim Canan, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998:55-62.

54 Prof. Dr. Âdem Tatlı, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 63-65.

55 Prof. Dr. Âdem Tatlı, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 65.

56 Prof. Dr. Âdem Tatlı, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 66.

57 Prof. Dr. Âdem Tatlı, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 66-67.

58 Hakkı, İ.; Marifetnâme, s. 29

59 a.e.g.,s.3O.

60 a.g.e., s. 18.

61 a.g.e., s. 164.

62 İslâm-Türk Ansiklopedisi Mecmuası, No. 87, s. 2, 1947. 70

63 Yazır H.: Hak Dini - Kur'ân Dili, Cilt 1, s. 329-330.

64 Prof. Dr. Âdem Tatlı, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 67-72.

65 Doç. Dr. Salih Ünlü, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 73.

66 Doç. Dr. Salih Ünlü, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 73.

67 Doç. Dr. Salih Ünlü, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 73-74.

68 Doç. Dr. Salih Ünlü, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 75.

69 Doç. Dr. Salih Ünlü, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 75.

70 Doç. Dr. Salih Ünlü, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 76.

71 Doç. Dr. Mehmet Gündüz, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 77.

72 Doç. Dr. Mehmet Gündüz, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 77-78.

73 Doç. Dr. Mehmet Gündüz, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 78-79.

74 Doç. Dr. Mehmet Gündüz, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 79.

75 Doç. Dr. Mehmet Gündüz, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 79-80.

76 Talâk: 65/ 12.

77 Doç. Dr. Ali Bilgin, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 81-83.

78 Doç. Dr. Ali Bilgin, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 83.

79 Doç. Dr. Ali Bilgin, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 83-84.

80 Doç. Dr. Ali Bilgin, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 84.

81 Doç. Dr. Ali Bilgin, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 84-85.

82 Mülk: 67/ 3.


83 Doç. Dr. Ali Bilgin, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 85-86.

84 Doç. Dr. Ali Bilgin, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 86-89.

85 Doç. Dr. Mehmet Gündüz, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 90.

86 Doç. Dr. Mehmet Gündüz, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 90-91.

87 Lokman: 31/ 34.

88 Doç. Dr. Mehmet Gündüz, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 91.

89 Doç. Dr. Mehmet Gündüz, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 92.

90 Ömer Sevinçgül, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 93-95.

91 Prof. Dr. E. Edip Keha, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 96-97.

92 Prof. Dr. E. Edip Keha, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 97-99.

93 Prof. Dr. E. Edip Keha, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 99-102.

94 Doç. Dr. Zekeriya Altuner, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 103.

95 Doç. Dr. Zekeriya Altuner, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 103-105.

96 Doç. Dr. Zekeriya Altuner, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 105-106.

97 Doç. Dr. Zekeriya Altuner, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 106-107.

98 Doç. Dr. Zekeriya Altuner, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 107-109.

99 Doç. Dr. Zekeriya Altuner, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 109-110.

100 Doç. Dr. Zekeriya Altuner, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 110-112.

101 Doç. Dr. Zekeriya Altuner, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 112.

102 Hûd sûresi: 11/ âyet: 6.

103 Ankebût sûresi: 29/ âyet: 60.

104 Tekman, Ş. ve Ömer, N., Genel Biyokimya, Fatih Yayınevi Matbaası, İs­tanbul, 1981.

105 Canan, İ.; Hz. Peygamber'in Sünnetinde Terbiye, Üçüncü Baskı, 1984.

106 Zaim, S.; Siyâsî, İktisadî ve Sosyal Yönleriyle Türkiye'de Nüfus Mes'ele-si, 1973.

107 Ergüllü, E.; Geleceğin Büyük Sorunu Açlık, Milliyet gazetesi, 21.12.1982. Doç. Dr. İrfan Küfrevioğlu, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 113-117.

108 Ankebût sûresi: 29/ âyet; 62.

109 Şûra sûresi: 42/ âyet: 27.

110 Doç. Dr. İrfan Küfrevioğlu, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 117.

111 En'âm: 6/ 59.

112 Prof. Dr. İbrahim Canan, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 118-119.

113 Tâ-Hâ: 20/ 71.

114 Prof. Dr. İbrahim Canan, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 119-124.

115 Yasin: 36/ 36.

116 Zâriyât: 51/ 49.

117 Nûr: 24/ 35.


118 Enfâl: 8/ 17.


119 İsrâ: 17/ 1.

Necm: 53/ 7-18.



120 Bakara: 2/ 60.

121 Enbiyâ: 21/ 69.

122 Prof. Dr. İbrahim Canan, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 124-127.

123 Kamer: 54/ 13.

124 Yeri gelmişken belirtelim ki, geçmiş devirleri anlatan kitaplarda rastlanan bilgiler, rakamlar hiçbir zaman kesinlik ifâde etmezler. Bunİar, çoğunluk itibariyle, araştırıcıların tahmin ve yorumlarına dayanır. Mevzumuza renk katacak bu çeşit yorumlardan birine göre, çakmak taşından mamul bir kı­sım bıçaklar, zaman bakımından metalden mamul olanlardan sonralara aittir. Keza Bronz Devri'nin Elam, Kaide ve Mısır'da M.Ö. 5000 veya 6000 yıllarında ortaya çıktığı kabul edilmektedir.

125 Hud: 11/ 40.

126 Mü'minûn: 23/ 27.

127 Hûd: 11/ 42.

128 Hz. Nuh'un gemisinin üç katlı olduğuna dair teferruat Tevrat'ta gelmiştir.

129 Hud: 11/ 38.

130 Nemi: 15

131 Neml: 27/ 38-40.

132 Neml: 27/ 44.

133 Prof. Dr. İbrahim Canan, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 128-134.

134 Prof. Dr. M. Münip Yeğin, Merak Ettiklerimiz, Cihan Yayınları, İstanbul 1998: 135-136.

Yüklə 1,57 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   58   59   60   61   62   63   64   65   66




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin