Methods and evaluations of presentation education forms



Yüklə 38.46 Kb.
tarix18.01.2018
ölçüsü38.46 Kb.

TÜRK EĞİTİM-SEN KADİRLİ İLÇE BAŞKANLIĞI

DEĞERLER EĞİTİMİNİN SUNUM ŞEKİLLERİ ÜZERİNE YÖNTEMLER VE DEĞERLENDİRMELER
METHODS AND EVALUATIONS OF PRESENTATION EDUCATION FORMS
Halim Hallaç

* Eğitimci -Yazar

ÖZ

Değerler eğitimi; yaşadığımız yüzyıl için, her geçen gün daha da önem arz etmektedir. Teknolojinin insan hayatına girmesi ile bireyselleşen dünya içinde değerlerin varlığını koruma ve yaşatma kaygısı her toplumun önceliği olduğu görülmektedir. Aileden başlayan eğitimin, teknolojinin her şeyin önünde yer alması ile devletlerin eğitim kurumları bunun artık böyle olmadığını çok iyi görmüşlerdir. Bu sebeple de, her devlet kendi toplumunun varlık sebebi olan değerlerini, kendi çocuklarına nasıl verebileceğini ve bunun kalıcı yollarını bulmanın çabası içine girmiştir. Değerler eğitiminin sunum şekilleri üzerine bir çok çalışma yapılmış, farklı metotlar ortaya konulmuştur. Özellikle değerlerin tüketim toplumu haline gelen insanlığın yeniden üreten ve bunun kıymetini bilen bireyler haline gelmesi çok önemlidir. Kültürel tüketimin önlenebilmesi için var olan kültürel dokunun korunması ve üstüne yeni katkılar yaparak yaşatılması ile mümkündür. Bugün bu ülkede en terörden, ekonominin içinde bulunduğu çıkmazdan daha önemli olan değer yargılarının değiştirilmesi ve yozlaştırılması gelmektedir. İnsanlığın sahip olduğu değerleri fark ettirmek, her ne şarta olursa olsun yaşatmak her bireyin birinci görevidir.

Anahtar Kelimeler: Değerler Eğitimi, Sunum Şekilleri, Yöntemler,Değerlendirmeler.

ABSTRACT

Values ​​education; For the century we live, it is even more important every day. It is seen that the concern of preserving and maintaining the existence of values ​​in the world that is becoming individualized with the penetration of technology into human life seems to be the priority of every society. Educational institutions in the States have seen very well that this is no longer the case, as family-based education takes precedence over technology. For this reason, every state has been struggling to find its permanent values ​​and how to give its own values ​​to its own children. A lot of studies have been done on the presentation style of values ​​education and different methods have been put forward. Especially, it is very important for the values ​​that become the consumption society to become the individuals who reproduce and know the value of mankind. It is possible to preserve the cultural touch that exists to prevent cultural consumption and to make new contributions to it. Today in this country comes the most terrible change and degeneration of value judgments more important than the impasse that the economy is in. It is the first duty of every individual to realize the values ​​that mankind possesses, and to live whatever it is.



Keywords: Values ​​Education, Presentation Shapes, Methods, Evaluations.


  1. GİRİŞ

Nurettin Topçu, eğitimi, zihniyeti ve kimliği inşa eden, kişide düşünme ve algılama biçimi oluşturan, karakteri şekillendiren, milli ve manevi değerleri kazandıran bir insan olma sanatı olarak görür. Erdemli toplumu, kȃmil insanı oluşturabilmek için ilk önce eğitimden başlamak gerekir. Bu eğitim sistemini de “milli mektep” olarak adlandırır. Toplumu oluşturan, millet ruhunu meydana getiren, şahsiyeti kuran, bu eğitim biçimidir. Bu nedenle öncelikli olarak düşünce, değer ve ideal planından başlanması gerektiğini düşünür. Topçu, “Mektep bu hayata anlamını vermelidir.” der ve bu hususu “Türkiye’nin maarif davası” olarak adlandırır. [1]

Bugün büyük Batı kültürünün ağırlık merkezi, hikmet ve felsefe, sanat ve edebiyat değildir; fizik ve kimya ilimlerini kendisine hizmetkȃr yapan büyük tekniktir. Batı dünyası, kendi temellerini teşkil eden eski Yunan hikmetinin büyük üstadı Sokrat’ın felsefeyi fizikten ahlaka yükseltmesine karşılık, asrımızın insanını ahlaktan fiziğe çevirmiş bulunuyor. İki dünya harbinden bu yana Batı maarifi, kuruluşundaki ruh ve ahlaktan bütün bütün sıyrılarak sanayinin emrine girdi. Bu hal Batı medeniyetinin yıkılışıdır”[2] Teknik başarılar, ancak bir medeniyet fikri, bir eğitim anlayışı üzerinde değer kazanır. Eğitimi kendi başına fen ve teknoloji ile sınırlamak, bir felsefeden, bir maneviyattan, bir şahsiyetten yoksunsa, felakete de dönüşebilir. Topçu bu nedenle kişilik terbiyesini, manevi eğitimi, eğitimin temeline koyar. Bizi hakka götüren bir yol, aydınlığa çıkaran bir kapı lazım. Bu kapı mektebin kapısıdır. Bugün mektep insanın ruhunu yüceltmek için değil, makineye esir olarak midesinin saltanatını yaşatmak için açılmış kapıdır[3]

Nurettin Topçu hocanın ifadelerini anlamlandırdığımızda şu temel sorunun ortaya çıktığını görürüz. Bu en temel sorun millilik sorunudur.Eğitim veren kurumlarımız teknolojik gelişmelerin sonucu bir boğulma ile karşı karşıyadır. Milli ve manevi değerlerimizde ki hızlı tükeniş bugünkü sonucu ortaya çıkarmıştır. Yapılacak tek şey bu hızlı tükenişi kökten çözecek temel çözümleri ortaya koyma zorunluluğumuzdur. Geleceğimizi inşa ederken bizi biz yapan ve milleti ayakta tutan tüm unsurları yaşama ve yaşatma adına ortaya koyduklarımızın geleceğimizi şekillendireceği unutulmamalıdır.


  1. SUNUM ŞEKİLLERİ ÜZERİNE YÖNTEMLER

Birey açısından değerler eğitiminin gerekliliği eğitimde bireyin bir bütün olarak ele alınması ihtiyacının doğal sonucudur. Birey bir makine veya robot değildir. Onun zekâsı ve bedensel yetenekleri kadar değer veren, nefret eden, kıskanan, tutku ile bağlanan vb. bir yönü daha vardır ki bireyin bu yönünü de eğitmedikçe dengeli bir kişilikten söz etmek zordur. Oysa nicel epistemolojik anlayışa sahip modern eğitimde sosyal ve insani meselelerin nitel yönleri yer bulamamıştır. Dolayısıyla insanı tanımlarken bilişsel ve mekanik yönler ön plana çıkarken vicdan, merhamet ve sağduyu gibi nitel boyutlar göz ardı edilmiştir. “İnsanı” sadece nicel boyutuyla tanıyan nesillerimiz; karşısındaki insanları da mekanik, duygu boyutu olmayan varlıklar olarak algıladığı için onlara kolayca zarar verebilir duruma gelmiştir(4).

Değer aktarımı konusunda günümüz dünya hayatı göz önünde bulundurulduğunda anne babanın var olan eğitimleri ve yaşama dair biriktirdikleri , eğitim geçmişleri de dikkate alındığında , çocuklarına toplumun desteklediği değerlerin daha önce çocuklara yaşantı ile aktarabilinmesi söz konusu iken, artık sadece yaşantının değerleri aktarmada yeterli olmadığı görülmektedir. Bilinçli bir şekilde değer aktarımının profesyonel desteğe ihtiyacı olduğu ortaya çıkmıştır. Bundan yirmi yıl önce çocuğun üzerinde tek etken aile iken artık günümüzde bu durum değişmiştir. Çocuklarımız günlük yaşantı içinde tüm dünyada ki değişiklikleri bizden daha önce fark edip , daha çabuk etkilenmektedir. Özellikle internetin insan hayatındaki yerini almasından sonra kültürel çevre dünya ile eşitlenmiştir. Bu eşitlenme kültürel sınırların aşılması sonucunu çıkarmıştır. Aşılan bu kültürel sınırlar, beraberinde ahlaki çöküntünün daha da hızlanmasına yol açmıştır. Kültürel hudutlarımızı yeni kültürel güvenlik duvarları ile güçlendirme mecburiyetinde olduğumuzu göstermiştir.

Bu da beraberinde yeni soruları önümüze koymuştur.


  1. Kaybolan veya kaybolmaya yüz tutan değerlerimizi nasıl yaşatırız ?

  2. Değerlerimize göre insan şekillendirmesini nasıl yapacağız ?

  3. Değerlerimizin bireylere kültürel doku naklini nasıl gerçekleştireceğiz ?

  4. Değerlerimizin ışığında nesilleri nasıl inşa edeceğiz ?

Bu soruların cevaplarını bu makalede bulma çalışacağız .

Özellikle bizim için bir kültürel değer olan Hacivat ve Karagöz gölge oyunu ; değerler eğitimin sunum şekilleri üzerinde en verimli bir şekilde değerlerimizi bireylere aktarımında baş vuracağımız etkili ve kalıcı yollardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Oyunla öğretim metodu uygulanan eğitim metotları içinde görsellik olarak yalın ve sade Türkçe dil kurallarını yaşatma açısından bu güne kadar bireylere kattıkları açısından , değerler eğitiminde verilmek istenen değerin sunuşu için uygun bir ortamı sağlaması bakımından zengin bir katkı yapacağı unutulmamalıdır.

Ortak sevinçlerimi, ortak üzüntülerimizi bireylere aktarmanın en kolay yolu; var olan bu ortamı çocuklarımıza yaşatmaktır. Örnek olarak; Milli bayramlarımızı   kutlama programına katılım sağlanmalıdır. Bu yetmiyorsa günümüz şartlarında daha geçerli ve kabul edilebilir programlar yapılmalıdır. Çocuklarımız  asker uğurlamasını anlatmak yerine ,asker uğurlamalarını görsel hale getirerek gerçek ortamı çocuklarımızın yaşamaları sağlanmalıdır.Kına gecelerinin sadece birkaç saatten ibaret olmadığı, ele yakılan kınanın , koyuna kuzuya yakılan kınanın ne anlama geldiği ortaya konulmalıdır. Değerlerimizin her şeyden önce yeniden anlamlandırılmaya ihtiyacı vardır.

2.1. Değerler eğitiminin sunum şekillerinde taklit

Aristoteles’in Poetika isimli eserinde özellikle taklitten bahseder.İnsanı ,yaşayan diğer canlılardan ayıran en önemli özelliği taklit yeteneğinin var olmasıdır. Bu taklit yeteneğinin eğitim ortamı içinde özellikle adına dramatizasyon dediğimiz haliyle değerler eğitiminin sunum şekilleri için de ayrı bir yeri olmalıdır. Davranış kazandırma , verilmek istenilen davranışın kazanılmasında, kültürel davranış kodlarının naklinde, taklitten faydanılması çok önemli bir sorunu da ortadan kaldıracaktır.Verilmek istenilen değerle alakalı olarak yeni skeçler, yeni parodiler ortaya konulmalıdır.

Yaparak yaşayarak öğretmenin can alıcı etkisi göz önünde bulundurulduğunda dramatizasyonla değerlerin öğrencinin bünyesinde kalıcı etki yapacağı unutulmamalıdır.

2.2 Değerler Eğitiminin Sunum Şekillerinde Anlamlandırma

Bireyde kazandırılmak istenilen değerlerin öncelikli olarak anlamlandırılması gerekmektedir. Kazandırılmak istenilen değerlerle ilgili olarak kısa hikayeler oluşturılmalıdır.

Bu kısa hikayeler interaktif ortama aktarılarak görsellik kazandırlmalıdır.

Çizgi film, çizgi sinema çalışmaların merkezinde kazandırılmak istenen değerler olmalıdır. Okullarda duvar gazeteleri , şehirlerde bilbordlar değerler eğitimi için kullanılmalıdır.

Değerler eğitimi ile ilgili sosyal sorumluluk projeleri hazırlanmalıdır.

Değerler eğitimi ile ilgili özendirici yarışmalar yapılmalıdır. Resim , şiir, kompozisyon vb.



2.3 Değerler Eğitiminin Sunum Şekillendirmede Örnek Olay İncelemesi

Örnek olay incelemesi yöntemi, bir olayın ya da sonunun yazılı veya sözlü anlatıldıktan ya da bir film gösterildikten sonra konu hakkında öğrencilerin tartışarak çözüm ve önerilerini ortaya koymaları temeline dayanan bir öğretme yolu olarak bilinir.

ÖRNEK OLAY

Öğretmen aşağıdaki soruları öğrencilere sorar ?

Bayrak nedir ?

Vatan nedir ?

İnsanlar neden askere gider ?

Sorulan soruların cevapları dinlenir ? Cevaplar alındıktan sonra aşağıdaki olayın canlandırılması istenir. Örnek olay canlandırıldıktan sonra aşağıdaki sorular sorulur:

Bir ihtiyar Ayşe Teyze ve 18 yaşındaki oğlu Mehmet vardır. Mehmet heyecanla kapıdan içeri girer. Anne, Anneciğim askerlik şubesinden kağıdımı aldım. Yarın sabah askere Hakkari’ye gideceğim ‘’ der. Ayşe Teyzenin gözleri dolmuştur. Hem sevinmiş hem de üzülmüştür. Sevinmiştir oğlu artık adam olacak , toplumda bir yeri olacaktır.Vatani görevini tamamlayacaktır. Üzülmüştür, ciğerparesi Mehmet’ten vatani görevi de olsa ayrılmak zor gelmiştir. ‘’ Öyleyse oğul bu gece senin kınanı yakacağız, Haydi bismillah’’ der. Yerinden kalkar ve odadan çıkar.

Odada mahallenin erkekleri , kadınları, Mehmet vardır. Odaya Ayşe Teyze girer. Elinde bir tabakta kına diğer elinde kırmızı bir al yazma vardır. Mehmet şaşkındır. Ne olduğunu anlamaya çalışmaktadır. Ayşe Teyzenin gözlerinden yaşlar gelmektedir. Mehmet’e doğru yaklaşır. Kına dolu tabağı Mehmet’in ayaklarının önüne koyar. Avucunu açarak Mehmet’in tabaktan aldığı bir miktar kınayı ortasına bırakır. Avunucu kapatır Mehmet’in. Al yazma ile Mehmet’in elini sarar ve bağlar.

Ana !S en şimdi ne yaptın hiç erkek eline kına yakılır mı ? der.

Ayşe teyze ‘’Oğul biz koyuna kına yakarız Allah’a kurban olsun diye, biz gelinlik kıza kına yakarız kocasına eş, ,sırdaş ve yoldaş olsun diye, biz askere giden erkeğe kına yakarız , vatana kurban olsun diye’’der. Sen de askere gidiyorsun, bu vatan için senden önce binlerce askerimizin zamanı geldiğinde , milletimizin hür yaşaması, al yıldızlı bayrağımızın göklerde bizi temsil edebilmesi, her daim dalgalanması için canını seve seve , hiç düşünmeden verdiği gibi sende vermelisin oğul. Eğer bir an bundan tereddüt edersen sana sütümü helal etmem’’ der.

Mehmet neden heyecanlıdır ?

Ayşe teyze neden hem sevinçli hem de üzüntülüdür ?

Kına kimlere yakılır ?

Mehmet, Hakkari’ye gitmiş bir karakolda askerlik görevini yapmaktadır. Hakkari ,Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin vatan toprağıdır. Komutanları Mehmet’i çok sevmektedir. Verilen görevleri Mehmet harfi harfine yerine getirmektedir. Gece nöbetinde olan Mehmet sınırda bir hareketliliğin olduğunu fark eder. Koşarak komutanlarına durumu haber verir. Sınırdan PKK’lı teröristlerin geçmekte olduklarını görürler. Komutanın ateş emrinden sonra Pkk’lı teröristlerle çatışma başlar. Ortalık cehenneme döner. Ağır silahlarla karakola saldıran teröristler Mehmet ve bir arkadaşını şehit eder. Mehmet canı pahasına karakolunun ele geçmemesi için arkadaşı ile birlikte en öne atılıp savaştığı bir sırada şehit olmuştur.Teröristler bu kahramanca mücadeleyi görerek karakol saldırısından vazgeçip geldikleri yere geri kaçmışlardır.

Mehmet ve arkadaşı neden şehit olmuştur ?

Siz , Mehmet’in yerinde olsa ne yapardınız ?

Her Türk askere gitmeli midir ?

Şehit kime denir ?



2.4. Değerler Eğitiminin Sunum Şekillerinde Geleneksel Çocuk Oyunları

Geleneksel Çocuk Oyunlarımız, 2003 yılında UNESCO tarafından kabul edilen “Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi”nde korunması gereğine işaret edilen ve somut olmayan kültürel miras tanımı içinde yer alan halk kültürü ürünleridir. Çağdaş kent yaşantısı, ne yazık ki bu oyunlarımızın neredeyse unutulmasına neden olmaktadır. Oysaki bu oyun ve oyuncaklar “geleneksel kent” yaşantımızın vazgeçilmez birer parçasıdırlar. Diğer bir açıdan bakıldığında gelişen teknoloji ve medya olanaklarının aleyhimize işlediği gözlenmektedir. Çocuklarımız gittikçe sanal bir dünyada çevrelerinden dolayısıyla gelenek-göreneklerimizden habersiz büyürlerken, kültürümüzü korumak bir yana sürekli bir “kültür ithali” çabasındayız. Oysa söz konusu miras bizlere “kültür turizmi” açısından da çeşitli olanaklar sunmaktadır. Değerler eğitiminde var olan geleneksel çocuk oyunlarımızdan yararlanarak davranış kazandırmamız mümkündür. Çocuklarla iletişim kurabilmenin en kolay yolu onlarla oyun oynamaktır. Eğitimde gözden kaçırdığımız en büyük gerçek budur. Oyun çocuk için en büyük ihtiyaçtır. Oyunla çocuk, gelişir, büyür, kendini ifade eder. Öz güven duygusu gelişir.Oyunla çocuk kendini fark eder, yapabileceklerinin farkına varır. Kendini anlamlı kılar. Oyun çocuğun var olduğunun ifadesidir.

Geleneksel çocuk oyunları değerler eğitime nasıl uyarlanır ?

OYUNUN OYNANDIĞI İL: KARS / Aralık-Iğdır OYUNUN ADI: LAL (DİLSİZ OYUNU) KİM ANLATTI: Sabiha Kaya, üniversite öğrencisi, yaşı 22 H. A. Başal / Eğitim Fakültesi Dergisi XX (2), 2007, 243-266 260 ONA KİM ANLATTI: Meliha Kaya, annesi, 66 yaşında ve okur yazar değil OYUNUN OYNANMASI: 10 çocukla oynanan bir oyundur. Çocuklardan biri ebe olur ve ortaya geçer. Diğerleri onun etrafında halka olup yere çökerler. Ebe konuşmadan ıslık çalarak, farklı sesler çıkararak, komik hareketler yaparak, etrafındakileri güldürmeye çalışır. İlk gülen çocuk ebe olur. O da konuşmadan etrafındakileri güldürmeye çalışır. Hiç gülmeden oyunu sonuna kadar götüren çocuk, oyunun galibi olur.

(Geçmiş Yıllarda Türkiye’de Çocuklar Tarafından Oynanan Çocuk Oyunları Handan Asûde Başal- H. A. Başal / Eğitim Fakültesi Dergisi XX (2), 2007, 243-266)

Bu oyunla konuşma engelli bireylerin farkına varılması, doğuştan ve sonradan olan bireysel farkındalığı olan bireylerin farkına vardırılması sağlanabilir. Bireysel farkındalığa saygı duymanın en büyük erdem olduğunun hissettirilmesi sağlanabilir.



  1. Değerlendirme

Gelinen nokta itibarıyla ; dünyayı ve yeni eğilimleri bizim çocuklarımızdan daha çok takip etme zorunluluğumuzdur. Ortaya çıkan yeni eğilimlerle ilgili olarak geliştireceğimiz ve ortaya koyacağımız refleksler geleceğimizin güvenli bir şekilde korunması ve kültürel genetiğimizin bozulmaması demektir. Kültürel genetiğimizin sağlıklı bir şekilde nesilden nesiler aktarımı için yeni eğilimlere karşı hassasiyetimizi korumak zorundayız. Toplumsal olarak varlığımızı sürdürebilmenin tek yolu budur. Çocuklarımızın farkına varmak ve onların bir yetişkin olmadığını görmek zorundayız. Onlar elbette hata yapacak. Elbette ki yanlışları olacak. Yaptıkları veya yapacaklarına hayır diyerek olayı görmezden gelerek yaptığımız sadece olayları görmezden gelmiş ve gerçek sorunları öteleyerek onların öğrenmesini de engelleyerek en büyük kötülüğü yapmış olacağımızı unutmamak gerekir. Sevgiyi sabırla öğretmeye devam etmeliyiz. Sevgisiz toplumların, değerlerinin tamamını yitirerek sonsuz mutsuzluğa sahip olduklarını artık anlamak zorundayız. Değeri olmayan toplumların dünyayı kan ve göz yaşına mahkum ettiğini , her geçen gün katlanarak büyüyen acı faturalara birlikte şahit oluyoruz. Bu fatura insanlığın ödemek zorunda olduğu ve kazananın olmadığı faturalardır. Çocuklarımıza sahip çıkmanın ve değerleri olan nesiller yetiştirmenin yegane yolu onları anlamaktır. Çocuklarımızı anladığımız an dünyayı anlamış, insanlığın önüne de yeni bir yol açmış olacağız.

KAYNAKÇA

1.MEYDAN Hasan ; Bülent Ecevit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt 1, Sayı 1, 2014,

2.KENAN Seyfi, Modern eğitimin oluşum sürecinde değerler eğitimi nasıl zayıfladı? 2007, Dem Yayınları.

3. TOPÇU Nurettin, Maarif Davamız , 2016,Dergah yayınları



Ymanın



Dostları ilə paylaş:


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə