Mit dünden bugüne gizli dünyanin bilinmeyenleri tuncay özkan



Yüklə 3,49 Mb.
səhifə45/53
tarix22.12.2017
ölçüsü3,49 Mb.
#35622
növüYazı
1   ...   41   42   43   44   45   46   47   48   ...   53


uğramaksızın ünvan yükselmesi yaptığı kabul edilse dahi, 30-31 hizmet yılı

sonu 56 yaşında üst yönetim kademesi olan başkanlığa yükselebilmektedir.

Bu süre içerisinde halen şube müdürü, daire başkan yardımcılığı

ünvanlarını aşamamış bir personelin, hangi kadro ünvanında görev yaparsa

yapsın, normal yaş haddi olan 65 yaşına kadar randımanlı bir mesaide

bulunması mümkün olmamaktadır. Kaldıki, teşkilat personelinin tamamı fikri

çalışma yapan kişiler olmayıp önemli bölümünün de fiziki güçlerinden

istifade edilmektedir. bilhassa bu kişiler belli yaştan sonra teşkilat

çalışmalarında arzu edilen katkıyı sağlayamamaktadırlar. Bu nedenlerle

maddede belirtilen yaş hadleri getirilmiştir.

Memuriyet süresini 65 yaş süresini hedefleyerek göreve başlamış bulunan

kapsama dahil personel bakımından ilk defa uygulanacak bu nitelikteki bir

mevzuat değişikliğine yumuşak geçişi sağlamak için getirilen geçici madde

hükmüyle de kanunun uygulaması yayımı tarihinden 6 ay sonraya

bırakılmıştır. Ancak yayımını izleyen iki ay içerisinde birinci madde ile

belirlenen yaş hadlerini dolduranlar ile 5434 sayılı kanunun 39.

maddesinin b fıkrası kapsamına girenlerden emektliye ayrılmak için

başvurarak emeklilikleri onaylananlara yüzde 30 daha fazla emekli

ikramiyesi ve ayrıca 65 yaşına göre erken emeklilikleri dikkate alınarak

her erken yıl için toplam 12 maaşı geçmemek üzere bir maaş daha emekli

ikramiyesi ödenmesi öngörülmüştür."

ADAM YEME MAKİNASI

İşte burada MİT açısından bir büyük tehlike daha vardır. MİT emeklisini

unutan ve ondan yararlanmasını bir türlü beceremeyen, emeklisine hakkını

veremeyen bir uçurum olarak karışımıza çıkmaktadır. Dünyanın hiç bir

istihbarat teşkilatında görülmeyen savurganlık MİT'de yaşanır. Eğitimini

tamamlamış, olgunlaşmış ve tam anlamıyla istihbaratçı olmuş denilebilecek

yaştaki ve hizmet süresindeki elemanlar emekli edilirler. Sonra da

unutulurlar. Herkes onlardan kaçar. MİT, elemanlarını en hoyratça harcayan

istihbarat kurumudur. Emekli olanlar bir daha eski birimlerine giremezler.

Yolda arkadaşlarıyla karşılaşsalar çoğu zaman görmezden gelinirler.

Emeklilerinin deyimiyle MİT onları " Sıkılmış bir limon gibi görüp"

gereğini yapar.

MİT bu yasa maddesinin kulisini iyi yapar ama Başbakan Tansu Çiller

çıkartamadığı bir yasa maddesini de yasaya ekleyince iş karışır. TBMM de

oluşan öfkeyle yasa meclisten geçmez. Ama Kararname olarak yürürlüğe

konur. Bunun sonucunda da 550 kişi emekliye ayrılır. Ancak bunlardan 100

kadarı daha sonra geri çağırılarak görevler verilir. Bu da bir planlama

eksikliğidir ve MİT içinde tartışmalara yolaçar. Geri çağrılanlar

karşısında emekli olanlar aşağılanmış duygusuna kapılırlar. Çünkü gizli

serviste çalışmanın pisikolojik yönü pek çok şeyin üzerindedir. Onlar

çoğu kez alacakları bir hizmet belgesi karşılığında milyarları hatta

canlarını bile verirler. Bu onların şerefli bir çalışan olduklarının

göstergesidir çünkü. Çünkü gizli servisde çalışırken adı üzerinde en

küçük bir şüphe bulunan kişi için yaşam, dayanılmaz olmaktadır. Hele

zamansız görevden alınanlar, yeri değiştirilenler, emekli edilenler, işine

son verilenlerden bir kısmı bunu gururlarına yediremeyip intihar bile

etmiştir.

MİT VE İSTİHBARAT EĞİTİMİ

MİT'te eğitim Amerikan ve Alman ekolleriyle yapılmıştır. Alman ekolüyle

başlanan eğitim anlayışı 1950'li yıllardan itibaren CIA'nın destekleriyle

Amerikan tarzına dönmüştür. MİT eğitimi öncelikle fiziki yeteneklerin

gelişimi ile istihbarat teorik eğitimine dayalı yapılmaktadır. Türk

üniversitelerinin önemli adlarının bir kısmı MİT için öğretmenlik

yaparlar. MİT çalışanlarına strateji tayini, analiz yeteneği ve ulusal -

uluslararası dengelere ve sorunlara bakışın tarihsel ve çağdaş temel

yaklaşımlarını öğretmektedirler. Bu öğretmenler gerçekten yetkin

kimselerdir. Ancak onların da bir "MİT elemanı" değerlendirmesi

bulunmaktadır. Kendileriyle görüştüğümüz öğretim elemanları, MİT

elemanları için ana başlıklarla şunları dile getidiler:

- MİT ne yazıkki bir polis örgütü havasında bulunmakta. Ancak bugünkü

polis örgütünün eğitiminden ve seçiciliğinden daha yüksek kalitede eleman

düzeyine sahip. Ancak bu seçicilikte askerler kadar titiz olmadıkları

görülüyor.

- MİT elemanlarının eğitiminde çağdaş istihbarat anlayışına karşı direniş

veya buna karşı tezlerin ağırlığı hemen kendisini hissettirmektedir.

Özellikle hakim havanın muhafazakar anlayış olduğu hemen göze

çarpmaktadır.

- Bilgi toplamanın yöntemleri ve kaynaklarla girilecek diyaloglar

konusunda büyük eğitim açığı gözlenmekte.

AİLE ŞİRKETİ GİBİ İSTİHBARAT ÖRGÜTÜ

MİT içinde uzun yıllardır eleman politikasının ana dayanağını dışarıya

kapalı yapı oluşturmaktadır.Bundan kestedilen kurum içi eleman

politikasıdır. MİT' e en çok personel sağlayanlar yine MİT' elemanlarıdır.

Yani içe dönük yapı egemendir. Dışardan yani aile içi ilişkileri olmadan

sağlanan elemanların ise, yine aileleri önemlidir. Burada MİT elemanı

olmak için MİT'in güvenilir bulduğu en az iki kaynaktan referans

getirilmesi şartını da unutmamak gerekir.

MİT halkın içinde, onunla birlikte olacak elemanlar yerine, bir seçilmiş

aileler kurumu gibi ortaya çıkmaktadır. Eleman politikasında en belirgin

yanlış budur. MİT torpille eleman alınan ender istihbarat örgütlerinden

biridir.

Ancak 1980 sonrasında MİT ilk kez elemanlarını gazetelere verdiği

ilanlarla sınava çağırmış ve işe almıştır. Bu sınavlarda istenilen

niteliklerin oldukça parlak olması dikkat çekicidir. Bu geçmiş yılların

aksine eleman alımındaki kıstasların değiştiğini gözler önüne sermektedir.

Akraba kayrımcılığının çok üst düzeyde olduğu bilinmektedir. Son yıllarda

artık bir aileden en çok 3 kişinin kurumda çalışabileceği yönünde kararlar

alınmak zorunda kalınmıştır. Ama bu kuralı delerek 6-7 kişiye kadar

akrabalarını kurum içine yerleştiren üst düzey yöneticiler de

bulunmaktadır. Son döneme kadar lider kadrolardaki bazı zayıf

elemanların buralara ulaşabilmesindeki etken gücün bu iç kayırımcılık

olduğu vurgulanmaktadır.

MİT MEMURU OLMADA DÖRTLÜ ENGEL

MİT'e alınacak kişiler için dört aşamalı bir eleme mekanizması

bulunmaktadır. MİT'e girmek isteyenler önce yazılı, ardından sözlü

sınavları kazanmak zorundalar. Yazılı ve sözlü sınavlarda ayrıca dil bilen

eleman seçimi de yapılmaktadır. Burada 1995 yılına kadar MİT'in elinde,

Türkiye'ye komşu ülkelerin dillerini konuşabilen çok az sayıda eleman

bulunduğunu belirtmekte yarar bulunmaktadır. MİT özellikle yabancı dil

bilen eleman sıkıntısını had safhada çekmektedir. Bu nedenle açılan

sınavlarda dil bilen eleman tercih edilmektedir.

Sınavları kazanan adayların mensup olması için öncelikli engel güvenlik

soruşturmasından geçmeleri olmaktadır. Bu güvenlik soruşturmasında

doldurtulan formda yeralan soyağacı ve kişinin ilişkileri iş

incelenmektedir. Arşiv taraması yapılmaktadır. Kimi zaman altı aya kadar

sürebilen güvenlik soruşturmaları yapıldığı belirtilmektedir. Bu

soruşturmalardan sonra MİT içinde oluşturulan sınıflarda öğrencilere

istihbarat, beden gelişimi, bilgisayar kullanımı, pratik uygulama gibi

alanlarda tam bir yılı kapsayacak bir eğitim verilmektedir. Bunun 5 ayı

teorik derslerle, diğer zamanlar ise teori-pratik derslerin birlikte

görülmesi olarak geçmektedir. Sonra öğretmenler kurulu toplanarak bu

öğrencilerle ilgili son değerlendirmelerde bulunmakta ve mensup

yapılacaklarla, olamayacakları notlandırarak ayırmaktadırlar. Mensup

yapılamayacaklar daha sonra kadroları Başbakanlığa iade edilerek başka

kuruluşlarda görevlendirilmek üzere MİT ile ilişkileri kesilmektedir. Bir

MİT mensubu için en ağır görev hakaretlerinden birisi kadrosunun

Başbakanlık 'a iadesi olmaktadır. Bu bir yıllık eğitimin sonunda

başarılı olanlara ise mensup olarak yemin ettirilmektedir.

MİT ÇİLİNGİRİ GÖREV BAŞINDA

MİT içinde geçen eğitim sürecinde takip, buluşma, mesaj alma , mesaj

verme, güvenlik kontrolleri, bilgi toplama gibi alanlarda pratik

uygulamalara yer verilmektedir. Bunlar için kullanılan mekanlar kamu

kuruluşları olmaktadır. MİT bünyesinde yapılacak işlerin uzmanlık

alanlarına göre profesyoneller de yetiştirilmektedir. Örneğin diğer

ülkelerde de olduğu gibi, elçilikler ve yabancı misyonla ilgili yerlere

girip, çıkabilecek profesyonellikte elemanlar eğitilmektedir. Bunlar

kapıları açıp, kapatmak, kasaları açabilecek hünerle donanmak,

bilgisayarların dilinden iyi anlamak, iyi fotoğraf ve fotokopi çekmek,

girilen mekanı aynıyla korumak ve diğer özellikleri içinde barındıran

gruplar olarak yetiştirilmektedirler.

Türkiye'de yeralan elçiliklerin kasalarını ve binaları incelemek ,

buralardan belge çıkartmak için oluşturulan ekipler çok rahat bir şekilde

bu tür yerlere girip çıkabilmektedir. Ancak bazen kötü sürprizler onları

bekleyebilmektedir. Ankara'da bir İngiliz misyonunda elegeçen böyle bir

ekip, zor anlar yaşamış olsa gerektir. Olay kayıtlara adi hırsızlık vakası

olarak geçmiştir. Ayrıca bu tür binalara dinleme aletleri yerleştirmek

için eğitim alan ve işinde çok uzman olan elemanların da MİT içinde

bulundukları bilinmektedir. Tıpkı diğer gizli servislerde olduğu gibi MİT

de bu alanda önemli bir eleman birikimini yaratmıştır. MİT'in uyguladığı

yöntemlerin hepsi, yurtdışında Türk yetkilileri ve Türkiye'nin

misyonlarına karşı da uygulanmaktadır. Ve işin doğası gereği uygulanmaya

devam edecektir.

Bu olaylardan en ilginç olanlarından biri de Mehmet Ali Aybar'ın başına

gelendir. Aybar TİP (Türkiye İşçi Partisi) milletvekili iken, T.B.M.M de

23 Aralık 1970 tarihinde gündem dışı bir konuşma yaparak partisinin

teşkilatlarına gönderdiği yazıların açılarak okunduğunu bunun da MİT

tarafından yapıldığını belirtir. Bunun kanıtı da TİP Genel Merkezi'nin

İzmir il teşkilatına gönderdiği bir yazının açılarak içine MİT evrakının

konmuş olmasıdır. MİT'den istenen bir güvenlik soruşturması evrakı TİP'in

yazışma zarfları açıldığında yanlışlıkla İzmir teşkilatının yazısı yerine

konulmuştur. MİT 'in yazısında "Milli Emniyet Başkan Yardımcısı İzzettin

Cebe" imzasını taşıyan ve Maliye Bakanlığında Uzman olarak çalışan İbrahim

Uzun adlı bir memurla ilgili güvenlik soruşturması isteği vardır.

Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel'dir. Maliye uzmanının MİT tarafından

soruşturulmasının gerekçesi de Kuşadası-İzmir sahil yolunun güzergahının

Demirel ailesinin büyük hissedarı olduğu ve Şevket Demirel'in de Yönetim

kurulu Başkanı bulunduğu Kuştur tatil köyü çıkarları doğrultusunda

değiştirildiği iddialarını dile getirmesidir. Uzun, Doğan Avcıoğlu'na

yazdığı mektupda tatil köyünün hazine arazisi üzerine kurulu bulunduğunu

da belirtmektedir. İbrahim Uzun Devrim Gazetesi'nde olayın kamuoyuna

duyurumsanı istemektedir. Avcıoğlu'da bunu yerine getirmiştir. MİT işte bu

konuda İbrahim Uzun ile ilgili ideolojik durum ve bağlantılı bulunduğu

kişilerle ilgili araştırma yapmaktadır. Bunu da dönemin iktidarını

ellerinde tutanlar istemektedir. Ancak olay yanlışlıkla zarfa konan MİT

talimatı nedeniyle bozulmuştur. Ortalık karışır. Aybar bir açıklama

yaparak MİT'in partisiyle ilgili tasarrufunu kamuoyuna duyurur. Bunu ispat

edeceğini bildirir. Zarf ve içinden çıkanlar emin olarak bilinen TİP

kasasına konulur. Ancak karışıklığa neden olan MİT elemanları aynı gece

TİP'in kasasını açıp kendi raporları alıp, karışan mektubu zarfın içine

yerleştirirler.

Aybar ertesi gün raporun açıklamasını yapamaz. Çünkü MİT, raporunu

"ışınlamıştır". Bu tür olaylar dönemin iktidarlarının baskıları ve

kullanım serbestileri içinde sıkça yaşanır.

MİT içinde aktif istihbarat , yani büro dışı görev yapan eleman sayısı

1500-2000 kişi civarındadır. Bunların asıl eğitimleri ise istihbarat,

fiziki yetenek ve güçlerinin arttırılması şeklinde gelişmektedir. Kurumu

en az yıpratan ama olaylardan en çok zarar gören kesim olarak bu

çalışanlar gösterilmektedir. MİT'in bir de bunların dışında sokakta,

farklı işlerde görev yapan kişiler arasından seçtiği elemanları

bulunmaktadır. Bunların işkolları farklı farklı olmaktadır. Örneğin

bunlardan birisi ünlü eleman Mahir Kaynak' tır. Daha sonra deşifre olunca

"mensup" kadrosuna geçirilmiştir. Elemanlar için en önemli şey iyi

gizlenebilmektir. MİT bu kişileri korumakta, parasal ihtiyaçlarını

karşılamakta ve onlardan bilgi toplamaktadır. Bunların kimlik

açıklamaları, yaptıkları işle ilgili bilgi vermeleri kesinlikle yasaktır.

SİMİTÇİ'DEN MİT'Çİ YE ALINGANLIK KÖPRÜSÜ

Ancak bunlardan farklı olarak MİT mensupları resmi görevli olarak

gittikleri yerlerde kimliklerini göstererek kendilerini tanıtmak

zorundadırlar. Kimliklerinde paralel ve meridyenlerle bölünmüş Dünya fonu

üzerinde Türkiye haritasını kuşaklayan ay, yıldız ve Atatürk portesi

bulunmaktadır. Beyaz ve mavi zemin üzerine oturtulan bu kimlikte MİT

yasasına atıfta bulunulunarak kendilerine istedikleri konularda yardım

etmenin yasal zorunluluk olduğu emir olarak hatırlatılmaktadır.

Bu çalışmada genel anlamda personel veya, kurum mensubu şeklinde

algılanıp, tanımlanan "MİT elemanı" adlandırması, teşkilat bünyesinde daha

farklı bir anlamda kullanılmaktadır. Kadrolu, bordrolu devlet memuru olan

kişiler için; MİT içinde kullanılan tanımlama, "MİT mensubu"dur. MİT

elemanı ise, gizli servisin; teşkilat bünyesinin dışında kullandığı

ajanlar için dile getirilen bir söyleniş olmaktadır. Bu arada yeri

gelmişken MİT mensuplarının en çok alındığı şeylerin başında kendilerine,

" MİT' çi" denilmesi olduğunu belirtmek gerekiyor. Onlara göre bu sesleniş

"simitçi" den çağrışımla oluşturulan bir tanımlama. Bu nedenle eski

Müsteşar Teoman Koman, gazetecilere MİT'in kapısını açtığında, bu konudaki

gizli servisin alınganlığını aktararak; yazarların köşelerinde "MİT'çi"

diye yazmamalarını istemiştir. Burada bir noktayı da belirtmek

gerekmektedir. MİT, mensuplarının; yani kadrolarında bulunan çalışanların

, bordroluların adlarını çoğu kez açıklamaktadır. Ancak dışardan

kullanılan elemanların kimlikleri açıklanmamaktadır. Hatta bu konuda

başbakanlara bile bilgi verilmemekte, ajanların kod adları veya olay

içindeki yerlerine uygun senaryo adları olaylar anlatılırken

belirtilmektedir.

İSTİHBARAT PARA DEMEKTİR

İstihbarat faaliyetleri çok masraflı çalışmalardır. MİT'e örtülü ödenekten

aktarılan para miktarlalarının da arttırılarak yeni bir yapılanmanın

gereklerini sağlayacak düzeye getirilmesi şarttır. MİT'in ihtiyaç duyduğu

paranın iyi saptanıp aktarılması bazı diğer gizli servislerin içine

düştüğü uyuşturucudan para elde etme, silah kaçakçılığı ya da bilgi satma

gibi yöntemlerin MİT'in uzağında kalmasını sağlayacaktır.

Gerçi bugüne kadar bazı MİT elemanları ve mensuplarının adları bu tür

olaylara karışmıştır. Ancak bunların ne kadarının kurumsal düzeyde

gerçekleştiği bilinmemektedir. Bunu araştıracak bir birim de

bulunmamaktadır. MİT bunları bir kaç aşamalı ve sıkı işleyen kendi

otokontrol mekanizmasıyla takip etmektedir. Bu tür parasal kaynaklar

açısından da sıkı bir denetim mekanizmasının getirilmesi gerekmektedir.

Çünkü bu hastalıkların içine düşen istihbarat servisinin ulusal çıkarları

yokolmaktadır. Bunun örnekleri diğer gizli servislerde

bulunmaktadır.Parasal kaynakların iyi değerlendirilmesi bu konudaki iyi

planlamadan geçmektedir. Bunun için öncelikle lojman yapımı gibi

harcamalardan da vazgeçilerek istihbarata bunu sağlayacak insana ve

tekniğe yatırım yapılması gerekmektedir. MİT'in lojman konusundaki

yapılanması adeta bir çılgınlığa dönüşmüş durumdadır. Neredeyse bütün MİT

personeli lojmanda oturur hale gelmek üzeredir. Kaynakların önemli bir

kısmı buna harcanmaktadır. Haberalma dünyasında sık sık ifade edilen "

İstihbaratçı açık, faaliyeti gizlidir" sözünü, MİT yöneticileri

elemanlarını şehir merkezlerindeki lojmanlarda toplayarak biraz abartıp,

yanlış algılamış olsalar gerektir. Örneğin Ankara'da MİT Müsteşarlığının

kampüs alanı mantar gibi biten lojmanlarla çevrilmiş durumdadır. Burasıyla

ilgili olarak otobüslerde ve dolmuşlarda muavinlerin " Var mı MİT

lojmanlarında inecek" diye bağırışmaları işin ne kadar hafife alındığının

göstergesidir.

MİT UÇAĞI NASIL KULLANILMALI?

MİT harcamalarında bazı öncelikleri de iyi saptamak durumundadır. Örneğin

1994 yılında MİT'e alınan jet için 10 milyon dolar ödenmiştir. Bu jetin

öncelikler arasındaki birinciliğini tartışmadan kurtaracak şey onu

gerçekten istihbarat alanında kullanmak olacaktır. Çünkü günümüzde

istihbarat para demektir. Peki harcanacak paranız var iken onu istihbarat

yerine başka alanlara yatırıyorsanız, size başarılı istihbaratçı denir mi?

Bu sorunun yanıtını MİT içinde herkesin düşünmesi ve yaptığı harcamalar

sonucunda kullandığı araçların fayda paydasını maksimuma çıkartaması

gerekmektedir. Bu uçak da böyle kullanılmalıdır. Çünkü jet alındığında

MİT'in elinde 2 adet Chasna tipi uçak daha vardır. Bir de MİT helikopteri

bulunmaktadır. Bu iki uçaktan birisi Trabzon'dan kurye göreviyle Ankara'ya

gelirken 6 kişilik yolcu ve mürettebatıyla düşmüştür. Jet de bundan sonra

alınmıştır.

Uçakların operasyonlarda kullanıldığı alanlar giderek artmaktadır. Bazı

MİT görevlilerinin de organize edenler arasında bulunduğu iddia edilen bir

darbe girişiminde MİT, Jet uçağını en verimli bir şekilde kullanmak

olanağını bilmiştir. Azerbaycan'da 1995 yılında Haydar Aliyev'e karşı

düzenlenen darbe girişimi sırasında, Müsteşarın özel uçağı bir hayat

kurtarmıştır. Darbenin düzenleyicileri içinde yeralan ve Azerbaycan'dan

çıkışı sorun olan Ferman Demirkol bu uçak ile Bakü'den MİT elemanları

tarafından alınmış ve Türkiye'ye getirilmiştir. Bu darbe girişiminin Türki

Cumhuriyetlerden sorumlu Devlet Bakanı Ayvaz Gökdemir'in koordinasyonunda

gerçekleştiği ileri sürülmüş, ancak bu iddialar yalanlanmıştır. Buna karşı

oldukça fazla sayıda Türk yetkilinin bu darbeye karışmış olması ilginçtir.

Azerilerce, Türkiye'nin Bakü Büyükelçisi başta olmak üzere Azarbaycan'daki

MİT görevlisi de bu darbe girişiminin içinde yeralmakla suçlanmıştır. Bu

Yüklə 3,49 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   41   42   43   44   45   46   47   48   ...   53




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin