Revizyonistlerin iktidara egemen olmasıyla birlikte eski sosyalist ülkelerde yaşanan tarihsel olayları, marksist geçinen çoğu kimsenin tersine, temelde doğru olarak teşhis eden emperyalist burjuvazi, bu ülkelerin yaşadığı evrimin onları kaçınılmaz olarak Batı kapitalizmiyle bütünleştireceğinin bilincindeydi. İdelolojik, kültürel, siyasal ve iktisadi araçlarla bu süreci mümkün olduğunca hızlandırmaya çalışırken, duyduğu esas kaygı, kastlaşmış ve topluma yabancılaşmış bürokratik yönetimlere karşı devrimci toplumsal patlamaların yaşanması, böylece işlerin kontrolden çıkarak farklı bir mecraya girmesiydi. Başta Zbignievv Brzezinski, tüm emperyalist akıl hocaları bu kaygıdan hareketle, yıllarca ve ısrarlıca, "devrim değil, evrim" fikrini ve formülünü işlediler.