Gül gibi geçinip gidiyorduk, Ne gerek vardı bunca hırsa



Yüklə 2,6 Mb.
səhifə13/23
tarix11.08.2018
ölçüsü2,6 Mb.
#69060
1   ...   9   10   11   12   13   14   15   16   ...   23

. . .

Sevmek için gelmişiz şu aleme,
Anlaşılmaz,sevilmez olsak da olur,
Gönül bu olur ya yaşarken bir sevda bulur,
Kaderde yoksa,sevdiğine ahirette kavuşur.

. . .

Ey bana yâr olamayan,
Sana sormak lazım,
Sol yanında ne taşıyorsun yıllardır,
Kimsesizlikten soğumuş bir eli ısıttınmı hiç,
Açlıktan ölmek üzere bir gönlü doyurdunmu,
Ne için kim için yaşıyorsun yıllardır,
Bir sabah olsun aynana baktığında kendine sordunmu?
Hadi benim sevdama gülüp geçtin,
Ne oldu,layığını buldunmu?
Kimsin kiminlesin artık umurumda değil,
Yaradan bile umudu kesmişken senden,
Sen içinden çıkarmadığın,taptığın şeytanın önünde eğil.

. . .

Elalem hasret olsa da akıllıya,deliye,
Herşeye rağmen biz mutluyuz Pırseyin ile.
Nice akıllılar tanıdım Hüseyin kadar olamayan,
İnsan olup kalabalıklar arasında kendine bir yer bulamayan.

. . .

Bugün yine seni çok istedi canım,
Önce çiçekleri kokladım,
Ardından avucumla suyu yudumladım,
Ve derin bir nefes aldım,
İşte o an içimdeydin,
Yine bende kaldın,
Adın;kadın

. . .

8 Mart'a özel....!!!
Sen olabilmek bir ayrıcalıktır,
Doğuran sen,
Emziren,şevkat ilgi gösteren,
El bebek gül bebek büyüten sen,
İsteseler canını verecek olan yine sen.
Adam eden sen,
Gülmeyi,sevinci,mutluluğu öğreten sen.
Ve bunca gerçek varken,
Bir yanda da,
Ezilen,hor görülen,
İşkence misali dayak yiyen,
Sebepsiz terkedilen,
Vurulan,öldürülen,
Yüreğindeki o masum sevgisi katledilen,
Yine sen.
Nasıl bir tezattır ki bu,
Sana tüm bunları layık görenler
Yine bir kadından dünyaya gelenler,
SEN olabilmek hem zor,
Hem de ayrıcalıktır,
Sen ki;
Adın;
Kadın.


. . .

İnsanoğlu bu,
Konuşamadıkça atar tutar,
En yakınındaki bile nasibini alır,
Ama bir sor söylediklerini,
Hiç konuşmamışcasına,
Tümünü bir lokmada yutar.
İnsan da hayvanlar gibi konuşamasaydı ne olurdu bilemiyorum,
Acep nasıl sesler çıkarırdı,düşünmek dahi istemiyorum.��

. . .

Zor zanaat be kardeşim,
Seveceksin önce deliler gibi,
Sevdiğine inandıracaksın,severse tabi,
Herşeyine peki diyebileceksin,
Koyduğu yasaklara,
O nasıl isterse öyle davranışlara.
Gözünü doyuracaksın,
Gönlünü de,
Acıktığında sensin aşçı,
Kalbine giden yol mideden geçer deseler de inanma,
Nefsini doyurmak isteyecek seninle,
En aç en doymaz hisleriyle.
Tüm benliğinle O'nun olacaksın,
Ve birgün bir bakacaksın,
Birbaşına kalacaksın.
Hani o kendini feda ettiğin gözlerden,gönüllerden düşmüşsün,
Haberi başkalarından alacaksın.
O zevki safasında,
Sen ise için için yanacaksın.
Eşya misali kullanılıp atıldığının farkına varacaksın.
Biliyorum çok zor ve katlanılmaz,
İhanetler kelimelerle anlatılmaz,
Yeniden tutunmaya başlasan da hayata,
Yüreğinde öfke,ciğerinde ince bir sızı,
Ardından konuşulacak,
"Harcadılar bu kızı".
Zor dostum zor,
Bu alemde kadın olmak çok zor,
Erkeğin acımasızında yokolmak,
İnsan olana çok kor.

. . .

Tüm aşkları size bırakıyorum,
Ne haliniz varsa görün,
İster sevin,
İsterseniz başınıza çorap örün.
Bizdeki su katılmamıştı,
Lakin elalem kuru sözlere alıştı,
Aşka dahi haram karıştı,
Alın,aman sizin olsun,
Yüreğiniz biraz da hicranla dolsun.
Kahvaltıda kullan,
Ya da yemeğin üzerine sos,
Hepsi laftan ibaret,gerisi boş.
Sor bakalım sevdiceğine aşkın tarifini yapsın,
İnandıysan güzel,birkaç günlüğüne aklında kalsın,
Sen aşkı nerden bileceksin,
Gerçeğini bulursan eğer,mutluluk gözyaşı dökeceksin.
Aşk dediğin üç harften ibaret,
Söylemesi kolay,
Ya yaşananı,yaşanmışı,
Gömülmüşler maziye,
Bir gün belki,kesme umudunu,olurya uğrar sana,sabret sabret.

. . .

Titreme kimselerin üstüne,
Seni hasta sanırlar,
Ararsa arar,
Sorarsa sorar,
Kimbilir belki de unutması bile sana yarar.
Senden bir tane var,
Oysa seni anladıkça sevecek,bağlanacak,bir daha kopmayacak,
Dünyalar kadar.
Açıktır her daim gönül kapımız yüreğinde yerimiz olana,
Yer yok bu hayatta üçbeş günde kaybolana.

. . .

Hepimizin bir hikayesi var,
Yaşayan hikayeleriz aslında.
Kimimizi sondan okumaya başlıyorlar,
Kimimizin sayfaları darmadağın edilmiş,
Kiminin ise yalnız adı biliniyor,
Daha ilk sayfa bile çevrilmemiş.
Kimi roman olmuş,
Kiminin yaprakları solmuş.
Herkesin bir hikayesi var,
Birilerininki yazılmış elalemce,
Birileri okunası olmuş sonsuza kadar.
Ciltlenmemiş hayatımız dağılmadan,
Çalınmış sayfalarımız çoğalmadan,
Umut olan yarınlarda boğulmadan,
Yazdırmayın hikayenizi kimselere,
Bir ömre bedel olsa bile.

. . .

Aslında delice sevmeli,
Umursamadan tüm engelleri,
Elinde avucunda yüreğinde ne varsa vermeli,
Sonra da kalınca kalbin tamtakır,
Ondan dilenmeli.
Böylesine olmalı sevda,
Olur ya ayrılık çalarsa kapıda,
Arasa da bulamamalı ,
Sana benzeyenini,senin gibi delisini,
Hiçbir köşe bucakta.
Sevgi gönül ister,
Gönül deli divaneliği,
Kaybetme sevdiğini,
Göreceksinki dolmuyor,dolduramazsın yerini.
Ve bunu her aşık bilmeli,
Çok ararsın yitirdiğini.

. . .

Solmayan çiçekler,
Olmayan gidecekler,
Gel geç gönüllü sevgililer,
Olmasaydı keşke,
İnsana zulüm,
Beklenmedik ölüm,
Yaralanan gönlüm,
Hiç olmasaydı keşke.
Yaradana ihanet,
Cennet için ibadet,
Hayat menfaatten ibaret,
Olmayıverseydi keşke.
Eller ayrılmasa,
Kimseler yalnız kalmasa,
Boşyere başkalarının günahı alınmasa,
Gözyaşları olmasaydı keşke.
Maden öleceğiz,
Güzellikler bırakıp gitmeliyiz,
Ölmeden bitmemeliyiz,
Şeytana uymasaydık keşke.
Garibin duasını,
Sevenin hülyasını,
Aşığın rüyasını,
Gerçeğe döndürebilseydik keşke.
Dünya bir cennet,hayat bayram ,
Her yeni gün yeniden doğuş olsaydı keşke,
Gülen yüzler asla solmasaydı,
Ve bu kelime ne sözlükte,
Ne de dilimizde bulunmasaydı,
KEŞKE.

. . .

Yapayalnız mutluluk en güzeli be gülüm,
Aldatan yok,ağlatan yok.
Naz yok,kapris yok.
Kimseler incitemiyor yüreğini,
Kahreden vedalar da yok.
Kalbine gömdüğün sevdanla birbaşına,
Aşkını anlatacak dermana ihtiyaç yok.
Serpiştiriyorsun sevgilerini dörtbir yana,
Güvercine sunduğun yem misali,
Bir kişi için değil,
Herkes uğruna yaşıyorsun,
Kendinle başbaşa kalmaya alışıyorsun.
Kimi,neyi kıskanacaksın ki,
Aşk diye birbirini kandıranlarımı,
Bir süre sonra birbirinin yüzüne bakmayanlarımı.
Yaşamak için ölmüyoruz hiçbirimiz,
Gün gelip ölmek için yaşamaktır dünyaya gelmemiz.
O da tek kişilik malum,biliyorsun,
Bu yüzden yalnızlığa gülüp geçiyorsun.
Biz çok kişilik paylaşıp bir kişi ölenlerdeniz,
Yâr,arkadaş,dost ayırtetmeden sevenlerdeniz.
Adımız olsa da yalnız,
Sonsuza dek İlahi aşk ile yaşayanlardanız.

. . .

Günlerin getirdiği;
Artık sadece,
Yitirilen sevgiler,
Bir daha hiç dönmeyecek sevgililer,
Hoşçakalsız gidenler,
Ve bir ömür,
Bizden alıp götürdüğü.
Durmuyor zaman,
Geçip gidiyor,
Olana bitene aldırmadan.

. . .

Sevginin olmadığı yerde;
Her yer gül bahçesi olsa,
Saygının olmadığı yerde;
Bütün sözler özür dilerimle başlasa,
Doğruların sömürüldüğü yerde;
Her cümlenin sonunda yemin olsa,
İnsan yerine çıkarlara değer verilen yerde;
İnsanlık bile parayla satılsa,
Aşkın yalandan ibaret olduğu yerde;
Her ağızda adı aşk olan bir sakız bulunsa,
Yaradanın, yaratılışın unutulduğu yerde;
Depremler olsa,kıyamet kopsa,
NE ÖNEMİ VAR...????

. . .

Zamanı geldiğinde diyerek bekleme o içinden geçenleri, tatlı duyguları, kurduğun hayalleri, yapmak istediklerini. 
Zaman dediğimiz şu an'dır. 
Ya hemen koyul gerçekleştirmeye, 
Ya da tutabilirsen tut zamanı. 
ÇÜNKÜ ZAMAN:ÖLENLER İÇİN SON BULAN, 
YAŞAYANCA SONSUZ SANILANDIR. 
Zaman gelmez, 
Ve her daim biz ona gideniz. 

. . .

Bana verebileceğin en güzel hediye,
Gözle görülmeyen,
Elle tutulmayandır,
Ne kaybolur,
Ne de çalabilirler benden,
Yeter ki ver tâ yüreğinden.
Bu beden bir gün toprak olsa da,
Hediyen sonsuza dek Süveyda'mda.

. . .

18 inde aşık olduğun kadın,60 ında rastladığında yine sana gülümsüyorsa;
Bilki hayata çok şey katmışsın,
Bilki adam gibi yaşamışsın,
Ve bilki boşa nefes almamışsın.

. . .

Günaydın,
Bugün de uyanalım,
Bakarsınız güzel şeyler olur,
Belki hep birlikte mutlu oluruz,
Hiçbir şey olmazsa bir gün daha aynı dünyada aynı havayı paylaşmış oluruz.
Hiç olmazsa birtek onda adalet var.
Zaten bütün servetin bir nefes kadar.

. . .

Cennet diye sunmuştu Yaradan,
Toprak boldu,ekip biçecektik,
Yeşillikler her yanımızdı,
Oynayıp,yuvarlanıp,
Eğlenip gidecektik.
Para denilen şeyi buldu insan,
Tanrı'nın verdiği nimetler onunla alınır,satılır oldu,
Ve etrafımız sonradan olma beyefendilerle doldu.
Çıplak geldik her birimiz,
Yine öyle gideceğiz,
Nedir bu hırs bilinmez,
Hepimiz bir gün öleceğiz.
Yiyin efendiler yiyin,
Lakin içinizde kalmayacak,illaki çıkaracaksınız,
Satın aldığınız dostların omuzunda,
O malum gün yapayalnız kalacaksınız.
Betona çevirdiğiniz toprak kabul edecekmi sizleri meçhul,
Ama nafile son çırpınışlar,son istikamet mecbur.
Dünya güllük gülistanlıktı,
Koklayıp gidecektik,
Bırakmadı açgözlüler,
Yaşadık ve öldük diyecektik.

. . .

Kıymet bilmeyene,
Sözünden dönene,
Sevgine sırt çevirene,
Saygına karşılık vermeyene,
Hayattayken yaşadığını bilmeyene,
EN GÜZEL İNTİKAM ÖLÜMDÜR.

. . .

Zaman yaklaşıyor isyanlara,
Kadere değil,alın yazımızı değiştirmeye çalışan insanlara,
Ruhumuzu karartana,
Yüreğimizi kanatana,
Ve yaraya tuz basana.
Ne yaptık da ekmeğimize göz koyarsınız,
Ne ettik de nefesimize ambargo dayarsınız,
Siz yaşayasınız diye bizim ölmemiz mi gerek,
Siz siz olun diye insanlıktan dönmemizmi demek,
Yüksekte sanma kendini tepende yaradan var,
Korkun yok malum,olsaydı ciğerin adamlıktan anlar.
İsyansa isyan,
Ulan bizim sıfatımız değil,
Aslımız insan.

. . .

Ne güzel oyunlar oynardık eskiden,
Çocukça,içten gönülden,
Bir gün gerçek olacağını bilmeden.
Mesela köşe kapmaca oynardık,
Zamanı geldiğinde bırakmak üzere yerimizi,
Bencilce sahiplenmeden,
Körebe de oynardık,
Sırayla kapanırdı gözler,
Bakarkör olmazdık hepimiz birden.
Uzun eşek ya da birdir bir de vardı,
Kalmazdık birimiz diğerinin sırtında,
Güler eğlenirdik sırtlarımızdan geçinmeden.
Ve yağ satardık,bal satardık,
Asla birbirimizi satmazdık,satmadık.
Şimdi kimimizi sakladık toprağın altına,
Kimimiz üstünde lakin bihaber biri diğerinden,
Kimi çok yükseklerde,
İnemiyor aramıza,
Ya yoksun kalmış çıktığı merdivenden,
Ya da çok memnun olduğu yerden,
Bakarken tepemizden.
Biz çocukça ve masum oynardık oyunlarımızı,
Nerden bilebilirdik ki gün gelip bir bir gerçek olacağını.

. . .

ALLAH AKIL VERMEDİYSE BİR KUL'A,
DÖNSE NE ÇIKAR FABRİKA AYARLARINA,
NE YAPSAN NE ETSEN FAYDA YOK,
İSTER GÜNCELLE,İSTERSEN SORGULA.��

. . .

Bir kadeh sevgiyle körkütük sarhoş olurum ben,
Ama kimseler vermiyor dilenmeden,istemeden,
Meyhaneler kapanmış,saki'nin gönlü yok,
Ben nasıl yaşarım,bir yudum olsun bulun bana,sevmekten sevilmekten.

. . .

Kimse eli boş dönmedi bu yürekten,
Herkes nasibini alıyor sevilmekten.
Ne olursan ol gel,sen de dene,
Bu kalpte solmayan çiçekler var,
Gönülden isteyene,
Kıymetini bilene.
Ayazda dışarıda kalmış kedi,
Kendini yapayalnız hisseden çocuk,
Terkedilmiş sevgili,
Bakıma muhtaç ihtiyar,
Ve sen,yaşıyorum sanan bahtiyar,
Sol yanımda hepinize yer var,
Tâ ki ebediyete kadar.

. . .

Kimseler öğretmedi,
Yaşayarak ezberledim ben,
Tatlı diye sunulan hayatın yedikçe acılaştığını,
Sevgilerin sahteliğini,
Dost dediğimin kahpeliğini,
Okullarda görmedim ders diye,
Hep verdim kendimden parça parça,
Karşılığını beklemeden,
Ve hep unuttum kötüleri,kötülükleri,
Hafızamda koydum başköşeye güzellikleri,iyilikleri.
Geri dönüşünü düşünmedim hiç,
Giden sevgilinin,
Yapmaya çalıştığım iyiliklerin,
Dilenciye verdiğim sadakanın,
Garibe ilettiğim fitre ve zekatın.
Ne dualar,
Ne de çıkarlar adına.
Mutluyum,
Ne beklentim,
Ne bekleyenim,
Ne de beklediğim var,
Lakin sol yanımda ,insanoğluna daha verecek sevdalar,
Dünyalar kadar.

. . .

Vuslatı mahşere kalmış aşkların,
Virane gönülleriyiz,
Öyle bir gamdır ki bu,
Kaderin son seferindeyiz.
Nice aşklar bu yürekte gizli kaldı,
Karşılık görmemiş sevdaların,
Çoktan ölmüş neferleriyiz.
Hep sevdik,
Kalbin bir köşesini değil,
Al dedik,
Bu senin,
Tümüyle geri almamacasına verdik.
Şimdi sol yanımızda hazan,
İçin için ağlayan,
Nasıl bir yaradır,kana doymayan,
Bir maktul gidecek yaşarken ebediyete,
Düşündükçe kahroluyor insan,
Soruyor:suçum ne?
Çokmuydu istediğimiz bilemiyorum,
Hâlâ dönüşü olmayan aşkları silemiyorum.
Kimbilir başkaları için belki yaşamaya değdi,
Oysa bizi huzura kavuşturacak,veremedikleri bir yudum sevgiydi.

. . .

Bir demet yaseminle gelsem başucuna,
Her yeni güne başlarken hayat,
Çayı ben demlesem,
Gönlümün bahçesinde kahvaltılar sunsam sana,
Doymamacasına seni seyretsem,
Tutsam ellerini ömürlük,
Gözlerin bende kalsa,
Ruhuna varsam,
Ve sonsuza dek orda kalsam.
Lakin boş hayaller bu yazdıklarım,
Kendimce avunmalar.
Senin dünyanda yer yok bunlara,
Doyurmaz kalbini ,kapalısın yürekten sevdalara,
Göz kamaştıran neonlar,
Yatlar,katlar,
Tozpembe vaatler,
Şeytana uymuş hiç uğruna geçen saatler,
Senin rüyaların,
Arzuların,
Sana göre yarınların.
Biz olmamız imkansız seninle,
Bedenini çıkarlar adına çoktan teslim etmişsin kendi ellerinle,
Belli ki kör kuyulardır yolun,bencil ümitlerinle,
İyisimi ,
Vazgeçmeliyim bu hülyadan,
Uyanmalıyım uykudan vakit dolmadan.
Sol yanımdaki çiçekler henüz solmadan.
İyisimi güzelim,
Sepeti koluna,
Herkes yoluna.

. . .

Vakit çok geç,
Dönülmez pişmanlıkların son noktasındayız,
Sözde gizlediğimiz günahlar çoktan yüzümüze vurmuş,
Bir daha yaşanamayacakların kederli yolculuğundayız.
Hangimiz üzmedi sevdalısını,
Hangimiz incitmedi vazgeçilmez dediği aşkını,
Gün oldu unutmadıkmı dostu arkadaşı,
Hangimiz yeni doğmuşcasına saf ve temiz,
Ve hangimiz istediğimiz yerdeyiz.
Kahrolası yalanların adını beyaz koymuşuz,
Sevdiğim dediğimizi aç bırakıp kendimiz arzulara doymuşuz,
Acımasız bir hırsız misali yürekleri soymuşuz,
Ah alınmış sevdaları hiç uğruna bitirmişiz,
Farkındamıyız sanki,oysa kendimizi yitirmişiz.
Affı mümkün olmayan günahlar arasında,
Yalnızca sözde kalan aşıklar diyarında,
Kalpler durmuş,ölüm fermanı verilmiş gıyabımızda,
Kapılmış gidiyoruz şeytanın sürüklediği dalgalarla,
Albümlerin bile kabul etmediği yaşanmayası anılarla.

Yüklə 2,6 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   9   10   11   12   13   14   15   16   ...   23




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin