Kpss osmanli küLTÜr ve uygarliği orhan çETİn a. Osmanlilarda devlet anlayişI



Yüklə 146,08 Kb.
səhifə2/4
tarix03.08.2018
ölçüsü146,08 Kb.
#66690
1   2   3   4

Divan-ı Hümayun


Divan-ı Hümayun, devlet işlerinin görüşüldüğü en yüksek kuruldur. Orhan Bey zamanında kurul-muş, Fatih döneminde kurumlaştırılmıştır. İlk za-manlarda divan toplantılarına padişahlar başkanlık ederlerdi. Fatih ve ondan sonraki padişahlar bu gö-revi sadrazama bıraktılar. Divan, Topkapı Sarayı’-nda Kubbealtı denilen yerde toplanırdı.
Divan kararları padişahın onayını almadığı süre-ce yürürlüğe giremezdi. Bu da divanın bir karar or-ganı değil, danışma kurulu olduğunu gösterir.

Divan-ı Hümayun’da padişaha ait olan yetkileri kullanmak üzere görevlendirilmiş üç kolun temsil-cileri bulunurdu. Bunlar; Seyfiye, İlmiye ve Kale-miye idi.



A. Seyfiye (Ehl-i Örf): Seyfiye, padişahın yürütme gücünü kullanırdı. Seyfiye’nin iki temel görevi vardı. Bunlar; a) yönetim, b) askerlik görevidir.

Divan üyelerinden Sadrazam (Veziriazam), Vezirler, Yeniçeri Ağası ve Kaptan-ı Derya (Kap-tan Paşa) seyfiye sınıfından gelen üyelerdi.



B. İlmiye (Ehl-i Şer): Adalet ve eğitim sınıfına mensup olanlar, ilmiye sınıfını oluştururdu. Kazas-ker, Şeyhülislam, Kadılar, Müderrisler bu sınıfa gi-rerlerdi. Divandaki temsilcileri Kazasker ve Şeyhülislam (müftü)’dır. Görevleri; a) Öğretim (tedris), b) Yargı (kaza), c) Fetva verme (ifta) dir.

C. Kalemiye (Ehl-i Kalem): Divanda ve vilayet-lerde devletin her türlü yazışmalarını yerine getiren memurlar, Kalemiye sınıfını oluştururlardı. Görev-leri; devletin mali ve mülki işlerini yerine getir-mektir. Divandaki temsilcileri Defterdar, Nişancı ve Reisülküttap’tır.

Divan Üyeleri:





  1. Veziriazam (Sadrazam): Devlet yöneti-minde padişahın vekili sayılır, onun mührü-nü taşır ve padişah sefere çıkmadığı zaman orduya komuta eder. Fatih’ten itibaren, di-van başkanıdır. Fatih dönemine kadar ve-zirler Türklerden seçilirken, bu dönemden itibaren devşirmelerden seçilmeye başlan-mıştır. Bu uygulamayla merkezi otoritenin güçlü tutulması amaçlanmıştır.

  2. Vezirler (Kubbealtı Vezirleri): Vezir-azamın verdiği işleri yaparlardı.

  3. Kazasker: I. Murat döneminde kuruldu. Fatih döneminde Anadolu ve Rumeli Kaz-askeri olmak üzere sayıları ikiye çıkarıldı. Görevi: Divandaki büyük davalara bakar, kendi bölgesindeki kadı ve müderrislerin (medrese öğretim görevlisi) atamalarını ya-pardı.

  4. Defterdar: I. Murat döneminde kuruldu. Fatih döneminde Anadolu ve Rumeli Def-terdarı olmak üzere sayıları ikiye çıkarıldı.

Görevi: Bütün mali işlerden sorumludur.

Devletin gelir ve giderlerinden sorumludur.




  1. Nişancı (Tevkii): Padişah adına yazılacak fermanlara, beratlara hükümdarın imzası olan tuğrasını çeker, devlete ait toprakların kayıtlarını tutar, fethedilen arazileri tahrir defterine yazar ve düzenlemeleri yapar.

  2. Reisülküttap: Divan kâtiplerinin şefi olup, Nişancıya bağlıydı. 17. yüzyıldan sonra bu-günkü Dışişleri Bakanı’nın görevini üstlen-miştir. (17.yy’dan itibaren doğal üye oldu.)

  3. Kaptan-ı Derya: donanmanın başkomuta-nıdır. Denizcilikle ilgili işlerden sorumlu-dur. (Kanuni döneminde doğal üye oldu.)

  4. Yeniçeri Ağası: Vezir rütbesinde ise divan görüşmelerine katılır. Arz gününden önce padişaha Yeniçeri Ocağı hakkında gerekli bilgileri verir.

  5. Müftü (Şeyhülislam): Kanuni dönemine kadar divanın doğal üyesi değildi. Divanda alınan kararların dine uygun olup olmadığı konusunda fetva verirdi.


Merkez Teşkilatında Meydana Gelen Değişmeler

17. yüzyıl sonlarına doğru divanın önemi azaldı. 18. yüzyılın ortalarından itibaren devlet işleri Babı-ali’de (sadrazam konağı) görülmeye başlandı (Babıali=Osmanlı Hükümeti). 19. yüzyılda II. Mahmut döneminde divan kaldırıldı. Yerine na-zırlıklar (bakanlıklar) kuruldu. Sadrazamlık; başve-kalete (başbakan), sedaret kethüdalığı; dâhiliye ne-zaretine (içişleri bakanlığı), reisülküttaplık; harici-ye nezaretine (dışişleri bakanlığı) dönüştü. Böylece Heyet-i Vükela (hükümet) kuruldu.

Hükümet işlerinin düzenli yürümesi için Dar-ı Şura-i Askeri (askeri işler), Meclis-i Vala-yı Ahkâm-ı Adliye (adalet işleri), Dar-ı Şura-yı Babıali (hükümet işleri) kuruldu.

Tanzimat döneminde yüksek mahkeme işlerini görecek, yönetmelik hazırlayacak meclisler kurul-du. Bunlar; Meclis-i Vala-yı Ahkâm-ı Adliye, Meclis-i Ali-yi Tanzimat, Şura-yı Devlet, Divan-ı Ahkâm-ı Adliye.

Meşrutiyet döneminde ise, Kanun-ı Esasi (ilk Osmanlı anayasası) ile meşruti yönetime geçildi. Kanun-ı Esasi’ye göre; Ayan Meclisi ve Mebusan Meclisi oluşturuldu.

ORDU VE DONANMA

ORDU






Kapıkulu Askerleri Eyalet Askerleri Yardımcı Kuvvetler

(merkez ordusu) (Tımarlı Sipahiler) Akıncılar



Azaplar

Deliler


Kapıkulu Kapıkulu Gönüllüler

Piyadeleri Süvarileri Beşliler

(yaya) (atlı) Yayalar

Acemi Ocağı Sipahi Müsellemler

Yeniçeri Ocağı Silahtar Garipler

Cebeciler Sağ ulufeciler

Topçular Sol ulufeciler

Top Arabacıları Sağ garipler

Humbaracılar Sol garipler

Lağımcılar
Osmanlı Devleti’nde askeri sınıfa Seyfiye (Kılıç ehli) denirdi. Seyfiye; devleti korumak, düzen ve güveni sağlamak zorundaydı. Seyfiye, Kara ve De-niz ordusu diye iki ana bölümden meydana geliyor-du. Kuruluş döneminin ilk yıllarında düzenli bir or-du yoktu. Ordu, düzensiz aşiret kuvvetlerinden olu-şuyordu. Orhan Bey zamanında yaya ve atlı (müsel-lem) adıyla ilk düzenli ordu kuruldu. I. Murat zama-nında ise; Kapıkulu Ocakları denilen askeri teşkilat kuruldu. XV. ve XVI. yüzyılda örgütlenme tamam-landı.

Osmanlı Kara Ordusu; Kapıkulu Askerleri, Eyalet Askerleri ve Yardımcı Kuvvetler olarak 3 kısma ay-rıldı.


A. Kapıkulu Askerleri: Kapıkulu ocaklarında yeti-şen askerler doğrudan padişaha bağlıdırlar ve maaş alırlar. İlk zamanlar savaş esirlerinden oluşan (Pen-cik sistemi) Kapıkulu askerleri, sonradan tamamen Devşirme Sistemi ile oluşturulmuştur. Kapıkulu as-kerleri devletten üç ayda bir ulufe adı verilen maaş alırlardı. Piyade (yaya) ve süvari (atlı) olmak üzere iki bölüme ayrılırlardı.

__________________________________________


Devşirme Sistemi: Gayri Müslimlerin kimsesiz ve fakir çocuklarının küçük yaşta toplanarak, (5–12 yaş) devlet hizmetinde kullanılmak üzere yetiştirilmesidir. Bunların zeki ve gürbüz olanla-rı, saraydaki Enderun mektebinde devlet memu-ru yetiştirmek amacıyla okutulurdu. Rumeli’den toplanan çocukların önce Anadolu’ya gönderile-rek Türk ailelerin yanında Türk-İslam kültürü almaları sağlanır, sonra Gelibolu’daki Acemi-oğlanlar Ocağı’na getirilirlerdi. Burada yetenek-lerine göre askeri sınıflara ayrılırlardı.

__________________________________________



1) Kapıkulu Piyadeleri:

Acemi Ocağı: Yeniçeri Ocağına asker yetiştirmek üzere kurulmuştur. Devşirme yoluyla toplanan hıris-tiyan çocuklar acemi ocağına alınırdı.

Yeniçeri Ocağı: Savaşta ve barışta padişahı koru-makla görevliydiler. Askerlikten başka bir işle uğ-raşmazlar ve emekli olmadan evlenemezlerdi. I.Mu-rat tarafından kurulmuş, II. Mahmut tarafından kal-dırılmışlardır.

Cebeci Ocağı: Ordunun silahlarının yapımı, onarımı ve korunması ile görevliydiler.

Topçu Ocağı: Top dökmek, top mermisi yapmak ve top kullanmakla görevliydiler. (Osmanlılar topu ilk kez I. Kosova Savaşı’nda kullanmışlardır)

Top Arabacıları Ocağı: Top arabalarının yapımı ve topların savaş alanına götürülmesinden sorumluydu-lar.

Humbaracılar: Humbara adı verilen havan topuna benzeyen aşırtma gülle atan topların yapımı ve kul-lanılmasından sorumluydular. Ayrıca el bombası yapmak ve kullanmak da onların göreviydi.

Lağımcılar: Kale kuşatmalarında tünel (lağım) kaza-rak buralara fitil döşeyip kale duvarlarını yıkan tek-nik bir sınıftı. Bugünkü istihkâm sınıfı askerlerinin görevini yaparlardı.

Kapıkulu Süvarileri:

Sipahi ve Silahtar: Savaşta padişahın çadırını korur-lardı.

Sağ ve Sol Ulufeciler: Savaşta saltanat sancaklarını korurlardı.

Sağ ve Sol Garipler: Savaşta ordunun ağırlıkları ve hazineyi korurlardı.
B. Eyalet Askerleri: Tımarlı Sipahilerden oluşur-lardı. Tımarlı sipahiler, dirlik sahiplerinin beslemek zorunda oldukları atlı askerlerden (cebelû) oluşan kuvvetti. Tüm ihtiyaçları dirlik sahipleri tarafından karşılanırdı. Tamamı Türklerden oluşurdu. Savaşta ordu merkezini yanlardan gelecek saldırılara karşı korurlardı. Anadolu eyaletlerinden gelenler Anadolu ordusunu, Rumeli eyaletlerinden gelenler de Rumeli ordusunu oluştururdu.
C. Yardımcı Kuvvetler: Ordunun geri hizmetinde çalışanlar ile bağlı beylik ve devletlerden gelen as-kerler bu sınıfa girerdi. Devletten maaş almazlardı. Devlet de yaptıkları hizmet karşılığı olarak onlardan vergi almaz ve onları korurdu.

Akıncılar: Tamamı Türklerden oluşurdu. Görevleri; ordunun keşif hizmetini görmek, düşman hakkında bilgi toplamaktı.

Deliler: Sınırlara yakın yerlerde otururlar ve düşma-na korkusuzca saldırırlardı.

Gönüllüler: Sınırlardaki kent ve kasabaları korurlar-dı.

Beşliler: Sınırlardaki kaleleri korurlardı.

Azaplar: Yaya askerlerdi. Ordunun önünde bulunup ilk saldırıyı onlar karşılarlardı.

Yayalar, Müsellemler, Garipler: Ordunun önünde giderler, yolları ve köprüleri onarırlardı.
DONANMA
Osmanlı Devleti’nin ilk donanması Karesi Beyli-ği’nin alınmasından sonra oluştu. İlk Osmanlı tersa-nesi ise Yıldırım Bayezid döneminde Gelibolu’da kuruldu. Osmanlı ilk büyük donanmaya Fatih döne-minde, İstanbul’un fethi için inşa edilen donanma ile ulaştı. Kaptan-ı Derya denilen donanma komuta-nı Divan’ın doğal üyesi sayılırdı. Deniz askerlerine Levent denirdi. Kanuni döneminde Barbaros Hay-rettin Paşa ile donanma zirveye ulaşmıştır.
OSMANLI DEVLETİNDE HUKUK

Osmanlı Devleti’nde hukuk Şer’i ve Örfi Hukuk olmak üzere ikiye ayrılırdı.



Şer’i Hukuk: İslam dinine göre düzenlenen kanun-lardır. Kaynağını Kur’an ve hadislerden alır.

Örfi Hukuk: İslamiyet öncesinden bu yana devam eden töre kurallarının düzenlenmesiyle oluşan hu-kuktur. Kaynağını gelenekler ve padişah fermanları oluştururdu.

Osmanlı Devleti’nde ilk olarak Fatih Sultan Meh-met, kanunları bir araya getirerek “Kanunname-i Ali Osman”ı oluşturdu. Kanuni döneminde en gelişmiş düzeye ulaştı. Osmanlı da sürekli uygulanan kanun-lara Kanun-u Kadim denmiştir.



Adalet işlerinin divandaki temsilcisi Kazaskerdi. Osmanlı Devleti’nde adalet işlerinin yerine getiril-mesinde kadılar görevliydi. Her kaza da, kadı baş-kanlığında bir mahkeme heyeti vardı. Bu heyet için-de kadıya yardımcı olmak üzere yeterince naip bu-lunurdu (Naip; kazadan daha küçük yerleşme bi-rimlerinde, kadı adına mahkemeye bakan ve hüküm veren görevli). Her eyalet ve sancakta 16. yüzyılın sonlarına kadar toprak kadıları adıyla seyyar kadı-lıklar bulunurdu.

Kadılar, kaza teşkilatının bir yöneticisi olarak ay-rıca şu görevleri yerine getirirlerdi:



  1. İslam hukukunu uygulayarak kişiler arasın-daki anlaşmazlıkları çözümler, miras, ticaret, nikâh işlerini karara bağlardı.

  2. Görev bölgesindeki bütün görevlileri denet-leme yetkisine sahiptir.

  3. Vergilerin toplanması ve hazineye gönderil-mesini sağlarlardı.

Osmanlı adliye teşkilatında, Tanzimat’tan itiba-ren (19.yy.) beş mahkeme faaliyet göstermeye baş-ladı. Bunlar; şer’iye mahkemeleri (Müslümanların evlenme, miras v.b. davalarına bakar), azınlıkların cemaat mahkemeleri, konsolosluk mahkemeleri (ya-bancıların davalarına bakar), nizamiye mahkemeleri (Karma mahkeme. Farklı dinlere mensup Osmanlı uyrukları arasındaki davalara bakmak için kurulmuş laik nitelikteki mahkeme.) ve ticaret mahkemeleri-dir.

Osmanlı Devleti şer’i mahkemelerin yanında, Avrupa hukuk kurallarını da uygulayan mahkemeler açınca hukuk birliği bozulmuştur.

1868 yılında Şura-yı Devlet (Danıştay) kuruldu. İslam hukukundan laik hukuk sistemine doğru atılan bir adım oldu.

Ünlü hukuk bilgini Ahmet Cevdet Paşa başkanlı-ğındaki bir kurul, İslam hukukuna dayalı ilk Os-manlı medeni kanunu Mecelle’yi hazırladı.

1876’da Mithat Paşa başkanlığında ilk anayasa (Kanun-u Esasi) ilan edildi.

VAKIF SİSTEMİ

Osmanlı Devleti’nde toplumun bazı ihtiyaçlarının karşılanması, zenginlerin kurdukları vakıflara bıra-kılmıştır. Vakıf: Kişilerin sahip oldukları mallarının bir bölümünü, hayır işleri için bağışlaması demektir.

Vakıflar sosyal, ekonomik, eğitim, sağlık, sanat, mimari, ulaşım ve bayındırlık alanında önemli rol oynamışlardır. Bu öneminden dolayı vakıflar devlet tarafından korunur, gözetim altında tutulurdu.

Vakıflar


  1. Anadolu ve Rumeli’de şehir ve kasabaların büyümesi ve bayındır hale getirilmesinde rol oynadı.

  2. Ulaşım, haberleşme ve taşımacılık alanların-da canlı bir hayatın oluşması için gerekli olan yolların yapılmasında büyük rolü oldu.

  3. Yollar üzerinde kervansaraylar ve hanların yapımıda vakıflar tarafından desteklenmiştir.

  4. Vakıflar tarafından eğitim ve sağlık kurum-ları kurulmuş ve bunların her türlü giderleri karşılanmıştır.

16. yüzyıldan sonra yönetim ve adalet kurumla-rındaki bozulmalara paralel olarak vakıflar da etkin-liklerini kaybetmeye başladı. II. Mahmut dönemin-de “Evkaf Nezareti” kurularak bütün vakıflar bu ba-kanlığa bağlandı. Böylece vakıflar yeniden devletin denetimine geçti. Daha sonra bazı kentlerde beledi-ye teşkilatı kurulunca, vakıfların görevleri yavaş ya-vaş belediyelere bırakılmaya başlandı.
TAŞRA YÖNETİMİ


Merkeze Bağlı Eyaletleri

(Salyanesiz-Yıllıksız)


Tımar sistemi uygu-lanır

Özel Yönetimi olan Eyaletler


(Salyaneli-Yıllıklı)
İltizam sistemi uygu-lanır

Bağlı Beylik ve Hükümetler


İç işlerinde serbest, dış işlerinde Osmanlı Devleti’ne bağlıdırlar





Osmanlı Devleti’nde taşra teşkilatı tımar ve ilti-zam sistemlerine dayanıyordu.

Tımar Sistemi: Osmanlı Devleti’nde askerlere ve devlet görevlilerine, hizmet karşılığı maaş yerine vergi gelirleri ile birlikte belirli toprakları verme usulüne tımar sistemi denir. Devletin görevlilere verdiği bu topraklara da dirlik denirdi. Dirlik sahibi bu bölgede örfi görevlerini yerine getiriyor, atlı as-ker besliyordu. Bu atlı askerler de Osmanlı Eyalet Ordusunu oluşturmaktaydı. Dirlikler gelirlerine gö-re Has, Zeamet ve Tımar olmak üzere üçe ayrılırdı (bakınız toprak yönetimi).

Has ve Zeametler, ilgili kişilere görevde kaldıkla-rı sürece tahsis edilir, görevleri sona erdiğinde elle-rinden alınırdı. Tımarlar ise kanunlara aykırı bir davranışı olmadığı sürece, sipahilere ömür boyu ve-rilirdi. Sipahilerin ölümü durumunda da belli koşul-larla mirasçılarına kalırdı.



Tımar sisteminin faydaları:


  1. Devlet harcama yapmadan, her an savaşa ha-zır güçlü bir ordunun yetişmesini sağlamış-tır.

  2. Tımarlı sipahiler kırsal bölgelerde güvenli-ğin sağlanmasında etkili olmuşlardır.

  3. Tımar yoluyla vergilerin düzenli olarak top-lanması sağlanmıştır.

  4. Topraklar düzenli olarak işlenmiş ve üretimde süreklilik sağlanmıştır.

  5. Başlangıçta göçebe Türkmenlerin yerleşik hayata geçmesine neden olmuştur.

__________________________________________

NOT: Toprağın sahibinin devlet olması, sadece gelirin dirlik sahibine verilmesi, toprak üzerinde feodalleşmeyi önlemiştir. Avrupa feodalitesi ile arasındaki en önemli fark budur.

__________________________________________
İltizam Sistemi: Bir bölgede devlet hazinesine top-lanacak olan vergilerin açık artırma yoluyla şahısla-ra verilmesidir. İltizam vergisini toplamaya hak ka-zanan kişi, toplayacağı vergiyi peşin olarak hazine-ye öderdi. Belli bir kâr karşılığında, iltizam yöntemi ile vergi toplayanlara ise; mültezim denirdi.
Osmanlı ülke yönetiminde temel idare birimi Eyaletti. Eyaletler yönetim şekillerine göre 3’e ay-rılmıştır. a) Merkeze Bağlı Eyaletler, b) Özel Yöne-timi olan Eyaletler, c) Bağlı Beylik ve Hükümetler.

A) Merkeze Bağlı Eyaletler (Salyanesiz Eyalet-ler):

Tımar sisteminin uygulandığı eyaletlerdir. Top-raklar dirlik sistemine göre dağıtılır. Bu eyaletler-den toplanan vergiler dirlik sahiplerine maaş olarak ödenir, dirlik sahibi de buna karşılık devlete atlı as-ker (cebelû) yetiştirirdi.

Eyaletler sancaklara, sancaklar kazalara, kazalar köylere ayrılmıştı.




Eyalet

Sancak

Kaza

Köy ve Mezra

Mülki amir

Beylerbeyi

Sancak Beyi

Kadı

Tımar sahibi

Adli işler

Kazasker

Sancak kadısı

Kadı

Kadı Naibi

Güvenlik

Subaşı

Subaşı

Subaşı

Tımarlı sipahi

Mali işler

Defterdar

Defterdar

Mal müdürü

Tımarlı sipahi



Eyaletlerin başında Beylerbeyi bulunurdu. Eya-lette Beylerbeyinin oturduğu sancağa Paşa Sancağı denirdi. Beylerbeyinin başlıca görevleri şunlardı:

  • Halktan vergi toplamak.

  • Suçluları kadının huzuruna çıkarmak.

  • Mahkemece verilmiş cezaları uygulamak.

  • Merkezden gelen fermanları uygulamak.

  • Eyalet divanını oluşturmak (Divan-ı Hüma-yun’un küçük bir modeli).

  • Tımarlı sipahilere komuta etmek.



Sancaklar, kazaların birleşmesiyle oluşur ve ba-şında Sancak Beyi bulunurdu. Sancak beyinin baş-lıca görevleri şunlardı:

  • Sancakta padişahın otoritesini temsil etmek.

  • Sancağı yönetmek.

  • Savaş zamanı, sancağında bulunan tımarlı sipahilerin başına geçerek, beylerbeyinin komutasındaki Eyalet ordusuna katılmak.



Kazaların başında mülki amir olarak kadı bulu-nurdu. Kadılar ilmiye sınıfına mensup olup her tür-lü idari işlemi yargı denetiminde tutan önemli bir görevli idi. Kadının başlıca görevleri:

  • Merkezden gönderilen emirleri reayaya (halka) ulaştırmak.

  • Mahkemeye intikal etmiş davaları çözmek.

  • Her türlü sözleşmeleri yapmak.

  • Olağanüstü durumlarda alınan avarız vergi-lerini toplayıp, merkeze göndermek.



Köylerin başında tımar sahibi bulunurdu. Tımar sahiplerinin başlıca görevleri şunlardı:

  • Vergilerin toplanmasını sağlamak.

  • Güvenliği sağlamak.

  • Üretimi artırıcı tedbirler almak.

  • Köylünün toprağı işlemesini sağlamak.

  • Boşalan topraklara başkalarını yerleştirmek.

  • Yeni toprakları üretime açmak.

  • Savaş zamanı, yetiştirdikleri atlı askerler (cebelû) ile orduya katılmak.

Başlangıçta Anadolu ve Rumeli olmak üzere iki eyalet varken, sınırların genişlemesi üzerine sayıları artmıştır. Merkeze Bağlı Eyaletlerin (Salyanesiz Eyaletler) başlıcaları; Rumeli, Anadolu, Budin, Ka-raman, Şam, Trabzon, Sivas, Erzurum, Diyarbakır ve Halep’tir.


B) Özel Yönetimi Olan Eyaletler (Salyaneli eya-letler):

Merkezden uzak, iltizam sisteminin uygulandığı eyaletlerdir. Merkezden atanan valilerce yönetilir-lerdi. Mısır, Yemen, Trablusgarp, Cezayir, Basra, Bağdat, Habeş, Tunus gibi eyaletler bu gruba girer-lerdi.

C) Bağlı Beylik ve Hükümetler:

Bu eyaletler iç işlerinde serbest, dış işlerinde Os-manlı Devleti’ne bağlıydılar. Bunların başında yerli hanedandan birisi bulunurdu. Devlete yıllık vergi öderler ve gerektiğinde asker gönderirlerdi. Kırım, Eflak, Boğdan, Erdel, Hicaz bu gruba giren eyalet-lerdir. Hicaz kutsal topraklar olarak kabul edildiğin-den buradan vergi toplanmaz ve asker alınmazdı.


Taşra Yönetimindeki Diğer Görevliler

Taşra yönetiminde beylerbeyi, sancak beyi ve ka-dıların yanı sıra başka görevlilerde bulunuyordu. Bu görevliler şunlardı:



Muhtesip: Çarşı ve pazarın güvenliğini sağlar, fi-yatları kontrol eder, esnafı denetler, kaliteli üretim yapılmasını sağlardı.

Kapan Eminleri: Kapana gelen malların vergilen-dirilmesini ve adaletli dağıtılmasını sağlar.

Beytülmal Emini: Kamuya ait malların ve hakların korunmasını sağlar.

Gümrük ve Bac Eminleri: Kasaba ve şehirlerde, sanat ve ticaretle ilgili vergileri toplamakla görevli-dirler.

MAHALLİ TEŞKİLAT

a) Mahalle ve Köy Teşkilatı:

Mahalle ve köylerde en önemli görevliler; “ma-halle imamı” ve “yiğitbaşı”dır. Mahalle imamı kö-yün temsilcisi sayılır ve padişahın emirlerini halka duyururdu. Yiğitbaşı mahalle halkı tarafından seçilir ve mahallede güvenliği sağlardı. Mahallenin ortak giderleri, mahalle halkı tarafından karşılanırdı. Bu-nun için “avarız akçası vakfı” adıyla bir fon oluş-turulmuştu.

Köyler ise “Köy Kethüdası” ve kadıların temsil-cisi “Naip” tarafından yönetilirdi.
Yüklə 146,08 Kb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin