T. C. DİYanet iŞleri başkanliği trabzon-akçaabat-darica


B.SÜNNETULLAH KAVRAMI VE AÇILIMI



Yüklə 272,62 Kb.
səhifə3/9
tarix04.11.2017
ölçüsü272,62 Kb.
#30444
1   2   3   4   5   6   7   8   9

B.SÜNNETULLAH KAVRAMI VE AÇILIMI


Sünnetullah ifadesi bir isim tamlamasıdır. Allah tamlanan, sünnet tamlayandır. Allah’ın sünneti demektir.24 Kur’ân’da ifade edilen sünnetü’l evvelin kelimesi de, aynı şekilde isim tamlaması olup; Allah’ın geçmiş kavimler hakkındaki uygulamasını ifade etmektedir.

Bu kavram Türkçe’ye Allah’ın kanunları, tabiat kanunları, Allah’ın kâinata koyduğu düzen şeklinde geçtiği gibi; tarih ve toplum yasaları şeklinde ifade edilmiştir. Bu iki yaklaşımdan hangisinin daha ağırlık kazandığını araştırmamızın ileriki bölümünde genişçe izah edeceğiz.

Müfessirlerin ekseriyeti, Allah’ın sünnetinden muradın, “Yalanlayanların akıbetinin nasıl olmuş olduğunu görün.”(Al-i imrân,3/137)ifadesinin delâletiyle; helâk etme ve kökünü kurutma kanunları olduğunu söyler.25Mücâhid ise kavramın sadece inanmayanları değil, inananları da içerdiğini vurgulayarak; “Allah’ın kâfirler ve mü’minler hakkındaki sünneti ifadesini kullanır.26

Kur’an’da ifade edilen Allah’ın sünneti (sünnetullah) denildiği zaman, Allah’ın davranış ve tutumlara göre verdiği karşılık anlaşılır. Kur’an’da geçen öncekilerin sünnetinin evvelki toplumların peygamberlerine karşı, ilahi cezaya mucip olan küfür ve kötülük manasındaki davranışları anlaşılır.27

Sünnetullah kavramının Kur’an’da kullanış biçimini Roger Graudy ise şöyle açıklar: “Allah’ın Sünneti, Peygamberlerin mesajının devamlılığı ile insanların hayatın yaptığı müdahalelerin tarihi…” “…Ancak, Allah’ın sünneti, Allah’ın hareket tarzını belirtmek için kullanılır.”28 Yani Yüce Allah’ın hidayetine kulak verenlere karşı hareket tarzı ile delalete sapanlara karşı kullandığı hareket tarzıdır.

“Sünnetullah” kelimesi Kur’an’ın birçok yerinde kuruntuların akıldan ayrılacağı ve manasının sağlam bir şekilde gönüllerde yerleşeceği “değişmez” olarak nitelenir.29 Bundan dolayı Yüce Allah: Allah’ın öteden beri süre gelen kanunudur bu. Allah’ın kanununda bir değişme bulamazsın.”30 Buyurarak, Kur’an’da belirtilen bu ifadenin değişme kabul etmeyen, umumi bir ifade olduğunu açıklamış olur.

Allah’ın sünnetinden kastedilen şeyin ne olduğu çoğu zaman karıştırılmaktadır. Bu kavramın kullanılmış biçimine dikkat edilmeksizin, Allah’ın sünnetinin Allah tarafından koyulan ve evrende geçerli olan ‘’tabiat kanunları’’ olduğu söylenmektedir.31 Kur’an’da tabiattaki düzenden, ahenkten bahseden birçok ayet bulunmakla birlikte,’’sünnetullah’’ın veya’’sünnetu’l- evvelin’’ diye ifade edilen kavramın geçtiği bütün ayetlerde işlenen tema, tarih ve toplum yasalarıdır. Bunun yanında Allah Teâla kâinata koyduğu nizam ve ahengi de Kur’an’ın birçok yerinde vurgular. Bu vurgulanan fizik kanunları ve kâinattaki ahenk, daha çok Allah’ın varlığını kabul etmeye çağıran ilâhi ipuçlarıdır.

Burada “sünnetullah” ile “sünnetu’l-evvelîn” kavramlarının aralarındaki bağlantının açıklanmasında fayda vardır. Fatır 43’de geçen öncekilerin sünneti ifadesinin, aynı âyet içinde yer alan “sünnetullah” ile açıklandığını görüyoruz.32 Bu bağlamda yüce Allah şöyle buyuruyor. “…Onlar öncekilerin kanunundan (Onlara uygulanandan) başkasını mı bekliyorlar. Allah’ın kanununda asla bir değişme bulamazsın, Allah’ın kanununda kesinlikle bir sapma da bulamazsın.”33 Buradan şunu anlıyoruz: Allah’ın sünneti dediğimiz zaman genel bir ifade anlaşılır. Öncekilerin sünneti ise Allah’ın sünneti ifadesinin içinde bulunan özele indirgenmiş bir ifadedir. Bu durumu şöyle açıklamak mümkündür. Bilindiği gibi fizik alanda cârî kanunlara “tabiat kanunu” denir. Ancak bu cümleden olan her bir kanun, ayrıca konusunu izafetle de isimlendirir. Gök cisimlerinin çekim güçlerini formüle eden kanuna çekim kanunu dendiği gibi…34

Sünnetu’l evvelin ifadesine baktığımız zaman, müfessirlerin birçoğu bununla kastedilenin “önceki kavimler” olduğunu zikretmiş; çok az bir kısmı da ayetlerin bir kısmında geçen “öncekilerin sünneti”nden maksadın Bedir’de hezimete uğrayan müşriklerin durumunu ifade etmekte olduğunu söylemiştir. Âl-i İmran 3/137. âyetinde yüce Allah: “Sizden önce nice ilahi kanunlar gelip geçmiştir…” buyurarak, daha önce geçen tarihi olgulara dikkat çekerek, Uhud savaşındaki bozgunun analizini yapmaktadır. Buradaki olgunun, milletlerin ya da kavimlerin çöküşü ve tarihten silinişiyle ilgili olduğu âyetin son kısmından anlaşılmaktadır.35

Kur’an-ı Kerim’de geçmiş kavimlerin yaşadıkları iyi ve kötü hadiseler hikâye edilerek, Allah’ın bu kavimlere dünyada verdiği karşılığın izahı “Allah’ın sünneti” şeklinde ifade edilmektedir. Allah’ın bu sünneti aynı zamanda kalıcı ve belirleyici özellik arz etmektedir. Yani Allah’ın hidayetine uyan kavimler kalıcı ve belirleyici olmuşlar; uymayanlar ise yeryüzünde tutunamayıp, gelecekteki kavimlere birer ibret vesikası olarak kalıntıları kalmıştır. Belirlenmiş amaçlara göre sosyal ilişkilerini düzenleyen toplumlar, süreklilik ve değişim arz eden değerleri de uzlaştırdıkları zaman istikrarlı bir hayat yaşama imkânına sahip olmuşlardır.36

“Sünnetullah” kelimesi Kur’an’ın birçok yerinde kuruntuların akıldan ayrılacağı ve manasının sağlam bir şekilde gönüllerde yerleşeceği “değişmez” olarak nitelenir.37 Onun için sünnetullah’ın iyi yönde işlemesi için, insanın Allah’a olan kulluğunu göstermesi gerekir. Allah’ın hidayetinden yüz çevirenler hakkında Allah’ın kanunu iyi yönde işlemez.

Kur’an’daki Sünnetulah’ın daha iyi anlaşılması için konuyla ilgili ayetlerin göz önüne serilmesi gerekir. Sünnetullahı, Kur’an kıssalarında, Peygamberlerin yaşantılarında, onların kavimleriyle beraber başlarına gelen hadiselerde, geçmiş milletlerin haberlerinde, hak ve batıl taraftarlarının mücadelelerinde görürüz. Bu ayetlerin sayısı o kadar çoktur ki, Kur’an’ın bütünü göz önüne alındığında büyük bir yekûn teşkil etmektedir. Bunun nedeni yüce Allah’ın kulların dikkatini belli bir yöne çekmeyi kast etmiş olmasıdır. Nitekim o ayetlerde, toplumsal karakterleri Sünnetullah’ları anlamanın gereğini açık davetler vardır.38

Burada Sünnetullah ile ilişkisini bilmemiz gereken bir diğer kavram “sünen”dir. Sünen kavramı, sünnetin çoğuludur. Yüce Allah’ın “sizden önce nice uygumlalar (sünen) geçti…” (Âl-i İmran 3/137)ayetinde ifade edilen “sünen” kelimesi genel bir ifade olup Sünnetulah’ın ve sünnetu’l-evvelin’in içerisinde barındığı genel bir ifadedir. Âyette geçen “sünen” ifadesinin çoğul olmasının yanında, özellikle nekra oluşu ve her hangi bir isme izafet edilmemesi, adeta farklı tertiplerle ifade edilen olguların hepsini içine alan bir manayı çağrıştırmaktadır.39Buradan da anlıyoruz ki “sünen” kavramı, “Sünnetu’l evvelin, sünnet men, sünnetunâ…” kavramlarının hepsini kapsamaktadır.

Netice itibarıyla toplumların yaşamakta olduğu olaylar, Sünnetullah’ın bir gereği olarak meydana gelmektedir. Ancak bu değişimin sebepleri, toplumun kendi özgür seçim ve fiilleri oluşurken, sonuçları ise Allah yaratmaktadır. İnsana verilen emanet (hür irade) ve sorumluluk, toplumsal olarak dünyada, bireysel olarak ahirette sonuçlarını göstermektedir.40 Buna göre “Sünnetullah” Allah’ın ezelî ilmiyle önceden bildiği olayların sebep ve sonuçlarıyla meydana geldiği sahayı kapsayan bir ifadedir.

Özetle, Sünnetullah, Allah’ın elçileriyle gönderdiği mesajları kabul etme veya etmeme durumunda toplumlara (dünyada) karşılık verme metodudur.


Yüklə 272,62 Kb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin