Oyun iÇİnde oyun kiŞİler kadrosu cevat fehmi başkut



Yüklə 151.25 Kb.
tarix23.01.2018
ölçüsü151.25 Kb.

OYUN İÇİNDE OYUN

KİŞİLER KADROSU

CEVAT FEHMİ BAŞKUT: Kahverengi gözlü, geniş alınlı , sert bir mizaca ve ciddi bir duruşa sahiptir. Halkın sorunlarıyla yakından ilgilenen, sorunlara karşı duyarlı yer yer yeteneklerinin farkında olmayan, alıngan bir yapıya sahip ana karakter. Gazetecilik ve yanında da oyun yazarlığı yapıyor.

SALİH: Uzun boylu, siyah saçlı, kahverengi gözlü , zayıf biridir. Fehmi’nin lise yıllarında tanıdığı bağını hiç koparmadığı en yakın dostu. Yeteneklerinin farkında olmadığı yerlerde destek vererek arkadaşının her zaman yanında olan iyi bir insan .Aynı zamanda haksızlıklara ,yolsuzluklara boyun eğmeyen bunlar karşısında mücadele eden kendini eğitime adamış bir öğretmen.

HAKKI CELİS USLU: Orta boylu , kır saçlı, yeşil gözlü, hafif göbekli babacan biridir. Fehmi’nin gazeteciliğe ilk adımı atmasında büyük katkılar sağlayan lisedeki edebiyat öğretmeni. Öğrencilerin iyiliğini düşünen vatana millete katkı sağlayacak bireyler yetiştirmeye çalışan bir öğretmen.

FATMA: Sarışın , ela gözlü , zayıf, güzel ve alımlı bir genç bayandır .Lise yıllarındayken Fehmi’yle aynı mahallede oturan komşu kızı.

MELİHA BABAANNE: Kısa boylu ,beli bükülmüş eli sürekli belinde olan ,kır saçlı ,yüzünde yılların yorgunluğunun ifadesi gibi duran kırışıklıkları olan, güler yüzlü ton ton bir nine. Fehmi’nin gazetecilik mesleğine başladığı yıllarda taşındığı mahallede oturan mahallenin annesi , babaannesi diye tanınan ve sevilen iyi kalpli yaşlı kadın.

NURTEN: Simsiyah uzun saçlı ,yeşil gözlü balık etli masum yüzlü güzel bir kadın. Meliha babaannenin torunu ve aynı zamanda da Fehmi’nin ilk aşık olduğu kadındır.

MÜMİN AMCA: Uzun boylu , zayıf ,kahverengi gözlü sert gibi bir ifadesi olan ancak çok merhametli pamuk gibi yumuşak bir kalbi olan bir kişidir. Mahallenin tüpçüsüdür.

VELİ AMCA: Mahallenin bakkalı.( Oyunda adı geçmekte ancak herhangi bir konuşması bulunmamaktadır.)

SABRİ AMCA: Nurten’in amcası. Nurten’in babaannesinin ölümünden sonra onu götürmeye gelmiştir. ( Oyunda herhangi bir konuşması bulunmamaktadır.)

MUHTAR: Çatık kaşlı , sert mizaçlı ,sakallı , kısa boylu şişman bir adamdır.Salih’in öğretmenlik yaptığı köyün yöneticisi. Paragöz , halkı sömürmeye çalışan çıkarcı bir insan.

RÜSTEM AĞA: Uzun boylu , pos bıyıklı, orta yaşlı, çatık kaşlı ,Salih’in öğretmenlik yaptığı köydeki başı çeken kişi. Zengin ve parasıyla insanları istediği gibi yöneten ve her şeyin para olduğunu düşünen zalim bir insan.

DAVUT EFENDİ: Ellili yaşlarda , uzun boylu ,kel sakin yapılı bir adamdır.Salih’in öğretmenlik yaptığı okulun işleriyle ilgilenir.

GAZETE PATRONU: Kısa boylu , göbekli , siyah saçlı . kahverengi gözlü, merhametli, anlayışlı ve ileri görüşlü bir insandır. Fehmi’nin çalıştığı gazetenin sahibi aynı zamanda da kayınpederi.

ARZU HANIM: Fehmi’nin çalıştığı gazetedeki sekreter.

NERİMAN: Uzun boylu , uzun kızıl saçlı , kahverengi gözlü, zayıf güzel bir bayandır.Gazete patronunun kızı. Fehmi’nin eşi. Lüks yaşamaya alışmış lükse düşkün bir bayan.

YAMAN –ACAR : Fehmi’nin çocukları ( Oyunda bu karakterlerin konuşması bulunmamaktadır.

GÜL: Acar’ın sevgilisi. Fehmi’nin adını kurtarma çabasında yardım aldığı yardımcı karakter.

MUHSİN ERTUĞRUL: Uzun boylu, zayıf ,beyaz tenli , siyah şaçlıdır. O dönemin ünlü oyun yazarı .Fehmi’nin oyun yazmaya başlamasında büyük katkıları olan ve ilerleyen dönemlerde ona destek olan aile dostu.

BİRİNCİ PERDE

( Sokakta yıkık dökük evler , eksik olmayan bir çöp yığını ve köşe başında da birkaç tane çam ağacı bulunmaktadır. )

(Fehmi ve Salih çok yakın arkadaştırlar. Her sabah mahallenin çıkışındaki köşe başında buluşur ve öyle okula giderler. Fehmi hep zamanında gelirken Salih hep geç kalırdı. O gün de her zamanki gibi Fehmi köşe başında Salih’i bekliyordu.)

1.SAHNE

FEHMİ : (Kolundaki saatine bakarak kendi kendine ) —– Nerde kaldı bu ya ? Ufff ! Bir kere de benden önce gelse kafamı koparacağım.
(O sırada komşu kızı Fatma gelir )
FATMA : (Gülümseyerek) —– Günaydın Fehmi yine Salih’i mi bekliyorsun ?
FEHMİ: Sorma ya bir türlü zamanında gelemiyor.
FATMA: ( Gözlerini kısıp biraz düşünceli bir ifadeyle Fehmi’ye bakarak ) —– Bak ne diyeceğim Fehmi.
FEHMİ: —– Ne diyeceksin ?
FATMA: —– Salih bunu sürekli yapıyor. Senin onu bekleyeceğinden ve her zaman seni burada bulabileceğinden emin. Bir gün de sen ona aynısını yap ve onun ne yapacağını gör.
FEHMİ: —– Sence bu beni anlamasını sağlar mı ?
FATMA: —– Dene ve gör . (İmalı bir şekilde ) —–Sana iyi beklemeler.

(Der ve gider. Fatma gittikten sonra Fehmi düşünmeye başlar. “Acaba denesem mi ? Arkadaşımı beklemekten bıktığım ya da sıkıldığım için değil ama bu onun iyiliği için ilerde başka bir şeyde başına dert olabilir. “ diye düşünür. Tam o sırada ;)


SALİH: —– Dostuuummmmmm ! Günaydınnnn..
FEHMİ: ( Birden irkilerek ) —– GÜ gü günaydın Salih. Sonunda gelebildin . Söyle bakalım bugün niye geç kaldın ?
SALİH: ( Konuyu değiştirmeye çalışarak ) —– Aaaaa! Saat kaç olmuş koş Fehmi koş geç kalıyoruz ilk ders Hakkı Hoca’nın.
( Salih koşmaya başlar.)
FEHMİ: ( Arkasından bakarak ) —– Ahhh benim deli arkadaşım ! Yine yaptı yapacağını yine geçiştirdi.
(Güler ve o da koşmaya başlar.)
SALİH: (Arkasına bakarak ) —– Fehmiiiii daha hızlı koş daha uyanamadın mı yoksa ?
FEHMİ: (Nefes nefese ) —– Salih tamam dur sormayacağım neden geç kaldığını.
SALİH : (Bunu duyunca biliyordum bunu diyeceğini der gibi bakarak ) —– Az kaldı ben de duracaktım zaten.
FEHMİ: ( Salih’in yanına gelir ellerini dizlerine koyup eğilerek ) —– Aahh Salih sen var ya sen…!
( İkisi birden gülmeye başlar .İki dost okula doğru yürümeye devam ederler. Okula gelirler , ders zili yeni çalmıştır.)

2.SAHNE
( Salih ve Fehmi sınıfa girer ve otururlar. Ders edebiyattır.)

( Sınıfta otuza yakın sıra vardır. Öğretmen masasının yan tarafında duran boş bir pano vardır.)


SALİH: ( Gülerek ) —– Bak Fehmi yetiştik gördün mü ?
FEHMİ: Evet ama nasıl yetiştik bir de bana sor yani.
(Hoca sınıfa gelir.)
HAKKI HOCA : —– Günaydın gençler nasılsınız bakalım ?
( Tüm sınıf bir ağızdan “Günaydınn hocammmm” diye bağırır.)
HAKKI HOCA : Gençler ben bir okul gazetesi çıkarmaya karar verdim. Aranızda edebiyata ve yazmaya ilgisi olanları teneffüste yanıma bekliyorum.
(Salih Fehmi’ye bakar ve sessiz bir şekilde)
SALİH —– Fehmi bak işte bir fırsat sen yazmayı seviyorsun gidelim mi hocanın yanına ?

FEHMİ: —– Yok ben gitmeyeceğim hem o kadar iyi yazdığımı da düşünmüyorum.
SALİH: ( İçinden : “ Sen öyle sanıyorsun saf arkadaşım senin kadar iyi yazabilsem keşke” der. Ama ; böyle diyerek Fehmi’yi ikna edemeyeceğini bildiği için farklı türden konuşur.) —– İyi ya işte bu bir başlangıç olur hocanın da yardımıyla daha iyi yerlere gelirsin.
FEHMİ: —– Neyse sonra konuşuruz bunları hoca bize bakıyor.
( Hoca dersini anlatır ve çıkar . Teneffüste Salih Fehmi’ye bir şey belli etmeden heyecanla hocanın arkasından çıkar.)
SALİH: —– Hocaaammm ! Hocaaammm!
HAKKI HOCA : —– Efendim Salih.
SALİH : —– Hocam dersteki duyurunuzla ilgili konuşacaktım ben. Fehmi çok güzel yazılar yazabiliyor. Adeta keşfedilmemiş bir cevher gibi.
HAKKI HOCA : —– Ya demek öyle. Peki neden kendisi gelmiyor

yanıma ?
SALİH : —– Şey hocam , o yapabileceğine inanmıyor. Ama siz onu okul gazetesine almalısınız emin olun pişman olmayacaksınız. Gazetecilik dikkat ve gözlem gücü ister Fehmi çok iyi gözlemcidir hocam. Bu arada benim sizin yanınıza geldiğimi ve size bunları söylediğimi belli etmeden çağırırsanız iyi olur.


HAKKI HOCA: ( Kafasını kaşıyarak ) —– Peki Salih ben bir ara Fehmi’yi odama çağırırım.
SALİH: —– Teşekkür ederim hocam.( Der ve koşarak sınıfa gider.)
( Hakkı Hoca Salih’in dediklerini düşünür ve Fehmi’nin gerçekten yetenekli olup olmadığını anlamaya çalışır. Salih ve Fehmi’nin dersleri biter ve evlerine gitmek için yola düşerler.)
3.SAHNE

( Salih Fehmi’nin gazetede ne kadar ileri gidebileceğini ve bunu hocaya nasıl kanıtlayabileceğini düşünür.)
FEHMİ: (Salih’e bakarak ) —– Seni dalgın gördüm dostum. Hayırdır bir sorun mu var ?
SALİH: —– Hı ne anlamadım.
FEHMİ: (Gülerek ) —– Hava diyorum ne kadar güzel değil mi ?
SALİH: —– Hava mı ? Evet evet çok güzel.
FEHMİ: —– Sen iyi misin dostum ?
SALİH: —– İyiyim dostum tabi. Bak sana ne diyeceğim.
FEHMİ: —–Ne diyeceksin bakalım ?
SALİH: —– Bizim mahallenin arka sokağında temizlikle ilgili bir sorun var. Belediye pek uğramıyor oraya sen bana bu konuyla ilgili etkili bir yazı yazsan da hocaya (amannn ne hocası ya) yani yetkili kişilere versem belki bu sorunu çözeriz.
FEHMİ: —– Tam olarak nasıl bir yazı bu dostum ?
SALİH: —– Ya hani bazen gazetelerde okuyoruz ya çevre sorunlarıyla ilgili yazılar öyle bir şey işte.
FEHMİ: —– Tamam dostum sen iste yeter ki… Hem biliyorsun bu tür konularda yardım etmeyi severim. Sonuçta bizim halkımıza yararı olacak.
SALİH: ( İçinden derin bir oh çekerek )—– Biliyorum dostum o yüzden senden istedim zaten. Sen bu akşam yaz yarın getirirsin bana.

FEHMİ: —– Tamam dostum hayırlı günler yarın görüşmek üzere.
SALİH: —– Hayırlı günler dostum görüşürüz.
( Akşam olur. Fehmi arkadaşının istediği yazıyı yazar. Salih Fehmi’nin gözlem gücünü ,duyarlılığını ve yazma konusundaki yeteneğini hocaya kanıtlayabileceği bir yol bulduğu için mutludur ve heyecanla ertesi günü bekler.)
4.SAHNE
(Ertesi gün Salih her zamanki saatinde gelir ama bu kez Fehmi henüz gelmemiştir.)
SALİH: (Saate bakarak) —–Allah Allah Fehmi nerde ya o hiç gecikmezdi ki…Nerde kaldı acaba ?

(Salih kendi kendine konuşarak beklemeye başlar. Tam o sırada Fatma gelir.)


FATMA: —– Günaydın Fehmi. Ayy, pardon Salih. Her gün burada Fehmi’yi beklerken gördüğüm için şaşırdım doğrusu.
SALİH: —– Haklısın Fatma ben onu her gün bekletiyorum. O bir gün geç kaldı ne kadar merak ettim, şuan onun neler hissettiğini daha iyi anlıyorum. Canım dostum ya ! Bir gün bile şikayet etmedi.(Tekrar saatine bakarak) Ama iyice merak etmeye başladım ne yapsam ?
FATMA: (İmalı bir şekilde ) —– Merak etme Salih birazdan gelir Fehmi (saatine bakarak ve bir önceki gün Fehmi’ye dediklerini düşünerek) Saati geldi.
SALİH: —– Nasıl yani ,saati geldi derken anlamadım?
FATMA: —– (Geçiştirmeye çalışarak ) —– Aaa! Geç kaldım Salih gitmem lazım. Hadi sonra görüşürüz.
SALİH: —– Allah Allah ne demek istedi bu kız ya.
FEHMİ: (Koşarak gelir.) —– Koş Salih koş geç kalıyoruz.(Salih’in kolundan tutar ve koşturmaya çalışır.)
SALİH: —– Fehmi dur yavaş. Ne oldu , niye geciktin anlatsana, bir sorun mu var ?
FEHMİ: ( Salih’in uyguladığı geçiştirme taktiğini uygulayarak) —– Az kaldı hadi Salih konuşmayı bırak da yetişmeye çalış yoksa uyanamadın mı daha…
SALİH: ( Fehmi’nin ne yapmak istediğini anlar ve geç kalışıyla ilgili soru sormaktan vazgeçerek konuyu değiştirir.) —– Fehmi yazıyı yazdın mı ?
FEHMİ: ( Yazıyı çantasından çıkarıp Salih’e uzatarak) —– Tabi yazdım dostum al bakalım.
SALİH: (Yazıyı alır şöyle bir göz atar.) —– Süper olmuş dostum.
FEHMİ: —– İnşallah bir yararı olur ve sorun çözülür.
SALİH: (Gülerek ) —– Olur olur merak etme .
(Salih ve Fehmi okula gelirler , derse girerler teneffüste Salih Fehmi’ye belli etmeden kağıdı cebine koyarak sınıftan çıkar ve Hakkı Hoca’nın odasına gider. Kapıyı vurur. )

( Hakkı Hoca’nın odası küçük bir odadır ve odasında bir masa ile küçük bir kütüphaneden başka bir şey yoktur.)


HAKKI HOCA : —– Gellll…
SALİH : —– Merhaba hocam. Nasılsınız ?
HAKKI HOCA: —– İyiyim Salih teşekkür ederim. Sen nasılsın bakalım ? Hayırdır bir sorun mu var yoksa.
SALİH: —– Ben de iyiyim hocam bir sorun yok çok şükür. Benim gelme sebebim dün Fehmi’yle ilgili söylediklerimi kanıtlamak. Bunun için Fehmi’nin yazdığı bir yazıyı size getirdim.
(Salih cebinde yazıyı arar ,bulur ve okuması için hocaya uzatır. Hoca kağıdı alır ve okumaya başlar. Salih heyecanla ve meraklı gözlerle hocaya bakar. Hoca yazıyı okumayı bitirince beğendiğini belli eden bir kafa hareketi yapar. Daha sonra kafasını kaldırıp Salih’e bakarak: )
HAKKI HOCA: —– Dediğin kadar varmış evlat gerçekten güzel ve etkili bir yazı yazmış. Sen merak etme bundan sonrasını ben hallederim. Böyle yetenekli ve duyarlı gençlere her zaman ihtiyacımız var. Aynı zamanda böyle kuvvetli bir kalemi keşfetmemde bana yardımcı olduğun için de teşekkür ederim.
SALİH: —– Ben teşekkür ederim hocam. Fehmi gerçekten yetenekli ben sadece üzerime düşeni yaptım. İşin asıl kısmı size düşüyor hocam o yüzden biz teşekkür ederiz. Yetenekli gördüğünüz kişilerin ellerinden tutup bir yerlere getirmeye çabaladığınız için. Müsaadenizle ben artık gidiyim hocam ders başlamak üzere.
HAKKI HOCA: —– Tamam evladım. İyi dersler…
SALİH : —– Sağ olun hocam iyi günler…
(Salih Fehmi’ye hiçbir şey belli etmeden yanına gelir. Derslere girerler , okul çıkışı Hakkı Hoca Fehmi’yi yanına çağırır. Salih Fehmi’ye acil bir işi olduğunu söyleyerek Fehmi’nin yanından ayrılır. Fehmi de hocanın yanına gider.)
FEHMİ: —– Beni çağırmışsınız hocam.
HAKKI HOCA: —– Evet Fehmi senden bir şey isteyecektim.
FEHMİ: —– Buyurun hocam.
HAKKI HOCA: —– Biliyorsun okul gazetesi çıkarıyoruz. Gazeteye istediğim ve beklediğim ilgiyi gösteren olmadı bu da beni üzdü açıkçası.
FEHMİ: —– Evet hocam biliyorum. Bu konuda yapabileceğim bir şey varsa…
HAKKI HOCA: —– Hahhh ! İşte ben de seni bunun için çağırdım Fehmi.

HAKKI HOCA: Bilirsin seni severim. Benim dersime olan ilgin ve başarında oldukça iyi,
FEHMİ: (Hocanın ne söyleyeceğini merak ederek) —– Sağ olun hocam teşekkür ederim.
HAKKI HOCA : —– Uzun lafın kısası asıl meseleye gelecek olursak sana gazetede görev vermek istiyorum Fehmiciğim.
FEHMİ: ( Gözleri parlayarak ) —– Yani… yani beni gazeteye mi alıyorsunuz ?
HAKKI HOCA: —– Evet Fehmi. Tabi sen de istersen gazetemizde görev alacaksın ama istemezsen…
FEHMİ: —– ( Hocanın sözünü tamamlamasını beklemeden atılır.) Yok hocam ne demek kabul etmemek tabi ki yaparım hem de severek yapacağımdan emin olabilirsiniz.
HAKKI HOCA: (Yüzünden tatlı bir tebessümle Fehmi’ye bakarak ) —– Bundan hiç şüphem yok evlat . Kabul etmene çok sevindim hadi hayırlı olsun bakalım.
FEHMİ: —– Teşekkür ederim hocam.
HAKKI HOCA: ( Elini Fehmi’nin omzuna koyarak ) —– Ne demek evlat senin gibi gençlere bizim de toplumumuzun da ihtiyacı var. Hadi bakalım geç kalma evine sen.
FEHMİ: —– Tamam hocam tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Hayırlı akşamlar diliyorum.
( Hakkı Hoca’nın bu teklifi Fehmi için hayatının dönüm noktası olur. Küçük bir okul gazetesinde başladığı bu işe Hakkı Hoca’nın da desteğiyle devam eder. Okul gazetesinden sonra yine Hakkı Hoca’nın desteği ve yönlendirmesiyle Vakit gazetesinde müsahhih olarak çalışmaya başlar. Birkaç yıl sonra Vakit gazetesinden ayrılır önce Son Posta sonra Cumhuriyet gazetelerinde çalışır. Önce muhabirlik yapar ve kısa zamanda gazete yazarlığına yükselir. Fehmi gazete yazarlığı yaparken Salih de öğretmen olur ve bir köyde öğretmenlik yapmaya başlar. Fehmi ve Salih birbirlerinden hiç kopmazlar sık sık mektuplaşırlar. Fatma eğitimini yarıda bırakır ve okula gittiği zamanlarda tanıştığı zengin bir çocukla evlenir. Fehmi gazeteciliğe adım atmasında emeği geçen Hakkı hocayı hiç unutmaz ve sürekli ziyaretine gider. )

İKİNCİ PERDE
1.SAHNE
( Fehmi gazete binasına daha yakın olduğu için İstanbul’un Bağcılar semtine taşınır. Eski mahalledeki evlere nazaran daha bakımlı evler vardır. Evler genellikle iki katlıdır. Sokakları dardır.Evine taşınırken komşuları kim geldi diyen meraklı gözlerle Fehmi’ye bakarlar. Mahallenin en yaşlısı herkesin Meliha anne dediği Meliha babaanne Fehmi’ye seslenir.)
MELİHA BABAANNE: ( Yüzünde sevecen tatlı bir ifadeyle) —– Hoş geldin evladım mahallemize.
FEHMİ: —– Hoş bulduk efendim.
MELİHA BABAANNE: —– Evladım bana bu mahallede herkes Meliha Anne ya da Meliha babaanne der. Sen de artık bu mahalleden olduğuna göre bana efendim demene gerek yok.
FEHMİ: —– Sağ olun efendim.
MELİHA BABAANNE: —– Oldu mu şimdi evladım ben ne dedim sana…
FEHMİ: —– ( Gülümseyerek) Pardon Meliha Babaanne. Daha yeniyim alışırım zamanla şimdilik mazur gör.
MELİHA BABAANNE: —– Yok evladım yabancılık hissetme diye dedim biz mahallemizde hep beraberiz kocaman bir aile gibiyiz. Tanıdıkça daha iyi anlarsın..Eee sen kimsin nesin necisin şimdi onu anlat bakalım.
( Tam o sırada torunu Nurten oturduğu yerden fırlayarak)
NURTEN: —– Babaanne o gazeteci ya. Hani her gün sana gazeteden bir sayfa okuyorum ya roman , fıkra , güncel haberler falan işte onları yazan kişi…
MELİHA BABAANNE: —– Ünlü müymüş yani ?
NURTEN: —– Gazeteci işte babaanne.
MELİHA BABAANNE: —– Pek de yakışıklıymış Maşallah.
NURTEN: —– Hoş geldiniz mahallemize Fehmi beyefendi.
FEHMİ: —– ( Utangaç bir tavırla) Hoş bulduk küçük hanım. Sağ olun.
NURTEN: —– Yardım edilecek herhangi bir şey olursa seslenmeniz yeterli evimiz hemen karşıda.
FEHMİ: —– Teşekkür ederim küçük hanım.
NURTEN: —– Adım Nurten Fehmi Bey.
FEHMİ: —– Ne dediniz anlayamadım ?
NURTEN: —– ( Gülümseyerek ) —– Adım diyorum Nurten…

FEHMİ: —– Memnun oldum Nurten Hanım.
NURTEN: —– Her gün yazılarını okumaktan zevk aldığım biriyle tanışmak çok güzel gerçekten çok memnun oldum.
FEHMİ: —– ( Gülümseyerek ) —– Ben de memnun oldum Nurten Hanım.
( Mahalledekilerin bakışlarından çekinen Fehmi tekrar teşekkür eder ve yerleşmeye devam eder. Kısa sürede mahallede herkes tarafından tanınır ve sevilir. Bakkal Veli amcadan Tüpçü Mümin amcaya ve yaşlı maaşını alamayan Meliha Babaanneye kadar herkesin sorunlarını gazetede konu eder ve onlardan biri olduğunu gösterir… Mahalleye taşındığı günden beri Nurten Fehmi’nin her gidiş gelişinde onu camdan seyreder. Fehmi’nin çevreden aldığı ilgi ve herkes tarafından tanınan biri olması Nurten’in çok ilgisini çeker. Fehmi birkaç kez Nurten’in kendisine baktığını fark eder. Fehmi de ondan hoşlanır ancak onunla nasıl konuşacağını ona nasıl duygularını açacağını bir türlü bulamaz. Hem Nurten’in duygularından emin olmak için hem de kendi daha iyi ifade edebilmek için bir yıl kadar bekler. Bir yıl sonra dedesinin kendisine küçükken anlattığı çok eski bir teklif yöntemi olan ayna tekniğini kullanmaya karar verir. Bir gün öğle güneşinin parladığı bir saatte evinden çıkar belli etmeden Nurten’in cam kenarında olup olmadığına bakar. Orda olduğunu görünce cebinden küçük bir ayna çıkarır güneşe doğru tutar güneşin ışığını Nurten’in gözlerine yansıtır. Nurten gözlerini açıp kapatır ancak Fehmi’nin ne yapmaya çalıştığını anlayamaz .Kendi kendine düşünür. Bulamayınca babaannesine koşar.)
NURTEN: —– Babaanne babaanneeee ! ( Sesini biraz daha yükselterek ) Babaanneeeeeee !
MELİHA BABAANNE: —– Ne var kız ne bağırıyorsun sağır mı var karşında.
NURTEN : —– Babaanne sana bir şey soracaktım da…
MELİHA BABAANNE: —– Hayırdır sor bakalım.
NURTEN : —– Babaanne aynayla yüzüne güneş tutmak ne anlama geliyor ?
MELİHA BABAANNE: —– Kız yoksa biri sana öyle bir şey mi yaptı doğru söyle ?
NURTEN : —– Yok babaanne kitap okuyordum bir bölümünde böyle bir şey geçiyordu da merak ettim kendi kendime düşündüm bulamayınca sana soruyum belki bilirsin dedim.
MELİHA BABAANNE: —– ( Derin bir iç çekerek ) Aahh aahh !
NURTEN : —– Ne oldu babaanne , yoksa kötü bir anlamı mı var ?
MELİHA BABAANNE: —– Sus kız lafımı kesme de anlatayım. Biz gençliğimizde dere boylarına gider halı yıkardık. Köyün yakışıklı delikanlıları da oralarda dolaşırlardı. Bir genç eğer bir kızı beğenmişse cebinden aynasını çıkarıp güneşe tutarak kıza ondan hoşlandığını ve onu beğendiğini belli ederek ilgisini çekmeye çalışırlardı.
NURTEN : ( Gözleri parlayarak ) —– Eeee babaanne peki kızlar ne yaparlardı ?
MELİHA BABAANNE : —– Kızında bunu yapan delikanlıda gönlü varsa eğer ertesi gün o gence mendilini verir gönlü yoksa hiçbir şey yapmayarak isteyip istemediklerini belli ederlerdi. İşte böyle güzel torunum anladın mı bakalım ?
NURTEN: (Babaannesine sarılır ve öper.) —– Anladım babaanneciğim hem de çok iyi anladım.
( Babaannesinden istediği cevabı duyan Nurten heyecanı bir şekilde koşarak odasına gider.)
2.SAHNE
Tam istediğim oldu çok mutluyum derken talihsizlik Nurten’in peşini bırakmaz. Ertesi gün vereceği cevabın heyecanıyla uyuyan Nurten sabah olup aşağı indiğinde babaannesinin yerde yatan cansız bedeniyle karşılaşır. Çığlık atar mahalleli kapıya toplanır. Nurten yakın zamanda kaybettiği anne ve babasının acısının üstüne bir de babaannesini kaybedince iç dünyasında boğulur duruma gelir. Fehmi tüm bu olanlardan habersiz iş dönüşünde Nurten’den alacağı haberi düşünürken mahalleye geldiğinde karşılaştığı manzara karşısında çok şaşırır ne olduğuna anlam veremez.)
FEHMİ: ( Telaşlı bir ses tonuyla ) —– Hayrola Mümin amca neler oluyor , bu kalabalık ne ?
MÜMİN AMCA: ( Gözlerindeki yaşları yavaşça silerek) —– Sorma be evlat mahallemizin annesini tüm kalbimizle sevdiğimiz Meliha annemizi kaybettik.
FEHMİ: ( Sesi titreyerek ) —– Nasıl olur bu babaannem hayırrr babaannem ölemez.
MÜMİN AMCA : —– Biz de inanmak istemiyoruz evlat ama vadesi dolana çare olmuyor taktir-i ilahi boyun eğmekten ve dua etmekten başka bir şey gelmiyor elimizden.
FEHMİ: (Ağlamaklı bir sesle ) —– Başımız sağ olsun .
MÜMİN AMCA : —– Sağ ol evlat dostlar sağ olsun. Nurten için çok üzülüyorum önce annesini babasını kaybetti tam acısını atlattı toparlandı derken şimdi de babaannesini bir tek amcası kaldı o da gelir mi gelmez mi belli değil.
FEHMİ: —– Nurten nerde şimdi Mümin amca ?
MÜMİN AMCA : —– İçerde yavrucağız kendinde değil.
( Fehmi ne yapacağını Nurten’e ne diyeceğini nasıl destek olacağını düşünür. Her zaman yanında olmaya çalışacağını söyleyip onu teselli etmek ister fakat bir türlü fırsatını bulup onunla konuşamaz. Ertesi gün cenaze işleri tamamlanır. Nurten’in amcası Sabri Bey cenazeye gelir giderken de Nurten’i de alıp götürür. Fehmi Nurten’i en son cenazede görür , sonrasında aylarca araştır ama nafile bir türlü ona ulaşamaz. Kader onları kavuşamadan ayırmıştır. Fehmi bir haber alana kadar aramaktan vazgeçmez ve çok uzun bir arayıştan sonra Nurten’in zengin bir iş adamıyla evlendiğini öğrenir. İlk aşkı başlayamadan bitmiştir. Yaşadığı bu hayal kırıklığını bir mektuba yazar ve Salih’e gönderir.)

3.SAHNE

( Konuşmanın geçtiği yer bir kahvehanedir. Kahvehanede küçük bir çay ocağı ve birkaç tane masa sandalye vardır.)
MUHTAR: —– Örtmen bey mektubun var.
SALİH: ( Heyecanla) —– Kimdenmiş muhtar bey ?
MUHTAR: “Al kendin bak.” der ; ama mektubu uzatmaz.
SALİH: —– Vermeyecek misiniz ?
MUHTAR: —– Eee o kadar müjdeli haber verdik bunun bir karşılığı olmalı diye düşünürsünüz herhalde ne de olsa okumuşsunuz o kadar.
SALİH: —– Evet muhtar bey okudum okumasına da hangi kitapta yazar senin yaptığın bu yolsuzluk.
MUHTAR: —– Ağır ol örtmen yolsuzluk falan değil yaptığım bu devirde böyle geçiniliyor. Mektup Cevat Fehmi Başkut diye birinden gelmiş ama görünüşe göre sen okumak istemiyorsun bu mektubu.
( Dostunun adını duyunca muhtarla zıtlaşmayı bırakır cebinden para çıkarıp mektubu alır. Açıp okuduğu zaman arkadaşının yaşadığı duruma çok üzülür. Hem kafası dağılsın diye hem de hasret gidermek için arkadaşını öğretmenlik yaptığı köye davet eder. Onu çok özlediğini ve dört gözle beklediğini de yazar ve mektubu gönderir… Aradan beş ay geçer. Muhtar seçimleri zamanı gelir. Ancak o dönemde her yerde olduğu gibi burada da seçimler adil bir şekilde yapılmamaktadır. Köy halkı oy vereceği zaman bir şekilde kandırılır ya da tehdit edilir oylar ağanın istediği kişiye verilirdi. Salih de öğretmenlik yaptığı bu köyde yapılan bu haksızlığa artık tahammül edemez hale gelmişti ve yapılan haksızlıklara dur demek istiyordu. Bunun için bir gün Rüstem Ağa’nın evine gider.) ( Rüsten Ağa’nın evi köydeki diğer evlere göre oldukça büyük ve lükstür büyük bir bahçesi vardır.)
SALİH: ( Bağırarak) —– Rüstem Ağaaaa ! Rüstem Ağaaaa !
RÜSTEM AĞA: —– Ne var ne bağırıyorsun örtmen derdin ne senin ?
SALİH: —– Aşağı gel konuşmak istediklerim var seninle.
RÜSTEM AĞA: —– Sen bir ağayı ayağına nasıl çağırırsın utanmıyor musun ?
SALİH: —– Sen ve senin gibiler halkı baskı altına alıp oy çalarken , haksızlık ,zulüm yaparken utanmıyorsunuz da ben mi utanayım. Sizin yaptıklarınıza baktığımda ben burada utanılacak bir şey yaptığımı düşünmüyorum.
RÜSTEM AĞA: —– (Sinirlenir ve sesini yükselterek) —– Haddini aşıyorsun örtmen ağır ol.
SALİH: —– Aşağı gelin de insan gibi doğru düzgün konuşalım o zaman.
RÜSTEM AĞA: —– Bekle hele geliyorum. (Aşağıya iner.) Sen ne sanıyorsun örtmen kendini kimle uğraştığının farkında mısın ?
SALİH: —– Evet farkındayım. Bana kim olduğumu mu soruyorsun Rüstem Ağa . Bilmiyorsan söyleyeyim ben bu köyün öğretmeniyim yapılan haksızlıklara boyun eğmek ve eğdirmemek için elinden geleni yapacak bir eğitim gönüllüsüyüm. Şimdi anladın mı kim olduğumu ?
RÜSTEM AĞA: (Alaylı bir şekilde) —– Biz senin gibi gönüllüleri çok gördük . Bak örtmen seni uyarıyorum ya gel adam gibi bana hizmet et ya da…
SALİH: —– Ya da ne… ya da neeee !
RÜSTEM AĞA: —– Bas git örtmen elimden bir kaza çıkacak bak.
SALİH: —– Şimdilik gidiyorum Rüstem Ağa ama bu işin peşini bırakmayacağım bilesin bunu.
RÜSTEM AĞA: Elinden geleni ardına koyma örtmen.
( Rüstem Ağa çok sinirlenir. Ancak Salih haksızlıklara dur demek konusunda kararlıdır. Ertesi gün Salih okula gider ama gördükleri karşısında ne yapacağını bilemez.)
4.SAHNE
SALİH: —– Davut Efendiii ! Davut Efendiiii !!!
DAVUT EFENDİ: —– Buyurun örtmen bey .
SALİH : ( Eliyle etrafı göstererek ) —– Ne oldu buraya . çocuklar neredeler ?
DAVUT EFENDİ: ( Mahcup bir şekilde kafasını öne eğerek ) —– Rüstem Ağa’nın adamları geldi. Engel olamadım buraları dağıttılar ortalığı kırıp yıktılar. Örtmene söyle ayağını denk alsın bu bir başlangıç dediler ve gittiler. Halkı da örgütlemişler kimse çocuğunu okula göndermedi bugün.
SALİH: —– Tamam Davut Efendi sen de evine git merak etme hiçbir şey yapamazlar ben bir çözüm düşüneceğim.
( Davut efendi gittikten sonra yerdeki sandalyelerden birini kaldırır masayı düzeltir oturur elini kafasına koyar kara kara düşünmeye başlar. O kadar derin düşüncelere dalmıştır ki yaklaşan ayak seslerini duymamış.Omzuna koyulan eli hissettiği anda irkilir.)
SALİH: —– Ne oluyor neler oluyor ? Çek ellerini omzundan sana vazgeçmem dedim.
(Sinirlenerek masadan kalkar , omzuna koyulan eli iter ani bir kafa hareketi yaparak gelen kişiye doğru bakar.)
FEHMİ: —– Heyy heyy !! Sakin ol dostum. ( Gülerek ) Tamam vazgeçme zaten benden .
(Şaşkın bir bakış ve biraz duraksamanın ardından Salih ‘dostum ‘diye bağırarak Fehmi’ye sarılır. )
SALİH: —– Nerden çıktın sen dostum ya ? Hiç haber de vermedin. ( Etrafı göstererek) Hem böyle bir manzarayla karşılaşmanı istemezdim.
FEHMİ: —– Dostumun zor durumda olduğunu hissettim ve geldim. Ayrıca da gelirken haber vermeme ne gerek var. (Cebinden Salih’in gönderdiği mektubu çıkarıp sallayarak) Hem beni davet et istediğin zaman gel diye davetiye gönder hem de niye bana haber vermedin de oldu mu şimdi dostum .
SALİH: —– İyi ki geldin dostum sana çok ihtiyacım vardı gerçekten .
FEHMİ: —– Şimdi bana başına gelen her şeyi ve buranın nasıl bu hale geldiğini anlat bakalım dostum.
( Salih Fehmi’ye her şeyi uzun uzun anlatır. Fehmi dikkatle dinler ve ‘Büyük şehirlerde böyle şeyler çoktu da demek artık köylerde de böyle şeyler olmaya başladı eski düzenimiz kalmadı ‘der. İki dostun uzun konuşmasının ardından Fehmi bu olayı gazetesinde yayımlayacağını ve yetkili kişilerin müdahale etmesini sağlayacağını söyler. Salih bu fikri beğenir ve içi biraz daha rahatlar. O gece Fehmi ve Salih birlikte geç saatlere kadar okulu düzenlerler sıraları tamir ederler . Ertesi gün Rüstem Ağa köye bir gazeteci geldiği haberini alır ve gazeteciyi yani Fehmi’yi yanına çağırtır. Rüşvet karşılığında Fehmi’yi bunları haber yapmaktan vazgeçirmeye çalışır. Bu durum Fehmi’yi daha çok kızdırır… Salih ve Rüstem Ağa’nın arasındaki bu çatışma Fehmi’nin bütün bu olanları gazete haberi yapması sonucu ; yetkililerin müdahale etmesinin sağlanması, halkın da bu haberden ve olanlardan sonra Salih’e destek vermesi sonucu Salih’in galibiyetiyle sonuçlanır. Bu olaylar çözüldükten sonra halk Salih’in muhtar olmasını ister ancak Salih “Ben öğretmenlik yapmak istiyorum. Benim yerime bu tür konularda daha bilgili ve köyü daha iyi yönetebilecek bir muhtar seçelim.” der… Fehmi hem arkadaşına yardım ettiği için hem de halkın sorununa yardımcı olduğu için oradan mutlu bir şekilde ayrılır. Fehmi’nin gazetecilik alanındaki başarısı İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlere kadar yayılmış ve herkes tarafından ‘halk yazarı ‘, ‘halk dostu’ olarak tanınmaya başlamıştır.)
5.SAHNE
GAZETE PATRONU: —– Arzu Hanım Fehmi izinden döndü mü?
ARZU HANIM: —– Evet döndü efendim.
GAZETE PATRONU: —– Tamam o zaman bana Fehmi’yi çağırın.
ARZU HANIM : ( Fehmi’nin yanına giderek) —– Patron sizi çağırıyor Fehmi Bey.
FEHMİ: —– Hayırdır inşallah. Neden çağırdığıyla ilgili bir bilginiz var mı Arzu Hanım ?
ARZU HANIM: —– Bir bilgim yok efendim. Bana sadece sizi çağırmamı söyledi.
FEHMİ: —– Neyse teşekkür ederim Arzu Hanım , ben bir bakayım o zaman.
( Patronun odasına gider kapıyı çalar ve içeri girer.)
FEHMİ: —– Beni emretmişsiniz efendim.
GAZETE PATRONU: —– Evet Fehmi gel otur şöyle bakalım.
FEHMİ: ( Patronun gösterdiği yere oturur.) —– Bir sorun yoktur inşallah efendim.
GAZETE PATRONU: —– Bir sorun yok Fehmi korkma aksine sana güzel bir şeyler söyleyeceğim. Bak Fehmi gazetecilikte ne kadar başarılı olduğunu son zamanlarda yaptığın haberler ve karşılığında sana karşı artan ilgi sayesinde hepimiz görmüş olduk halk seni kısa bir sürede çok sevdi ve kendi içlerinden biri olarak gördü ben de bu kadar başarılı olan bir elemanımı daha iyi yerlerde görmek istiyorum bundan sonra.
FEHMİ: —– Anlamadım efendim ne demek istediğinizi.
GAZETE PATRONU : (Gülümseyerek) —– Yahu bunda anlamayacak ne var terfi zamanın geldi de geçiyor diyorum. Bundan sonra gazetemizin genel yayın müdürü sensin.
FEHMİ: ( Şaşkın ama mutlu olduğunu belli eden bir ifadeyle) —– Teşekkür ederim efendim çok sağ olun.
GAZETE PATRONU: —– Sen hak ettin bunu… Hadi işinin başına kaytarmak yok sayın müdür.
FEHMİ: —– Hemen gidiyorum efendim tekrar tekrar teşekkür ediyorum.
6.SAHNE
( Artık genel yayın müdürü olan Fehmi’nin odası patronun odasına daha yakın bir yere taşınır. Daha önceden hiç görmediği patronun kızı Neriman’ı ilk kez orada görür.)
NERİMAN: —– Hoş geldiniz efendim. Hayırlı olsun siz yenisiniz galiba.
FEHMİ: —– Hoş bulduk küçük hanım. Evet yeniyim, teşekkür ederim.
NERİMAN: —– Pardon efendim kusuruma bakmayın kim olduğumu söylemeden konuşmaya daldım.
FEHMİ: —– Ne kusuru küçük hanım estağfurullah .
NERİMAN: (Gülümseyerek ) —– Bendeniz patronun kızı Neriman babamın yanına arada gider gelirim.
FEHMİ: —– Öylemi efendim çok memnun oldum. Ben de gazetenin yeni genel yayın müdürü Fehmi.
NERİMAN: —– Ben de çok memnun oldum Fehmi Bey.
( Tam o sırada patronun odasının kapısı açılır patron kızını görür.)
GAZETE PATRONU: —– Benim güzel kızım mı gelmiş bakalım.
NERİMAN : ( Yüzünde hafif tebessümle) —– Evet prensesi yakışıklı kralı görmeye gelmiş .

GAZETE PATRONU: —– İyi yapmışsın prensesim hoş geldin sefalar getirdin. Fehmi’yle tanıştınız mı ?


NERİMAN : —– Evet babacığım az önce tanıştık kendisiyle.
GAZETE PATRONU: —– Fehmi çok sevdiğim bir elemanımdır. Oğlum gibi severim kendisini çok çalışkan ve başarılı bir gazetecidir aynı zamanda da.
FEHMİ: —– Teşekkür ederim efendim teveccühünüz.
NERİMAN: —– Eee babacığım, işin bitmedi mi daha ?
GAZETE PATRONU: —– Maalesef prensesim daha bitmedi işim.
NERİMAN : —– Babacığım çok sıkıldım biraz dolaşmak istiyorum ama bunu yalnız yapmak da istemiyorum çıksak da sonra halletsen olmaz mı ?
GAZETE PATRONU: —– Bu işlerin bugün halledilmesi gerekiyor güzel kızım şuan çıkamam ki.
FEHMİ: —– Kızınızı kırmayın isterseniz efendim ne işiniz varsa ben halledeyim benim işlerim bitti zaten.
GAZETE PATRONU: —– Madem işin bitti sen çıkar Neriman’ı o zaman.
( Neriman ve Fehmi birbirlerine bakarlar. Fehmi ne diyeceğini bilemez ama Neriman ile çıkmayı içten içe çok ister tabi bunu Neriman da ister. )
FEHMİ: —– Olur mu öyle şey efendim kızınız sizin için gelmiş ve sizle vakit geçirmek istiyor siz gidin gözünüz arkada kalmasın işlerinizi özenle yapacağımdan şüpheniz olmasın.
GAZETE PATRONU: —– Özenle yapacağından şüphem yok Fehmiciğim ama bu işleri benim halletmem gerekiyor. ( Kaşlarını hafif çatarak alaylı bir ifadeyle ) Hem sen müdür oldum diye havalara mı girdin niye patronunu dinlemiyorsun bakalım. Sana kızımı gezdirme görevi veriyorum sayın müdür.
FEHMİ: —– Peki efendim siz nasıl derseniz öyle olsun. Neriman Hanım da isterse ona eşlik etmemi seve seve eşlik ederim.
NERİMAN: —– Madem babamın işi var , benim de yalnız gitmeye pek niyetim yok eşlik ederseniz memnun olurum.
( Neriman babasına sarılır, öper daha sonra Fehmi ile birlikte çıkarlar. İstanbul’un en güzel mekanlarına giderler eğlenceli ,güzel ve dolu dolu bir gün geçirirler. O günden sonra Fehmi’nin aklından Neriman Neriman’ın aklından da Fehmi hiç çıkmaz. Neriman babasının yanına gidip gelme bahanesiyle Fehmi’yi görmeye çalışır. Neriman’ın babasının yanına gidip gelme sıklığı zaman geçtikçe artmaya başlar. İkisi de birbirini sever ancak bir türlü söyleyemezler. Bu durum patronun yani Neriman’ın babasının da dikkatini çeker.)
GAZETE PATRONU: ( Telefonla arayarak ) —– Fehmi biraz odama gelebilir misin ?

FEHMİ: —– Peki efendim hemen geliyorum.( Patronun odasına gider kapıyı çalar ve girer.)
GAZETE PATRONU: —– Gel Fehmi otur şöyle ( Fehmi oturur.) Seninle çok önemli bir konuda konuşmak istiyorum . Ancak bu yapacağım konuşma patron işçi arasındaki bir konuşma gibi değil de iki arkadaş ya da baba oğul arasındaki konuşma niteliğinde olacak önemli ve samimiyet gerektiren bir konu bu.
FEHMİ: ( Ne konuşacağını merak eder.) —– Tamam efendim siz nasıl isterseniz öyle konuşalım da bir sorun yoktur inşallah.
GAZETE PATRONU: —– Bak Fehmi seni kendi oğlum gibi görür ve severim. Benim oğlu yok o yüzden seni hep oğlum gibi gördüm.
FEHMİ: —– Biliyorum efendim ben de sizi hep babam gibi gördüm. Babam öldükten sonra siz hep yanımda oldunuz bana sahip çıktınız. Bu yüzden çok minnettarım size.
GAZETE PATRONU: —– Kızım ve senin birbirinize karşı olan hislerinizi anlamadığımı sanmayın. Sen söyleyemezsin kızım hiç söyleyemez. İkinizin bu duruma bir süre seyirci kaldım ama ikinize kalırsa bu iş uzar gibi gözüküyor o yüzden artık müdahale etmek istedim.
FEHMİ: ( Şaşkın bir ifadeyle ) —– Efendim beni kesinlikle yanlış anlamanızı istemem. Ama kızınızı gerçekten seviyorum ben sadece nasıl söyleyeceğimi bilemedim ve size karşı yanlış bir şey yapmış gibi hissetmedim de değil ama kalbime söz geçiremedim.
GAZETE PATRONU: —– Böyle düşüneceğini tahmin ettiğim için çağırdım zaten seni. Seni uzun zamandır tanıyorum Fehmi kızıma da iyi bakacağından da adım gibi eminim. Kızım hayatımda sahip olduğum en değerli parçam başka kimsem yok onu senin gibi birine emanet etmek gözümü arkada bırakmayacak. Bu yüzden kızımın başka biri yerine seni sevmiş olması benim için çok daha iyi.
FEHMİ: —– Bunları sizden duymak beni çok mutlu etti efendim çok teşekkür ederim. Kızınıza en kısa zamanda ; hatta hemen duygularımı açacağım ve sizin de izniniz ve desteğinizle de onu eşim olarak hayatıma almak istiyorum.
GAZETE PATRONU: —– Seni damadım olarak görmekten şeref duyarım. İnşallah ikiniz için de hayırlısı olur mutluluklar dilerim.
FEHMİ: —– Merak etmeyin efendim kızınız önce Allah’ın sonra sizin emanetiniz olacak. Siz bana nasıl sahip çıkıp zor günlerimde yanımda olduysanız aynı şekilde ben de her zaman kızınızın yanında olup size laik bir damat kızınıza laik bir eş olacağım.
( Fehmi o günün akşamı Neriman’a duygularını açar , babasıyla (patronuyla) arasında geçen konuşmadan bahseder ve evlenme teklif eder. Neriman teklifi kabul eder. Aradan çok zaman geçmeden güzel bir düğün yaparlar. Evlendikten bir yıl sonra bir erkek evlatları olur adını Yaman koyarlar. Yaman bir yaşına geldiğinde bir erkek evlatları daha olur onun adını da Acar koyarlar. Fehmi ve Neriman mutludurlar ancak Fehmi zaman zaman lüks yaşamaya alışmış olan eşi Neriman’ın ihtiyaçları ve isteklerini karşılamakta zorlanır bu yüzden yeni proje arayışlarına girer. O dönemde hayranlık duyduğu ve oyun kitaplarını zevkle okuduğu Muhsin Ertuğrul ile bir röportaj yapar ve gazetesinde yayınlar. O günden sonra Muhsin Ertuğrul ile bağını hiç koparmaz.)

ÜÇÜNCÜ PERDE
1.SAHNE

(Muhsin Ertuğrul Fehmi’yi daha yakından tanır ve onun gözlemcilik konusundaki yeteneğini ve oyunlarına olan ilgisini fark eder. Bir gün Fehmi’nin evine oturmaya gider. )


FEHMİ: —– Hoş geldin Muhsin abi şeref verdin. Gel buyur .
MUHSİN ERTUĞRUL: —– Hoş bulduk Fehmiciğim. (İçeri girer ve otururlar.) Nasılsın bakalım görüşmeyeli ?
FEHMİ: —– İyiyim çok şükür Muhsin abi. Sen nasılsın ?
MUHSİN ERTUĞRUL: —– Ben de iyiyim çok şükür yeni bir oyun yazıyorum.
FEHMİ: —– Aaa öyle mi? Ne güzel zevkle okuyacağımdan eminim. Nasıl bir oyun konusu ne ?
MUHSİN ERTUĞRUL : (Gülümseyerek) —– Sürpriz olsun bu da .
FEHMİ: —– Olsun bakalım. Ben de bu aralar yeni bir şeyler yapmayı düşünüyorum.
MUHSİN ERTUĞRUL: —– Ne gibi ?
FEHMİ: —– İş anlamında ek bir şeyler yapmak istiyorum.
MUHSİN ERTUĞRUL: —– Bak ne diyeceğim Fehmi. Sen oyunlara karşı çok ilgi duyuyorsun değil mi ?
FEHMİ : —– Evet abi çok seviyorum ve severek okuyorum.
MUHSİN ERTUĞRUL: —– Ben bunu fark ettim ama çok yoğunsun diye zaman ayıramazsın diye düşünüyordum. Madem yeni bir şeyler yapmak istiyorsun neden oyun yazmıyorsun ?
FEHMİ: —– Nasıl yani ? Senin gibi bir yazardan bunu duymak çok güzel ama ben yetenekli olduğumu sanmıyorum.
MUHSİN ERTUĞRUL: —– Fehmi yeteneklerinin farkında değilsin sadece bir dene yazmayı ne kaybedersin ki. Hem ben eminim ortaya çok iyi şeyler çıkar.
FEHMİ: —– Aslında denemeye değer bir fikir ben bir düşüneyim.
MUHSİN ERTUĞRUL: —– Düşün tabi . İstersen ben de yardımcı olurum. Sen oyunu yaz sormak istediğin bir şey olursa sorarsın. Bitirdikten sonra da bana getir bakalım birlikte ortaya nasıl bir şey çıkacağına.
FEHMİ: —– Tamam Muhsin abi deneyeceğim inşallah iyi bir şeyler çıkar.
( O gece Muhsin Ertuğrul Fehmi’yi oyun yazmaya ikna eder. Fehmi hemen ertesi gün oyun yazmaya başlar. Fakat yazdıklarını bir türlü beğenmez sürekli yırtar. En sonunda İstanbul’a geldiğinden beri etrafta gördüğü ve o dönemde sıkça rastlanılan durumlardan biri olan büyük şehre gelip kandırılan saf insanları konu eden bir oyun yazar. Oyunun adını Büyük şehir koyar. Oyunun sonunda İstanbul’daki ahlak bunalımı karşısındaki ilk hayal kırıklığını bir oyun kişisi ağzından dile getirmeyi de ihmal etmez. Bu oyun kişisinin adını Abdülkerim koyar ve ona şunları söyletir : “Evet büyük şehir, yalan şehri. Yüzler boyalı , kalpler tıkalı, gözler kapalı. His yok, menfaat var. Ne aşk, ne dostluk, ne de doğruluk. Yalnız bir düşünce hakim, aldatmak… Her şey mahvoldu , arzularım, ümitlerim, harcadığım paralar…Hiddetten nefesim tıkanıyor, bu hava beni boğuyor… Haydi kasabaya, kasabaya , kasabaya.” Uzun bir uğraştan sonra ilk oyununu yazar ve ertesi gün heyecanla Muhsin Ertuğrul’a götürür.)
FEHMİ: —– Muhsin abi , Muhsin abi…
MUHSİN ERTUĞRUL: —– Ne bu heyecan Fehmiciğim hayırdır , bir şey mi oldu yoksa?
FEHMİ: —– Hayır abi hayır. Oyunumu yazdım bitirdim. Oku bakalım beğenecek misin ?
( Muhsin Ertuğrul oyunu alır ve okur. O okurken Fehmi merakla ve heyecanla yapacağı yorumu bekler. Muhsin Ertuğrul okuduktan sonra beğendiğini belli eden kafa işaretleri yapar.)
MUHSİN ERTUĞRUL: —– Tam düşündüğüm gibi Fehmi sen bu konuda da çok yeteneklisin bence devam etmelisin bu işe tebrik ederim .
( Fehmi oyununu Muhsin Ertuğrul’a beğendirdiği için tüy gibi hafiftir, sevinçlidir Muhsin Ertuğrul’un da onayını aldıktan sonra oyununu Tepebaşında Dram kısmındaki müdüriyete teslim eder. Aradan zaman geçer, ses seda çıkmayınca “ her halde artık provalara başlanmıştır” diyerek tiyatroya bir uğrar.)
FEHMİ : —– Pardon ben bir ay önce kadar bir oyun getirmiştim ne oldu acaba ?
(Tiyatrodakiler Fehmi’nin eline bir zarf tutuştururlar hemen merakla açar: “ Oyununuz Büyük Şehir kanuni , içtimai ve terbiyevi yönlerden mahzurludur oynanamaz. Gelin geri alın!

İmza :Sansör Heyeti .Fehmi de neden oynanamayacağını sorduğu bir mektup yazar gelen cevap oyununda Sirkeci semtindeki otellerde kirli çarşafların olmasıdır. Fehmi gelen cevap karşısında çok şaşırır ancak çaresiz o sahneyi değiştirir tekrar gönderir oyununu ve oyunun provalarına başlanır.)


2.SAHNE
(Fehmi oyun yazmaya başladığında oyunlarının büyük ilgi görmesi sonucu gazetecilikten çok oyun yazmaya yoğunlaşmış ve bir süre sonra gazeteyi bırakıp tamamen oyun yazmaya yoğunlaşmıştır. Oyun yazarken yazı işleri müdürlüğü yapıyor bir yandan da edebi heyet azası başkanlığını yürütüyordu. Oyunları o kadar çok ilgi görür ki her yıl bir oyunu sahnelenmeye başlar. Ancak çevreden” Edebiyat Heyeti Azası başkanı tabi her yıl bir oyunu sergilenir.” Gibi şeyler duyunca çok alınır ve başkanlıktan istifa eder. Kulağına gelen bu şeylerin doğru olmadığını kanıtlamak için bir şeyler düşünür bulamayınca Muhsin Ertuğrul’dan yardım ister.)
FEHMİ: —– Muhsin abi senin sayende bir yola çıktım. Öyle bir noktaya geldim ki hakkımda olur olmadık söylentiler çıkarıyorlar.
MUHSİN ERTUĞRUL: ( Kaşlarını çatarak )—– Kim ne diyormuş ?
FEHMİ : —– Neymiş efendim ben heyet başkanıymışımda o yüzden her yıl oyunlarım yayınlanıyormuş yoksa yayınlanmazmış.
MUHSİN ERTUĞRUL: —– Olur mu öyle şey Fehmiciğim seni çekemeyenlerin ve kıskananların çıkardığı bir dedikodu bu sadece neden alınıyorsun ki.
FEHMİ: —– Alınılmayacak gibi değil ki abi ya nasıl öyle düşünürler ben emek harcayıp bir şeyler ortaya koyuyorum söylenenlere bak. Bu konuda yardımına ihtiyacım var abi benim kendimi kanıtlamam lazım.
MUHSİN ERTUĞRUL: ( Elini başına koyarak düşünmeye başlar. Beş on dakika sessizlikten sonra bağırarak) —– Buldummmm , buldummmm.
FEHMİ: —– Ne buldun abi.
MUHSİN ERTUĞRUL: —– Senin kendini kanıtlayabileceğin bir şey buldum Fehmiciğim. Bak şimdi beni iyi dinle .
FEHMİ: —– Dinliyorum abi merak ettim anlat bakalım.
MUHSİN ERTUĞRUL: —– Sen bir oyun yazıyordun en son adı neydi onun ?
FEHMİ: —– Tablodaki Adam.
MUHSİN ERTUĞRUL: —– Hah ,işte o eseri tamamla adını değiştir ve kendine de takma bir ad bul ve takma adınla edebi heyete gönder. Oyunun sahnelenme kararı açıklanınca da gider ben yazdım bu oyunu sadece kendi adım olmadan başka bir adla da bunu yapabileceğimi kanıtlamak istedim dersin böylece kimse senin hakkında böyle şeyler söyleyemez.
FEHMİ: —– Çok güzel bir fikir bu Muhsin abi çok teşekkür ederim. Sayende adımı kurtaracağım.
MUHSİN ERTUĞRUL: ( Gülümseyerek )—– Ne demek Fehmiciğim abiler bugünler içindir.
(Fehmi eserini yazar ,tamamlar adını ‘Başka Çare Yok ‘ olarak değiştirir. Fehmi Şummulu diye takma bir ad koyar kendine ve oyunu İstanbul Şehir Tiyatrosu’nun Edebi Heyetine gönderir. Üç hafta sonra heyetten gelin konuşalım diye cevap gelir. Fehmi oyunu sürdürmeye kararlı olduğu için cevap niteliğinde bir mektup yazar. Mektupta ; kendisinin işlerinden dolayı gelemeyeceğini ancak konuşmak için bir akrabasını göndereceğini yazar. Akrabası olarak oğlunun kız arkadaşı Gül’ü konuşmaya gönderir. Tiyatronun sahneleneceği gün herkes merakla bu başarılı yazarın kim olduğunu beklerken Fehmi Şummulu yerine Cevat Fehmi Başkut’u görenler ne diyeceğini bilemez ve Başkut amacına ulaşır oyunun sonunda şunları söyler.)
FEHMİ: —– Benim bunu yapmaktaki tek amacım imzam, adım ya da başkanlığım olmasa bile oyunlarımın yayınlanabileceğini göstermekti. Amacıma ulaştım. Oyunumu izleyen ve beğenen herkese çok teşekkür ediyorum…

( Herkes tarafından ayakta alkışlanır ve perde kapanır.)



SON



Каталог: uploads
uploads -> Azərbaycan Respublikası Kənd Təsərrüfatı Nazirliyi Azərbaycan Dövlət Aqrar Universiteti adau-nun 80 illik yubileyinə həsr edilir adau-nun elmi ƏSƏRLƏRİ g əNCƏ 2009, №3
uploads -> Mühaziry riyazi mYntiqin elementlYri
uploads -> AZƏrbaycan respublikasi təHSİl naziRLİYİ azərbaycan döVLƏT İQTİsad universiteti magistratura məRKƏZİ
uploads -> AZƏrbaycan əraziSİNDƏ İBTİDAİ İcma quruluşU
uploads -> АзярбайжАН РЕСПУБЛИКАСЫ ТЯЩСИЛ НАЗИРЛИЙИ азярбайжан дювлят игтисад университети
uploads -> Mövzu Fənnin məqsədi və vəzifələri
uploads -> Marketinq fənni üzrə İŞÇİ TƏDRİs proqrami
uploads -> Asm-nin iqtisadiyyatı və idarə edilməsi
uploads -> Təqdimatların hazırlanması (Powerpoint, Word, Excel)


Dostları ilə paylaş:


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə