Paraları hemen yok et oğlum!



Yüklə 18.61 Kb.
tarix18.01.2018
ölçüsü18.61 Kb.

Başbakan çürük ipe niye sarıldı?

Baskın Oran

Paraları hemen yok et oğlum!” muhabbeti ortamında gündemin alt tarafına kaydı ama, bu Kabataş olayını bir genel muhasebenin ardından arşivlemek lazım. Çünkü bu kadar çürük bir ipe Başbakan bu kadar sarıldığına göre, mühimdi.

Oya Baydar’ın T24 yazısından esinlenerek düşünüyorum, olayın filmini yapsan orijinal olmazdı; ancak “remake” yani yeniden çekim olurdu. Orijinali, 28 Şubatçı paşalar tarafından “Fadime ve Kırk Aczmendiler” adıyla 1997’de çevrildiydi. Bu şimdikinde Fadime’yi “AKP’li belediye başkanının gelini Zehra” oynuyor, Aczmendileri de, “Paralel Devlet Cemaat”.

Tabii, iki çekim arasında farklar var. En önemlisi, “esas oğlan Müslüm Gündüz” yerine bu kopyada Zehra’nın gazeteci Elif Çakır’a söylediği şu oğlan var sadece: “üzerleri çıplak, elleri deri eldivenli, başlarında tuhaf bantlı 70-100 kadar adam”.

Remake” farklı, fantazm aynı

Benzerlik ise büyük: Orijinaldeki çıplak videoların yerini, burada resmî polis tutanağındaki ifade almış:

“(…) bu şahıslar arasındaki kişilerden yanılmıyorsam 3-4 kişi benim üzerime idrarlarını yaptılar (…) tam bu esnada bir şahıs benim başıma doğru erkeklik organıyla sürtünmeye başladı, başka bir şahıs da benim arkama geçerek cinsel bölgesiyle sürtünüyordu, yine vücudumun değişik yerlerinden cinsel saldırıda bulunanlar vardı (…)” (T24, 20.02.2014)

Ve bütün bunlar Kabataş Meydanı’nda, milletin işten çıkıp eve gitme vakti olan 19.30 sularında vuku buluyor. Dahası, polis aylarca 73 adet mobesenin görüntülerini inceliyor, bölgedeki büfeci ve taksicilerin ifadesini alıyor, hatta o saatlerde orada bulunanları cep telefon sinyallerinden bulup tanıklıklarına başvuruyor. Yok oğlu yok. Bezm-i Alem Camisi’ne canını zor atma olayında (Ukrayna’da bu işlevi  Zlatoverki Katedrali gördü) hiç olmazsa bir kenara 1 adet ezilmiş bira kutusu mostralık olarak yerleştirilmiş idi, burada o kadarı bile yok. Bi olsa, Başbakan için ne muazzam malzeme olurdu!



Cephane ve tükenmesi…

Dilbilgisi terimiyle, “hikaye’nin di’li geçmişi”. Bin kere yazılmış şeyleri özetleyip ipin çürüklüğünü hatırlattıktan sonra şimdi başa dönelim: Bu kadar çürükse, Erdoğan bu cinsel fantazmları “Benim başörtülü bacıma saldırdılar!” diye din sosuna bulayıp niye durmadan tekrarladı? Üstelik, çevik kuvvetten karnına yediği tekme sonucu hamile bir öğrencinin bebeğini daha dün kaybettiği bir ülkede. Teferruat lazımsa: 4 Aralık 2013 Cumartesi, kendisinin rektörlerle yaptığı toplantıyı protesto eden ve “vurmayın, hamileyim” diyen öğrenci.

Sarıldı, çünkü başka çaresi yoktu. Bugüne kadar Erdoğan’ı Erdoğan yapan 3 silah vardı, 2’sinin cephanesi denizin bitmesi gibi bitmişti:

1) AKP iktidara gelir gelmez AB Uyum Paketlerini çıkartıp insan ve azınlık haklarında o güne kadar görülmemiş iyileştirmeler yapmıştı. Anayasa Md. 90/5 bile yeter.

Kemalist ezberin görmezden gelmek için kendini paraladığı, ama aklı biraz başında bütün demokratların desteğini alan bu olay çoktan bitti. AB’ye gidiş sürecinin yerini artık diktaya adım adım gidiş süreci aldı: Gezi’ye bulaşan herkese dava. 17 Aralık rezaletini soruşturanlara sürgün. Üniversiteye YÖK yönetmeliğiyle sus emri. Yargıyı adalet bakanına bağlayan HSYK kanunu. MİT’i hiç denetimsiz ve sonsuz yetkili kılan yasa. TİB üzerinden internete sansür kanunu. TMK’ya dokunmama komedisi. Askerlere ekonomik kıyaklar, sonra komutanların yargılanmasını başbakanın iznine bağlayan “Benim Askerim” yasası.

Hepsini örtmek için, “dış mihraklar”, “paralel devlet”, “faiz lobisi”, “vaiz lobisi”, “medya lobisi”, “uluslararası lobi”, “İstiklal Savaşı”. Partiden muhalefet gelince, “tuzluklar”. Şimdi de, nur topu gibi bir “robot lobisi”. Çaresizlik… Şimdi bu politik tablo ekonomi’yi etkiliyor.

2) AKP ekonomiyi iyileştirmişti. Uluslararası döviz bolluğu yaşayan küresel ekonomik ortamın çok müsait oluşundan ve Kemal Derviş reformlarını başarıyla devam ettirmekten kaynaklanıyordu bu.

Bunun da dibine geldik. Küresel döviz bolluğu bitiyor. Derviş’in özerk ekonomik kurumlarının (BDDK, TMSF, Merkez Bankası…) hükümet vesayetine alınmasıyla iktisadi hayatta rasyonellik bitti, siyasallık başladı. Merkez Bankası faizleri bile tespit edemiyor. Devlet bankaları, Sabah’ın havuzu için bazı adamlara teminatsız yüzlerce milyon dolar kredi veriyor. Boşnaklara da faizsiz kredi. Ayda 42 TL verene emeklilik gibi popülist politikalar başladı. TİKA’nın yurt dışında dağıttığı milyarlarca dolarlık hibeler, “uçan kale”lere, AWACS’lara, propaganda uydularına, Çin füzelerine harcanan yüz milyarlarca dolarlar, rüşveti bastıranın elinde kalan ihaleler, Kanalİstanbul’lar, her alanda hesapsız açılmalar… Bunlar yakında gümbürdeyecek. Değirmenin suyu şu anda “İnşaat Yâ Resulullah”a (ve Koç Holding’e salınan cezalara) kaldı.

3) 80 yıllık Kemalist ulus-devlet uygulamasının “Batılılaşıyoruz” diye birey’i yok etmesinin bir sonucu olarak, dindarlar da illallah demişti. AKP bunu sona erdirerek büyük prim yapmıştı.

Burhan Kuzu’ya dikkat!

Bu din konusu, cinsellikle de soslanarak, şimdilik Erdoğan’ın elinde kalan 3 silahtan tek hâlâ geçerli olanı. Onun için “Benim başörtülü bacıma saldırdılar!”ı ısıtıp ısıtıp servis etti. Seçmenleri de memnuniyetle yedi, çünkü AKP gidip CHP gelse, maazallah, eski rezilliğe dönmekten korktu, korkuyor. Haklı!



Fakat, “Paraları hemen yok et oğlum!” muhabbetinin sahte olduğunun kanıtlanması ihtimali hariç, bu nakarat daha ne kadar işe yarar ki? Çünkü artık “bakan oğulları” falan değil, “Başbakan ve oğlu” söz konusu.

Kaldı ki, sahtelik ihtimali galiba zayıf. Burhan Kuzu tweet attı bile: “Halkın arasındayım; inanın, bu uydurma kaset ve ses kayıtlarına doğru olsa bile inanan yok”. Ufaktan alıştırıyor olmasın?

Dostları ilə paylaş:


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə