207
Anayasamıza göre Türkiye üniter bir devlettir. Bu anlayışa göre, ülkenin her yerinde
aynı yasalar uygulanır, aynı yargı teşkilatı bulunur.
Anayasaya göre “İdarenin kuruluş ve esasları merkezden yönetim ve yerinden yönetim
esasına dayanır.” (m. 123/2).
İdari teşkilat içinde yer alan birimler anayasa, yasa veya cumhurbaşkanlığı
kararnamesiyle kurulur. Ülkemizde yer alan idari kuruluşlar genel hatlarıyla şöyledir
(Gözübüyük 2106: 33-34):
Genel idarenin merkez teşkilatı: Devletin temel idari görevleri, genel idareyi oluşturan
kuruluşlarca yerine getirilir. Genel idarenin merkez teşkilatı, cumhurbaşkanı ve bakanlardan
oluşur. Bakanlıklar, devletin tüzel kişiliğinden ayrı bir tüzel kişiliğe sahip bulunmamaktadır.
Yürürlükteki anayasal düzenlemeye göre, “Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri ve
yetkileri, teşkilat yapısı ile merkez ve taşra teşkilatlarının kurulması Cumhurbaşkanlığı
kararnamesiyle düzenlenir.” (Anayasa, m. 106). Anayasaya göre, bakanlıkların merkez ve taşra
teşkilatları vardır. Merkez teşkilatında bakan, bakan yardımcıları,
genel müdürler, teftiş kurulu
gibi birimler bulunur.
Merkezdeki yardımcı kuruluşlar. Başkentte, merkez teşkilatına görevlerinde yardımcı
olur.
Bunlara Milli Güvenlik Kurulu, Danıştay, Sayıştay örnek olarak verilebilir.
Genel Yönetimin (Merkezi İdarenin) Taşra Teşkilatı
Merkezi idarenin başkent dışında kalan teşkilatına taşra teşkilatı denir. Merkez taşrada
il, ilçe ve bölge kuruluşları olarak teşkilatlanmıştır. Ayrıca her bakanlığın il ve ilçelerde
müdürlükleri bulunur. Örneğin sağlık müdürü, tarım ve hayvancılık müdürü, milli eğitim
müdürü gibi. Vali ve kaymakamlar bulundukları yerdeki idari personelin doğrudan veya dolaylı
amiridir (Can/Güner 1999: 111; Battal 2006: 55). Merkez teşkilatının taşra teşkilatı üzerinde
hiyerarşik denetimi söz konusudur. “Hiyerarşi, biri dışında, her görevlinin diğer bir görevliye
tabi olduğu bir personel düzenidir.” (Gözler/Kaplan 2012: 46). Taşradaki yönetim
birimlerinden olan ilin başındaki vali, yetki genişliği ilkesinden yararlanır.
“Yetki genişliği ilkesi, merkezi idarenin (devlet idaresinin) taşra teşkilatının başındaki
amirlerin (valilerin), merkeze danışmadan, merkezden emir ve talimat beklemeksizin, kendi
başlarına merkez adına karar alabilmeleri demektir karar alma ve uygulama yetkisine yetki
genişliği denir.” (Gözler/Kaplan 2012: 32). Bu tanımdan da anlaşıldığı gibi yetki genişliğinden
sadece valiler yararlanırlar.
Yer Bakımından Yerinden Yönetim Kuruluşları
İl özel idaresi (büyük şehir belediyesi kurulan yerlerde il özel idareleri ve köyler
kaldırılmıştır), belediye ve köy olarak teşkilatlanmıştır. “Mahalli idareler, il, belediye veya köy
gibi belli yerlerde oturanların, mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere, merkezi
idarenin dışında, devletten ayrı bir tüzel kişilikleri bulunan, belli bir özerkliğe sahip olan, karar
208
organları seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişileridir.” (Gözler/Kaplan
2012: 35).
Merkezi idare, yerel yönetimleri denetleyebilir. Buna idari vesayet denir. İdari vesayet
şu şekilde tanımlanabilir “Kanunla öngörülmüş durumlarda merkezi idarenin yerinden yönetim
kuruluşlarının eylem ve işlemleri üzerinde sahip olduğu sınırlı bir denetim yetkisidir.”
(Gözler/Kaplan 2012: 49). İdari vesayette, denetim dışarıdan, diğer bir tüzel kişi
(devlet/merkez) tarafından yapılmaktadır. Örneğin merkezi idare (içişleri bakanlığı), tüzel
kişiliğe sahip olan belediyeleri, sağlık bakanlığı tabip odalarını denetlemektedir. İdari vesayetin
amacı, merkezi idareyle yerinden yönetim kuruluşları arasındaki bütünlüğü sağlamaktır.
Anayasada da bu husus, toplum yararının korunması, mahalli gereksinimlerin gereği gibi
karşılanması şeklinde ifade edilmiştir (Anayasa, m. 127).
Hizmet Bakımından Yerinden Yönetim Kuruluşları
Kimi kamu hizmetleri, yerinden yönetim kuruluşları olarak teşkilatlanmıştır. Örnek
olarak TRT, Kamu İktisadi Teşebbüsleri, üniversiteler, TÜBİTAK verilebilir. Bu kuruluşların
yerine getirdiği hizmetler, farklı uzmanlıklar ve teknik bilgi gerektirir. Bundan dolayı bu
kuruluşlar alanlarında uzmanlığa sahiptir. Bunar, kamu tüzel kişisi olabileceği gibi kamu
kurumu niteliğinde meslek kuruluşu da olabilir (Bilgili/Demirkapı 2017: 213). Bakanlar,
başında bulundukları bakanlığın en üst amiri durumundadırlar. Bunun bir sonucu olarak her
bakan, bakanlığının iş ve işlemlerinden dolayı cumhurbaşkanına karşı sorumludur. Eski
hükümet sisteminde/parlamenter sistemde bakanlar TBMM’ye karşı sorumluydular.
Son yıllarda ülkemizde sayısı artan özerk kuruluşlar hakkında bilgi vermekte yarar
vardır. Genellikle genel idare içerisinde kabul edilen ancak hükümete bağlı olmayan kamu
kuruluşlarına özerk kuruluşlar denir. Yasa koyucu, kimi kamu hizmetlerinin siyasal otoriteden
bağımsız bir biçimde uzmanlık kuruluşları eliyle yürütülmesinin hizmetin verimliliğini
artıracağını kabul etmiştir. Bu tür hizmetler, bakanlıklara bağlı kurumlar aracılığıyla değil,
kendi kararlarını kendisi alan, kendisine yasayla özgülenmiş kaynakları yardımıyla kendi
bütçesini de kendisi yapan ve uygulayan birimler aracılığıyla yerine getirilir. Bunlar uzmanlık
kuruluşu olduğundan genellikle alanının uzmanı olan kişiler tarafından yönetilir. Bu
kuruluşların üyeleri, meclis veya cumhurbaşkanı tarafından doğrudan veya dolaylı olarak belli
bir süre için seçilirler. Bu kişiler, özerkliğin bir sonucu olarak görev süreleri dolmadan
görevlerinden alınamazlar. Bu kuruluşların özerk olması, kararlarının yargı denetimine tabi
olmadığı anlamına gelmemektedir. Diğer bir anlatımla bu kuruluşların kararları yargı
denetimine tabidir (Battal 2006: 57).
Dostları ilə paylaş: