Preterörist Kimdir?



Yüklə 7.88 Kb.
tarix18.01.2018
ölçüsü7.88 Kb.

Preterörist Kimdir?
Bu ülkede ailesinin ve devletin desteği ile okumuş, mesleğini kazanmış, iş-güç sahibi olmuş insanlar nasıl bölücülüğe soyunuyor ve nasıl canlı bomba oluyorlar? Bunun nedeni ailede, arkadaş çevresinde ya da okullarda uygulanan yanlış eğitim ve propagandalardır. Günlük hayatımızda sürekli olarak devletin temel ilkelerine ve milletin kültürüne hakaret ediliyor. Karikatürlerle, yazılı ve sosyal basında, sosyal medyada devletin kurucuları, devlet büyükleri, değerli insanlar komik ya da trajik pozisyonlarda halka sunuluyor. Bilinç altında devlet ve millet değerleri değersizleştiriliyor. Okumuşlarımızdan bazısı yurtdışından yabancıların katıldığı toplantılarda, devletin resmi görüşleri ile zıt görüşleri demokrasiye sığınarak dile getirebiliyorlar. Felsefeciler kendi adlarının feylozofdan geldiğini bile unutmuş. Özellikle parti, dernek ve cemaatlere üye üniversiteli gençlerin kafası yıkanıyor. Bu tür kuruluşlarda ideolojilerin ya da dinlerin asıl amacının erdemli insan (insan-ı kamil) yetiştirmek ve insanlığa mutluluk sunmak olduğu defalarca tekrarlanmalıdır. Bilim tarihi yanlış anlatılıyor. Gerçek tarihi bilmeyen aydınlar ve hatta hocalar, TV’lere çıkıp boy göstermekteler. Bunlardan birisi aynen şöyle diyor: “300 yıl önce Batı’da bir dönüşüm oldu; insanlık uyandı; emek öne çıktı, işçi hakları kazanıldı, sömürü bitti vb. Bizim ülkemizde vb..”. Çok yazık... Böylece kafalar yıkana yıkana tarihine, kültürüne, dinlerine düşman nesiller yetişmekte. Ülkemizde aydınım diyenler, kendi tarihlerini aynı dönemin Batı tarihi ile karşılaştıramayacak kadar zaafa düştüler.

300 yıl önceki Avrupa’yı inceleyelim: Avrupa halkı sınıflara ayrılmıştı. Soyluluk iki cinsti: Aileden gelen üstünlük ve Kilise hiyerarşisi. Bunların dışındaki sınıflar, sosyal ve ekonomik haklar açısından ezilmekteydi. Ta ki Pargalı İbrahim Paşa’ları görünceye kadar. Bu ezilen Avrupa halkları dedi ki “Kardeşim! Siz bizi adam yerine koymuyorsunuz, Osmanlı’da dünün sokak çocuğu padişaha vezir olmuş”. İşte 1521 yılında Almanya’daki Köylüler Savaşı böylece çıktı. Komünizm’in kurucusu Friedrich Engels, 1850’de yazdığı kitabında, düşüncesinin temellerini bu savaştaki halkın mücadelesi üzerine kurmuştu. Köylüler Savaşı’ndaki asilerin lideri Thomas Müntzer ve pek çok yol arkadaşı Osmanlı hayranıydı. 1526’da Mohaç Savaşı’nda yaşananlar bu şekilde gerçekleşti. Ünlü tarihçi Toynbee “Karl Marx’ın felsefesi İbni Haldun’un omuzlarında yükselmiştir” demektedir. O halde sevgili aydınımız ve gençlerimiz! Bir kere de siz kendi kaynaklarınızı okuyun da Avrupa’da 400 yıl önce gerçekleşen Reforma ve halkın emeğine kim katkıda bulunmuş öğrenin.



Uyanın aydınlarımız! Girin bir mahalle kahvesine; soyunuzu ya da ünvanınızı söyleyerek üstünlük taslayın. Kahvedekiler sizi bir süzer: “Kardeşim sen de bizim gibi bir insansın; senin bir üstünlüğün varsa, biz de hayat mektebi mezunuyuz” deyiverir. Özetle yaşadığımız topraklarda, ezelden beri insanüstü soyluluk tanınmaz. Hakkını öğrenir öğrenmez, bizim insanımız derhal emeğini takip eder ve devletten alır. Gariban Avrupa halkı, o geçen yüzyıllarda öyle miydi? Gerçekten Avrupa halkı Endülüs’e ,Osmanlı’ya ve felsefelerine çok şey borçludur. O nedenle Mozart ve Beethoven Türk Marşları’nı bestelediler. Lamartine, Goethe, Molier ve Marlowe gibi pek çok sanatçı ve düşünür Türk hayranıdır. Bizim aydınımız yabancılarda mutluluk arıyor: Suriye halkı yollara çıktığında, insanlığın öldüğüne şahit olduk. Gençlere, Batı’nın bize bakarak ve Osmanlı’yı örnek alarak adam olduğunu; insanlık öğrendiğini (ne kadar anladılarsa?) anlatmamız gerekiyor. Şimdiki halimize bakmayın. Açıklamak kolay: Yedi düvele karşı savaşan bir devletten ne kadar arta kalmışsak, işte o kadarız.

Kansere karşı savaşta, erken tanı önemlidir. “Pre” eki, “Öncü” anlamına gelir. Organlarda ortaya çıkan prekanseröz (kanser öncüsü) hasarlar erkenden tanınabilir. Prekanseröz lezyonlar (hastalıklı dokular) erken halde tanınırsa, tedavi de edilebilir. Preteröristler de tanınabilir. Preteröristleri yetiştirenler bazı partilerdir, bazı derneklerdir, bazı cemaatlerdir ve üniversitelere dadanmış bölücü gruplar ve kollektiflerdir. Devletin gençlerini, bu preterörist yetiştiren grupların elinden kurtarması gerekiyor. Devletin hızlı bir süreçle, erdemli insanı, karşıt düşüncelere ve insanlara saygıyı, masum insanlara zarar vermenin yanlışlığını anlatması gerekiyor. Ve tabii her şeyde olduğu gibi önce kendimizden başlamamız gerekiyor…

Dostları ilə paylaş:


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə