Saygıdeğer hocalarım, değerli büyüklerim ve sevgili arkadaşlarım

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 11.17 Kb.
tarix25.12.2017
ölçüsü11.17 Kb.

Saygıdeğer hocalarım, değerli büyüklerim ve sevgili arkadaşlarım,

Öncelikle benim bu günlere gelmemde benden, bilgi, emek ve yardımlarını esirgemeyen, başta ailem olmak üzere tüm hocalarıma sevgi, saygı ve minnetlerimi bildirmeyi bir borç olarak bilirim.

Altı yıl önce Tıp Fakültesi’ne başlarken tek idealim insanların sağlığı için mümkün olan her türlü bilgi ve beceriyi öğrenmek, uygulayabilmek, hayat kurtarabilmek ve insanlığa bu yönde yardımcı olabilmekti; halen de böyle. Zaten bunun için de gece gündüz çalıştım ve çalışmaya devam edeceğim.

Ama seneler geçtikçe yaşadıklarım, gördüklerim ve duyduklarım bende hem üzüntü hem de tedirginlik yaratmaya başladı. “Neden” mi diyorsunuz?

Buyurun size mecburi hizmet yasasındaki bana yöre yanlışlar…

Buyurun size “tam gün yasası”ndaki belirsizlikler…

Buyurun size rantiyeye dönüşmeye başlayan sağlık sektörü ve

Buyurun size intörnlük sorunlarımız.

Tabii ki bunları teker teker açmanın ve bunlar zerinde olumlu veya olumsuz yönde ayrıntılı olarak tartışmamızın ne zaman ne de ortam nedeniyle müsait olmadığı malumunuzdur.

Ancak, altı yıl boyunca gece gündüz çalışıp, Türkiye’nin ve belki de dünyanın en zor tahsili olarak kabul edilen bir tahsili başarıyla tamamlayan bir kişiye, kanuni geçerliliği olmayan bir belge verilmesi size de komik gelmiyor mu?

Tabii ki her hekim, ülkesinin her köşesine sağlık götürmeyi bir borç olarak bilmelidir. Eğer mecburi hizmet yasası yükümlülüklerinin yerine getirmek istemeyen bir hekime kamuyla ilgili sağlık tesislerinde tıp mesleğini icra ettirme izni vermezseniz, yerden göğe kadar haklısınız. Ancak! Bunu, hekimin hak ettiği diplomasını vermeyerek uygulatmak ne dereceye kadar adildir?

Şimdi diyeceksiniz ki: “Sen bu tahsile başlarken bu şartları biliyordun, bunu kabul ederek bu fakülteye girdin, o zaman bu şekilde konuşmaya hakkın yok.” Teorik olarak doğru; ama bazı yanlışları görüp, bunların düzeltilmesini istemenin suç olmadığını düşünüyorum.


Diğer taraftan hepimizin de bildiği gibi, işletme mantığıyla çalışan bir rantiyeye dönüşmekte olan sağlık sektörü söz konusu. Bu durum biz hekimlerin emeğini ucuzlaştırmakta, yıllarca bu mesleğe gönül vermiş hekimleri ücretli birer köle durumuna getirmekte.
Kaldı ki bir de ülkemiz şartlarına göre alt yapısı tam olarak oluşturulmadan çıkarılmış olduğunu düşündüğüm bir “tam gün yasası” acaba biz yeni hekimlere ne getirecek veya bizden neler götürecek?
İşte tüm bu olaylar gece gündüz çalışıp içine girmeyi başardığımız tıp camiasına yeni katılacak birer hekim olarak bizlerin kafasını kurcalıyor. Düşüncem o’dur ki: Bunların sorumlusu ne hastalar, ne bizler, ne de yüce devletimizdir. Acaba sorumlular bu ortamı bize miras bırakan büyüklerimiz olabilir mi?

İşte bu düşünceden hareketle, şimdi bizden daha alt sınıflardaki kardeşlerimiz de yıllar sonra intörn olduklarında “biz intörn olarak şöyle zor şartlarda çalışıyor, yeri geldiğinde sekreterlik yapıyor, yeri geldiğinde personelin yapmadığı, yapmak istemediği işleri yapıyoruz. Bazı hastane çalışanları bizi değil doktor, insan yerine koymayacak davranışlarda bulunuyorlar. Mezuniyetimize 3-5 ay kaldığı halde bir iki kap yemeği paramızla da olsa çok görüyorlar. Ey bizden önceki intörn ablalarımız ve ağabeylerimiz! Sizler bize nasıl böyle bir miras bıraktınız” demeyecekler mi?

İşte buna şimdiden çok üzülüyorum ve utanıyorum.

Şimdi ben sizlere sesleniyorum!

ÖSS gibi zor ve belirleyici bir sınavda en kötümüzün bile %4 lük dilime girebildiği bizlerin, sizin altı yıl boyunca emek verip yetiştirdiğiniz, bilginizle ve tecrübelerinizle eğittiğiniz bizlerin, geleceğiniz olan bizlerin bu kadar hor görülmesi sizi üzmüyor mu?
Tüm bu söylemim benim düşüncelerim, kendi kendimi eleştirilerim.

Belki de tüm bu söylemim yanlıştır. Belki de her şeyin yerli yerinde olduğu ve mutluluk dolu bir camiaya ilk adımlarımızı atıyoruzdur. Kim bilir?


Nasıl olursa olsun tekrar tekrar söylüyorum. Bizi bu günlere getiren herkese, eğitimimizin son döneminde de olsa yeni ve güzel bir hastaneye taşınmamızı sağlayarak bu güzel ortamda bize çalışma olanağı sunan herkese minnet ve teşekkürlerimi sunuyorum.

Hepimiz hepiniz için hayırlı olalım.


Teşekkür ederim…

Hidayet Ece ARAT







Dostları ilə paylaş:
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə