Seminer Sezon Wolfgang Rihm’in Müziği Michael Ellison

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 138.95 Kb.
tarix17.11.2018
ölçüsü138.95 Kb.

Seminer 2. Sezon Wolfgang Rihm’in Müziği Michael Ellison
*Aaıdaki metin Michael Ellison’ın24.2.2006 tarihinde Yeni Müzik Konser Serisinin kinci Sezonu çerçevesinde gerçekletirilen; “Yaylı Kuartet için Yeni Müzik” etkinliinde sunduu “Wolfgang Rihm’in Müzii” balıklı seminer deifresidir.

WOLFGANG RHM’N MÜZİĞİ Michael Ellison

Benim adım Michael Ellison. Bugün çounlukla Wolfgang Rihm'in müzii hakkında konuacaım. Ama ilk söylemek istediim; bu konserin çok yerinde bir organizasyon olduu ve burda konumacı olarak bulunmaktan çok onur duyduumdur. Programda lhan Usmanba'ın bir eserinin dünya premier'inin yanı sıra aynı zamanda Onur Türkmenin premier'i ve Mustafa Tınç’ın eseri bulunuyor.

Wolfgang Rihm’a balarken öyle düündüm: Bir kaç ça, bir kii. Rihm'in çalımalarını 3 bölümde toparlayabiliriz. Ben bugün bu üç dönem hakkında sizlere bazı bilgiler sunacaım ve hep birlikte bu dönemleri yansıtan müzikal örnekler dinleyeceiz. Rihm, Avrupa modern müziinde oldukça önemli bir figür. Ancak onu belli bir kategoriye sokmak pek de kolay deil. Onu tanımlamak çelikiler üzerine bir tanımlama yapmaya benziyor. Rihm, genellikle “yeni romantik” veya “yeni-dıavurumcu” olarak da tanımlanıyor. Ancak Rihm’in müziinin Avrupa avangard müziinden ortaya çıktıı söylenebilir. Müziinde avangard ses dünyasından bir takım çizgiler bulmamıza ramen tonal yaklaımlara da rastlayabiliyoruz.

Rihm, formun sürekli bir düzenlilik içerisinde var olabilmesinin imkansızlıının farkında olan bir besteci. Müziinin sözdiziminde belki mantık dıı olarak bile adlandırabileceimiz ekilde avangard yaklaımlar var. Ancak genelde kullandıı malzemeyi, materyali göz önünde bulundurursak bir gelenekselcilie, muhafazakarlıa da rastlayabiliriz. Rihm'in müziinde kullandıı malzeme çok geni bir yelpazeden beslendii için bu açıdan onu Sofia Gubaildulina gibi veya John Zorn gibi bestecilere benzetebiliriz.

Rihm, Almanya’da 1952 yılında dodu ve Velte, Stockhausen ve Huber’den dersler aldı. Tabi u anda onun ilk dönemi hakkında çok yüzeysel ve özet olarak konuuyorum. Ancak Rihm'in ilk dikkat çekmesi 70’lere rast geliyor. Bu döneminde yaptıı çalımalarda da yine çelikiler üzerine bir yönelme var. Söz konusu bu çalımalar, daha çok dolaysız olarak kullanılan bir dıavurumculuk ve bunun yanında da romantie ve erken 20. yy müziine yapılan göndermeler olarak nitelendirilebilir. Rihm'e göre bir sanat eserini konsept olarak merutiyetini ve kabul edilebilirliini, arzuların gücünden veya dıavurumculua olan eiliminden alır. Rihm ve onunla aynı jenerasyonda bulunan besteciler önceden daha entelektüel ve hatta katı biçimde yapılan çalımalara kendileri duyguların daha serbest bir ekilde kontrol altına alındıı daha yeni bir bakı açısı getirdiler ve eskinin yerine bunu koydular. Rihm'in çalımalarında çok karmaık entelektüel yapılarla direk, dolaysız dıavurumculuk bir arada yaamayı baarabilir. Müziinde Mahler, Bruckner ve erken dönem Schoenberg’e referanslar göze çarpsa da bu göndermeler nostalji veya geçmie duyulan özlem deildir. Müzii estetik açıdan basitletirmez. Bu anlamda dier 19. yy romantizmine gönderme yapan bestecileri göz önünde bulundurursak Rihm, onlar gibi forma daha geni çevrelerce kabul gören bir yaklaım içinde bulunmuyor. Her ne kadar buraya gönderme yapsa da form konusunda daha deiik, daha yeni fikirlerle karımıza çıkıyor. imdi bu dönemden yani 1976’dan müzikal bir örnek dinleyeceiz: Sanatçının 3. Yaylı Dördülü. Parçanın ismi “Im Innerstem”. Türkçe de "bir eylerin kalbine doru" anlamına geliyor. u anda salonda Rihm'in müziini daha önce dinlemeyenler olacaını düünerek buradan bir bölüm çalacaım. 8 dakika kadar süren bir örnek dinleyeceiz.

[Wolfgang Rihm – 3. Yaylı Dördülü, “Im Innerstem” (1976) den bir pasaj dinletildi.]

Dinlediimiz “Arditi String Quartet” idi. Gerçekten dinlemesi ve icra etmesi oldukça zor. Rihm'in yaptıı çalımalar boyunca yapılan yorumlar “infilaklar da ehvetli kaba patlamalar içeren ve etkileyici müzik, sıra dıı dinamik gürlük karıtlıkları, bazen ortası boken bile e zamanlı olarak tiz ve bastaki ses yüksekliklerinin kullanılması....”.

Dier avangard çalımalarda pek göremeyeceimiz ekilde Rihm'in parça isimleri bazen kültürel veya duygusal göndermeler içeriyor. Rihm’in kendi besteleme metodunun sezgisellikle beslendiinin altının çizildii buradan da görülebilir. Bu, 70’lerden bir önceki on yıllarda avangard dünyada fazla göremeyeceimiz yaklaımdır. Parça için yapılan yorumlardan birisi

de: “müzik bir ekilde sonradan ızdıraplara ve acılara doru kırılabilir. Bu tasvirleri görebiliriz ve bunlar da bir belirsizlik yaratabilir; fakat bu, parçanın berrak ve net tasarımını tümden yok etmez” eklindedir. Parçanın isminden de görebileceimiz gibi sonuçta bestecinin hedefi bu duygusal anları yakalayabilmektir.

Eer zamanımız olsaydı bu eserin son bölümünü de çalmak isterdim. Fakat parçadaki geldiimiz yerde de belki hissedildii üzere artık karıt fikirleri yan yana getirmeye balamıtır. Burada bir sentez olduunu söyleyebiliriz. Ama tüm bu sentezleri yaparken yeni seslere de yer verdiini gözden kaçırmamamız gerek. Örnein yayın çok bastırılmı halini parçanın baından sonuna dek kullanıyor ki kiisel konumam gerekirse, benim kompozisyon hocam, bana böyle bir ey yapmamamı öütlemitir.

imdi 80’ler diyerek sınırlandırabileceimiz ikinci döneme geçelim. Özetlemek gerekirse bu dönemin daha ekonomik, azla yetinen bir dönem olduu söylenebilir. imdi Rihm'in stili ile ilgili bazı tanımlamaları size okumak istiyorum: "Daha önceki tema ve motif benzeri elemanlar yerlerini artık daha kısa ama özlü müzikal jest veya ifre benzeri bazı küçük iaretlere bıraktı. öyle bir benzetme yapmak istersek; artık müzikte kelimeler deil heceler ve fonemler vardır. Bu deiimleri sadece sesler arasında deil, seslerin kendi içinde de duyabiliyoruz. Yani tek bir notanın içerisinde dahi tını deiiklii olduunu duyabiliriz. Rihm'in sese ve tınıya yaklaımı, her zaman için plastik ve elle dokunulabilen bir yaklaım olarak bilinmitir". Ama birazdan dinleyeceimiz eserde bir kaıt yırtılması efektini duyacaksınız. Biraz abartılı bir açıklama yaptıysam kusura bakmayın. Ne yazık ki bugün dinlemeye fırsatımız olmayacak baka bir eserinde de Rihm, müzisyenlerden yayları ile kaıt üzerine yazı yazmalarını istiyor. imdi 1987'den 8. Yaylı Dörtlüsü'nün ilk 3 dakikasını dinleyeceiz.

[Wolfgang Rihm – 8. Yaylı Dörtlüsü (1987)’nden bir pasaj dinletildi.]

Sizin de duyduunuz gibi son dinlediimiz pasaj içlerinden en sürekli olandı. Tekrar söylemek isterim ki bu sesin anlık tınılarına detaylı bakıı içeren bir müziktir. Bunu çatlakların, kırıkların, ayrıkların, yarıkların estetii olarak görebiliriz ki bu yaklaımı ilk döneminde de gözlemliyorduk fakat artık biraz daha abartıya kaçmı, daha radikal bir yere doru çekilmi bu yaklaım. unu da söylemek gerekir ki, 80’lerde Rihm, Luigi Nono'dan çok fazla etkilenmitir. Eer Nono'nun “Prometeo” operasını veya erken ya da geç herhangi bir eserini yakından biliyorsanız görüüme katılırsınız.

imdi üçüncü ve son bölüme geçeceiz, yani 90’lardan günümüze kadar, 2000’lere kadar olan bölüm. Bu dönemi müziin daha ustaca bir akı kazandıı dönem olarak nitelendirebiliriz. Burada dıavurumcu etkiler olduu gibi noktasal ses dönemi de etkisini gösteriyor. Ritmik yapı daha sürükleyici. Bu noktada ‘Overpainting’ yeniden renklendirme, yeniden boyama teknii çok önemli. Belirtmek gerekir ki Rihm, özellikle Arnulf Rainer isimli ressamdan etkilenmitir. Rainer, bitmi bir tabloyu alır ve üzerine yeniden bir eser yaratır; yeni bir resim yapar. Rihm için bunun müzie olan yansıması farklı oldu. Resim söz konusu olduunda bir resmin üzerine yeni bir resim yaptıınız zaman yepyeni bir ey elde edersiniz. Belki de eski resimden hiç bir iz bile kalmamıtır. Ama müzikte eski ve yeni eser yan yana durabilir. Buna Rihm "kendisinden ödünç almak" da diyor. Pierre Bouléz 'in "tomurcuktan çoalmak, üretmek" diye nitelendirdii tanımı belki duydunuz. Rihm de aaı yukarı aynı eyleri söylüyor ama onun bahsettii hareket yataydan çok dikeyde gerçekleiyor.

Yeni bir parçaya geçmeden önce Rihm'in form üzerine düüncelerine tekrar göz atalım. Rihm'in fikirleri u ekildedir: “Orijinal eser diye bir ey yoktur. Özgün versiyon yoktur. Özgün çalıma yoktur. Sadece belirli bir yöne göre düzenlenmi sayısız olasılık vardır”. Ayrıca Rihm’in ‘overpainting’ ile ilgili kendi görülerini de paylamak istiyorum: “Daha önce var olan materyal ile veya onun üzerinde çalımak... Eer müzik açısından bu teknie bakacak olursak; ortaçalara kadar giden ‘Contrafacta’ tekniklerine kadar gidebiliriz. Müziin öyle bir avantajı olabilir; bir kez yeniden kullanılan bir materyal tekrar tekrar kullanılabilir ve belki de hiç tanınmayacak bir hale gelebilir.”

imdiki eseri belirli parçalar halinde dinleyeceiz çünkü yan yana nasıl bir arada durduklarını size göstermek istiyorum. Eserin adı ‘Jagden und Formen’. 1995’de yazılmı ve sonra 2001’de tekrar elden geçirilirmi bir eser. Tabi burada bir püf noktası var o da udur ki; Rihm bu eserin bitmediini ve her zaman tekrar uzatılabileceini düünüyor.

Jagden und Formen’ avcı ve formlar anlamına geliyor. Bu parçanın fikri üç temel deiik form fikrinden yola çıkılarak oluturulmu; birincisi ‘hunted’; avlanmı, bulunmu form. Dieri ise bozulmu formlar. Üçüncü ve sonuncusu da gizli formlar. Gördüünüz gibi kafası form konusuyla 90’larda oldukça megul. imdi dinleyeceimiz örnek ‘Ensemble Modern’ tarafından



kaydedilmi ve "avlanmı" form üzerine bir örnek. Bir motifin, overpainting -yani tekrar kullanılma veya tekrar renklendirilme- yöntemiyle ilk önce yaylılarda daha sonra tahta nefeslilerde daha sonra bakır nefeslilerde en sonunda da daha minimalist bir yaklaımla marimbada duyacaız. Bu esnada umarım aralarında bir balantı kurabileceiz.

[Wolfgang Rihm Jagden und Formen, orkestra için (1995-2001)’den bir pasaj dinletildi.]

imdi Rihm'in kendi sözleriyle overpainting'i ve Boulez’in aynı kavrama, yani tekrar renklendirme ya da tomurcuktan çoalmaya yaklaımları arasındaki farklılıı açıklayacaız. öyle diyor Rihm: “Overpainting dikey olarak çalıır ve doku ve katmanların uyarlanması ile birlikte dikey olarak çalıır. 'Prolifaration', yani tomurcuktan, belli bir kaynaktan çoalma ise yatay gürlüklerin esere ekil vermesidir. Eer eserimde melodik elemanların, malzemelerin düzenlenmesi ile ilgileniyorsam bu daha çok belli bir kaynaktan çoalma yönelimini düünüyor olmamandandır.”

Müzik hakkında ki sizin görülerinize katkıda bulunması amacıyla Rihm'in kendi sözlerinden bir iki örnek daha vermek istiyoruz. Örnein bu parça için: “Av formla ilgilidir; av formun kendisidir.” Eer ona avlanan nedir diye sorarsanız, “avlanan yok sadece av formun kendisidir” diyecektir. Form için söyle bir tanımlama getirmi: “Form benlik gibi bir önselllii olan, bir öncesi olan yapı deildir. kisinin de yaratılması gerekir ve ikisi de deiim durumundadır.”

Bugün dinleyeceimiz parça olan 12. kuarteti zannediyorum ki 2000 ya da 2001 yılında tamamlandı. Bu zaman aralıı imdi CD’den dinlediimiz eserin tekrar elden geçirildii döneme rastlıyor. Bana partisyonlar ulatırıldıktan sonra bu parça hakkında konumamayı tercih ederdim; bu yüzden imdilik sadece bir iki kelime söyleyebilirim. Rihm bu eserinde çok geni bir ses paleti, ses yelpazesi kullanıyor. Bugün Avrupa’da var olan postmodernist arenada müzisyenler arasında Rihm’in kullandıı ses yelpazesi, ses paleti daha tutucu ve gelenekselci bulunuyor. Ancak Rihm, güçlü bir etki ve ifade yaratabilmek için illa yeni seslerin kefedilmesi yerine zaten var olan seslerin yeni bir ekilde kullanılması gerektiini düünüyor. Örnein bugün dinleyeceimiz parçadaki bazı efektler, enstrüman renkleri Schoenberg zamanında bile vardı. Oldukça zor bir eser gibi gözüküyor, çalacak arkadalara ans diliyorum.

Eer Rihm'in bütün yaamı boyunca yaptıı çalımaları gözden geçirirsek, dramatik yaklaımın ne kadar önemli olduunu görürüz. Bu dramatik eserler arasında önemli tiyatro oratoryo eserleri var. Alman müzik dünyasında Wozzeck’ten bu yana mevcut olan en önemli operayı yazdıını düünüyorum: ‘Jacob Lenz’. Ayrıca aynı zamanda Ligeti’nin ‘La Grande Macabre’ operasının unutulmaması gerekir. Söylediimden çok emin deilim ancak ‘Jacob Lenz’ sanıyorum ki Wozzeck’ten sonra en çok icra edilen operadır.

Bu söylediklerim size sadece küçük bir pencere açacaktır çünkü Rihm’in dramatik çalımaları geni bir alan tekil ediyor. Kendi baınıza da bu konuyu ele almalısınız. Hatta belki de bizde burada bu konuyu tekrar irdelemeliyiz. Belki de bu konumayı daha sonra sürdüreceim. Burada kestiim anlamına gelmiyor ama imdilik "av bitti".

MICHAEL ELLISON



1969 New Jersey doumlu olan Michael Ellison New England Conservatory, Tufts University, University of California’da kompozisyon eitimi görmü ve Santa Barbara Üniversitesinde doktorasını tamamlamıtır. William Kraft, WA Matheiu, Pieter van den Toorn, Janet Schmalfeldt ve Hintli vokal üstadı Pandit Pran Nath birlikte çalıı hocalardan bazılarıdır. “National Endowment for the Arts” tarafından “Borromeo Quartet” için kendisine bir eser ısmarlanmı ve bu eserin prömiyeri 2002 yılında Santa Barbara’da yapılmıtır. 1995 yılında prestijli “First Music 11” yarımasında birincilik alan eserinin prömiyeri ise New York’un ünlü Carnegie Hall konser salonunda yapılmıtır. Aldıı dier ödüller arasında New England Konservatuarı Beebe kuruluu ödülü, Ojai festivali özel ödülü, Barlow Endowment ve ASCAP ödülleri sayılabilir.

Eserleri Pittsburg New Music Ensemble, Berlin Saxophone Quartet, Froydis Ree Wekre ve Calgary Philharmonic tarafından seslendirilmitir.

1997-98 yılları için aldıı Fulbright bursu ve ARIT ( Amerikan Türkiye Aratırmaları Enstitüsü)’nün yardımları ile 2000-2001 yılları arasında Türkiye’de klasik ve halk müzikleri üzerine kapsamlı bir alan aratırması yapmıtır.

Dostları ilə paylaş:
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə