Sistematik kelâM



Yüklə 1,32 Mb.
səhifə7/35
tarix15.01.2019
ölçüsü1,32 Mb.
#97179
1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   ...   35

7. Ahlâkî Delil

Alman filozofu Kant (ö. 1801), Allah'ın varlığının yetkin (kemâl) varlık deliliyle (zât-ı ekmel: Etre parfait) ispatlanamayacağını anlattı. Bunun ahlâkî delil ile mümkün olduğunu ortaya koydu.

Kant'a göre pratik akıl, bize vazifenin tamamen ifasını, saadetle faziletin birleşmiş olduğunu emrediyor. Fakat bu emir, şu sınırlı hayat içinde tamamen meydana gelmemektedir. Bu dünyada en faziletli olanlar bile hayatlarında bu vazifelerini gerçekleştirmek için çalışıyorlar. Ama bu duyulur âlem, faziletin tamamen gerçekleşmesine engel oluyor. Bununla beraber vicdan, vazifenin tam olarak hüküm sürmesini istiyor. Mademki hayatın şu şartları içinde vicdanın bu emri gerçekleşememektedir; öyleyse bu duyulur şartların, şu sınırlı hayatın dışında bunun var olacağı bir âleme inanmaya ihtiyaç duymaktayız. Aynı şekilde fazilet ile saadet arasında ahengi gerçekleştirecek, her fazilet sahibini mesut kılacak, ona fiil ve haraketlerinin karşılığını verecek bir âdil hâkim lâzımdır. Yani insanın şu tecrübe âleminde gerçekleştiremediği bu hedefi, ancak Allah gerçekleştirebilir. Böylece ahlâk kanunları bizi, âhiretin ve Allah'ın varlığına inanmaya götürmektedir.

Buraya kadar zikrettiğimiz delillerden çıkan kesin sonuç şudur:

Bu kâinatın her şeye gücü yeten bir nâzımı ve yaratıcısı vardır ki o da Vâcibü'l-Vücûd olan Allah'tır. Aslında Allah'ın varlığına ait deliller sayısızdır. Daha fazla ispat yollarına dair bilgi kelâm, felsefe ve tasavvuf kitaplarında tafsilatlı olarak verilmiştir.

Ehlince bilindiği üzere, Kur'ân'a göre Allah, var denmeğe layık en üstün tek gerçek varlıktır. Varlık dünyasının mihverinde Allah vardır. İnsan olsun, diğer varlıklar olsun, hepsi o'nun yaratıklarıdır.


D. Allah'ın Sıfatları

Allah Teâlâ'ya iman etmek, Yüce Zâtı hakkında vacip olan kemâl sıfatlarıyla beraber mümteni' olan noksan sıfatları ve caiz olan sıfatları bilip, öylece itikat eylemektir.


1. Vücûd Sıfatı (Sıfat-ı Nefsiyye)

Vücûd, var olmak demektir. Allah Teâlâ vücûd sıfatıyla muttasıftır. Allah'ın varlığı, zâtının gereği olup, başkasının icadıyla değildir. Varlık kendisinden ezelî ve ebedî olarak hiç ayrılmaz. Vücûdun zıddı olan yokluk (adem) Allah Teâlâ hakkında mümteni'dir. Allah için yokluk ne geçmişte, ne gelecekte düşünülebilir.

Ebu'l-Hasan el-Eş'arî, Ebu'l-Huseyn el-Basrî (ö. 436/1044-45) ve filozoflara göre vücûd, sıfat olmayıp zât ve Hakikat-i Bârî'nin aynısıdır. Zât üzerine zâid değildir.

Cumhur-ı mütekellimine göre ise vücûd, Cenâb-ı Hakk'ın Zât'ının aynı olmayıp, Zât'ı üzerine zait bir sıfattır. 82 Vücûd sıfatı bütün sıfatların aslıdır.



2. Sıfat-ı Selbiyye (Tenzîhât)

Selbî sıfatları sınırlamak ve saymak kabil değildir. Ancak mühim olan asılları beştir:

"Kıdem", "Beka", "Muhalefetün li'1-Havâdis", "Kıyam binefsihi" ve Vahdaniyet".

a. Kıdem

Allah'ın varlığının, başlangıcı olmayıp, ezelî olmasıdır. Allah hakkında kıdem ve ezeliyet vâcib, bunun zıddı olan hudûs (sonradan olma) müstahîldir. Kıdem, Zâtının gereğidir; vacibin hükümlerindendir. Vâcib olan Zât elbette kadîm ve ezelî olur. Hadis ise bir muhdise muhtaç olur. Bir muhdise muhtaç olan Vâcibü'l-Vücûd olamaz.


b. Beka

Allah Teâlâ'nın varlığının sonu olmaması, ebedî olması demektir. Beka ve ebediyet Allah için vâcib, bunun zıddı olan fena ve zeval müstahîldir.

"O, evvel ve âhirdir.” 83

" Yeryüzünde olan her canlı yok olucudur. Yalnız azamet ve ikram sahibi olan Rabb'inin zâtı bakidir.” 84


c. Muhalefettin Ii'1-Havâdis

Allah'ın sonradan olanlara benzememesidir. Bunun zıddı sonradan olanlara benzemesidir ki, Allah hakkında müstahîldir. Sonradan olanlar, fena ve zevale maruz kalır. Cenâb-ı Hak ise fena ve zevalden uzaktır. Sonradan olanlara hiçbir şekilde benzememektedir. O'nun Zâtında, sıfatlarında ve fiillerinde hiçbir benzeri yoktur. Şurası kesinlikle bilinmelidir ki sıfatlar, insandaki manasından farklı şekilde Allah'a izafe edilmelidir; yaralıklar için kullanılan ıstılahlar Allah'a izafe edildiğinde manası değişiktir. Yoksa bu sıfatlar ve ıstılahların manası insanlara ve diğer yaratıklara isnad edildiği gibi değildir. Allah'ın Zâtının keyfiyeti bilinmediği gibi, sıfatının da keyfiyeti bilinmez. Cenâb-ı Hak şu âyet-i Kerimesi ile hem teşbih, hem temsili hem de ilhad ve ta'tili nefyetmiştir:

"O'nun misli gibi (O'na benzer) hiçbir şey yoktur85 nazm-ı kerimi, Allah'a lâyık olmayan temsil ve teşbihi reddediyor.

"O, Semi'dir: Bütün söylenenleri işitir, Basir'dir: Bütün yapılanları görür86 nazm-ı kerimi de Allah'ın kemâl sıfatlarını ispat ediyor.


d. Kıyam Binefsihi veya Kıyam Bizzat

Varlığı kendi zâtının gereği olup, başkasıdan olmamak demektir. Bunun zıddı "kıyam bi'1-gayr", varlığı için başka bir şeye muhtaç olmak, Allah hakkında münteni'dir. Halbuki varlık âleminde ne varsa hepsi varlığında ve varlığının devamında kendinden başka bir varlığa muhtaçtırlar. Hepsi sonradan var olmuşlardır. Hepsi bir yaratana, bir mekâna, kendisini tahsis edecek bir muhassise ihtiyaç duyarlar. Cenâb-i Hak ise bundan münezzehtir:

Allah, o Allah'tır ki kendinden başka hiçbir Tanrı yoktur. O, zâtı, ezelî ve ebedî hayat ile diridir, bakidir. Zâtiyle ve kemâliyle kâimdir, her şey O'nunla kâimdir.” 87

e. Vahdaniyyet

Allah Teâlâ'nın zâtında, sıfatlarında ve fiillerinde bir olmasıdır. Vahdaniyyetin zıddı olan çokluk ve şirk Allah hakkında mümteni'dir. Hiç şüphe yok ki bu âlemin var edicisi Bir'dir. O'ndan başka ilâh yoktur. Çünkü ilâh demek, her hususta tam bir kudret sahibi olan demektir. O'nun acizliği düşünülemez. Yerde ve gökte Allah'tan başka tasarrufta bulunan ilâhlar farz edilse her birinin tam tesir edici olması gerekir. Her birinin tam bir kudrete sahip olduğu, yaratma ve yok etme, diriltme ve öldürme, yapma ve değiştirme gibi her tasarrufa yalnızca mutlak olarak kudreti bulunduğu kabul edilmiş olur. Bu durumda bir şeyin var olmasında ya her biri tesir edici veya yalnız birisi tesir edici olacaktır. Biri tesir edici ise diğerleri ilâh değil demek olur. Çünkü biri işleyip, diğerleri işlemez (âtü) olsa, bu durum ulûhiyet sıfatına aykırı bir durumdur. Eğer her biri tesirli olacaksa, birçok sebeplerin bir nedenli (ma'lûl) üzerine başlı başına birleşmeleri ve muhalefetleri icabeder ki bu, muhaldir. Çünkü birleşmiş olsalar istiklâlleri (bağımsızlıkları) tenakuzlu olur. Muhalefet üzere olunca da biri yapmak isterken, diğeri yıkmak isterse, eserde çekişme ve temânu' olur ve hiçbir şey meydana gelmez. Eğer hepsinin birleşmeleriyle ortaklaşa tesirleri kabul edilecek olsa, bu surette de tam neden (illet) ancak bir araya getirilmiş şey olacağından, her biri tam bir tesir edici değil, az miktarda (cüz'î) yani eksik bir neden olmuş olur. Eksik olan ise ilâh olamayacağından hiçbirinin ilâh olmaması gerekir.

İşte yukarıda açıklamasını yaptığımız tevhîdi ispat konusunda kelâmcılar şu ayeti delil getirirler ve buna burhân-ı temânu 'derler.

Eğer yer ile gökte Allah'tan başka ilâhlar olsaydı, bunların ikisi de muhakkak fesada uğrar, yok olurdu. 88 Yine Kur'ân-ı Kerim'de Allah'tan başkasında ulûhiyetin olamayacağını şu âyetler de göstermiştir:

Allah hiç evlad edinmemiştir, beraberinde bir ilâh da yoktur. Eğer müşriklerin dediği gibi Allah'la beraber birtakım ilâhlar olsaydı, o takdirde her ilâh kendi yarattığını götürür, tek başlarına kalarak aralarında ayrılıklar baş gösterir ve bir kısmı diğerlerine üstün gelirdi. Allah, onların isnad ettiği şirk vasıflarından ve bütün noksanlıklardan münezzehtir.” 89

Ey Resulüm, müşrikler hakkında de ki: Allah la beraber, dedikleri gibi ilâhlar olsaydı, o takdirde bu ilâhlar Arş'ın sahibine (Allah 'a) üstün gelmek için muhakkak ki bir yol ararlardı, (onunla çarpışırlardı.)” 90

İhlas suresi de Allah'ın bir, kemal sıfatlara sahip ve noksan sıfatlardan münezzeh olduğunu açıklamaktadır:

De ki: O, Allah'tır, birdir (eşi, ortağı yoktur). Allah, Samed'dir (Heryaratığın muhtaç bulunduğu eksiksiz bir varlıktır.) Doğurmadı o, doğurulmadı da. Hiçbir şey de O'na denk olmamıştır."

Şu âyetler de Vahdaniyyet'e ait naklî delillerdir:

Sizin ilâhınız, (zât ve sıfatında ortağı olmayan) tek Allah’tır." 91

"Allah'tan başka bir yaratıcı var mı?” 92

Sözümüzü özetleyecek olursak, bu zikredilenlerden başka, Allah'ın bir olduğuna dair pek çok âyet-i kerime ve hadis-i şerif vardır.


Yüklə 1,32 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   ...   35




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin