Stendhal Kırmızı ve Siyah



Yüklə 2.11 Mb.
səhifə7/43
tarix16.08.2018
ölçüsü2.11 Mb.
1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   ...   43

İçinden: «Nasıl, seviyorum demek, diyordu, aşka düştüm ha! Ben, ben evli barklı kadın, âşık olacağım ha! Öyle ama, diyordu, düşüncemi Julien'den ayırmama imkân vermeyen bu gamlı çılgınlığı, ben duymadım hiç kocama karşı. Aslında bana saygı duyan bir çocuk o olup olacağı! Geçip gider bu çılgınlık. Bu delikanlıya karşı beslediğim duygulardan kocama ne? B.de Renal benim Julien'le, havadan sudan sözlerle yaptığım konuşmalardan sıkılmış olur. O. kendi işlerini düşünür. Julien'e vermek için onu hiçbir şeyden yoksun bırakmıyorum ki.»

Bugüne dek duymadığı bir tutku uğruna yolunu şaşıran, bu temiz ruhun paklığını hiçbir ikiyüzlülük bozmağa kalk-

77

mıyordu. Yanılmış, ama bilmeye bilmeye yanılmıştı, oysa bir erdem içgüdüsü ürpermişti. Julien bahçede görünür görünmez aklını başından alan savaşlar bunlardı işte. Konuştuğunu duydu, hemen o anda da yanlarına oturduğunu gördü. Ruhu on beş gündür kendisini büyülemekten çok şaşırtan bu mutlulukla göklere ermişti sanki. Onun için her şey önceden düşünülmemiş şeydi. Ama birkaç dakika sonra, içinden: «Demek, diyordu, bütün kabahatlarmı unutmak için Julien'in burada olması yetiyor?» Korkmuştu; elini çekmesi de bu anda oldu işte.



Kadıncağızın hiç şimdiye dek böylesini görmediği, tutkulu öpücükler, ona birden delikanlının bir başka kadını sevdiğini bile unutturdu. Biraz sonra delikanlı onun gözlerinde artık suçlu değildi. Kuruntudan doğan, iç kemiren acının son bulması, şimdiye dek hayalinden bile geçirmediği bir mutluluğun doğuşu kadına, aşk ve çılgınca sevinç dolu taşkınlıklar verdi. O akşam yükünü tutmuş sanayi adamlarını aklından çıkaramayan Verrieres belediye bşkanmdan başka herkes için çok hoş oldu. Julien ne o karanlık tutkusunu düşünüyordu artık, ne de gerçekleştirilecek o pek zorlu tasarılarını. Ömründe ilk defa kendini güzelliğin büyüsüne kaptırmıştı. Yaradılışına uymayan, belli belirsiz ama tatlı bir hülyaya dalmış, kendisine gerçekten güzel gelen bu eli yavaş yavaş sıkarken, ıhlamur ağacının hafif gece meltemi ile salınan yapraklarının hışırtısını, bir de Doubs değirmeninin tâ ötelerden havlayan köpeklerini dinliyordu dalgın dalgın.

Fakat bu heyecan bir tutku değil de bir beğeni idi. Odasına girerken salt bir mutluluk, gene o canım kitabı eline alma mutluluğunu düşündü; yirmi yaşında, dünyaya ün salmak ve dört bir çevrede adını işittirmek düşüncesi herşeyin üstünde gelir.

Ama arası çok geçmeden kitabı bıraktı elinden. Napole-on'un zaferlerini düşünerek, kendininkine de yeni birşey görmüştü. İçinden: «Evet, bir zafer kazandım ben, bundan yararlanmalı, hazır çekilirken bu mağrur asilzadenin iki paralık etmeli gururunu. İşte bu demektir Napoleon. Dostum Pouque'yi gidip göreceğim diye üç günlük bir izin istemeliyim. Bana izin vermezse, parasını fırlatıp atarım yüzüne, ama razı olur.»

78

Bn.de Renal gözünü yummadı. Şimdiye kadar yaşamamış gibi geliyordu sanki ona. Julien'in o sıcak öpüşlerle elini öptüğünü duymanın mutluluğunu bir türlü aklından çı-karamıyordu.



Gözlerinde birden uğursuz söz; zina, belirdi. En aşağı sefaletin duygulardaki aşk düşüncesine iğrenç iğrenç katabildiği herşey hayalinde dolu dolu belirdi. Bu düşünceler Julien'in hayalinde yarattığı tatlı ve kutsal havayı ve onun sevme mutluluğunu lekelemek istiyordu. Gelecek kara renklerle boyanıyordu. Hor görüyordu kendini.

Bu an korkunç oldu; ruhu bilinmedik ülkelere yol alıyordu. Dün yepyeni bir mutluluk tatmıştı; şimdi ise kendini korkunç bir felâkete yuvarlamış buluyordu birden. Böylesi acılar hakkında hiçbir düşüncesi yoktu, bu acılar aklını başından aldı. Bir an aklına gidip kocasına Julien'in sevmekten korktuğunu söylemek düşüncesi geldi. Bu ondan söz açmak olurdu. Bereket ki belleğinde bir zamanlar, düğününden bir gün önce teyzesi tarafından verilmiş bir öğüde rastladı. Ne de olsa evin başbuğu sayılan bir kocaya açılmış sırların tehlikesinden söz ediyordu bu öğüt. Acısının sonsuzluğu içinde, ellerini oğuşturuyordu.

Birbirini tutmaz ve acı hayallerle oradan oraya sürüklenmişti. Kâh sevilmemiş olmaktan korkuyor, kâh korkunç suç düşüncesi, ertesi gün sanki boynunda zinasının olanım bitenini millete açıklayan bir levha ile götürülüp Verrieres genel alanında bir direğe bağlanmış gibi, kıvrım kıvrım kıv-randırıyordu onu.

Bn. de Renal'm hayat üzerine hiçbir denemesi yoktu; iyice açıkgöz olsa da bütün aklı tıkır tıkır işlese bile, Tan-n'nın gözlerinde suçlu olmakla, alandaki dört bir çevreden gelme nefretin o en gürültülü gösterileri altında ezilmiş olmak arasında hiçbir ayırım görmüş olmazdı.

Zina ve bu suçun, aklı sıra, peşinden getirdiği her biçim alçaklıkla dolu korkunç düşünce, onu biraz rahat bırakınca, sanki geçmişte olduğu gibi, Julien'le güzel güzel va-şama beğenisini düşünmeğe başlayınca, Julien'in bir başka kadını sevdiği korkunç fikre saplanmış buluyordu kendini. Delikanlı resmini yitirmekten, ya da bu resmi görerek onu suç ortağı yapmaktan ödü koptuğunda yüzünün sapsarı ke-

79

sildiğini görür gibi idi hâlâ. Böyle duru ve böyle soylu bu yüzde ilk olarak korku görmüştü. Delikanlı kendisine ya da çocuklarına karşı hiç heyecanlanmamıştı böyle. Bu katmerli acı insan ruhuna dayanabilir diye saldığı olanca amansız keskinliğe vardı. Bn. de Renal, sezmeden oda hizmetçisini uyandıran çığlıklar kopardı. Birden, yatağının başında bir ışık belirtisinin pariadığmı gördü, Elisa'yı tanıdı.



Çılgınlığı arasında :

— Seviyor mu o sizi? diye bağırdı.

İçinde bayanını gördüğü korkunç zihin karışıklığından şaşıran oda hizmetçisi, bereket, bu garip söze hiç dikkat etmedi. Bn. de Renal, pot kırdığını anladı. «Ateşim var, dedi ona, hemen de galiba, sayıklıyorum, biraz yanımda kalınız.» Kendini tutma zorunluğundan iyice utanmıştı, daha az acı çekiyordu; yarı uykulu durumunun darmadağın ettiği aklı başına gelmişti gene. Oda hizmetçisinin dik dik bakmalarından kurtarmak için, ona gazeteyi oku diye buyurdu ve La •Quotidienne'den uzun bir yazı okuyan bu kızın hım hım sesini dinlerken de, Bn. de Renal, Julien'e bir daha gördüğümde gerçekten soğuk davranacağım diye erdemli karar verdi

BÖLÜM XII

BİR YOLCULUK

Paris'te kibar kişiler bulunur, taşrada İse karakter sahibi insanlar olabilir.

SIEYES

Ertesi sabah, daha saat beşte, Bn. de Renal ortalıkta görünmeden önce Julien, kocasından üç günlük izin koparmıştı. Hiç gönlü çekmediği halde Julien, kadını görme isteği duydu, o güzelim elini düşünüyordu. Bahçeye indi, Bn. de Renal delikanlıyı bir hayli zaman bekletti. Fakat Julien onu sevmiş olsaydı, kadıncağızı ilk katın yarı örtük pancurları arkasından, alnı cama dayalı görmüş olurdu. Kadın kendisine bakıyordu. En sonu, andlarma rağmen, bahçeye inmeğe karar verdi. O her zamanki solukluğu en canlı renklere bürünmüştü. Bu pek temiz yürekli kadın heyecanlanmıştı



80

doğrusu: kendini zorlayış ve hattâ öfke duygusu bu melek gibi yüze pek çekingenlik veren, derin ve hayatın bütün bayağı düşüncelerinin sanki üstünde olan bu sessizlik ifadesini bozuyordu.

Julien hemen ona yalaştı; tezce atılmış bir şalın açıkta bıraktığı bu öpülesi kollara içi gidiyordu. Sabah havasının serinliği geceki acının her etkiye artık elverişli kıldığı bir tenin parlaklığını büsbütün arttırıyor gibi görünüyordu. Gösterişsiz ve dokunaklı, ama gene de aşağı sınıflarda hiç bulunmayan düşüncelerle dolu bu güzellik Julien'e, ruhunun bugüne kadar duymadığı bir kabiliyeti sezdiriyor gibi idi. Açgözlü bakışının şaşıp kaldığı çekiciliklerin güzelliğine iyice kendini kaptıran Julien, göreceğini umduğu o dostça karşılaşmayı hiç düşünmüyordu. Kendisine gösterilmekten kaçınılan, hattâ kendisine haddini bildirmek amacını belirtti-ğijDile sandığı buz gibi duruşun karşısında düpedüz şaşırdı. Beğeni gülümsemesi dudaklarında söndü: toplumda, hele soylu ve varlıklı bir kadının gözlerinde aldığı yeri getirdi aklına. Yüzünde bir an içinde artık kibir ve kendine öfkele-nişten hiçbir iz kalmadı. Böyle onur kırıcı bir karşılayış görmek için yola çıkmasını bir saatten fazla geciktirmiş olmasına müthiş bir öfke duyuyordu.

İçinden: «Başkalarına kızan, dedi, olup olacağı bir budaladır: ağır olduğu için düşer bir taş. Ben bir çocuk mu kalacağım hep sanki? Bu biçim insanlara tam paralan karşılığında ruhumdan birşey vermenin güzel alışkanlığını ne zaman kazanacağım? Hem onların ve hem de kendimin saygısını kazanmış olmak istiyorsam, onlara göstermeli ki yoksulluğum zenginlikleri ile ticarete girişmiştir, yoksa gönlüm küstahlıklarından bin fersah uzaktı, hafiften hor görme ve alttan alma oyunları ile erişemiyecekleri kadar pek üstün bir âlemdedir.»

Bu duygular genç mürebbinin ruhuna üşüşe dursun, titrek yüzü acılı gurur ve yırtıcılık ifadesi alıyordu. Bn. de Renal bunu görünce şaşırdı iyice. Karşılayışına vermek istemiş olduğu erdemli soğukluk yerini meraka, ama gördü&ü anî değişmenin olanca şaşkınlığı ile canlanmış bir merak ifadesine bıraktı. Sağlık üzerine, günün güzelliği üzerine sabah söylenen boş sözler, ikisinin de kuruyup kaldı dudakla-

81

rmda. Yargısı hiçbir tutku ile bozulmamış bulunan Julien, Bn. de Renal'a, onunla kendi arasında dostluk bağları bulunduğuna pek az inandığını göstermenin hemen bir yolunu buldu; yapacağı küçük yolculuk üzerinde hiçbir şey söylemedi, onu selâmladı ve uzaklaştı.



Bu kadar candan bakışta bir gün önce okuduğu gamlı kibirden gocunarak, arkasından gidişine bakarken, bahçenin tâ sonundan koşup gelen büyük oğlu, kucağına atılarak, ona dedi ki:

— Tatilimiz var, B. Julien bir yolculuğa çıkıyor.

Bu sözü işitir işitmez, Bn. de Renal sanki vücudunu bir ölüm soğukluğu sarmış sandı; namusu uğruna gamlı, zayıflığı yüzünden de bin kat gamlı idi.

Bu yeni olay bütün düşüncesini doldurdu; geçirdiği o korkunç gece verdiği akıllıca kararları unutup gitti çoktan. Bu alabildiğine sevimli âşığa artık karşı durmanın yolu yoktu, onu büsbütün elde kaçırma konusu vardı.

Sofrada bulunmak gerekiyordu. Sanki bütün bunların üstüne tuz biber ekmek içinmiş gibi olacak, B. de Renal ile Bn. Derville durmadan Julien'in yolculuğu üzerinde konuştular. Verrieler belediye başkanı delikanlının bir izin almak isterken ki o inatçı tavrından garip birşey sezmişti.

— Bu köylü parçası besbelli teklifler almış birinden. Ama bu biri, velev B. Valenod olsun, şimdi maaş olarak verilmesi gereken 600 franklık parayı işitince, gözü korkmuş olacak bir parça. Dün, Verrieres,de düşünüp taşınmak için üç günlük bir mühlet istemiş olmalı; bu sabah da, bana bir karşılık vermek zorunda kalmamak için, dağa gidiyor köylü parçası. Küstahlığa kalkan sefil bir işçi ile hesaplaşmak zorunda kalma, aman ne hallere düştük artık!

Bn.de Renal içinden: «Julien'i nasıl da canevinden vurduğunu bilmeyen kocam, kalkar da, onun bizi bıraktığını söylerse, inanabilir miyim ben acep? dedi. Ah! Herşey karara bağlanmış!»

Bari rahat rahat ağlayabilmek, Bn., Derville'in sorularına karşılık vermemek için. müthiş başının ağrıdığını söyledi, sonra da yaatğma yattı.

B.de Renal gene:

F.: 6


82

— Kadınların işte ne mal oldukları, dedi, bu karışık makinelerde hep bozuk bir şey vardır.

Ve homurdanarak çekip gitti.

Bn.de Renal tesadüfen kendisini yakaladığı müthiş tutkunun daha da yaman acıları ile kıvranırken, Julien dağ sahnelerinin yaratabildikleri en canım görünümler içinde sevine sevine yoluna devam ediyordu. Vergy'nin kuzeyindeki o büyük sıradağını aşmak gerekiyordu. Büyük akgürgen koruları arasında yavaştan yükselen, tuttuğu keçi yolu, Do-ubs vadisini kuzeyden gösteren yüksek dağın yamacında bitip tükenmez kıvrımlar yapar. Doubs'un akışını güneye çeviren daha az yüksek yerlerde yürüyen yolcunun bakışları, az sonra, verimli Bourgone ve Beaujolais ovalarına dek uzanır. Gözü yükseklerde olan bu gencin ruhu bu biçim güzelliğe az alışık olduğu halde, böylesine engin ve heybetli bir manzarayı gözden geçirmek için zaman zaman durmaktan alamıyordu kendisini.

Bu yan yoldan, en sonu, dostu genç oduncu Fouque'nin oturduğu, kuş uçmaz kervan geçmez vadiye varmak için, aşmak zorunda kaldığı yerin yakınma, koca dağın doruğuna vardı. Julien onu güreyim diye hiç de iki ayağını bir pabuca sokmuş değildi, hiçbir insan yüzü görmek istemiyordu zaten. Büyük dağa taç ören çıplak kayalar arasına, yırtıcı bir kuş gibi saklanmıştı, kendisine yaklaşacak olan her insanı tâ uzaktan görebilirdi. Kayalardan birinin hemen hemen dikey yamacının ortasında bir mağaracık gördü. Başladı koşmağa, az geçti geçmedi ki bu kuytu yere yerleşmiş oldu. Sevinçten ışıl ışıl gözlerle, içinden: «İşte, dedi, insanlar bana kötülük edemezler burada.» Onun için başka yerde müthiş tehlikeli olan, düşüncelerini yazma beğenisine kendini bırakmak düşüncesi doğdu içine. Ona dört köşe bir taş masa işini görüyordu. Uçuyordu kalemi: çevresini kuşatan şeyi hiç görmüyordu. En sonunda güneşin Beaujolais'den öte dağların ardında gördü battığını.

«Geceyi neden burada geçirmiyeyim ki? dedi içinden, ekmeğim var, başıma buyruğum üstelik!» Bu büyük sözü işi-tinde gönlü coştu, ikiyüzlülüğü Fouque'nin yanında bile özgür olmadığını fısıldıyordu. Başını iki eli arasına alan Julien, hülyaları ve özgürlük sevinci eriyle kabına sığamayarak,

bu mağarada ömründe tatmadığından çok mutluluk duydu. Düşünmeksizin, alaca karanlığın bütün ışıklarının, birer birer söndüklerini gördü. Bu dipsiz karanlık içinde ruhu, Paris'te günün birinde karşılaşacağını umduğu şeyi gözünde canlandırma hazzı ile titriyordu. Taşrada görebildiği kadınların hepsinden çok daha güzel ve çok daha zekî bir kadındı ilkin bu. Delice seviyor, seviliyordu. Bir süre için ondan ayrı düşerse bu, ün kazanma ve daha çok sevilmiş olma hakkına erişmeğe koşmak için olacaktı.

Paris toplumunun acı gerçekleri içinde yetişmiş bir delikanlı, Julien'in hayal gücünde olsa bile, romanın bu bölümünde soğuk alayla kendinden geçmiş olurdu; büyük işler yerini: «Sevgilisini yanından ayıran kişi, heyhat! Günde iki üç kez aldatılmış olma tehlikesini göze alır» gibi pek belli atasözüne bırakmak üzere, isteğine erişme kaygusu içinde yok olup gider. Genç köylü kendisi ile en yiğitçe işler arasında fırsattan başka hiçbir eksiği olmadığını sanıyordu.

Fakat derin bir karanlık sarmıştı ortalığı, Pouque'nin oturduğu köye ulaşmak için yürünecek daha iki fersahlık yolu vardı. Küçük mağarayı bırakmadan önce, Julien ateş yaktı ve yazmış olduğu herşeyi olduğu gibi yaktı.

Saat sabahın birinde kapısını çalarak dostunu büsbütün hayrete düşürdü. Fouque'yi hesaplarını yazarken buldu. Bu uzun boylu, oldukça biçimsiz yapılı, iri sert çizgili, koca burunlu, ama bu iğrenç görünüş altında alabildiğine babacanlık taşıyan bir delikanlı idi.

— Yoksa şu senin B.de Renal'le bozuştun da mı, damdan düşercesine geliyorsun bana böyle?

Julien, bir gün önceki olayları işine geldiği gibi anlattı.

Fouque ona:

Kal benimle, dedi, görüyorum ki B.de Renal', B. Va-lenod'yu, ilçebay Maugiron'u, papaz Chelan'ı tanımadasın; bu gibi adamların karakterlerindeki incelikleri anlamışsm-dır; arttırmalara katılacak duruma gelmişsindir işte. Benden daha iyi bilirsin hesap, hesaplarımı sen tutarsın. İşimde avuç dolusu para kazanıyorum. Herşeyi bir başıma yapma imkânsızlığı ile ortak olarak alacağım insanda bir hileye rastlama korkusu beni her gün temiz işlere girişmekten alıkoyuyor. Daha bir ay oldu olmadı ki altı yıldır yüzünü görmediğim,

Pontarlier pazarında tesadüfen rastladığım Michaud de Saint -Amand'a altı bin frank kazandırdım. Sen, sen neden kazan-mayasın, bu altı bin frangı, haydi bilemedin üç bin frangı? Zira, o gün sen yanımda olmuş olsaydın, o korunun kesilmesi işinde arttırmaya girmiş olurdum, hepsi de bunu hemen benim üzerime bırakmış bulunuyordu. Ortağım ol.

Bu teklif Julien'e huzursuzluk verdi, çılgınlığını altüst -ediyordu. Fouque bir başına yaşadığı için, iki dostum Home-ros'un kahramanları gibi kendi elceğizleriyle hazırladıklar^ yemek boyunca, Julien'e hesaplarını gösterdi, ona odun işinin kendisine ne para getirdiğini bir bir anlattı. Julien'in zekâsı ve huyu hakmda Fouque'nin çok sağlam düşüncesi vardı.

Bizim delikanlı en sonu çam tahtasından yapılma ocağında kaldı bir başına, içinden: «Doğru, dedi, burada birkaç bin frank kazanabilir, sonra artık Fransa'da hâkim olacak olan modaya uyarak, daha çıkarlıdır diye ya asker ya da papaz olabilirim. Biriktirmiş olacağım biraz para bütün şu ufak tefek güçleri ortadan kaldırır. Bu dağda kendi yağımla kavrulup dururken, bütün o salon adamlarının aklını kurcalayan bir yığın şeyin içinde bulunduğum uğursuz bilgisizliğimi hafifletmiş olurdum bir parça. Fakat Fouque evlenmeği kulak arkası ediyor, bana yalnızlığın kendisini bedbaht ettiğini söyleyip duruyor. Ticaretine yatıracak parası olmayan birini ortak alırsa, kendisini hiçbir zaman yüzüstü bırakmayan bir arkadaş edinme umudu ile alır besbelli.»

Julien öfke ile: «Dostumu aldatacak mıyım?» diye bağırdı. Kurnazlığı ve her biçim içtenlikten oluşu, uluorta kurtuluş yollan sayılan, bu yaratık, bu kez kendisini seven bir adam hakkında en ufak incelik noksanlığı dşüncesine bile dayanamadı.

Ama Julien birden sevindi, reddetmek için vardı bir nedeni.» Nasıl! yedi sekiz yılımı alçakça mı yitireceğim ben! Yirmi sekizime kadar böyle mi kalayım! iyi ama, bu yaşta, Bonaparte en büyük işlerini becermişti. Bu odun satışları peşinden koşarak ve birkaç aşağılık düzenbazın gözüne girerek yalan dolanla birkaç para kazanmış olacağım zaman, sayesinde bir ün sağlanan kutsal ateşi hâlâ içimde duyacağımı kim der bana?»

Ertesi sabah, Julien, ortalıklık işine artık olup bitmiş gözü ile bakan temiz yürekli Fouque'ye, papazlık mesleğine karşı duyduğu çağrının bunu kabul etmeğe kendisine engel olduğunu büyük bir soğukkanlılıkla söyledi. Fouque inanamıyor du buna.

— Düşün ama, diye tekrar etti ona, ya seni ortak alayım ya da istersen, yılda dört bin frank vereyim sana? Bir de seni kunduralarmdaki çamur kadar hor gören B.de Re-nal'a dönmek istiyorsun! Elinde iki yüz liran oldu mu, papaz okuluna girmekten kim alıkoyar seni? Danasını söyliye-yim, seni memleketin en iyi papazlığına getirmeği alıyorum ben üzerime.

Fouque sesini alçaltarak:

— Zira, dedi, şuna, buna ötekine ben veririm yakacak odun. Onlara bayağı odun fiyatından bana parasını ödedikleri halis meşe veririm, fakat bu para az da faiz getirmez değil hani.

Julien'in kutsal ateşini hiçbir şey söndüremedi. Fouque en sonunda onun biraz kafadan kontak olduğunu sandı. Üçüncü gün, sabah erken erken, Julien büyük dağın kayaları arasında gününü geçirmek üzere ayrıldı dostundan. Yeniden mağaracığmı buldu, ama içinde ruh barışı yoktu artık, dostunun teklifleri bu barışı çekip almıştı ondan.

Herkül gibi, kötülükle erdem arasında değil, ama sağlam bir mutluluğun yetersizliği ile gençliğinin olanca kahramanca hayalleri arasında bulunuyordu. İçinden: «Demek gerçek gücüm yok» diyordu; -içini en çok yiyip bitiren kuruntu da bu idi. «Ekmeğimi kazanma yolunda harcanmış sekiz yıl olağanüstü şeyleri yaptıran o kutsal gücü benden alacak diye korktuğuma bakılırsa, büyük adamlar yaratılan hamurdan değilim ben.»

BÖLÜM XIII

DELİKLİ ÇORAPLAR

Bir roman: bir aynadır, yol boyunca gezdirilen.

SAİNT - REAL.

Julien eski Vergy kilisesinin o güzel yıkıntılarını görün-

ce, Bn. de Renal'ı evvelki günden bu yana bir kez olsun düşünmemiş olduğunu sezdi. «Geçen gün yola çıkarken bu kadın bana, bizi birbirimizden ayıran sonsuz açıklığı, bir işçi oğlu olarak davrandı bana. Bir gün önce elini tutmama pişman olduğunu anlatmak istedi bana besbelli... Ama pek güzeldi, bu el doğrusu! O ne büyüleyici şey o! Bu kadının bakışlarında ne asalet var öyle!»

Pouque ile çalışarak yükünü tutma yolu Julien'in dü-, şüncelerine göze batan bir kolaylık veriyordu; düşünceleri öyle kızgınlıkla, kibar insanlar karşısındaki yoksulluğunu ve küçüklüğünü iyice duyma ile pek altüst olmuyordu. Sanki yüksek bir burunda durmuş, yargı verebiliyor, korkunç yoksulluğa ve hâlâ zenginlik saydığı ortahalliliğe tepede» bakıyordu. Durumunu olduğu gibi görmekten uzaktı, ama bu küçük dağ gezintisinden sonra kendini daha başka bulmak için yeterince açıkgörürlülük gösterdi.

Kendisinden istediği, yolculuğunun kısa öyküsünü dinlerken Bn. de Renal'm müthiş heyecanlanmasına şaşırıp kaldı.

Fouque'nin evlenme tasarıları, acı sevdalan vardı; iki dostun konuşmalarını bu konu üzerinde uzun boylu dert yanışlar doldurmuştu. Erken erken mutluluğu tatmış olduktan sonra Fouque sevilmekte yalnız olmadığını anlamıştı. Bütün bu masallar şaşkına çevirmişti Julien'i; bir yığın yeni şey öğrenmişti. Her biçim hayal ve düşünce dolu münzevi hayatı onu, gözünü açabilen herşeyden uzaklaştırmıştı.

Yokluğu sırasında, Bn. de Renal için hayat birbirinden başka, ama hepsi de çekilmez bir işkenceler akını olmuştu; kadıncağız gerçekten hasta idi.

Julien'in geldiğini gördüğünde, Bn. Derville kuzinine:

— Aman, dedi, sen bu akşam, keyfin yerinde olmadığı için bahçeye çıkamazsın, nemli hava rahatsızlığını arttırır senin.

Bn. Derville, tuvaletinin son derece sadeliğinden dolayı B.de Renal tarafından durmadan azar işiten dostunun, Paris'ten gelme delikli çoraplar ve cici bici ayakkabıcıklar almasını hayretle karşılıyordu. Bn. de Renal'm üç gündür tek eğlencesi modaya pek uygun güzel bir kumaştan, bir yaz elbisesi biçmek ve hemen Elisa'ya d'ktirmek olmuştu. Bu giy-

87

si Julien'in gelişinden bir kaç dakika önce bitmişti. Bn. de Renal elbiseyi hemen giydi. Artık dostunun kuşkusu kalmadı. Bn. Derville: «Zavallı seviyor!» dedi içinden. Hastalığını tekmil garip düşüncelerini anlamıştı.



Julien'le konuştuğunu gördü. Yanaklarmdaki solukluk hemen ateş gibi al al oluyordu. Genç mürebbininkine dalmış gözlerinde sıkıntı okunuyordu. Bn. de Renal her an açıklamasını, evi bırakıp gidecek mi yoksa evde kalacak mı diye bildirmesini bekliyordu. Julien, düşünmediği bu konuda hiçbir şey söylemiyordu. Amansız çırpınışlardan sonra, Bn. de Renal ona, en sonunda titrek, bütün tutkusunun açığa vurulduğu sesle şunu demeği göze aldı:

— Başka bir işe girmek için bırakıyor musunuz öğrencilerinizi?

Julien Bn. de Renal'm heyecanlı sesinden ve bakışından şaşırdı. «Bu kadın seviyor beni, dedi içinden; fakat gururunun üstesinden gelemediği bu geçici zayıflık anından sonra, hele gitmemden de artık korkmaymca, burnu gene bir karış havaya kalkar.» Bu ikicikli durum düşüncesi, Julien'in aklından, yıldırım gibi geçti, kararsız kararsız karşılık verdi:

— Bu kadar sevimli ve bu kadar temiz süt emmiş çocuklardan ayrıldığıma pek üzüleceğim ama, belki de ayrılmak gerekecek. İnsanın kendisine karşı da ödevleri vardır.

Bu kadar temiz süt emmiş sözünü söylerken (Julien'in yeni öğrenmiş olduğu şu kibarca sözlerden biri idi bu), derin bir antipati duygusuyla sarsıldı.

«Bu kadına göre, ben diyordu içinden, temiz süt emmiş -değilim.»

Bn. de Renal, onu dinlerken, zekâsına, güzelliğine hayran oluyor, kendisine açtığı şu yola çıkma konusunda yüreği parça parça oluyordu. Julien'in yokluğu sırasında, Vergy' ye yemeğe gelmiş bulunan bütün Verrieres'li dostları, kocasının bulup ortaya çıkarma hünerini gösterdiği bu şaşkınlıklar uyandıran adam için onu, sanki inadına, tebrik etmişlerdi. Çocukların ilerlemesinden hiçbir şey anlamıyorlardı doğrusu. İncil'i, hem de lâtincesini ezbere bilme hüneri Verrieres'li adamları belki de bir yüzyıl sürecek bir hayranlıkla doldurmuştu.

88

Julien, kimseyle konuşmadığı için, bütün bunları bilmiyordu. Bn. de Renal'de en ufak soğukkanlılık bulunmuş olsaydı, dört bir yana saldığı ünden dolayı tebrik etmiş olurdu onu, gururu okşanmış olan Julien'de, kadına karşı yumuşak ve güleryüzlü davranırdı, zaten yeni giysi alabildiğine hoşuna da gidiyordu. Güzel giysisinden, bu giysi için Julien'in kendisine söylediği sözden ağzı kulaklarına varan Bn. de Renal, bahçede bir gezinti yapmak istemişti; arası pek geçmeden adım atma gücünden uzak olduğunu itiraf etti. Delikanlının koluna girmişti ama bu kol değişi, güçlerini çoğaltmak şöyle dursun, büsbütün sıfıra indirmişti bu güçleri. Gece olmuştu. Julien, daha henüz oturmuştu ki, eski yetkisinden yararlanarak, dudaklarını güzel komşusunun koluna yaklaştırmağa elini eline almağa cüret etti. Bn. de Renal'ı değil de, Fouque'nin sevgilerine karşı göstermiş olduğu küstahlığı düşünüyordu; temiz süt emmiş sözü hâlâ yüreğine ağır geliyordu- Eli sıkıldı ama, bu ona hiç bir zevk vermedi. Bn. de Renal'm bu akşam pek açıktan açığa davranışlarla gösterdiğinden koltukları kabarmak, hiç değilse saygı duygusu duymak şöyle dursun, güzellik, zariflik, tazelik onu hemen hemen duygusuz kıldı. Ruhun duruluğu, her soydan kin heyecanının yokluğu gençlik çağını uzatır besbelli. Güzel kadınların çoğunda ilk yaşlılığa dönen yüzdür.



Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   ...   43


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə