T c istanbul 13. AĞir ceza mahkemesi

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 454.92 Kb.
səhifə1/5
tarix22.01.2019
ölçüsü454.92 Kb.
  1   2   3   4   5


T.C

İSTANBUL

13.AĞIR CEZA MAHKEMESİ

( CMK 250 MADDESİ İLE YETKİLİ ) DURUŞMA TUTANAĞI

ESAS NO :2008/209

CELSE NO :49

CELSE TARİHİ :06.02.2009
BAŞKAN :KÖKSAL ŞENGÜN 20909

ÜYE :HASAN HÜSEYİN ÖZESE 28298

ÜYE :SEDAT SAMİ HAŞILOĞLU 37266

C. SAVCISI :MEHMET ALİ PEKGÜZEL 33954

C. SAVCISI :NİHAT TAŞKIN 36924

KATİP :AHMET ELMALI 116766
06.02.2009 tarihli oturum açıldı.

Tutuklu sanıklardan Ergün Poyraz, Veli Küçük , Erkut Ersoy, murat çağlar, Semih Tufan Gülaltay ve Serhan Bolluk dışındaki tutuklu sanıklar cezaevinden getirildi,

Bağsız olarak huzurdaki yerlerine alındı.

Tutuksuz sanıklardan Güler Kömürcü Öztürk ile bir kısım sanıklar müdafilerinden sanık Ümit Oğuztan müdafii Av. Alper Yarımbıyık, sanık Ergün Poyraz müdafii Av. Hasan Gürbüz, sanık Vedat Yenerer ve Sevgi Erenerol müdafii Av. Vural Ergül, sanık ilhan Selçuk müdafii Av. Özgür erbaş, sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük, sanık Hayrettin Ertekin vekili Av. Taner Uzun, sanık Doğu Perinçek ve diğer işçi partililer müdafii Av. Hikmet Fırat Arslan, Av. Mehmet Cengiz, sanık Abdulmuttalip Tonçer müdafii Av. Taner Uzun un geldiği görülmekle huzurdaki yerlerine alındı.

Sanık Abdulmuttalip Tonçer huzura alındı soruldu.

Açık yargılamaya devam olundu.

Mahkeme Başkanı:” sorgu ve savunması gelen sanıklardan Mehmet Adnan Akfırat, Hikmet Çiçek, Hayati Özcan ve Nusret Senem in vaki yazılı başvuruları dikkate alınarak, sanık Abdulmuttalip Tonçer in sorgu ve savunmasına geçildi.

Bu sanık huzura alındı. CMK nın 147 ve 191. maddesindeki yasal hakları kendisine izah edildi.

Mahkeme Başkanı: “Avukatlarınız var, suçlandığınız konular ile ilgili cevap vermeme hakkında sahipsiniz, lehinizde toplanacak bütün isteme hakkına sahipsiniz, bu haklarınızı biliyorsunuz, buna göre savunmaya hazır mısınız? “

Sanık Abdulmuttalip Tonçer : “ hazırım efendim “



SANIK ABDULMUTTALİP TONÇER SORGU VE SAVUNMASINDA:

Sayın başkanım ve yüce mahkeme heyetim, öncelikle bir ay önce yaklaşık mahkeme huzurunda bir saygısızlıktan dolayı Sayın başkanım beni dışarıya çıkartmıştı, bunun nedenini de açıklamak istiyorum bu Ergenekon terör örgütü şemasının içinde hem paşalarımın ismi var hem komutanlarımın ismi var hem de benim ismim var ve bununla ilgili PKK terör örgütünün de şeması olduğu için ben bunu hazmedemedim ve sinirlendim orda, o yüzden hepinizden özür diliyorum. Yapmamam gereken bir olaydı. Geçen gün yapmış olduğum bir dilekçede ailemle ilgili İstanbul 13 Ağır Ceza Mahkemesi ile ilgili bir karar verdiğini anlamıştım ancak ihbar eden 13 Ağır Ceza Mahkemesi olduğunu anladım Muş cumhuriyet başsavcılığı bu ailemle ilgili kovuşturmaya yer olmadığına dair ailemin can güvenliği ile ilgili 13 ağır bunu yaptığını zannettim, ondan da özür diliyorum o dilekçem geçersizdir. Çünkü aileme herhangi bir durum söz konusu olursa PKK tarafından 13 Ağır Ceza mahkemesi sorumlusu değildir bu konuda. Bu yüzden. 13 Ağır Ceza bu konuda duyarlılık duymuştur. Sayın başkanım ve yüce mahkeme heyetim. Kısaca bir öz daha önce yaşamış olduğum bazı olaylar hakkında sayın başkana anlatmak istiyorum sayın savcılarım tarafından hazırlanan iddianame yer alan suçlamaları kesinlikle kabul etmiyorum. 1990 yıllarında PKK Terör örgütüne katıldım, PKK. Terör örgütünde kaldığım süreçte PKK Terör örgütünün iç yüzünü anlamaya başladım. Bebeklere, kadınlara ve insanlara kötü muamele yaptıklarını, ne kadar gaddar olduklarını öğrendim, bu yüzden PKK Terör örgütünden ayrılmaya karar verdim. 20.09.2003 tarihinde PKK Terör örgütü tarafından öldürmek için kaçırılan Muş-Hasköy ilçesinde ikamet eden ismi söylemiyorum nokta nokta ve Bitlis-Sason ilçesinde geçici köy korucu başkanı olan nokta nokta yanıma alarak, 26.09.2003 tarihinde silah ve tesisatlarımla beraber, Muş il jandarmaya teslim oldum. Yüce adalete pişman olduğumu ve pişmanlık yasasından yararlanmak İstediğimi yüce mahkeme heyetine talep ettim, devlete yaptığım hizmeti ve faydalı olduğumu göz önüne bulundurarak pişmanlık yasasından faydalandım. Sayın başkanım, daha önce bu yasadan faydalandığıma dair size arz etmek istiyorum, Diyarbakır DGM de 3. nolu da. şimdi sayın başkanım bu PKK ile ilgili konusunda bazı şeylere değinmek istiyorum. Daha önce işte 90 lı yıllarda gencecik gençliğimde iken bilmediğim tanımadığım insanlar benimle konuşmaya gelirlerdi, kendileri bizimle tanıştı PKK terör örgütü hakkında propagandalar yapıyorlardı. İşte Türkiye cumhuriyeti devleti bizim Kürdistan devletimizi işgal etmiştir. Güneydoğudaki olan zenginlik kaynaklarımız petrol olsun, kömür olsun, benzeri şeyler yok ediliyor, bu yüzden güneydoğumuz Kürdistan sömürge altındadır. Bunun mücadelesini vermesi içinde Kürt gençlerine kalmıştır. Şu anda dağlarda mücadele eden de bu husustadır. Sizin de katkınızı bekliyoruz. Şeklinde bizi kandırmaya çalıştılar biz de onlara inandık ancak bir ideoloji olayında PKK yı biz tanımıyorduk zaten yaşım 16-17 yaşındaydım. Yani bir fikir olarak ben PKK ya hiçbir zaman katılmadım. PKK ya katıldığım süreçte PKK nın iyi bir amacı hangi amaçta olduğunu daha iyi öğrendim, onların içinde öğrendim. Normal eğitimlerini gördüm işte gene aynı dediğim gibi işte bağımsız Kürdistan kurmak, amaçları olduğunu bize anlatıyorlardı. Şimdi benim birebir şahit olduğum güneydoğu da bütün köylerde ilçelerde mezralarda silah zoru ile yemek ihtiyaç zorla gençleri kendi saflarına katılması ben buna şahit oldum. Gelmeyenleri de cezalandırırlardı. Cezalandırma amacı da devlet yanlıdır diye öldürüyorlardı. Ancak ben kendi kendime düşündüm dedim ki eğer ben bir Kürt için mücadele ediyorsam orda ben Kürdüme niye zarar vereyim ben Kürdümü niye öldüreyim. Her zaman bunu söylüyordum. Ondan sonra şemdin sakık o zaman Diyarbakır bölgesi ben daha kuzey ırak ta olduğum zamanlarda cemil bayık, ebubekir Halgataş onlar vardı işte Butan vardı Nizamettin Taş, şahit oldum bunların konuşmalarına toplantılarına, diyordu ki işte Cizre de Silopi de Nusaybinlerde işte mitingler hazırlanacak bu mitinglerde de halkı devlete karşı nasıl yani o halkı kendimize nasıl kazandıracağız. Onların bir tane güzel bir onlara göre bize bir faaliyetleri vardı ordu bu. Güneydoğu da henüz okul dönemini yaşayamayan gencecik öğrenciler provokasyona getirmek ve güvenlik güçlerini üzerine salmak eylemleri ancak şehir komitelerine gönderilen dağ militanları belli bir görev veriyorlardı bunlara, bu 90 yılındaki ilk ciddi ayaklanmalar gerçekleştiren kitle hareketleri aynı zamanda Cizre Nusaybin dediğim gibi bu ilçelerde mitingler hazırlarlardı. Belli şeylerde komiteler var, örgütlemeler yapılır bu insanları bildiri yazarlar. Duvarlara asarlar insanların evine kapısına bastırırlar. Ve bu mitinglere katılmayanları da cezalandırırlar diye insanları tehdit ederlerdi. Bu insanlar mitinglere katıldığı zaman dediğim gibi komiteden görevlendirilen dağ kadrosundan gelen şehir merkezine inen dağ silahlı elemanlar mitingler yapıldığı zaman önünde barikatlar kurulur polis veya asker PKK da o gelen birkaç kişi artık uzaktan işte yüz metre veya iki yüz metreden nokta atışı yaparlardı o barikatta diyelim ki on tane asker var on tane polis var o silah arkadaşları üç dört tane şehit oluyor. Beş yedi tane asker şehit oluyor, ki bunu PKK bilerek bunu yapıyor ama halk bunu bilmiyor. Ben bunu 93 te de anlattım. Medya da da anlattım. Bu teröristler bu insanları öldürdüğü zaman bu şehit askerleri şehit ettiği zaman asker de ister istemez yanındaki silah arkadaşını görüyor ya can çekişiyor ki ben sonra bunu biliyorum. Ne kadar zor olduğunu biliyorum. O da ister istemez hem kendini savunma amacı ile elini tetiğe basardı. Tetiğe bastığı zaman da ki o kurşunun halk tarafına geldiğini biliyor asker yani nerden geldiğini bilmiyor tam olarak ama halkın içinde geldiğini biliyor. Yani acaba halk sıka sıka mı geliyor üzerinize. Oda kendini savunmak amacı ile tarardı. Karşılık verirdi. Halk tarafında yedi sekiz tane veya altı tane köylü vatandaş ölürdü. Yada yirmi tane yaralı olurdu. PKK derhal propaganda hazırdı. Efendim siz hemen kalktınız bir miting yaptınız devlet barbarlığı bize karşılık silahla karşılık verdi. Yani hakkınızı savunamazsınız savunduğunuz takdirde siz böyle kurşun yersiniz diye tehditler yaparlardı. Bu ölen insanların bu vatandaşların ölen akrabaları tüm nefret etmeye başladı devletten. Askeri gördüğü zaman boğmak istediler. PKK bunu her zaman böyle dedi. PKK hiçbir zaman insanlara işte bir bağımsız bir Kürdistan mücadelesi veriyoruz şu bu falan kesinlikle ben tanık olmamışım. Bu tür provokasyonlarla insanları kendine kazandırdı. Ben buna şahidim çünkü. Ki ben de PKK nın amacının ne olduğunu bilmiyordum. Yani okumamıştım, üniversiteli değildim. Ne bileyim siyasal fakülte mi ne okumamıştım. Bilmiyorum o şeyleri. Yani PKK o şekilde. Şimdi güneydoğuda kesinlikle bir Kürt sorunu yoktur. benim izlenimlerim işte başbakan olsun eski veya yeni bakanlar olsun milletvekilleri olsun büyükler artık ne diyorlarsa hepsi diyorlar ki güneydoğu da bir Kürt sorunu vardı. Ben bu Kürt sorununu kesinlikle kabul etmiyorum. Kürt sorunu diye bir şey yok güneydoğuda. Şöyle açıklayabilirim. Bu gün kuzey ırak taki Kürtleri ben görüyorum ki yaşadım, gittim oraya eğitimi de orda gördüm. 90 lı yıllarda Saddam döneminde bu Kürt insanlara kesinlikle hiçbir hak tanımadı. Kimlik vermedi memur olmadılar. Polis jandarması olmadılar. Belediyede bile işçi olmadılar. Bu insanlar onların mücadelesine ben katılıyorum bunların mücadelesine çünkü Saddam Hüseyin o dönemde o insanları gerçekten değil birinci ikinci üçüncü sınıf insan yerine bile koymadılar. Ama güneydoğudaki vatandaşlarımız Türkiye cumhuriyeti onlara bu hakkı her zaman tanımıştır. Benim öz babam bile benim babam 82 de vefat etti. Benim babam 85 de Türkiye cumhuriyeti devletinde bayındırlık ta memurdu Kütahya da. En son zaten orda vefat etti 82 de. Eğer öyle bir şey olsaydı devlet neden babamı memur yapsın. İşte dedi ki babama sen evlendin üç tane çocuğun vardır, işte bu da senin görevindir. Çalış çoluk çocuğuna bak bundan daha güzel ne olabilir. Ben katılmıyorum güneydoğu da kesinlikle bir Kürt sorunu yoktur. Başbakan cumhurbaşkanı, genelkurmay emniyet vali savcı hakim Kürtlerden binlerce insan vardır. Bunu herkes de görüyor. Şey Hasip Kaplan diyor ki Kürt sorunu var bilmem ne var, Kürt sorunu olsaydı Türkiye cumhuriyeti ilk önce seni köleleştirirdi. Seni okutmazdı, avukat olamazdın, milletvekili olamazdın. En büyük örneklerden bir tanesi bu. Nerde sorun var yani Ahmet Türk diyor ki ben Kürdü savunuyorum, ben Kürdün yanındayım diyor hayır efendim Kürdün yanında değildir, o tam bir Kürt düşmanıdır. Siz bilmiyorsunuz belki oraları ben biliyorum. Güneydoğuda Mardin bölgesinde o bir toprak ağasıdır. Toprak ağasıdır binlerce insan o mezrada köylerdeki insanları orda çalıştırıyor kendi topraklarında çalıştırıyor .”

Mahkeme Başkanı:” Kasri kanco nun sahibi, kasri kanco nun sahibi.



Sarık Abdulmuttalip Tonçer: evet efendim, neyse o insanları çalıştırıyor, alacağı o kitlenin insanları çalıştığı yani kazandığı para 500 YTL ise 100 YTL veriyor. Bir fabrika kurulmasını istemiyor çünkü bir fabrika kurulduğu zaman o insanlar o fabrikada çalışacak toprağı o şekil kalır. Yani zarar görür diye Ahmet Türk ün de şeyi budur. Yani kesinlikle bir Kürt mücadelesi yaptığına inanmıyorum. Olsa gitsin o kadar parası vardı güneydoğu da iki üç tane fabrika koysun insanları çalıştırsın ne mutlu ona hepimiz ona deriz ki Allah razı olsun ona. Ama alakası yok. Bir şey daha çok önemli bir şey daha arz etmek istiyorum, PKK terör örgütü bir tane amacı vardır, ne siz bunu biliyorsunuz basında yazıyor falan okuyorsunuz, ne de bu insanlar biliyor. Ama ben biliyorum bana da inanmanızı istiyorum ve basına dün de ismim geçmiş televizyonlarda itirafçı falan Hayrettin Ertekin e çalışmış, ben şimdi sizden talep ediyorum, basın bunları yazdırsın yani. 93 te dönüyorum 93 te ben bu tip konulara değindim televizyonlarda açık şekilde fotoğraflarım her şekilde amacım PKK doğruları bilinsin diye ben şimdi sözüm basına lütfen bunları yazdırsın yani talep ediyorum başkandın suç değildir şimdilik ben sonra koruma talebinde bulunacağım kendimi korumak için devletin de bana her türlü imkânı sağlayacağına da inanıyorum. Şimdi PKK nın bir amacı vardır, Türkiye cumhuriyetini yıpratmak, Türk Silahlı Kuvvetleri onun düşmanıdır, PKK düşmanın yıpratmak için elinden geldiği her şeyi yapar. Her şeyi yapar. Ben de o zaman ben de diyordum ki Türkiye cumhuriyeti devleti barbardır diyorum millete anlatıyordum, onu da ben bu tip şeyleri bilmeden önce daha ilk dönemlerimde. Asker diyorum canidir diyorum herkesi öldürüyor diyordum, ben de diyordum bunu. Ne oldu sırrı Sarık geçen gün televizyonda gördüm, diyor ki kuyular muyular açılsın, özür dilerim elimi açıyorum, kuyular açılsın yemin ederim bende istiyorum kuyular açılsın bir şemdin sakık onun öz kardeşidir binlerce insanı katletti. Askeri şehit etti. Polisi şehit etti korucusu şehit etti. Ve PKK saflarına katılan insanları da çok eğitimli insanlar vardı a bu yerimi tutar veya bir şey olur onu katletti. Bir şeye bir duruma kurban etti işte yoz ilişki şu bu falan. O insanları katletti. Muş ta bir tane şey vardı ismi Hayri kod, Şükri Kırta , Şükri Kırta muş ta memurdu bir durumda PKK ya katıldı, bu onu öldürttü ben ailesine haber verdim. En son devlet ölümünü kabul etti, infazını öldürülmüş diye. İnanmıyorlardı, yok olur mu diyor PKK öldürür mü adamlarını, öldürmez diyordu ben buna şahit oldum. Şemdin sakık bu kadar insanı katletti. O benim gibi daha katılan bir şey bilmeyen insanları infaz etti. Savunuyorum gitsin onların faili meçhullerinin çıkartmasını en razı olan benim. Şimdi bir şey söyleyim güneydoğuda aile ve aşiret kan davaları vardır. Bunu bütün dünya biliyor artık. Bırakın bu mahkemeyi yani bütün dünya biliyor. PKK nın işine yaradı bu ben bundan hoşlanmıyorum bu arkadaştan diyorum ki işte Heval arkadaş bu muhbircidir. PKK anayasası yok ki mahkemesi yok ki nasıl sorguluyor evet diyor sen suçlu da olsan diyeceksin bize ben suçsuzum. Onun kafasına bir tane sıkıyor gidin araştırın Cizre de Adnan kadıoğlu nun oğlu benim arkadaşım vardı ismi unuttum bayağı bir zaman geçti. Aklıma gelir, Tarık Kadıoğlu gitmiş normal bir kavga olmuş bir şey olmuş bir tanesini öldürmüş. Cizre de PKK ne yaptı onu aldı aynı Afganistan daki gibi milleti topladı, soruşturmasını yaptılar dedi ey millet, dedi öldürün ve milletin önünde öldürdüler. Bunları araştırın sayın başkanım PKK nın adaleti budur işte. Ondan sonra bir cinayet oluyor bir kan davaları oluyor hemen devlet öldürdü diyor. Devlet yaptı diyor, millet cahil okumamış diyor gerçekten devlet öldürmüş diyor. Şimdi Sayın başkanım orda çok ciddi bir olay vardır. Bu faili meçhul olayları PKK yüzde yüzü kendisi gerçekleştirmiştir kendi aralarındaki husumetli olan insanlar ben birisini öldürdüğüm zaman ben mahkemenin huzurunda söylüyorum herhalde o kadar şey değilim ben bunu öldürdüm kimse bunu dememiştir. Bunlar da dışarıdaki vatandaşlarda, ne zaman savcılar kanıtı buldu ise o zaman suçunu kabul eder bu bir gerçektir. PKK diyor ki hemen bu insanları devlet öldürdü diyor o öldüren kişi de alkışlıyor tabi diyor devlet öldürdü diyor niye kendini kurtarmak için. Devlete mal etsin ki bunlar hep böyle devam etti. Türkiye cumhuriyeti devleti kutsaldır, Türk Silahlı Kuvvetleri kutsaldır. Benim hani diyorlar işte TSK şey PKK terör örgütüne yataklık yapmıştır. Devlet bulmuş hemen buldu götürdü bir tane sıktı kafasına. Herkes öyle diyor ben buna şahit değilim kesinlikle ben size ben o zaman bir talepte bulunuyorum. O zaman uzun sürer, talepte bulunuyorum. Güneydoğuda kaç tane PKK terör örgütüne ayrılıp kaç bin tane mahkemeye sevk edilmiştir. Tutuklanan kişiler kaç bin tane mahkemeye sevk edilmiştir. Bu TSK nın hükümete yani devlete adalete olan saygıdır ki bunu yapmak zorunda ki yapıyor zaten. Ben bunun bir tane kanıtını vereyim. Ben yıllarca devlete karşı silahlı mücadeleye katıldım geldim devletime jandarmaya dedim özür dilerim pişmanım, gerçekten PKK yanlıştır, kendi halkını soykırımını yapıyor, bu bir ermeni meselesidir. Bu ermeni terörüdür. Ki öyle diyorlardı o zaman ermeni terör örgütü biz hazmedemiyorduk, Abdullah Öcalan bir taktik geliştirdi Suriye de insanları gönderdi tekrar iyi eğitilmiş insanları gönderdiler köylere mezralara şehirlere işte diyor ki zulümü kabul edersen Allah da seni bilmem zulum gibi görüyor oda Arapçaya çeviriyor bir şeyler söylüyor o köylü de diyor ki vay be diyor bu hocadır diyor. Bu hoca da PKK ya katılmışsa tamamdır o zaman diyor bu dava doğru bir davadır, ben buna da şahit oldum. Şimdi Sayın başkanım ben şunu arz etmek istiyorum şunu bir verir misiniz,

(Üzerinde öldürülmüş bebek ve büyük insan görüntüleri olan fotoğraflarını göstererek)

şu bunlar kaç yaşında biliyor musunuz bunlar hepsi PKK tarafından öldürülen insanlar, ben bunların intikamını alması için ilkin ben çok istiyorum. Samimi söylüyorum ben çok istiyorum. Bunların dramını kim biliyor, bu tertiplemeleri yapanlar bu STV de Samanyolu tv de çıkan bak benim çocuğumda var üç tane, yani benim üç tane çocuğum da var. daha en büyüğü dokuz yaşında. Bunlar PKK bunu bilinçli yapıyor, hoşuna gidiyor. Yeter yani artık göstermeyim. Bunları niye unuttular PKK niye bu kadar güzel oldu ben anlamış değilim PKK ben televizyondan izliyorum PKK şey gibi olmuş şu anda gerçek bir mücadele vermiş gibi oluyor. Yani öyle izlenimde bulunuyorum, ama öyle bir şey yok. bir şey daha arz etmek istiyorum. Başka cdlerim vardı da onları şey yapamadım. Bunu bir at, ben teslim olduktan sonra devletin bana yaptığı güzelliği iyiliği bir görün.

(görüntülü ve sesli cd izlettirildi.)

Hani öldürüyorlardı insanları, bu benim il jandarma Alay komutanım, Cizre de o Şırnak diyor,

Mahkeme Başkanı: “bunlar düğün görüntüleri”



Sanık Abdulmuttalip Tonçer :”Vali beyin de bir açıklaması var, bu önemlidir ben öyle görüyorum. Hani öldürülüyorlar ya azdır çok azdır. Tamam kapatabilirisiniz. Şey makam, şey diyor işte kod adım Ergenekon için falan da söylüyorlar da, basına vermiştik o zaman, yani amacım PKK terör örgütü gerçekleri görsün. Türk devleti bu tip insanlara gelen insanlara zarar vermediğini, açısından bunu hazırlamıştım. Sayın başkanım devam etmek istiyorum. 1995 tarihinde askerlik zamanım geçtiği ve vatani görevim yapmam için komutanlarıma müracaat ettim. Sivas Temel tepe acemi birliğine katıldım usta birliğimi Muş İlinde jandarma alay komutanlığının istihbarat Şube Biriminde devam ettim ve bu şekilde askerliğimi bitirdim. Terörle mücadelede faydalı olacağıma ve geçici köy korucusu kadrosunda yer almamı komutanlarım bana bu teklifi verdiler, ben de bu teklifi onurlu şerefli vatanıma faydalı olacağına inandım kabul ettim.07.08.1997 tarihinde MUŞ Valisi işte komutanlarım vali tarafından bana görücü usulüyle kız istediler. Hem düğünümü yaptılar hem de ev eşyalarımı aldılar. Bu sonuçta hala evliyim ve 3 çocuğum var. bundan dolayı demin ki size gösterdim. Geçici köy korucusu kadrosunda kaldığım süre içinde Güneydoğu bölgesinde bütün operasyonlara katıldım. Bu operasyonlarda PKK terör örgütünün bütün erzak depolarını, çok sayıda silah cephanesi imha oldu. PKK örgütünün silahlı mensupları zarar gördü ve el telsizi aracılığıyla teslim olmaları için ikna ederdim. Bu sebepten dolayı PKK terör örgütü bu operasyonlarda benim tarafımdan düzenlendiğini biliyorlardı bölgeyi iyi bildiğim için, el telsizlerden anlamışlardır. PKK terör örgütü üst düzey elemanları toplantılarında kendi silahlı elemanlarına Türk devletine teslim olmayın sizi kullanırlar sonrada öldürürler, şeklindeki propagandaya karşı düğünümü bütün medya kanallarına gazetelere ve kamuoyuna yansıttım. Amacım, PKK'lar gerçekleri görsünler kendimi hep örnek gösterdim. Ki o zaman Anadolu dan görünüm vardı, TRT 2 de, TRT de artık onu aylarca verdiler. Sürekli. Sayın Hayrettin ertekin gözaltına alınınca, polis tarafından yapılan aramada atölyemde bulunan "Glock" marka tabancam, silahım yakalanmıştır.Bu "Glock marka silahı kendimi ve ailemin" can güvenliği için satın almıştım, silah taşıma meraklılığımdan değildir.bu daha önceki Silah müracaatımla ilgili arz etmek istiyorum. param çıkmadığı için alamadım sayın başkanım, 13.11.2005 tarihinde İstanbul'da PKK’Iılar tarafından silahla üzerime saldırdılar ve sağ ayağımda ve başımdan yaralandım. Bu rapordur ve burda bir açıklık getirmek istiyorum bu beni vuranlar ifadelerini ben doğru düzgün hiç okumadım çünkü ben ondan sonra muş a gittim, beni de mahkemeye de çağırmadılar anca bunların savunması bildiğim kadarı ile bu düğün ben düğüne gitmiştim, bendeki olan araba gelin arabasını yaptım. Düğünde muşluların düğünüdür, Gaziosmanpaşa da Küçükköy de ki orası da zaten durumu belli. iki gün ben düğünde kaldım bu düğünde de benim tanımışlar. Bu kimdir falan demişler ali Cizreli Ali, Cizreli aliyi duyduğu zaman PKK öyle bir şey istiyor, kavga olmuş falan bir şeyler olmuş onu ki ben bu kavgada da değilim zaten herkes biliyor. Kamera görüntüleri var ki gitmedim zaten ben düğünü sevmeyen bir insanım. Arabada oturuyordum. Gelin damadı bıraktım evlerine o dediği kişinin evine gittim. Arkamda beni takip ediyorlar ben fark etmedim, silahım da yoktu üzerimde silahım yok, bunlar ateş ettiler tabanca ile üç dört beş kişi. Çok şükür daha önceki tecrübelerimden dolayı sağ kurtuldum. Yani bir silah almıştım en son ayağımın dibinden bir tane mermi gelmiş, buram yaralanmış, yani çok şükür kurtulduk ama bunlar ben PKK lıyı vurdum demiyorlar, diyemezler zaten ama bizim ordaki savcılar emniyet mensupları tabi tabi haklıdır, PKK lı değiller zaten ben onlara söylememe rağmen, çünkü beni bu güne kadar benim şu anda 37, on sekiz on yedi yıl oldu ben PKK dan ayrıldım bu güne kadar kimseyle bir kavgam olmamıştır. Bir bıçak olayım yaralama olayım olmamıştır. Ne ben kimseden davacı olmuşum, ne kimse benden davacı olmuş. Yani o yönde de benim anlım aktır. Ben kendimi ve ailemi PKK terör örgütünden korumak zorundayım. Ben bu silahı Şırnak Silopi ilçesinde daha önce tanıdığım Basri isminde bir şahıstan aldım. Silahım olan Glock marka tabancam bana aittir. Küçük atölyemde bulunduruyordum. Ruhsatım olmadığı için üzerimde bulundurmuyordum. Zaten her zaman ordaydı. Hayrettin Ertekin atölyemde silahın yakalandığını duymuşlar, Avukatlar söylemiş herhalde avukat fatih bey de beni çağırdı bende kendisiyle görüştüm. Avukat Fatih Bey silahımla ilgili savcılığa gelip ifade vermem gerektiğini söylemiş, ki bir silahtır efendim yani o kadar şeyler yapmış glock özellikle glock almak için kimsede müracaat etmemişim ki, bu para içinde ben 1 milyar verdim daha önce de bir tane silah almıştım. Bu kişiden tabanca. Dört yıl beş yıl filan olmuştu. O silahı zaten bir tane yüzbaşımız sağolsun beni tanımıyordu muş ta. nizamiye de verdim o uzman çavuş da dedi ki ali ruhsat nerde dedim ruhsat yok dedim bir şey olmaz dedim. Şarjörü koydum cebime gittim alaya şube müdürünün yanına o uzman çavuş aldı silahı getirdi, komutanım dedi ali nin tabanca var ruhsat yok nasıl yapalım, komutanlarım dedi ki, ali biz mecbur işlem yapmak zorundayım o kadar o devlete yapmışım, o kadar hizmet yaptığım halde kanunsuz iş yapmazlar Türk Silahlı Kuvvetleri. Benim hakkımda hemen tutanak yaptı. Soruşturma açtı tabi tutuklanmadım yani dedim savcı bey benim durumum söz konusuydu o yüzden taşıdım, niye ruhsat almıyorsun, e dedim param yok alamıyorum. Dedim. Özür diledim beni çıkarttılar. Oda bir durum. Bende Sayın C. Savcılarına 25.02.2008 tarihinde Beşiktaş İstanbul Adliyesinde ifademi verdim. Ancak C. Savcıları beni İstanbul Emniyet Müdürlüğüne gönderdiler, 4 gün boyunca beni nezarethaneye koydular. Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memurları ifademi aldılar. Emniyete vermiş olduğum ifadem hepsi doğrudur. ordaki iddianamede geçen. Hepsi doğrudur. Polis memurları 29.02.2008 tarihinde beni İstanbul Beşiktaş Adliyesine getirdiler. Sayın Cumhuriyet savcıları Zekeriya Öz, Mehmet Ali Pekgüzel bana akşam saat 22.00'ye kadar ifademi aldılar. Emniyette ki verdiğim ifademi Sayın Savcılarıma tekrarladım.geldikten sonra, İddianamenin 2006 sayfasında Cumhuriyet savcılarıma vermiş olduğum ifadem yanlış yazılmış. Şırnak Silopi ilçesinde sınır taktik taburunda ve tabur komutanı olan Şehit Kadir Kılavuz Binbaşım 1994 te bu şehit oldu. Yanımızda şehit oldu. 7. ayında Silopi Kırsalında Şehit olmuş ve sınır taktik alay komutanı Rıdvan Yarbay'ı tanırım. O zaman taktik alay komutanı idi. Büyük operasyonlarda eski Bolu Tugay Komutanı Yavuz Ertürk Paşa'mı tanırım. Sürekli operasyona giderdik.1994 yılının 9. ayında Muş İl Jandarma Alay komutanlığına geldim. Muş bölgesinde GKK kadrosunda yer aldım. 10 yıl kaldığım sürede tanıdığım komutanlarım. mecburen bu komutanları tanıyacağım bu suç değil ki, ama ben suç gibi gördür, naim Kurt, naim Erdoğan, Kenan, isimleri sonra size arz edeceğim zaten size veriyorum, bir tane size verdim mi başkanım, bu komutanlarımı şu anda isimlerini hatırlamadığım komutanlarım var. Ancak 7 yıl oldu hiç birisiyle görüşmüyorum. Çünkü ayrıldıktan sonra görüşemedim, gerçekten görüşemedim. Sayın Cumhuriyet savcılarım itirafçılardan kimleri tanıdığımı sordu ben de Adil Timurtaş'ı tanıdığımı ve Muş merkez de şu anda devlet dairesinde memur ve aynı zamanda bir çatışmada Gazi olmuş, aynı zamanda bir kahramandır, Muammer Sonar arkadaşımı tanırım, hem kahramandır hem devlet sağolsun ona evlenmiş oda evlenmiş memur vermiş görevini yapmış, güzel hayatını sürdürüyor.ne mutlu o devlete. Arkadaşımı tanırım şuan da ailece görüştüğümü demişim. Ancak sadece ismen tanıdığım, ismen ama tanıdığım hiçbir zaman bir araya gelmediğim Bedirhan kod, Hüseyin kod, Hüseyin Bilbil, İbrahim Babat, Mehmet Dörtyama, Abdülkadir Aygan, Eyüp, Mahmut Yıldırım ben bunları yüz yüze gelmedim ben sadece medyada ondan sonra o zaman ismini duymuştum bir araya gelmemde söz konusu da değil yani. Sayın savcım 1993–1995 yılı sonlarına kadar Jitem de faaliyetlere katıldığımı yazmış. Ben 1993 yılının 10. ayında PKK örgütünden yeni ayrılmıştım. Ben 1993 yılının 10. ayların sonlarında Diyarbakır Cezaevindeydim. Kesinlikle kabul etmiyorum. JİTEM diye bir şey öyle bir şey JİT var, Ben Jitem de hiçbir zaman görev yapmadım. Askerlik dönemimde Muş İl Jandarma alay komutanlığında İstihbarat şube müdürlüğünde çalıştım, kısa adı JİT. Biz kendi aramızda jit diyoruz, jardarma istihbarat. demişim. Ama Sayın Savcılarım Jitem yazmışlar kesinlikle kabul etmiyorum. ki JİTEM ne olduğunu da bilmiyorum. Jandarma istihbarat biliyorum bir te tebliğ daire başkanlığı biliyorum, o polise bağlı. GKK Geçici köy koruculuk kadrosunda 10 yıl kaldım demişim. Ben İstanbul'a geldiğimde 2006 Yıllarında, o tarihlerde Adil Timurtaş beni Sayın Hayrettin Ertekin'e tanıştırdı şeklinde ki ifadeyi kabul etmiyorum. Ben Sayın Savcılarıma Adil timurtaş tanıştırdı demedim.ki Adil bir terör değil ki terör olsa niye savcılar yakalamıyor, yani sözüm bu savcılara değil, herhangi bir kuruma, niye yakalamıyor ki o zaman. Ki ben de gitmişim görüşmüşüm niye görüşeyim ki yakalayın, alnında bilmem ne yazdığını bilmiyorum ki efendim. Ki suçlu da değil. ben sayın savcılarıma adil Timurtaş ı tanıştırdı demedim. Zaten Adil Timurtas'ın Besiktas'da şuan adresini hatırlamadığım bir cafe işletiyordu. Yanına gidip çay içerdim. Yemek yerdim, sürekli giderdim yanına o da işi var yani iş işletiyordu. Sayın Hayrettin Ertekin' beni tanıştıran emekli bir komutanımdır. Çok saygıdeğer bir komutanım ismini vermek istemiyorum. sonra hayrettin beyi aramış hayrettin bey kim bu beni söylemiş ona iyi bir insandır, sağolsun Hayrettin bey de beni kabul etmiş. İddianamenin 2014. sayfasında hukuki durumunun değerlendirilmesi ilk yazısında, 1993 yılında bir çatışmadan sonra güvenlik güçlerine teslim olduğumu yazmış. Sayın başkanım ben P.K.K terör örgütünde hiçbir çatışmaya girmedim. Kabul etmiyorum. kanıt yok zaten girmedim, girsem ben devlete desem girmişsem de gene beni affederler. İddianamenin 1966. sayfasında 1 adet üzerinde Çaykur yazılı yeşil-sarı renkli ajandanın içerinde ki yazı notu Ahmet Kütük vasıtasıyla İstanbul Kurtuluş'ta tanıştığım (Kadir) isminde ki kişi nereli olduğumu sordu. Ben de Cizreliyim dedim. Benden silah ve mermi almamı istedi bu kişi. Kendisinin kullandığı cep telefonu numaralarını ve Avrupa da ki cep numaralarını da verdi. kullandığı MSN adresini de verdi. Bu kadir kişinin şüpheli hareketleri dikkatimi çekti. Ben de aynı tarih de eski emekli Milli istihbarat teşkilatı, MİTçi bu, ismi nokta nokta siz biliyorsunuz orda ismini vermek istemiyorum. durumu ona anlattım. Ben o kadre bende PKK cıyım falan dedim yani aklına girdim, bana belki bir şey yapar, bilgi verir, evet dedim bende Cizreliyim işte benim arkadaşlarım şehit olmuş, biz PKK cıyız, bayağı güze konuştum onunla oda dedi ki bize böyle böyle şeyler lazım. Dedim söz dedim sana ne konuda varsa yardımcı olurum dedim. Savcı bey ……… bir şey yazmış ki bu rahmetli birtane şehit oldu kendini öldürdü bir yarbayım albayımdı yani az kalmıştı bende o şekle gelecektim. Diyor ki, bir adet üzerinde çaykur yazılı yeşil sarı renkli ajandanın içeriği incelendiğinde 31 aralık sayfası Cizreli Ali, telefon nokta nokta Abdulmuttalip Tonçer yurt dışına PKK lı unsurları götürüyor, şimdi bu iddianame yi okuyan komutanlar diyecekler ki vay şeref, özür dilerim Ali sen PKK lısın, PKK yı götürüyormuşsun diyor öyle diyecekler. Hayır efendim. Bu gösterir misin bunu, üstte burası benim ismim not almış, Cizleli ali Abdulmuttalip Tonçer burası ondan sonra Altan not alıyor bu adam böyle böyle bir şeyler yapıyormuş ve bu MİT e bildirmiş. Bir kere bu ciddi bir olayda olabilir bu adam gerçekten PKK lı bilmem bir örgüt mensubu olabilir. Bu iddianame ne işi var ki gidin değerlendirin bana teşekkür edeceksiniz böyle bir adam yakaladık. Ama Cizre li Ali buradadır ya en baştadır, hani Sayın başkanım dikkatinizi çekmek istiyorum hani ben belki sayın üyelerimde öyle anlamışlar yani, bir o kadar klasör var siz belki bunu görmediniz, ve ben bir PKK ile düşmanlığım var, PKK beni içine hiç alır mı. asla almaz. Bunu da size arz ediyorum. Burası çok önemli. Sayın C. Savcıları Zekeriya Öz, Mehmet Ali Pekgüzel bana teklifte bulundular, zaten benim duruşmam ben sayın savcılarıma gittiğim zaman iki de bir bir tane adam vardı artık hakim miydi savcı mıydı bilmiyorum, iki de bir geliyordu mola veriyorlardı, benim Cengiz Kunter avukatımdı o da o da sigara molasına giderdi ve Mehmet ali Pekgüzel yanımda yani arkadaş gibi olduk dedi ki ali biz seni biliyoruz seni değil de sizleri biliyoruz, güzel insanlarsınız, devletinize vatanınıza çok hizmetleriniz olmuş, neyse beni kandırıyorlar ben neyin ne olduğunu bilmiyorum. Ergenekon. Ben dedim Allah razı olsun. Zekeriya öz, Mehmet ali , sayın Zekeriya öz diyor ki bende işte Sason da görev yapmışım, işte son orda adam kurtarmışsın korucular bir şeyler söylediler bana bu dedi sayın savcıda dedi ki ben Diyarbakır da yaptım, sizin hizmetlerinizi biliyoruz ben dedim ki ne mutlu size dedim, Demek ki Bir şeyim yok dedim bir silahımdı beni bırakırlar. Bir teklifte bulundular dediler ki sen on yıl G.K.K. kadrosu bünyesinde Türk Silahlı Küvetleri ile beraber Güneydoğuda PKK terör örgütüne karşı mücadele ettin diyor, Ancak, T.S.K.nın Güneydoğuda yapmış olduğu kanun dışı olayları bize anlatırsan ve komutanların isimlerini verirsen seni Ergenekon terör örgütü soruşturmasına katmayız. Merak etme bir şey olmaz sana, ben orda şok oldum. Benim komutanlarım bir kere beni kurtarmış, kanun işi nasıl olur. Hayır dedim efendim öyle bir şey yoktur. Peki tanık oldun mu böyle şeylere hayır dedim asla kabul etmiyorum. Kabul etmedim zaten, hatta gizli tanık, gizli tanık ne olduğunu bilmiyorum. Çünkü biz gizli tanık falan olmadık, PKK ya. Biz hep anlımız ak açık bir şekilde PKK böyledir, PKK yanlıştır, doğru değildir. Biz her zaman bunu savunduk. Savunmaya da devam edeceğiz, benim kastım başka bir şey. Hatta gizli tanık bile olabilirsin biz seni koruruz şeklindeki tekliflerini ret ettiğim için ben bu Ergenekon soruşturmasına dâhil edildim efendim. Çünkü bu sanıklardan hiçbir tanesini Hayrettin Ertekin haricinde bırakın bunları bir tane ailesinden dayı halaoğlu ile bir görüşmem olmuşsa gene ben kabulüm. Kabul ederim. ifademi verdikten sonra beni Nöbetçi Mahkemeye sevk ettiler, 11.Ağır Ceza Mahkemesi başkanına durumumu anlattım ve beni, 29.02.2008 tarihinde serbest bıraktılar. Beni serbest bıraktılar durumumu anlattım. Sayın C. Savcıları serbest kaldığıma itiraz ettiler. 06.03.2008 tarihinde ikinci kez gözaltına alınarak cezaevine gönderdiler. Size yemin ederim ki eğer ben bir terör örgütü üyesi olsaydım değil bir tane tabanca bir tane mermi kırk tane şey de olsaydı ben gidip teslim olmazdım. Hayatımda niye ben gidip teslim olayım ki bir tane tabancamdır. Yani bu tip şeylerden hiç haberim yok. ben bu tekliften sonra bir de haberleri izliyorum bu komutanları şey ki ben sonra fark ettim ki bunların amacı artık savcının demiyorum, belki savcı beye demişler işte böyle tahribatlar olur güneydoğu da öyle bir şey var mı yok mu o anlamda da söylemiş olabilir, ben kabul etmiyorum. Türk Silahlı Kuvvetleri örneği benim. Öldürmüş olsaydı beni öldürürlerdi. Çok şükür sizin huzurunuzda ifade veriyorum. Ve üç tane çocuğum var, eşim ve mutlu bir yuvam var, bu da onların sayesinde ve adaletin sayesindedir. Türkiye cumhuriyeti güneydoğuda ayrım yapmıyor, kesinlikle yapmaz. 29.02.2008 günü polis beni Beşiktaş adliyesine getirdiklerinde gene başa geliyorum, gazetecilerin benim fotoğraflarımı çektiklerini gördüm. İstanbul barosundan verilen avukat Cengiz kurter'e beni adliyeye getirirken gazeteciler benim fotoğraflarımı çektiklerini gördüğümü söyledim. Avukatım Cengiz Kurter bu durumu Sayın C. Savcısı M. Ali Pekgüzel'e anlattı. Sayın C. Savcısı benim fotoğraflarımı çeken gazetecileri odasına çağırdı ve bu gazetecileri ikaz etti buna rağmen benim ismim ve fotoğraflarımı çeken gazeteciler, çektikleri resimleri gazetelerinde yayınlattılar. ve isimlerim hepsi çıktı. Belki bazı sanıklar için isimleri onlar için problem olmaz ama benim için çok büyük bir problemdir hiç merak etmeyin PKK hiç kimseyi affetmez. Hele özellikle beni. Çünkü bu PKK nın özellikle birinci talimatıdır. Türk Silahlı Kuvvetleri kuvvetlerine on tane asker görürseniz yada yirmi tane istersen general olsun bir tane itirafçı olduğu zaman o mermiyi itirafçıya sıkın diyor. bu devletin arşivlerinde var. tapelerde var. İlkin itirafçıları yok edin diyor. Bunu herkes unuttu. Gazeteciler yayınlattılar. Sayın Cumhuriyet savcılarıma durumumu anlattım ben PKK itirafçısıyım can güvenliğim söz konusu bu durum benim için ailem için çok tehlikelidir diye söylememe rağmen gazetelerde çıktım. Dört yıl önce ben size ek bir dilekçemde vermiştim, Muş kızılağaçta benim bir korucu arkadaşım vardı, ismet soy ismini vermek istemiyorum, ona bir paket gönderdiler PKK gönderdiler, Cuma günü aynı bu mübarek Cuma günüydü. Araştırın Cuma günü diyorum, bir paket gönderdiler çocuğu açtı çocuk şehit oldu oğlu 18 yaşında kendisi de yüzü müzü paramparça ve iki gözü de gitti. Gata mataya götürdüler kurtaramadılar. Şu anda yarıyamalık yatalak. Ne suçu ne idi, bu PKK ya karış mücadelesiydi. Türk Silahlı Kuvvetleri değil de devletin yanında o çapulcu kişilere karşı bir mücadele veriyordu. Cezası da sağ olsun PKK verdi yani artık öyle diyelim. Ki sıra bize de gelecek bu durumda gelir, çünkü ben PKK nın katliamlarını her zaman biliyorum, bazı işte bu diyor ki korumaya gerek yok daha önce bir şey olmamış, PKK ile ilgili durumu yoktur söz konusu öldürmezler bunu demiş, polis benim evime gidiyor, o dilekçelerimden sonra diyor ki, hanımefendi işte size bir telefon tehdit var mı diyor polis, diyor siz nerede görevlisiniz terörle mücadelede, diyor ki siz terörle mücadeleden hiçbir şey anlamazsınız eşim hayatta ayağını dışarı çıkmamış bilmiyor ama benden biliyor. Dede ki PKK terör örgütü bizi telefon açıp ta ey işte hanımefendi senin kocan orda da biz sana geleceğiz, sizi imha edeceğiz, öldüreceğiz. Öyle bir şey var mı bu şimdiki terörle mücadelede görev yapan polis arkadaşlar. jandarmayı şimdi bilmiyorum. Çünkü çoktan beri jandarmadan ayrıldım. Ki ben burada da tanık oldum. Terörle mücadelede hepsi gencecik onları kötülemiyorum genceciktir ama eğitimli değildir, yaşamamışlar. Terörde olman için başta iyi herkes başta başlar, doğrudur onların başında iyi eğitimli insan olmazı lazım. Ama ben onları gördüm ben dedim bunlar hayatta bir şey başaramazlar. Öyle inandım yani. çünkü benim yaşadığım için söylüyorum. PKK terör örgütü beni sadece (Kod) adım olan "Cizreli Ali" şeklinde biliyorlar hiçbir şekilde PKK terör örgütü benim ve ailemin ev, İş adreslerini bilemezler. Ben Sayın C. Savcılarına benim iş, ev adreslerimi ağabeyim nokta nokta ismini vermek istemiyorum iş ve ev adreslerini internetlere, gazetelere, televizyonlara verin demedim. Hiç de diyemem zaten. Ki her zaman da söylüyorum, İddianamede yazılanları kabul etmiyorum.3713 sayılı Terörle Mücadele yasasında 20. maddesi PKK itirafçısı olduğumu gizlilik kurallarına uyulması için Sayın C. Savcılarımdan talepte bulundum. Bu nedenle ifademde belirttiğim hususlarda gizlenecek bir durumum olmadığı beyanında kesinlikle bulunmamışım. ve kabul etmiyorum. ben öyle bir şey demedim ki. bırakın bu bilgileri tabancayı bile ben can güvenliğim için kullanıyorum, bırakın tabancayı ben ismimi bile can güvenliğimden can güvenliğim için kullanıyorum diyorum. bu ne demektir benim bir problemim var demektir. O zaman anlamıyorlar mı bunu. Ben ve ailem PKK terör örgütünün ölüm listesinde yer almaktayız. Aradan zaman geçse de beni ve ailemi bulduğu yerde öldürürler.Ben bunca yıldır devletime İnanmışım, beni ve ailemi PKK terör örgütünden koruyacak siz değerli mahkeme heyetine güveniyorum. Ben Kod adımı 15 yıldır can güvenliğim için kullanıyorum. Sözde, Ergenekon örgütü ile hiç bir şekilde ilgi ve alakam olmamıştır. sayın savcılarım demiş ki sen bu kod adını Ergenekon gizlilik olayları işte deşifre olmamak için o iddianamenin kaçında yazıyor, orayı okuyayım ben, tam tersi diyor ki şüpheli Abdulmuttalip Tonçer Ergenekon terör örgütü üyesi şüpheli Hayrettin Ertekin e bağlı olarak faaliyet yürüttüğü yapmış olduğu eylemler ile ilgili olarak Hayrettin Ertekin’e rapor sunduğu. Askeri ihale alma, tehdit gasp darp bunları açıklayacağım eylemlerini gerçekleştirdiği iletişim tespit tutanaklarında da yapmış olduğu görüşmeleri ancak pardon bu şeyle ilgili bu telefonlarla ilgili, o burda en sonda yine soruşturma kapsamında Hayrettin Ertekin den ele geçirilen GLOCK falan faaliyetlerinde gizliliği temin ve deşifre olmamak için, bu Ergenekon için Cizreli Ali kod adını kullandığı böylece yasadışı ergenekon terör örgütü üyesi olmak suçunu işlediği yönünde kamu davasının bilmem gerçekleştiği şüphesi oluşturmuştur diyor. efendim ben bunu size takdim ediyorum. Ki ben size arz ettim mahkeme DGM ifadelerimi isteyin, ben Ali benim babamın ismi, PKK ya katıldığımdan beri benim adım Ali, geldikten sonra da komutanlarım dedi ki, sen ismini değiştirme orijinal ismin kalsın hiç kullanma dedi. Bende tamam dedim komutanım yani 93-94 ten sonra artık medyaydı şunu buna girmedim. Sakladım kendimi hep. Ben bunu kesinlikle kabul etmiyorum. ben PKK için şey Ergenekon için kod falan kullanmamışım. Ki bunun kanıtı zaten sayın valim, alay komutanım o zamandan beri ali ali diyorlar. Onlar bile ali diyor benim çocuğum da Ali diyor babacığım diyor. yani Abdulmuttalip Tonçer oğlum bilmiyor, yemin ederim arayın size telefonu verebilirim. Belki telefonlarım cezaevi telefonları görüşmem vardır. dinleyin evimi aradığım zaman baba Ali diyor bana Abdulmuttalip demiyor ki. Adı geçen sözde örgütün varlığı ve yapısını bilmiyorum. Bu soruşturmada tutuklu olanları gördüğüm, konuştuğum, görüştüğüm olmamıştır. Kaldı ki kimsenin bana bir emir veya telkin ile bir tetikçilik yaptırması gibi herhangi bir konu olmamıştır, olamaz da. Ben 3 çocuk babasıyım. Evimi geçindirmek İçin günlük para kazanan, kuyumcu tamirciliği yaparak geçimimi sağlıyorum ve işime bağlı olarak hiç bir illegal olaya da karışmadım. Silahım vardır. Bunu kabul ediyorum. Fakat Silahımın olması, benim can güvenliğimle alakalıdır. 2 senedir kuyumcu mesleğini öğreten, sanat öğrenmem için yardım eden sayın Hayrettin Ertekin’e her zaman dua eden biriyim. Çok yardımını gördüm. Devletin bana iş sağlaması gerekirken, ben PKK yı bıraktıktan sonra koruculuğu bıraktıktan sonra maşım azdı, mecburen çalışmak zorundaydım. Güneydoğuda çalışamam nasıl çalışacağım herkes beni devletçi biliyor, o yaşayan vatandaş, sürekli kaldığım yer, ben kırsalı demiyorum. Ben PKK nın kadrosunu demiyorum. bir yerde çalıştığım zaman benden kimlik bilgilerimi ister, a bu itirafçıymış, korkar, PKK dan korkar PKK zarar verir diye korkuyor. Ama Hayrettin Ertekin’den Allah razı olsun ne mutlu ona. Her şeyi göze alıp beni almışsa oraya ailemi geçindirmesi için evime bir sıcak aş getirmek için ne mutlu ona onun başka bir şeyine karışmam. Evet tekrarlıyorum devletin bana iş sağlaması gerekirken sayın hayrettin Ertekin ailemi geçindirmek için bana iş imkanı sağladı. Ben herhangi bir örgüt üyesi değilim geçmişte bunun acılarını maalesef bilmeden öğrendim. Kanlı örgütün iç yüzünü bilen biriyim. Asla böyle hatalara düşecek biri değilim. PKK terör örgütü yıllardır bana ve aileme ulaşmak istediler. Amaçları da, intikamlarını almak ve öldürmektir. Ancak kimlik bilgilerim Devlet tarafında gizli kaldığı için ki bu gizlidir zaten karar var, diyor ki kararda 3853 sayılı yasa diyor ki sen kimlik bilgilerini içişleri bakanlığı emri olmadan açıklayamazsın. İşte ben sana vermem lazım olmazsa diyor ki bu suçtur diyor, benim şimdi mahkeme benim rızam olmasa hatta diyor ki rıza olsa bile bakanlık kararı ile olur, benim ismim gizlidir efendim, benim ev adresimi kesinlikle gizlidir. Bu ifademi bu iddianame ye benim aile bilgilerimi veren suç işlemişlerdir. İnşallah yüce adalet onlara gereken cezayı verir. evet PKK hiçbir zaman bana ulaşamadılar. Kanunen korunmam gerekirken, kendi durumumu anlattığım halde, Sayın C. Savcısı Zekeriya Öz, M. Ali Pekgüzel benim is adresimi ailemin ev adresini abim nokta nokta iş, ev adreslerini medyaya internetlere gazetelere lanse ederek hedef haline getirdiler. Bu durumda Sayın C. Savcılarım suç işlemişlerdir. Aileme her hangi bir şekilde zarar gelirse bunun sorumlusu Sayın C. Savcıları Sayın Zekeriya Öz ile M. Ali Pekgüzel'dir. istersen yirmi yıl olsun yirmi yıl sonra da aileme bir zarar gelirse sorumlusu onlardır. Yada beni bir şekilde koruyacaklar eski durumuma getirecekler. efendim bu adalet bakanlığı iki sefer üç sefer ben müracaat ettim bana yazı gelmiş, her ikisinde de aynı, ayrı ayrı tarihler diyor ki İstanbul Cumhuriyet Savcılığı Zekeriya Öz, Mehmet Ali Pekgüzel ile ilgili cumhuriyet savcısı ile bu yer ilgili hakimi kararlarında 21/07/2008 dilekçe ile şikayetiniz üzerine yapılan inceleme sonunda ileri sürülen iddiaların cumhuriyet savcısın delil ve toplama değerlendirme suçu vasıflandırma hakimin ise yargı yetkisi ve takdir hakkı kapsamında kaldığı adı geçen cumhuriyet savcıları ile ilgili hakimin bu hak ve yetkilerine herhangi bir şekilde kötüye kullandıklarına dair delil görülmediğini kanunu bilmem yollara müracaat sırasında iler sürülmüştür. Gereken hususları şikayet konu edildiği gerekçesi ile 21/08/2008 tarihli onurla işlem yapılmasına gerek görülmemiştir.efendim böyle bir şey olur mu bu adalet bakanlığı bu insanları nasıl koruyacak, benim ailemi korumadıktan sonra bana kırk yıl versin, ilkin benim ailem benim çocuklarım, bunlar PKK yı unuttular herhalde PKK kimseye zarar vermiyor, hayır efendim, PKK hiç kimseye zarar vermez, vermemişler, olur mu öyle bir şey. Benim aileme bir zarar gelmeyecek kim garanti verebiliyor. Buyursun. Adalet bakanı Şahin mi Mehmet ali şahin mi. tamam sorumlusu odur. Medya ya söylüyorum aileme bir zarar gelirse Mehmet ali şahin dir. Odur de mi. Odur sorumlusu o zaman. Ha bakın PKK yapar mı yapmaz mı onu da göreceğiz ilerde ben ailemi dikkate almazsam. Apo Şemo ya diyordu ki teslim olmadan 93 te tapelerde var, diyordu ki siz Cizreli Ali yi tutamadınız, tutamadınız diyor iki tane vatandaş yanıma almışlardı öldüreceklerdi PKK ondan sonra PKK diyecekti ki hepsi resmi evraklarımda var ben gelip teslim ettim devlete. Öldürmek isteseydim, tetikçi diyorlar ben orda onları öldürürdüm. Ben PKK bile ben istemiyordum insanlar ölsün. Yüzüm bile açık dedim ki insanlar ölmesin, ben fotoğrafları size verdim. Dedim PKK Kürt için mücadele etmediğini Kürt ü bitirmek için mücadele ettiğini, bir ermeni mevzusu olduğunu bütün kamuoyuna duyurdum ve Anadolu görünüm aylarca belgesel haline getirdiler. PKK diyecekti ki korucu başkanı Sason korucu başkanı bak devletçi olduğu halde PKK öldürdü. Yemin ederim böyle diyecekti. Hasköylü adam onu da aynı şekil faili meçhul gitti, al sana devlet yaptı. Al işte büyük bir tanığı bu stv saman tv haberleri bunu lütfen bu akşam yazdırsın niye yazdırmıyor işine gelmiyor. Geçen gün ben suç duyurusunda bulundum. Bakırköy . Erdal oluş, zavallının teki eski bir itirafçı, tamam şemo bunu yaptı falan ben kabulüm bir şey demiyorum ben 93-92-91 dönemlerine kadar Diyarbakır pana karakolu Kürtçe ismi şörük üstünde anduk dağı, arkasında simetak yaylası, noktayı bilen bir insanım, bu Erdal oluş Samanyolu tv gitmiş onu bulmuş diyor ki söyle, ne söyleyeceğim Türk Silahlı Kuvvetleri PKK ile işbirliği yapıyordu, o karakolu basmıyordu anlaşmalıydılar. Bunu medyaya halka açıklıyor, biliyor musun halk ne diyor şimdi halk diyor ki vay askere bak artık söz edemiyorum yüce mahkemenin önündeyim, onların deyimi çok ağırdır, PKK terör örgütü bunu yapmak istiyor ve o Erdal oluş hakkında da suç duyurusunda bulundum dedim bunlar PKKlıdır, abdulkadir Aygan Avrupa dan PKK nın kucağındadır, diyor ki PKK bak biz burda burda faili meçhullerimiz var zaten PKK bunu yapmış biliyor. abdulkadir Aygan a diyorki şu şu nokta kroki diyorlar şu şu noktalarda adam öldürmüşler biz devletle beraber öldürdük diyor, abdulkadir aygan da isterse demesin kafasına bir tane sıkarlar orda İsveç mi nerde öldürürler valla, ben niye İsveç e gidemiyorum, PKK nın kucağındadır o. PKK nın en sevdiği olaydan bir tanesi Türk Silahlı Kuvvetleri, bırakın komutanım Türk Silahlı Kuvvetleri hepimizindir, sizindir. O benim Türk Silahlı Kuvvetleri benim canımdır. Niye örnek beni hayata döndürdüler, beni yaşama gelecek yaşama imkanı verdiler. Ne mutlu Türk silahlı kuvvetlerine, bu adam diyor ki bunlar anlaşıyorlar diyor PKK ile hayır öyle bir şey yok ben o şehitlere acıyorum ya o kadar şehidimiz var biliyor musunuz komutanım ben hani diyorlar ki güneydoğu güneydoğu Kürt meselesi yoktur. Güneydoğu da binlerce kayıtlara baksınlar herkes askerliğini yapmıştır. Binlerce korucu geçici köy korucusu şehit olmuştur. Nereli bunlar bu korucular Antalyalı mıdır, Ankaralı mıdır. Gitmiş orda geçici köy korucusu olmuş, aldığı para ne 500 YTL paranın için midir değil. vatanı için yapıyorlar ne mutlu o insanlara. Ama PKK bunu istiyor diyor ki devlet böyledir böyledir aşalıyor maşalıyor Samanyolu TV ricam oda Türkiye de yaşıyor arkasında cüzdanda Türk bayrağı vardır, yarın bir savaş olursa Türk Silahlı Kuvvetleri onları koruyacaktır. Onu unutmasınlar. O Türk Silahlı Kuvvetleri olmasa yarın dış devletler gelir onların namusunu bile alır götürür. Kimse bir şey diyemez, bu bir gerçektir. Onu biliyorum ben belki yanılıyorum. Ben bunlar hakkında suç duyurusunda bulunmuşum, Türk silahlı kuvvetleri hiçbir zaman çünkü ben orda şahit olduğum için karakolda öle bir şey olamaz olmaz zaten. Sen belki diyeceksin ki ya burda bu iddianameyi hazırlayan niye bu Türk Silahlı Kuvvetleri ni savunuyor. Ben savunmuyorum ki Türk Silahlı Kuvvetleri bana en zararını verdi silah konusunda yardımcı olmadılar o konuda eleştiriyorum o ayrı bir durum.Türk silahlı kuvvetleri ben ayrıldıktan sonra demediler ki, hani işte çalış, dedi ki sen hayatını devam et kardeşim, Allah senin yolunu açık eylesin, sivil hayatın sen kendi rızanla ayrıldın. Öyle bir şey olsaydı ben atardım onlara bak bana iş verdi verdi zaten iş verdi. Gene normal bir hayatımı sürdürüyorum. Onlardan ne para alıyorum, ne maaş alıyorum, ne operasyona gidiyorum hiçbir şey yapmadım ki. Ama gerçekleri görmem lazım ben vatanımı korumak zorundayım. Ben çünkü her ne kadar Kürtsem Kürt zaten türkün şeyinden geliyor ne diyorlar tarihi bilmediğim için öyle bir şey ben anlamıyorum ama şuna inanıyorum güneydoğu da yaşayan vatandaşlarımız binlerce şehidi vardır Türk Silahlı Kuvvetlerinde şehit olan üniforma altında Şırnak ilk çekiyor ikinci İstanbul çekiyor, bunu herkesinde dikkatini çekiyorum. Güneydoğudaki vatandaşlarımız hiçbir zaman PKK yı gönüllü bir şekilde destek vermemiştir. Destek verenler de askere kin besleyeler de PKK nın taktiğiyleydi. O adamları öldürüyor o vatandaşı öldürüyor o vatandaşın ailesi akrabası komşusu Türk Silahlı Kuvvetleri ne kin nefret besliyor ve onun intikamını almak için de elinden geldiği her şeyi yapıyor. Bunu yazdırsınlar bunun kanıtı benim. Tanığı da benim, konuşmaları, ifadeleri, PKK nın gerçek amacı budur. Herhalde PKK diyemez biz bunu yapmadık, tabi ki diyemez dediği zaman millet ondan kaçar. Ben her zaman bir de bu çok önemli, ben muşta yaşıyorum muş Hasköy de yaşıyorum orda duydum uyuşturucu ticareti yaptıklarını duydum. En uyuşturucu ticaretini sevmeyen bir insanım bulduğum yerde ben hemen atarım devletime yardımcı olurum. Çünkü yarın benim çocuklarıma da benim kayınlarıma da dokunur, bu herkes şahit. Yani oluyor zaten görüyoruz okul mokullarda. Ben her zaman emniyet mensuplarına yardımcı olmuşumdur. Emniyet benim kardeşlerim, muştakiler benim kapı komşum, onlara yardım yapmak benim boynumun borcudur. Muhbir diyor muhbir ben bile utandım, iddianame de yav ne muhbiri, ben yardımcı oluyorum yardımcı olmak suç mudur. Muhbir yazmış şimdi okuyanlar diyor bu muhbirciymiş, sen niye bana muhbir diyorsun. Yarın bir şey olduğu zaman bir şey demeyeceğim o zaman uyuşturucu götürsünler, terörist götürsünler ha bir şey daha arz edeyim, yeni bir kanun çıktı, belki siyasetçi değilim ama gözlemlerim çok önemlidir, biliyorum, Hilmi paşam komutan iken paşa derken ben güneydoğu da idim gene. Gidiyordum Şırnak a da gidiyordum komutanlara diyordum nasılsınız komutanım, bir çay içerdik, bölge nasıl iyi mi PKK bitti mi kaldı mı, valla Alicim diyor ne yapalım diyor görüntü de alıyoruz ama gidemiyoruz. Yemin ederim diyor görüntü de alıyoruz termallerle gidemiyorlarmış, niye gidemiyormuş emir gelmiyor diyor. ha emir gelmiyor ben size açıklayayım, Avrupa birliği dedi ki Leyla Zana ya 2010 da Abdullah Öcalan dışarıda, Leyla zana ne zaman dedi, 2003 lerde mi 2006 larda mı açıkladı Diyarbakır da dedi ki 2010 da Apomuz yanımızdadır korkmayın, Avrupa birliği ne dedi hükümete şimdiki ben hükümete ben oyumu veren bir insanım benim aşiret, eşim aşireti hepsi biliyor ben bile veridim. Kayın peder dedi ki veriyoruz ben vermek zorundayım. Herkes AKP li orda ben AKP düşmanı değilim ki bu güne kadar AKP ağzıma bile çıkmamışta ama ben bunu açıklamak zorundayım. Avrupa birliği dedi ki Türkiye’mizin hükümetine dedi ki sen güneydoğu Anadolu bölgesindeki bu PKK nın emridir, Avrupa ya önerilerdir pardon, öneri vermiş Türkiye güneydoğu da askerlerini çeksin, ondan sonra korucuları kaldırsın olağanüstü yü kaldırsın, arama noktaları falan bitirsin bu iş bitmiştir. PKK diye kalmamıştır bir şey emir komuta zinciri jandarmadan alınmış alaylardan, garnizon komutanından kimin emrine verilmişler vali bey in emrine verilmiştir. Bir durum oluyor bir komutan gidemiyor, bir ihbar geliyor komutan gidemiyor vali izin vermiyor, jandarma ilçe bölük komutanı ve emniyet kaymakamlara bağlı oldu onlar gidemiyor şimdi güneydoğu Anadolu bölgesi tehlikeli bir durumdur şu anda. Bu PKK nın işine yaradı. O gün minibüs te bir dolu silah mühimmat bulundu. Size yemin ederim ki onun beş bin katı fazla gelmiş niye yol kontrolü yok bir şey yok serbest, PKK bitmiş mi bittiği zaman kalksın bunlar.O zaman ben derim ki çok güzeldir, ben de aramalar katılıyorum. Şey takılıyorum ailem var çoluk çocuğum var, katlanacağız kimlik bu arama yapsın. Benim can güvenliğim içindir bu. Ama PKK Hakkari den muş Diyarbakır o bölgelere Bingöl lere geldiği zaman üç ay sürüyor dört ay sürüyor ama şimdi bir günde gidiyor biliyor musunuz başkanım. Arabaya biniyorlar haydi olduğu yere kadar iki tane eskort var önünde bir şey olduğu zaman çekilin diyor insinler diyor. biz bunları yaşamışız. Bari bunlara komutanlara güvenmeyin inanmayın yalan söylüyorlar özür dilerim ben yalan söylemiyorum ben doğru söylüyorum yaşamışım çünkü. PKK nın işine yaradı bu yemin ederim PKK nın işine yaradı. Ben diyorum ki PKK bittikten sonra bunlar olursa çok güzel olur benim görüşüm bu bilmiyorum belki yanılırım. Ben her zaman emniyet mensuplarına yardımcı olmuşum. Muş ve ilçesinde kanun dışı kanun dışı iş yapanlar hakkında bilgi alıp polis memurlarına anlatırdım. 3 kilo saf esrar ile bir adet tabanca ilgili ki ben bunu iddianame de söylemiştim bana benim aleyhime yaptılar bunu. Yaklaşık bir buçuk yıl önce işte ben tutuklanmadan beş yedi ay mı öyle bir zaman geçmişti. Alican isminde uyuşturucu işini yaptığını duydum. Ben de o dönemde Muş Hasköy ilçe emniyet müdürü görevini yapan Sayın Muhittin ergen'e bu durumu kendisine anlattım. muhittin ergen bir emniyet müdürü şu anda tayini çıkmış herhalde yalan söyleyecek bir adam değil. ben size dilekçe yazdım arz ettim. Kovuşturmada yer almadı dediler. gerek yok dediler. Gerçi ben bu ismi de vermemem gerekirdi çünkü orda var. ben orda suçlanıyorum. Güya ben yalancıyım, devlete yardım etmişim polise ama yalan söylemişim güya. Polis resmi olarak evrak bulmamıştır doğrudur çünkü resmi olarak ben yapmadım ki ben dosya yaptım arkadaş yaptı benim kapı komşum beni ailemi koruyor benim çoluk çocuğumu koruyor emniyet. Ha jandarma ha polis benim için fark etmiyor ki. Ben kendisine anlattım. Uyuşturucu ticareti yapan Alican Arslan Hasköy İlçesinde kimlerle irtibatlı olduğunu tespit ettim. Hangi tarihte kime esrar getireceğini Sayın Hasköy İlçe Emniyet Müdürü nokta nokta anlattım, sonra da Muş İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı kaçakçılık şubede görevli polis memurları geldiler. Ben buna yalan diyebilir miyim? Bu konuyu ben ve müdür olan Sayın Muhittin ergen beraber anlattık. Bu operasyon içinde bende yer aldım ve yanıma iki polis memuru verildi. Bak bende yer aldım diyorum. Bende o olayda varım iki tane polis arkadaş bana verdiler. Bitlis-Mutki' Hasköy ün bir arkası arada bir dağ var, ilçesinde getirilecek esrarın haberini tam almıştım. Hasköy ilçesi girişinde iki polis memuruyla beraber Alican ile kardeşi, peynir bidonuna saklanmış şekilde üzerinde I adet tabancayla yakalayıp Hasköy ilçe emniyetine getirdik.beraber geldik arabada. Emniyet müdürü orda daha bekliyorlardı. Yok kesme, ben başka daha başka yerden gittim dedim minibüs duyar çünkü o abisi minibüsçülerle görüşüyor, yol kontrolü var mı yok mu dedim kesin şüphelenir. Konuşurlar o da telefon açar in diyecek başka bir yerde ben anladım en sonunda başarı yaptım onu yakaladım yani. Bu operasyonda olan, Hasköy ilçe emniyet müdürü, Hasköy ilçe emniyet müdürlüğünde görevli memur arkadaşlar, ilçe emniyet müdürlüğüne bağlı kaçakçılık şube müdürleri isimleri ve bu ismini söylemek istiyorum Mustafa Karadeniz çünkü telefon konuşmam var, polis memuru bu, o da var. ve ismini hatırlamadığım 5 polis memuruyla beraber bu operasyonda yer almıştım. Bu operasyonla ilgili isimleri saydığım görevlilerden hakkında bilgi alabilirsiniz. Cep numarası da vermişim diğerleri yok şu anda bir tane cep numarası vermişim dikkatinizi çekiyorum. Arayın efendim de ki Abdulmuttalip Tonçer Cizreli ali size ne yaptı, siz de bana deyin ki teşekkür ederim ya da iyi etmedin deyin. Çünkü benim aileme de dokunur yarın. Ben bunları anlatmak istiyorum şimdi iletişim tespit tutanaklarına gelmek istiyorum Sayın başkanım, telefon görüşmemde daha önce bahsettiğim 3 kilo saf esrar I adet tabanca yakalattıktan sonra Muş narkotik biriminde görevli polis memuru olan nokta nokta ile diyalogumuz devam etti. Ben emniyeti aradığım tarihte, ben ilçe emniyet müdürlüğünü arıyorum şey, il emniyette kaçakçılık binasıdır. arıyorum, Cizreli Ali jandarma istihbarattan tanıttım kendimi Mustafa tanır beni dedim 3 kilo esrar yakalattığımızdan sonra Mustafa Karadeniz bana nasıl bu uyuşturucu istihbaratını aldın, seni tebrik ediyorum şeklinde, ben de kendilerine cevap olarak, ben yıllardır bu Muş bölgesinde geçici köy korucu kadrosunda çalıştım ve askerlik yaptığım dönemde de jandarma istihbarat da görev aldım. Ben eski jandarma istihbaratçısıyım, biz burada şakalaşıyoruz ki gerçek bu zaten, tabi ki bu bölgede beraber istihbarat çalışması konusunda sizlere yardımcı olacağım, polislere. Bu yüzden ben de polis memuru arkadaşa kendimi jandarma istihbarattan tanıdığımı söyleyip kendisi tanır beni bu görüşme kötü amaçlı olmamıştır ki, beni tanıması için söylemişim, tape 15, kuaförlük yapan arkadaşım olan Halil İbrahim, 3. kolordu astsubay-subay tesislerindeki kuaför


Dostları ilə paylaş:
  1   2   3   4   5
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə