T. C. İStanbul 13. AĞIr ceza mahkemesi



Yüklə 418.42 Kb.
səhifə1/5
tarix25.11.2017
ölçüsü418.42 Kb.
  1   2   3   4   5



T.C.

İSTANBUL

13.AĞIR CEZA MAHKEMESİ

( CMK 250 MADDESİ İLE YETKİLİ ) DURUŞMA TUTANAĞI
ESAS NO :2009/191

CELSE NO :75

CELSE TARİHİ :17.08.2010
BAŞKAN :KÖKSAL ŞENGÜN 20909

ÜYE :HASAN HÜSEYİN ÖZESE 28298

ÜYE :HÜSNÜ ÇALMUK 32346

C. SAVCISI :MEHMET ALİ PEKGÜZEL 33954

C. SAVCISI :NİHAT TAŞKIN 36924

KÂTİP :MEHMET ALİ ALTUNKAYNAK 128002
Mahkeme Başkanı Köksal Şengün ile Üye hakimler Hasan Hüseyin Özese ve Hüsnü Çalmuk’tan oluşan mahkeme heyeti tarafından 17 Ağustos 2010 tarihli oturum açıldı.

Tutuklu sanıklardan Oğuz Bulut, Oğuzhan Sarıoğlu, Yaşar Oğuz Şahın, Fatih Hilmioğlu, Levent Ersöz ve Mehmet Haberal dışındaki tutuklu sanıklar cezaevinden getirildi.

Bağsız olarak huzurdaki yerlerine alındı.

Sanık müdafilerinden sanıklar Hasan Atilla Uğur, Ahmet Tuncay Özkan, Mehmet Ali Çalışkan, Mustafa Levent Göktaş ve bir kısım sanıklar vekili Av. Celal Ülgen. Sanıklar Tuncay Özkan, Mesut Özcan ve Hüseyin Nazlıkul müdafii Av. Gizem Öcalan, sanıklar Mehmet Haberal Ahmet Hurşit Tolon müdafii Av. Dilek Helvacı, sanıklar Mehmet Haberal, Ahmet Hurşit Tolon müdafii Av. Yasemin Antakyalıoğlu, sanıklar Ersin Gönenci, Oğuz Bulut müdafii Av. Mehmet Doğurga, Sanık Mustafa Özbek müdafi Av. Mustafa Hisar, Sanık Murat Çavdar müdafii Av. Yusuf Kuvvet, Sanık Levent Ersöz müdafii Av. Ali Rıza Dizdar’ın geldikleri görülmekle huzurdaki yerlerine alındı.

Açık yargılamaya devam olundu.

Sanık müdafilerinin beyan ve taleplerinin alınmasına geçildi



Sanıklar Ersin Gönenci ve Oğuz Bulut müdafii Av. Mehmet Doğurga söz istedi verildi:” Öncelikle kendim vekaletimde olan bir yanlışlıktan bahsetmek istiyorum Sayın noter vekaletimi düzenlerken soyadım Doğurga olarak benim kayıtlı iken Dodurga olarak yazmış, aslı da öyleydi ama ilk defa birisi doğru yazdı. Celse arası bu yanlışlığı gidermek istiyorum efendim. Sayın başkanım, Sayın üyeler, Sayın iddia makamı; ben bu dosyaya ilk defa katılıyorum dosyayı da Cuma günü aldım. Ceza yargılamasının sanığın ifadesiyle başlayacağını biliyorum ve bu da malumunuz ancak benim müvekkillerim 20 aydan beri tutuklu olarak bulunmaktalar bu Avrupa insan hakları sözleşmesinin 5/3 maddesinin de ihlali niteliğindedir. Ancak bunu söylerken hakkımı Avrupa da aramayacağım bu salonda alacağım hakkımı ve bu salonda bu adaleti bekliyorum. Bana göre efendim sanık müvekkillerime isnat edilen ve onlar aleyhinde yazılan iddianame ceza muhakemesi kanununun 175. maddeye aykırı. Nasıl aykırı. 3. madde gereğince 3. maddenin ilk fıkrası gereğince yüklenen suçun işlendiği yer tarih ve zaman dilimi iddianamede yok. Artı 4. madde gereğince yüklenen suçu oluşturan olaylar mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanması gerekirken bunlar da yok. 5. maddesi gereğince de aleyhe olan delillerle lehe olanların açıklanması gerekirken iddianamede bu da yok. Bu nedenle bunu Sayın heyetinizin dikkatine sunmak istiyorum. Şimdi müvekkilim Ersin Gönenci ile ilgili bir şey var bir konuşma var. Bu konuşmayla başlarken daha ifadesini vermemiş olan burada sanık İbrahim Şahin var. Benim müvekkilim onların grubunda yargılanmakta. Ben onların haklarına da müdahale etmek istemiyorum onlarla ilgili bir şey de söylemeyeceğim. Ancak ben dosyadaki bilgilerle birkaç kelime söyleyip müvekkilimi nasıl bu dosyaya katıldığını açıklayacağım. Şimdi İbrahim Şahin bey kendisini özel yetkili bir kurumun başkanı olarak takdim etmiş ve kendi yakın akrabası olan bu dosyanın da sanığı olan Oğuzhan Sarıoğlu’na kadar gelmiş. Benim müvekkillerim Oğuzhan Sağıroğlu’nun arkadaşları. Yalnız burada İbrahim Şahin bey genç subay astsubay ve asker talebinde bulunmuş. Benim müvekkillerim bu niteliklere sahip değil. Zaten dosya içerisinde bulunan ve İbrahim Şahin beyden elde edildiği söylenen S1 belgelerinde benim müvekkillerimin ismi yok çünkü benim müvekkillerim bu niteliklere haiz değil. Benim müvekkilimin bir tanesi KPSS sınavına girmiş iş arıyor İbrahim Şahin’den torpil bekliyor bu nedenle sarılmış kendisine öbürü de Oğuzhan da sağlık okulu mezunu il tarımda çalışan bir adam yani. Böyle bir talep yok yani. Şimdi Ersin’de Sayın başk İbrahim Şahin’in bir konuşması var. İbrahim Şahin Ersin telefon açıyor diyor ki selamun aleyküm İbrahim Şahin aleyküm selam. Başkanım ben Ersin nasılsınız ha sağol sağol Ersin. Osman reis gilde oturuyoruz da başkanım Osman Şahin var ya Kangallı onlarla beraberiz selamları var size çok çok. Kim. Osman reis vardı ya başkanım Osman Şahin. Ha Kangal’daki aleyküm selam sende söyle. Hı onun numarası başkanım çok selamları var ve bekliyorlar sizi inşallah Allah nasip ederse. İnşallah inşallah tamam. Şimdi burada Ersin bir kelime söylüyor efendim burada diyor ki, gınniş hazır bunu tercüme eden polisler iş hazır diye yazmışlar buraya. Bunu mahkemenize takdim etmek istiyorum. Aydın bey. Efendim bu gınniş olarak ses kaydında gıniş yazılı ancak tercümede burada nokta nokta iş içinde hazır başkanım her şeyi bekliyoruz emrinizdeyiz emriniz olursa diyor. Tamam ben yarın ararım seni tamam hadi görüşürüz tamam başkanım Allah’a emanet olun konuşma bu. Ersin’in konuşması bu. Artı bir konuşması daha var. İbrahim Şahin müvekkilimden kılıç baston istiyor Sivas da yapılan mesela ben yedek subaylığımı Sivas da yaptım bende biliyorum bende de var. Başka da bir konuşması yok. Daha sonra bir konuşmaları daha var. 15.11.2008 tarihinde 9419 sayılı bir tape var. Bu tapeden sonra bir on iki de İbrahim Şahin bir kuyumcu adresi soruyor. Bir kuyumcu adresi soruyor. Bu öyle bir dosyaya işlenmiş ki sanki iş hazır derken kuyumcunun adresi hazır. Halbuki Ersin kuyumcunun adresini bilmiyor zaten dosyada bu var. Ersin de bir başkalarına soruyor. Ersin’in telefonuyla görüşen Serdar ve Erhan diye çocuklar var. Onlar kendi aralarında bu adresi soruyorlar kuyumcunun adresini daha sonra bunu İbrahim Şahin’e bildiriyorlar. Başka da müvekkilim aleyhinde bir delil yok bu dosyada. Bu dosyada S1’lerle ilgili yok hiçbir şeyle ilgisi yok müvekkilim yalnız 6136’dan sanık. Evinde ruhsatsız silah bulunmuş. Bu suçu kabul ediyorum. Ve bu nedenle de bu sanığın bu dosyadan tefrik edilerek yattığı süre de dikkate alınarak tahliyesini istiyorum. Gitsin kendi memleketinde yargılansın. Bu dosyayla bir ilgisi yok onun. Bu baştaki söylediğim hukuki konumları ayırıyorum bunu aynen Oğuz Bulut içinde söylüyorum. Oğuz’un da İbrahim Şahin’de dosyada gösterildiği gibi yüzlerce bi konuşması yok varsa bunların tapelerini istiyorum. hiçbir konuşması yok sadece İbrahim Şahin ile bir toplantıda yemekli bir yerde konuşurlarken İbrahim Şahin’in bahsi üzerine efendim Muzaffer Tekin de iyi bir komutanmış orada geçmiş olsun demiş başka da söylediği bir şey yok yani. Varsa mutlaka bize de gösterilmesi lazım bizim bunu görmesi lazım. Abartılı şeyler kendisi de evinde iki tane el bombası bulunduğu söyleniyor. E sanığıysa sanıktır yani onu da kabul edeceğim yani başkası onun içinde söyleyebileceğim bir şey yok. Yalnız onlar da bu ergenekon kapsamında elde edilen hiçbir mühimmatla ilişkili değil. Onu Tokat tavuğu alacağım diye çingenelerden aldığını söylüyor. Beyanı odur. Ceza yargılamasında da esas odur yani aksine bir delil yoksa sanığın savunmasına katılmak durumundayız ve onu da kabul etmek durumundayız. Ben daha fazla mahkemenin de vaktini almak istemiyorum arkadaşlarımın da vaktini almak istemiyorum efendim ben Ersin Gönenci’nin bihakkın tahliyesine, Oğuz Bulut’un da suç yeri itibarıyla Sivas da yargılanmasına mahkemenizin karar vermesini istiyorum dosyanın tefrik edilerek gönderilmesini istiyorum bunu arz ediyorum efendim ve talep ediyorum saygılarımla.”

Sanık Mustafa Özbek müdafi Av. Mustafa Hisar söz istedi, verildi:”Sayın başkanım değerli üyeler müvekkil sanık 20 aydır tutuklu tek sendikacı. Yaşı itibarıyla da tutuklu sanıkların içerisinde en yaşlı olan sanıktır. Tahliye taleplerinde kendisinin de izah ettiği gibi sendikacı kimliğinin dışında yaşamında çok fazla bir faaliyeti olmamıştır. 40 yıllık sendikacılığı vardır. Bu sendikacı kimliği nedeniyle dönemin iktidarları tarafından istenmeyen adamdır. Çünkü sendikalar sendika başkanları dönemin iktidarları tarafından muhalif görürler çünkü dönemin iktidarları çalışma hayatına emeğe bakışları çok farklıdır emeğe saygıları çok farklıdır. Kaldı ki son dönem siyasi iktidarında bu çekişme daha da keskinleşmiştir. Muhalif kimliği daha öne çıkmıştı ki biz bunları muhterem mahkemeye yayınlanan makalelerindeki açıklamalarının tamamını sunduk ki bunlar incelendiğinde görüleceği üzere iddia edilen bu terör örgütüyle müvekkilimin uzaktan yakından hiçbir ilgisi yok. Çünkü yaptığı görev gereği yaptığı sendikacılık gereği askeri müdahalelerde en fazla zarar gören kesim işçi kesimi çalışanlardır sendikalardır. Nitekim 12 Eylül müdahalesinde ki müvekkilim bu tarihte bu sendikanın başkanıdır. Sendikal faaliyetler askıya alınmıştır. grevler yasaklanmıştır tüm haklar çalışanların elinden alınmıştır. Böyle bir ortamı müvekkilimin istemesi mümkün müdür asla. Ki bunu her konuşmasında dile getirmiştir. Şimdi son döneme baktığımızda konuşmayan sendika başkanları iyi sendika başkanı olarak nitelendirilmez. Son tekel eyleminde Türk-iş başkanının açıklama yapmaması tekel işçilerinin yanında aktif olarak yer almamasından dolayı Türk-iş başkanının istifası istenmektedir. Yani konuşmadığı için bir karşı çıkmadığı için hakları savunmadığı için istifası isteniyor ki, müvekkilim uzunca bir sendikal yaşamı boyunca tüm çalışanların yanında yer almıştır onların hakları için mücadele etmiştir. Dolayısıyla iddia edilen bu örgütün elemanlarıyla Sayın Balbay dışında hiçbiriyle hiçbir bağlantısı ve ilişkisi yoktur. Bu konuda iddianame ekinde de hiçbir delil sunulamamıştır. Kaldı ki, Balbay’ın gazeteci kimliğiyle televizyonda program yapmasından dolayı bir hizmet akdi ilişkisi vardır. Onun dışında telefon konuşmaları incelendiğinde iddia edilen terör örgütüyle uzaktan yakından ilgisi yok aksine her ne kadar iddianame ekinde bunların aleyhe delil olarak yani iddia edilen terör örgütüne finans sağladığı iddiasının delili olarak sunulan telefon konuşmaları aleyhe değil lehe. Ben muhterem heyetinizden bu telefon konuşmalarını tahliye talebimizin değerlendirirken lütfedip bir kez daha incelenmesini arzu ediyorum ki bu konuşmalar müvekkilimin lehine. Ben diyor darbelere karşıyım darbelerde en çok zarar gören benim sendikam ve benim diyor. Ve bu açıklamaları yapan böyle bir fikri taşıyan müvekkilimden iddia edilen örgütün finansörü veya elemanı olarak kabulü isabetli değildir. Biz katılamıyoruz bu görüşmelere. Diğer taraftan Sayın başkanım iddianame ekinde isnatların delili olarak sunulan belgelerin tamamı, tamamı suç teşkil eden bir belge değildir. Türk Metal sendikasına gelen basılı evraklar. ART televizyonuna gelen basılı evraklar. ART haber ajansına gelen basınla ilgili bilgiler ki bunların müvekkilimi izam etmesi de mümkün değil. Çünkü Türk Metal sendikasının bir tüzel kişiliği vardır. Türk Metal sendikasında yüz kişi çalışan vardır. Türk Metal sendikasının yönetim kurulu üyeleri vardır. Buraya gelen yazılı bilgi ve belgeler tamamen bu sendikanın faaliyeti çerçevesindedir. Ki müvekkilimi bu belgelerle suçlamak da mümkün değil kaldı ki, böyle bir suçlamayı gerektirecek bilgi ve belge de iddianame ekinde sunulamamıştır. Telefon konuşmaları malum. Balbay ile yaptığı gazetecilik görevi gereği yaptığı program nedeniyle telefon konuşmaları var. Bu telefon konuşmaları da kesinlikle isnat edilen suçların delili olması mümkün değil. Diğer taraftan yine iddianame ekinde iki gizli tanıktan söz ediliyor. Bu gizli tanığın kimlikleri yine savcılıkça hazırlanan sözde rapor olarak sunulan sözde suçlamaların delili olarak sunulan bankacılık düzenleme kurulunun raporunda ki buna rapor demekte mümkün değil. Burada bu gizli tanıkların kimlikleri açıklanıyor. Birinin kimliği Mehmet Ali Özaltın diğerinin ki de Mahmut Taşdemir, kimdir bu kişiler? Mehmet Ali Özaltın bir dönem Türk Metal sendikası Manisa şube başkanlığını yapmıştır. Genel merkezle çok iyi ilişkileri çok sıkı ilişkileri olan bir şube başkanıyken yaptığı usulsüz işlemler nedeniyle Manisa ağır ceza mahkemesinde hakkında dava açılmış ve bu davaya ilişkin tüm belge ve iddianameyi biz muhterem mahkemenin bilgilerine sunduk. Bu kişi daha sonra genel merkezle bu dava nedeniyle arası açılmış disiplin kurulu kararıyla ihraç edilmiştir. Bu tanığın bu tanığın beyanlarına itibar edilmesi ceza muhakemesi yasamız gereği mümkün değildir. Bu ki bu bilgiler dahi bu bilgiler dahi basında o dönem müvekkilim aleyhine yapılan bir kampanya söz konusu işte Türk Metal sendikasının bütün malvarlıkları benim müvekkiliminmiş gibi böyle bir aleyhe kampanya başlatılmış biz bunlara ilişkin tüm bilgi ve belgeleri ilgili Cumhuriyet savcılıklarına sunduk ve somut olarak müvekkilimi aleyhine hiçbir dava açılmadığı gibi hiçbir soruşturma da yoktur şu anda dolayısıyla yine iddianamede belirtildiği gibi bu örgüte finans anlamında bir destek yaptığına dair dolaylı veya direk hiçbir belge ve delil yok. Sayın başkanım, 72 yaşındaki bir kişinin 20 aydır burada delilsiz tutuklu kalmasını biz hukukçu olarak hazmedemiyoruz. Hazmedemiyoruz. Kaçma ihtimali kesinlikle söz konusu değil. E peki makul süre yasal şartlar bunlar. Bırakın yasal şartları insani boyutta düşünüyorum sadece ben. Savunmanı olarak da düşünmüyorum. Bu bunun çok az vakti kaldı. Çocuklarıyla torunlarıyla bir arada kalacak yani yaradılış gereği doğa gereği çok az vakti var. Biz bu yönüyle de tahliyenin değerlendirilmesini talep ediyoruz. Diğer taraftan Sayın başkanım yine iddianame ekinde delil olarak Cumhuriyet gazetesinin eki strateji ekinden söz ediliyor. Biz bu strateji eklerinin tamamını hazırladık. Eğer kısmet olur da savunma sıramız gelirse ki bekliyoruz geleceğini ki bir yıla bir yıldan önce de gelebileceğini düşünmüyoruz. Biz bu strateji eklerini hazırladık hepsini bunları sunacağız mahkemeye. Mahkemece de görüleceği üzere bunların hiçbirinde hiç birinde anılan örgütle bir bağlantı anılan örgüte hizmet yönünde kamuoyunu bilgilendirmek veya kamuoyunda böyle bir ortamı sağlamak yönünde hiçbir açıklama ve makale yok. Bunların hepsi çalışma hayatına ilişkin çalışma hayatının siyasi iktidardan taleplerine ilişkin ve güncel konulara ilişkindir ki bizim müvekkilimizin başkanı olduğu sendikanın yasası gereği aksine bir davranışı söz konusu olamaz. Sendika başkanı olarak orda istediği gibi keyfi uygulama da yapamaz. Yönetim kurulu ne karar verirse genel kurul ne karar verirse sadece onu uygular. Yoksa Mustafa Özbek eşittir Türk Metal sendikası demek sendikalar yasasını bir tarafa bırakmak demektir. Dolayısıyla bu yönüyle de tahliye değerlendirirken benim müvekkilimin sendikanın mal varlığını veya sendikanın parasını anılan örgüte temin et aktardığı yönünde hiçbir delil olmadığı gibi böyle bir davranışının da sendikal yapı sendikal yasa gereği mümkün de değildir. Yine son olarak bankacılık düzenleme kurulunun iddianame yazıma geçtiği tarihte yazıma geçtiği tarihte bakmış Sayın savcımız bu iddialarla isnat edilen suçlardan dolayı Mustafa Özbek’i biz mahkum ettiremeyiz. O zaman aceleci olarak bankacılık denetleme ve düzenleme kurulundan bir rapor alma gereği duyulmuş. Bu rapor bize göre bağımsız bir bilirkişi kurulundan alınmış olsaydı tartışılırdı. Biz değiştirmesini değiştirmesine teşebbüs ettiğimiz düzenin bir parçası olan devlet kurumundan devlet kurumundan telkinlerle istediği yönde bir tespit yapılmış banka hesapları. Başkaca da aleyhe açıklamalar söz konusu değil. Biz bu raporun, bu raporun son bölümünde yer alan işte bir takım kişilere bir takım paralar çıkartılmış bunlar sendika şubesinde çalışan kişiler. Bunlar mutemetler. Bunlar paraları çekmişler harcamalarını yapmışlar belgelerini genel merkeze göndermişler. Dolayısıyla bunlar üçüncü kişi değil bunlar bu gönderilen paralar tamamen sendikal faaliyet çerçevesindedir dolayısıyla iddianamede de bu iddia edilen bu örgütün şu elemanına şu para verilmişte somut olarak denilemiyor. E nasıl finansörüz o zaman biz böyle büyük ve çok geniş tabanlı bir örgüte biz finans desteği şu kişiye şu şekilde şu para harcanmıştır şeklinde bir iddianamede açıklamada söz konusu değil. Sayın başkanım biz Sayın Hurşit Tolon, Sayın Şener Ergezer, Sayın diğer serbest olan sanıklar onlar örgütü kurup yönettiği iddia ediliyor. Yönettiği iddia ediliyor. Hukuki durumları bizden çok daha ağır. Bunlar için tahliye gerekçeleri benim için, benim müvekkilim içinde ziyadesiyle geçerli. Ki sadece örgüte yardım ettiği iddia ediliyor. Hiçbir delil yok Sayın başkanım. Biz somut bir delil olsa heyetinizin o önünde bunu da tartışırız. Tartışırız. Biz isnadı biliyoruz. Diğer sanıklar gibi suçlanmayı bilmiyoruz demiyoruz. Biz isnadı biliyoruz. Ama delili ne onu bilmiyoruz bizde işte. İsnadın delillerini bilmiyoruz biz. Yok deliller çünkü dosyada. Sayın başkanım başta da belirttiğim üzere müvekkilim için yarın çok geç olabilir. Hepimiz çok üzülürüz. Çok üzülürüz. Kaçma şüphesi yok. Benim müvekkilim demokratik sisteme sendikacılık bazında bir siyasi liderden daha fazla hizmet etmiştir. Daha fazla bunun aksini hiç kimse söyleyemez. Demirel, Ecevit, her dönemin her dönemin iktidarlarıyla çok somut şeylerde çekişmiştir ama hiçbirisi hakkında kişisel bir isnatta bulunmamıştır. Hepsiyle de çok iyi ilişkileri vardır birebir bazda. Bülent Ecevit sendikal yaşama ne kadar hizmet ettiyse benim müvekkilim de o kadar hizmet etmiştir. Lütfedin lütfedin bu kimliği bu kişiliği bu yaşı dolayısıyla, yaşı dolayısıyla tahliye hususunu bir kez daha değerlendirin. Bu hususları içeren dilekçemi de tahliye talebimi de arz ediyorum. Ben müvekkilimin bihakkın veya uygun görülecek adli kontrol önlemleriyle de tahliyesine karar verilmesini saygıyla arz ediyorum efendim.”

Bu arada bir kısım sanıklar müdafileri Av. Hasan Fehmi Demir ve Mehmet İpek’in de geldikleri görülmekle huzurdaki yerlerine alındı.”



Sanıklar Mustafa Ali Balbay ve Erol Manisa müdafi Av. Mehmet İpek söz istedi, verildi:” Sayın başkanım, Sayın üyeler; Biz bugüne kadarki savunmalarımızda ve verdiğimiz dilekçelerde iddianamenin ceza muhakemesi kurallarına uygun olmadığı konusunda defaatle Sayın mahkemenizi bilgilendirdik. Ceza davasında bu iddianame ile sanıkların kendini savunamaz hale getirmesiyle ve önceden belirlenmiş bir sonuca ulaşılmak için başvurulan bir yöntem olması nedeniyle artık bu yargılamanın bir zulüm haline geldiğini de Sayın mahkemenize arz ettik. Çünkü iddianamede bunları tekrar etmeyeceğim. Tutukluluğa ilişkin ve özellikle makul süreye ilişkin açıklamalarda bulunacağım Sayın heyetinize. Yalnız her sanık açısından bunu tekrar etmekte fayda görüyorum çünkü sanıklar her defasında neyle suçlandıklarını ben burada her dinlediğimde sanıkları hala Sayın mahkemenizdeki yargılamada neyle suçlandıklarını bilmediklerinden bahsediyorlar. Gerçektende öyle. Her sanık açısından isnat edilen suç fiililin hangi davranışta nerede ne zaman işlendiği ayrı ayrı açıklanmadan bu yargılamanın yapılması fiilen mümkün değil. Bunu da biz şu ana kadar Sayın mahkemenizde göremedik. İşte bu nedenle neyle suçlandıklarını bilmeyen sanıklarda olsa olsa yöntemiyle ben bununla suçlanıyorumdur diye bir takım açıklamalar yapıyorlar. Bir takım gazete kupürleriyle bir takım güncel gelişmelerle konuyu açıklamaya çalışıyorlar. Oysa olması gereken sizinde çok iyi bildiğiniz gibi iddianamede somut fiillerin hangi suçun işlendiğine ilişkin açıkça belirlenmesi gerekiyor bu hususu arz ettikten sonra ben tekrar müvekkilimle ilgili daha önceki savunmalarımızda bahsettiğimiz hususlara girmeden Avrupa insan hakları mahkemesinin de artık iç hukukumuzun bir parçası olan 5. maddesine ilişkin bir iki hususu kısaca bilginize arz edeceğim. Ve bir iki karardan da alıntı yapacağım. Müvekkilimizin tutukluluk süresi bugün itibarıyla 530 günü buldu Sayın başkanım. Şimdi bundan önceki ben Sayın mahkemenizin 4.6.2010 günlü duruşmada verilen 4 nolu ara kararının tutukluluğa ilişkin bölümüne baktığımda yine daha önceki duruşmalarda da belirtilen hususlar aynen tekrar ediliyor. Bunlar işte iddianamede yer alan suçlamalar iddianamede suçlamalarla ilgili sevk maddeleri delilerin tamamen toplanmamış olması atılı suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığının devam etmekte olduğu bu suçun ceza muhakemesi kanunun 100/3. maddesinde sayılan suçlardan olması. Sizde bunların doğru olmadığını yapılan bu hususun bu belirlemelerin hukuka uygun olmadığını her defasında karşı oyunuzla ortaya koyuyorsunuz. Sizin belirlediğiniz tespitlerle bizim yargılamanın başından beri tutukluluğa ilişkin söylediğimiz hususları teyit eder nitelikte. Şimdi tutukluluk halinin bu kadar uzun sürmesi yani 530 gün daha uzun süreli tutuklu olanlarda var. Makul süre olarak kabul edilebilir mi? Malum tutuklama bir tedbir. Bir tedbirin 530 gün olarak bu kadar uzun sürmesinin makul süre olarak değerlendirmesini tartışmaya dahi gerek yok. Avrupa insan hakları mahkemesinin bunu hep söylüyoruz Avrupa insan hakları mahkemesinin 5. ama bu ardık iç hukukumuzun bir parçası. Bu nedenle bunlardan bahsediyoruz. 5. maddesine göre suç işlediği hakkında bir kişi hakkında geçerli şüphe bulunsa dahi kişinin tutukluluk süresi hakkındaki makul sürenin hukuka ve yargı kararlarına uygun olması gerekir. Şimdi Türkiye’ye ilişkin bu konuda verilmiş kararlar da var. Çok Amerika’yı yeniden keşfetmeye de gerek yok yani bizim daha önceki uygulamalarımızda ulusal mahkemelerimizin yaptığı uygulamalardaki yanlışlığa ilişkin verdiği kararlar da var. Türkiye’nin bu konuya ilişkin masumiyet karinesinin ne kadar ihlal edildiğine ilişkin mansur kararı var. Ne diyor o mansur kararında Avrupa insan hakları mahkemesi. İnsan hakları sözleşmesine göre bir kişinin suç işlediğine dair makul bir kuşku olması kişinin sadece yakalanması için yeterli olabilir. Ancak belli bir süreden sonra kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması için yeterli değildir. Başka nedenlerde olmalıdır. Tutukluluk ancak kaçma tehlikesi başka bir suç daha işleme tehlikesi delilleri karartma tehlikesi gibi kamu yararını ilgilendiren nedenler var ise devam ettirilir aksi halde masumiyet karinesi dikkate alınarak sonradan giderilmesi güç zararları önlemek amacıyla kişi hakkındaki tutukluluk hali sona erdirilmelidir. Bu kurallar yada bu içtihatlar ete kemiğe büründürülmedikten sonra mahkemeniz tarafından bunlara uyulmadıktan sonra bu kuralların hiçbir anlamı yok. Çünkü burada hangi hukuk kurallarının uygulandığını tespit edebilmek de mümkün değil bu nedenle çünkü çok açık kararlar ve hükümler. Şimdi bir de bu belirlemede tutukluluk halinin devamına ilişkin belirlemelerde işte ilk başta yargılamanın başında şunlar makul gelebiliyordu işte davanın karmaşıklığı sanık sayısının fazlalığı bazı sanıkların ifadelerinin ve savunmalarının alınmamış olması ilk görünüşte bunlar haklı gibi gelebilirdi ama artık bu aşamada bunların haklılığını ileri sürebilmenin hiçbir dayanağı kalmamıştır. Demin de belirttim 530 gündür tutuklu müvekkilimiz. 5. maddeye göre yani hem sözleşmenin 5. maddesine göre ve hem de 4. maddenin uygulanmasına ilişkin Avrupa insan hakları mahkemesi kararlarına göre özgürlüğünden mahrum bırakılacak kişinin şüpheci bu tedbirlere hükmedilirken çok şüpheci bir yaklaşımla bu hususların benimsenmesinin gerektiği ve özgürlüğünden mahrum bırakılacak kişinin aslında özgür olmaması gereğinden hareket özgür olması gereğinden hareketle kararların bu şekilde verilmesi gerektiği belirtiliyor. Ve bu incelemeyi yaparken mahkemelerin titizlikle inceleme yapması gerektiği söyleniyor. Şimdi masumiyet karinesi özgürlüğünden yoksun bırakılmak bu tedbirleri Sayın mahkemeniz uygularken ben burada sanıkların benim müvekkilimden hariç gayrı diğer bir takım sanıkları dinlerken gerçekten anlayamıyorum anlam veremiyorum. Bu tutukluluk halinin devamına ilişkin verilen kararlarda ikna edici ve titizlikle yapılan bir incelemenin olduğuna da inanmıyorum. Buna öncelikle sanıkların inanması bizlerin inanması gerekiyor. Biz yoksa gelip her Cuma günü veya haftanın belli günleri gelip size bir takım talepleri iletiyoruz ama bunların Sayın mahkemeniz tarafından da incelenmesini talep ediyoruz. O bu titizliğin lütfen gösterilmesini talep ediyoruz. Şimdi devamlı sayıyor mahkeme diyor ki tutukluluk ancak kaçma tehlikesi başka bir suç daha işleme tehlikesi karartma tehlikesi gibi kamu yararını ilgilendiren bir hal var ise devam ettirilmelidir diyor. Şimdi müvekkilim açısından söyleyim başka bir suç işleme tehlikesi mi var Mustafa Balbay’ın. Kaçma şüphesi mi var. delilleri karartma şüphesi mi var bu aşamada. Bütün bunları yargılamaya ilişkin söylemiyorum tutukluluk yargılamasına ilişkin söylüyorum. Neden tutukluluğu devam ediyor. Bu hususa ilişkin daha diğer hususlara ilişkin savunmamızda bir takım ifademizde söyledik. Daha ilerde delillerin değerlendirilmesi aşamasında arz edeceğiz ama tutukluluk halinin öncelikle çok titiz olarak Sayın mahkemeniz tarafından incelenmesi gerekir. Şimdi her seferinde Sayın mahkemenizin ara kararlarına bakıyorum sizinde koyduğunuz muhalefet şerhlerine bakıyorum ikisini kıyaslıyorum. Detaylı ve ikna edici bir şekilde bunların bize açıklanmasını talep ediyoruz. Her seferinde defalarca söylüyoruz. Ama bizi ikna etmediği gibi bana göre heyet bu gerekçelerle kendini de ikna edebilmiş değil. Benim algım bu şekilde. Çünkü tutukluluğa ilişkin verilen kararların hepsi birbirinin aynı ve gerekçesiz. Buna ilişkin yine bir örnek karardan bir bölüm okuyacağım. Türkiye’nin mahkum olduğu bir karara ilişkin gerekçeye ilişkin gerekçenin bulunmamasına ilişkin bunların yanlış olduğuna ilişkin Yağcı ve Sargın kararı var Türkiye’nin mahkum olduğu. Bu karar da ne diyor mahkeme bir sanığın kaçmasına ilişkin tehlikenin sadece söz konusu hükmün ciddiyeti bazında değerlendirilemeyeceğine işaret etmektedir. Bu aynı zamanda bir kaçma tehlikesinin mevcudiyetini veya kaçma ihtimalinin yargılanmak üzere gözaltında tutulmayı haklı çıkarmayacak şekilde düşük olduğunu teyit eden başka ilgili etkenlere göre değerlendirilmelidir. Bay Yağcı ve bay Sargın kendi inisiyatiflerine dayanarak Türkiye birleşik komünist partisini kurmak üzere dönmüş olup bu nedenle yargılanacaklarının bilincinde olmamaları imkansızdır. Devlet güvenlik mahkemesinin gözaltı durumunu onaylayan emirlerinde basmakalıp denmese de hiçbir şeklide kaçmanın bir tehlike oluşturduğu açıklanmaksızın hemen her zaman aynı ifadeler kullanılmıştır. Delillerin durumu ifadesi suça ilişkin ciddi göstergelerin mevcut olduğunu ve devam ettiği şeklinde anlaşılmaktadır. Genel olarak bunların ilgili etkenler olmasına rağmen mevcut davada bunlar şikayet konusu tutukluluğun devamını haklı çıkarmamaktadır. Acaba işte bu kararları Sayın heyetinizde çok iyi biliyor neden bu kurallar tekrar tekrar aynı hatalar yapılıyor bunu anlayabilmek tabi mümkün değil. Bu makul süreden bahsediyoruz her seferinde Sayın meslektaşlarımızda bahsediyor dün hocamız Köksal Bayraktar’da bahsetti acaba bu makul süre denilen makul süre denilen kavram belirsiz bir kavramdır nedir bu makul süre. Bu makul süreyi belirsiz bir kavram olmadığı kesin. Bu makul süreyi değerlendirebilmek için öncelikle makul süreyi değerlendirmeden önce ön koşulların değerlendirilmesi gerekiyor. Mustafa Balbay hakkında eğer bir makul süre değerlendirilmesi yapılacaksa ve diğer sanıklar açısından suç işlediği hakkında geçerli şüphe bulunması olmazsa olmaz koşul ama buna ilave olarak ikinci olarak kaçmasına engel olma zorunluluğu inancını doğuran makul nedenlerin bulunması gerekiyor. Bunu biz kendimize izah edemiyoruz. Zaten bu bahsettiğim kavramlar anayasamızın kararların gerekçeli olması hususuna ilişkin makul süre içerisinde yargılanmayı ve soruşturma kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakkına ilişkin hususlar insan hakları sözleşmesinin 5. maddesinde ve yine 1982 anayasasının 19/7. maddesinde açıkça belirtiliyor. Tutuklamada bulunması gereken ön koşullar gecikmede tehlike bulunması haklı görünüş orantılılık bu ilişkilerin hiçbirisi Sayın mahkemeniz tarafından maalesef dikkate alınmıyor. Bu makul süreye ilişkin bahsetmek istediğim bir hususta efendim makul süre serbest bırakılma hakkı ve makul sürede yargılanma hakkı birbirinden farklı. Avrupa insan hakları mahkemesi venpof kararında mahkeme makul süreyi aşmaması gerekin şeyi yargılama değil, sanığın tutukluluğu olduğunu belirlemiştir. Mahkemenin Stockmeller kararında öte yandan 5. maddede belirtilen makul süre ile 6. maddede belirtilen makul süre birbirine karışmaz. Sözleşmenin 6. maddesindeki makul süre her olaya uygulanır. Bu hükmün amacı davanın taraflarını usulden kaynaklanan gecikmelere karşı korumaktır. Özellikle cezai konularda bir suç isnadıyla karşılaşan bir kimsenin akıbeti hakkında uzun süre belirsiz bir durum içinde kalmasını önler. Sözleşmenin 5. maddesindeki makul süre ise tutuklu bulunan kimselerle ilgilidir. Bu hükmün tutuklu bulunan kimselerle ilgili olayların kovuşturulmasında özel bir özen gösterilmesini ima etmektedir. Yani yargılamanın uzun sürmesiyle tutukluluğun uzun sürmesi kavramları birbirinden ayrı bizim de talebimiz tutukluluğa ilişkin makul sürenin dikkate alınması. Bi de müvekkilimize ve diğer bir kısım sanıkların tutukluluğunun devamına ilişkin verilen kararların hepsinde Ceza Muhakemesi Kanununun 100. maddesi devamlı geçiyor kaçma şüphesi. Şimdi müvekkilimiz hakkında 100. maddenin şartlarının olmadığını tekrar söylemeyeceğim. Müvekkilimiz hakkındaki tutukluluk halinin devamın ilişkin belirteceğim son hususta Avrupa konseyi bakanlar komitesinin tutukluluk hakkındaki R8011 sayılı tavsiye kararı. Bu karara göre suçluluğu sabit oluncaya dek kişi masum olduğundan bir suçla itham edilen bir kimse zorunlu olan durumlarda veya kesinlik gerektirmedikçe tutuklanmamalıdır. Bunları da sayıyor tavsiye kararlarında kısaca diyor ki, kaçma tehlikesi, adaletin işleyişine müdahale etme tehlikesi, ciddi bir suç işleme tehlikesi. Şimdi Mustafa Balbay içinde hakkında kaçma tehlikesinin olduğunu ileri sürebilmek mümkün değil. Adaletin işleyişine nasıl müdahale edecek. Zaten bir kere gözaltına alınıp bırakıldığında işinin başına döndü Ankara da gazetecilik yapıyor. Ciddi bir suç işleme tehlikesi mi var biz mi bunu bilmiyoruz bu konuda bir tespit mi var bunu da bilemiyoruz. Kısaca benim Sayın mahkemenize arz ettiğim hususlar Avrupa insan hakları mahkemesi kararlarının 5. maddesindeki makul sürenin dikkate alınması ve bu çerçevede müvekkilimiz hakkındaki tutukluluk halinin sona erdirilmesidir. Saygılarımla.”



Dostları ilə paylaş:
  1   2   3   4   5


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə