T. C. İStanbul 16. AĞIr ceza mahkemesi (cmk 250. Maddesi İle görevli) dosya no


-SANIK ERMAN ERTAŞ SAVUNMASINDA ÖZETLE



Yüklə 6,09 Mb.
səhifə16/79
tarix29.10.2017
ölçüsü6,09 Mb.
#20885
1   ...   12   13   14   15   16   17   18   19   ...   79

25-SANIK ERMAN ERTAŞ SAVUNMASINDA ÖZETLE: Ben 31/03/2011 tarihli menajerlik sınavına girmiş değilim, ancak Özden Aslan isimli şahsın adli sicil kaydı ile ilgili problem olmasından dolayı söz konusu menajerlik sınavına girip giremeyeceği hususunda tereddüt oluşunca ben de engel hali olup olmadığı hususunda daha önce tanıdığım kişilerle görüşme yaptım, bu görüşmeler tamamen bilgi ve görüş alış verişi mahiyetinde olan görüşmelerdi, yoksa suç teşkil eden herhangi bir görüşme yapmış değilim, suçsuzum beraatimi istiyorum şeklinde beyanda bulunmuş ve atılı suçlamaları reddetmiştir.

26-SANIK EVREN KIMIL SAVUNMASINDA ÖZETLE: Ben üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Kimsenin emri altında çalışmadım. Kimseden emir de almadım. Herhangi bir örgüt üyeliğim yoktur, ben kimseyi tanımıyorum. Ortakahveye yemek yemeğe gittim, orada meydana gelen olayı tamamen adi bir olaydır. Ben olaya karışmadım, kavga başlayınca oradan ayrıldım, ancak başlangıcında bende darbe almıştım. Beraatimi talep ederim şeklinde beyanda bulunmuş ve atılı suçlamaları reddetmiştir.

27-SANIK FARUK TAŞSETEN SAVUNMASINDA ÖZETLE: Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, ben 9 yıldır Sivasspor Yönetim Kurulu üyesiyim ve aynı zamanda suç tarihi itibariyle genel koordinatördüm. Halen Sivasspor’un as başkanlığını yürütmekteyim. Maçtan bir gün önce akşam Sivasspor ve Fenerbahçe yöneticileri ile Sivas Valisi, Tugay Komutanı ve Emniyet Müdürünün de katılımıyla Büyük Otelin Vip salonunda oturduk. İçerisinde suça konu para olduğu iddia edilen çanta bendeydi. Bu çantada protokole ait VIP’e ait ve satılmayan biletlerin bir kısmı bulunmaktaydı. Biletler tek tek zarflanmış vaziyetteydi, il protokolünden maça misafirleri gelecek kişiler için ayırdığım biletlerde yine bu çantanın içerisindeydi. İçerisinde para yoktu, hatta ben bu çantayı oturulurken Emniyet Müdürümüzün yanında açtım. Çantanın içini orada bulunan herkes gördü. Gelecek misafirler için hazırladığım biletlerden takdim ettim. Hatta çantayı kapattıktan sonra da zaman zaman dışarı çıkmam gerektiğinden bu çantayı Emniyet Müdürümüzün yanına bırakıp kendisinden muhafaza etmelerini rica ettim. Daha sonrada çantayı aldım, bu çantayı akşam arabamın koltuğuna bıraktım. Evime dahi çıkarmadım. Bir gün sonra yine bu çantayla büyük otele gidip kulübüm adına eş güdüm toplantısına katıldım. Çanta yanımdaydı tekrar otele gittiğimde yine gelen misafirlerin biletlerini bu çantadan çıkartarak verdim. Maç başlamadan önce saat 11 sıralarında bu çantayla kulübe geçtim. Kulüpte bulunduğu sırada dahi gelen misafirlerden buraya gelerek benden bilet alanlar oldu. Bu şekilde biletleri verdikten sonra çantayı kulüpte bırakarak stada geçtim, zira ben de bulunan davetiyelerde bitmişti. İçinde para olduğu iddia edilen çantayı bana herhangi birisi vermiş değildir. Kalan biletlerin ve misafirlere verilecek davetiyelerin hazırlanması ve dağıtılması işlerini ben yaptığımdan maç öncesinde hazırlıklarımı yaptım ve bana ait bu çantaya maça girmek için bekleyen misafirlere ait biletlerle yukarıda savunmamda belirttiğim biletleri yerleştirdim. Bu çantayla büyük otele kendim gittim ve çantayı da orada bulunduğum süre zarfında dışarı çıkartmadım. Otelden çıkarken de bürokratlarla birlikteydim. Çantayı da dışarıda aracıma koydum.

Sanık Ahmet Çelebi İstanbul’da ikamet eden kulüp yöneticilerindendir. Kendisiyle zaman zaman kulüp hakkında görüşme yaparız. Kulübün gittiği maçlarda kafile başkanı benim. Ödemeleri ben yaparım. Faturaları alıp ben takip ederim. Konya deplasmanına gittiğimizde sanık Ahmet Çelebi beni arayarak takımın durumunu sordu ben de bir sorun olmadığını beyan ettim. Ayrıca o tarihte kulüp basın sözcülüğünden istifa etmiş olan Fikret Ünsal’ın internete de düşmüş şekilde yazdığı yazısında “ ben şerefimle istifa ettim. Onlarında şerefleri varsa istifa ederler” şeklindeki yazısıyla ilgili olarak ben kendisine bu yazıyı okuyup okumadığını sordum. Okumadığını söyleyince ben de okumasını söyledim. Kendisiyle sabit telefonla yaptığım bir görüşme yoktur, bu görüşmeyi cep telefonundan yaptım.

Ali Kıratlı isimli şahıs Sivasspor Kulübü Başkanı sanık Mecnun’un arkadaşı ve aile dostudur. Bizim maçlarımızı da takip eder, kendisiyle yaptığımız görüşmede Fenerbahçe stadının müdürü olan Ayhan Bak'la görüştüğümü söyleyince Ayhan Bak’ın kendisiyle yeterince ilgilenmediğini stada giriş çıkışlarında yardımcı olmadığını söyleyerek kendisiyle görüştüğünde bizim için önemli birisi olduğundan bahsetmemi rica etti, kendisiyle Sivasspor Fenerbahçe maçı yönünden herhangi bir görüşme yapmış değilim.

Yine Ayhan Bak'la yaptığımız bir görüşmede kendisi beni aradığında maç biletlerinden Ali Koç’a verileceğini, adı geçenin oturulacak yerlerden A harfiyle başlayanlardın mı yoksa diğerlerinin mi daha iyi yer olduğunu, öğrenmek istedi. Ben de kulüp müdürümüzü arayıp bakmasını istedim. Öğrenince de Ayhan Bak’ı arayarak konu hakkında bilgi verdim, bu kişiyle de maç hakkında hiçbir görüşme yapmadım.

Maçtan bir gün önce kulüp başkanı Sanık Mecnun’u aradım. Nerede olduğunu sordum, kulüp yöneticisi ve başkan yardımcısı olan Mehmet Oflaz’a ait Peugeot bayisinde olduğunu söyleyerek istersen gel dedi. Bende gittim, başkan, başkan yardımcısı, Mehmet Oflaz, Başkan Vekili Erdal Sarılar, yönetici Ahmet Çelebi ve Hayvan Severler Derneği başkanı olup şimdi ismini hatırlayamadığım kişi yanında bir bayanla birlikte oradaydı. Veriliş sebebini bilmiyorum ancak Hayvan Severler Derneği Sivasspor kulübüne bir plaket vermek istemiş, yanlarında getirdikleri plaketi sanık Mecnun’a verdiler ve resimler çekildi. Birlikte aşağıya indik, Erdal Sarılar kendi iş yerine geçti ben ve başkan Mecnun ise birlikte kulübe geçtik, bu olayda bundan ibarettir, maçtan önceki gün öğleden sonra gerçekleşmiştir. Maçtan önceki gün sabah saatlerinde ise daha evvel olduğu gibi sanık Mecnun’u aracımla ben alıp kulübe götüreceğimden Burger king isimli iş yeri sanık Mecnun’a ait olduğundan ve bu iş yerinin üst katında da evi olduğundan başkanı almak için iş yerine gittim. Aşağıda beklerken Sanık Ahmet Çelebi yanıma geldi. Başkanın inip inmediğini sordu. Bilgim yok dedim. Başkan Burger Kingin içine yanımıza geldi. Herhangi bir konuşma olmadan üçümüz birlikte büyük otele geçtik. Kahvaltı yapmadık, sanık Mecnun gelecek misafirlerine baktı. Buradan çıkarak yine üçümüz birlikte reno bayine gittik. Burası da Mehmet Oflaz’a aittir. Zaten rutin olarak kahvaltımızı ya kulüpte ya Mehmet Oflaz’ın ya da Erdal Sarıların iş yerinde yapardık. O günde Mehmet Oflaz’ın yerinde kahvaltı ettik. Bu olayda bundan ibarettir.

Yine maçtan önceki akşam sanık Mecnun’un sürekli yanında taşıdığı ve içerisinde kendisine ait kimlik kartları, kaşeler, anahtarlık bulunan el çantası benim aracımdaydı, kendisi yanılmıyorsam Büyük Oteldeydi. Beni arayarak çantamı unutma diye söyledi. Bu çantasını genellikle biz taşırdık. Takibini biz yapardık. Benim aracım Büyükotel yakınlarındaydı. Çantayı aracımdan aldım. Ve sanık Mecnun'un evine doğru birlikte yürüyerek gittik. Dolayısıyla savunmamdan da anlaşılacağı üzere iki ayrı çanta söz konusudur. Bunlardan birisi şimdi bahsettiğim sanık Mecnun’a ait el çantası niteliğinde siyah renkli çantalar, diğeri ise bana ait spor tarzı üzerinde Calgonit yazan siyah ya da koyu lacivert renkli bir çantadır, şeklinde beyanda bulunmuş ve atılı suçlamaları reddetmiştir.



28-SANIK FARUK YAŞAR SAVUNMASINDA ÖZETLE: (Kls 95 Dizi;17-19) Benim Gençlerbirliği-Trabzonspor maçında teşvik pirimi verdiğim iddia edilmektedir. Ancak hiçbir somut delil gösterilememektedir. Benim sadece telefon konuşmalarım vardır. Bu da herkesin heryerde konuştuğu normal maç yorumlarıdır. Hakkımdaki suçlamanın dayanağı yalnızca telefon görüşmeleridir. Bu görüşmelerde tamamen maç yorumlarına ilişkindir, suçlamayla ilgim yoktur, kabul etmiyorum. 20 Mart 2011 tarihinde İlhan Ekşioğlu ile yapılan telefon görüşmesinde yedekleri de, ya bizim maçtan evvel uğurlarımız vardır. Ben oynayan kaleciyle ilgili uğur yaptım diye düşünüyorum. Yani yedek kaleci için de mi uğur yapacağım. O anlamda bir şey söylediğini atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerektiği şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.

29-SANIK FATİH AKBABA SAVUNMASINDA ÖZETLE: Müsnet suçlamaları kabul etmiyorum, Sivasspor- Fenerbahçe maçında şike yapılmış değildir. Bende böyle bir şeye karışmış değilim, suçsuzum beraatime karar verilsin, şeklinde beyanda bulunmuş ve atılı suçlamaları reddetmiştir.

30-SANIK FATİH SANDAL SAVUNMASINDA ÖZETLE: (Kls 95 Dizi;82-89) Ben üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Ben 2005 yılında başlayıp Fatih Kitapçı, Olgun Peker, Ömer Ülkü’nün ve sonrasında kayyumun yönetimindeki Giresunspor’da yöneticilik yaptım, ben sadece Osman Çırak döneminde yönetimde görev almadım. Ben Bahri Kaya’yı takımdan uzaklaştırmak istemedim, aksine kalmasını istedim, zaten benim şahsi olarak onu görevden alma yetkim yoktur, görevden alınması için yönetim kurulu kararı gerekir, ben bu yönetim kurulunda yapılan oylamada kalması şeklinde oyumu kullandım. Ben Olgun Peker yönetiminde de idarecilik yaptığım için onunla görüşmelerim de normaldir. Ayrıca kendisine müteahhitlik yaptığım dönemde daire de satmıştım, bu nedenle aramızda alacak verecek meselesi olmuştur. Başlangıçta ben mağdur konumundaydım, ancak sonradan iddianameye sanık olarak eklendim, takımın kötüye gittiği dönemde Olgun Peker ve diğer bazı yöneticiler Bahri Kaya’nın takımdan uzaklaştırılmasını istemişlerdir. Onların kendi düşünceleridir, ben dediğim gibi aksi görüşteydim ve yönetimde de takımda kalması şeklinde karar aldık, ayrıca Bahri Kaya’ya yönelik fiili ve sözlü suç teşkil eden hiçbir eylem yoktur, ben hiçbir örgüte üye değilim, kimseden emir almam, Turgay Demircan lokantada çalışmaktaydı, daha sonra piyangodan para çıkmış, Giresunspor’a yönetici olmuştur, kendisi ile aynı dönemde yönetimde bulunduk, her yöneticinin belli bir dönemde bir miktar bağış yapması gerekmekteydi, Turgay yönetici oldu, ben ailem ile onun çalıştırdığı Pizzapizza’ya yemek yemeğe gitmiştim, kendisine piyangodan para çıktığında yönetici olmuş ve bu işi yapmaya başlamıştı, ben piyango parasının helal olmadığını düşündüğüm için ona daire bile satmamıştım ondan para istemem söz konusu değildir şeklinde beyanda bulunmuş ve atılı suçlamaları reddetmiştir.

31-SANIK GÖKÇEK VEDERSON SAVUNMASINDA ÖZETLE: Ben üzerime atıl suçlamayı kabul etmiyorum, herhangi bir şike olayına katılmış değilim. Benim Fenerbahçe Spor Kulübünden ayrılmamdan sonra da şampiyonluk primi ve aylık alacaklarım vardı ve halen de vardır, bu amaçla da kulüp yöneticisi olan Alaeddin Yıldırım ile yüz yüze bir kere, şu an nerede olduğunu hatırlamadığım bir yerde görüştük, Samet Güzel benim ve takımdaki diğer Brezilya'lı futbolcuların tercümanıdır, bu nedenle kendisi ile de maçlara çıkmadan önce görüştüm, bunun dışında maçlarda şike yapılması veya para teklifi ile bir alakası yoktur, şeklinde beyanda bulunmuş ve atılı suçlamaları reddetmiştir.

32-SANIK GÖKSEL GÜMÜŞDAĞ SAVUNMASINDA ÖZETLE: (Kls 95 Dizi;50-60) İ.B.B-Fenerbahçe maçında şikeye göz yumduğum, bilip göz yumduğum iddia edilmektedir. Zaten iddianamede de konulan tapelerde Fenerbahçe'yle ilgili isnat edilen suç vardır. Ancak 4 tane tapenin 3'ü de Sivas maçıyla ilgili, yaptığım öncesinde maçla alakalı olmayan görüşmelerdir. 04/04/2011 tarih 4098 nolu tape, öncelikle tape içeriğinin sağlıklı şekilde anlaşılabilmesi için konuşmanın yapıldığı tarihin öncesini ve sonrasını değerlendirmek gerekir. Sivasspor ve Bucaspor görüşmenin yapıldığı tarihlerde Süperligden düşme hattında olan takımlardır. Buca ile ve Sivasla 2 hafta üst üste içeride oynuyor. Buca maçını yendikten sonra benim Aziz Yıldırım başkanımla yaptığım bir telefon görüşmesi var. Kendisi beni aradığında Sivas maçıyla ilgili bir işte Sivas mahşer olacaktı, Sivas yırttı, yoksa sizinde işiniz zor olacaktı ifadesi Sivas maçıyla alakası yok, ayın 5'inde yapılmış bir konuşmadır. Yani tapelerde de bellidir, 5 Nisanda yapılan bir konuşmadır, Sivas-İ.B.B maçı 10 Nisanda yapılmıştır. Bu Buca maçından 1 gün sonra yani ayın 3'ünde biz Buca'yla oynuyoruz, zannediyorum 4'ünde yapılan bir görüşme, bu da çok futbolda doğal olan bir konuşmadır. 18 tane süperlig kulüp başkanı kendi arasında mağlubiyetten ve galibiyetten sonra kendi arasında konuşurlar ama tesadüf ki Aziz Yıldırım dinlendiği için veya Sayın Mahmut Özgener dinlendiği için bu görüşmeler ortaya çıkmaktadır. Biz diğer kulüp başkanlarıyla da sık sık telefonlarda görüşürüz ve maçtan sonra yorumlar yaparız, bu çok futbolun doğasında olan bir şeydir. Ben kendisiyle ilgili bana sorduğunda ki kendisi de Bursaspor'la ilgili bir yorum yapıyor. Bende çok haklı olarak Buca'nın yeniyorum, 1 gün sonra yapılan telefon görüşmesinde özellikle belirtiyorum Sivas'ta Beşiktaş'ı yeniyor, Sivas Beşiktaş'ı yeniyor, ben Buca'yı yeniyorum, ikisi de düşme hattına yakın takımlardan ve ligin bitimine 7 hafta var. Siz düşünebiliyor musunuz ligin bitimine 7 hafta kala bir takımın düşmüşlüğü kesinleşebilir mi, mümkün mü? Eğer birtakım 7 hafta 7 maçı alsa ilk 6'nın içine girer. İlk 6'nın içinde olan takımda 7 tane maç kaybetse düşme potasına girer, böyle bir şey ancak son 1 maç, 2 maç kala yapılabilir, onun için ben bunları kesinlikle kabul etmiyorum, bu tamamen futbolun doğasında olan bir konuşmadır ve Sivas maçından yaklaşık 6 gün önce, ben Sivas maçını ayın 10'unda oynuyorum, bu 4098 nolu tapenin açıklamasıdır.

İ.B.B-Buca maçı 3 Nisanda oynanıyor, bu tapede 4 Nisanda maçtan sonra yapılan bir konuşma, İ.B.B-Sivas maçı da 10 Nisanda oynanıyor ve arasında da bir tane yarı final oynuyoruz. Yani Buca maçından 3 gün sonra 4 gün sonra, Sivas maçından 3 gün önce de bir yarı final maçı oynuyoruz. Buna rağmen Sivas'ı ilk devre 4-0 yeniyoruz, ikinci devrede 86. dakika bir gol yiyoruz, 2-1 mağlup oluyoruz. Genelde futbolda her sezon bu sezonda da geçerli her sezon şu konuşulur, son 3 hafta, 4 hafta, 5 hafta mağlup olan maçlar mağlup olunan maçlarda genelde ya işte bu maç çok kötü geçti, bu maç rahat davrandılar, şu oldu, bu oldu genelde hep birisine fatura çıkarırlar, bu konuşmaya istinaden birkaç konuşma oluyor, hatta kulüple ilgili de dışarıda yapılan, Kanaltürk'te yapılan konuşmalar, telefonla bağlantılardan dolayı kendime yakışmayan hatta da sert kelimeler kullanıyorum. Çünkü bunlar tamamen iftira, bu iftiralara rağmen benimde kullanacağım ifadeler ağır olmuştur ama bunları da hak etmişlerdir çünkü bu kulüp 6 yıldır süperlig'de ve gerek yönetim anlayışıyla kurumsal yapısıyla gerek hocasıyla hep doğru model olmaya çalışan bir kulüp olmuştur. İstanbul Büyükşehir Belediye Spor Kulübü UEFA kriterlerine uyumlu 6 kulüpten bir tanesidir, 18 süperlig kulübünden, yaklaşık 12 tane kulüp UEFA kriterlerine uyumlu değil. Onun için İstanbul Büyükşehir Belediye Spor Kulübü bu konuda en son atıfta bulunulacak bir kulüptür. Bu tapeyi böyle açıklamak istiyorum.



Yine aynı şekilde 4151 nolu tape var, İ.B.B Spor Kulübü'yle Buca maçının oynandığı hafta sonrasında İ.B.B Spor-Sivas maçı oynanmadan önce bu iki maç arasında bir Gençlerbirliği maçı demin anlattığım gibi bir beraberlik olmuştu. Bu tapeden önce görüşme içeriğinde sadece normal telefon görüşmesi yaptık Sayın Mecnun Otyakmaz'la, beni arıyor, yaklaşık kendisiyle herhalde 5-10 dakika konuşuyoruz, arkasından şarjı biterken tekrar beni arayıp ben normal numaradan arıyorum, zaten tapelerde tarihlerde belli, 10 dakika arayla 15 dakika arayla, eğer ona özellikle bakarsınız onu da çok rahat görebilirsiniz. Sayın Mecnun Bey'le de kulüpler birliğinde o başkan yardımcısı, bende başkan vekilliği görevi yaptım. 2,5 yıl kulüpler birliğinde başkan vekilliği görevi yaptım, 1 yılda rahmetli Özkan Abiyle 1 yılda onunla görev yaptım. Onun için bu konuşma tamamen biletle ilgili bir görüşmedir, biletle ilgili de şöyledir. Genelde kulüplerde hep bu vardır. Zaman zamanda basına yansır. Kendisi, Göksel fiyatları nasıl tutacaksın der ve bende ona cevap veriyorum, işte Trabzon maçında 20-25 lira civarında tuttuk. Biliyorsunuz İstanbul'da da çok Sivaslı vardır, İstanbul'da Trabzonlu çoktur, genelde onlarda, bizde seyirci hasılatı fazla olsun diye bilet fiyatlarını uygun tutup özellikle seyirci gelmesini isteriz. Hatta 10 bin kişi civarında bir seyirci bekliyorum diyor, dernekleri de örgütlüyorlar. Hatta biz Büyükşehir Belediyesi olarak da zaman zaman orada ulaşım zorluğu olduğu için İETT otobüsleriyle de yardımcı oluyoruz. Bu da tamamen o görüşmeye istinaden yapılan görüşmelerdir. Kendisiyle en ufak Sivas maçıyla ilgili zaten isnat edilen bir suç yok, Sivas maçıyla ilgili de öncesinde sonrasında bilet konuşması dışında hiçbir görüşmem yoktur. İ.B.B-Sivas maçıyla ilgili böyle şeyler konuşulduğunda baktığınızda 2 sene evvel İstanbul Büyükşehir-Sivas maçı Sivas'ta oynandı ve ikinci devre oraya gittik. Ligin bitimine son 3 hafta vardı, biz Sivas maçını kazanınca Beşiktaş İstanbul'da şampiyonluk turu attı. Sivas'ı da şampiyonluktan eden takımız, hatta Sivas'tan stattan zor çıktık, mahşer gibiydi, bizi emniyet görevlileri tarafından stada kadar eşlik ettiler, öyle götürdüler. Şimdi aynı takım için konuşmalardan böyle bir şeye fikir çıkarılmasını çok doğru bulmuyorum şeklinde beyanda bulunmuş ve atılı suçlamaları reddetmiştir.

33-SANIK HAKAN KARAAHMET SAVUNMASINDA ÖZETLE: (Kls 94 Dizi;104-124 ve Kls 95 Dizi;150-159) Ben mahkemenize Olgun Peker'le olan ilişkimizi anlatmak istiyorum Benim Olgun Peker 'le ilişkim yok diye ama bana kimse inanmıyor. Yani diyorum ki bakın ben Olgun Peker'le bir buçuk senedir görüşmüyorum. Çünkü kongre sonrası, zaten benim hakkımda verdiği beyanat malumunuz, ondan sonra hiçbir bağımız hiçbir ilişkimiz olmadı. Olgun Peker, İstanbul'da, Ömer Ülkü, İstanbul'da, Coşkun Çalık, örgüt üyesi İstanbul'da, hiç tanımıyorum kendisini burda tanıdım. Birçok örgüt üyesini de burada tanıdım. Bizim Giresun'da bir bayisi var Olgun Peker'in ve ben bu bayinin başındayım. Şimdi burda hiçbir şekilde hesap soran yok. Hiç bir şekilde planlama yok, hiç bir şekilde,amaç suç denilen suç yok. Sadece bir Olgun Peker ismi bulunmuş, bu korkutucu bir güçtür diye konuldu.

Olgun Peker'le ilk tutuklandığım günden itibaren söylediğim gibi, hiçbir ilişkim hiçbir alakam 1,5 senedir yoktur. Ondan önce de sadece 8 - 9 ay bir yöneticilik ilişkim olmuştur. Ondan önce yine yoktur, yani uzun süreliğine yine yoktur. Ben Olgun Aydın'ı Bulancak'ta çocukluktan tanıyorum. Kendisi ailesinin vefat etmesi, annesini, babasını genç yaşta kaybettiği için bizim çocukluğumuzda 7-8 yaşlarında beraber büyüdüğümüz belli zamanlarda futbol, sokak maçı ettiğimiz bir arkadaşdır. Kendisi 10 yaşında, 11 yaşında atladı otobüse kendi başına gitti İstanbul'a, çünkü kimsesi olmadığı için öyle bir hayat tercih etti kendileri ve gitti. Ondan sonra kendisinden çok fazla haber almadık, zaman zaman bir, bir arada böyle konuşmamız olmuştur ama bunun dışında böyle bir ilişki bir sıcaklık veya bir, böyle bir düzen kuracak bir alakamız ve ilişki düzenimiz olmadı. Burada iki kişi var, Selim Kımıl ve Hırçın Kımıl . Onlar Selim Kımıl 'la benim bir yıl içerisinde 4 tane konuşmam var. Bu tapelerin içerisinde. Hırçın Kımıl' la 3 tane konuşmam var. Bu Kımıl'lar Adil Kımıl, Deli Adil'in oğulları diye. Selim Kımıl o süreçten sonra bizim yanımızda çalışıyor. Yani 2000 yılının ilk aylarından itibaren sigortalı olarak. Ondan önce de çalışıyordu ama sigortalı değildi, ondan beri çalışıyor. Bu altı kardeşten Hırçın Kımıl'la benim üç konuşmam var. Bu ailenin diğer kardeşleriyle benim konuşmam yok. Benim bir irtibatım yok Hırçın'la da yok, Hırçın sadece taşıma işleri yapan abisinin bu arada, zaman zaman gelir taşıma işleri yapan bir kardeşim, bunlarla ilişkimiz çalışan ve işveren ilişkisidir.

Orta Kahve isimli iş yeri, 40 metre kare falan bir kafedir. Şahısların hiçbiriyle hiçbir tane konuşmam yok, hiçbir şeyim yok, yani arada hiçbir ilişki de yok. Ve olmuş bir olay var evet, şahısların sonradan çok alkollü olduğu raporlarda incelediğimizde ortaya çıktı. Ve sanki şöyle bir şey var bu olay olmuş. Ve Giresun'da bu olayla ilgili hiçbir şey yapılmamış. Yani bunlar gitmiş Giresun'da bir olay olduğunda polisin varma süresi maksimum 5 dakikadır.

Mustafa Cici olayı; İki buçuk sene önce, sonra Orta Kahve olayı sonra bu büfe olayı toplam aralık, iki buçuk yıl sonradır. Murat Yakarışık beni arıyor, bana diyor ki böyle böyle büfede bir şey var haber veriyor. Ben diyorum kaya dibi durağanda ne varmış diyorum. Sonra diyor ki, ya böyle böyle bir olaydan anlatıyor. Ben de diyorum ki; ne ama ne olmuş, meseleleri neymiş diyorum. Sonra diyo ki; ne olmuş ama büfede anlamadım, diyorum. Sonra mesele neymiş diyorum tekrar, polisler Selim'i yere yüzüstü yatırdı falan anlatıyor bana. Üstüne, Allah Allah, nediyim abi diyorum, adamlara sonra, niye kavga etmişler çocuklar, bunlar kavga etmeseler olmuyor mu diyorum. Sonra uslanmıyorlar, kavga etmeseler iyiler ama neyi paylaşamıyorlar. Acaba diyorum, sonra diyorum ki polis görevini yapsın diyorum, sonra anlatıyor bana yine polisler kelepçeledi yere yatırdı falan. Kavga etmişler, kavga eden polis, kavga eden adamı polis tabi alır, dedim.

Mustafa Cici olayı 2,5 sene önce olmuş bir olay. Mustafa Cici benim yanımda Selim'le beraber 5 sene 6 sene çalışmış birisidir ayrıyeten. Yani Mustafa Cici benimle çalışmış birisi, uzun süre beraber çalıştığımız bir arkadaşım. Selim oraya gitmiş, bir konuşmalar olmuş, iddianamede geçen tarafıyla söylüyorum olayların şeyini. Sonradan Mustafa ifadesinde şunu söylüyor: Diyor ki ben Hakan Karahamet 'ten ayrı yani hani Selim orda çalıştığı için söylüyor. Fatih Kitapçı'dan ayrı Olgun Peker'den ayrı yani sanki şimdi Fatih Kitapçı'yı aradan çıkarınca, Hakan Peker ve hani Hakan ve Olgun Peker gibi deyince, olduğunda 3 kişiden şikayetçi oldu. Sonra, bir gün sonra olayın ne olduğu anlaşılınca, kendi aralarında sorun çözülünce,şikayetçi olmadığını zaten gidip beyan etti. Şimdi bu iki tane benim hiç alakam olmayan olay, sadece bu konuşmalarla, yani sadece Selim'le 4 defa konuşmam ve Hırçın'la 3 defa konuşmamla, beni bu örgütte yönetici yapmıştır.

Bahri Kaya'yı, Ömer bu hocayı istifa ettiremiyoruz, diyor Ömer abi bana 500 liralık bir tazminatı var, o konuda Giresun'lular üzerine düşeni yapar diyorum ben, ondan sonra, o kadar kolay değil, sen orasını dert etme o çözülür diyorum. Ömer sonuçta hoca gitmek istemiyor diyor. Ben de bura dingonun ahırı değil, hoca gider sıkıntı olmaz diyorum. Allah izin verirse Giresun'lular üzerine düşeni yapar diyorum. Şimdi bu Allah izin verir şeyi burdan çıkardığınızda, sanki böyle her ne kadar tehdit olmasa da, yani öyle algılanmaya çalışılır. Ama önünde Allah izin verirse, yani hem böyle bir cümle kurarken, Allah izin verirse demek, tehdit etmek anlamına gelmez.

Turgay Demircan'a 2008 yılı kasım ayında milli piyango biletinden 1,5 trilyon çıkmıştır. Müşteki Giresunspor yönetimine girmek istiyordu. Ben Turgay'ın yönetimine alınmasını istiyordum. Ancak sanık Olgun Peker müştekiyi yönetime almak istemiyordu. Ben müştekinin parası olduğunu ve takıma katkı sağlayacağını Giresun'un çocuğu olduğu için faydalı olacağını düşünmekte idim. O tarihte ben Giresunspor Genel Kaptanlık görevi yapmaktaydım. Mağdurun ilk ve ikinci ifadeleri çelişkilidir. Mağdur sadece 3 ay yöneticilik yapmıştır. Bu süre içerisinde harcadığı para bellidir. Kesinlikle ben kendisine para harcatmadım. Tehditle zorla para almadım. Sanık takımın masraflarını karşılamıştır. Bu da suç değildir. Kendisine yönelik olarak yağma iddialarını kabul etmiyorum.

2008 yılı içerisinde benim Almanya'da yaşayan Şenel Kaçmaz'dan para yağmaladığım iddia edilmektedir. Bu şahıs Almanya'da yaşamaktadır. 340 bin dolar televizyon konusunda pazarlık ettik. Daha sonra 110 milyar borçlu bulundu. Yani bu parayı kendisine çevresine baskı yapılması nedeniyle tahsil edememiştir. Sanık Olgun Peker'in yönlendirmesiyle benim tarafımdan müştekiye önce itimat güven tekin edildiği iddia edilmektedir. Ancak o tarih itibariyle benim hayatımda Olgun Peker bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu iddialar gerçek dışıdır. 110 TL parası borç adı altında ardından müştekinin ortaklığına kendisine hiç ödeme yapılmaksızın son verilmiştir. Müştekinin ortaklık ve borç olarak verdiği parasına el koyulduğu iddia edilmektedir. Halbuki Şenel Kaçmaz ilk ifadesinde de benimle noterden sözleşme yaptığını, televizyon satın aldığını, daha sonra farklı bir yapılanmaya girildiğini, sonuçta noter satışıyla şirketi Şenel Kaçmaz'a sattığım ortadır. 340 bin dolar parayı aldım ve hissesini verdim. Burada hiç problem yoktur. Hissesi de bugün itibariyle devam etmektedir şeklinde beyanda bulunmuş ve hakkındaki iddiaları kabul etmemiştir.



Yüklə 6,09 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   12   13   14   15   16   17   18   19   ...   79




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin