Tarih, milletlerin birikimlerini yer ve zaman göstererek inceleyen bilimdir. Tarih, milletlerin birikimlerini yer ve zaman göstererek inceleyen bilimdir



Yüklə 446 b.
tarix27.05.2018
ölçüsü446 b.



Tarih, milletlerin birikimlerini yer ve zaman göstererek inceleyen bilimdir.

  • Tarih, milletlerin birikimlerini yer ve zaman göstererek inceleyen bilimdir.





EĞİTİM AÇISINDAN TARİH BİLGİSİNİN ÖNEMİ

  • EĞİTİM AÇISINDAN TARİH BİLGİSİNİN ÖNEMİ

  • Ulusal tarih bilgisi ediniriz.

  • İnsanlık tarih bilgisi ediniriz.

  • Tarih bilinci kazanırız.

  • Sosyokültürel değişim sürecini kavrarız.

  • Tarihsel düşünme yeteneği kazanırız.



Temel yiyecek maddelerini toplayarak ya da avlayarak elde edebilen ilk insanlar göçebe bir hayat tarzı sürdürüyorlardı.

  • Temel yiyecek maddelerini toplayarak ya da avlayarak elde edebilen ilk insanlar göçebe bir hayat tarzı sürdürüyorlardı.

  • İşbölümü ve kurumlaşma yoktu.

  • Hayvanların ve bitkilerin özelliklerini, nerede bulunduklarını, nasıl elde edilebileceklerini, mevsimleri ve etkilerini vb. konuları bilmeleri gerekmekteydi.

  • Söz konusu bu bilgi, beceri, duygu ve sezgileri ise doğal ve toplumsal çevreyle geçirdikleri yaşantılar yoluyla öğreniyorlardı.

  • Öğrendiklerini çocuklarına öğretiyorlardı. Bu öğrenme işi model alarak, bizzat yapıp yaşayarak oluyordu.



Kurumsal olarak bir okul ve öğretmen yoktu, fakat eğitim vardı. Toplumsal ve doğal çevre okul, her yetişkin kadın ve erkek ise öğretmendi.

  • Kurumsal olarak bir okul ve öğretmen yoktu, fakat eğitim vardı. Toplumsal ve doğal çevre okul, her yetişkin kadın ve erkek ise öğretmendi.

  • Zamanla cinsiyete dayalı iş bölümü başladı.

  • Ateş kullanmaya başlandıktan ve hayvanlar ehlileştirildikten sonra çok az da olsa artı değer oluşmaya başladı.(Artı Değer: gerekli-zorunlu olandan daha fazlasının üretilmesi)

  • Artı değeri paylaşacak bilge ve güçlü kişiler ortaya çıktı. Zamanla bu kişilerin söyledikleri doğru çıkınca toplum içindeki yerleri güçlendi ve anne ve babalarla birlikte öğretmen görevini üstlendiler.



Yerleşik hayata geçen insanların bilgi ve becerileri gittikçe arttı ve zenginleşti.

  • Yerleşik hayata geçen insanların bilgi ve becerileri gittikçe arttı ve zenginleşti.

  • Kent devletleri kuruldu. Yönetici, askerler, tüccarlar, memurlar, zanaatkarlar, çiftçiler devletin yapısında yer aldılar. Bu nedenle eğitim, okul ve öğretmen anlayışında gelişme ve değişmeler oldu.

  • Tarihte bilinen ilk yerleşik toplum Sümerlerdir.







SÜMERLER (MÖ 3000)

  • SÜMERLER (MÖ 3000)

  • PERS – HİTİT- FENİKE UYGARLIKLARI

  • İSRAİL UYGARLIĞI

  • MISIR UYGARLIĞI (MÖ 3400 – 525)

  • ÇİN VE HİNDİSTAN UYGARLIĞI

  • YUNAN UYGARLIĞI

  • ROMA UYGARLIĞI



İlk okuma ve ders kitaplarını hazırladılar.

  • İlk okuma ve ders kitaplarını hazırladılar.

  • Uygarlık ve tarih Sümer’le başlar dense yeridir.

  • Öğretmenin geçiminden öğrenciler sorumluydu. Her öğrenci öğretmene belli bir miktar para verirdi.





Bugünkü İran medeniyetinin temelini oluşturur.

  • Bugünkü İran medeniyetinin temelini oluşturur.

  • İlk posta teşkilatını kurdular.

  • Eski İran'da (M.Ö 900-360) eğitim laiklik ve ulusal birlik üzerine kurulmuştur.

  • Baba çocuğunu istediği gibi yetiştirebilirdi.

  • Okul kralın sarayının yanındadır ve adı "Genel Eğitim Evi"dir.

  • Çocuklar adil, iradeli, savaşçı, ölçülü ve büyüklerine saygılı olmalı, açlığa, soğuğa, acıya dayanmalı, ok, kılıç kullanmalı, iyi ata binmeliydi. Öğrenciler Genel Eğitim Evi'nde bunları kazanırlardı.

  • İran eğitim sisteminde beden eğitimi dersi çok önemliydi.



MÖ. 2000 yılında Anadolu’ya Kafkasya üzerinden göç ederek 1500 yıl boyunca hakimiyetlerini sürdüler.

  • MÖ. 2000 yılında Anadolu’ya Kafkasya üzerinden göç ederek 1500 yıl boyunca hakimiyetlerini sürdüler.

  • İlk yerleşim yerleri Çorum Hattuşaş'dır

  • Anadolu'nun yerli sanatıyla birleştiler. Boyutları büyümüş anıtsal eserler ortaya çıkarttılar.

  • Mabetler, saraylar, sosyal yapılar, kaya kabartmaları yaptılar.

  • Hititçe, bugüne kadar bilinen en eski Hint-Avrupa dilidir



Farklı yazılar kullandılar. Resmî diplomatik yazışmaları ve saray arşivleri Âsur (Akad) çivi yazısıyla yazılırken kayalardaki kabartmalar ve yazıtlar için Hiyeroglif yazı kullandılar.

  • Farklı yazılar kullandılar. Resmî diplomatik yazışmaları ve saray arşivleri Âsur (Akad) çivi yazısıyla yazılırken kayalardaki kabartmalar ve yazıtlar için Hiyeroglif yazı kullandılar.

  • Tarihte ilk yazılı antlaşma olan Kadeş Antlaşması (MÖ 1296) Hititler ve Mısırlılar arasında imzalandı

  • Hititlerin etkileyici başkenti Hattuşa ile diğer kentleri Alacahöyük ve Şapinuva, Çorum ili sınırlarımız içinde kalıyor.



İlk çağda denizcilik alanında en ileri olan kavim Fenikeliler’dir. Akdeniz’de büyük koloniler kurdular. Bu kolonilerin en önemlileri Kartaca, Sidon ve Tir’dir.

  • İlk çağda denizcilik alanında en ileri olan kavim Fenikeliler’dir. Akdeniz’de büyük koloniler kurdular. Bu kolonilerin en önemlileri Kartaca, Sidon ve Tir’dir.

  • Önce Mısır etkisinde ve daha sonra Asur, Babil, Pers ve Makedonyalı İskender’in etkisinde yaşamışlardır.

  • Fenikeliler tarihte ilk alfabeyi buldular. Bu alfabe 22 harfli idi. Günümüzde kullanılan Latin Alfabesi’nin temelini bu alfabe oluşturur



Eski Yahudi/toplumunda erdemli insanlar yetiştirmek çok önemliydi.

  • Eski Yahudi/toplumunda erdemli insanlar yetiştirmek çok önemliydi.

  • Aile, kavim en önde yer alırdı.

  • Beden ve ruhen iyi insan yetiştirmek okulun ve öğretmenin göreviydi.

  • Dini her Yahudi tam olarak bilmek ve uygulamak zorundaydı.

  • Cinsiyete göre bir eğitim vardı.

  • Yurttaşlık bilgisi ve tarih her Yahudi'nin almak ve okumak zorunda olduğu derslerdendi.

  • Dersler "kıssadan hisse çıkarma" temeline göre işlenirdi.

  • Öğretmen mutlak otoriteydi. Kutsal bir varlık sayılırdı.





Hiyeroglif yazıyı ( resim yazısı ) bulmuşlardır

  • Hiyeroglif yazıyı ( resim yazısı ) bulmuşlardır

  • Devlet idaresinde yazışmalara önem verilmiştir

  • Cam, papirüs ve ilk takvimi ( 365 gün- miladi) onlar bulmuşlardır.

  • Devlet dairesine memur yetiştirmek temele alınmıştır.

  • Okullar yatılı ve gündüzlü olabiliyordu.

  • Okuma-yazma, matematik, astronomi, heykelcilik, müzik ve beden eğitimi dersleri vardı.

  • Öğretmen Tanrı kadar saygı gören ulu bir kişidir.







Eğîtim sistemi geleneklere, aileye ve topluma bağlı insan yetiştirmek üzere kurulmuştur.

  • Eğîtim sistemi geleneklere, aileye ve topluma bağlı insan yetiştirmek üzere kurulmuştur.

  • İlk, orta ve yüksek okul var.

  • Çin'de üç büyük düşünür yetişmiştir. Bunlar Laç-Tzu (Taoizm) , Diğer ikinci büyük düşünür Konfüçyüs ve Çin'de yetişen diğer bir eğitimci Cu-Hsi'dir

  • Bugünkü çince yazının temeli 3000 yıl önce atıldı

  • Ruhun ve bedenin terbiyesinde müzik ve dinsel törenler önemliydi

  • Pusula, barut,kağıt, matbaa Çin’de bulunmuştur

  • Öğretmen kutsal bir varlıktı.





Hindistan'da kast sistemi vardır. Eğitim her sınıf için ayrı ayrı düzenlenmiştir. Brahman (din adamı), kşatriya (asker), vaysiya (esnaf), südra (işçi), parya (köle) olmak üzere beş kast bulunmaktadır. Bir kasttan diğerine kesinlikle geçilmez" temel ilkedir.

  • Hindistan'da kast sistemi vardır. Eğitim her sınıf için ayrı ayrı düzenlenmiştir. Brahman (din adamı), kşatriya (asker), vaysiya (esnaf), südra (işçi), parya (köle) olmak üzere beş kast bulunmaktadır. Bir kasttan diğerine kesinlikle geçilmez" temel ilkedir.

  • Eğitimi etkileyen iki dini görüş vardır. Brahmanizm ve Budizm. Brahmanizm ve Budizm'de öğretmen kutsal sayılmıştır.

  • Özellikle budizm ile birlikte eğitimde de yenileşmeler olmuştur.

  • Okuma-yazma işinde öğrenciler önce kum üzerine sözcükleri yazar ve okurlardı. Sonra bunları iyice öğrendikten sonra yapraklara yazarlardı (Binbaşıoğlu 1982).

  • Hindistan eğitim geleneği islam dünyasını da etkilemiştir





Grek dünyasında eğitim genelde akla, iyiye ve erdeme dayalıdır.

  • Grek dünyasında eğitim genelde akla, iyiye ve erdeme dayalıdır.

  • Hür vatandaşlar eğitilir. Köleler ve köylü işçi, zanaatkar takımının eğitimi söz konusu değildir.

  • Karakter, estetik ve beden eğitimi savunulur. Karakter eğitiminde ortak yaşam, sevgi ve saygı, devlet ve devlet kurumlarına bağlılık temele alınmıştır.

  • Estetik eğitimde ise, ruhun eğitimi söz konusudur. Bunun için müzik önemlidir.

  • Beden eğitiminde vücudun güçlenmesi için beslenme, güreşme, koşma, ok, mızrak, disk atma,. ata binme, kılıç kullanma etkinliklerine yer verilmiştir.



Genelde eğitim bedenen ve ruhen güzel insan yetiştirmeyi (kalokagathie) amaçlamaktadır.

  • Genelde eğitim bedenen ve ruhen güzel insan yetiştirmeyi (kalokagathie) amaçlamaktadır.

  • Okul sistemleri ilkokullar, ortaokullar, Liseler, ve yüksek okullar (akademi) olarak kurulmuştur.

  • İlk kez resimli ders kitapları M.Ö. 331-323 döneminde yazıldı.

  • Ayrıca felsefe temel ders olarak ele alınıyordu. Yoğun bir felsefe ve mantık eğitimi veriliyordu.

  • Öğretmen (peda­gog) önceleri seçkinlerin çocuklarım eğitmek için okuma-yazma bilen üstün özeliklere sahip köleler arasından seçiliyordu. Öğretmenler saygın kişilerdi. Grek okul sisteminde dayak vardı. Öğretmenin maaşını öğrenciler ödüyorlardı.





M.Ö. 8 ile M.S. 5. yüzyıllar arasında varlığını sürdürmüş olan ve merkezi Roma kenti olan uygarlık.

  • M.Ö. 8 ile M.S. 5. yüzyıllar arasında varlığını sürdürmüş olan ve merkezi Roma kenti olan uygarlık.

  • Kavimler Göçü sonucu, 395 yılında Roma İmparatoru I. Theodosius, Roma Uygarlığı’nı iki oğlu arasında Doğu Roma (Bizans) ve Batı Roma olmak üzere paylaştırdı.

  • Doğu Roma İmparatorluğu, eski Yunan ve Orta Doğu geleneklerinin kaynaşmasıyla ortaya çıkmıştır.

  • Burada yaşayan halk; ticaret, kentleşme ve ekonomi alanlarında önemli gelişmeler gösterdi.

  • Doğu Roma İmparatorluğu’nun en belirgin kültürel özelliği, Hıristiyanlığın bu devlet sınırları içinde gelişmiş olmasıdır.







Avrupa Antik Çağ’dan sonra, düşünsel anlamda karanlık bir Orta Çağ yaşamıştır.

  • Avrupa Antik Çağ’dan sonra, düşünsel anlamda karanlık bir Orta Çağ yaşamıştır.

  • Akılcılığın yerini skolâstik düşünce, dogmatizm ve metafizik düşünceler almıştır.

  • Batı dünyasında kayda değer bir bilimsel ve sanatsal çalışmadan söz etmek güçtür.

  • Her şeyde dini öğretiler referans alınmıştır.

  • Orta çağın ikinci yarısından sonra (XIII ve XIV. Yüzyıllardan sonra) üniversitelerin yeniden kurulmaya başlanmasıyla önemli bir gelişme sağlanmıştır. Üniversiteler, kiliselere bağlı olmanın yanında özel kanunları ve mahkemeleri vardı.







İslam dünyasının en parlak zamanı 8. ve 12. yüzyıllar arasındaki dönemdir.

  • İslam dünyasının en parlak zamanı 8. ve 12. yüzyıllar arasındaki dönemdir.

  • Arap Uygarlığı ; Avrupa, Hindistan ve Türk Uygarlıkları ile temasa geçmiştir.

  • Matematik, kimya ve tıp alanlarında önemli katkılarda da bulunulmuştur.

  • Matematik alanında, Hintlilerden alınan sayı sistemine, “0” (sıfır) rakamı eklenmiştir.







Hunlar, sürü besleyen atlı kabilelerden meydana gelmiş göçebe bir toplumdur.

  • Hunlar, sürü besleyen atlı kabilelerden meydana gelmiş göçebe bir toplumdur.

  • Savaşçılık ( Çin seddi onlardan dolayı yapılmıştır) , yöneticilik, bazı el sanatları (mesleki eğitim) ile dini inanışlar ve çocuk yetiştirmeye ilişkin değerler (Çocuğa ad koymak bile kahramanlık sonucunda gerçekleşirdi) eğitimin biçimini oluşturur.

  • Hunlar’ın eğitimini yaşayış biçimleri şekillendirmiştir.

  • Din, bir eğitim aracıydı, onlarda halk dini ve devlet dini diye iki din vardı.



Göktürklerde eğitim, Hunlar’ınkine benzemektedir.

  • Göktürklerde eğitim, Hunlar’ınkine benzemektedir.

  • Eğitim töre içinde töre kanalıyla verilmektedir.

  • 38 harfli gelişmiş bir alfabeye sahip olmaları bazı yazılı eserler bırakmalarını sağlamıştır. ( Bu eserlerin en önemlisi; Orhun Anıtlarıdır M.S. 732)

  • Göktürklerde, sözlü töre bilgisi, yazı ile genişletilmiş ,bilgiler artmış ve yaygınlaşmıştır.

  • Göktürklerde de alp insan tipine büyük önem verilmiştir.



Orhun Anıtları, 732’de dikilen Kültegin, 735’te dikilen Bilge Kaan ve yine o yıllarda dikilen Tonyukuk anıtlarından oluşur.

  • Orhun Anıtları, 732’de dikilen Kültegin, 735’te dikilen Bilge Kaan ve yine o yıllarda dikilen Tonyukuk anıtlarından oluşur.

  • Bu anıtlarda 6000 kadar kelime vardır.Türkçenin bilinen ilk yazılı belgeleridir.

  • Orhun Anıtları, ilk olarak 1893’te Danimarkalı bilgin Thomas tarafından okunmuştur.



Anıtlarda, Türk hükümdarlarına bazı öğütlere yer verilir. Ayrıca, Türklerin geçmişte yaşadığı felaketlere dikkat çekilip ders alınması öğütlenir.

  • Anıtlarda, Türk hükümdarlarına bazı öğütlere yer verilir. Ayrıca, Türklerin geçmişte yaşadığı felaketlere dikkat çekilip ders alınması öğütlenir.



Uygurlar kentli toplumdur. Maniheizm dinini benimsemişlerdir.

  • Uygurlar kentli toplumdur. Maniheizm dinini benimsemişlerdir.

  • Önceki devletlerden farklı olarak diğer toplumlara da açılmışlardır.

  • Kütüphaneler dolusu sayısız eser vermişlerdir.

  • Ünü dışarıya taşan bürokrat yetiştirmişlerdir ve başka ülkelere göndermişlerdir.

  • Örgün eğitim kurumları yaygınlaşmış, bilgiye büyük önem verilmiştir.

  • Kitapları çoğaltarak bilim dünyasına önemli hizmetler yapmışlardır.



Türk toplumlarında ilk kez medrese denen eğitim kurumları ortaya çıkmıştır.

  • Türk toplumlarında ilk kez medrese denen eğitim kurumları ortaya çıkmıştır.

  • İslam düşünür ve eğitimcilerinden etkilenilmiş aynı zamanda bu alanda eserler verilmiştir.

  • Türk toplumlarının ahlak anlayışı islamiyetle birlikte değişmiş, bu da eğitimlerine yansımıştır.

  • İslamiyetin kabulü gazi ve veli insan tipini ortaya çıkarmış buda çok sayıda eserlerin meydana gelmesini sağlamıştır.

  • İslama göre bilim yücedir. Bu durum Türkler’ede yansımış ve bilime önem verilmiştir.

  • Arapça ve Farsça aydınlar üzerinde etkili olmuştur.



Müslüman olmaları ve yerleşik düzene geçmeleri eğitimlerini şekillendirmiştir.

  • Müslüman olmaları ve yerleşik düzene geçmeleri eğitimlerini şekillendirmiştir.

  • Devlet adamları eğitim – öğretim ve bilimin gelişmesine önem vermişlerdir.

  • Ülkenin her tarafına medreseler kurulmuştur.

  • Farabi, İbn-i Sina, Biruni gibi dünya eğitim ve bilim tarihinde önemli yer tutan bilim adamları yetişmiştir.

  • Eğitim bilimine ait ilk görüşlerde başta Farabi olmak üzere bu dönemin alimleri tarafından ileri sürülmüştür.



Farabi (870–950)

  • Farabi (870–950)





Hangi görüşte olursa olsun her çocuk eğitilmelidir.

  • Hangi görüşte olursa olsun her çocuk eğitilmelidir.

  • Meslek eğitimine önem verilmelidir.

  • Karma eğitimi savunmuştur.

  • Öğretmen, çocuğu her yönüyle tanımalıdır.

  • Çocuğun zevk ve ilgileri meslek eğitiminde göz önünde tutulmalıdır.

  • Oyun, çocuk eğitiminde önemlidir.

  • Deney, gözlem ve araştırma yöntemini öne sürmüştür.

  • Çocuk üstündeki baskı olumsuz sonuçlar doğurur.

  • Kendisine Aristo ve Farabi’den sonra muallim-i salis (öğretmen) denir.





Bir bilim adamıdır.

  • Bir bilim adamıdır.

  • Bilimsel yöntemden yanadır. Ona göre araştırma, gözlem ve deneye dayanmalıdır.

  • Duyduklarımız gördüklerimizden farklı olabilir.

  • Öğrenmede taklit ve ezberciliğe yer yoktur.

  • İnsan kendi aleyhine dahi olsa doğruluktan ayrılmamalıdır.



Bilgi çocuğa küçük yaşta öğretilirse, kalıcı olur.

  • Bilgi çocuğa küçük yaşta öğretilirse, kalıcı olur.

  • Anne ve babalar çocuklarıyla direk ilgilenmelidir.

  • Eğitimde kız ve erkek ayrımı olmamalıdır.

  • Çocuk, bilgin ve edepli öğretmen elinde yetiştirilmelidir.

  • Öğrenme hayat boyu devam etmelidir.

  • Çocuğun ilgisine göre eğitim verilmelidir.

  • İşbaşında eğitimi savunmuştur.

  • Tecrübeli bir devlet adamıdır. Eserinde daha çok devlet adamlarına yönelik tavsiyeler vardır.



Araplara Türkçe öğretmek için Divan’ü Lügat-it Türk (1072-1074) adıyla bir eser yazmıştır.

  • Araplara Türkçe öğretmek için Divan’ü Lügat-it Türk (1072-1074) adıyla bir eser yazmıştır.

  • Türkçe’nin üstün bir dil olduğuna inanır.

  • Türkler için yeni bir hedef- ufuk belirlemiştir.

  • Aile içinde çocuğun bakımı ve yetiştirilmesi üzerinde durur.

  • Çocuk oyunları hakkında eserde geniş bilgiler mevcuttur.

  • Dil öğretimi konusunda başarılı bir yöntem izlemiştir.



İlk Türk tarikatını kurmuştur.

  • İlk Türk tarikatını kurmuştur.

  • Divan-i Hikmet adlı eseri ile etkileri geniş yörelerde yüzyıllarca sürmüştür. ( halen dahi sürmektedir)

  • Yunus Emre’yi önemli ölçüde etkilemiştir.

  • İnsanlara hizmet ve iyilikte bulunma temel düşüncesidir.

  • Sevgi ve mutluluğa dayalı bir hayat görüşünü benimsemiştir.

  • Gelecek için bilim öğrenmek gerekir.

  • Anadolu’nun vatan tutulmasında önemli katkıları olmuştur.



Başta Tuğrul ve Çağrı Beyler olmak üzere Alparslan ve Nizamülmülk Selçuklu devlet yöneticileri, bilginlere ve sanatkarlara büyük önem verdiler.

  • Başta Tuğrul ve Çağrı Beyler olmak üzere Alparslan ve Nizamülmülk Selçuklu devlet yöneticileri, bilginlere ve sanatkarlara büyük önem verdiler.

  • Nitekim örgün eğitim kurumsallaşması 1040 yılında Tuğrul Bey’in Nişabur’da yaptırdığı medreseyle başladı.

  • Sonra 1067’de Nizamülmülk tarafından Bağdat’ta Nizamiye medreseleri kuruldu.

  • Bu dönemde Bağdat’ta medreselerde okuyan öğrenci sayısı 6000 idi. Eğitim dili Arapça olmakla beraber Türkçe’ye de yer verilirdi. Medreselerde öğretim sınıf geçme esasına dayanırdı. Müderris denen medrese hocaları seçkin kimselerdi ve ölünceye kadar görevde kalırlardı. Selçuklular medreselerin yanında küttap denen ilkokul düzeyinde de okullar açmışlardır.



Selçuklularda yaygın eğitim kurumu olan Ahilik önemli bir yaygın eğitim ve meslek kuruluşuydu.

  • Selçuklularda yaygın eğitim kurumu olan Ahilik önemli bir yaygın eğitim ve meslek kuruluşuydu.

  • (Ahi; Arapça kardeş demektir) Ahilik halk arasında yaygınlaşmış, dini ve ahlaki değer kazanmıştır.

  • Ahi Evran tarafından kurulan Ahiliğin en önemli temel felsefesi “kamil insan” yetiştirmekti. Bu kurum varlığını cumhuriyet dönemine kadar devam ettirmiştir.



Selçuklu devlet adamları eğitime ve bilimin gelişmesine büyük önem vermişleridir

  • Selçuklu devlet adamları eğitime ve bilimin gelişmesine büyük önem vermişleridir

  • Medreseler gelişmiş, ülkenin her tarafına yayılmıştır

  • Ahilik gibi bir yaygın eğitim kurumu kurulmuş ve gelişmiştir

  • Atabeglik gibi şehzadelerin yetişmesi için bir uygulama ortaya çıkmıştır

  • Selçukluların ilk dönemlerinde eski değerler ön planda iken, daha sonra bunlar zayıflamaya unutulmaya yüz tutmuştur.

  • Selçuklularda alp, gazi, veli insan tipleri beraber yaşar.



GAZALİ (1059- 1111)

  • GAZALİ (1059- 1111)

  • MEVLANA CELALEDDİN RUMİ (1207- 1273)

  • YUNUS EMRE (……- 1321)

  • BURHANED-DİN ZERNUCİ (….- 1223)



GAZALİ (1059- 1111)

  • GAZALİ (1059- 1111)

  • Tus şehrinde doğdu. Felsefe dersleri aldı. Nizamiyede müderrislik yaptı. Eserlerinde çocukların eğitimleri üzerinde önemle durur. Ona göre;

  • Anne ve baba çocuklarına en iyi şekilde bakmakla yükümlüdür.

  • Çocuklar gördüklerini taklit eder.

  • Çocuğa iyi davranış kazandırılmalı, aydınlatılmalı, kötü arkadaşlardan sakınınmalıdır.

  • Çocukta ruh yüceliği, alçak gönüllülük ve ciddiyet olmalıdır.

  • Çocuklar küçük yaşta eğitilmelidir. Her şeyin iyisini ve doğrusunu öğrenmelidir.

  • Çocuk bir cehverdir ve iyi öğretmende okumalıdır. Öğretmen, onlara rehberlik etmelidir.

  • Çocuklara kavrayabileceği şeyler öğretmelidir.



MEVLANA CELALEDDİN RUMİ (1207- 1273)

  • MEVLANA CELALEDDİN RUMİ (1207- 1273)

  • 1207’de Belh şehrinde doğmuştur.Mevlana bir mutasavvıfdır.

  • Ona göre insan, kendi özünü bilmeli ve olgun olmalıdır.

  • Maslov’un kendini gerçekleştirme düşüncesi onda zaten mevcuttu.

  • Kalp temizliğinden kaynaklanan değerleri sunmuş ve milyonlarca insanın kalbinde taht kurmuştur.

  • Mevlana eğitimin gücüne ve çevrenin etkisine inanır.

  • Ona göre insan eğitilebilen bir varlıktır. Hayvanların bile eğitimle yetenekleri gelişir.

  • Çocuklar eğitilirken hemen tenkit edilmemeli, bilakis teşvik edilmelidir.

  • Tekrar iyi bir öğretme şeklidir.

  • Esas olan insanların kendilerini bilmeleridir.

  • Alimlik insanın özünde olan bir hünerdir. Alimlik, ipek ya da abadan bir giysi ile kazanılmaz.

  • Görünüş değil, gönül esastır.

  • Kendisinden sonra ortaya koyduğu görüşlerin etkisiyle “Mevlevilik” tarikatı kurulmuştur.



YUNUS EMRE (……- 1321)

  • YUNUS EMRE (……- 1321)

  • Mevlananın izinden yürümüş, ancak eserlerini Farsça yerine Türkçe yazmıştır. Türk insanı onu bir gönül eri olarak kendine mal etmiş bağrına basmıştır.

  • Ona göre Mevlana mana aleminin sultanıdır.

  • Diyar diyar dolaşarak, insanın kendi özünü bilmeleri gerektiğini anlatmış ve hoşgörü üzerinde durmuştur

  • Nefis terbiyesini özellikle ele aldı. İnsanlara gönül kırmamayı öğretti.

  • Herkese aynı gözle baktı.

  • İyilik ve güzellikte hep birlikte yarışmamız gerektiğini söyledi.



BURHANEDDİN ZERNUCİ (….- 1223)

  • BURHANEDDİN ZERNUCİ (….- 1223)

  • Türkistan’da doğdu. Önemli bilim adamlarındandır.

  • Eserleri batı dillerine çevrilmiş ve çokça okutulmuştur.

  • Eğitim ve öğretim konusunda ilk eser veren Türk bilginidir.

  • Eğitim ve öğretim faaliyetlerini sistemleştirmiş, metot ve teknikler üzerinde durmuştur.

  • Eserinde, soru- cevap, tekrar, ezber, problem çözme yöntemi ve münazara üzerinde durur.

  • Ona göre bilime saygı duyulmalı, çok çalışılmalıdır.

  • Öğrenci öğrenebileceği kadar ders almalı, kolaydan zora doğru bir yol izlenilmelidir.

  • İnsan her yaşta öğrenebilir ve öğrenmelidir.



  • OSMANLILARDA EĞİTİMİN GENEL ÖZELLİKLERİ ŞUNLARDIR



Medreseler çok güçlü yaygın eğitimi kurumu haline gelmiş ve toplumu derinden etkilemiştir.

  • Medreseler çok güçlü yaygın eğitimi kurumu haline gelmiş ve toplumu derinden etkilemiştir.

  • Azınlık çocuklarının üst düzeyde yönetici yetiştirdikleri Enderun adında önemli bir örgün eğitim kurumu ortaya çıkmıştır

  • İlköğretim 18. yy ortalarına kadar çok basit bir düzeyde kalmıştır

  • Osmanlıların son dönemlerine kadar , ilkokul üstü örgün eğitim kurumlarında yalnızca erkekler okumuştur

  • Eğitim ve öğretimin temel amacı dinidir

  • Yöntem daha çok ezbercidir

  • Tanzimat dönemine kadar eğitim her düzeyde ücretsizdir



Tanzimat dönemine kadar eğitim her düzeyde ücretsizdir

  • Tanzimat dönemine kadar eğitim her düzeyde ücretsizdir

  • Azınlık ve yabancılara eğitim hakkı tanınmıştır

  • Osmanlıca denen bir dil geliştirilmiştir

  • Yaygın eğitim daha çok din adamları tarafından yapılmıştır

  • Eğitimde yenileşmelere askeri okullardan başlanmıştır

  • Medreseler 1776’dan itibaren , kendisi dışında açılan askeri okullarda kısmen, sivil okullarda daha geniş ölçüde etkisini sürdürmüştür

  • Eğitim daha çok vakıflar tarafından yürütülmüştür



Sıbyan Mektepleri

  • Sıbyan Mektepleri

  • Medreseler

  • Enderun Mektebi

  • Acemioğlan Kışlaları

  • Rüşdiyeler

  • İdadiler

  • Sultaniler

  • Darülfünun



Sıbyan Mektepleri

  • Sıbyan Mektepleri

  • İlköğretim seviyesinde 6-12 yaş çocuklarının devam ettiği 3-4 yıl süren okullardır.

  • Okulların kuruluşu ve yürütülmesi vakıflar tarafından yapılırdı.

  • Din derslerinin dışında, matematik ve okuma yazma da okutuluyordu.

  • En küçük yerleşim birimlerine kadar yaygınlaşmıştı. 1860 yılında sayıları 12000 civarındaydı.

  • Camilere bitişik olarak yapılıyordu.



Medreseler

  • Medreseler

  • Kendi içinde ilk, orta ve yüksek öğretim şeklinde örgütlenen bu okullarda islami ilimlerin yanında, pozitif ilimler de okutulmuştur.

  • Osmanlı devletinde ilk medrese 1330 yılında İznik’te Orhan Bey tarafından yaptırılmıştır.

  • Medrese altın yıllarını Osmanlının yükseliş döneminde yaşamıştır. Bunların en ünlüleri Fatih ve Kanuni medreseleridir. Pek çok ilim adamı, kadı, din görevlisi, devlet memuru, müderris ve şeyhülislam bu medreselerden yetişmiştir.

  • 16. yy ‘dan sonra bozulma medreselerde de başlamıştır. Avrupa’da yapılan atılımlar burada yapılamamış ve gün geçtikçe zayıflamışlardır.



Enderun Mektebi

  • Enderun Mektebi

  • Kuruluş amacı genellikle Hırıstıyan tebaadan alınan yetenekli çocukları devlet adamı ve asker yapma amacı gütmektedir.

  • İlk kuruluşu Fatih zamanına dayanmaktadır. Bu okullar, Osmanlılık düşüncesini ayakta kamasına katkıda bulunmuştur.

  • Okul altı odadan oluşmaktaydı. Her oda / sınıf- bölüm değişik işlere elaman yetiştirmek üzere oluşturulmuştu.

  • Programda dini ve edebiyatın yanında, matematik, tarih, beden eğitimi dersleriyle birlikte kültür ve sanat faaliyetleri de yapılmaktaydı.

  • Bu okullardan, 1850’ye kadar 79 sadrazam, 3 şeyhülislam, 36 kaptan-i derya , yanında pek çok bürokrat, yazar, hattat, nakkaş ve şair yetişmiştir. Okul 1922 ‘ye kadar varlığını sürdürmüştür.



Acemioğlan Kışlaları

  • Acemioğlan Kışlaları

  • Yeniçeri yetiştirilmek üzere kurulan bir meslek okulu gibiydi .

  • Bu okula devşirme usulü öğrenci alınırdı.

  • Devşirilen çocuklar Türk ailelerin yanına verilir, burada Müslümanlığı ve diğer örf ve adetleri öğrenirlerdi. Bundan sonra acemioğlan kışlalarına verilirdi.

  • Bu okullarda, okuma- yazma, din bilgisi öğretilir, askeri talim ve spor yapılırdı.



İdadiler

  • İdadiler

  • Orta öğretimde ikinci kademe olarak eğitim-öğretim veren mekteplerdir.

  • 1869 Maarifi Umumiye nizamnamesine göre 1000 haneden fazla yerlere idadi kurulacaktır,idadilerin bütün masrafları vilayet maarif idadisi sandığından karşılanacaktır,

  • İdadilerin süresi üç yıldı bu okullar daha sonra orta okullara dönüştürüldü



Sultaniler

  • Sultaniler

  • İdadiler seviyesinde Fransızca ve Türkçe ile eğitim ve öğretim yapan bir mekteptir.

  • 1 Eylül 1868 tarihinde Galatasaray Sultanisinin açılışıyla maarifimize giren bu Fransız modeli mektepler hazırlık devresiyle birlikte 9 yıllık bir süreyi kapsamaktadır.

  • Bu mektebin açılışı sultan Abdülaziz’in 1867 Paris ziyaretine dayanır.



  • Daru’l Fünun

  • Avrupa üniversitelerini taklit etmek amacıyla İlk kez 1869 da açılan darül funun bu tarihten sonra birkaç kez kapanıp açılmış 1908 tarihine gelindiğinde İstanbul darülfünunu olarak adı değiştirilmiş ve yeniden teşkilatlandırılmıştır.

  • 1912 de şubeler fakülteye çevirilmiş ve I.Dünya savaşında Almanya’dan fen edebiyat ve hukuk alanında 20 profesör çağırılarak üniversitelerin kadroları güçlendirilmeye çalışılmıştır.



15. yüzyıldan sonra kilisenin etkisinin azalmasıyla, insan hayatında Tanrı kavramından ziyade bireyin kendisi ön plana çıkmıştır.

  • 15. yüzyıldan sonra kilisenin etkisinin azalmasıyla, insan hayatında Tanrı kavramından ziyade bireyin kendisi ön plana çıkmıştır.

  • Bu nedenle eğitimin merkezine birey alınmış ve bireyin iyiye, güzele yönelme potansiyelinin onu her yönden geliştireceğine inanılmaya başlanmıştır.

  • Bu görüşlere Hümanizma Hareketi denmiş ve İtalya’da başlayan Rönesans döneminin başlangıcı olmuştur.

  • Kısaca, Rönesans, yeniden doğma; Hümanizm ise gerçek insan eğitimi veya sadece insanlık demektir.







Rönesans eğitiminin temel özelliklerinden birisi bireyi ve bireysel gelişimi ön plana çıkarmasıdır.

  • Rönesans eğitiminin temel özelliklerinden birisi bireyi ve bireysel gelişimi ön plana çıkarmasıdır.

  • Daha önce kilisenin baskısıyla oluşan bilgilerin sorgulanmadan ve doğrudan kabul edilmesi düşüncesi, bu dönemde yerini bilimsel gelişmelerin de etkisiyle akılcı ve bilimsel bir düşünceye bırakmıştır.

  • Antik Yunan’a ait eserler okullarda yeniden ele alınmış ve incelenmiştir. İnsanın çok yönlü gelişimi amaçlanarak, dini söylemlerin etkisi giderek azalmıştır.

  • Bu dönemde ayrıca eğitim veren okul çeşidi artmıştır.

  • Böylece aynı anda insanın çok yönlü gelişimine olanak veren farklı türdeki okullar faaliyet göstermeye başlamıştır.











Yeniçağ döneminde Avrupa eğitim tarihine damgasını vuran ve günümüz eğitim sistemlerinin şekillenmesinde önemli fikirlere imza atan eğitim düşünürleri yetişmiştir. Bunlardan en önemlileri Erasmus, Comenius, Dekart, Luther, Montaigne, Ratke, Locke, ve Rousseau’dur.

  • Yeniçağ döneminde Avrupa eğitim tarihine damgasını vuran ve günümüz eğitim sistemlerinin şekillenmesinde önemli fikirlere imza atan eğitim düşünürleri yetişmiştir. Bunlardan en önemlileri Erasmus, Comenius, Dekart, Luther, Montaigne, Ratke, Locke, ve Rousseau’dur.



Erasmus okulda ve öğretimde oyuna yer verilerek öğrenmenin daha eğlenceli bir hale getirilmesi gerektiğini savunmuştur.

  • Erasmus okulda ve öğretimde oyuna yer verilerek öğrenmenin daha eğlenceli bir hale getirilmesi gerektiğini savunmuştur.



Almanyalı bir papaz olan Luther, aynı zamanda üniversite profesörü ve Protestanlık mezhebinin kurucusudur.

  • Almanyalı bir papaz olan Luther, aynı zamanda üniversite profesörü ve Protestanlık mezhebinin kurucusudur.

  • Avrupa’da laik eğitimi ilk savunanlardan biridir.

  • Eğitim işini özellikle ilköğretimi devletin üstlenmesini ve ilköğretimin herkese zorunlu olması gerektiğini vurgulamıştır.

  • Luther ayrıca, kız ve erkek çocukların aynı eğitimden geçmesini önermiştir.



Fransız deneme yazarıdır. Montaigne’e göre genel eğitim verimsiz olup özel eğitime önem verilmelidir.

  • Fransız deneme yazarıdır. Montaigne’e göre genel eğitim verimsiz olup özel eğitime önem verilmelidir.

  • Montaigne’e göre çocuklara öğretilecek bilgiler bizzat hayatın kendisinden alınmalıdır.

  • Ona göre “Çocuk doldurulacak bir kap değil, yakılacak bir ateştir.”





En çok öğretim teknikleri konusundaki katkılarından dolayı tanınmıştır.

  • En çok öğretim teknikleri konusundaki katkılarından dolayı tanınmıştır.

  • Comenius tüm çocukların, sosyo-ekonomik durum ve cinsiyet gözetmeksizin okula gitmelerini, yaşadıkları medeniyeti anlamaları ve kabul etmeleri için aynı eğitimden geçmeleri gerektiğine inanmıştır.

  • Comenius, öğretim faaliyetlerini;

  • 1) Anaokulu,

  • 2) Genel ilkokul,

  • 3) Gymnasiumlar (12–18 yaş arası orta dereceli okullar)

  • 4) Akademi ve yüksek okullar (18-24 yaş arası) olarak dört dereceye ayırmıştır.

  • Bu sınıflandırma halen bütün dünyada geçerliliğini korumaktadır



Fransız filozofu olan Dekart, matematikçi olup, yapıtlarında düşünme yöntemini araştırmış, her şeyi aklın süzgecinden geçirmek gerektiğini savunmuş ve bir konu üzerinde uslamlama yapmanın (akıl yürütme, muhakeme), karar vermenin kurallarını belirlemiştir.

  • Fransız filozofu olan Dekart, matematikçi olup, yapıtlarında düşünme yöntemini araştırmış, her şeyi aklın süzgecinden geçirmek gerektiğini savunmuş ve bir konu üzerinde uslamlama yapmanın (akıl yürütme, muhakeme), karar vermenin kurallarını belirlemiştir.

  • Dekart “Gerçek bilgi, yaparak, deneyerek öğrenilen bilgidir” görüşünü savunmaktadır.



İngiliz olan Locke, düşünce özgürlüğünü, eylemlerimizi akla göre düzenlemek anlayışını en geniş ölçüde yayan ilk düşünür olduğu için Avrupa’daki aydınlanma ve Akıl Çağı’nın gerçek kurucusu olarak kabul edilir.

  • İngiliz olan Locke, düşünce özgürlüğünü, eylemlerimizi akla göre düzenlemek anlayışını en geniş ölçüde yayan ilk düşünür olduğu için Avrupa’daki aydınlanma ve Akıl Çağı’nın gerçek kurucusu olarak kabul edilir.

  • İnsan zihni üzerine yaptığı çalışmalar doğrultusunda insan zihnini “boş bir levha”ya benzeterek eğitimin bu levhayı donatan bir aktivite olduğunu savunmuştur.



Yapılandırmacılığın dayandırıldığı yeniçağ tarihçi, felsefeci ve hukukcusu.

  • Yapılandırmacılığın dayandırıldığı yeniçağ tarihçi, felsefeci ve hukukcusu.

  • “insan ancak kendi ortaya koyduğu ürünleri bilebilir”



Fransız yazar, düşünür, filozof, politika ve müzik teorisyenidir.

  • Fransız yazar, düşünür, filozof, politika ve müzik teorisyenidir.

  • Eğitimle ilgili görüşlerini “Emile” yahut “Eğitime Dair” isimli ünlü eserinde toplamıştır.

  • Rousseau, bireyin kendi doğası içerisinde yetiştirilmesini ve bireysel eğitim modelini önermektedir.



Selçuklularda olduğu gibi Osmanlı İmparatorluğu’nda da 19. yüzyılın ortalarına gelinceye kadar eğitim ve öğretim faaliyetleri devletin sorumluluğuna alınmamıştır.

  • Selçuklularda olduğu gibi Osmanlı İmparatorluğu’nda da 19. yüzyılın ortalarına gelinceye kadar eğitim ve öğretim faaliyetleri devletin sorumluluğuna alınmamıştır.

  • Eğitim ve öğretim sadece hayır işi ve bir dini görev olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle, eğitim ve öğretim sosyal yardımlar türünde imar ve belediye işleri gibi, hayırsever Osmanlıların kurduğu “vakıflar” aracılığıyla yürütülmüştür.



XV. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun eğitimiyle ilgili kurum ve kuruluşlar “mektep” ve “medreseler” diye iki ana gruba ayrılıyordu.

  • XV. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun eğitimiyle ilgili kurum ve kuruluşlar “mektep” ve “medreseler” diye iki ana gruba ayrılıyordu.

  • Mektepler, özellikle saray, hükümet ve askerlik işlerinde çalışacak memurlara, medreseler ise dini ve hukuki bilgiler edinmek isteyen halk sınıfına aitti.

  • Eğitimin ilköğretim basamağı olarak kabul edilen “sıbyan mekteplerinde” Kuran ve namaz sureleriyle biraz da okuma ve yazma öğretilirdi.

  • Bu okullar Anadolu’da her yerde mevcuttu.

  • Çocuklar bu okullarda parasız okurlardı.

  • Saray mektepleri saraydaki çocukları okutmak, Osmanlı imparatorunun hizmetinde görev yapacak hizmet kesimini yetiştirmek üzere saraylarda açılan okullardı.

  • Öğretim dili mektep ve medreselerde Arapçaydı.



Fatih Sultan Mehmet döneminde açılan (1455) Enderun Mektebi (saray okulu) bu dönemdeki en önemli gelişmelerden birisidir.

  • Fatih Sultan Mehmet döneminde açılan (1455) Enderun Mektebi (saray okulu) bu dönemdeki en önemli gelişmelerden birisidir.

  • Bu okula Müslüman olmayan ailelerin yetenekli çocuklarından titizlikle seçilen öğrenciler alınırdı.

  • Enderun mektebinin temel amacı ileride devlet kademesinde görev alacak olan, iyi ve güvenilir devlet adamı ve asker yetiştirmekti.

  • Burada verilen eğitim esnasında, Türkçe, Arapça, Farsça, Edebiyat, Tarih, İslami Bilimler ve Matematik derslerinin yanı sıra, beden eğitimi, Türk örf ve adetleri, nezaket kuralları, askeri sporlar gibi konulara da özel önem verilirdi.

  • Bu okullar Yakın Çağda da bazı değişikliklerle eğitimini devam ettirmiş ve 1909 tarihinde kapatılmıştır.



Yakın Çağ, 1789’da yapılan Fransız İhtilâli ile başlayıp günümüze kadar süren dönemdir.

  • Yakın Çağ, 1789’da yapılan Fransız İhtilâli ile başlayıp günümüze kadar süren dönemdir.

  • Çağın iki önemli olayı Fransız İhtilâli ve Sanayi Devrimidir.



Fransız İhtilalinin getirdiği özgürlükçü düşünce, eğitime demokrasinin uyarlanmasını başlatmış ve bu dönemlerde gelişen psikolojinin verilerinden yararlanılmaya başlanmıştır.

  • Fransız İhtilalinin getirdiği özgürlükçü düşünce, eğitime demokrasinin uyarlanmasını başlatmış ve bu dönemlerde gelişen psikolojinin verilerinden yararlanılmaya başlanmıştır.

  • Sanayi devrimi ve endüstrileşmeye bağlı olarak ta eğitimde köklü değişiklikler meydana gelmiştir.

  • Bu dönemin önemli özelliklerinden birisi eğitimde bireye yönelik amaçlar yerine topluma yönelik amaçların ön plana çıkmasıdır.

  • Eğitimin daha geniş kitlelere ulaştırılarak, sanayinin ihtiyaç duyduğu teknik becerilerle donatılmış işgücünün yetiştirilmesi görevi, eğitime yüklenmiştir.

  • Endüstrileşme çağında sosyal ve ekonomik sorunlar ve bunların çözüm yollarının aranması gitgide önem kazanmıştır.

  • Bunun sonucu olarak eğitimde çeşitli felsefi akımlar (materyalist, sosyalist, pozitivist vb) ağır basmaya başlamıştır.







Avrupa’daki yenileşme hareketlerine sonradan cevap veren Osmanlı yöneticileri 1776-1839 yılları arasında eğitimde yenileşme çabalarına girmişlerdir.

  • Avrupa’daki yenileşme hareketlerine sonradan cevap veren Osmanlı yöneticileri 1776-1839 yılları arasında eğitimde yenileşme çabalarına girmişlerdir.

  • Eğitimde yenileşme hareketleri kendini önce askeri alanda göstermeye başlamıştır. Askeri okullar olarak önce Mühendishane-i Bahr-i Hümayun (1776), ardından Mühendishane-i Berr-i Hümayun (1795) açıldı.

  • 1824 yılında ise II. Mahmut bir fermanla ilköğretimi zorunlu hale getirdi.

  • 1838’de yeni okul türü olan Rüştiye Mektepleri (bugünkü ortaokul) açıldı.

  • Daha sonra, İdadi (müslim, gayri müslim bir arada ilk defa), Sultani isimleriyle liseler ve Darülfünun adıyla da yüksek öğretim kademesinde yeni eğitim kurumları oluşturulmuştur



1856 Islahat Fermanına göre:

  • 1856 Islahat Fermanına göre:

  • İlköğretim zorunludur.

  • İstanbul’da Darülmuallimin (erkek öğretmen) ve Darülmuallimat (kız öğretmen) okulları açılacaktır.

  • Okul giderlerini karşılamak amacıyla halktan yardım toplanacaktır



1879’da kabul edilen ve Osmanlının ilk anayasası olan Kanun-i Esasi, eğitimle ilgili olarak bazı hükümler içermektedir.

  • 1879’da kabul edilen ve Osmanlının ilk anayasası olan Kanun-i Esasi, eğitimle ilgili olarak bazı hükümler içermektedir.

  • Dinsel öğretime karışılmayacağı ve ilköğretimin herkes için zorunlu ve parasız olduğu ibaresi de bu anayasada belirtilmiştir.



Bu dönemde fikir hayatında bir canlanma ve yayın hayatında bir özgürleşme başlamış, Cumhuriyet Döneminde gerçekleşecek olan eğitim devriminin tohumları atılmıştır.

  • Bu dönemde fikir hayatında bir canlanma ve yayın hayatında bir özgürleşme başlamış, Cumhuriyet Döneminde gerçekleşecek olan eğitim devriminin tohumları atılmıştır.

  • Kızlar için ilk kez yüksek öğretim kurumu açılmış (1914) ve kızlar öğretmenlik dışında devlet dairelerinde memur olarak çalışmaya başlamışlardır.

  • Eğitim sisteminin millileştirilmesi, geleneksel ve modern okulların birleştirilmesi, okul öncesi ile ilgili ilk oluşumlar ve mesleki örgütlenme çalışmaları bu dönemlerde başlamıştır



20. yüzyıl, eğitimde önemli gelişmelerin kaydedildiği bir dönem olmuştur.

  • 20. yüzyıl, eğitimde önemli gelişmelerin kaydedildiği bir dönem olmuştur.

  • Bu dönemde eğitimle ilgili daha bilimsel çalışmalar yapılmıştır.

  • Özellikle psikoloji disiplini gelişmiş ve bireyin öğrenme özelliğiyle ilgili bilimsel veriler ortaya koymuştur.

  • Bunun sonucu olarak eğitimde de bu verilerden yararlanılmaya başlanmıştır.





Franklin Bobbitt

  • Franklin Bobbitt



Burrhus Frederic Skinner (1904 –1990)

  • Burrhus Frederic Skinner (1904 –1990)



1970’li yıllarda Bloom’un Tam Öğrenme Modeli ortaya çıkmıştır.

  • 1970’li yıllarda Bloom’un Tam Öğrenme Modeli ortaya çıkmıştır.

  • Bu model, uygun öğrenme koşullarının sağlanması sonucunda herkesin öğrenebileceği görüşünü ortaya koymuştur.

  • Ayrıca, öğrenmeyi etkileyen değişkenlerin düzenli olarak planlanması durumunda öğrencilerin öğrenmelerinin en üst düzeye ulaşabileceği fikrini savunmuştur.

  • Bunun bir sonucu olarak, öğrenme ortamının düzenlenmesinin öğrenme üzerindeki etkileri gittikçe önem kazanmaya başlamıştır.



1980’li yıllardan itibaren günümüze kadar ise yapılandırmacılık (constructivism), çoklu zekâ, bağlamsal öğrenme, beyin temelli öğrenme, yaşam temelli öğrenme gibi çeşitli öğrenme kuramlarının etkileri görülmekte olup, bu kuramlara uygun öğretim faaliyetleri ile öğrenci merkezli öğrenmenin gerçekleştirilmesi hedeflenmektedir.

  • 1980’li yıllardan itibaren günümüze kadar ise yapılandırmacılık (constructivism), çoklu zekâ, bağlamsal öğrenme, beyin temelli öğrenme, yaşam temelli öğrenme gibi çeşitli öğrenme kuramlarının etkileri görülmekte olup, bu kuramlara uygun öğretim faaliyetleri ile öğrenci merkezli öğrenmenin gerçekleştirilmesi hedeflenmektedir.

  • Kısacası, eğitim artık sadece okulları ilgilendiren bir süreç olmaktan çıkmış ve uluslar arası bir boyut kazanmaya başlamıştır.























Cumhuriyet Döneminde öğretmen eğitimine önem verilmiş, Cumhuriyet’i koruyacak nesilleri yetiştirecek öğretmenler yetiştirilmeye çalışılmıştır. Bu amaçla ilkokul öğretmeni yetiştirmek üzere 17 Nisan 1940 tarihli ve 3803 sayılı yasa Köy Enstitüleri açılmıştır.

  • Cumhuriyet Döneminde öğretmen eğitimine önem verilmiş, Cumhuriyet’i koruyacak nesilleri yetiştirecek öğretmenler yetiştirilmeye çalışılmıştır. Bu amaçla ilkokul öğretmeni yetiştirmek üzere 17 Nisan 1940 tarihli ve 3803 sayılı yasa Köy Enstitüleri açılmıştır.

  • Tamamen Türkiye’ye özgü olan bu eğitim projesini 28 Aralık 1938 tarihinde Milli Eğitim Bakanı olan Hasan Ali Yücel bizzat yönetmiştir.

  • Bu okullar 1954’te kapatılmıştır.



Türkiye’de Öğretmenliğin Meslekleşmesi

  • Türkiye’de Öğretmenliğin Meslekleşmesi

  • Türkiye'de öğretmenliğin bir meslek olarak değerlendirilmesine ilişkin ilk işaret 15. yüzyılın ikinci yarısında Fatih Sultan Mehmet'in kurdurduğu öğretmen yetiştirilmek için ayrı bir program öngörülmesi ve uygulanmasıdır.

  • Türkiye'de öğretmenliğin ayrı ve kendine özgü bir meslek olarak düşünülmesi ve bu meslekten olanların ayrı bir okulda yetiştirilmesinin gerekli görülmesine ilişkin ilk somut girişim ise Sultan Abdülmecit döneminde 16 mart 1848'de Darülmuallimin ( Erkek Öğretmen Okulu'nun ) açılmasıdır.



Cumhuriyetin ilk 50 yılında ilkokul öğretmenleri İlk Öğretmen Okullarından ve Köy Enstitülerinden yetişmiştir. 1973 yılında çıkarılan 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununda öğretmenlik bir ihtisas mesleği olarak kabul edilmiş ve her kademedeki öğretmenin yüksek öğrenim görmesi gerektiği ilkesi benimsenmiştir.

  • Cumhuriyetin ilk 50 yılında ilkokul öğretmenleri İlk Öğretmen Okullarından ve Köy Enstitülerinden yetişmiştir. 1973 yılında çıkarılan 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununda öğretmenlik bir ihtisas mesleği olarak kabul edilmiş ve her kademedeki öğretmenin yüksek öğrenim görmesi gerektiği ilkesi benimsenmiştir.

  • Buna dayalı olarak 2 yıllık Eğitim Enstitüleri açılmış, 1982’de bu enstitüler üniversitelere bağlanıp Eğitim Yüksek Okullarına dönüştürülmüştür.



1997 yılında ortaokul düzeyindeki bütün okullar kaldırılmış ve ilköğretim kesintisiz ve zorunlu olarak 8 yıla çıkarılmıştır.

  • 1997 yılında ortaokul düzeyindeki bütün okullar kaldırılmış ve ilköğretim kesintisiz ve zorunlu olarak 8 yıla çıkarılmıştır.

  • 2004-2005 eğitim-öğretim yılından itibaren, kademeli olarak öğretim programlarında “İlk ve en kapsamlı eğitim reformu” olarak lanse edilmiş, bu programlarla birlikte, az bilgi öz bilgi görüşü ve sarmallık ilkesi temel alınmış ve yapılandırmacı öğrenme teorisi başta olmak üzere aktif öğrenme, çoklu zekâ gibi güncel öğrenme teorilerinden faydalanılmıştır.

  • 7 Haziran 2005 tarihinden itibaren liseler dört yıla çıkarılmıştır.

  • 2012-2013 öğretim yılında 8 yıllık zorunlu eğitim 12 yıla çıkarılmış ve zorunlu eğitim 4+4+4 olacak şekilde zorunlu ve kesintili hale getirilmiştir. Okula zorunlu başlama yaşı 66 aydan itibaren zorunlu hale getirilmiştir. Ancak 2013-2014 öğretim yılında veli yazılı talebiyle 66-67-68 aylıkların okulu ertelenebilir ve 69-70-71 aylıkların okulu ise sadece raporla ertelenebilir hale getirildi.



YARARLANILAN KAYNAKLAR

  • YARARLANILAN KAYNAKLAR

  • 1. Ekiz , Durmuş ( 2006) Eğitim Bilimine Giriş. Lisans Yayıncılık. İst.

  • 2. Sönmez, Veysel. ( 2006) Eğitim Bilimine Giriş. Anı yayıncılık. Ank.

  • 3. Celep, Cevat. Meslek Olarak Öğretmenlik. Anı Yayıncılık.Ankara.2004

  • 4. Gürsel, Musa. Öğretmenlik Mesleğine Giriş. Eğitim Kitabevi. Konya. 2004

  • 5. Terzi, Ali Rıza. Öğretmenlik Mesleğine Giriş. Ümit Ofset Matbaacılık.

  • 6. Küçükahmet, Leyla. Öğretmenlik Mesleğine Giriş. Nobel Yayınları. Ankara. 2004.

  • 7. Sönmez, Veysel. Öğretmenlik Mesleğine Giriş. Anı Yayıncılık. Ankara. 2003

  • 8. Karslı, M. Durdu. Öğretmenlik Mesleğine Giriş. Pegem Yayıncılık. Ankara. 2003

  • 9. Özdemir, Servet. Öğretmenlik Mesleğine Giriş. Nobel Yayıncılık. Ankara. 2003

  • 10. Büyükkaragöz, S. Savaş. Öğretmenlik Mesleğine Giriş. Mikro Yayınları. Konya. 1998

  • 11. Akyüz, Yahya. Türk Eğitim Tarihi

  • ALBAYRAK, Osman. Eğitim Bilimine Giriş ders Notları. Rize. 2009

  • MEMDUHOĞLU ve Arkadaşları ( 2009) , Eğitim Bilimine Giriş, Pegema Yayıncılık, Ankara




Dostları ilə paylaş:


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə