TüRKİye diyanet vakfi 5 İSLÂm ansiklopediSİ (25) 5



Yüklə 1,44 Mb.
səhifə15/52
tarix27.12.2018
ölçüsü1,44 Mb.
#87599
1   ...   11   12   13   14   15   16   17   18   ...   52

KATALOG

Kütüphanelerde mevcut kitapların adlarını alfabetik yahut tematik olarak gösteren liste.

İslâm dünyasında kütüphaneler genel­likle vakıf yoluyla kurulduğu için çok defa vakfiyelere eklenen vakıf kitapların liste­leri ilk katalogları oluşturmaktaydı. Kitap ve müellif adından oluşan listeler 172 kütüphanelerin kitap mevcu­dunu gösterdiğinden kütüphane sayım­larında da kullanılmakta, ancak daha son­raki sayımlarda ortaya çıkan yeni katalog­larla bu kütüphaneler için müstakil kata­loglar da hazırlanabilmekteydi. Kaynak­larda Nizâmiyye. Mahmûdiyye, Beşîriyye, Müstansıriyye medreselerinde kurulan kütüphanelerle Sâhib b. Abbâd'ın Rey şehrinde ve Bîrûnfnin Merv'deki camisin­de kurduğu kütüphanelere ait katalogla­rın bulunduğuna dair rivayetler mevcut­tur.173 Bunlardan günümüze ancak ikisi ulaşabilmiştir. İlki, Eyyûbî hü­kümdarlarından el-Melikü'I-Eşref Musa'­nın (ö. 635/1237) Şam'daki türbesinde te­sis ettiği kütüphaneye ait oiup katalogda eser ve müellif adı, eserlerin kütüphane­de mevcut diğer nüshaları, hangi hatla yazıldıkları ve cilt sayıları belirtilmiştir. Kayrevan Ulucamii Kütüphanesi'ne ait ikinci katalog 693 (1294) yılında kütüpha­nede mevcut eserlerin listesini vermekte­dir. Sanat değeri çok yüksek önemli sayı­da Kur'ân-ı Kerîm nüshasının mevcut olduğu bu koleksiyonun katalogunda nüs­haların kâğıt cinsi, tezhibi, cildi, kullanı­lan malzeme ve kapaklarındaki süsleme­lerin türü, mürekkebin rengi gibi özellik­lerinin tesbitinde oldukça dikkatli davra-nılmıştır. Eserlerin değiştirilmesini önlemek için alınan bu tedbirlerin İslâm kü­tüphanelerinde son dönemlere kadar de­vam ettiği görülmektedir.

Bunun yanında, çok zengin bir koleksi­yona sahip olan Beytülhikme Kütüphane­si ile Fatımî Halifesi Azîz-BiİIâh'ın Kani-re'de ve II. Hakem'in Endülüs'teki saray­larında kurdukları kütüphanelerin özel olarak hazırlanmış kataloglarının mevcut olduğu kaynaklarda belirtilmektedir. Azîz-Billâh'm kütüphanesi için kırk oda tahsis edilmiş ve kitaplar konularına göre tasnif edilerek ayrı ayrı odalara yerleştirilmişti. Her odanın kapısında o odada mevcut ki­tapların katalogu bulunmaktaydı. Büvey-hî Hükümdarı Adudüddevle'nin Şîraz'da tesis ettiği kütüphane ile Sâmânî Hüküm­darı Nûh b. Mansûr'un Buhara'daki kü­tüphanesi de bu sistemle kataloglanmış-tı. II. Hakem'in saray kütüphanesinde mevcut divanların katalogu her biri yirmi varaktan oluşan kırk dört cilt tutmak­taydı. Ortaçağ İslâm dünyası kütüpha­nelerinin katalogları, mevcut bazı örnek­lerden ve kaynakların rivayetlerinden anlaşıldığına göre ya alfabetik olarak ya da ilimlere göre tasnif edilip hazırlan­maktaydı.

Kuruluş dönemi Osmanlı kütüphane­lerinde de ilk katalogları vakfiyelere ekli kitap listeleri oluşturmaktaydı. Ancak II. Murad devrine kadar kurulduğu tesbit edilebilen birkaç kütüphanenin vakfiyesi bulunmadığından ilk kataloglar olarak ad­landırılabilecek bu kitap listeleri hakkında bilgi mevcut değildir. II. Murad'm Edir­ne'de tesis ettiği dârülhadisin 838 (1435) tarihli vakfiyesinin sonunda ise bu kütüp­hanede bulunan kitapların bir listesi vardır.174 İlk bakışta bir sis­teme bağlı olmayarak kitap adlarının sı­ralanmasından meydana gelmiş gibi gö­rünen bu listenin verilen kitap adlan in­celendiğinde kendine göre bir tasnifi bu­lunduğu anlaşılmaktadır. Listede kitap adları sayılırken önce tefsire dair eserler, ardından hadis kitapları verilmiştir. Kita­bın kaç ciltten meydana geldiği belirtil­miş, bazıları için "mükemmel" denilerek fizikî durumu tesbit edilmeye çalışılmış­tır.

Timurtaş Paşaoğlu Umur Bey'in Bur-sa'daki camisine vakfettiği kitapların ilk listesi. Umur Bey vakıflarına ait

(1440) tarihli vakfiyenin sonunda yer al­maktadır. Bu listede "Kütüb-i Türkiyye" başlığını taşıyan bölümde bir sıra gözetil­meden sadece kitapların adlan verilip cilt sayılan belirtilmiştir.175 Aynı vakfiyenin sonunda Umur Bey'in Bergama'daki medresesine vak­fettiği birkaç kitabın adı da bulunmak­tadır. Ayrıca Umur Bey'in 857'de (1453) yaptığı bir vakıf kaydında vakfetmiş ol­duğu kitapların diğer bir listesi vardır.176 Her iki listede de müellif adları verilmemiştir. Üçüncü liste 861 (1456) tarihli Arapça vakfiyenin arkasında bulunmaktadır.177 Burada bazan kitap adlarından sonra müellif adı. eserin dili ve daima cilt sayısının verildiği görülmektedir. Adı tesbit edilemeyen birkaç eser için muhte­vası belirtilerek tanımlama yoluna gidil­miştir: "Ehl-i bid'atta'ni için düzülen kitab". Tıbdan Arabî mecmua", "Türkî ma­nâlı mushaf", "Ahmedî nazmı tıb" gibi. İs-hak Bey'in 848'de (1445) Üsküp'te med­resesinde kurduğu kütüphanede bulunan kitapların listesi medreseye ait vakfiyenin içindedir.178

Fethin arkasından İstanbul'da tesis edi­len bazı kütüphanelerin de katalogları mevcuttur. Fâtih KülIiyesi'nde(875/1470), ilk defa dört medresede kurulan kütüp­hanelerin kitap listeleri külliyeye ait bir vakfiye parçasının arkasına kaydedilmiş­tir.179 Bunlarda konu başlıkları bulunma­makla beraber kitapların sıralanışında ön­ce tefsire, ardından hadis ve fıkha dair eserlerin verilmesine çatışılmış, ayrıca cilt sayıları, tamam olup olmadıkları, bazıla­rının yazar adları verilmiştir. Daha sonra­ki bir tarihte Fâtih Camii'ndeki kütüpha­neye nakledilen bu koleksiyonların kata­logunun hazırlanmasıyla kâtib-i kütübün görevlendirildiği Fâtih Sultan Mehmed vakfiyesinde belirtilmişse de 180 968'de (1560-61) bu kütüpha­nenin bir katalogunu hazırlayan Hacı Hasanzâde, gördüğü kataloglar içinde Fâtih devrinde hazırlanmış bir katalogun bu­lunduğundan söz etmemiştir. Sadrazam Mahmud Paşa İstanbul ve Hasköy'deki medreselerinde 181 Şeyh Vefa Efen­di Vefa'daki zaviyesinde 182 tesis ettikleri kütüphanelerde bulunan kitap­ları vakfiyelerine tek tek adlarıyla yazmayıp konu başlıklarına göre tasnif etmişler ve her konuda kaç kitap bulunduğunu belirtmişlerdir. Bu iki çalışma konu başlı­ğı tesbitinde ilk denemeler olarak kabul edilebilir. Edirne'nin vakıf tahririne ait bir defterde bulunan, Fâtih Sultan Mehmed devrinde burada kurulan birkaç kütüpha­nenin koleksiyon listeleri de önceki vak­fiyelere ekli listelerden farklı bir özellik göstermez.183

Konya'da Sadreddin Konevî Dergâhı'n-da bulunan kütüphanenin 888 (1483) ta­rihli katalogunda 184 öncekilerden farklı olarak kitap­lardan bazılarının müellif hattı olduğu be­lirtilmiş, bazılarının da müellif adları ve­rilmiştir. II. Bayezid'in Edirne'deki külliye­sinin 895 (1490) tarihli vakfiyesinde kül­liyedeki kütüphanede mevcut kırk iki cilt kitabın listesinde 185 eserler konu başlıkları altında toplandığı gibi her kitabın adından sonra yazarı, cilt sayısı ve yaprak adedi de belirtilmiştir. Aynı dönemde İstanbul'da ve İstanbul dı­şında kurulan bazı kütüphanelerin de lis­te şeklinde düzenlenmiş katalogları bu­lunmaktadır.

Vakfiyelere ekli katalog örneklerinden sonra XVI. yüzyılda düzenli müstakil kata­logların ortaya çıktığı görülmektedir. Bu yüzyıldan günümüze üç müstakil katalog ulaşmıştır. Topkapı Sarayı'ndaki kütüp­haneye ait olan ilki 186 340 yaprak olup II. Bayezid'in emriyle hazırlanmıştır (908/1502). Kata­logun başında yer alan beş sayfalık sınıf­landırmaya ait kurallar bu konudaki ilk örnek olması bakımından önemlidir. Adını belirtmeyen kütüphaneci burada, kitap­ları kataloglarken karşılaştığı güçlükleri ve bulduğu çözüm yollarını anlatmakta­dır. İkinci katalog Fâtih Camii Kütüphane-si'ne aittir ve muhtemelen 11. Bayezid dö­neminde Mehmed b. Ali Fenârî tarafın­dan hazırlanmıştır.187 Mukaddimesinde, kütüphane­deki eserlerin raflara hangi sıraya göre yerleştirilmesi gerektiği üzerinde duru­lan katalogda mevcut 1241 eserin fizikî özellikleri en ince noktalarına kadar ve­rilmiştir. Bu uygulama, kitapların değiş­tirilmesinin önüne geçebilmek için halka açık bütün kütüphanelerin kataloglarında son dönemlere kadar sürmüştür. Yine Fâtih Camii Kütüphanesi'ne ait üçüncü ka­talog 188 968'de (1560-61). Semâniye müderrislerinden Hacı Hasan-zâde Mehmed b. Hızır tarafından hazır­lanmıştır. "Defter-i kütüb" olarak adlan­dırılan katalogun başında yer alan Arap­ça giriş, hem kitabın Osmanlı cemiyetin­deki yerini hem de bu kütüphanenin ta­rihini ve yapılan kataloglama çalışmala­rını anlatması bakımından önemlidir. Ka­talogun birinci bölümünde Fâtih Sultan Mehmed tarafından vakfedilen 839 kita­bın bibliyografik künyeleri, ikinci bölüm­de "İlhâkât-ı Kadîme" başlığı altında çe­şitli kimseler tarafından vakfedilen kitap­lar, üçüncü bölümde bağışlanan müsta­kil koleksiyonlar bulunmaktadır. Her üç bölümde kâğıdın cinsi ve rengi, cildin özellikleri, yazı türü, kullanılan mürekke­bin rengi, tezhipli sayfa ve şekiller kayde­dildikten sonra eğer varsa hattatın adı, bazan istinsah ve mukabele görmüşse mukabele kaydı, sayfa sayısı ve eseri vak­feden kimsenin adı verilmektedir.

XVI. yüzyılın ikinci yansından itibaren vakfiyelere ekli basit kitap listelerinin ge­liştiği, kitap adlarının tasnifli bir şekilde verilmesinin yanında tavsiflerinin de titiz­likle yapıldığı görülmektedir. II. Selim'in kızı İsmihan Sultan, Eyüp'te yaptırdığı medresesi için düzenlettiği 976 (1568) tarihli vakfiyesinde vakfettiği kitapların özelliklerini en ince ayrıntılarına kadar tesbit ettirmiştir.189 II. Seüm'in Edirne'de 982 (1574-75) yılın­da yapımı tamamlanan külliyesinde kur­duğu kütüphanenin bu külliyenin vakfiye­sinin sonunda yer alan katalogunun giri­şinde,190Hazînei Âmire'den medreseye vakfedilmek üzere çıkarılan kitapların "evsâfıyla defter olun­mak ferman olunmağın" denildiğine göre bu dönemde de katalog karşılığında "def­ter" kelimesi kullanılmaktaydı. Bu vakfi­yede fıkıh bölümünde "fetva" adıyla yeni bir alt başlığın ihdas edildiği görülmek­tedir.

XVII. yüzyılda tesis edilen kütüphanele­rin vakfiyelerine eklenen kataloglarda ko­leksiyonların zenginleşmesiyle konu baş­lıklarında artma olduğu gibi bazı katalog­larda alt konu başlıkları da kullanılmaya başlanır. Feyzullah Efendi Kütüphanesi'nin (111/1699) katalogunda tefsir, hadis gibi ilim dallarından sonra bu konularda yazılan şerh ve haşiyeler için ayrı bölüm açıldığı, tarih ve siyer bölümüne "Esâ-mî-i Ricâl-i Hadîs" başlığının eklendiği 191bazı ilim dallarına ait konu başlıklarından sonra da "ve mâ yünâsi-bühâ" ibaresiyle bu ilim­lerin kapsamının genişletildiği görülmek­tedir.

XVIII. yüzyıl başlarında vakfiyelere ekli liste-katalogların yanında müstakil ka­taloglar da yaygınlaşmaya başlar. Yine defter olarak adlandırılan bu kataloglar, tasnif sistemi bakımından XVI-XVM. yüz­yıllarda hazırlananlardan pek farklı de­ğildir. Zenginleşen ve çeşitlenen koleksi­yonlar katalog hazırlayıcılarını yeni konu başlıkları bulmaya zorlamışsa da ne konu başlıklarının tesbitinde ne de sıralanışın­da bir birliğe gidilebilmiştir. Turhan Valide Sultan'ın Yenicami'deki türbesinde kur­duğu kütüphanenin 1123te(1711) hazır­lanmış katalogu ile 192 III. Ahmed'in Yenica-mi Kütüphanesi katalogunda193 mevcut kitaplara göre yeni ko­nu başlıkları bulunduğu görülmektedir. İlkinde siyer ve tarih ayrı konu başlıkları olarak alınmış, "kasâid" diye yeni bir bö­lüm açılmıştır. Yenicami katalogunda ise hikmet, tıp ve hey'ete diğer bir konu baş­lığı olarak hesap eklenmiştir.

XVIII. yüzyılın ikinci yarısında tesis edi­len kütüphanelerin kataloglarında konu başlıklarının tesbitinde ve sıralanmasın­da bazı farklı uygulamalar mevcuttur. Râgıb Paşa Kütüphanesinin (1176/1762) "Râgıb Mehmed Paşa Kütüphanesi'nin Defteridir" 194 başlığını taşıyan katalogunda tefsir bölümüne Keşşaf Tefsin ve hâşiyeleriyle Kadı Tef­siri ve haşiyeleri olmak üzere iki alt baş­lık eklenmiştir. III. Mustafa'nın Bostancı­lar Ocaği'nda kurduğu kütüphanenin ka­talogunda da 195 çok sayıda divan için bir konu başlığı açıldığı görülmektedir. Çelebi Abdullah Efendi Kütüphanesi katalogunda 196 "aruz, aka-id, evrâd" gibi değişik konu başlıkları, ay­rıca "Kütüb-i Mutebere" başlığı altında Takrirât-ı Dâvûd Efendi, Bahrü'l-ke-lâm, eş-Şekâ'iku'n-nu'mâniyye, Kitâ-bü'1-İrşâd ve Heyâkİlü'n-nûrgibi deği­şik konulardaki kitaplar bulunmaktadır.

Kütüphanelerin kuruluşunda olduğu gibi kontrol ve sayımlan sırasında da ko­leksiyonların yeni durumlarını aksettire­cek kataloglar yapılmış, özellikle kütüp­hanede mevcut kitapların satır sayısı kontrol edilip esas defterdeki sayılarla karşılaştırılarak kitapların değiştirilip değiştirilmediği belirlenmeye çalışılmıştır. Genellikle esas katalogların bir kopyası şeklinde yapılan bu kataloglar tasnif usu­lü bakımından bir yenilik getirmemektey­di. Kütüphanelerde mevcut kitapların bir bölümü veya tamamı başka bir yere ta­şındığında yeni katalogu hazırlanmak­taydı. Râbia Hatun'un Ayasofya Camii'ne vakfettiği kitaplar Beşir Ağa'nın Eyüp'­teki dârülhadisine nakledildiğinde 197 Galata­saray Kütüphanesi'nin kitapları Fâtih ve Ayasofya kütüphanelerine götürüldüğün­de 198 III. Mustafa'nın Bostan­cılar Ocağı'ndaki kütüphanesi Lâleli Med-resesi'ne ve Taşköprizâde İbrahim Efendi kitaplarıyla diğer bazı koleksiyonlar Fâtih Camii'nden Veliyyüddin Efendi Kütüpha-nesi'ne 199 taşındığında yeni kata­logları düzenlenmiştir.

XIX. yüzyılın başlarında bir kısım kü­tüphaneler için genellikle kitap adlarının, bazan da yazar adlarının verildiği basit kataloglar hazırlanmıştır. "El defteri" diye adlandırılan bu kataloglarda kitap adları­nın altında numaralar bulunmaktadır. Bu kataloglar muhtemelen kütüphanede okuyucunun kitap seçmesi ve istenilen kitabın bulunması için hazırlanmıştır.

XVIII. yüzyıl sonlarıyla XIX. yüzyıl baş­larında İstanbul'da ve diğer şehirlerde te­sis edilen kütüphanelerin büyük bir dik­katle hazırlanmış katalogları mevcuttur. Ancak bunlarda hem tasnif hem konu başlığı tesbiti bakımından bir gelişme ol­madığı gibi diğer kataloglarda bulunan bazı eksiklerin devam ettiği görülmekte­dir. Vakıf kütüphaneleri için hazırlanan katalogların hepsi konu katalogudur. Tef­sir, hadis, fıkıh ve kelâm dışındaki konu başlıkları kütüphanelerin koleksiyonları­na göre değişmektedir. Konu başlıkların­da 1. Mahmud devrinden itibaren bir art­ma görülürse de hemen hemen her dö­nemde koleksiyonların tasnifinde başlık­ların yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Bu­nun yanında bazı katalog hazırlayıcıları­nın kitapları yanlış konu başlığı altına koy­maları veya aynı eserin iki nüshasını iki ayrı konu başlığı altında göstermeleri de kataloglarda görülen Önemli kusurlardandır. Dinî ilimlerle ilgili kitapların daima doğru şekilde konulandırılması katalog­ları hazırlayanların iyi bir medrese tahsili yaptıklarını gösterirse de bu kişilerin ta­rih, edebiyat, biyografi ve bibliyografyaya dair eserlerin tasnifinde aynı başarıyı elde edememeleri adı geçen ilimlerde ye­terli kültüre sahip olmamalarıyla açıkla­nabilir.

Kütüphaneler kurulduğunda ilk kata­logları vakıf kurucuları tarafından genel­likle ilmiye sınıfından kimselere yaptırıl­maktaydı. XVIII. yüzyılın ortalarına kadar kütüphanelerde görevlendirilen kâtib-i kütübün bir görevi de gerektiğinde kü­tüphanede mevcut kitapların katalogunu hazırlamaktı. Kendisine muhtemelen hâ-fız-ı kütüb de yardım etmekteydi. Kütüp­hanelerin sayım ve kontrolü neticesinde ortaya çıkan yeni katalogların hazırlanmasında ise hâfız-ı kütüblerin yanında va­kıf nâzın ve mütevellisi, evkaf müfettişi ve kâtibi de önemli rol oynamaktaydı.

Tanzimat'tan sonra kütüphanelerin kontrol ve sayımiyla ilgili çalışmalar yeni katalogların hazırlanmasını gerektirmiş­tir. Koleksiyonun sayım tarihindeki duru­munu ve kayıpların tesbitini hedefleyen bu kataloglar daha önce hazırlanan sa­yım kataloglarından pek farklı bir özellik göstermez. Fakat XIX. yüzyılın ortaların­da başlayan Önemli bir kataloglama faa­liyeti görülmektedir. İstanbul'da mevcut vakıf kütüphanelerinden kitapların top­lu katalogunun hazırlanması yönündeki bu faaliyetlerin ilki olarak Ali Fethi Bey, 1850-1854 yıllarında hazırladığı ve el-Âsârü'I-AIiyye fî hazâini'i-kütübi'1-Os-mâniyye adını verdiği katalogunda kırk altı vakıf kütüphanesindeki eserleri on dört konu başlığı altında sınıflandırarak vermiştir. Basılması için padişaha arzedilen katalog basılamamış ve günümüze ancak iki yazma nüshası ulaşabilmiştir.200 Ali Fethi Bey'in çalışmasından bu konuda ilk örnek olması bakımından övgüyle söz edil­mişse de eser kütüphanecilik açısından çok zayıftır. Kitapların genel bir alfabetik sıraya göre değil ait oldukları ilim dalının altında verilmiş olması aranan kitabın ko­layca bulunmasını mümkün kılmamakta­dır. Ayrıca eserlerin bulundukları kütüp-hanelerdeki yer numaralarının kaydedil­memesi bir sorun yaratmaktadır. Bibli­yografik künyelerin verilişinde de birlik sağlanamamış, bazı yerlerde müellif isim­leri belirtilmemiştir. İlimlerin tasnifinde de tutarsızlıklar olduğu görülmektedir.

Bu teşebbüsten muhtemelen çeyrek asır sonra İstanbul kütüphanelerinin di­ğer bir toplu katalogunun hazırlandığı gö­rülmektedir. Günümüze matbu şekilde tek nüsha olarak ulaşan 552 sayfalık bu katalogun 201 basıldığı tarih ve hazırlayı­cısı kesin olarak bilinmemektedir. Osman Ergin'in kitap meraklılarının sözlü rivayet­lerinden tesbit ettiğine göre eser, 1861-1870 yıllarında İstanbul'da kütüphane­ler müfettişi olan Abdurrahman Nâcim Efendi tarafından hazırlanmıştır. Abdur­rahman Nâcim Efendi'nin Damad İbra­him Paşa ile Râgıb Paşa kütüphaneleri­nin kataloglarını hazırlayıp bastırmış ol­ması böyle bir işe girişmiş olacağı ihtima­lini kuvvetlendirmektedir. İstanbul'daki yirmi dört vakıf kütüphanesinde mevcut kitapları ihtiva eden katalogun Ali Fethi Bey'in hazırladığı katalogdan en önemli farkı, kitapların bulundukları kütüphane-lerdeki yer numaralarının belirtilerek on dokuz konu başlığı altında alfabetik sis­temle ve mümkün olduğunca müellifle­rine de İşaret edilmiş olmasıdır. Bunda da kitapların alfabetik de olsa ilim dallan al­tında sıralanması aranan kitabın bulun­masını güçleştirmektedir.

İstanbul dışında kütüphanelerin yoğun olduğu iki vilâyette de toplu kataloglama çalışması denebilecek bir faaliyet görül­mektedir. Konya vilâyetinin 1290 r. (1874) yılına ait salnamesinde, bölgede bulunan yirmi bir kütüphanedeki kitapların liste­si Ali Fethi Bey'in kataloguna benzer şe­kilde, fakat müellif adı belirtilmeden verilmiştir. Bursa bölgesindeki kütüpha­nelerde mevcut kitapların listeleri de benzer bir tarzda bu vilâyete ait 1303 r. (1887) tarihli salnamede yer almaktadır.

İstanbul'daki vakıf kütüphanelerinin tek tek kataloglarının hazırlanması için XIX. yüzyılın ortalarında başlayan çeşitli faaliyetler olmakla birlikte bu işten bir sonuç alınması ancak çeyrek asır sonra mümkün olabilmiştir. Başbakanlık Arşi-vi'ndeki yazışmalardan bu işe 1862 yılın­dan önce başlandığı anlaşılmakta, fakat kütüphanelerin idaresinin Maarif Nezâreti"ne devrinden İtibaren çalışmaların daha düzenli olarak yürütüldüğü ve ka­talogların teker teker basıldığı görülmek­tedir. II. Abdülhamid döneminde hazır­landıklarından "Devr-i Hamîdî katalogla­rı" diye adlandırılan bu kataloglar içerik bakımından daha öncekilerden pek farklı değildir. Eserlerin ismi, müellifi, müellifin vefat tarihi, dili, cilt sayısı, yazı cinsi ve mülâhazat hanesinin altında önemli fizikî özellikleri belirtilmiştir. Önceki katalog­lardan en önemli farkları kitapların yer numaralarının yazılmış olmasıdır. Maarif Nâzın Münif Paşa'nın ön ayak olduğu bu çalışma neticesinde İstanbul'da mevcut altmış yedi vakıf kütüphanesinin katalog­ları 1884ten başlanarak on iki yılda kırk cilt halinde basılmıştır. Bu kataloglar kart katalogları hazırlanıncaya kadar uzun sü­re kullanılmıştır.

11. Meşrutiyet döneminde kütüphane­ler alanında da bazı yenilikler yapma ih­tiyacı duyulmuş, Sadrazam Hüseyin Hilmi Paşa'nın teşebbüsüyle bu konuda bir ra­por hazırlaması için Mısır Meclisü'n-nüz-zâr ikinci kâtibi, bibliyografya uzmanı Ah-med Zeki Paşa İstanbul'a davet edilmiş­tir. Ahmed Zeki Paşa. 1909 yılında sadâ­rete sunduğu doksan altı maddeden olu­şan raporunda 202 kütüphanelerle ilgili bir­çok hususun yanında "Devr-i Hamîdî ka­taloglarının yetersizliğine ve kullanma­da arzettikleri güçlüğe temas etmiş, bun­ların güvenilir olmadığını belirtmiştir. Çok değerli bir hazine olarak nitelendirdiği İstanbul kütüphanelerinden faydalanılabilmesi için gösterdiği esaslara göre bir toplu katalog hazırlanmasının, buna da yazar ve kitap adlarını içeren iki dizin eklenmesinin yerinde olacağını ifade etmiş­tir.

Bu rapordan bir süre sonra Evkaf Ne­zâreti kütüphaneler müfettişi Muhtar Bey, Mısır kütüphaneleri fihristi tarzında İstanbul kütüphanelerine ait bir toplu ka­talog hazırlamak üzere kütübhâne-i umû­mî memurlarından Ebülhayr Efendi'yi gö­revlendirmiş ve hazırlanan fişlerden bir formalık katalog örneği bastırarak 1 Mart 1333 (1915) tarihli bir raporla Evkaf Ne-zâreti'ne takdim etmiştir. Dârü'l-kütübi'l-Mısriyye'nin katalogu model alınıp kitap adına göre alfabetik olarak hazırlanan bu örnekte eser ve müellifi hakkında bilgi verilmiş, eserin çeşitli kütüphane kata­loglarındaki numaralan ve bibliyografik künyesinin eğer varsa farklı şekillerde tesbiti belirtilmiş ve tashihi yapılmıştır. Eldeki örnekten oldukça kullanışlı bir ka­talog olacağı anlaşılan çalışma, kütüpha­ne konusuna özel bir ilgi duyan Şeyhülis­lâm ve Evkaf Nâzın Hayri Efendi'nin ne­zâretten ayrılması ve 1. Dünya Savaşı yü­zünden sonuçsuz kalmıştır.

Cumhuriyet'in ilânından sonra Evkaf Nezâreti'nin lağvedilmesi üzerine Maarif Vekâleti'nin kontrolüne verilen vakıf kü­tüphanelerinin kataloglarının hazırlanma­sıyla ilgili faaliyetler başlatılmış ve gerekli

çalışmalar yapılmıştır. Fransa'da kütüp­hanecilik eğitimi alan Fehmi Ethem Ka-ratay'ın İstanbul'da açtığı kütüphanecilik kurslarında kataloglamaya önem veril­miş, derslerin büyük bir bölümü katalog­lama usulleri, katalog çeşitleri ve bibli­yografyaya ayrılmıştır. Celâl Esat Arse-ven'in Notlar ve Kütüphanelere Dair Usûl Tasnîi adlı eseriyle Paul Goyas'tan Ahmed Saffet'in Halk Kütüphanelerinin Sûret-i Te'sîsi ve Usûl-i İdaresi adıyla çevirdiği kitapta (İstanbul 1341) ve Nebil Emil Buharioğ-lu'nun Büyük Millet Meclisi Kütüpha­nesi Fihristi'nın (Ankara 1341) önsözün­de kataloglama kuralları üzerinde durul­muştur. Bunları Uluğ İğdemir ve Fehmi Ethem Karatay'ın kataloglama konusun­daki eserleri takip etmiş. Millî Eğitim Ba­kanlığı da kılavuz niteliğinde bir kitap ya­yımlamıştır.203 Bu arada defter şeklindeki ka­talogların hazırlanmasından vazgeçilerek fiş kataloglarına başlanmıştır. Bu usulün ilk uygulamaları arasında İstanbul Üni­versitesi Kütüphanesi ile İstanbul Arkeo­loji Müzesi Kütüphanesi'nde yapılan ça­lışmalar bilinmektedir.

Millî Kütüphane'nin kurulmasıyla bir­likte faaliyetler daha düzenli bir şekilde yürütülmeye başlanmış, kataloglamada birlik sağlanmaya çalışılmış ve bu konuda Basma Eserler Alfabetik Katalog Kai­deleri: Enstrüksiyon (Ankara 1957) adıy­la bir eser neşredilmiştir. Millî Kütüpha­ne'nin bünyesinde kurulan Bibliyografya Enstitüsü bu faaliyetleri yürüttüğü gibi Türkiye'de çıkan bütün yayınların bibli­yografik künyelerini veren ve ilk üç cildi 1933'te yayımlanan, daha sonra yayımı bir süre Derleme Müdürlüğü tarafından sürdürülen Türkiye Bibliyografyası' 1955 tarihinden itibaren neşretmeye baş­lamıştır. Kataloglama konusunda birlik sağlamak amacıyla yapılan çalışmaların 1970'li yıllarda zayıfladığı ve yerine mil­letlerarası kuralların adaptasyonu için ça­lışmalar başlatıldığı, bunun sonucu ola­rak Anglo-Amerikan kataloglama kural­larının çevirilerinin yapıldığı görülmekte­dir.

Öte yandan Osmanlı döneminde vakıf kütüphanelerindeki yazma eserleri ka­taloglama konusunda yapılan çalışmalar Cumhuriyet döneminde de sürdürülmüş, 1927'de Maarif Vekâleti tarafından İstan­bul Kütüphaneleri Tasnif Komisyonu kurulmuş, ancak altı ay çalıştıktan sonra ça­lışmaları durdurulmuştur. 2 Mart 1935"-te teşkil edilen diğer üir komisyon kata­loglama faaliyetine tekrar başlamıştır. Bu komisyonda Helmutt Ritter, Muallim Cev­det, Mehmet Ali Ayni. Zâkir Kadiri Ugan, Ömer Ferit Kam, Hüseyin Hüsâmeddin Yasar, Abdullah Atıf Tüzüner, Nail Tuman, Tâhirülmevlevî gibi o dönemin ünlü bil­ginleri bulunmaktaydı. Çalışmalar neti­cesinde 1943-1962 yıllan arasında on bir fasikülden oluşan İstanbul Kütüphane­leri Tarih-Coğrafya Yazmaları Katalo­gu yayımlanmıştır. Aynı komisyonun ha­zırladığı İstanbul Kütüphaneleri Türkçe Yazma Divanlar Katalogu 1947-1976 arasında tamamlanmıştır. Millî Eğitim Bakanlığı'nın öncülük ettiği bu çalışma­lar daha sonraki yıllarda da devam etmiş ve İstanbul'da Topkapı Sarayı Müzesi Kü­tüphanesi, Konya'da Mevlâna Müzesi Kü­tüphanesi başta olmak üzere çeşitli kü­tüphanelerin katalogları hazırlanmıştır. Cumhuriyet döneminde bu konuda yapı­lan en önemli teşebbüs ise Türkiye'deki kütüphanelerde mevcut yazma eserlerin kataloglanmasmı hedefleyen Türkiye Yazmaları Toplu Katalogu (TÜYATOK) projesidir. 1978'de başlatılan proje ile ba­zı şehirlerdeki kütüphane koleksiyonları kataloglanmış ve basılmıştır. Son yıllarda yavaşlayan bu çalışma neticesinde bugü­ne kadar yirmi dört cilt çıkarılmıştır.

Yazma eserlerin kataloglanması konu­sunda diğer önemli bir teşebbüs de İslâm Konferansı Teşkilâtı'na bağlı olarak faali­yet gösteren İslâm Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA) tarafından gerçekleştirilmiş, Türkiye kütüphanele­rindeki tıp yazmalarının. Köprülü Kütüp-hanesi'nin katalogunun basımı ve daha önce Ramazan Şeşen tarafından yayım­lanan Türkiye Kütüphanelerindeki Na­dir Eserler adlı üç ciltlik eserin genişle­tilmiş baskısı yapılmıştır.

Türkiye'deki yazma kataloglarıyla ilgili diğer bir çalışma da İstanbul'da Türkiye Diyanet Vakfı'nın kurmuş olduğu İslâm Araştırmaları Merkezİ'nin (İSAM), Türki­ye'de bütün kütüphanelerde mevcut yaz­ma eserlerin bibliyografik künyelerinin bilgisayara yüklenerek bir toplu katalog ortaya koyma yönündeki faaliyetidir. Kü­tüphane fişlerindeki bilgilerden oluşacak bu katalog çalışması için bugüne kadar Türkiye'deki doksan bir kütüphaneye ait 235.000 yazma eser künyesi bilgisayara yüklenmiş olup halen fişlerdeki yanlışlık­lar düzeltilmeye ve birlik sağlanmaya ça­lışılmaktadır. Bu çalışma sayesinde bir müellifin Türkiye kütüphanelerindeki eserlerini kolaylıkla tesbit etmek müm­kün olabilecektir.


Bibliyografya :

GÖkbilgin, Edirne ue Paşa Livası, s. 42-46; Youssef Eche, Les bibliothequ.es arabes, Damas 1967, s. 315-324; Selâhaddinel-Müneccid. Ka-üâ'idü fihristi'l-mahtûtâti'l-'Arabiyye, Beyrut 1976, s. 20-30; M. Mahir Hamâde. et-Mektebat fı'l-hiâm, Beyrut 1978, s. 154-157; Mîrî Abûdî Fütûhî, Fehresetü'l-mahtûtâtİ't-'Arabiyye, Bağ-dad 1980, s. 54-55; Necmettin Sefercioğlu. "Union Catalogues in Turkey in the Nineteenth Century", Ankara üniuersilesi. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Kütüphanecilik Bölümü XXV. Yıl Anı Kitabı (1954 -55/1979 -80), Ankara 1981, s. 91-93; Ramazan Şeşen, Salâhaddîn Devrinde Eyyûbîler Devleti, İstanbul 1983, s. 270-271; İsmail E. Erünsal. Kütüphanecilikle İlgili Osmanlıca Metinler ve Belgeler, İstanbul 1983-90, I, 382-386; II, 371-372; a.mlf., Türk Kütüphaneleri Tarihi II, s. 213-235; a.mlf., "A Brief Survey of the Development of Turkish Library Catalogues", Libri, Ll/l, Munich 2001, s. 1 -7; Yahya Mahmûd Sââtî. el-Vakfve bünye-tü'i-mektebeti't-'Arabiyye, Riyad 1988, s. 153-155; R. Tuba Çavdar, Tanzimat'tan Cıtmhuri-yet'e Kadar Osmanlı Kütüphanelerinin Gelişi­mi (doktora tezi, 1995), İÜ Sosyal Bilimler Ensti­tüsü, s. 93-100; Kabir Ahmad Khan. "Organi-zation and Administration of Libı'ades in the Islamic World", IC, LV/2 (1981). s. 124-125; Ha­san S. Keseroğlu. "Türkiye'de Katalog ve Kata-loglamanın Tarihçesi", İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Kütüphanecilik Dergisi, sy. 1, İstanbul 1987, s. 168-173; Ali Birinci. "Ab-durrahman Nâcim", Müteferrika, sy. 8-9, İs­tanbul 1996, s. 114 (konuyla ilgili arşiv kaynak­lan metin İçinde verilmiştir). İsmail E. Erünsal




Yüklə 1,44 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   11   12   13   14   15   16   17   18   ...   52




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin