ÜÇÜNCÜ fasilarafat ve müzdeliFE'de telbiYE



Yüklə 0,56 Mb.
səhifə7/19
tarix27.12.2018
ölçüsü0,56 Mb.
#86768
1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   ...   19

233) “Arabın efendisi Ali'dir."

Hakim Sahih'inde İbn-i Abbas'dan merfu olarak; "Ben Adem oğullarının efendisi, Ali de Arapların efendisidir." ifadesiyle bir hadis daha rivayet etmiştir. Bunun daha birçok şahitleri varsa da hepsi zayıftir. Hatta Zehebi mevzu olduğuna hükmedecek derecede cesaret göstermiştir. Ben de derim ki, Belki Zehebi ifadesinin doğruluğuna bakmadan mana üzerinde durarak bir hükme varmıştır. Halbuki bu hadisi Zerkeşi de rivayet etmiş ve daha birçoklarında rivayet edilmiştir. Ayrıca İbn-i Asakir Kays b. Ebi Hazim'den mürsel olarak, "Ben Adem oğullarının efendisiyim. Ebu Bekr Arabın yaşlılarının, Ali ise gençlerinin efendileridir" tarzında rivayet etmiştir. Bu rivayetle hadis hakkındaki şüphe ortadan kalkmış olur. Çünkü "Arapça" demekle her haliyle Arabın her cinsi murad edilmiş değildir.



234) “En zayıfınız gibi yürüyünüz (yani kibir etmeyiniz.)"

Sehavi bu ifade ile bir hadis bilmediğini, fakat mana bakımından, "İnsanlara imam o, fakat en düşkünleriyle düş, kalk ve onlara uy." hadisine uygundur, dedi.



235) “İnsanları sevk ve idare, hayvanları sevk ve idareden daha zordur."

Bu sözü Nevevi Tehzib'inde zikretti ve İmam-ı Şafi'inin hikmetli sözlerindendir, dedi.



236) “Yakın zamanda benim namıma yalan uydurulur."

İbn-i Mülakkan; hadisi bu ifadeyle bulamadım, dedi. Müslim'in İfrat'ında Ebu Hüreyre'den, "Ahir zamanda yalancı deccaller çıkar" diye bir rivayet vardır.



237) “Bilal'in (Ş) harfini (S) okuması, Allah katında (Ş) yerine geçer."

İbn-i Kesir, aslı olmadığını söylemiştir.



238) “Kadınlar ile meşveret ediniz, fakat fikirlerine uymayınız"

Ma'na bakımından uyar bir yolu varsa da, lafzı bakımından hadis değildir. Sehavi; bu mealde, Enes ve Aişe'den gelen rivayetlerin de zayıf olduklarını, ancak, İbn-i Cevzi'nin hadisi mevzu'lar arasına almasının da doğru olmıyacağını söyledi. Suyuti, bu rivayetin batıl olduğunu, Aişe ve Zeyd b. Sabit de, "Kadınlara itaat nedamettir." Ebu Bekir'den merfu olarak, "…Erkekler kadınlara, itaat ettikleri vakit, helak olurlar."; Ömer'den, "…Onlara muhafette bereket vardır.";

Muaviye'den, "Kadınlarınıza (Hayır) demesini biliniz; zira onlar zayıftır, onlara itaat ederseniz, helak olursunuz." rivayetleri de vardır.

239) “Bir şeye benzeyen ona meyleder."

Bu, "Her cins kendi cinsine meyleder." Cinsiyet bir araya toplanmanın illetidir ve "Cinsiyetin gayrisiyle sohbet, şiddetli bir azabdır." sözü gibidir. Nitekim Süleyman (A.S.) Hüdhüd kuşu hakkında "Elbette ona şiddetli azab ederim," dediği vakit, bir kafeste başka kuş ile bir arada hapsedilmesini düşünmüştür. diye tefsir edilmiştir. Bütün bu rivayetler, "Ruhlar güruh güruhtur. Anlaşanlar buluşur." hadisine dayanır. Hadisin sebeb-i vürudunda şöyle denilmektedir: Medine'de Hz. Aişe'nin evine bir kadın geldi, Resul-i Ekrem kadının kim olduğunu sordu. Hazret-i Aişe; Mekke'de hoşsohbet ve insanları güldürücü meşhur bir kadındır, dedi. Resul-i Ekrem; burada kimde müsafir kalıyor, diye sordu. Hazret-i Aişe de; Medine'nin böyle bir güldürücü kadını var, onda kalıyor, dedi. Bunun üzerine Resul-i Ekrem, "El-Ervahu..." hadisini okudu. Kur'an-ı Kerim'de; "De ki, herkes, yaradılışına göre amel eder." ayet-i celilesinde de buna işaret vardır.



240) “Kötüleriniz, bekar olarak yaşıyanlarınızdır."

Suyuti'nin dediği gibi, İbn-i Cevzi'nin bu hadisi Mevzuat'ına almasıyla, hata etmiştir. Hadisi, Ahmed ve Taberani, Atiyye bin Yüsur'den, İbn-i Adiyy Ebu Hüreyre'den ve Ebu Ya'la da Cabir'den rivayet etmişlerdir. Ayrıca, Sehavi'nin dediğine göre, Ebu Ya'la ve Taberani de yine Ebu Hureyre'den merfu olarak rivayet etmişlerdir.



241) “En kötüleriniz, yetim ve yoksul çocuklara acımayıp sert davranan çocuk hocalarınızdır."

Leali uydurma olduğunu söylemiştir.



242) “Hayatı da kötü, ölümü de kötü."

Askalani, hadis olmayıp hakimlerden birinin sözü olduğunu söylemiştir. Aslında ma'na bakımından da doğru değildir. Çünkü, kötülüğü iyiliğinden fazla olan kimsenin ölümü hayırlıdır. Nitekim Resul-i Ekrem, "Ömrü uzayıp, ameli güzel olan kimseye ne mutlu; ömrü uzayıp, ameli kötü olan kimseye de ne yazık." buyurmuştur. Bu da, Allahu Teala'nın, "Kafirlere verdiğimiz mühleti kendileri için hayırlı bir şey sanmasınlar, bizim onlara mühlet vermemiz, ancak günahlarını çoğaltmaya yarar." ayetinden alınmıştır.



243) “Allah'ın kullarına şefkat, Allahu Teala'nın emirlerine saygıdır."

Sehavi, bu ifade ile hadis olmadığın söyledi. Ben de, bunun bazı meşayih sözü olduğunu söylerim. Onlar, ilahi emirleri ikiye bölerler. Biri, Allah'ın emirlerine saygı; diğeri de, yaratıklarına şefkattir.



244) “Yüze karşı teşekkür mezemmettir (yani onu yermektir)"

Hadis değildir. Buna, Resul-i Ekrem'in huzurunda bir kişiyi öven kimseye Resul-i Ekrem, "Kardeşinin boynunu kopardın." hadisi uygun düşer.



245) “Namaz kılınan yerlerin de, kılan kimse için şehadet edeceğine dair hadis..

Ebü'd-Derda ve diğer Sahabe ve Tabii'nden rivayet edilmiştir. Bu, "O günde yer bütün haberlerini konuşur; zira Rabbın ona vahyetmiştir." ayet-i celilesine uygun düşer.



246) “Kişinin kendi aleyhinde bir şehadeti; iki şahide muadildir."

Hadis değil fakat, ikrar olması bakımından ma'nası doğrudur. "Kişinin kendi aleyhindeki şehadeti 70 şehadete muadildir." sözünün ise hiç aslı yoktur. Ancak, mübalağa yoluyla, ma'nası doğru olabilir.



247) “Müslümanların birbiri hakkındaki şehadetleri caiz, fakat alimlerin yekdiğeri aleyhinde olan şehadetleri caiz değildir. Çünkü onlarda, hased (çekememezlik) hastalığı vardır."

Leaili'nin dediği gibi, hadis değil ve birçok yollardan isnadı fasittir. Doğruluğunu kabul etsek bile, murad olunan alimler, din alimi değiller, hased hastalığından da anlaşılabileceği gibi, ahiret yolunu terkeden dünya bilginleridir. Çünkü hased haram gıbta ise meramdır.



248) “Şöhret, kısa elbisededir."

Etekleri paçaları sürümemek ve kısa giymek sünnettir. Dervişlerin kısa giymeleri kendilerini sofi göstermeleri bakımından şöhret ve riyadır, denilmektedir. Gerçek gayeleri bu ise, bu söz doğrudur. Yok eğer sünnete uymak ise, şöhret ile hiç bir ilgisi yoktur.



249) “İnsan şeytanları, cin şeytanlarına galiptir. Onlardan daha beterdirler."

İbn-i Dinar'ın sözüdür. Belki, "Bunun gibi her Peygambere, ins ve cin, şeytanlardan düşmanlar kıldır." ayetinden alınmıştır. Burada, insan şeytanlarını cin şeytanlarından önce zikretmesi, cin şeytanlarının vesveselerinin 'Euzü Besleme' ile gitmesi fakat insan şeytanlarının gitmemesi ve hem de, sohbetin te'siri cinsiyetin birleşmesinde daha önemli olması bakımındandır.



250) “Hem ihtiyarlık ve hem de ayıp işler."

Lafzı bakımından hadis değil, fakat ma'nası şu hadiste mevcuttur: "İhtiyarlığında kendine çeki düzen vermeyip çirkin hareketlerinden utanmayan ve tenha yerlerde, Allah'dan korkmayan kimsenin Allah katında, bir değeri yoktur." Hadisi, Deylemi senedsiz ve merfu olarak Cabir'den rivayet etmiştir. Hikaye olunduğuna göre, Ebu Yezid, aynada yüzünü görünce, "İhtiyarlık geldi, fakat ayıp ve kusurlar gitmedi, bununla beraber gaipte ne olduğunu da bilmiyorum." dedi.



251) “Kabilesi arasında şeyha (yaşlı bilgin kişi), ümmeti arasında peygamber gibidir."

Eskilerden birisinin uydurmasıdır. Bu hususta başka ifadeyle gelen rivayetlerin hepsinin batıl olduğunu Mekasıd sahibi söylemiştir. İbn-i Teymiye de aynı fikirdedir. Fakat hadisi İbn-i Hibban Zuafa'da Ebu Rafi'den merfu olarak rivayet etti. Suyuti de, hadisi Daremi'nin isnad ettiğini söyledi. Halili ve İbn-i Neccar da, Rafi'den bazı kelime farklarıyla rivayet etmişlerdir. Ve bu rivayetleri İbn-i Hibban yine Zuafa'ya almıştır. Ayrıca, Şirazi’de, İbn-i Ömer'den rivayet edilmiştir. Ma'na itibariyle, bunu teyid eden ve lafzı bakımından sahih olan, "Alimler peygamber varisleridir." hadisidir ki, bunu da, "Bilmiyorsanız, ilim erbabından sorun." ayet-i celilesi te'yid eder.



252) “İhtiyaç sahibi kördür."

Sehavi bunu merfu olarak bilmiyorum dedi. "Garip kör gibidir" sözü de hadis değildir.



253) “Mal sahibinin yükünü kendisinin taşıması, daha uygundur. Ancak aciz olursa arkadaşı kendisine yardım eder."

Zayıf bir rivayettir. İbn-i Cevzi, daha ileri giderek, hadisi Mevzuat'ına almakta hata etmiştir. Çünkü Ebu Ya'la. Ebu Hureyre'den merfu olarak ayrıca Taberani Evsat'ında Darekutni İfrat'da, Ukayli Zuafa'da ve Iyaz isnatsız olarak Şifa'da zikretmişlerdir.



254) “Sabır, Cennet hazinelerinden bir hazinedir."

Iraki garip olup, aslının bulunamadığını söylemiştir.



255) “Hadis yazan kalemin gıcırtısı, Abadan ve Askalan savaş alanlarındaki tekbir seslerine muadildir. 40 hadis yazan kimse, Abadan ve Askalan'da şehid olanlar kadar mükafat alır."

Mizan'da da anlatıldığı gibi, batıl bir uydurmadır.



256) “Resul-i Ekrem (s.s.v.) doğru buyurdu."

Sabah ezanında, "Namaz uykudan hayırlıdır" okununca, avamın dilinde dolaşan bir sözdür. Fakat aslı yoktur. Yine aynı yerde, "Sadakte ve berirte ve bilhakkı natake" ibaresinin de aslı yok; ancak, Şafii, bunu güzel görmüştür.



257) “Sadakanın azı belanın çoğunu önler."

Lafzı bakınından hadis değil, mana bakımından sahihdir.



258) “Ekmeği küçültün ve parçalarını çoğaltın; sizin için daha bereketli olur."

İsnadı vahidir, Yani çürüktür. Bunun için hadisi İbn-i Cevzi Mevzuat'ına aldı. "Ekmeği küçültün, lokmayı iyi çiğneyin." rivayetinin de, Nevevi'ye göre, sahih olmadığını Zerkeşi anlatmıştır.



259) “Yüzük takınarak kılınan namaz, yüzüksüz kılınan 70 namaza bedeldir."

Askalani'nin de dediği gibi mevzudur. Askalani sarık ile kılınan namazın sarıksız kılınan namazdan daha faziletli olduğunu ifade eden bütün rivayetlerin de aslı olmadığını söylemiştir. Ben de derim ki: İbn-i Asakir'in İbn-i Ömer'den bu mealde naklettiği bir hadisi Suyuti naklettiği halde, mezvu olduğunu söylememiştir.



260) “Alimin ardında kılınan bir namaz, 4440 namaza muadildir."

Muhtasar'a olduğu gibi batıldır. Sahib-i Hidaye, "Mütteki adamın ardında kılan Peygamber'in ardında kılmış gibidir." rivayetini de bilmiyorum, dedi. Diğerleri de, bunun fikrine katıldı. Ben de derim ki: Ma'na bakımından doğrudur. Çünkü Deylemi merfu olarak Cabir'den, "Hayırlınızı imam ediniz ki, ameliniz makbul olsun." Ayrıca, Hakim ve Taberani de, zayıf sened ile Ebu Mesned'den merfu olarak, "Namazınızın kabul olmasını istiyorsanız, hayırlı olanınız size imam olsun." şeklinde rivayet edilmiştir.



261) “Ahmakın namazı başını yukarı geçmez."

Hadis olarak bulunamadı.



262) “Gündüz namazı dilsizdir."

Güya, gizli okunduğu için, böyle denmiştir. Nevevi, batıl olduğunu; Darekutni, fakihlerin sözü olduğunu söylemiştir. Kur'an'ın faziletli hakkında Abdullah bin Mes'ud'un sözü olduğunu da söyleyenler vardır. Suyuti, daha birçok rivayet yolları olduğunu ve "Gece namazını kulaklar duyar" mealinde bir de sonu bulunduğunu ve buna benzer birçok rivayet yolları olduğunu söylemiştir.



263) “Misvak kullanılmak suretiyle kılınan bir namaz, müsvak kullanılmadan kılınan 70 namazdan hayırlıdır."

İbn-i Abdu'l-Berr, İbn-i Muin'den, batıl olduğunu rivayet ettiyse de, Sahavi, bunun kendi anlayışına göre olduğunu söyledi. Suyuti, hadisi Haris Müsned’inde Ebu Ya'la ve Hakim, Aişe'den, Deylemi'nin de, Ebu Hüreyre'den rivayet ettiklerini, İbn-i Kayyım-ı Cevziyye de hadisi, Ahmed sahihlerinde, Huzeyme ile Hakim ve Müsned'inde Bezzar'ın rivayet ettiklerini söylemişlerdir.



264) “Resul-i Ekrem üzerine salevat getirmek, köle azad etmekten efdaldir."

Askalani bazı fetvalarında, bunun ihtilaflı bir yalan olduğunu söylemiştir. Belki bu sözü ile, Peygamber'e nisbetini kasdetmiştir. Yani şüphenin burada olduğunu demek istemiştir. Yoksa, İsfahani Tergib'inde mevkuf olarak Ebu Bekir'den, ayrıca Teymi ve İbn-i Asakir de rivayet etmişlerdir.



265) “Resul-i Ekrem üzerine getirilen salevat-ı şerifeler reddedilmezler."

Cezeri'nin dediği gibi, Ebu Süleyman-ı Darani'nin sözüdür. Daha geniş şekliyle İhya'ya zikredilen bu hadisin, Sehavi, aslını bulamadığını, yalnız aynı mealde Ebu'd-Derda'dan bir rivayet yolunun bulunduğunu söylemiştir.



266) “Namaz dinin direğidir."

İbn-i Salah, bilinen bir hadis değildi, dedi. Nevevi, münker ve batıl olduğunu söyledi. Fakat Suyuti'nin dediği gibi, hadisi Deylemi Ali'den, Beyhaki de, Şa'b'I de zayıf ve merfu olarak Ömer'den rivayet etmişlerdir.



267) “İlim kadınların oyluklarında kayboldu."

Bişr bin El-Hafi'nin sözüdür. Maksat, kadınlar ile meşgul olanlar ilim sahibi olamıyacaklarını bildirmektir.



268) “Keler ve şehadeti hakkındaki hadis.”

Bazıları mevzu olduğunu; Müzeni de, senet ve metin bakımından sahih olmadığını söyledi. Fakat hadisi, Beyhaki zayıf sened ile rivayet ettiği gibi Kadi Iyaz da olsa olsa zayıf olur, mevzu olmaz, dedi.



269) “Kefil olan borçlanmış sayılır."

Lafız bakımından sahih değil, fakat Ahmed ile Ashab-ı Sünen'in Ebu Ümame'den merfu olarak rivayet ettikleri "Kefil borçludur" hadisine uygundur. İbn-i Hibban da, sahih olduğunu ve bu mealdeki bir ayetten iktibas edildiğini söylemiştir.



270) “İki zayıf bir kuvvetliye galip olur."

Hadis değildir.



271) “Zaruret kaçınılması gereken şeyleri mübah kılar.”

Hadis değil fakat doğru bir sözdür.



272) “Ziyafet apartmanlarda oturanlara değil, çadırlarda ve gecekondularda yaşayanlara yapılır."

Aslı yoktur. Hatta, Müslim'in şerhinde Iyaz, "Allah'a ve ahirete imanı olan, misafirine ikram etsin." mealindeki hadisin de, mevzu olduğunu söyledi ve Nevevi de bunu kabul etti.



273) “Hamamınız mübarek olsun."

Resul-i Ekrem, Ebu Bekir ve Ömer'e böyle buyurmuştur. Halbuki Ebu Seyyid bu tahiyyenin aslı olmadığını söylemiştir. Nevevi ise, bu husustaki hiçbir rivayet sahih değildir. Hadisi, Deylemi İbni-i Ömer'den merfu ve senedsiz olarak rivayet etmişse de İbn-i Hacer-i Mekki, Arapların hamamı Peygamber Efendimiz'den sonra öğrendiklerini söylemiştir.



274) “Kadınlara itaat nedamettir."

Buna dair izahat yukarıda verilmiştir.



275) “Cimrinin yemeği hastalık, cömerdin yemeği ise şifadır."

Askalani, münker, Zehebi yalan ve İbn-i Adiyy batıl olduğunu söylemişlerdir.



276) “Talak, fasıkların yeminidir."

Malikilerin birçok kitaplarında yazılı olan bu hadisi Sehavi, merfu olarak bulamadığını ve müdrec olduğunu söylemiştir. Ben de derim ki: Ma'na bakımından bunu, "Mü'min şart etmez, ancak münafıklar talak ile yemin ederler." hadisi te'yid etmektedir. Bu hadisi İbn-i Asakir merfu olarak rivayet etmiştir.



277) “Zalim insan, yeryüzünde Allah'ın düşmanıdır. Dünyada onunla insanlardan intikam alır, sonra da cezasını vermek suretiyle kendisinden intikamını alır."

Zerkeşi ve Askalani, böyle bir hadis bulamadıklarını söylediler. Fakat Suyuti diyor ki: Taberani, Evsat'ında Cabir'den merfu olarak rivayet ettiği, "Allahu Teala buyuruyor ki: “Ben Buğz ettiğim kimseden buğz ettiğim kimseyle intikam alırım" hadisi aynı ma'nadadır. Bunu Deylemi, Müsned-i Firdevs'inde senedsiz ve fakat merfu olarak Cabir'den rivayet etti. Buna benzer daha bazı rivayet yolları vardır ve bir ayet-i celilenin meali de, bu davayı te'yid eder. Ayrıca, "Siz ne halde iseniz size öyle bir amir musallat olur." hadisi de bunu te'yid eder.



278) “Mü'minin arkası kıbledir."

Sahavi diyor ki: Bunu hadis olarak bilemiyorum fakat sütre olması bakımından kafidir ve doğrudur. Askeri'nin Hazret-i Aişe'den bu mealde bir rivayeti vardır.

279 “Utanmak (dünyada rezil olmak) Cehennem'de yanmaktan hayırlıdır."

Hadis değil, Hasan bin Ali'nin sözüdür. Hilafeti Muaviye'ye teslim ettiği vakit, niçin Müslümanların yüzünü kara ettin? Millet seninle idi, sözüne bu cevabı vermiştir. Bazı avamın dilinde dolaşan, "Ateşin bedeli ateştir, bunda ar ve ayıp yoktur." sözü kafirlerin sözüdür. Ancak, ateşten mübalağa yoluyla dünya ateşi kasdedilirse o zaman biraz uyar. Yoksa, Taberani'nin merfu olarak rivayet ettiği, "Dünya rüsvaylığı ahiret rüsvaylığından çok ehvendir." Belki Kur'an-ı Kerim'de, "Ahiret azabı elbette daha şiddetli ve daimidir." buyurulmuştur.



280) “Ariyet vermek merduddur."

Bu hadisi, Rafii yazmıştı, fakat Askalani, bu ifadeyle aslını bulamadığını, ancak Ahmed ve Ashab-ı Sünen, "Ariyet ağır yüktür." diye bir hadis rivayet ettiklerini söylemiştir.



281) “Kureyş bilginleri, yeryüzünü ilimle doldurur."

Sehavi mevzu olduğunu söyledi, diğerleri de zayıf ve bazı yönden başka şahitleri de olduğunu söylemişlerdir.



282) “Düşmanlık yakınlar arasında, çekememezlik komşulukta, menfaat ise kardeşliktedir."

Sehavi, bunu hadis olarak bulamadığını, Bişr bin El-Haris'in sözü olduğunu söylemiştir.



283) “Akıllı düşman düşman değil, ahmak dost da dost değildir."

Hadisi Veki’ Gurer'inde Süfyan'dan rivayet etti ve Ebu Cazim; ahmak dostum olacak yerde akıllı düşmanım olsun, dedi.



284) “Ne akıllının düşmanlığı ve ne de ahmak ve delinin dostluğu."

Hadis değildir.



285) “Kişinin düşmanı kendi sanatını yapan kimsedir."

Hadis değildir. Ebu Nuaym Süfyan bin Uyeyne'den rivayet etmiştir. Mekke'de "El-Münkerdir" denen bir zat fetva verirdi. Süfyan da, Mekke'ye gidip fetva vermeye başlayınca öteki zat, "Kimdir o ki, memleketimize gelip fetva vermeye başlamıştır?" dedi. Süfyan bu zata bir mektup yazdı ve mektubunda, "Muhammed bin Dinar, İbn-i Abbas'dan rivayetine göre. Tevrat kitabında "Düşmanım benim sanatımı icra edendir." diye yazılıdır." dedi. Bunun üzerine öteki adam da Süfyan'ın yakasını bıraktı.



286) “Özrü kabahatinden büyük."

Hadis değildir.



287) “Arap, Arap olmayan milletlerin efendisidir."

Aslı yok, fakat ma'na bakımından sahihtir.



288) “Ümmetimin ameli bana gösterildi. Baktım, bir kısmı makbul ve bir kısmı da merduddur. Yalnız selavat-ı şerifeler, tamamen kabul edilmişlerdir."

Senedini bulamadık. Suyuti diyor ki; manası yukarıda Ebu Süleyman ve Ebu'd-Derda'dan yapılan rivayetlere uygundur.



289) “Ululuk meş'um ve ululuk peşinde olanlar daima sıkıntılıdır."

Enes'den merfu olarak rivayet edilen bu hadis mana bakımından sahih olsa da lafız bakımından sahih değildir.



290) “Askalan gelin ve güveylerden biridir. (Diğeri de Şam'dır) Kıyamet gününde insanlar, buralarda toplanır."

İmam-ı Ahmed Müsned'inde, İbn-i Cevzi ise Mevzuat'ında zikretmiştir."



291) “Birbirinizi karşılamak suretiyle şereflerinizi yükseltmeye çalışın."

Hadis değildir.



292) “Kadınların akılları şehvetlerindendir."

Sehavi aslı olmadığını söylemiştir.



293) “Müsaade etmenin alameti kolaylık göstermektir."

Aslı yoktur.



294) “Ümmetimin alimleri İsrail oğullarındaki Peygamberler gibidir."

Demiri ve Askalani aslı olmadığını söylediler. Zerkeşi diyor ki: Suyuti bu hususta sükutu tercih etmiştir. Fakat, "Ülema peygamberler varisidir." hadisini Kütub-i Erbaa Ebu'd-Derda'dan rivayet etmiştir."



295) “İlmin peşinden gidilir."

Mehdi çocuklarını okutmak için, İmam-ı Malik'i evine davet ettiği vakit, İmam-ı Malik, bu sözü söylemiştir. Harun da okumak için gizli bir yere gelmesini rica ettiği vakit, ona da, "Saygı gösterip ardından gitmek bakımından ilim hepsinden üstündür." dedi. Buhari'deki, "İlmin peşinden gidilir, ilim kimsenin peşine gelmez" sözü de bu ma'nadadır. Hüküm yerinde verilir, sözü de Arapların atasözlerindendir.



296) “İlim ikidir. Biri din, diğeri de beden ilmidir."

Hulasa'da mevzu olduğu söylenmiştir. Zeyl'de müselsel olarak Hasan'ın Huzeyfe'den rivayetinde; "Resul-i Ekrem'e batın ilminden sordum. Resul-i Ekrem Cebrail'den, O da Allahu Teala'dan sordu ve Allahu Teala, "O benimle dostlarım ve iyi kullarım arasında bir sırdır. Onu onların kalbine tevdi ederim. Ona ne melek ve ne de Peygamber agah olamaz." Askalani hadisin mevzu olduğunu zaten Hasan'ın Huzeyfe ile buluşmamış olduğunu söylemiştir.



297) “Hayır üzerine düştün."

İlim erbabından bir cemaatın sözüdür. İbn-i Abbas da bunlardan birisidir.



298) “Her hayra bir mani vardır."

Hadis değil fakat ma'nası sahihtir.



299) “Yaşlıların tecrübelerinden istifade edin."

Sehavi, bu ifadeyle aslı yoktur, bu ma'nada birçok rivayetleri varsa da, hiçbiri zayıflıktan kurtulamamıştır, dedi. Zerkeşi diyor ki: Deylemi İbn-i Abbas'dan, "Görüşlerin ayrıldığı son zamanlara yetiştiğiniz vakit çölde yaşayanların ve acuzelerin adetlerine müracaat edin." mealinde bir hadis rivayeti etti ise de sened'i vahiddir. Hatta Sağani mevzu olduğunu söylemiştir.



300) “Üzüm ikişer, ikişer hurma ise teker teker yenir."

Aslı yoktur.



301) “İyi kimseler anıldığı vakit ilahi rahmet nazil olur."

Askalani, aslı olmadığını; İhya hadislerini çıkaran İraki de merfu olmayıp Süfyan b. Uyeyne'nin sözü olduğunu söyledi. Fakat İbnü's-Salah "Ulumü'l-Hadis'de İbn-i Ömer ve İsmail b. Cüneyd'den rivayetine göre, Ebu Ca'fer Ahmed b. Hamdan'a gitti. İkisi de salih zatlar idi. Hadisi hangi niyetle yazacağını kendisinden sordu. O da;

“Salihler anıldığı vakit ilahi rahmetin indiğini kabul etmez misin?” dedi. O da;

“Evet kabul ediyoruz” deyince;

“O halde mes'ele yok. Çünkü Resul-i Ekrem salihlerin reisidir” dedi. Iraki bu nükteye işaret etmedi. Fakat misalini verdiğim bu rivayette "Kabul etmez misiniz?" ki asıl ma'nası zan ve i'tikattir. Kelimenin Arapça karşılığı (Terevne)dir. Fakat burada mukadder bir (vav) daha kabul edersek o zaman rivayetten gelir ve siz böyle rivayet etmezsiniz? şeklinde bir hadis olmak ihtimalini uyandırır.

302) “Lavh'dan işittim: Allahu Teala arşın üstünden bir şey hakkında "Kün" (Ol!) buyurdu mu daha (kef) (nun) a değmeden dilediği olur."

Hadis mevzu yani uydurmadır.



303) “Hasta göze el değirilmez."

Ebu Nuaym bunu Tıp kitabında Ebu Said'den rivayet etmiş ve demiştir ki: "Muhammed Aleyhisselam'ın Ashabı hasta göz gibidir. Göze el değdirilmediği gibi onlara da dokunulmaz." Zayıf bir rivayettir.



304) “Garipler peygamber varisleridir. Allahu Teala'nın gönderdiği her peygamber kavmi garib idi."

Enes'den merfu olarak gelen bu rivayet batıldır. Bunu, ”Nuh'u kavmine peygamber gönderdik", "Ad kavmine kardeşleri Hud'u gönderdik," "Semud kavmine kardeşleri Salih'i gönderdik." ve (Velevla rahtüke lerecemnake) ayetleri reddeder, Musa Aleyhisselam ve diğer peygamberlerin İsrail oğullarına ve Resul-i Ekrem Efendimizin kendi kavmine gönderilmiş olması da bunu reddeder. Garipliği ise Hicret'ten sonradır.



305) “Ayakları ovmak ve benzeri hadisler.

Darekutni "İfrat" da İbn-i Abbas'dan rivayetinde diyor ki: Ebu Ka'b'ın yanında idim, ayaklarını ovuyordu, dedi ve hadisi anlattı. İhya'da denir ki: "Bir yolculukta Resul-i Ekrem yüz üstü yattı ve siyah bir köle sırtını ovdu." Taberani'nin Evsat'ında zayıf sened ile rivayet ettiğini Iraki dedi.



306) “Su, baklayı sulayıp yetiştirdiği gibi, teganni, şiir ve türkü de kalbinde nifak tohumunu bitirir."

Nevevi sahih olmadığını söyledi. Suyuti de Deylemi'nin Ebu Hüreyre'den rivayet ettiğini söylemiştir.



307) “Şiir zinanın büyüsüdür."

Nevevi Müslim şerhinde bir darb-ı mesel olduğunu söyledi. Gazali de Fudayl b. Iyaz'a nisbet etti.



308) “Fatiha ne için okunursa onun içindir (yani her şeye şifadır)."

Zerkeşi, bu rivayeti Şuab'ında Beyhaki'ye nisbet eder. Suyuti Şuab'da olmadığını orada "Fatiha her derde dermandır." şeklinde yazılı olduğunu söyler ki, o da Abdullah b. Cabir hadisinden rivayet etmiştir. "Kitabü's-Sevab" da da Ebü'ş-Şeyh İbn-i Hibban'ın Ata'dan rivayet ettiğini söyler. Şöyle ki; "Bir ihtiyacın olduğu vakit Fatiha'yı oku. Fatiha bitmeden dileğin yerini bulur inşaallah." şeklindedir. Bu, önemli işlerinde ve dilediklerinin husulü için Fatiha'yı okumakta insanların dayandığı bir asıl ve kaidedir.



Yüklə 0,56 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   ...   19




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin