Üreme fizyolojiSİ BİLGİ testiNİn geliŞTİRİlmesi1 yazarlar: Araş. Gör. Duygu Vefikuluçay

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 280.77 Kb.
səhifə1/4
tarix04.11.2017
ölçüsü280.77 Kb.
  1   2   3   4

ÜREME FİZYOLOJİSİ BİLGİ TESTİNİN GELİŞTİRİLMESİ1
YAZARLAR:

Araş. Gör. Duygu Vefikuluçay: Doğum ve Kadın Sağlığı Hemşireliği Anabilim Dalı Öğretim Elemanı

İş Tel: 0 312 3051580

Cep Tel: 0 505 4016268

e-mail: duyguv@hacettepe.edu.tr

Adres: Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu Sıhhiye/Ankara

Yrd. Doç. Dr. Ömer Kutlu: Ölçme ve Değerlendirme Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

İş Tel: 0 312 3633350-325

e-mail: kutlu@education.ankara.edu.tr

Adres: Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Cebeci Kampüsü Cebeci/Ankara



ÖZET

Araştırma, öğrencilerin üreme fizyolojisi bilgilerinin değerlendirilmesinde kullanılmak amacıyla üreme fizyolojisi bilgi testinin geliştirilmesine yöneliktir. Öncelikle hazırlanan programın içeriği doğrultusunda çoktan seçmeli test maddeleri (sorular) hazırlanmıştır. Bu maddeler içerik, dil ve psikometrik özellikleri açısından değerlendirilmek üzere bir grup uzmana gönderilmiş ve tepkileri alınmıştır. Eleştiriler doğrultusunda gözden geçirilen maddelerden oluşturulan test, 239 öğrenciye (Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu 184 ve Gazi Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu 55) uygulanmıştır. 35 adet çoktan seçmeli sorudan oluşan üreme fizyolojisi bilgi testi, hemşirelik lisans eğitimi alan öğrencilerin bilgi düzeyini belirlemeye yönelik bir bilgi testi niteliğini taşımaktadır.



Anahtar Kelimeler: Cinsel eğitim, üreme sağlığı, üreme fizyolojisi bilgisi, test geliştirme.

SUMMARY

This study purposes to develop a reproduction physiology knowledge test to be used for evaluating a reproduction physiology knowledge. Depending on the content of the program, multiple choice test items (questions) were prepared. These items were sent to a group of raters in order to be critized in terms of content, language and pyschometric qualities and their feedback was considered. The test was reviewed according to the feedback and administered to 239 person (Hacettepe University Nursing School 184 and Gazi University Nursing School 55). Reproduction physiology knowledge test, consisting of 35 multiple choice items, seem to be ready to be used to determine the knowledge level of students who took licence education to nursing.



Key Words: Sex education, reproduction health, reproduction physiology knowledge, test development.

GİRİŞ

İnsan yaşamında sağlığın ve sağlık bakımının kapsamlı ve bütüncül bir yaklaşımla ele alınmasının önemi ancak 20. yüzyılın sonlarına doğru anlaşılmıştır (1, 2). 1994 yılında Kahire’de yapılan Uluslararası Nüfus ve Kalkınma Konferansı'nda Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından yapılan sağlık tanımı içerisine, üreme sağlığı kavramı da eklenmiştir. Bu doğrultuda üreme sağlığı, “Sadece hastalık ve sakatlığın olmayışı değil; üreme sisteminin bütün işlev ve süreçlerinin fiziksel, psikolojik ve toplumsal yönden tam bir iyilik halidir.” şeklinde ifade edilmiştir (2, 3). Bu tanımlamadan da anlaşıldığı gibi günümüzde sağlık, çok boyutlu bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır.



Üreme sağlığı kavramı, özellikle kadın sağlığına bütüncül bir bakış açısı getirmiştir. Kadın yaşam süreci boyunca ergenlik dönemi, üreme dönemi, postmenopozal dönem ve yaşlılık dönemleri gibi bir takım evreler yaşamakta ve her bir evrenin de kendine özgü fizyolojik, psikolojik ve toplumsal sorunları bulunmaktadır. Bu açıdan üreme sağlığı hizmetlerinin, özellikle bu evrelerde yaşanan sorunların önlenmesi ve giderilmesi doğrultusunda düzenlenmesi zorunluluğu karşımıza çıkmaktadır (4, 5, 6, 7, 8). Bu evreler içerisinde yer alan ergenlik döneminin, çocukluktan yetişkinliğe geçişte, sağlık davranışlarının şekillenmeye başladığı bir dönem olması nedeniyle öncelikli olarak ele alınması gerekmektedir.

Ergenlik dönemi, bütün yaş grupları içerisinde en sağlıklı dönem, aynı zamanda gençlerin ilerideki yıllardaki sağlıklarını olumlu yönde etkileyecekleri davranış değişikliklerini kazandıkları bir dönem olarak tanımlanmaktadır (9). Yine bu dönemde ergenler yaşamış oldukları fizyolojik, psikolojik, toplumsal ve duygusal değişimler nedeniyle sağlık problemleriyle daha fazla karşı karşıya gelme riskine sahiptirler. Ergenlik dönemin; merak, öğrenme ve deneyim dönemi olması nedeniyle de bu yaş grubundaki gençler yetişkinlerden daha fazla riskli davranışlara yönlenme eğilimindedirler. Bu nedenle ergenlerin sağlık gereksinimleri istendik düzeyde karşılandığında sağlıklı yetişkinler olabileceklerdir (10).

Bugün dünya nüfusunun bir buçuk milyarını 25 yaşındaki gençler oluşturmaktadır. Bunların bir milyarından fazlası 10-19 yaş grubunda ve %85’i gelişmekte olan ülkelerde yaşamaktadır (10). Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması 1998 sonuçlarına göre nüfusumuzun %31.6’sını 10-24 yaş arasındaki bireyler oluşturmaktadır (11). Bu kadar geniş bir nüfusa sahip olmalarına karşın ergenler son yıllara kadar sağlık açısından toplumun en çok ihmal edilen grupları arasında yer almışlardır (6, 10).

Bu nedenle özellikle gelişmekte olan ülkelerde ergenlerin sağlık gereksinimlerinin saptanabilmesi için; araştırmaların yapılması, buradan elde edilen sonuçlar doğrultusunda da program ve politikaların oluşturulması gerekmektedir. Ergenlerin sorunlarına yönelik doğru çözümler üretebilmek için bu yaş grubuna ait temel sağlık ve gelişim problemlerinin bilinmesi yeterli değildir. Aynı zamanda bireysel olarak fiziksel, psikolojik ve toplumsal gelişiminde, sağlık ve hastalık kavramları üzerindeki etkisini bilmek gerekmektedir. Ergen sağlığı ile ilgili araştırmaların en kapsamlılarından biri DSÖ tarafından 1993-1994 yılları arasında 24 farklı ülkenin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmanın iki temel amacı bulunmaktadır (12):

1. Ergenlerin sağlık açısından riskli davranışlarını izlemek ve sağlığı iyileştirebilmek için hedefleri saptamak.

2. Ergenlerin sağlıkla ilgili davranışlarını düzeltebilecek bilgileri sağlamak.

Araştırma için bir anket formu oluşturulmuş ve sorular uluslararası görüş birliği oluşturabilmek amacıyla bir komite tarafından belirlenmiştir. Soruların iki temel boyutu vardır; gençlerin gelişimsel açıdan değerlendirilmesi ve gençlerin sağlığını etkileyen-biçimlendiren etkenlerin değerlendirilmesidir. Araştırma kapsamındaki her ülkede üç ayrı yaş grubundan (11-13-15 yaş) yaklaşık olarak 1300’er öğrenci çalışmaya alınmıştır. Toplam olarak 11 yaş grubundan 37147, 13 yaş grubundan 37129 ve 15 yaş grubundan 36.027 adolesanın yanıtları değerlendirilmiştir. Türkiye’de ergenlerin sağlık durumu ve sağlık durumunu etkileyen davranışları hakkında bilgi sahibi olabilmek için bu çalışmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda ergenlik döneminin başlıca sağlık sorunlarını aşağıdaki başlıklar altında inceleyebiliriz (12, 13):

· Büyüme, Genel Sağlık ve Beslenme

· Sigara, Alkol Kullanımı ve Madde Bağımlılığı

· Egzersiz

· Kazalar, Yaralanmalar ve İntiharlar

· Psikososyal Uyum

· Üreme Sağlığı

- Erken cinsel etkinlik

- Ergenlerin cinsellik ve üreme sağlığı konularındaki bilgi eksikliği

- Ergenlik gebelikleri ve sonuçları

- AIDS ve cinsel yolla bulaşan diğer hastalıklar

Araştırmalar ve cinsel sağlık eğitimi deneyimleri gençlerin; üreme fizyolojisi, gebelikten korunma ve HIV/AIDS gibi temel cinsellik ve üreme sağlığı konularında yeterli bilgileri olmadığını göstermektedir (6).

Çin'de yapılan ve 9. sınıf öğrencilerini kapsayan bir çalışmada, adolesanların özellikle adolesan evlilikler ve sonuçları, cinsel etkinlik, cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve doğum kontrolü konularındaki bilgilerinin düşük olduğu saptanmıştır (14). Carrera, Kaye, Philliber ve West (15)'in Amerika'da yaptıkları araştırmada ise, 13-15 yaş grubundaki ergenlerin üreme, kontrasepsiyon ve cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusunda sorulan sorulara verdikleri yanıtların ortalama %40'nın doğru olduğu ve en fazla üreme fizyolojisi konusundaki bilgilerinin yetersiz olduğu bulunmuştur.

Ülkemizde yapılan çalışmalarda da adolesanların cinsel konulardaki bilgi düzeylerinin yetersiz olduğu gösterilmektedir. Vicdan (16)'nın Ankara'nın 32 lisesinde yaptığı araştırmada, ergen kızların adet görme ve gebelik cinsellik ve üreme ile ilgili temel bilgilerinin yetersiz olduğu saptanmıştır. Türkiye'de Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu'nun 1997 yılında yaptığı, ülke genelini temsil eden bir çalışmada ise gençlerin %57.3'ü cinsel konulardaki bilgilerini yetersiz bulduklarını ifade etmişlerdir (17).

Ergenlerin cinsellik ve üreme sağlığı konularında bilgi düzeyleri, onların bu bilgileri edindikleri kaynaklarla yakından ilişkilidir. Aslında ana-babalar çocuklarının cinsellikle ilgili konulardaki ilk eğiticileridir. Ana-babalar bu konuda çocuklarına doğrudan bilgi verdikleri gibi, çocuklarının cinselliğe yönelik tutum ve değer yargılarının gelişmesinde de önemli rol oynamaktadırlar. Çocukların ve gençlerin cinsel eğitimlerinde ideal olan, aile içinde başlayan eğitim sürecinin okullarda var olan formal cinsel eğitim programlan ile devam etmesidir (18). Ancak ülkemizin de içinde yer aldığı bazı ülkelerde cinsellikle ilgili konular aile içinde çok rahat konuşulamamaktadır. Ayrıca ana-babaların kendileri de cinsellikle ilgili formal eğitim programlarından geçmedikleri için bu konuda yeterli bilgiye sahip değillerdir (6, 19).

Cinsellikle ilgili konularda ana-babalarıyla rahat bir şekilde konuşamayan ve okul yıllarında formal cinsel eğitim programlarından geçmeyen ergenlerin, bu konulara ilişkin bilgilerini güvenilir olmayan kaynaklardan edinme olasılıkları daha yüksek olabilecektir. DSÖ'nün gelişmekte olan ülkelere ait verileri, adolesanların cinsel konulardaki bilgi kaynağı olarak en sık arkadaş ve medyayı belirttiğini, öğretmen ve sağlık personelinden bilgi almanın nadir olduğunu ve ebeveynlerin cinsellikle ilgili primler kaynak olmadığını ortaya koymaktadır. Ayrıca gençlerin cinsel sağlığın farklı yönlerinde farklı bilgi kaynağını tercih ettikleri belirtilmektedir. Örneğin, adolesan kızlar mentruasyon ve gebelik gibi konularda daha çok annelerinden bilgi alırken, cinsel ilişki ve kontrasepsiyon konularını çoğunlukla arkadaşlarıyla konuşmaktadırlar. Cinsellikle ilgili konulardaki yanlış inanışlar ve bilgi düzeyinin düşük olması gençlerin, sağlık uygulamaları ve cinsel davranışlarının getireceği risklerden haberdar olmalarını önlemektedir (6).

Üreme sağlığı konusundaki bilgi azlığı, adolesanların hem var olan sağlık uygulamalarının ve cinsel davranışlarının getireceği risklerden haberdar olmalarını hem de üreme yeteneklerini kullanırken özgür, bilinçli ve sorumlu şekilde karar vermelerini engelleyecektir (5, 6, 20). Bu nedenle, cinsellik ve üreme sağlığı konusunda ergenlere verilecek etkili bir eğitim ve danışmanlık hizmeti sorunların çözümünde etkili bir araç olacaktır.

1960’lı yıllarda cinsellik ve üreme konusunda, çocuklara ve gençlere verilecek eğitimin içeriğine ilişkin tartışmalar başlamıştır. Halen günümüzde bu konuya yönelik tartışmalar sürmektedir. Günümüzde birçok Batı ülkesinde cinsellik ve üremeye ilişkin bilgiler “Aile Yaşamı”, “Cinsel Yaşam”, “Cinsellik” gibi adlar altında ilköğretimden başlayarak üniversite eğitim programlarında zorunlu ya da seçmeli ders olarak okutulmaktadır (21, 22). Diğer yandan dünyadaki birçok ülke gençlere verilecek, cinsellik ve üreme eğitiminin erken yaşlarda başlamasının, gençleri cinsel aktivitelere yönelteceği endişesini taşımaktadır. Ancak, Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Programı (United States HIV/AIDS Program -UNAIDS-) kapsamında, 68 ülkede yürütülen araştırmada iyi bir eğitimin ilk cinsel ilişkinin ertelenmesini sağladığı, cinsel açıdan gençleri HIV’den, cinsel yolla bulaşan diğer enfeksiyonlardan ve gebelikten koruduğu bulgularına ulaşılmıştır (23). Yapılan diğer araştırmalarda da benzer sonuçlara rastlanmaktadır (5, 24, 25).

Ülkemizde ise, ergenlere yönelik bir üreme sağlığı hizmeti verilmemektedir. Cinsellik ve üremeye ilişkin bilgiler, örgün eğitim programlarında ilköğretimden başlayarak fen bilgisi, hayat bilgisi ve ortaöğretimde biyoloji, psikoloji gibi derslerin ilgili üniteleri içinde sınırlı biçimde yer almaktadır. 1986-1987 eğitim-öğretim yılından itibaren ilk kez Sağlık Bilgisi Dersi, liselerde okutulmuş ancak 2-3 yıl sonra kaldırılmıştır. Bu ders daha sonra, 1996-1997 eğitim-öğretim yılından itibaren de yalnızca lise birinci sınıflarda zorunlu ders olarak okutulmaya başlamıştır (2, 26, 27). Ancak bu ders kapsamında da üreme sağlığına yönelik bilgiler yalnızca bir ünitede sınırlı biçimde yer almaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB)’in 2000 yılında pilot il olarak İstanbul’da başlattığı ve 2003 yılına kadar tüm illere ulaşmayı amaçladığı “Ergenlik Döneminde Değişim Projesi”nde ise, ilköğretim öğrencilerine ergenlik dönemi ve üremeye ilişkin bilgiler verilmektedir. Proje kapsamında, öğrencilere bir ders saati içinde üreme sağlığı ile ilgili bilgiler özetlenerek anlatılmakta ve öğrencilere konuyla ilgili küçük bir kitapçık da verilmektedir. Bu projede hemşirelik yüksekokulu mezunu hemşireler eğitici olarak kullanılmaktadır (28).

Hemşireler bireyin, ailenin ve toplumun sağlığını korumak, geliştirmek ve hastalık anında uygun bakımı sağlamaya yönelik birçok rol üstlenecek biçimde yetiştirilmektedir. Tüm dünyada hastalıkların tedavisinden çok sağlığın korunması ve geliştirilmesine odaklanan anlayışın yaygınlaşmasıyla birlikte hemşirelerin eğitim ve danışmanlık rolleri de giderek daha fazla önem kazanmıştır. Hemşirelerin bu rollerini etkin bir biçimde yerine getirebilecekleri gerekli düzenlemeler yapıldığında, toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesi konusunda önemli adımlar atılmış olacaktır (29).

Sağlıklı ya da hasta bireylere eğitim vermek üzere yetiştirilen hemşire öğrencilerin üreme fizyolojisi konusunda yeterli bilgiye sahip olmaları ve üreme fizyolojisi konusunda bütüncül bir hemşirelik bakımı vermesi beklenmektedir. Bu nedenle, birinci sınıftan itibaren ele alınan üreme sisteminin anatomisi ve fizyolojisiyle ilgili bilgilerin ve de üçüncü sınıfta ele alınan doğum ve kadın sağlığı hemşireliği dersindeki üreme fizyolojisiyle ilgili bilgilerin öğrenciler tarafından ne kadarının öğrenildiğini ortaya koyacak araştırmaların yapılması gereklidir. Üreme fizyolojisine ilişkin bilgileri yeterli düzeyde öğrenerek mezun olan hemşireler, hem kendileri açısından sağlıklı ve nitelikli bir yaşam için ivme kazanmış olacaklar hem de çevrelerine bu konuda danışmanlık yapabilecek kaynak kişi özelliği kazanacaklardır.

Bu çalışma, üreme fizyolojisi bilgilerinin değerlendirilmesini sağlayacak çoktan seçmeli bir testin geliştirilmesini içermektedir. Bu test sayesinde öğrencilerin üreme fizyolojisi bilgilerine dayalı öğrenmelerinde bir değişme olup olmadığı belirlenebilecektir. Bu yolla hem öğrencilerin konuyla ilgili öğrenme eksiklikleri ve güçlükleri belirlenebilecek hem de üreme fizyolojisi konularına yönelik öneriler getirilebilecektir. Bu çalışma, yalnızca testin ön deneme uygulamasını içermektedir. Ön deneme uygulamasından elde edilen veriler ışığında teste son biçimi verilecek ve test asıl uygulamaya hazır duruma getirilecektir.



Üreme Fizyolojisi Bilgi Testinin Geliştirilmesi

Geliştirilmiş olan bir eğitim programı hakkında doğru kararlara ve yargılara ulaşılabilmesi, öncelikle geliştirilmiş olan programın doğruluğuna ve sağlamlığına daha sonra ise, bu programa dayalı olarak geliştirilecek ölçme aracının programa uygunluğuna bağlıdır (30). Bir ölçme aracı olarak kullanılması düşünülen testin işe yaraması, geliştirilmesinden uygulanmasına ve puanlanmasına kadar geçen süreçte doğru adımların atılmış olmasına bağlıdır. Bu süreç literatürde “test geliştirme süreci” olarak nitelendirilmektedir (31). Yüksek kalitede bir test eldebilmek testin uygun ve doğru yöntemle geliştirilmiş olmasına bağlıdır (32). Bu çalışmada kullanılacak testin geliştirilmesi sürecine ilişkin aşamalar aşağıda tek tek ayrıntılarıyla ele alınmıştır.



TEST GELİŞTİRME SÜRECİ

Bu çalışmada üreme fizyolojisi bilgi testinin geliştirilmesi Kutlu ve Çok tarafından önerilen test geliştirme aşamaları dikkate alınarak gerçekleştirilmiştir (31). Her aşamanın gerekleri yerine getirildikten sonra bir üst aşamaya geçilmiştir. Bu nedenle test geliştirme aşamaları, aşağıda verilen sırayla açıklanmaktadır.



1. Test ile hangi özelliklerin ölçüleceğini belirleme

Üreme fizyolojisi bilgi testi; hemşirelikte lisans eğitimi gören öğrencilerin 3. sınıfa kadar anatomi, fizyoloji, dahiliye hastalıkları hemşireliği, cerrahi hastalıkları hemşireliği, doğum ve kadın sağlığı hemşireliği ve 4. sınıfta halk sağlığı hemşireliği derslerinde üreme fizyolojisine ilişkin aldıkları konuların kapsam içindeki ağırlıkları dikkate alınarak hazırlanmıştır. Buna göre, yüzde ağırlığı fazla konulardan daha çok soru, daha az olandan ise daha az soru hazırlanmıştır. Hazırlanan soruların, kapsamdaki önemli bilgileri (kritik davranış) ölçüyor olmasına özen gösterilmiştir. Bu kritik davranışların dökümü Ek-1’de verilmiştir. Üreme fizyolojisi bilgi testinde bulunan konular ve soru sayıları Tablo 1’deki gibidir.



Tablo 1. Üreme Fizyolojisi Bilgi Testinde Yer Alan Soruların Konulara Göre Yüzde Ağırlıkları ve Sayıları

Konular


Konuların Yüzde (%)

Ağırlıkları

Hazırlanan Soru Sayısı

Teste Alınan Soru Sayısı


Üreme Sisteminin Anatomisi

· Kadın iç ve dış üreme organları

· Erkek iç ve dış üreme organları

Üreme Sisteminin Fizyolojisi

· Ovum ve sperm

· Hücre bölünmesi

· Üreme sisteminin hormonal kontrolü

· Üreme siklusu (döngüsü)

20

10


12

12

22



24

10

5


6

6

11



12

9

2


3

3

10



8

Toplam

100

50

35



Dostları ilə paylaş:
  1   2   3   4
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə