Üzerinde en fazla tartışma olan sultan

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 15.75 Kb.
tarix29.10.2017
ölçüsü15.75 Kb.

Sultan Abdülhamit melek miydi, şeytan mı?
Baskın Oran
Hayatta hiçbir nitelik taşımasa, yine de "Üzerinde en fazla tartışma olan sultan" ünvanını taşıması gereken Abdülhamit'in dev bir posteri geçenlerde İstanbul'a asıldı.

Sonra da yumurtalandı.

Kimilerine göre "Sultan Abdülhamid Han", kimilerine göreyse "Kızıl Sultan" yine gündemdedir. Gerçekçi bir değerlendirmeye gitmemekte ısrar ettiğimiz sürece de, kalacak.

Derslerde öğrencilerime söylediğim, bu yazının sonunda da söyleyeceğim sözü işin başında hemen yazmamı ister miydiniz? Buyrun:

Abdülhamit II, en önemli Osmanlı sultanıdır. İsterseniz, "Önemli" sıfatını rahatlıkla "büyük" sözcüğüyle değiştirebilirsiniz.

"Büyük" olmak, o insanın kişisel nitelikleriyle ilgili olmaktan çok, ne biçim canavarlarla boğuştuğuyla ilgili bir kavramdır. Yoksa, kimi saftoron kolaycıların yaptığı gibi, en büyük Osmanlı padişahı diye Kanunî'yi ilan etmek gerekirdi.

Abdülhamit II'nin itham edildiği en büyük günah nedir, ordan başlayalım.

Onun günahı, istibdad'dır. Yani, keyfî idare. Yani, diktatörlük.

Afedersiniz ama, diktatör olmayıp da ne olacaktı?

Galiba karıştırıyoruz; adam İnsan Hakları Vakfı Genel Başkanı değildi, padişah'tı!

Hem de, öyle bir koşullarda padişah ki, kimsenin olmak isteyeceğini sanmam.

Kendisinden önceki iki sultan tutulup alaşağı edilmiş.

Tahta çıktığında (31 Ağustos 1876) Bosna, Hersek, Bulgar ayaklanmaları sürüyor, Sırbistan ve Karadağ'la savaş devam ediyor. Rusya güneye yürüdü, yürüyecek. Mahmut Nedim Paşa'nın kalkıp da Avrupa'dan alınan borçların faizlerini yarıya indirivermesi tüm Avrupa'yı Osmanlı'nın başına üşüştürmüş. Kısa sürede Ruslar doğuda Erzurum'a, batıda Edirne'ye kadar, hatta, bugünkü Yeşilköy havaalanının bulunduğu Ayestafanos'a gelip mitili atacaklardır.

Tam o sırada, Yeni Osmanlı aydınları meşrutiyet istiyor.

İmparatorluğun tüm azınlıkları da.

Bir darbe girişimi yapılmış (Ali Süavi), bir diğeri yapılamadan kalmış (Klelanti Skalieri-Aziz Bey). Bu arada Girit kaynıyor. Yunanistan'ın yardımıyla. Zaten, Abdülhamit'in açtığı tek savaş, bu nedenle Yunanistan'adır.

Abdülhamit II işte böyle bir tabloda hükümdar. Döneminin "adet"inin aksine, emperyalistlerarası çelişkileri kullanmak sayesinde İmparatorluğu hiçbir büyük devlete yanaşmadan yönetir. İngiltere'ye karşı Mısır'da Fransa'yı, Basra'da da Almanya'yı kullanır. Fransa'yla İtalya'yı K.Afrika'da tokuşturur.

Dönemin dış politikada Halifelik makamını bayrak gibi kullanarak İslam ülkelerinin desteğini almayı başaran, yine odur. Kurtuluş Savaşına Hint Müslümanları tarafından gönderilen o zaman için muazzam paranın bir nedeni İngiliz emperyalizmine tepkiyse, diğer nedeni mutlaka Abdülhamit'in bu dış politikası olsa gerek.

FKÖ'nün davetiyle SBF asistanları olarak 1978'de Lübnan'a gittiğimizde adamlar Abdülhamit diyorlardı, başka bişey demiyorlardı. "Filistin'de toprak satın almamıza izin verin, İmparatorluğun bütün borçlarını derhal ödeyelim" diyen Siyonizmin babası Theodor Herzl'e sinkaf çektiği için.

Hem de öyle bir dönemde ki, hazret tahta geçtiğinde, 1854-74 arası alınan borçların yıllak anapara ve faiz ödemeleri, imparatorluğun olağan gelirinin yarısını aşmış durumda. Buna rağmen, yeni borç almaktan titizlikle kaçınıyor, borçları büyük düzen içinde ödüyor. Öyle ki, onun döneminde ilk defa dış borç artmıyor, azalıyor. Bir de bugünü düşünün.

Abdülhamit, 1909'da karaciğer kanserinden ölür. Ömrü boyu korktuğu gibi, Jön Türkler tarafından tahttan indirildikten sonra.

Tabii, diyalektik icabı, eliyle kurmuş olduğu hukuk, sanayii nefise, ticaret, darülfünun gibi onca okulun mezunları tarafından "hal" edilmiş olarak...

Haa, şimdi gelelim madalyonun öbür yüzüne.

Öbür yüzü derken, Abdülhamit II'nin öbür yüzünü kastetmiyorum. Öbür yüzü falan yok çünkü. Müstebit bir hükümdar, açık açık. Öbür yüzünden kastım, Abdülhamit imajının bugünkü gericiler tarafından kullanılmasıdır.

Kemalizm, bütün Osmanlı'yı olduğu gibi, Abdülhamit'i de tu kaka yaptı. Normaldi. Bir yere oturmak için, o yerdekini kaldırmak gerekirdi, öyle de yapıldı. Üstelik, Kemalist seçkinler ne de olsa Jön Türk çizgisinin devamıydı. 31 Mart Olayı bile Abdülhamit'e yüklendi.

Kemalizmin kazıyıp atmaya çalıştığı gericilik, bu durumda Abdülhamit II'yi bayrak yaptı. Geçen hafta İstanbul'da dalgalandırılan poster, o bayraktır.



Atılan yumurta da Abdülhamit II'ye değil, onu bayrak yapıp kullanmaya çalışan zihniyete olsa gerek.

Dostları ilə paylaş:
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə