Yazılı ve görsel basında "Çelik Gülersoy’ un İstanbul Kitaplığı Kafe Yapılıyor" "Çelik Gülersoy’un İstanbul Kitaplığı Yok Oluyor"



Yüklə 28.17 Kb.
tarix18.06.2018
ölçüsü28.17 Kb.

ÇELİK GÜLERSOY VAKFI

İSTANBUL KİTAPLIĞI HAKKINDA AÇIKLAMA
Çeşitli haber kaynaklarından yazılı ve görsel basında “Çelik Gülersoy’ un İstanbul Kitaplığı Kafe Yapılıyor” “Çelik Gülersoy’un İstanbul Kitaplığı Yok Oluyor”, “Çelik Gülersoy’un Son Mirası da Elden Çıkıyor: İstanbul Kitaplığı kiralık” ve “Çelik Gülersoy’un Mirası Sahibinden Kiralık!” başlıklı haberlerin dayanağı hakkında aşağıdaki açıklamanın yapılması ve bu haberleri oluşturanın özel sebeplerine dayalı olarak kamuoyunu yanlış yönlendirmesinin anlatılması gerekli bulunmuştur:
1- Cumhuriyetimizin ilanından sadece 1 hafta sonra, 6 Kasım 1923 de, Büyük Atatürk’ün talimatlarıyla, Türkiye’yi ve Türkleri dünyaya doğru tanıtmak, turizmi geliştirmek, ve batı uygarlığına erişmek amacıyla Lozan Konferansı Genel Sekreteri Büyükelçi Reşit Saffet Atabinen’e kurdurulmuş ve bilahere Atatürk tarafından resmen yüksek himayelerine alınmış olan ilk özerk ve özgün sivil toplum kuruluşumuz Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu’nun Atabinen’den sonra yönetimini alan rahmetli Çelik Gülersoy (1930- 2003), başta İstanbul olmak üzere ülkemizin çeşitli yörelerinde harabelerden olağanüstü güzellikte tarihi eserler meydana getirerek milletinin ve özellikle Eski İstanbulluların gönlünde taht kurmuş büyük bir tarihi şahsiyettir. Kendisi bu muhteşem mimari eserlerin yanında, eski İstanbul’u, İstanbul’un tarihi semtlerini ve önemli şahsiyetlerini anlatan fevkalade güzellikte telif kitaplar yazmış, eski yabancı gezginlerin Türkiye ve İstanbulla ilgili eserlerini Türkçeye çevirmiş , yurtdışı seyahatlerinde zamanının büyük kısmını sahaf dükkanlarında geçirerek, Türkiye ve özellikle İstanbul’a dair eserleri, tabloları, belgeleri, dökümanları toplamış ve bunlardan bir “İstanbul Kitaplığı” oluşturmuştur. Halen Sultanahmet Soğukçeşme sokağında bulunan ve Çelik beyin tüm malvarlığı ile birlikte bağışladığı, açıklamamıza konu olan binada yer alan bu kitaplık, dünyanın en zengin İstanbul kütüphanesidir..
2003 yılında kaybettiğimiz ve Demirciköy’de Turing ve Vakfımızın ortaklaşa tümünü düzenlediği mezarlığa defnettiğimiz Çelik Gülersoy’un hayatta en güvendiği ve en yakın dostu olmakla iftihar ederim. Bu hususu da kendi el yazısına dayalı belgelerle isbata her zaman hazırım. Bir faniye ithaf ettiği tek eseri bana ithaf edilmiştir. Vefatında açtığımız vasiyetnamesinde de el yazısıyla vakfını emanet ettiği üç kişilik yönetim kurulu listesindeki ilk isim benim. Fotoğraflarının altını bana “ ahir ömrümün nimeti” diye imzalamıştır.. Ben de bu teveccühe karşılık son 20 yıllık hayatımın tamamını ona vakfettim..
2- Büyüğümüzü kaybettiğimiz 2003 yılından beri Çelik Gülersoy Vakfını yönetiyoruz. Bu yönetim, bizzat kendisinin düzenlediği “ Çelik Gülersoy Vakfı Senedi” ndeki hükümlere göre yürütülmektedir. O tarihlerde Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu Başkanı olduğum için Vakıf başkanlığı Sn.Dr Arhan Apak tarafından üstlenilmiş ve kendisinin başkanlıktan istifası üzerine 21.03.2014 tarihli toplantıda yapılan seçimle Vakıf Yönetim Kurulu Başkanlığı görevi tarafıma tevdi edilmiştir.
3- Vakıf Kurucumuz, vakıf senedinin “Amaç” başlıklı dördüncü maddesinde aynen : “vakfın amacı , Türkiye’nin tarih ve tabiat zenginliklerinin korunmasına ve değerlendirilmesine, sağlığın ve eğitimin gelişmesine yönelik çalışmalar yapmak ve yetkili kuruluşlara yardımcı olmaktır” şeklinde ana amacı tesbit etmiş, ve Çalışma Konularına dair beşinci maddesinde bize, bu amaca varmak için yapmamız gereken işleri ve çalışma alanlarımızı: kültür ve sanat faaliyetleri, restorasyon, onarım ve kent düzenlemeleri, ödüllendirme, tabiat mirasının korunması, yeşillendirme ve çiçeklendirme, sağlık ve eğitim kuruluşları açmak, öğrencilere burs vermek, Türkiye tarihini, kültürünü, sanatını ve doğasını inceleyen ve tanıtan eserleri ve edüdleri basmak, bunları yayınlamak, bunlardan albümler ve prospektüsler hazırlamak, ülke değerlerini ve sorunlarını araştıracak ve ortaya koyacak konferans ve seminerler düzenlemek ,bu konularda medya ile işbirliği yapmak, ülkenin tarih ve tabiat köşelerini değerlendirecek örnek otel, pansiyon, sağlık evi, okul, öğrenci yurdu, lokanta ,çayhane ve pastane gibi tesisler açmak, etüd ve inceleme gezileri ve turları düzenlemek, ve en son olarak da , bu konulardaki materyallerin arşiv, koleksiyon ve kitaplığını yapıp kamunun yararına açık tutmak görevlerini yüklemiştir!

Biz bu görevlerden sadece kitaplığını açık tutabiliyoruz ve 2-3 öğrenciye sembolik burslar verebiliyoruz; çünkü yeterli mali imkanımız yoktur.


4- Halbuki vakfın amaçları doğrultusunda faaliyet göstermemek, görevi ihmal suçunu oluşturur ve biz vakıf imkanlarını ve vakfın malvarlığını basiretli bir tacir gibi değerlendirerek imkan yaratmak mecburiyetindeyiz. Nitekim Vakıflar Genel Müdürlüğü 11.03.2014 gün ve 70-8 /8 sayılı yazısı ile “vakfa ait taşınmazların nasıl kullanıldığı gayrimenkullerin değerlendirilememe sebepleri ve elde edilmesi gereken ile fiilen elde edilebilen gelirlerin taşınmazlarını” sorarak müfettiş göndermiş, başmüfettişince yapılan son teftiş sonucu verilen ve bize tebliğ edilen 14.11.2014 tarih ve 29446 sayılı Denetim Raporunda da bu husus belirlenmiş, ikaz edilmiş, gelecek teftişe kadar gerekli iyileştirmeler yapılmazsa yasal işlem uygulanacağı resmen bildirilmiştir!
5- Tam sekiz fıkrada sayılan amaca matuf çalışma konularımızdan sadece bir tekini gerçekleştirebildiğimiz kitaplık binasının “ Artı Gayrimenkul Değerleme ve Danışmanlık A.Ş. adlı resmen tanınmış ekspertiz firmasınca 12.06.2012 tarihinde yapılmış ekspertiz raporunda değeri tam 14.300.000 – TL olarak tesbit edilmiştir. ( Ayrıntılı teknik rapor elimizdedir ) Bunun dışındaki malvarlığımız, faizle ancak 3 personelin maaşlarını ödeyebildiğimiz bankadaki birmilyon küsur TL. ile ayda sadece 2.000TL kira getirebilen Safranbolu’ daki gayrimenkulümüzdür.. Yani vakfın değer taşıyan yegane mal varlığı 14 milyon TL. lik tarihi bina, vakıf senedindeki 8 görevden sadece bir tanesine tahsis edilmiştir! Halbuki aynı kitaplık, daha sade, daha güvenli ve daha uygun bir binada oluşturulup hizmet verebilir ve artan servet değerlendirilerek diğer 7 görev de yerine getirilebilir.. 14 milyonluk bir binanın, sadece kitap okumaya tahsisi, korkunç bir israf olup , vakfı zarara uğratıcı harekettir ve sorumluluğu muciptir. (Kitap okumak hele böyle değerli eserleri okuyup incelemek elbetteki çok önemlidir, ama bunun için saray gibi yapılara gerek yoktur)
6- Diğer taraftan kitaplığın içinde bulunduğu bina bugünün kalitesinde yapılmış bir yapı olmadığı için yılların geçmesiyle eskimekte, her tarafı dökülmekte, tarihi bina olduğundan onarımı hem çok uzun formaliteleri , hem de çok yüksek masrafları gerektirmekte ,ısıtılması ,kullanılması ve hele korunması tam bir sorun teşkil etmektedir. Kiralayacak kişi bir şirket olacağı için bu iyileştirmeleri bizden çok kolay yapabilecektir.
Burada, polemiğe girmek istemediğim için yazmadığım, sokaktaki diğer tüm binaların sahibi Türkiye Turing Otomobil Kurumunun Turing ve Çelik Gülersoy misyonuna yabancı ellere geçmesi de vakıf merkezi olan bu bina için ayrıca büyük bir risk oluşturmaktadır.. Yönetim Kurulumuzun gizli toplantılarında açıkladığım bu riskleri kamuoyu önünde uluorta açıklamak da tutarlı bir davranış olmasa gerekir. Bu hususta davalarımız devam ettiğinden yargı sonucunu beklemekteyiz.
( Turing’i gerçek üyelerine ve gerçek misyonuna tekrar kazandırabilmek için Çağlayan Adliyesinde açtığım ve bizzat takip ettiğim tam 12 iptal davası nın tüm masraflarını emekli maaşımdan karşılarken, 70 yaşından sonra ikamet yerim olan Ankara’dan İstanbul’ a 4 yıldan beri otobüslerle ayda 2-3 def’a gelir giderken; bir zamanlar (Adalet Müsteşarı iken) resmi törenlerle kapıda karşılandığım adliyenin koridorlarında , elimde dosyalar, sırf sevgili ağabeyim Çelik beyin ruhunu şad etmek için koşuştururken bu kahraman imza sahiplerinin ve imzaya açanların nerede olduklarının çok merak ediyorum! Arkamı döndüğümde tek bir Kemalist, tek bir Çelik Gülersoy sevdalısı, tek bir istanbul’lu , birkaç arkadaşım dışında tek bir Turing mensubu, tek bir gazeteci görmüyorum!. Ama Anayasaya , Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine, Anayasa Mahkemesinin ve AİHM nin ilke kararlarına ve Dernekleşme Özgürlüğüne aykırı işlemlerin, Yüce Türk Yargısında iptal edileceğine inanıyorum.. )
7- Bu nedenle , Vakıf Başkanlığı görevini devraldığım andan itibaren, yönetim kurulumuza, binanın satılarak ya da kiraya verilerek elde edilecek toplu paranın bir bölümü ile daha rantabl, daha güvenli, daha kullanışlı bir bina satın alınıp Çelik beyin İstanbul Kitaplığının burada kurulup halka hizmete devam etmesi; paranın diğer bölümünün de gelir getirici enstürümanlarla değerlendirilerek neması ile Vakıf Senedinde bize bir görev olarak yüklenen diğer faaliyetlerde bulunulması hususunda teklifte bulundum. Aksi takdirde vakıf amaçları doğrultusunda çalışmadığımız, vakfı zarara uğrattığımız için sorumlu olabileceğimizi, hatta vakfın kapatılabileceğini hatırlattım.( Bu konudaki yazılarım ve tebligatlarımı her an takdime hazırım) Sonunda önceki başkanımız ve Yönetim Kurulu üyemiz Sn. Dr. Arhan Apak kiralamaya uygun gördü ve 27.02.2015 tarihli toplantımızda da alınan 8 no’lu kararla binanın, -elbette resmi ekspertizi yaptırılmak suretiyle – kiraya verilmesine yasal, mali ve fiili gerekçeleri de belirtilerek oy çokluğu ile karar verildi.( Vakıf Senedimizin 7 nci maddesi gereğince Yönetim Kurulumuz en az iki üye ile toplanır ve iki oyla karar alınır)

Bina, tercihen uzun yıllığına kiraya verilecek, kira bedeli toptan alınacak , paranın bir bölümü ile daha elverişli , daha güvenli bir bina alınarak kitaplık hizmeti orada verilmeye devam olunacaktır.


8- Karara ve yönetiminin bu gibi önemli kararlarına devamlı muhalif kalan, ve muhalif kalmakla kalmayıp bu konuları kendi bakış açısından kamuoyuna taraflı yansıtan diğer üye Deniz Yalav, turist rehberi olup, ne vakıf hukuku, ne de vakıf yöneticiliğinde hiçbir bilgi ve tecrübesi ve eğitimi maalesef mevcut değildir. Dr. Arhan Apak, uzun yıllardan beri Saint Joseph Lisesi eğitim vakfını yönetmektedir,Küçük Prens Okulları gibi büyük bir kuruluşun sorumluluğunu yüklenmiştir, maliye uzmanıdır ve mali konuda Fransa’da doktora yapmıştır. Ben Çelik Gülersoy Vakfının yüz misli mali portresi olan Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfının , Yargıtay Vakfının ve Türkiye Turing Otomobil Kurumu’nun uzun yıllar başkanvekilliğini ve başkanlığını yürüttüm. Elimden, imzamdan yüzlerce trilyon geçti, tek bir şüphe, tek bir isnat , tek bir şaibeye muhatap olmadım. (Bağdat caddesindeki paha biçilemez değerde Cavitpaşa Köşkünü tapuda Turinge bağışlayan hanımefendiyi bir gece Turing Konukevinde misafir ettiğim için gibi komikliklerle yargılanışım hariç!.)Yüksek lisansımı İstanbul Edebiyatı üzerine yaptım ve Bakü’de Restorasyon Mimarisi öğreten üniversiteden Doktora aldım.
Karara muhalif üye Deniz Yalav’ın eşi Neslihan Yalav, uzun yıllardan beri bu binada kütüphane memuru olarak çalışmakta ve maaş almaktadır. Ancak kendisinin kütüphanecilik eğitimi yoktur! Kültür ve Turizm Bakanlığının Kütüphaneler Yönetmeliği 7/f ve 10 ncu maddeleri kanalıyla 4 ncü maddesi (n) bendi mucibince kütüphane memurunun “ üniversitelerin bilgi ve belge yönetimi, kütüphanecilik ve arşivcilik bölümlerinden mezun “ bilgi ve belge yöneticisi olması gerektiği, dolayısıyla bu sıfatı taşımayan ve yeterli tahsili olmayan bir kişiye dünyanın en zengin İstanbul Kitaplığını teslim etmenin kanuna aykırı düştüğü açıktır. Yeni kitaplık kurulduğunda bu konuda eğitimi ve sertifikası olan bir memurun atanacağı anlaşılınca, binanın kiraya verilmesi sanki rahmetli Çelik Gülersoy’a ihanetmiş gibi lanse edilmiştir!

Bir vakfın , hemen yegane önemli değer taşıyan gayrimenkulünü, hatfada 2-3 kişi gelip kitap okuması ve yönetim kurulu üyesinin Kütüphanecilik eğitimi olmayan eşinin orada onlarca yıl oturduğu yerde maaş alması için tahsis etmesi ve bu uğurda geri kalan bütün işlevlerini ihmal etmesi Vakıf Hukukuna tamanen aykırıdır.Bu durumda ,ehil ellere tevdi edilemeyen kitaplığın da durumu tehlikededir.


Kendisine Vakıf Başkanı olarak verdiğimiz yazılı talimatları iade etmekte, eşi olan Yönetim Kurulu üyesi cevaben “eşine talimat verilemeyeceğini “bildirmektedir. Bu memurun hiçbir bakımdan etik olmayan memuriyetine son verilmesi için tarafımdan Yönetim Kuruluna teklif getirilmiştir.
9- Sansasyonlarda “Kitaplık” la “bina” birbirine karıştırılmaktadır. Bu operasyonla “kitaplık” daha güvenli bir binada , daha eğitimli kişilerce halka hizmet verecektir.”Bina” ise vakfın malıdır. Kiracı ,yasalar çerçevesinde nasıl kullanmak isterse o şekilde kullanabilecektir. İstanbul’daki tüm tarihi binalar da aynı hukuki statüye tabidir
Kira bedeli asla tesbit edilmemiştir. Resmi ekspertiz raporundan sonra tesbit edilecektir. Bültenlerin alıntı yaptığı “Sahibinden.Com.” sitesindeki ilanda yazılı rakamlardan bilgimiz yoktur ve hayalidir.Müşteri araştırması için yardım istediğimiz iki ciddi emlak ofisi bu ilanları vermişler, ancak internette bu nevi ilanlar için belli aralıklar içinde rakam yazılması mecburi olup, yazılmadığı takdirde bilgisayar almadığından, afaki olarak bu rakamlar yazılmıştır. Bunları mecburen ( 11 TL.) ye indirdik, yıldız veya 0 kabul etmiyor..Zaten ilan metninde doğrusu açıklanmaktadır.
10- Aynı uygulama Vakıflar Genel Müdürlüğünce yapılmakta, Genel Müdürlük işletmede rantabl olmayan kendi binalarını da kiraya verip resmi hizmetlerini daha uygun yerlerde sürdürmektedir ve bize de kaynak yaratma tavsiyesinde bulunmuşlardır.
(Not: Toplantıda yaptığımız kitaplığı Saint Joseph’e taşıyalım masrafsız olsun esprimiz bile ciddi ciddi basına intikal ettirilmiştir! Basın ne yapsın , nakleden Yönetim Kurulu üyesi…)
11- Bu arkadaşımız aynı zamanda Turing üyesidir.Turing’in yeni yönetimi Çelik Gülersoy’un aynı sokaktaki tüm özgün eserlerini ve Yeşilevi kiraya verirken, tüm antikalar satılıp elden çıkarılırken, ve Çelik beyin yetiştirdiği tüm personel işten atılırken böyle bir imza kampanyasına kalkışmamış da, tam eşinin – hem de yönetmeliğe aykırı şekilde – çalıştığı bina kiraya verilirken mi aklına gelmiştir imza toplamak?..
12- Yaptığım hesaplamaya göre Çelik Gülersoy Vakfı Senediyle bize yüklenen görevleri asgari ölçüde yerine getirebilmemiz ve fanimizin de ebedi hayatında huzur için uyuyabilmesi için vakfımızın ayda en az 50.000 TL ye ihtiyacı vardır.
İmza sahiplerinin isteklerini yerine getirebilmemiz için iki şart gerekiyor: Ya aralarında her ay 50.000 TL. toplayıp vakfımıza bağışta bulunacaklar, ya da Vakıflar Genel Müdürlüğünden bize “siz 14 milyon TL. lik binayı sadece kitaplık olarak kullanın, öbür vakıf hizmetlerinin hiçbirini yapmayın ve yönetmelikteki şartları haiz olmasa bile yönetim kurulu üyesinin eşini kütüphane memuru olarak çalıştırmaya devam edin, bina harap olup yıkılsa ya da kitaplar kaybolsa, hasar görse , çalınsa bile önemli değil, ne sizi teftiş edeceğiz ne de hakkınızda işlem yapacağız, çiftlik gibi kullanın, rahatınıza bakın!” diye resmi bir yazı getirecekler!.. O zaman imza kampanyanıza ben de katılacağım!
Lütfen bu yazımı da aynı şekilde yayınlayınız. Bu arada beni arayarak, görüşümü soran ve alan tarafsız gezetecilik ilkesine bağlı bütün medya mensuplarına içten teşekkürlerimi sunuyorum.Yüzyüze görüşürsek , olayın traji- komik yanlarını da anlatacağım..
Saygılarımla

Dr. Uğur İbrahimhakkıoğlu



Çelik Gülersoy Vakfı Başkanı

( Yargıtay Onursal Genel Sekreteri)

Dostları ilə paylaş:


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə