Yed – eyd = el eller âl-i İmrân Suresi



Yüklə 1,09 Mb.
səhifə9/11
tarix12.01.2019
ölçüsü1,09 Mb.
#95049
1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   11



Türkçe Transcript (*)

Elem tera ilâ-lleżîne kîle lehum kuffû eydiyekum veakîmû-ssalâte veâtû-zzekâte felemmâ kutibe ‘aleyhimu-lkitâlu iżâ ferîkun minhum yaḣşevne-nnâse keḣaşyeti(A)llâhi ev eşedde ḣaşye(ten)(c) ve kâlû rabbenâ lime ketebte ‘aleynâ-lkitâle levlâ aḣḣartenâ ilâ ecelinkarîb(in)(k)kul metâ’u-ddunyâ kalîlun vel-âḣiratu ḣayrun limeni-ttekâ velâ tuzlemûne fetîlâ(n)

Ali Bulaç Meali

Kendilerine; 'Elinizi (savaştan) çekin, namazı kılın, zekatı verin' denenleri görmedin mi? Oysa savaş üzerlerine yazıldığında, onlardan bir grup, insanlardan Allah'tan korkar gibihatta daha da şiddetli bir korkuylakorkuya kapılıyorlar ve: 'Rabbimiz,ne diye savaşı üzerimize yazdın, bizi yakın bir zamana ertelemeli değil miydin?' dediler. De ki: 'Dünyanın metaı azdır, ahiret, ise muttakiler için daha hayırlıdır ve siz 'bir hurma çekirdeğindeki ip-ince bir iplik kadar' bile haksızlığa uğratılmayacaksınız.'

Edip Yüksel Meali

Kendilerine, "Elinizi savaştan çekin, namazı gözetin, zekatı verin," denilenlere dikkat etmedin mi? Kendilerine savaşmaları emredildiğinde, insanlardan ALLAH'tan korkar gibi, belki daha fazla korkmaya başladılar ve "Rabbimiz, neden bize savaşı yükledin, bizi yakın bir zamana kadar erteleyemez miydin!," dediler. De ki, "Bu dünyanın varlığı azdır, erdemliler için ahiret daha hayırlıdır; en ufak bir haksızlığa uğratılmayacaksınız."

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Kendilerine, "Ellerinizi savaştan çekin, namazı kılın, zekatı verin" denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir kısmı insanlardan, Allah'tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve "Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Ne olurdu bize azıcık bir müddet daha tanımış olsaydın da biraz daha yaşasaydık?" derler. Onlara de ki: "Dünya zevki ne de olsa azdır, ahiret, Allah'a karşı gelmekten sakınan için daha hayırlıdır ve size kıl kadar haksızlık edilmez."

Süleyman Ateş Meali

Kendilerine: "Ellerinizi (savaştan) çekin, namazı kılın, zekatı verin!" denilenleri görmedin mi? Kendilerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir grup, insanlardan, Allah'tan korkar gibi hatta daha fazla korkmaya başladılar: "Rabbimiz, niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir süreye kadar ertelesen (savaş emrini bir süre geciktirsen) olmaz mıydı?" dediler. De ki: "dünya geçimi azdır, korunan için ahiret daha iyidir. Size kıl kadar haksızlık edilmez."

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Kendilerine, "Ellerinizi çekin, namazı/duayı yerine getirin, zekâtı verin!" denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca, içlerinden bir grup, insanlardan Allah'tan korkmuş gibi, hatta daha şiddetli bir korkuyla korkar oldu. Ve şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Ne diye yazdın üzerimize savaşı; yakın bir süreye kadar bizi erteleseydin ya!" De ki: "Dünya nimeti çok azdır. Kötülükten sakınan için âhiret daha hayırlıdır. Bir kıl kadar bile zulme uğratılmazsınız."

Yusuf Ali (English)

Hast thou not turned Thy vision to those who were told to hold back(595) their hands (from fight) but establish regular prayers and spend in regular charity? When (at length) the order for fighting was issued to them, behold! a section of them feared men as - or even more than - they should have feared Allah. They said: "Our Lord! Why hast Thou ordered us to fight? Wouldst Thou not Grant us respite to our (natural) term,(596) near (enough)?" Say: "Short is the enjoyment of this world: the Hereafter is the best for those who do right: Never will ye be dealt with unjustly in the very least! *

M. Pickthall (English)

Hast thou not seen those unto whom it was said: Withhold your hands, establish worship and pay the poor due, but when fighting was prescribed for them behold, a party of them fear mankind even as their fear of Allah or with greater fear, and say: Our Lord! Why hast thou ordained fighting for us? If only Thou wouldst give us respite yet a while! Say (unto them, O Muhammad): The comfort of this world is scant; the Hereafter will be better for him who wardeth off (evil); and ye will not be wronged the down upon a date stone.

Nisâ Suresi
91


سَتَجِدُونَ

bulacaksınız ki



آخَرِينَ

başkalarını da



يُرِيدُونَ

isterler


أَنْ يَأْمَنُوكُمْ

sizden emin olmak



وَيَأْمَنُوا

ve emin olmak



قَوْمَهُمْ

kendi toplumlarından



كُلَّ مَا

her ne zaman



رُدُّوا

götürülseler



إِلَى الْفِتْنَةِ

fitneye


أُرْكِسُوا

başaşağı atılırlar



فِيهَاۚ

(fitnenin) içine



فَإِنْ

eğer


لَمْ يَعْتَزِلُوكُمْ

onlar sizden uzak durmazlar



وَيُلْقُوا

ve istemezler



إِلَيْكُمُ

sizinle


السَّلَمَ

barış içinde yaşamak



وَيَكُفُّوا

(saldırıdan) çekmezlerse



أَيْدِيَهُمْ

ellerini


فَخُذُوهُمْ

onları yakalayın



وَاقْتُلُوهُمْ

ve öldürün



حَيْثُ

nerede


ثَقِفْتُمُوهُمْۚ

bulursanız



وَأُولَٰئِكُمْ

işte öylelerine



جَعَلْنَا

verdik


لَكُمْ

size


عَلَيْهِمْ

karşı


سُلْطَانًا

bir yetki



مُبِينًا

açık










Türkçe Transcript (*)

Setecidûne âḣarîne yurîdûne en ye/menûkum veye/menûkavmehum kulle mâ ruddû ilâ-lfitneti urkisû fîhâ(c) fe-in lem ya’tezilûkum veyulkû ileykumu-sseleme veyekuffû eydiyehum feḣużûhum vaktulûhum hayśu śekiftumûhum(c) veulâ-ikum ce’alnâ lekum ‘aleyhim sultânen mubînâ(n)

Ali Bulaç Meali

Diğerlerini de sizden ve kendi kavimlerinden güvende olmayı istiyor bulacaksınız. (Ama) Fitneye her geri çağrılışlarında içine başaşağı (balıklama) dalarlar. Şayet sizden uzak durmaz, barış (şartların)ı size bırakmaz ve ellerini çekmezlerse, artık onları her nerede bulursanız tutun ve onları öldürün. İşte size, onların aleyhinde apaçık olan 'destekleyici bir delil' kıldık.

Edip Yüksel Meali

Hem sizinle hem kendi toplumlarıyla güven içinde durmak isteyen bir başka grup bulacaksın. Ne zaman kargaşalığa çağrılsalar içine dalarlar. Sizi yalnız bırakmaz, barış yapmak istemez ve ellerini sizden çekmezlerse karşılaştığınız yerde onları öldürebilirsiniz. Böylelerine karşı size apaçık yetki verdik. *

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Diğer birtakım kimseleri de bulacaksınız ki; hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak isterler. Fitne için her davet olunuşlarında onun içine başaşağı dalarlar. Eğer bunlar sizden çekinmezlerse, kendilerini bulduğunuz yerde yakalayın ve öldürün. İşte bunlar aleyhinde size açık bir ferman verdik.

Süleyman Ateş Meali

Başka birtakım insanlar da bulacaksınız ki, hem sizden, hem de kendi toplumlarından emin olmak isterler. Ama ne zaman fitneye götürülseler, fitnenin içine başaşağı atılırlar. Eğer onlar sizden uzak durmazlar, sizinle barış içinde yaşamak istemezler, ellerini (saldırıdan) çekmezlerse onları yakalayın ve nerede bulursanız öldürün! İşte öylelerine karşı size açık bir yetki verdik.

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Diğer bazılarını da bulacaksınız ki, hem sizden emin olmak hem de kendi toplumlarından emin olmak isterler. Ama fitneyle yüz yüze getirildiklerinde baş aşağı içine dalarlar. Bunlar sizden uzak durmazlar, sizinle barışa gitmezler ve ellerini sizden çekmezlerse onları yakalayın, tuttuğunuz yerde öldürün. İşte böylelerinin üstüne gitmeniz için size açık bir izin ve kuvvet verilmiştir.

Yusuf Ali (English)

Others you will find that wish to gain your confidence as well as that of their people: Every time they are sent back(610) to temptation, they succumb thereto: if they withdraw not from you nor give you (guarantees) of peace besides restraining their hands, seize them and slay them wherever ye get them: In their case We have provided you with a clear argument against them. *

M. Pickthall (English)

Ye will find others who desire that they should have security from you, and security from their own folk. So often as they are returned to hostility they are plunged therein. If they keep not aloof from you nor offer you peace nor hold their hands, then take them and kill them wherever ye find them. Against such We have given you clear warrant.

Ra’d Suresi
11


لَهُ

O(insa)nın vardır



مُعَقِّبَاتٌ

izleyenler



مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ

önünden


وَمِنْ خَلْفِهِ

ve arkasından



يَحْفَظُونَهُ

onu korurlar



مِنْ أَمْرِ

emrinden


اللَّهِۗ

Allah'ın


إِنَّ

şüphesiz


اللَّهَ

Allah


لَا يُغَيِّرُ

onların durumlarını değiştirmez



مَا بِقَوْمٍ

bir milet



حَتَّىٰ يُغَيِّرُوا

değiştirmedikçe



مَا بِأَنْفُسِهِمْۗ

kendi durumlarını



وَإِذَا أَرَادَ

istediğinde



اللَّهُ

Allah


بِقَوْمٍ

bir kavme



سُوءًا

kötülük


فَلَا مَرَدَّ

artık geri çevirecek yoktur



لَهُۚ

onu


وَمَا

zaten yoktur



لَهُمْ

onların


مِنْ دُونِهِ

O'ndan başka



مِنْ وَالٍ

koruyucuları da








Türkçe Transcript (*)

Lehu mu’akkibâtun min beyni yedeyhi vemin ḣalfihi yahfezûnehu min emri(A)llâh(i)(k) inna(A)llâhe lâ yuġayyiru mâ bikavmin hattâ yuġayyirû mâ bi-enfusihim(k) ve-iżâ erâda(A)llâhu bikavmin sû-en felâ meradde leh(u)(c) vemâ lehum min dûnihi min vâl(in)

Ali Bulaç Meali

O'nun (insanın) önünden ve arkasından izleyenleri (takipçileri) vardır, onu Allah'ın emriyle gözetip-koruyorlar. Gerçekten Allah, kendi nefis (öz)lerinde olanı değiştirip bozuncaya kadar, bir toplulukta olanı değiştirip-bozmaz. Allah bir topluluğa kötülük istedi mi, artık onu geri çevirmeye hiç bir (biçimde imkan) yoktur; onlar için O'ndan başka bir veli yoktur.

Edip Yüksel Meali

(Onların herbiri için) önünden ve ardından nöbetleşerek izleyenler vardır. Onu ALLAH'ın emriyle korurlar. Bir topluluk kendisini değiştirmedikçe ALLAH onların durumunu değiştirmez. ALLAH bir topluluk için fenalık istedi mi, hiç bir güç onu durduramaz; onların O'ndan başka bir koruyup kollayanları da olmaz.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Her insan için önünden ve arkasından takip edenler vardır. Allah'ın emrinden dolayı onu gözetirler. Allah bir kavme verdiğini, o kavim kendisini bozup değiştirmedikçe değiştirmez. Allah bir kavme de kötülük murad etti mi, artık onun geri çevrilmesine de imkan yoktur. Onlar için Allah'dan başka bir veli de bulunmaz.

Süleyman Ateş Meali

O(insa)nın önünden ve arkasından izleyen(melek)ler vardır, onu Allah'ın emrinden korurlar. Bir milet kendi durumlarını değiştirmedikçe Allah onların durumlarını değiştirmez. Allah da bir kavme kötülük istedi mi artık onu geri çevirecek yoktur. Zaten onların, O'ndan başka koruyucuları da yoktur. *

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Her biri için onu önünden ve arkasından izleyen gözcüler vardır ki, kendisini Allah'ın emrine bağlı olarak koruyup denetlerler. Gerçek şu ki Allah, bir toplumun mâruz kaldığı şeyleri, onlar, birey olarak içlerindekini/birey olarak kendilerine ilişkin olanı değiştirmedikçe, değiştirmez. Allah bir topluma bir perişanlık dileyince de artık onu geri çevirecek bir güç yoktur. Ve onlar için Allah'ın berisinden koruyucu bir dost da olamaz.

Yusuf Ali (English)

For each (such person)(1816) there are (angels) in succession, before and behind him: They guard him by command of Allah. Verily never will Allah change the condition of a people until they change what is within themselves.(1817) But when (once) Allah willeth a people´s punishment, there can be no turning it back, nor will they find, besides Him, any to protect. *

M. Pickthall (English)

For him are angels ranged before him and behind him who guard him by Allah's command. Lo! Allah changeth not the condition of a folk until they (first) change that which is in their hearts; and if Allah willeth misfortune for a folk there is none that can repel it, nor have they a defender beside Him.

Tebbet Suresi
1


تَبَّتْ

kurusun


يَدَٓا

iki eli


اَب۪ي لَهَبٍ

Ebu Leheb\in



وَتَبَّۜ

zaten yok oldu






Türkçe Transcript(*)

Tebbetyedâebîlehebinvetebb(e)

Ali Bulaç Meali

Ebu Leheb'in iki eli kurusun; kurudu ya.

Edip Yüksel Meali

Ateş kürükleyenin elleri kahrolsun, zaten kendisi kahroldu. *

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Ebu Leheb'in elleri kurusun (yok olsun o), zaten yok oldu ya.

Süleyman Ateş Meali

Ebuleheb'in iki eli kurusun (yok olsun o); zaten yok oldu ya.

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Elleri kurusun Ebu Leheb'in; zaten kurudu ya!

Yusuf Ali (English)

Perishthehands of theFather of Flame!(6294) Perish he! *

M. Pickthall (English)

Thepower of Abu Lahabwillperish, and he willperish.

Tevbe Suresi
14


قَاتِلُوهُمْ

onlarla savaşın ki



يُعَذِّبْهُمُ

onlara azabetsin



اللَّهُ

Allah


بِأَيْدِيكُمْ

sizin ellerinizle



وَيُخْزِهِمْ

onları rezil etsin



وَيَنْصُرْكُمْ

sizi üstün getirsin



عَلَيْهِمْ

onlara


وَيَشْفِ

ve şifa versin



صُدُورَ

göğüslerine



قَوْمٍ

toplumunun



مُؤْمِنِينَ

inananlar








Türkçe Transcript (*)

Kâtilûhum yu’ażżibhumu(A)llâhu bi-eydîkum veyuḣzihim veyensurkum ‘aleyhim veyeşfi sudûra kavmin mu/minîn(e)

Ali Bulaç Meali

Onlarla çarpışınız. Allah, onları sizin ellerinizle azablandırsın, hor ve aşağılık kılsın ve onlara karşı size zafer versin, mü'minler topluluğunun göğsünü şifaya kavuştursun.

Edip Yüksel Meali

Onlarla savaşın ki, ALLAH ellerinizle onları cezalandırıp rezil etsin, sizi zafere ulaştırsın ve inanan toplumun göğsünü ferahlatsın,

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Onlarla savaşın ki Allah, sizin ellerinizle onların cezasını versin ve ... onları rezil ve rüsvay etsin, yardımıyla sizi onlara muzaffer kılsın. Ve mümin bir kavmin yüreklerini ferahlandırsın.

Süleyman Ateş Meali

Onlarla savaşın ki Allah, sizin ellerinizle onlara azabetsin, onları rezil etsin, sizi onlara üstün getirsin ve inananlar toplumunun göğüslerine şifa versin;

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Savaşın onlarla ki, sizin elinizle Allah onlara azap etsin, onları rezil etsin. Onlara karşı size yardım etsin. Ve inananlar toplumunun göğüslerine şifa ulaştırsın.

Yusuf Ali (English)

Fight them, and Allah will punish them by your hands, cover them with shame, help you (to victory) over them, heal the breasts of Believers,(1262) *

M. Pickthall (English)

Fight them! Allah will chastise them at your hands, and He will lay them low and give you victory over them, and He will heal the breasts of folk who are believers.

Tevbe Suresi
25


لَقَدْ

andolsun


نَصَرَكُمُ

size yardım etmişti



اللَّهُ

Allah


فِي مَوَاطِنَ

yerlerde


كَثِيرَةٍۙ

birçok


وَيَوْمَ

ve gününde



حُنَيْنٍۙ

Huneyn


إِذْ

hani


أَعْجَبَتْكُمْ

sizi böbürlendirmişti



كَثْرَتُكُمْ

çokluğunuz



فَلَمْ تُغْنِ

fakat sağlamamıştı



عَنْكُمْ

size


شَيْئًا

hiçbir yarar



وَضَاقَتْ

ve dar gelmişti



عَلَيْكُمُ

başınıza


الْأَرْضُ

yeryüzü


بِمَا رَحُبَتْ

bütün genişliğine rağmen



ثُمَّ

nihayet


وَلَّيْتُمْ

dönmüştünüz



مُدْبِرِينَ

gerisin geri















Yüklə 1,09 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   11




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin