Zhuan falun



Yüklə 1.22 Mb.
səhifə32/48
tarix14.08.2018
ölçüsü1.22 Mb.
1   ...   28   29   30   31   32   33   34   35   ...   48

YEDİNCİ DERS




ÖLDÜRME KONUSU


‘‘Öldürme’’ konusu çok hassas bir konudur. Bizim, uygulayıcılar için katı bir kuralımız vardır: onlar canlıları öldüremezler. İster Buda Okulundan, ister Tao Okulundan, ister Qimen Okulundan olsun, hangi okul veya uygulama olduğuna bakılmaksızın, o, doğru bir xiulian uygulaması olduğu müddetçe, bu konuyu çok kati bir şekilde ele alır ve öldürmekten men eder; orası kesin. Bir yaşamı ‘‘öldürmek’’ çok ciddi sonuçlar doğurduğu için, bunu ayrıntıları ile konuşmak zorundayız. Orijinal Budizm’de öldürmek ile esasen, en tehlikeli davranış olan insan hayatını almaktan bahsediliyordu. Daha sonra iri canlıları, evcil büyükbaş hayvanları ya da nispeten iri hayvanları öldürmenin de çok ciddi olduğu kabul edildi. Peki xiulian dünyasında öldürme konusu neden bu kadar ciddiye alınmıştır? Geçmişte Budizm, ölmemesi gereken yaşamların öldürüldükleri takdirde evsiz hayaletler, yalnız ruhlar olacağını söylerdi. Kutsal kitapları okuma ayinleri, özellikle bu tür ruhların öteki dünyada rahat etmelerini sağlamak amacını güder, aksi takdirde bu ruhlar açlık ve susuzluk içinde çok acı çekerler. İşte geçmişte Budizm bunu öğretirdi.

Biz şuna inanıyoruz, eğer kişi bir başkasına kötülük yaparsa, bunun telafisi olarak ona önemli miktarda De ödemek zorundadır. Biz burada, normal şartlarda, başkalarına ait olan şeyleri alan insanlardan bahsediyoruz. Fakat bir canlının hayatına aniden son verilirse, o ister bir hayvan veya başka bir canlı olsun, çok büyük bir karma yaratır. Geçmişte öldürmek ile esasen, muazzam miktarda karma yaratılmasına neden olan insan hayatını almaktan bahsediliyordu. Fakat diğer yaşamların canını almakta küçük bir günah değildir ve o da doğrudan büyük bir karmaya sebep olur. Özellikle, bir uygulayıcı olarak, xiulian sürecinizde her bir farklı seviyede ayarlanmış olan birtakım sıkıntılar vardır. Onların hepsi, kendinizi onlarla geliştirmeniz için, farklı seviyelerde yerleştirilmiş olan sizin kendi karmanız, kendi sıkıntılarınızdır. Xinxing'inizi geliştirdiğiniz müddetçe onların üstesinden gelebilmeniz mümkün olacaktır. Fakat aniden çok fazla miktarda karma edinirseniz, bunun üstesinden nasıl geleceksiniz? Sahip olduğunuz xinxing ile bunun üstesinden hiç bir şekilde gelemezsiniz. Bu sizi uygulamaya devam etmekten tamamıyla alıkoyabilir.

Biz şunu keşfettik: bir kişi doğduğunda, eş zamanlı olarak, bu kozmik alanın belirli bir sahasında birçok kendisi doğuyor. Onların hepsi onun gibi görünüyor, onunla aynı ismi taşıyor ve benzer şeyler yapıyorlar. Bu yüzden onlara, onun bütününün parçaları denebilir. Bu durum şöyle bir sorun içeriyor; eğer onlardan biri (aynı şey büyük hayvanlar için de geçerli) aniden ölürse, diğer farklı boyutlardaki kendileri, önceden belirlenmiş olan hayat yollarını henüz tamamlamamış oldukları için ve hala yaşayacak birçok yılları oldukları için, bu ölü kişi evsiz bir duruma düşer ve evrendeki boşluk içerisinde sürüklenir. Geçmişte açlıktan, susuzluktan ve başka zorluklardan dolayı acı çeken yapayalnız ruhlar ve evsiz hortlaklar betimlenmiştir. Bu belki de doğrudur. Fakat biz gerçekten de, böyle bir kişinin çok korkunç bir durumda bulunduğunu gözlemledik, çünkü her bir boyutta bulunan kendisinin her birinin, hayat serüvenlerini tamamlayıncaya kadar nihai sonunu beklemek zorundadır ve ancak ondan sonra hep birlikte kalacakları son yere gidebilirler. Bu ne kadar uzun sürerse, o da, bir o kadar fazla acı çeker. Daha fazla acı çektikçe de, çektiği acı ile yaratılan karma, öldüren kişinin vücuduna eklenir. Sadece bir hayal edin, daha ne kadar miktarda karma biriktirmiş olabilirsiniz? Bizim olağanüstü yetenekler vasıtasıyla gördüğümüz, budur.

Biz aynı zamanda şu durumu da keşfettik. Bir kişi doğduğunda, bütün hayatı zaten belirli bir boyutta ayarlanmıştır. Yani hayatının değişik aşamalarında ne yapacağı, tamamen bu alanda var olmaktadır. Peki bu kişinin hayat yolunu kim düzenlemiştir? Açıkçası bu, yüksek boyutlardaki varlıklar tarafından yapılır. Örneğin insanoğlunun yaşamını sürdürdüğü bu dünyada bir kişi doğar doğmaz belirli bir aileye sahiptir, belirli bir okula gider ve büyüdükten sonra da belirli bir işyerinde çalışmaya başlar ve işi gereği çeşitli insanlarla tanışarak, her türlü insan ile temasa geçer. Bir başka deyişle, tüm toplum bu şekilde düzenlenmiştir. Fakat bu hayat bir anda sona erdiği için, orijinal ayarlama doğrultusunda olmayan bir değişiklik meydana gelmiştir. O durumda, o aydınlanmış varlık, her kim bu ayarlamayı bozdu ise onu affetmez. Bununla ilgili olarak bir düşünelim. Bizler uygulayıcılar olarak daha yüksek seviyelere doğru gelişim umudundayız. Aydınlanmış varlık, bu kişiyi affetmez. O zaman onun xiulian uygulaması mümkün olabilir mi? Bazı ustalar, aydınlanmış varlıkların seviyesinin bile altındadırlar. Bu nedenle ustası da onunla birlikte cezalandırılır ve onun da seviyesi indirilir. Sadece bir düşünün. Bu basit bir problem midir? O yüzden, böyle bir şey yapan kişinin, xiulian uygulaması çok zor bir hale gelecektir.

Falun Dafa öğrencileri arasında savaşa katılmış kişiler bulunabilir. O savaşlar, kozmosun tamamındaki büyük değişimlerden kaynaklanan durumlar idi ve siz sadece o durumların bir parçasıydınız. Eğer göksel değişikliklerin etkisi altında insanlar hiçbir şey yapmamış olsalardı, içinde bulunduğumuz toplum şu anki durumunda olamayacağı gibi, bunlar da göksel değişiklikler olarak adlandırılamazlardı. Bu gibi olaylar, büyük değişiklikler ile birlikte değişir ve bu yüzden onlar tamamen sizin sorumluluğunuz altında değillerdir. Bizim burada bahsettiğimiz karma, kişisel çıkarlardan, menfaatlerden veya kendine ait olan bazı şeylerin tehlikede olmasından dolayı işlenmiş hatalar yüzünden kişinin biriktirmiş oldukları ile ilgilidir. O, evrenin tamamındaki büyük değişimlere, geniş çaplı sosyal değişimlere bağlı olduğu sürece, sizin bir suçunuz yoktur.

Öldürmek, muazzam derecede karmaya sebep olur. Bazı kişiler şöyle düşünebilir: “Evde yemek yapmaktan sorumlu kişi benim, eğer hayvanları öldüremezsem, ailem ne ile beslenir?” Bunun gibi özel konuların içine girmek istemiyorum. Ben uygulayıcılara Fa’yı öğretiyorum, sıradan insanların ne şekilde yaşamaları gerektiği hakkında aklıma geleni söylemiyorum. Bu belli konuların üstesinden gelmek için, Dafa’nın gereksinimleri doğrultusunda hareket etmelisiniz. Neyin uygun ve yerinde olduğunu hissediyorsanız, o şekilde davranın. Sıradan insanlar her ne yapmak istiyorlarsa yapacaklardır, bu sıradan insanların problemidir. Herkesin kendisini gerçekten geliştirmesi imkân dâhilinde değildir. Fakat bir uygulayıcı olarak kişi, yüksek bir seviyenin istediği ölçülere uygun olmalıdır. O yüzden benim burada ortaya koymakta olduğum bu gereksinimler, uygulayıcılar içindir.

İnsanoğlu ve hayvanlar haricinde, bitkiler de canlıdır. Herhangi bir maddenin yaşam formu, kendisini diğer boyutlarda gösterebilir. Göksel Göz’ünüz, Fa Görüş Gücü seviyesine ulaştığında, her şeyin, taşların, duvarların veya gördüğünüz her şeyin sizinle konuştuğunu ve size selam verdiğini göreceksiniz. Kişi merak edebilir: “Yediğimiz tahıl ve sebzeler de canlı. Ayrıca evde sinekler ve sivrisinekler de var. Ne yapmamız gerekiyor? Yazın bir sivrisinek tarafından ısırılmak çok rahatsız edici ve kişi ona dokunmadan oturduğu yerden izlemek zorunda. Yemeğinin üzerinde onu kirleterek uçan bir sinek gördüğü zaman onu öldüremeyecek.” Sizlere, geçerli bir sebep olmadan, keyfi şekilde öldürmememiz gerektiğini söyleyeyim. Fakat daima önemsiz şeylere odaklanmaya da gerek yoktur. Örneğin yürürken karıncaların üzerine basmaktan endişelenerek hoplayıp zıplamanız gerekmiyor. Bunun yaşam için bir yük olduğunu söyleyeceğim. Bu da bir başka takıntı değil midir? Etrafta sekerek bir karınca öldürmeseniz bile, çok sayıda mikro-organizma öldürmüş olabilirsiniz. Üzerine bastığınız ve öldürdüğünüz mikroplar ve bakteriler de dahil, mikro-kozmik durumda olan çok sayıda küçük yaşam vardır. Bu durumda yaşamaktan vazgeçelim o zaman! Biz sizden böyle insanlar olmanızı istemiyoruz ve bu, xiulian uygulamayı imkânsız bir hale getirir. Biz önemli olana odaklanmalı, açık ve dürüst bir tavır ile gelişim göstermeliyiz.

İnsanlar olarak, bizim insan gibi yaşama hakkımız vardır. Dolayısıyla, yaşadığımız çevrenin şartları da insanın ihtiyaç ve gereksinimlerine uygun olmalıdır. Bizler bilinçli bir şekilde zarar veremeyiz veya öldüremeyiz fakat böyle önemsiz şeyler için de kendimizi aşırı derecede kısıtlamamalıyız. Örneğin yetiştirdiğimiz sebze ve tahılların hepsi canlıdır. Fakat yalnızca bu sebep yüzünden yemeye ve içmeye son veremeyiz. Aksi takdirde xiulian uygulamamız mümkün olabilir mi? Kişi bunun ötesine bakmalıdır. Örneğin siz yürürken bazı karıncalar veya böcekler ayaklarınızın altında kalabilir ve ölebilir. Bunu kasıtlı olarak yapmadığınız için, belki de ölmeyi hak etmiş olabilirler. Biyoloji ve mikro-biyoloji dünyasında, aynı zamanda ekolojik denge konusu vardır. Herhangi türden bir canlının sınırsızca çoğalması, problem yaratır. Bu yüzden biz onurlu ve doğru bir davranış şekliyle uygulama yapmalıyız. Sinekler ve sivrisinekler evdeyken onları dışarı kovabiliriz ve onları dışarıda tutmak için bir sineklik taktırabiliriz. Fakat bazen onları dışarı atamayız, bu nedenle onları öldürmek bir problem teşkil etmez. İnsanların yaşam alanları içinde insanları ısırıyor ve onlara zarar veriyorlar ise, kişi elbette onları dışarı atmak zorundadır. Eğer dışarı atamıyorsanız, insanları ısırırken onları görmezlikten gelmemelisiniz. Sizler uygulayıcılar olarak onlardan etkilenmezsiniz ve onlara karşı bağışıklığınız vardır, fakat aile üyeleriniz xiulian uygulamıyor ve onlar, bulaşıcı hastalıklara yakalanma riski bulunan sıradan insanlardır. Yani bir sivrisinek bir çocuğun yüzünü ısırırken, hiçbir şey yapmadan bunu izleyemeyiz.

Size bir örnek vereyim. Sakyamuni'nin ilk yılları hakkında bir hikâye vardı. Sakyamuni bir gün ormanda yıkanacakmış ve bir öğrencisinden su küvetini temizlemesini istemiş. Öğrencisi küvetin yanına gitmiş ve her yerin böceklerle dolu olduğunu görmüş. Küveti temizlemek için bu böcekleri öldürmesi gerekecekmiş. Öğrenci geri dönmüş ve Sakyamuni'ye küvetin içinin böceklerle dolu olduğunu söylemiş. Sakyamuni dönüp ona bakmadan: "Git ve su küvetini temizle" demiş. Öğrenci küvete geri dönmüş fakat böcekleri öldürmeden küveti nasıl temizleyeceğini bilememiş. Tekrar Sakyamuni'nin yanına gelmiş ve demiş ki: "Saygıdeğer öğretmenim, küvetin içi böcek dolu. İçini temizlersem böcekler ölecek." Sakyamuni ona bakmış ve: "Benim senden istediğim şey, o küveti temizlemen." demiş. Öğrenci birden anlamış ve küveti temizlemiş. Bu hikâye bize şunu anlatıyor: Küvette böcekler var diye yıkanmaktan vazgeçmemeliyiz, evde sinekler var diye başka bir eve taşınmamalıyız, tahıl ve sebzeler canlı diye boğazımızı kısarak yemekten ve içmekten vazgeçmemeliyiz. Böyle davranmamalıyız. Bu ilişkinin üstesinden olması gerektiği gibi gelmeli ve ağırbaşlı bir şekilde xiulian uygulamalıyız. Bilinçli olarak herhangi bir yaşama zarar vermediğimiz sürece, sorun olmayacaktır. Bu arada, insanlar bir yaşam alanına ve yaşam koşullarına da sahip olmak zorundadır ve aynı zamanda bu korunmalıdır. İnsanoğlunun hala, yaşamını idame etmeye ve normal bir şekilde yaşamaya ihtiyacı vardır.

Bazı sahte qigong ustaları, Çin ay takvimine göre, Ocak ayının 1’i ila 15’inde canlı öldürülebileceğini söyler. Hatta bazıları, sanki onlar canlı değillermiş gibi, iki ayaklı hayvanları öldürmenizin de sorun olmadığını söylerler. Ayın 1. ve 15. günü canlı öldürmeye bir öldürme meselesi gözüyle bakılmıyor da, yeri kazmak gözüyle mi bakılıyor? Sahte qigong ustaları söyledikleri, yaptıkları, konuştukları ve peşinde oldukları şeylerden ayırt edilebilirler. Bu kelimeleri telaffuz eden qigong ustaları, çoğunlukla futi tarafından ele geçirilmiştir. Bir tilki futisi tarafından ele geçirilmiş olan bir qigong ustasının tavuk yiyişine sadece şöyle bir göz atın. Bu kişi tavuğu aceleyle yerken, kemiklerini çıkarmaya bile gönlü elvermez.

Öldürmek, yalnızca büyük miktarda karmaya sebebiyet vermez, aynı zamanda Merhamet (Shan) konusunu da içerir. Bizler uygulayıcılar olarak merhametli olmak zorunda değil miyiz? Merhametimiz ortaya çıktığında, yaşayan bütün canlıların acı çektiğini görebilecek ve herkesin acı çekiyor olduğunu hissedeceğiz. Bu konu ortaya çıkacaktır.



Dostları ilə paylaş:
1   ...   28   29   30   31   32   33   34   35   ...   48


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə