1 nolu yazim komisyonu tutanaklari iÇİndekiler



Yüklə 8,47 Mb.
səhifə1/111
tarix18.05.2018
ölçüsü8,47 Mb.
növüYazi
  1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   111


1 NOLU YAZIM KOMİSYONU TUTANAKLARI

İÇİNDEKİLER




12.09.2012 Tarihli Toplantı 3

13.09.2012 Tarihli Toplantı 75

18.09.2012 Tarihli Toplantı 128

19.09.2012 Tarihli Toplantı 172

20.09.2012 Tarihli Toplantı 200

26.09.2012 Tarihli Toplantı 231

03.10.2012 Tarihli Toplantı 258

04.10.2012 Tarihli Toplantı 282

05.10.2012 Tarihli Toplantı 306

17.10.2012 Tarihli Toplantı 342

22.10.2012 Tarihli Toplantı 348

23.10.2012 Tarihli Toplantı 404

01.11.2012 Tarihli Toplantı 440

07.11.2012 Tarihli Toplantı 447

08.11.2012 Tarihli Toplantı 526

09.11.2012 Tarihli Toplantı 593

14.11.2012 Tarihli Toplantı 631

21.11.2012 Tarihli Toplantı 633

22.11.2012 Tarihli Toplantı 661

28.11.2012 Tarihli Toplantı 702

29.11.2012 Tarihli Toplantı 706

05.12.2012 Tarihli Toplantı 719

12.12.2012 Tarihli Toplantı 747

13.12.2012 Tarihli Toplantı 776

14.12.2012 Tarihli Toplantı 824

20.12.2012 Tarihli Toplantı 875

03.01.2013 Tarihli Toplantı 905

07.01.2013 Tarihli Toplantı 909

08.01.2013 Tarihli Toplantı 935

09.01.2013 Tarihli Toplantı 966

10.01.2013 Tarihli Toplantı 1003

11.01.2013 Tarihli Toplantı 1024

14.01.2013 Tarihli Toplantı 1044



12.09.2012 Tarihli Toplantı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 11.27

BAŞKAN : Altan TAN

-----0-----

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Bugün 12 Eylül 2012.

Arkadaşlar, Anayasa Uzlaşma Komisyonu yazım çalışmalarını tekrar başlatıyoruz bugün.

Komisyon toplantısı katılımcı listesi: Profesör Doktor Yusuf Şevki Hakyemez, Doçent Doktor Selin Esen, Profesör Doktor Ali Akyıldız, Özgür Sevgi Göral, Mehmet Ali Zengin, Taylan Barın, Tarık Olcay, Dilek Kumcu, Oğuz Turhan, Kürşat Türker Ercan, Yusuf Uygar, Neslihan Yıldırım, Ferhat Kabaiş.

Evet, arkadaşlar bugün eşitlik ilkesinden başlıyoruz. Yine, isterseniz arkadaşlar, bir metin oraya koyalım, ondan sonra bir metin üzerinden… AK PARTİ’ninkini…

YASAMA UZMANI SALİH SAĞLAM - AK PARTİ’yi mi koyalım Başkanım?

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Neyse yani… Birisi, başta artık hangisi varsa kolayınıza gelen oradan gidelim.

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, bu maddeleri önce epeyce çalışmıştık. En son metni koyalım isterseniz, ondan sonra…

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Olur. Ama en son metin diye bir metin yok elimizde burada, bilmiyorum. Var mı arkadaşlar? Varsa koyalım.

YASAMA UZMANI SALİH SAĞLAM – Başkanım, alt komisyonun kabul ettiği, 25 Mayıs’ta görüştüğü son metin şu anda yansıttığım metin.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Hangisi? Onun üzerinden gidelim, tamam. Bu mu?

YASAMA UZMANI SALİH SAĞLAM – Evet.

ALTAN TAN (Diyarbakır) - Tamam, buyurun.

Şimdi, “Herkes hukuk önünde eşittir.” Bunu kırmızıyla yazmışız, niye? Yani, eşit değil mi, nasıl olmuş o?

MUSTAFA ŞENTOP (İstanbul) – Anlaştık. Anlaştığımız…

DOÇ. DR. SELİN ESEN – Anlaştığımız kırmızıydı o zaman.

FARUK BAL (Konya) – O zaman başkanlık yapanın yeşille ilgili herhâlde bir sorunu var ki bunu yeşile değil kırmızıya boyadı.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Evet, o zaman bir şey yoksa yeşil, eğer anlaşılmışsa. 2’nci maddeyle ilgili görüş, öneri, itiraz?

Buyurun.

RIZA TÜRMEN (İzmir) – 2’nci maddeyle ilgili temel problem, hatırlayacaksınız, teker teker sayacak mıyız, saymayacak mıyız?

MUSTAFA ŞENTOP (İstanbul) – Bu da kabul edilmişti.

DOÇ. DR. SELİN ESEN – Hayır, edilmemişti.

MUSTAFA ŞENTOP (İstanbul) – Edilmişti.

RIZA TÜRMEN (İzmir) – Ama şu şartla edilmişti ki onları bir yerde sayacaktık. Nerede sayacaktık? İşte gerekçede sayalım.

YASAMA UZMANI SALİH SAĞLAM – Başkanım, müsaadenizle.

23 Mayısta üst komisyonun kabul ettiği bir metin var burada, ilk iki maddenin kabul edildiğine dair. Zaten bir de not yazdık buraya. Bu nota göre “Sonraki fıkralar sonraki günlerde görüşülsün.” denilmiş alt komisyon tarafından ama görüşmeler tıkandığı için kalmıştı. Üst komisyon ilk iki fıkrayı bu şekliyle kabul etti yani.

DOÇ. DR. SELİN ESEN – Şu değil mi?

YASAMA UZMANI SALİH SAĞLAM – Evet bu.

DOÇ. DR. SELİN ESEN – O zaman “Kişiye, zümreye, sınıfa imtiyaz tanınamaz.”

MUSTAFA ŞENTOP (İstanbul) – CHP’nin önerdiği şeyler bunlar, aynen.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Tamam, onu da yeşile boyuyoruz.

YASAMA UZMANI SALİH SAĞLAM – O zaman burayı alıp olduğu gibi bugünkü metne koyuyorum Başkanım.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Tamam.

Yani o zaman biz (3)’üncü fıkradan devam ediyoruz bugün.

FARUK BAL (Konya) – Daha sonra bu maddelerde epeyce tartıştık, belirli noktalara geldik. Ona ilişkin metinler var mı?

YASAMA UZMANI SALİH SAĞLAM – Daha sonra sadece alt komisyonda bir gün daha tartışılmış, o da bu. Yani şu anda yansıttığım 25 Mayısta yapılan toplantıda alt komisyonda…

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Şimdi (2)’nci fıkrayı da yeşile boyayın. Ondan sonra (3)’üncü fıkradan devam edelim.

FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, şimdi bu ikinci fıkrayı biz daha sonra daha öz, daha vazıh bir hâle getirmiştik. Burada “Kişiye, aileye, zümreye ve sınıfa imtiyaz tanınamaz.” ifadesine bir itirazımız yok bizim, ama bir fıkra daha yazmamız lazım. Ona göre “Din, dil, ırk vesaire, vesaire.” diye saymamız lazım. O zaman fıkra fazlalığı olacak. Onun için bunların hepsini toparlayıp derleyip hepsini kapsayacak şekilde “Hiçbir kimseye, hiçbir nedenle ayrımcılık yapılamaz.” demiştik. Biraz önce gördüm ben o fıkrayı, onu bul bakalım.

RIZA TÜRMEN (İzmir) – Hayır. Ama Sayın Başkan, burada iki farklı şeyden bahsediyorum: Birisinde “İmtiyaz tanınamaz.” yani “Ayrıcalık tanınamaz.” Öbüründe ise “Ayrımcılık yasağı”ndan söz ediyoruz. Yani şu şu nedenlerle ayrımcılık yapılamaz.

FARUK BAL (Konya) – Yaz, onu da yaz, üçünü de yaz, tamam.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Birinde artı bir şey verilemez, öbüründe eksiye düşemez.

RIZA TÜRMEN (İzmir) – Tamamen öyle.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Anlamışım, gelişme var.

Dün Süheyl Bey demişti ki: “Kafaları basmıyor." Yani basıyormuş. Genel, herkese söylemişti.

ÖZGÜR SEVGİ GÖRAL – Ama gerçekten biraz amacını aşan bir şey oldu. Akışın içinde hakikaten onu demek istemedi yani.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Yahu şakayla, şey değil. O da defalarca tashih etti de…

MUSTAFA ŞENTOP (İstanbul) – “Amacını aşan” ne demek ya?

ÖZGÜR SEVGİ GÖRAL – Hayır, söyledikten sonra kendisi o anda zaten fark etti ne dediğini.

MUSTAFA ŞENTOP (İstanbul) – Ağzından çıkanı kulağı duymuyor, evet.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Evet arkadaşlar, nasıl oldu şimdi? Biz yazıyı toparlayamadık orada.

DOÇ. DR. SELİN ESEN – Başkan, şimdi ben bir söz alabilir miyim?

ALTAN TAN (Diyarbakır) – İşte bir toparlansın, çıksın, bakalım ne oldu da onu anlamadık. Yani çıkan tablo üzerinden devam edelim. Tamam mı şimdi?

YASAMA UZMANI SALİH SAĞLAM – Başkanım, bu 23 Mayısta üst komisyonun kabul ettiği ilk iki fıkra.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Tamam, onu bir yeşilleyin.

YASAMA UZMANI SALİH SAĞLAM – Altta da 25 Mayısta alt komisyonun (2)’nci fıkraya ilişkin yeni bir önerisi.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Öneridir bu, kabul edilmemiş.

YASAMA UZMANI SALİH SAĞLAM – Yok, bu üst komisyona hiç gitmedi.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Tamam.

O zaman bunu tartışmaya açıyoruz, söz almak isteyenler buyursunlar.

Buyurun.

DOÇ. DR. SELİN ESEN – Bunu, az önce Rıza Bey’in de söylediği gibi “ayrıcalık yasağı”nı ve “ayrımcılık yasağı”nı iki ayrı fıkrada düzenleyelim dedik. Ayrıcalık yasağını zaten dört siyasal parti de kabul etti. Mesele ayrımcılık yasağında geldi, takılmıştı. Bunun 1961 ve 82 anayasalarında olduğu gibi, ayrımcılığa uğrayamayacak unsurların tek tek sayılması suretiyle yapılması gerektiğini düşünüyoruz biz, bu geleneğe uygun olarak. Tabii, bunun içine iki yenilik getirmişti Cumhuriyet Halk Partisi. Bunlardan biri “etnik köken” diğeri de “cinsel yönelim”di. Hatırladığım kadarıyla asıl mesele burada.

MUSTAFA ŞENTOP (İstanbul) – “Cinsel yönelim” yok sizde.

DOÇ. DR. SELİN ESEN – Yok, hayır.

Ondan sonra, uzlaşma adına…

RIZA TÜRMEN (İzmir) – O zaman bunu bizim önerimiz olarak benimsedik.

MUSTAFA ŞENTOP (İstanbul) – BDP önerdikten sonra…

RIZA TÜRMEN (İzmir) – BDP önerdikten sonra biz bunu kendi önerimiz olarak da benimsemiştik.

DOÇ. DR. SELİN ESEN – Benimsemiştik ama burada özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi “cinsel yönelim”e sıcak bakmadılar, bunun anayasaya girmemesi gerektiğini belirttiler. Biz de hani bir uzlaşma olabilir mi acaba diye “farklı kimlikler” biçiminde bir formülasyon önerdik ya da öneriyoruz şu anda.

RIZA TÜRMEN (İzmir) – Evet, yani bir şeyi tamamlamak lazım. Yalnız bizim önerdiğimiz bu farklı kimlikler bir uzlaşı önerisi olarak ortaya çıktı. O şartlaydı ki bu uzlaşı, gerekçede bu farklı kimliklerin ne olduğunu sayacaktık. Yani “cinsel yönelim”, “etnik köken” ve diğer şeyler gerekçede sayılacaktı.

Yani uzlaşının iki ayağı vardı hatırlayacaksınız: Buraya maddeye yazmayacağız, peki maddeye yazmayalım ama gerekçeye yazacağız. Gerekçeye yazılması kabul edilmeyince, o zaman, tabii başa dönüldü, uzlaşı olmadı tabii.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Evet, Özgür Hanım’ın bir söz talebi vardı. Özgür Hanım tamamlasın, ondan sonra Mustafa Bey.

ÖZGÜR SEVGİ GÖRAL – Selin Hanım özetledi aslında. Buradaki tartışma “ayrımcılık yasağı”ndan çıkıyordu. Yani ilk girişinde “ayrımcılık yasağı”nda saydığımız bir durumdu. Girişindeki ilk iki cümle aslında oldukça anlaşılabilir bir cümle. Burada şey tartışması olmuştu diye hatırlıyorum: Bunları saydığımızda tahdidi olmadığını belirtmek gerekir, çünkü yeni tür ayrımcılık biçimleri çıkabilir ve sadece Anayasa’da sayılanlar olmasın diye. Ona uygun bir lafız bulmaya çalışmıştık. Mesela “ve benzeri” demeyelim, “ve diğeri” diyelim, dolayısıyla hani hepsini kapsıyor olsun diye.

Gerekçe meselesini de görüşmüştük diye hatırlıyorum. Gerekçeye yazıp metnin içinde geçmiyor ama o da kabul görmemişti. Yani gerekçede de tek tek sayma en son uzlaşma noktası oydu hatırladığım kadarıyla, ama o da kabul görmemişti.

Şimdi, bizim bakımımızdan çok uzun bir tartışma… Şimdi, gerekçede de bir anlaşmaya varamadığımız için, sizin önerdiğiniz “farklı kimlikler” meselesi nasıl değerlendirilir şimdi, bilmiyorum. Diğer partilerin görüşlerini aldıktan sonra belki birazcık netleşir. Ama bizim açımızdan “ve diğeri” diyerek, tahdidi olarak anlaşılmasına engel olması açısından “ayrımcılık yasağı”nda… Hem cinsel yönünün, cinsel kimliğinin hem de -İbrahim Bey o ekte göremiyorum onu- “etnik köken”in olması bizim açımızdan önemli bir şey. İbrahim Bey’in kendisi yok ama kalbi bizde.

MUSTAFA ŞENTOP (İstanbul) – “İbrahim Bey” dediğinizde onlar anlaşılır.

ÖZGÜR SEVGİ GÖRAL – Yani, evet, o grubu kastediyorum,

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Mustafa Bey buyurun.

MUSTAFA ŞENTOP (İstanbul) – Şimdi, değerli arkadaşlar, bu maddenin tarihî gelişimini hatırlıyoruz. Bu, en uzun üzerinde süre harcadığımız maddeydi ve bir mutabakat sağlayamadığımız için kenara koyduğumuz maddeydi. Ama daha sonra, biz, mutabakat sağlayamadığımız hususlarda nasıl amel edeceğimize dair yöntemler, yollar geliştirdik. Dolayısıyla, bu maddeye döndüğümüzde şimdi yeniden o bir ay kadar vaktimizi alan tartışmaları yapmaya gerek yok. Bütün partiler -işte birkaç zaten seçenek vardı burada- bunlar üzerinde görüşlerini söylesin, bildiğimiz usullerle bunu geçelim.

Şunu ben ifade edeyim: Şu sayma içermeyen ifade konusunda, eğer bunda bir mutabakat sağlanırsa biz buna katılırız. Fakat “Gerekçede bunları sayalım.” dediğimizde nelerin sayılacağına bağlı, ama böyle bir saymaya biz gerekçede de olsa katılmıyoruz. “Madde metninde sayalım.” dersek, o zaman klasik olarak 61’de ve 82’de sayılanların sayılmasını yeterli buluyoruz. Gerekçede genel ifadeler olabilir yani bunların, sayılanların sınırlı olmadığını, başka herhangi bir sebeple, akla gelmeyen bir sebeple de ayrımcılık yapılamayacağını falan ifade etme konusunda hiçbir itirazımız yok. Dediğim gibi, yani bu genel ifade kabul görürse biz buna iştirak ederiz, ancak gerekçedeki saymada bazı hususlara itirazımız olur. “Yok, hayır, sayalım madde metninde.” deniliyorsa, o zaman sayarız, eklemek isteyenler gene şeyle ekleme yapabilirler.

ÖZGÜR SEVGİ GÖRAL – O hususlar etnik kökeni de içeriyor mu -itirazlar- Mustafa Hocam? Yoksa sadece…

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Peki, “etnik köken”e bir itirazınız var mı?

MUSTAFA ŞENTOP (İstanbul) – “Etnik kökeni” biraz muğlak buluyoruz ve şey olarak ilk baktığımda bir itirazım yok benim.

RIZA TÜRMEN (İzmir) – “Cinsel yönelim” esas itirazı.

DOÇ. DR. SELİN ESEN – Peki, onu “farklı kimlikler” biçimde ifade etsek, itirazınız olur mu?

MUSTAFA ŞENTOP (İstanbul) – “Etnik köken”i kaldırıp diyorsunuz…

DOÇ. DR. SELİN ESEN – Evet, farklı kimlikler ve onun içine…

MUSTAFA ŞENTOP (İstanbul) – Ama gerekçede sayma…

ÖZGÜR SEVİL GÖRAL – Siz “etnik köken”i zaten ayrıca saymışsınız.

DOÇ. DR. SELİN ESEN – Saydık, ama…

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Pazarlığı bağlayabiliriz gibi hava doğdu, buyurun.

ÖZGÜR SEVİL GÖRAL – Ama “etnik köken”e itiraz yok zaten. Onun için onu çıkarmamıza gerek de yok.

RIZA TÜRMEN (İzmir) – Problem yok “etnik köken”de.

Hayır, şimdi, ben, yani daha önce yapmış olduğumuz tartışmalara girmek istemiyorum. Neden “cinsel yönelimi” koymak önemlidir burada? Bunu tekrar… Tutanaklarda var, bunu uzun uzun anlatmıştık. Ama yani bugünkü koşullar altında “cinsel yönelim” bir kere zaten başka metinlerde de var. Yani bütün uluslararası metinlerde görüyorsunuz “cinsel yönelim”i. İşte, Kadına Karşı Ayrımcılık Sözleşmesi’nde, buralarda, hepsinde görüyorsunuz. Yani bir kere çağımızdaki modern yazılı metinlerin hepsinde var bu. İkincisi, Türkiye’nin koşulları için bu gerekli, çünkü Türkiye’nin koşullarında, işte, büyük bir ayrımcılık var, yani ayrımcılığın da ötesinde böyle bir toplum dışına itilme var aynı zamanda. Aynı zamanda, canına, malına, farklı cinsel yönelimlere sahip olanlar, canına, malına yönelik bir tehditle yaşıyorlar hayatları boyunca falan. Yani bütün bunlar nedeniyle “cinsel yönelim”in yer almasına biz önem veriyoruz burada.

Şimdi bu böyle. Fakat benim anladığım, Adalet ve Kalkınma Partisi bakımından “cinsel yönelim” asıl problem. Eğer burada bir uzlaşı olacaksa nasıl uzlaşı oluyor? İşte, bundan önce konuştuğumuz gibi, madde metninde bundan söz etmeyiz ama gerekçede söz ederiz, böyle bir uzlaşma olabilir.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Ona da itiraz var.

RIZA TÜRMEN (İzmir) – O olmazsa, o olmayacaksa o zaman madde metnine işte BDP, CHP önerisi olarak yazarız. MHP, bilmiyorum, ne kadarına katılabilir? Yani Adalet ve Kalkınma Partisinin önerisini ayrıca yazarız. Böyle geçelim, boşa vakit harcamayalım bu durumda.

DOÇ. DR. SELİN ESEN – Şöyle bir şey olabilir mi acaba, eğer farklı kimlikleri… Şimdi, anayasa yazımında, özellikle toplumun çeşitli kesimlerinde, yoğun kırılganlıkların görüldüğü devletlerde ya da ülkelerde anayasa yapımında izlenen bir yöntem var. Bu yani son dönem yapılmış bütün anayasalarda ya da pek çok anayasada görülen bir yöntem o. Nedir? Yani, her şeyi tek tek, çok somut ve spesifik biçimde yazmak yerine biraz daha muğlak yazıp, bunun açılımını ya da bunun yorumlanmasını yargı organına bırakmak. Çünkü, aksi takdirde, çok farklı taleplerin bir potada, bütün taleplerin yüzde yüz biçimde bir potada karşılanması mümkün değil. Yani “Pota” dediğim anayasa. Dolayısıyla, böyle, hani biraz daha muğlak ifadelerle aslında bu ifadelerin yorumunu yargı organına bırakmak kaydıyla -zaten başka türlüsü mümkün değil- belki bir ortak nokta bulunabilir. Hani bu ortak noktada, örneğin, farklı kimlikler olabilir mi? “Farklı kimlikler” dediğimiz zaman…

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Soralım BDP’ye, olabilir mi?

ÖZGÜR SEVİL GÖRAL – Bizimle mi başlayalım?

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Hayır, hemen bir noktaya gelmek için diyorum.

ÖZGÜR SEVİL GÖRAL – Diğer partilerin ne diyeceğine bağlı ya bu.

MUSTAFA ŞENTOP (İstanbul) – Söz sizde zaten.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Hayır, şimdi AK PARTİ net olarak koydu şeyini.

ÖZGÜR SEVİL GÖRAL – MHP’nin bir görüşünü alsak.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Faruk Bey, MHP’nin bu konuya yaklaşımı? Nasıl yapalım?

FARUK BAL (Konya) – Biraz sabırla ve sükûnetle MHP’yi dinleyelim diye başlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bir anayasa yapacak mıyız, bir anayasa yapacak isek bu anayasa hangi devletin anayasası olacak, nasıl bir anayasa olacak, burada her parti kendi düşüncesini mi kabul ettirme azminde olacak, yoksa hepimiz bir uzlaşma mı sağlayacağız? Biz bu sorulara pozitif cevap vererek daha önce görüşlerimizi açıklamıştık. Bu çerçevede içerisinde de önemli bir mesafe katedilmişti. Bu mesafede de birinci ve ikinci fıkrada herkesi kapsayan, hiç kimseyi dışlamayan bir bakış açısıyla sorun bizim açımızdan çözüme kavuşturulmuştu.

Şimdi, bundan sonra farklı kimlik… Ben Cumhuriyet Halk Partisini eleştirmek için değil, şaşırarak izliyorum. Anayasaya “farklı kimlik” lafını koyduğunuz zaman “Cumhuriyeti biz kurduk, bu devleti biz kurduk.” diyen Cumhuriyet Halk Partisinin nereden nereye savrulduğunu görüyorum. Bu kadar açık ve net konuşuyorum.

RIZA TÜRMEN (İzmir) – Şimdi, tekrar…

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Nefsi müdafaa açıktır.

FARUK BAL (Konya) – Yani savunsun canım kendisini, ben düşüncemi söyleyeyim. Yani Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluş felsefesiyle çelişen bir tabirin burada kayıtlar altına geçmiş olmasından da üzülüyorum ve dilimi de mümkün olduğu kadar makul kelimelerle tutarak kullanmaya çalışıyorum.

Diğer taraftan, farklı kimliklere biz kesinlikle karşıyız. Diğer taraftan, anayasa metnine girmesine karşıyız. Varlıklarına elbette ki vardır, hiçbir itirazımız yok ama anayasa metnine girmesinin bir anlamı yok çünkü anayasalar ayrıştırma değil kaynaştırma, kucaklaştırma, barıştırma, birlikte yaşama arzusunu veren metinlerdir.

Şimdi, eski metinleri referans gösteriyorlar. Daha önce de söyledim, eski metinde “Din, dil, mezhep, inanç, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce ve felsefî inanç.” diye sayar gider. Bu klasik bir tercüme metindir. Tercüme olduğunun en önemli izi, Osmanlıda, Osmanlıyı bırakalım, Türkiye Cumhuriyeti’nde renk ayrımıyla ilişkili, yani Kızılderili, sarı derili, siyah derili gibi bir sorun yaşanmamıştır, bu anayasal bir sorun hâline gelmemiştir. Gelmediğine göre burada varlığı, bunun tercüme metin olduğunu ifade etmektedir. Biz kendi yaramıza merhem olacak bir anayasa yapalım. Dolayısıyla, bu kavramdan hareket ettiğimiz zaman, din, dil, mezhep, inanç, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce gibi sebepleri “herkes” ve “hiç kimse” lafları kapsamaktadır. “Bunları yazalım.” şeklindeki ısrar, bence “Anayasa yapalım ve bunu uzlaşmayla yapalım.” düşüncesinin dışında bir davranış ortaya koymaktadır.

Etnik mesele üzerinde BDP’nin ısrarı vardır. Önce “etnik” kelimesi ne demek, “etnisite” demek ne demek, bunda bir uzlaşmaya varılamadığını ben düşünüyorum. Bilimsel olarak “etnik” demek, “etnisite” demek, belirli bir dil topluluğunu konuşanların yanında azlık durumunda olan topluluktur, belirli bir dine inanan insanların bulunduğu toplulukta farklı bir dine inanan azlık demektir, belirli bir mezhebe inananların içerisinde farklı bir mezhebe inanan azlık demektir, belirli bir inanca mensup olanların içerisinde azlık demektir, belirli bir ırk içerisinde olanların azlık içerisindedir, belirli bir cinsiyet içerisinde olanların içerisinde azlık demektir. Yani referans alınan 82 ve 61 anayasalarının din, dil, ırk diye saydığı farklılıkların hepsi “etnisite” kavramının içerisindedir. Ayrıca bunların yanı sıra birde “etnisite” dediğiniz zaman “Bu anayasayı yazanlar bilimsel bir terminolojiden haberdar değildir.” diye eleştiri alırız. Dolayısıyla, bu da doğru bir davranış değildir.

Tekrar başa dönüyorum. Bizim Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu ülkeye, bu millete, hiçbir vatandaşımıza ayrım yapmayacak, her vatandaşımızı hukuk yönünden eşit, her vatandaşımızı birinci sınıf vatandaş görecek şekilde bu maddeyi düzenlememiz gerekir diye ifade ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Evet, buyurun.

RIZA TÜRMEN (İzmir) – Şimdi, tabii, Faruk Bey’in söyledikleri beni bir cevap vermeye zorluyor.

Bir kere, cumhuriyet projesini anlamaktaki eksikliğini kayda geçirmek isterim. Cumhuriyet projesi, her şeyin başında bir modernite, bir çağdaşlaşma projesidir. Cumhuriyet durgun bir proje değildir, sabit bir proje değildir. Onun için zaman içinde evrimleşen, kendi kendini yenileyen, dünyanın koşullarına kendini uyduran bir çağdaşlaşma projesidir. Bunu yapamadığımız takdirde cumhuriyet bir nostalji olarak kalır. Korkarım ki Faruk Bey’in söyleminden bu anlayışın yerleşmediğini görüyorum.

Bugün günümüzde kimlikler, farklı kimlikler insanların kendini tanımlama şeklidir. İnsanlar farklı kimliklere aidiyetleriyle kendilerini tanımlamaktadırlar. Türkiye’de farklı etnik, farklı dinsel kimlikler vardır, bunu reddedemeyiz. Yani Türkiye bütün farklılıkların ortadan kalktığı, etnik farklılıkların olmadığı homojen bir toplum mudur? Altan Bey bir Kürt’tür. Yani Altan Bey ne istiyor? Bir Kürt olarak, bir Kürt aidiyetiyle bu topluma ait olmak, bu toplumda eşit şartlarda yaşamak istiyor. Bunu biz görmemezlikten mi geleceğiz? Ya da dinsel farklılıklar vardır, işte Sünnisi vardır, Alevisi vardır, başka dinsel farklılıklar. Yani buradaki mesele, bu anayasanın yapılmasındaki benim anladığım temel amaç, bütün bu farklılıklarla birlikte ortak bir yaşama çerçevesi çizebilecek miyiz, bütün bu farklılıkların birlikte yaşayabilecekleri bir ortak zemin, ortak çerçeve çizebilecek miyiz. Anayasanın amacı budur benim gördüğüm. Yoksa farklılıkları reddetmek değildir, farklılıklarımızla birlikte yaşayabilmektir. Hepimizin farklılığına aynı derecede saygı göstererek, hepimizin farklılığını eşit olarak kabul ederek hem farklı hem eşit olarak bir çerçeve çizebilmektir bu anayasanın amacı. Bunu yapabilirsek ancak bu anayasa bugünkü Türkiye'nin, dünyanın koşullarına uygun bir anayasa olur. Bunu reddetmek, farklılıkları reddetmek, bugün aslında var olan gerçekleri kabul etmemek demektir. Gerçeklere gözümüzü kapayarak nasıl bir çağdaş anayasa yapabiliriz? Böyle bir imkân var mıdır? O nedenle, bu madde -bu madde o açıdan önemli- hem farklılıkları belirten hem de eşitliği koruyan, o farklıklarla birlikte yaşamayı, eşit bir biçimde birlikte yaşamayı öngören bir madde olduğu için önemlidir. Bunu yapamıyorsak tabii, bu anayasanın o zaman 82 Anayasası’ndan fazla da farkı kalmayacaktır. Yani bu farklılıkların korunmadığı, farklılıkların eşitlikle birlikte ele alınmadığı bir anayasa yapamıyorsak o zaman tabii bu anayasanın temel amacı ortadan kalkacaktır diye korkarım.

Bizim bu söylediğimiz şey, farklı kimlikler bana çok şey gelmişti ama yani ne kadar kabul görülüyor, bakalım.

FARUK BAL (Konya) – Şimdi Rıza Bey’in şahsına saygım sonsuz ama işte sorun tam da burada. Benim de söylediğime ya iyi dikkat edemedi veya ne demek istediğimi anlamadan cevap verdi.

Benim söylediğim, cumhuriyetin nitelikleri ve cumhuriyetin modernizasyonu kavramı değildi. Benim söylediğim “Türkiye Cumhuriyeti devletini biz kurduk.” diyen bir partinin…

RIZA TÜRMEN (İzmir) – Biz de kendimizi yeniliyoruz.

FARUK BAL (Konya) – Tamam. “Yeniliyoruz, bu hâle geldik.” deyin, mesele biter yani.

RIZA TÜRMEN (İzmir) – Yeniliyoruz.

FARUK BAL (Konya) – Ben sizin söyleminizden hareketle öyle ifade ediyorum.

RIZA TÜRMEN (İzmir) – Yani cumhuriyet, Ankara Palas’ta olanları da burada bahis yapmak değildir.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Nefis bir sözdür, aynen katılıyorum Rıza Bey.

Buyurun.


FARUK BAL (Konya) – Sayın Başkan, ben saygıyla dinledim. Tabii ki bizi de dinleme nezaketini göstereceksiniz.

Sorun, benim söylediğimin anlaşılamamasından kaynaklanmaktadır ve Sayın Başkan, şahsınızla ilgili de örnek verildi. Şahsınız, milletvekili seçilirken etnik değeriniz itibarıyla size bir zorluk gösterildi mi yasalar, hukuk önünde? Ticaret yaparken yasalar size “Sen şu etnik değerdensin, şu etnik gruptansın, şunu yapamazsın.” diye hukuki bir sorunla karşılaştınız mı? Sosyal hayat içerisinde devletin tanzim ettiği kuralların arasında sizin şu etnik kökenden olmanız sebebiyle şu haklardan yoksunsunuz diye bir sorun ortaya çıktı mı? Benim bilebildiğim kadarıyla böyle bir sorun yok. Anayasalar da zaten böyle sorun var ise bunu gidermeye yöneliktir, ama farklılıkları farklılaştırarak, ayrışma yolu açarak, millet bütünlüğünü bozarak buradan ülkenin ve devletin karşı karşıya kalabileceği risklere engel olmak durumundadır. Bizim kastettiğimiz “herkes” kavramı içerisinde zatıaliniz de varsınız, elbette ki Kürt kardeşlerimiz vardır. Onlarla birlikte farklı etnik inanç temellerine sahip olanların da hepsi vardır. Herkes bu ülkenin birinci sınıf vatandaşı olmalı, herkes eşit olmalı. Bu eşitliği sağlarken etnik değerlere vurgu yapmak ileride doğabilecek farklılaşmaya dayalı eşitsizliklerin kaynağı olur, tam tersine bir sonuç yaratır.


Kataloq: docs
docs -> GƏNCƏ ŞƏHƏr məDƏNİYYƏt və turizm idarəSİ GƏNCƏ ŞƏHƏr məRKƏZLƏŞDİRİLMİŞ Kİtabxana sistemi Aqrar iqtisadiyyata dair nə oxumalı?
docs -> Gəncə şəhər Mərkəzləşdirilmiş Kitabxana Sisteminə daxil olan yeni kitabların siyahısı: İngilis dilində
docs -> Hazırlayanlar: Arzu Hüseynova Xəyalə Məmmədova
docs -> Gəncə şəhər mks-nin fonduna 2011-ci ilin IV rübündə daxil olan Yeni kitabların siyahısı: Azərbaycan dilində : Abbas, Aqil
docs -> Dahi şair Nizami Gəncəvinin anadan olmasının 870 illiyi-1141 1209 / b Metodik tövsiyə b
docs -> AZƏrbaycan respublikasi məDƏNİYYƏt və turizm naziRLİYİ Nizami Gəncəvi adına Gəncə Tarix-Diyarşünaslıq Muzeyi Muzeyin tarixi
docs -> Azərbaycan Respublikasının Mülki Məcəlləsi Qəbul edilmişdir

Yüklə 8,47 Mb.

Dostları ilə paylaş:
  1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   111




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə