13. AĞIr ceza mahkemesi



Yüklə 0,74 Mb.
səhifə1/9
tarix30.12.2018
ölçüsü0,74 Mb.
#88430
  1   2   3   4   5   6   7   8   9



T.C.

İSTANBUL

13.AĞIR CEZA MAHKEMESİ

( CMK 250 MADDESİ İLE YETKİLİ ) DURUŞMA TUTANAĞI
ESAS NO :2008/209

CELSE NO :156

CELSE TARİHİ :27.08.2010
BAŞKAN :HASAN HÜSEYİN ÖZESE 28298

ÜYE :HÜSNÜ ÇALMUK 32346

ÜYE :SEDAT SAMİ HAŞILOĞLU 37266

C. SAVCISI :MEHMET ALİ PEKGÜZEL 33954

C. SAVCISI :NİHAT TAŞKIN 36924

KATİP :ALİ DOĞAN 128041
Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese ile üye Hakimler Hüsnü Çalmuk ve Sedat Sami Haşıloğlu’dan oluşan mahkeme heyeti tarafından 27.08.2010 günü saat 9:30’da oturum açıldı.

Tutuklu sanıklardan Sevgi Erenerol, Erkut Ersoy Başka Suçtan Tutuklu Sedat Peker ve Semih Tufan Gülaltay dışındaki tutuklu sanıkların cezaevinden getirildikleri görüldü.

Bağsız olarak huzurdaki yerlerine alındı.

Tutuksuz sanıklardan Gülerci Kömürcü Öztürk, İbrahim Benli ve yine tutuksuz sanıklardan Ferit İlsever ile bir kısım sanıklar müdafilerinden Sanık Veli Küçük müdafi Av. Zeynep Küçük, Sanıklar Doğu Perinçek, Nusret Senem, Hikmet Çiçek müdafi Av. Mehmet Cengiz, Sanıklar Doğu Perinçek, Nusret Senem, Hikmet Çiçek Müdafi Av. Uğur Uzer, Sanıklar Doğu Perinçek, Nusret Senem, Hikmet Çiçek müdafi Av. Ali Cafer Baş, Danıştay başkanlığını temsilen hazine vekili Şerife Usta’nın geldikleri görüldü.

Huzurdaki yerlerine alındı.

Açık yargılamaya devam olundu.

Sanıklar ve müdafilerinin talep ve beyanlarının alınacak olması karşısında tanıkların beyanının alınmasına ara verildi.

Sanıklardan İlhan Selçuk’un ölümüne ilişkin nüfus kaybının celp edildiği, adı geçen sanığın 21.06.2010 tarihinde vefat ettiğinin bildirildiği görüldü

Tanıklardan Sinan Berberoğlu’nun duruşmada hazır edilerek duruşmada hazır edilmesi için yazılan yazıya muameleten cevap verildiği, adı geçen tanığın değişik adreslerde araştırdığı, ancak bulunmadığının bildirildiği görüldü.

Daha önce verilen ara kararları uyarınca yazılan bir kısım yazıların cevaplarının gönderildiği görüldü.

Bunların okunmasına geçildi.

Mahkeme Başkanı :”13.01.2009 tarihli oturumun 16 nolu ara kararı gereği sanık Veli Küçük müdafiinin talebi üzerine Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk daire başkanlığına yazılan yazıya muameleten cevap verildiği. 03.09.2009 tarihli oturumun 14/c-aa nolu ara kararı gereği resen Turkcell iletişim hizmetleri müdürlüğüne yazılan yazıya ikmalen cevap verildiği. 19.10.2009 tarihli oturumun 34 nolu ara kararı gereğince Turkcell iletişim hizmetleri müdürlüğüne yazılan yazıya ikmalen cevap verildiği. 19.10.2009 tarihli oturumun 34 nolu ara kararı gereği TİB başkanlığına yazılan yazıya ikmalen cevap verildiği. 19.10.2009 tarihli oturumun 34 nolu ara kararı gereği Naip hakimlik yazısı gereğince TİB başkanlığına yazılan yazıya muameleten cevap verildiği. Aynı oturumun 34 nolu ara kararı gereği resen Turkcell iletişim hizmetleri müdürlüğüne yazılan yazıya muameleten cevap verildiği. Yazının ekinde bir CD’nin gönderilmiş olduğunun görüldüğü. Aynı oturumun 34 nolu ara kararı gereği resen TİB başkanlığına yazılan yazıya cevap verildiği. Aynı oturumun 34 nolu ara kararı gereği Naip Hakimlik vasıtasıyla resen yazılan yazıya Turkcell iletişim hizmetleri müdürlüğünden ikmalen cevap verildiği. Aynı oturumun 34 nolu ara kararı gereği resen Turkcell iletişim hizmetleri müdürlüğüne yazılan yazıya cevap verildiği, aynı oturumun 34 nolu ara kararı gereği resen TİB başkanlığına yazılan yazıya cevap verildiği. Aynı oturumun 34 nolu ara kararı gereği TİB başkanlığına resen yazılan yazıya cevap verildiği. Aynı oturumun 34 nolu ara kararı gereği resen TİB başkanlığına yazılan yazıya cevap verildiği görüldü.”



Sanık Doğu Perinçek söz almadan konuştu:”Sayın Başkanım, kimlerle ilgili olduğunu söylerseniz.”

Mahkeme Başkanı :”Bazıları resen diye geçiyor, o yüzden okuyorum, resen diye yazıyor. Aynı oturumun 34 nolu ara kararı gereği resen Turkcell iletişim hizmetleri müdürlüğüne yazılan yazıya cevap verildiği. Aynı ara kararı gereğince aynı yere yazılan yazıya yine aynı şekilde cevap verildiği. 30.12.2008 tarihli oturumun 9 nolu ara kararı gereği sanık Nusret Senem’in talebi üzerine Bakırköy 4. ağır ceza mahkemesine yazılan yazıya cevap verildiği ve ekinde Bakırköy 4. Ağır ceza mahkemesinin 2003/251, 2008/152 sayılı kararının fotokopi olarak gönderildiği. 31.12.2009 tarihli ve 2009/1109 değişik iş sayılı kararın 23-b nolu ara kararı gereğince Sanık Veli Küçük müdafiinin talebi üzerine Türkiye Cumhuriyet İçişleri Bakanlığı Jandarma Genel Komutanlığına yazılan yazıya cevap verildiği küçük bir dosya halinde cevabın gönderildiği. Mahkemenizin 2008/209 esas sayılı dava dosyasında 31.12.2009 tarihli 2009/1109 değişik iş sayılı kararın 5 nolu ara kararı gereği resen verilen kararı gereği Naip hakim incelemesinin tamamlanarak dosyaya sunulduğu. 30.03.2010 tarihli 2010/212 değişik iş sayılı kararın 19 nolu ara kararı gereği iddia makamının talebi üzerine Avea iletişim hizmetleri müdürlüğüne yazılan yazıya ikmalen cevap verildiği. Aynı oturumun aynı oturum ve aynı değişik iş sayılı kararıyla verilen 24 nolu ara kararı gereği resen TİB başkanlığına yazılan yazıya cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 19 nolu ara kararı gereği iddia makamının talebi üzerine İstanbul Emniyet Müdürlüğüne yazılan yazıya ikmalen cevap verildiği. 21.04.2010 tarihli oturumun 6 nolu ara kararı gereği Sanık Muzaffer Tekin’in talebi ve iddia makamının talebi üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Bakanlık muhabere bürosuna yazılan yazıya ikmalen cevap verildiği. Aynı oturumun 6 nolu ara kararı gereği Sanık Muzaffer Tekin ile iddia makamının talebi üzerine Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığına yazılan yazıya ikmalen cevap verildiği. Aynı oturumun 6 nolu ara kararı gereği sanık Muzaffer Tekin müdafiinin ve iddia makamının talebi üzerine Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi İnfaz Müdürlüğüne yazılan yazıya cevap verildiği. Aynı şekilde aynı sanık ve savcılık tarafından istenen talep üzerine Erzurum Cezaevi İnfaz Kurumu müdürlüğüne yazılan yazıya cevap verildiği. Aynı doğrultuda Kocaeli 2 nolu ceza infaz kurumu müdürlüğüne yazılan yazıya cevap verildiği. Aynı doğrultuda Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı muhabere bürosuna yazılan yazıya ikmalen cevap verildiği. 07.05.2010 tarihli ve 2010/299 değişik iş sayılı kararın 7 nolu ara kararı gereği resen Jandarma Genel Komutanlığına yazılan yazıya muameleten cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 3 nolu ara kararı gereği resen Danıştay genel sekreterliğine yazılan yazıya cevap verildiği aynı değişik iş sayılı kararın 18 nolu ara kararı gereği resen İstanbul Emniyet Müdürlüğüne yazılan yazıya ikmalen cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 4-c ve 4-b nolu ara kararı gereği Genelkurmay Başkanlığına resen yazılan yazıya ikmalen cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 4-a nolu ara kararı gereği gereği Sanık Erkut Ersoy’un talebi üzerine TÜBİTAK kurumuna yazılan yazıya ikmalen cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 11 nolu ara kararı gereği resen Vadafone iletişim hizmetleri müdürlüğüne yazılan yazıya cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 11 nolu ara kararı gereği resen bilgi teknolojileri ve iletişim kurumuna yazılan yazıya muameleten cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 2 nolu ara kararı gereği Turkcell iletişim hizmetleri müdürlüğüne yazılan yazıya cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 8 nolu ara kararı gereği Bakırköy 10. ağır ceza mahkemesine yazılan yazıya ikmalen cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 6 nolu ara kararı gereği İstanbul Emniyet Müdürlüğüne yazılan yazıya cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 8 nolu ara kararı gereği resen Cumhuriyet gazetesinin 5 Mayıs 30 Mayıs 2010 tarihleri arasında yayınlanan nüshalarının tamamını içerir CD’nin gönderildiğinin bildirildiği görüldü. Aynı değişik iş sayılı kararın 11 nolu ara kararı gereği resen bilgi teknolojileri ve iletişim kurumuna yazılan yazıya muameleten cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 11 nolu ara kararı gereği resen Avea iletişim hizmetleri müdürlüğüne yazılan yazıya muameleten cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 11 nolu ara kararı gereği resen bilgi teknolojileri ve iletişim kurumuna yazılan yazıya muameleten cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 1-b nolu ara kararı gereği Sanık Erkut Ersoy’un talebi üzerine Milli İstihbarat Teşkilatı müsteşarlığına yazılan yazıya cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 1-d nolu ara kararı gereği Sanık Erkut Ersoy’un talebi üzerine Danıştay genel sekreterliğine yazılan yazıya cevap verildiği aynı değişik iş sayılı kararın 7 nolu ara kararı gereği resen İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğüne yazılan yazıya muameleten cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 6 nolu ara kararı gereği Ankara İl Emniyet Müdürlüğüne yazılan resen yazılan yazıya ikmalen cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 8 nolu ara kararı gereği resen İstanbul Emniyet Müdürlüğüne yazılan yazıya ikmalen cevap verildiği. 28.05.2010 tarihli 2010/364 değişik iş sayılı kararın 3 nolu ara kararı Sanık Hikmet Çiçek’in talebi üzerine Hava Kuvvetleri komutanlığı askeri savcılığına yazılan yazıya ikmalen cevap verildiği. Aynı tarihli ve aynı değişik iş sayılı kararıyla verilen 13-a-aa-bb-cc-dd nolu ara kararı gereği resen İstanbul Emniyet Müdürlüğüne yazılan yazıya ikmalen cevap verildiği. 28.05.2010 tarihli oturumun 2010/364 değişik iş sayılı kararının 11-a nolu ara kararı gereği Avea iletişim hizmetleri müdürlüğüne yazılan yazıya muameleten cevap verildiği. Aynı kararın a 6-b-aa nolu ara kararı gereği Sanık Mehmet Zekeriya Öztürk’ün talebi üzerine Ataşehir ilçesi Yenişehir Mahallesi muhtarlığına yazılan yazıya muameleten cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 11-a nolu ara kararı gereği TİB başkanlığına yazılan yazıya cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 11-a nolu ara kararı gereği TİB başkanlığına yazılan yazıya ikmalen cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 2-b nolu ara kararı gereği Sanık İsmail Sağır’ın talebi üzerine. Ankara emniyet müdürlüğüne yazılan yazıya ikmalen cevap verildiği. Aynı kararın 1-a numaralı ara kararı gereği Sanık Erkut Ersoy’un talebi üzerine Düzce Emniyet Müdürlüğüne yazılan yazıya ikmalen cevap verildiği. Aynı kararın 17 nolu ara kararı gereği resen Amerikan hastanesine yazılan yazıya ikmalen cevap verildiği. Aynı kararın 13-d nolu ara kararı gereği resen Bankacılık düzenleme ve denetleme kurumuna yazılan yazıya muameleten cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 6-b-bb nolu ara kararı gereği Sanık Mehmet Zekeriya Öztürk’ün talebi üzerine İstanbul Emniyet Müdürlüğüne yazılan yazıya cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 13-b-aa-bb nolu ara kararı gereği resen Ankara Emniyet Müdürlüğüne yazılan yazıya ikmalen cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 15 nolu ara kararı gereği resen CMK 250. maddesi ile yetkili İstanbul Cum Başsavcılığına yazılan yazıya cevap verildiği şüpheli Tuncay Güney hakkında soruşturmanın halen devam ettiğinin ve şüpheli hakkında 31 Mayıs 2010 tarihinde Kanada yetkili adli makamlarından yeniden adli yardım talebinde bulunulduğunun bildirildiği görüldü. 28.05.2010 tarihli 2010/364 değişik iş sayılı kararın 9-a nolu ara kararı gereği Sanık Fikret Emek’in talebi üzerine Eskişehir emniyet müdürlüğüne yazılan yazıya ikmalen cevap verildiği, Aynı değişik iş sayılı kararın 11-a nolu ara kararı gereği Turkcell iletişim hizmetleri müdürlüğüne Vadofone iletişim hizmetleri müdürlüğüne yazılan yazılara cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 8-b-bb nolu ara kararı gereği Sanık Kemal Kerinçsiz’in talebi üzerine İstanbul Emniyet Müdürlüğüne yazılan yazıya muameleten cevap verildiği, aynı değişik iş sayılı kararın 2-b nolu ara kararı gereği sanık İsmail Sağır’ın talebi üzerine Ankara Emniyet Müdürlüğüne yazılan yazıya cevap verildiği. 16.06.2010 tarihli oturumun 2010/409 değişik iş sayılı karanının 14-a nolu ara kararı gereği Sanık Erkut Ersoy’un talebi üzerine Turkcell iletişim hizmetleri müdürlüğüne yazılan yazıya ikmalen cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 19 nolu ara kararı gereği resen İstanbul Emniyet Müdürlüğüne yazılan yazıya ikmalen cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 13-b nolu ara kararı gereği Sanık Hayrettin Ertekin’in talebi üzerine, CMK 250. maddesi ile yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına yazılan yazıya ikmalen cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 22 nolu ara kararı gereği Sanık Hayrettin Ertekin’in talebi üzerine İstanbul Emniyet müdürlüğüne yazılan yazıya ikmalen cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 14-a nolu ara kararı gereği Avcılar Telekom müdürlüğüne yazılan yazıya ikmalen cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 14-a nolu ara kararı gereği Telekom müdürlüğüne yazılan yazıya Bolu Telekom müdürlüğüne yazılan yazıya ikmalen cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı karanın 14-a nolu ara kararı gereği Sanık Erkut Ersoy’un talebi üzerine Türk Telekomünikasyon AŞ Batı Bursa bölge müdürlüğüne yazılan yazıya muameleten cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 14-a nolu ara kararı gereği Sanık Erkut Ersöy’un talebi üzerine, Türk Telekom müdürlüğüne yazılan yazıya muameleten cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 13-a nolu ara kararı gereği sanık Hayrettin Ertekin’in talebi üzerine, Vadofone İletişim hizmetleri müdürlüğüne yazılan yazıya ikmalen cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 14-a nolu ara kararı gereği Sanık Erkut Ersoy’un talebi üzerine Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi erişim operasyon müdürlüğüne yazılan yazıya cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 18 nolu ara kararı gereği resen Avea iletişim hizmetleri müdürlüğüne yazılan yazıya cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 14-a nolu kararı gereğince resen Türk Telekom Anonim Şirketine İstanbul bölge müdürlüğüne yazılan yazıya ikmalen cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 18 nolu ara kararı gereği resen Vodafone iletişim hizmetleri müdürlüğüne yazılan yazıya muameleten cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 15 nolu ara kararı gereği resen Genelkurmay Başkanlığına yazılan yazıya ikmalen cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 19 nolu ara kararı gereği resen Kanal D televizyonuna yazılan yazıya muameleten cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 14-a nolu ara kararı gereği Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi Bursa bölge müdürlüğüne yazılan yazıya ikmalen cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 11 nolu ara kararı gereği resen ve Sanık Muzaffer Tekin’in talebi üzerine CMK 250. maddesi ile yetkili İstanbul Cum Başsavcılığına yazılan yazıya ikmalen cevap verildiği. 03.02.2010 tarihli 2010/87 değişik iş sayılı kararın 6-c nolu ara kararı gereği Sanık Kemal Kerinçsiz ve müdafiinin talebi üzerine CMK 250. maddesi ile yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına yazılan yazıya ikmalen cevap verildiği. 16.06.2010 tarihli 2010/409 değişik iş sayılı kararın 24 nolu ara kararı gereği resen Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesine yazılan yazıya ikmalen cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 14-a nolu ara kararı gereği Türk Telekominikasyon Anonim Şirketi İstanbul bölge müdürlüğüne yazılan yazıya ikmalen cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 1 nolu ara kararı gereği Sanık Kemal Kerinçsiz müdafiinin talebi üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı karar masasına yazılan yazıya ikmalen cevap verildiği. Aynı değişik iş sayılı kararın 14-a nolu ara kararı gereği Üsküdar Telekom müdürlüğüne yazılan yazıya ikmalen cevap verildiği görüldü dosyasına konuldu.

Talep ve beyanda bulunmak isteyen varsa buyursun.”



Sanık Muzaffer Tekin söz istedi verildi:”Sayın Başkanım, Değerli üyeler; önce bir 20 dakikalık sunumum olacak müsaade ederseniz ondan sonra dün cevaplayamadığım konu ve taleplerim olacak. Şimdi menfur Danıştay saldırımından beri benim kendimi ifade edemediğim ki bunun örneği dün burada salonda yine yaşandı. Bazı kesim var büyük bir kesim beni anlamakta zorlanmıyor ama özellikle bu 2. Cumhuriyetçi ve Yeni Osmanlıcı adı altında her gün televizyonlarda dillerine pelesenk ettikleri statiko, ötekileştirme vesayet normalleşme deyip deyip bir türlü normalleşemeyen anormallere hazırladığım bir metnim var onlara onu sunarken size ithafımı yapacağım. Çünkü oradan da başka bir mana çıkmasın talebime sunumuma geçiyorum. Bugüne kadar sabbar davranarak yaşadıklarımı sabıka-i meşiyeti ilahiye olarak kabul ettim, bu güne kadar çok sabırlı davranarak yaşadıklarımı mukadderat alın yazısı olarak gördüm. Ömrü hayatımda sadük-ül kavl, sadük-ül kelam, sadük-ül vaat, biri olarak tanınmama rağmen hiçbir zaman mütemaddih olmadım. Lakin mütemaccit davrandım. Ömrü hayatımda doğru sözlü doğru söyleyen, sözünde duran biri olarak tanınmama rağmen hiçbir zaman kendimi öven olmadım lakin şeref ve haysiyetiyle övünen davrandım. Abdi Asim, bed üslup, bed zeben, bed zerre, bed Nihat hırsı cah olan siyasilerin ve medya mensuplarının bünyadı zülmü beni hayrete düşürdü bu ne büyük buzdur bu ne büyük bidattır. Aslı bozuk soysuz mevki hırsı olan siyasilerin ve medya mensuplarının zulüm yapısı beni hayrete düşürdü. Bu ne büyük kindir, nefrettir, sevmemektir ne büyük işkence ve zulümdür. Mütenemviyane bir şekilde rubahane kişilerin müterriyet, dillerin hedefi olduğumu dile getirdim. Fakat hep atreşlere seslenmişim haykırarak bir şekilde hilekar, tilki gibi kurnaz kişilerin soysuzlaşmışların hedefi olduğumu dile getirdim, fakat hep sağırlara işitmezlere seslenmişim. Temsihler telayyüs içinde telafusatlarını unutarak telvisat ve tehmahyutte bulunmuşlardır. Allah’ın insanı maymun kılığına soktukları Arslan kesilerek kirlenmelerini pislenmelerini mundar olmalarını unutarak bulaştırmalar, kirletmeler ve sümkürmelerde bulunmuşlardır. Beni izamemelerden beslenenlerin bu davranışları ıstırap avare sevk etmiştir beni cemaatlerden beslenenlerin bu davranışları ıstırap veren hale itmiştir. İbayyiün ibret amüzler, matekler iddiat ile makzalarına ulaşmışlardır. Her şeyi mubah sayan batılı zümre ibret alınması gelen soytarılar hile ile maksat ve isteklerine ulaşmışlardır. Camaallüt ile dolaşanlar temiz eller operasyonuna soyunmuşlardır kirli elbiseyle dolaşanlar temiz ellere operasyonuna soyunmuşlardır. Bedcihre, eşkbar timsahlar beyüt ile bala pervazare halkı kandırmaya çalışmaktadırlar. Çirkin yüzlü gözyaşı döken timsahlar duyanları hayreti düşüren iftira ve yalanlar ile palavra savurarak halkı kandırmaya çalışmışlardır fakat bari Teala’yı kandıramazlar Allah’ı kandıramazlar. Erbabı sataibatınlar bu duruma fevgaye teysür duymaktadırlar. Kalbi temiz iman sahibi kişiler bu duruma son derece üzülmektedirler. Cadüvane bir şekilde davayı bi manalar ile desise karhane isnadı efikler ve efsallerin efsane perdazileri ile e gavili kazibeleri ile müddü umumilerinin müddü umumiler iddianame hazırladılar. Sihirbazlara, büyücülere yakışacak şekilde saçma iddialar desise edene yakışacak şekilde yalan isnatlar ve alçak kimselerin masal uydurma adi romanları yalan uydurmaları ile savcılar iddianame hazırladılar. Geriyayi iltiham naferiz. Bu davayı yalancı gevahlarla ebedi devam mı ettirmek istiyorsunuz? Onulmaz yaralar açan bu davayı yalancı tanıklarla sonsuza kadar devam ettirmek mi istiyorsunuz? Sakar makar merdi safil siyettillerin, tedmiratlarına dahgahınız dahhahlarımı görmezden geldi. Mekanı cehennem olan alçak adam kötü yüreklilerin yok etmeler, mahvetmeler, tepelemelerine mahkemeniz hak isteyen şikayetlerimi görmezden geldi bu güne kadar adaletli olamadınız. Fesane perdaz mudyu umumilerin dagaldak davranışlarına ne zaman son vereceksiniz? Masal ve hikayeler düzen savcıların hile arayan davranışlara ne zaman son vereceksiniz? Galatnaüslerin gavayetti nevs ile yapmış oldukları garurlarına dur deyiniz. Yalan yanlış yazan ve tespit edenlerin nefis azgınlığı ile yapmış oldukları aldatmalarına dur deyiniz. Hüdafüruşlar hudagerler itlakı lisan ederlerken hukuki cezaiyeniz hukuki ibadimi yok saydı. Mürai sofular hilekar düzenbazlar ağzına geleni söylerken ceza hukukunuz insan hukukumu yok saydı. Her berayi ispapta huzurda berai nezaket ile cümelli min teabede bulunarak delili kati delili cedliyle şahsıma kurulan devallibi bir ihtiyallatı yok ettim. Sorgu maksadıyla huzurda nezaket ve kibarlılıkla seçme cümlelerle kati delil konuşma sonucu bulunan delillerle şahsıma kurulan hile dolapları düzen dolapları yok ettim. Celseyi aleniyete defaten bade uhra delalilli kaviye delili izamı dahgağınıza sundum. Tekrar tekrar bir çok defalar sağlam deliller inandırıcı deliller mahkemenize sundum. Didei hak binler nerede? Doğruyu gören gözler nerede? Bu hacletlih ne zaman son bulacak, bu utanç verici utandırıcı durum ne zaman son bulacak? Yoksa dil mürdemisiniz yoksa kalbi gönlü ölmüş duygusuz musunuz yoksa dün perver misiniz yoksa kötü alçak kimseleri koruyan onların ilerlemesine yardım eden misiniz hulusikarlara galebe çaldırdınız, dalkavuklara üstünlük sağladınız. Asvaf bellidir karşımızdaki düşman bir assaledir sabıka-i mükerrer hesabından mağdur mazlum olur mu saflar bellidir karşımızdaki düşman çok zehirli korkunç bir yılandır. Birkaç kez mahkûm ve suçlu olmuş kimse mağdur ve mazlum olur mu? Bunlar Cumhuriyet rejimiyle dar-ül harptedirler. Cenk cüvane bir şekilde diliranlar onlara hak ettikleri dersleri verecektir. Bunlar Cumhuriyet rejimiyle savaş halindedirler. Savaşçıya yakışır bir şekilde yürekliler, cesurlar, yiğitler onlara hak ettikleri dersi vereceklerdir. Bu güne kadar hukuki şinaskar davranmadınız? Be kavli sariye uygun karar verdiğinize inanıyor musunuz? Bu güne kadar hukuk ilmini bilen olarak davranmadınız verdiğiniz kararların kanun koyana göre uygun olduğunu düşünüyor musunuz? Mahkemeyi Kübra da huule puşe ermek istiyor iseniz bu bidadilik ve bidahtgerlerin oyunlarına son veriniz. Büyük mahkemede cennet elbisesi giymek isterseniz bu zalimlik ve zalimlerin oyunlarına son veriniz, artık adalet kılıcının yerine yanında şemşiri celadeti de kullanmamın zamanı geldi. Zira bunu yapmaz iseniz milletçi bevarımız hızlanacaktır. Artık adalet kılıcınızın yanında yiğitlik kılıcını da kullanmanın zamanı geldi zira bunu yapmaz iseniz. Milletçe yok olma mahvolma ve çürümemiz hızlanacaktır. Sayın Başkanım Değerli üyeler, 3 yılı aşan tutukluluğumun 2 yıla yaklaşan mahkeme safahatında yaşadıklarıma bir anlam yüklemeye çalışıyorum bunun içinde hep odaklandığım bir cümle var. O da arkanızdaki adalet mülkün yani devletin temeli ifadesi. Günlerce aylarca hattı yıllarca bu cümle beynimi hep meşgul etti. Adalet birey için midir? Adalet toplum için midir? Adalet hükmedenler için midir? Yoksa gerçekten arkanızdaki ifadede anlamlaşan devlet için midir? Adalet mülkün temelidir ifadesinin birçok duruşma salonlarında adalet devlet içindire dönüştürüldüğünü görebiliyoruz. Devlet milletin bir organıdır fakat millet devletin bir organı değildir lakin devlet ve millet birbirlerini tamamlar. O halde adalet sadece devletin temeli olamamalıdır devlet ve milletin her ikisinin de eşit olduğu bir adalet sistemi adil olan değil midir? Bugünkü sistemde savcılar devletin temsilcisi olarak yukarıda bir makamda siz yargıçlar ile aynı hizada devleti temsil etmektedirler. Devletin mağdur ettiği biz sanıklar ve avukatlarımız da aşağıda oturmaktayız böyle bir durumda adalet olabilir mi? Halbuki hakimlerin devlet ile millet arasında tarafsız olmaları gerekmez mi? kanunlarımız mahkemelerimizin görevlerini Türk milletinin vicdanını temsil eder ve adalet dağıtmak için görevlidir tanımlamasını yapar iken buradan da açıkça anlaşılacağı gibi Türk kamu hukukunun vicdanına vurgu yapılmaktadır. Dolayısıyla yukarıda ifadelerden anlaşılacağı üzere mahkemeler devlet adına değil toplum adına karar vermek mecburiyetindedirler. Fakat arkanızdaki adalet mülkün temelidir ifadesi kamu vicdanını göz ardı etmektedir. Siz hakimler kararlarınızı verir iken öncelikle kamu vicdanını göz önüne almalısınız düşüncesindeyim zira kamu vicdanına göre verilmeyen kararlar kanunlara uygun olabilir ama asla hukuka uygun olmazlar. Doğal olarak adaletin memleketin temeli yerine adalet devletin temeli anlayışı bazılarının çıkarlarına ve katı kadrolarına dayalı adalet anlayışını ortaya çıkarmıştır. Son yıllarda ülkemizde yaşananlar bu anlayışın ürünüdür. Politize olmuş bürokratlar devletin ali menfaatlerini art plana iterek hükümetlerin adeta birer kapı kulu gibi hareket eden hale gelmişlerdir. Tüm bu tespitlerime rağmen gerçekten devleti koruyan adil tarafsız bir yargılama görebilmiş olsa idim inanınız benim bireysel mağduriyetimin hiçbir önemi olmayacaktı. Her gün demokratikleşme adı altında rejim erozyona uğratılırken bölücülük yapmak reyting sağlarken bu düşüncelerimi somutlaştıran bir örnek arz edeceğim. 5 Temmuz 2010 günü CNN televizyonunda Serdar Cebe’nin sunduğu ne oluyor adlı programda yayın akışı içinde Diyarbakır’dan katılan Sezgin Tanrıkulu biz yeni anayasa taslağımızı hazırladık diyerek 1. maddeden itibaren değişiklik içiren metinleri okumaya başladı ve yine program konuklarından Ahmet Tan örneğin Ankara’nın başkent olması nasıl tartışılmaz diyerek bu yeni taslağı destek verdi. Bu hükümler anayasamızın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez maddeleri olmalarına rağmen acaba bir Cumhuriyet savcısı harekete geçip de işlem yaptı mı? Görüldüğü gibi devleti koruyan da maalesef yok. Teksas Amerika’dan ayrılsın diyenlerin 88 yıl ile yargılandıkları hepimizin malumudur. Bireyi korumayan bir adalet anlayışı devleti de bugün zaafa uğrattığı gibi kuvvetler ayrılığını yok sayarak hükmedenlerle kol kola hareket ediyor tabi bu duruma direnen onurlu yargıç ve mahkemelerimiz de var. Bu böyle olmasaydı durum çok daha vahim olurdu. Siyasi iktidarı ellerinde bulunduranların emniyet güçleri yürütme ve yargının koordineli çalışması ile Ergenekon operasyonunu başarılı bir şekilde gerçekleştirdikleri ifadesi bizlerin tutukluk süreçlerinin kararlarının da hangi merkezlerden verildiğinin net bir açıklamasıdır. Bu böyle olmasaydı net bir açıklamasıdır bu böyle olmasaydı şube müdürlüğünde hazırlanan iftira metinleri iddianame adı altında mahkemeye sunulabilir miydi? Lehte deliller karartılıp kovuşturma sürecinde bile aleyhimize delil üretme çabalarına devam edilebilir miydi? Soruşturma gizliliği var iken bizzat bu gizlilik savcılar tarafından delinip yandaş medyaya servisler yapılabilir miydi? Bir takım yazar geçinen istihbarat birimlerinden beslenen satılık kalemlerin iddianameler açıklanmadan iddianameler ile birebir örtüşen kitaplarının yayınlanmasına fırsat verilebilir miydi? Tertibi devam ettirebilmek için duruşma salonlarında tanık ve gizli tanık yaratma çabalarına girilebilir miydi? Şüpheli ifadelerinin anlamları tamamen değiştirilerek suç ve suçlu yaratma gayretleri sergilenebilir miydi? Muzaffer Tekin’i tanımıyorum diye dilekçe veren insanı Muzaffer Tekin’den bomba aldığıma dönüştürebilmek için ne ahlaki ne insani ne de hukuki olmayan yollara başvurulabilir miydi? Ümraniye’de ele geçirilen el bombaları ile Cumhuriyet gazetesine atılan el bombaları aynı kafile numaralı diyerek hem kamuoyu en önemlisi de mahkeme kandırılabilir miydi? Nihai kararı verilmiş bir davayı hem insan hem de meslek ahlaklarını yok sayarak hukuk tanımaz bir tavır ve büyük bir cüretkârlıkla masum insanlara yamamaya çalışabilirler miydi? Mümkün değil. Laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmuş bir parti mensup parti mensuplarının tam desteğini arkasına alan savcılar sipariş iddianame ile anayasamızın 2. maddesini sorguladıkları gibi buna salip çıkan insanları da terörist ilan ettiler. İddianame savcıları hakkında Atatürk’e dava açılması ise onlar için onarılmaz bir utanç vesikasıdır. Peki, savcılar böyle iddianameyi mahkemenize sundular. Bugün gelinen 156. celsede heyetiniz hala gerçeği görmemekte niçin ısrar ediyor? Cumhuriyet ve onun kurumlarına sövenleri hilafet özlemi içinde olanları yargıçlar yerine kadı ve ulemayı arzulayanları aklamak gibi bir göreviniz mi var? Ben 3 senedir hukuk ve adaletin en büyük mağdurlarından biri olmama rağmen laik, demokratik, sosyal hukuk devletine olan bağlılığımdan bu salonda oynanan mahkemecilik oyununun tüm sahnelerine büyük bir itidal ile izledim. Fakat bu tertibi kuranlar ki en son Yasemin Çongar’ın ABD’de ulusal halk radyosuna verdiği beyanatta tertibin en önemli medya ayaklarından biri olan ve bu operasyon için kurulan Taraf gazetesinin Başbakan ve devlet istihbaratının başındakiler tarafından destekleniyor ifadesi bunun kanıtıdır. İşte onlar işlerine gelmediğinde yargıya ve yargıçlara ağza alınmayacak galiz cümlelerle saldırmaktadırlar. Görevini yapan yargıyı vesaitçi anayasa mahkemesini ise ana muhalefet mahkemesi diyebilecek kadar aşağılamaktadırlar. Sadece ve sadece söylemlere baktığımızda menfur saldırının arkasında hangi güç odaklarının olduğu ortadadır burada somut bir örnek vereceğim. Menfur Danıştay saldırısından hemen sonra Başbakan saldırının arkasında Sayın Deniz Baykal’ın olduğunu bizzat ifade etmiştir. Hemen sıcağı sıcağına bu bilgiye nereden ulaşmıştı işte sizlerin elinizde bulunan ve açmadığınız şema içinde Sayın Baykal’ın da ismi var 2000’li yılların başında hazırlanan bu tertibin şemasında Cumhuriyet rejimine bağlı kişi ve onların üzerinden de kurumları hedef alınmıştır. Van 100. yıl üniversitesinde yaşanan olaylar Şemdinli ve arkasından menfur Danıştay saldırısı planın tahakkuk ettirilmesi için düğmeye basılan hadiselerdi daha insanlar gözetime alınmadan yargıya müdahale çabaları içinde olanlar ile ve masum insanları gösterenler mercek altına alındığında asıl Ergenekonlara ulaşabilirsiniz. Hala benim Cumhuriyet rejimi ve onun erdemlerine olan tutkumu anlayamadıysanız ve hiçbir alçak bir saldırı içinde olmayacağımı çözemediyseniz özür dilerim ama sizlerin hukuk nosyonunuz tartışılır. Aksi halde sizlerin de iddianame savcıları ile aynı safta olduğunuzu düşünmek en doğal hakkımdır. Nedim Şener yazdığı bir kitap ile Hrant Dink cinayetinin sır perdesini aralayınca hakkında dava açıldı. Bugün beraat etse de o dönem yargı sürecinde alacağım ceza ile kirli elleri temizlemek istiyorlar ifadesini kullandı. Bugün menfur Danıştay saldırısı ile bizleri şaibeli durumda bırakmak ile sizler de kirli ellere aklamaya hizmet ediyorsunuz. Benim yaydığım bedensel bir tutsaklıktır beynim hür o da bana huzur veriyor ama beni burada tutan sizlerin beyinlerinizin, beyinleriniz tutsak olmasaydı beni bu çirkin siyasete malzeme yapmazdınız. Bunun hesabını mutlak bir gün birileri sizlerden soracaktır. Tarih ise hiç affetmez William Watsın bırakın adalet yerini bulsun isterse kıyamet kopsun diyor ben ise vereceğiz adil kararlar ile kıymetin kopmayacağı gibi Türkiye bugün yaşanan akıl tutulmasından kurtularak uygarlık yörüngesinde yerine alacaktır düşüncesindeyim. Sunumum bunlar bunları tevsik edici bazı belgeler arz edeceğim Başkanım. Şimdi Başbakan diyor ki; 8 Ağustos 2010 bir düz mantık çok önemli benden CHP’de kirli bir senaryo devreye birden senaryo da senaryo devreye sokuldu CHP’de bir kaset skandalı ortaya çıktı ardından ne oldu şu andaki genel başkan o günkü genel başkanı evinde de ziyaret ettikten sonra adaylık düşünüyorum dedi sonra adayım dedi hemen ardından kurultaya gidildi ve şimdi yönetim ortaya çıktı. Burası önemli kaset olayından kim kazanç sağladı o zaman bu kasetin mimari kim, görüyorsunuz değil mi ne tür ne tür fırıldaklar dönüyor. Kaset olayı kimin ekmeğine yağ sürdü? Kaset skandalından sonra kim genel başkan oldu şimdi bu önemli? 10.11.2009 121. celse ben diyorum ki tutanaklardan şimdi bu olaydan Danıştay’a saldırı olayından esasında prim yapan kimdir? Hükümettir. Kim bundan rant sağladı yine hükümet sağladı biz buradayız başkanım biz rant sağlanacak bir olay yapsaydık burada olmazdık taltif edilirdik işte aynen bunların zihniyeti bu yaptıkları olaydan prim. Danıştay olayından nasıl prim sağladılar? Bu güne kadar mağdur ve mazlumu oynuyorlar her gittikleri yerde mahkemenin nihai karar vermemiş bir olayını kesinleşmiş karar gibi Sayın Başkan kamuoyuna sunuyorlar. Bunlar terörist bunlar Danıştay’ı yaptı. Ve gördünüz mü bakın Danıştay’ın arkasında kim varmış bize karşıymış diyor o zaman yapılan yayınları gördünüz mü? Hâlbuki o zaman yapılan yayınları arz ediyorum. Ferayi özür diliyorum Meral Tamer Sayın Meral Tamer 14 Temmuz bakınız 2006. Şimdi kanlı saldırının ertesinde AKP’nin en yetkili ağızlarından dökülen incileri ben unutmadım. Eminim Başbakan Erdoğan TBMM başkanı Bülent Arınç Başbakan yardımcısı Mehmet Ali Şahin ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek’te hatırlıyordur TV kanalarında gözümüzün içine baka baka ne senaryolar yazmışlardı. Şimdi bir özür bile dilemeyecekler mi? Saldırıyı izleyen 1 haftalık gazetelerden aktarıyorum. Başbakan yardımcısı Şahin olayın neden yapıldığı ve arkasında kimler olduğu birkaç gün içinde ortaya çıkacak bildiklerimi şu an paylaşmıyorum ama sürprizlerime hazır olun. Başbakan Erdoğan bu olayı başörtüsü ile ilişkilendirmek çirkin bir yaklaşımdır. TBMM Başkanı Arınç tam anlamıyla provokatif bir eylemle karşı karşıya olduğumuzu söyleyebilirim. Bu acı olay üzerinden kimse rant devşirmeye kalkışmasın. Şahin, olay daha önce Adalet Bakanlığına yapılan saldırıya benziyor. Adalet Bakanı Çiçek, olayın türbanla bağlantısı tespit edilemedi ilk bir haftada bu çok önemli. Erdoğan, saldırı komplo içinde Baykal var. Erdoğan, saldırı iktidara yöneliktir rejimle ilgili değildir bu bir güç kavgası iktidar başarılı gidiyor bunu nasıl başarısız gösteririz diye uğraşıyorlar. Şahin, saldırının arkasında Gladyo türü bir yapılanma var. Erdoğan, Susurluk, Güre ve Sauna bağlantıları var. Erdoğan, saldırının arkasında ihanet çetesi var. Bırakıldığım gün bile yüzbaşının bırakılmış olması serbest bırakılması suçsuz olduğu anlamına gelmeyecek gibi hukuk devletini yok sayan bir anlayış bundan kim rant sağladı Sayın heyet? O göndün bu güne kadar hala da rant sağlamaya devam ediyorlar ama bu mahkeme böyle devam ederse onlarda o oksijen çadırında sizin verdiğiniz narkozla bu işi götürecekler, bu işi götürecekler. Şimdi yine tertip diyorum 2007 yılında çok önemli Radikal’de resimlere bakın Fikri Karadağ. Sayın Veli Küçük, Hurşit Tolon Sayın, Şener Eruygur hep bir kareye koymuşlar bize. Yani ben bırakıldım, bırakıldım Ankara’dan bu resim salonda görsün tertipçiler hazırlamışlar koyacaklar çuvala atacaklar hazır işte tertip bundan daha iyi tertip olur mu Başkanım mahkemeniz arzu ederseniz görün sunayım.”

Mahkeme Başkanı :”Tabi alalım:”



Yüklə 0,74 Mb.

Dostları ilə paylaş:
  1   2   3   4   5   6   7   8   9




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə