25 dünya devinden biri olmak



Yüklə 227,71 Kb.
səhifə1/5
tarix09.01.2019
ölçüsü227,71 Kb.
  1   2   3   4   5

Merhaba
Uzun yıllar boyunca bu köşeden sizlere seslenen pek çok genel yayın yönetmenimizin yanı sıra, Koç Holding Dış Ticaret ve Turizm Grubu Başkanı ve dergimizin eski yayın yönetmeni Hasan Bengü’ye katkıları için teşekkür ediyor, yeni görevinde kendisine başarılar diliyorum.

Topluluğumuzun kurucusu Vehbi Koç’un isteğiyle, bayilerle sağlıklı iletişime hizmet etmesi amacıyla 40 yıl önce yayın hayatına başlayan “Bizden Haberler”, Türkiye’nin en uzun soluklu kurum dergisidir. Henüz o yıllarda “kurum içi iletişim”in önemiyle kimse ilgilenmezken, üst yönetimin mesajlarını tüm çalışanlara, çalışanların ve bayilerin düşüncelerini de üst yönetime aktarmayı hedefleyen bir dergi çıkarma projesi, Topluluğumuzun o yıllarda da yenilikçi ve vizyoner bir bakış açısına sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Ben de, 40 yılı aşkın süredir yayınını sürdüren Türkiye’nin en eski ancak en dinamik dergisinde Genel Yayın Yönetmeni sıfatı ile sizlerle birlikte olacağım için hem mutlu hem de heyecanlıyım.
25 dünya devinden biri olmak...

Başarı insanlarla birlikte büyüyen, gelişen ve anlam kazanan bir kavram. Boyutu ne olursa olsun bir başarıya imza atabilmek için, farklı bakış açılarıyla birbirlerini zenginleştiren bir ruhla, ortak hedefe doğru hareket eden insanların bir araya gelmesi gerekir.

Dünyanın önemli ekonomi dergilerinden biri olan “BusinessWeek”, yayımladığı bir araştırmada dünyanın yükselen 25 dev şirketi arasında Koç Topluluğu’nu da görüyorsa, bu küresel başarının altında da hedeflerini ve stratejisini iyi belirlemiş hissedarlarımızın, yöneticilerimizin ve bu vizyonu çok iyi anlayarak uygulayan çalışanlarımızın, bayilerimizin ve yetkili servislerimizin, kısaca takım ruhunun çok büyük payı vardır.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener de, “Küresel Vizyon” sayfalarımızda “BusinesWeek”in araştırma sonuçlarını yorumluyor, görüşlerini bizlerle paylaşıyor.

Küresel anlamda büyürken, ülkemiz için yaptığımız katkılar da günden güne artıyor. Sadece sağladığımız istihdam, yarattığımız değer ve ödediğimiz vergiler ile değil kurumsal sosyal sorumluluk anlayışımız ile de önemli bir toplumsal misyonu üstleniyoruz. “Ülkem İçin Günü” de bu anlayıştan yola çıkan, Türkiye’nin en kapsamlı sosyal sorumluluk projelerinden biri, belki de ilki. Dergimizde her ay bu projeye ilişkin çalışmaları, gelişmeleri izleyebileceksiniz. Bu doğrultuda sizlerden gelen önerilere açık olduğumuzu da bilmenizi isterim. Bunun yanı sıra, detaylarını dergimizde okuyacağınız üzere Koçfaktor ihracat faktoringinde dünya birincisi oldu. Başta Genel Müdür Galip Gürsoy olmak üzere tüm ekibini tebrik ediyorum. Ayrıca, Koç.net’in başlattığı Kobiline projesinin ilk aşamasının sonuçlandırılması da dergimizde yer alan diğer bir başarı öyküsü.

Bu sayımızı da keyifle okuyacağınızı umut ediyor, değerli görüş ve yorumlarınızı bizdenhaberler@koc.com.tr adresine göndereceğiniz mail’lerle bizlerle paylaşmanızı diliyorum.


Ali Y. Koç

Kurumsal İletişim ve Bilgi Grubu Başkanı

Yükselen Dev”

Koç Holding
BusinessWeek” dergisi tarafından, gelişmekte olan ülkelerde gelecekte dünya piyasalarına damga vuracak 25 şirket arasında gösterilen Koç Holding, İSO’nun 500 Büyük Sanayi Kuruluşu araştırmasında da ilk 10 içerisinde altı şirketi ile yer alıyor

Koç Holding, “Oyun alanımız dünya” diyerek küresel bir oyuncu olduğunun altını çizerken hem Türk ekonomisi içindeki yerini güçlendiriyor hem de dünya ölçeğinde en önemli oyunculardan biri haline geliyor. Temmuz ayında açıklanan Fortune Global 500 Listesi’nde 18 milyar dolarlık geliriyle dünyanın devleri arasındaki yerini güçlendiren Koç Holding, “BusinessWeek” dergisinin 31 Temmuz tarihli sayısında da “Yükselen 25 Dev”den biri olarak nitelendi.

Dünyanın en prestijli haftalık ekonomi dergilerinden biri olan “BusinessWeek”, ABD ve Avrupa orijinli olmayan ve giderek birer dünya devi haline gelen şirketlerin yer aldığı bir araştırma yayımladı. Boston Consulting Group’un yaptığı bu çalışma 12 gelişmekte olan ülkede bulunan 3 bin şirketten toplanan verilere dayanarak yapılmış. Bu verilerin sonucunda da, küresel şirket rekabetinde başa oynayan “yükselen 25” dev belirlenmiş. İşte, bu araştırmadan yola çıkarak “BusineesWeek” dergisi “Emerging Giants” (Yükselen Devler) konulu bir dosya hazırladı. “Yükselen Devler” konusu aynı isimle “BusinessWeek Türkiye” dergisinde de yayımlandı.

Dergi, uzun zamandır dünya ölçeğinde önemli alanlarda faaliyet gösteren dünya şirketlerinin, özellikle gelişmekte olan ülkelerin yükselen devleriyle rekabete hazır olmaları gerektiğini yazdı. Derginin yorumuna göre yeni ve hırslı birçok çokuluslu şirket dünya sahnesinde yükseliyor ve kendini ispatlamış küresel oyuncular için hem zorluklar hem de fırsatlar sunuyor. Koç Holding’in de aralarında yer aldığı “Yükselen Devler”, artık Avrupa ve Amerika pazarında da kaliteleri ve uygun fiyatlarıyla dikkati çekiyorlar. Meksika, Çin, Brezilya, Hindistan, Mısır ve Rusya firmalarının yer aldığı listede 56.3 milyar dolar cirosuyla birinci sırada Brezilya firması Petrobras görülüyor. Türkiye’den Koç Holding ise 18 milyar dolarlık cirosuyla listedeki dördüncü büyük firma olarak dikkat çekiyor. “BusinessWeek”in yorumuna göre, Tüpraş ve Yapı Kredi’nin alınması ile öne çıkan Koç Holding’in de aralarında olduğu, global rekabete damgasını vurmaya hazırlanan “Yükselen Devler”, Batılı şirketleri zorlayacak; dünyanın devleri arasında kıyasıya bir rekabet yaşanacak. Söz konusu şirketler tarım makinelerinden tüketim malzemelerine, telekomdan havacılık sektörüne kadar hemen her alanda faaliyet gösteriyor. Derginin haberine göre, ABD’li şirketler gelişen rekabeti 40 yıl önce gördü. O günlerde yükselmekte olan Japonya ve Almanya şirketleri sayıca azdı ve gelişme stratejisi bakımından da ABD’ye benziyordu. Oysa yeni döneme damgasını vurmaya hazırlanan şirketler, Latin Amerika’dan ve Doğu’dan yükseliyor.


17 Koç şirketi İSO 500’de

Koç Holding dünya piyasalarının devlerinden biri olmaya başlarken, Türk ekonomisinde de liderliğini pekiştiriyor. İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) 2005 Yılı 500 Büyük Sanayi Kuruluşu araştırmasına göre, Koç Topluluğu özel sektörde Tüpraş, Ford Otomotiv, Arçelik, Tofaş, Aygaz ve Beko Elektronik Şirketleri ile ilk 10 içerisinde altı şirketi ile yer aldı.

Koç Topluluğu Tüpraş, Yapı Kredi ve Tansaş’ın bünyesine katılmasıyla çok önemli bir büyüklüğe ulaştı. İSO 500’ün ilk sırasında yer alan Tüpraş, Koç Holding’in uluslararası bir oyuncu olmasını sağlayacak stratejik bir yatırımdı. 14.2 milyar YTL geliriyle Tüpraş, bu yıl İSO 500’ün ilk sırasında yer aldı. Onu izleyen Ford Otosan, 2005 yılında 5.1 milyar YTL’lik üretimden satış geliri elde etti. Koç’un İSO 500’ün ilk 10’u arasında; 3 milyar YTL geliriyle dördüncü sırada Arçelik, 2.2 milyar YTL geliriyle sekizinci sırada Tofaş, 2.17 milyar geliriyle dokuzuncu sırada Aygaz ve 1.7 milyar YTL geliriyle onuncu sırada Beko yer aldı. İSO 500 Listesi’ne göre, Koç Topluluğu 17 şirketi ile ciro, kâr, ihracat ve çalışan sayısı açısından geçen yıllarda olduğu gibi Türkiye’nin en büyük sanayi grubu olma başrısını sürdürdü. Koç Topluluğu şirketleri 31.6 milyar YTL ciro ile 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’nun %21’ini, özel sektörün ise %23’ünü temsil eden en büyük sanayi grubu oldu. Sıralamaya giren Koç Topluluğu şirketlerinin ihracatı 2005 yılında 7.5 milyar dolar ile özel sektörün %21’ini oluşturdu. Kârlılakta da yaklaşık 2 milyar YTL ile Koç Topluluğu şirketleri toplam özel sektörün %24’ünü, brüt katma değerde ise %37’sini teşkil etti. Listeye giren 17 şirket, 39 bin 860 personel sayısı ile ilk sırayı aldı.
Boston Consulting Group tarafından yapılan ve dünyanın yükselen devlerini belirleyen araştırma, BusinessWeek dergisinin yanı sıra BusinessWeek Türkiye’de de yayımlandı”


Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener: “Ekonomide iyi bir büyüme performansı yakalandı”
Tüm dünyada enflasyonun yükseldiğine, hammadde ve petrol fiyatlarının arttığına dikkat çeken Abdüllatif Şener “2006 yılı için makro hedeflerimizi gerçekleştireceğiz” diyor

Dövizde meydana gelen artışlar ve yıl sonu enflasyon hedefinden sapılmasıyla, ekonomi yeniden gündemin en önemli konularından biri haline geldi. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, içinde bulunduğumuz dönemi değerlendirirken turizmden tarıma, tarımdan ihracat potansiyeline kadar pek çok alanda rakamların geçen yıla oranla artış gösterdiğini söyledi. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, “BusinessWeek” dergisinin Koç Holding’i dünyanın yükselen 25 devi arasında göstermesiyle ilgili olarak, “Koç Holding’i tebrik ediyorum. Türkiye’nin yüz akı kuruluşlarından biridir. Dünyanın neresine giderseniz gidin sermaye çevreleri tarafından Koç Holding bilinir” dedi. Bakan Şener, “Bizden Haberler”in sorularını şöyle yanıtladı:


Sayın Şener, özellikle son altı ay içerisinde gerçekleşen değişimlere bakacak olursak, Türkiye’nin bugünkü ekonomisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türk ekonomisi son aylardaki hareketliliğe rağmen iyi bir noktadadır. Türk ekonomisi gerçekten iyi bir büyüme performansını yakalamış durumdadır. 1993 ile 2002 arasında Türkiye’nin yıllık ortalama büyüme oranı yüzde 2,6 seviyesinde. 2003 yılında 5,9, 2004’te 9,9 ve 2005 yılında 7,6’dır. 2005 yılındaki oranla birlikte son dört yılın ortalamasını aldığınızda yüzde 7,8’lik yıllık ortalama büyüme oranına sahip bir Türkiye var.



Son aylardaki dalgalanmanın büyüme performansımızı olumsuz etkilediği söylenebilir mi?

2006 yılının ilk çeyreğinde yüzde 6,3’lük bir büyüme gerçekleşmiştir. Yılsonu itibarıyla nasıl bir tablo ortaya çıkacağını görmek için sanayi üretim artışlarına bakarak ya da kapasite artış oranlarına bakarak bir noktaya varabiliriz. Her ikisinde de durumu iyi görüyoruz. Haziran ayında sanayi üretim artış hızının yüzde 8 beklendiğini biliyoruz. Bu, Mayıs ayında yüzde 7 olarak gerçekleşmiştir. Sanayi üretim artış hızında büyümeyi etkilemiş olması açısından performansın iyi gittiğini görüyoruz.

Kapasite kullanım oranlarına bakıldığında; Haziran ayında yüzde 83,2, geçen yılın aynı ayında yüzde 81,4 durumda. Özel sektör açısından baktığımızda da artış var. Geçen sene kapasite kullanım oranı özel sektörde yüzde 79, bu sene yüzde 83. Büyüme, ekonominin temel göstergesidir. Büyümeye bakarsınız, göstergeleriniz iyiyse o ekonomiden her zaman olumlu gelişmeler bekleyebilirsiniz. Uluslararası rekabet açısından gelişme olduğunu söyleyebilirsiniz.

Son ayları değerlendirirken başka göstergelere de bakabiliriz. Örneğin tarım dışı istihdam verilerine baktığımızda 1 milyon 162 bin kişi tarım dışı ilave istihdam edilmiştir. 2006 yılının Mart-Nisan-Mayıs dönemlerine baktığımızda 926 bin kişi istihdam edilmiş. Bir önceki ayın aynı dönemine göre ilave bir istihdam söz konusu. Buradan çıkan sonuç, tarım dışı sektörlerin istihdam alanı genişlemeye devam ediyor.

“Toplam istihdama niye yansımıyor?” sorusunun da yanıtı var. Toplam işsizlik oranının sebebi tarımdır. Tarımda çözülme devam ediyor. Tarımdan sanayi ve hizmetler sektörüne geçiş sürüyor. Tarımda istihdam düştüğü için sanayi ve hizmetler sektörünün istihdamı ancak orayı kapatabiliyor. Bunun dışında ihracat potansiyeli de devam ediyor; bu yılın Mayıs ayında 6 milyar 949 milyon dolar. Bir önceki yılın Mayıs ayına göre yüzde 16,3’lük bir artış var. Haziran ayında, bir önceki yılın Haziran ayına göre yüzde 25,6 artı var. Temmuz ayı TİM’e göre ihracat yüzde 22,4 artarak 7 milyar dolara gelmiştir. Ekonominin ihracat potansiyelinin devam ettiğini de rahatlıkla görebiliyoruz. Turizm gelirleri de geçen seneyi aşacaktır. Şu ana kadar veriler bunu gösteriyor.

Yabancı sermaye girişi devam ediyor. Doğrudan yabancı sermaye girişine baktığımızda, 2006 yılında yılsonu itibarıyla Türkiye’ye girecek doğrudan yabancı sermaye miktarının 20 milyar dolara ulaşması ihtimal dâhilindedir. Bir ara tahminler 13,5–24 arası idi. Dolayısıyla bu durum Cumhuriyet tarihi itibarıyla yaşadığımız en yüksek rakamı ifade ediyor. 2005 yılında 9,7 milyar dolarlık yabancı sermaye girişi var. Geçmiş yıllarda 1 milyarı aşmayan yatırımlar vardı. 2006 yılının ilk beş ayında giren doğrudan yabancı yatırım miktarı 8,1 milyar dolar olmuştur. Yılsonu itibarıyla ise belirttiğim gibi 13,5–24,5 arasında muhtemel gelişmelere göre oluşacağı tahmin ediliyor.

Mali disiplin sürüyor ekonomide. Bütçe dengelerini her zaman gözettik. Sürekli kamu finansman açıkları nedeniyle kamu maliyesi sorunlar yaşamıştır. Biz hep kamu finansman dengelerine önem verdik. Hiçbir zaman bunun bozulmasına müsaade etmedik. Faiz dışı fazladan taviz vermeden sürdürüyoruz. Bu da ekonominin içinde bulunduğu durum itibarıyla iyi bir performans gösterdiğini söyleyebiliriz.

2006 yılsonu itibarıyla Türkiye’ye girecek doğrudan yabancı sermaye miktarının 20 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bu, Cumhuriyet tarihindeki yaşadığımız en yüksek rakamı ifade ediyor”





Son gelişmeler piyasalara belirsizlikle beraber eski günlere dönme korkusunu da getirdi. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Geleneksel siyaset biraz popülizmi sever. Belli bir seçmen kesimi bir talepte bulunduğu zaman diğer seçmen kesimlerini ne kadar rahatsız ediyor olursa olsun, ekonomideki makro dengeleri ne kadar bozuyor olursa olsun buna olumlu cevap verme alışkanlığı vardır. Popülizm dediğimiz şey budur. Özellikle seçim döneminde bu durum daha fazla ortaya çıkar. Siyasetçiler her gittikleri bölgelerde harcama artırıcı, gelir azaltıcı söylemleri yeğlerler ve neticede bunun sıkıntısını ülkenin geleceği çeker. Biz bu konuda açık ve net ifade ediyoruz. Kendi yönetim dönemini kurtarmaya çalışan bir anlayışın ötesinde, ülke ekonomisin ihtiyaçları nedir? Bu ihtiyaçlar hangi duyarlılıklar içerisinde hangi politikalarla karşılanır? Buna dikkat edip kararlarımızı buna göre veriyoruz.

Artık seçmen de rasyonelleşmiştir. “Ne pahasına olursa olsun benim talebim karşılansın” demekten öte, talebinin mantıklı olup olmadığını tartabiliyor ve bu tür kararların ekonominin üzerinde ne tür sonuçlar doğurduğunu biliyor. Herhangi bir pratik kaygıyla bütçe dengelerini bozduğunuzda kendisine maliyet olarak nasıl döneceğini biliyor. Türkiye bunu öğrendi. Belki bunun faturası vatandaşımıza ağır oldu. 1994 krizi yaşandı, 2000, 2001 krizleri yaşandı. Bunun faturaları ağır şekilde ödendi ve bunun neticesinde daha mantıklı, daha rasyonel, siyasi hükümetlerin kararlarını ülkenin menfaatlerine uygun düşecek şekilde verip vermediklerini ölçebilen seçmen anlayışı var. Biz buna güveniyoruz.

Dövizdeki bu dalgalanmanın size göre asıl nedeni nedir? Değişimler önceden bekleniyor muydu yoksa sürpriz mi oldu?

Uzunca bir süredir, piyasayı izlediğiniz takdirde, global piyasalardaki kararların ve değişikliklerin hangi yönde olacağı ile ilgili piyasalarda dikkatli bir takibin olduğunu biliyoruz. Uzunca bir süredir ABD Merkez Bankası FED sürekli bir faiz artırımı yapıyor idi. Ama 2003 yılında yüzde 1 olan FED faiz oranının 0.25 artışlarla yüzde 5’te durması da bekleniyordu. Bunun olacağı beklentisiyle piyasalar bu durumu satın alıyordu. Ama “Ya durmazsa ne olur?” diye bir test de ediliyordu. “Dünyada trilyon dolarları bulan, en risksiz pazarları arayan sermaye, kararlarını yeniden gözden geçirmeye başlar mı?” sorusu da sürekli soruluyordu. Nitekim FED’in yüzde 0.25’lik son faiz artırımı ile faiz yüzde 5’e çıktı ve orada durmayacağı ile ilgili de bir sinyal verildi. Bu sinyal verilir verilmez hemen yeni bir durum ortaya çıkınca, piyasalar bu durumu yeniden değerlendirdi. Japonya faizsiz vermiş olduğu 260 milyar dolar civarındaki parayı piyasadan çekince, AB Merkez Bankası’nda da benzer hareketlilikler ortaya çıkınca, ister istemez uluslararası portföy yatırımcıları pozisyonlarını gözden geçirme ihtiyacı duydular. Hem piyasa gözlemcileri hem de hükümet tarafından bu durum bilinen bir hadiseydi. Bu hareketliliğin belli bir sınırının ve süresinin olacağı da bilinen bir gerçekti. Burada önemli olan bizim istikrara dayalı, güvene dayalı politikalarımızı taviz vermeden uygulamamızdır. Bu arada uygulayacağımız kararlılıktır. Bu kararlılık sağlıklı bir gidişi sağlamaya yetecektir.


Kurumlarımızın dünyayı okuyan, dünyadaki değişimi yönetmesini bilen bir yapıya sahip olması lazım. Bu özellikleri Koç Holding’de görüyorum”
Hükümetin ekonomiye ilişkin hedeflerinde değişiklik var mı?

Faiz dışı fazla hedefimiz elbette gerçekleşecek. Büyüme hedefimiz devam ediyor. Burada bozulan bir şey yok mu derseniz, bu noktada enflasyonla ilgili bir değerlendirme yapılabilir. Enflasyonu değerlendirdiğimizde, bildiğiniz gibi yüzde 5 enflasyon hedefi vardı. Merkez Bankası’nın yaptığı açıklamada yıllık yüzde 9.1 ile 10.5 arasında tahmin edilmiştir. Daha önce açıklanmış hedefle ilgili farklı bir durum ortaya çıkmıştır. Ama bu noktada şu bilinmelidir: Enflasyonla ilgili farklı durumu sadece Türkiye değil, tüm dünya yaşıyor. FED’in ve AB ile Japonya’nın faiz oranlarındaki artışın arkasında yatan neden, tüm dünyadaki yükselen enflasyondur. Neden yükseliyor? Hammadde fiyatları yükseliyor. Petrol fiyatları dünyanın her tarafında yükseliyor. Bütün bunlara rağmen makro hedeflerin gerçekleşeceğini söylüyoruz.


Mayıs ve Haziran’daki dalgalanmanın asıl etkisini, yılın sonraki altıncı ayında hissedeceğimiz yorumları yapılıyor. Bu etkiyi azaltmak için planlarınız nelerdir?

Türk ekonomisinde güvene, istikrara dayalı dengeler kurulmuş, makro dengeler oluşmuş bir model öngörüyoruz. Sürprizlerin, ekonomik performansın en büyük düşmanı olduğunu biliyoruz, inanıyoruz. Güven ve istikrar olduğu takdirde ekonomi bütün enstrümanları ile işlemeye başlar ve potansiyel olarak da daha iyi göstergeler ortaya çıkar. Yatırımcılar, üreticiler kararlarını ona göre, sağlıklı verirler. Bu da ilave üretim ve istihdam demektir. Küresel rekabette avantaj yakalama anlamına gelir ki, bunları iyi bir şekilde ortaya çıkarmak bizim görevimizdir.



Şirketler ve çalışanlar bu etkiyi minimuma indirmek için neler yapmalılar size göre?

Ülke, şirketler ve bireyler olarak dünkü gibi düşünemeyeceğimizi, artık düşüncelerimizi, politikalarımızı, programlarımızı değiştirmek zorunda olduğumuzu düşünüyorum. Önceden bir ülke için güçlü olmanın yolu farklıydı. Halk arasında “yedi düvele karşı dimdik ayakta olmak” deyimi vardı. Böyle olmak, güçlü olmanın kanıtıydı. Soğuk savaş döneminde herkes böyle düşünüyordu. Şimdi dünya değişti. Sınırlar eski anlamını taşımıyor. Artık düşmanlıklar değil dostlar ön plana çıkıyor. Dostlarımızı ve işbirliği yaptığımız ülkelerin sayısını artırıyor muyuz yoksa yerimizde sayıyor muyuz? Gerilemeyi hiç ihtimale katmıyorum.

Şimdi komşularımızla da uzaktaki ülkelerle de işbirliğini geliştireceğiz. Geçmişte Türkiye komşularıyla bile ticaret yapamaz bir ülke idi. Tüm komşularımızla yaptığımız ticaret çok düşüktü. Bugün çok daha farklı durumdayız. Dış piyasaya önce komşularınızdan başlayarak girersiniz.

“Ülke olarak işbirliği yaptığım ülkelerin sayısını artırıyor muyum?” diye bakacağız; “Yerküre üzerinde işbirliği yapmadığım ülke var mı?” diye bakacağız. Firmalar da şunu bilecek; bulunduğu mahalledeki, kentteki firmalarla rekabet etmiyor; herkes aynı işi yapan dünyanın her köşesindeki firma ile rekabet ediyor. En ucuz, en kaliteli malı üretmediği takdirde fabrikasının bulunduğu mahalleye mal satamaz; dünyanın bir köşesinden gelir başka firmalar o mahalleye mal satarlar. Burada “Küresel rekabetin neresindeyim?” sorusunu her firma soracak. Bireylerin de “Ben küreselleşmenin neresindeyim?” diye sormaları lazım. Üniversitedeki konferanslarımda şunu söylüyordum: Gençler siz aynı sınıftaki arkadaşlarınızla rekabet etmiyorsunuz. Aynı fakültelerin sınıflarındaki insanlarla rekabet etmiyorsunuz. Siz dünyadaki yaşıtlarınızla rekabet ediyorsunuz. Onlar kadar başarılı, hatta onlardan daha başarılı olmanız lazım.


Artık seçmen de rasyonelleşmiştir. Talebinin mantıklı olup olmadığını tartabiliyor. Bütçe dengelerini bozduğunuzda kendisine nasıl bir maliyetle döneceğini biliyor”
İSO 500’ün ortaya koyduğu tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?

İSO’nun her yıl düzenli olarak hazırladığı Türkiye’nin 500 büyük sanayi kuruluşuna ilişkin son veriler gazetelere farklı yansıdı. “Sanayici Yeni Türk Lirası’na yenildi” denildi. Veya “500 büyük sanayi kuruluşunun kârı eridi” diye ifade edildi. Ben olaya farklı bakıyorum. Türkiye’de taşlar yerine oturuyor diye bakıyorum. Bizim anlayışımızda, alışkanlıklarımızda kolay kazanmak vardır. Veya büyük kâr elde edebileceğimiz boşluklar vardır ekonomide. Bir İngiliz firması yüzde 6 kârla çalışıyorum dediği zaman bu çok iyi bir durumu anlatıyor demektir. Bizde bunu söylediğiniz zaman bu firma göçebilir demektir. Yüzde 6’lık garantili kâr çok önemlidir. Ama bizde piyasada bazı alanlardaki boşluklar nedeniyle, zaman zaman ranta dayanan, zaman zaman bu boşlukları değerlendirerek aşırı kârlar elde etmek mümkün olabilmektedir. Aslında bu ekonomi rayına oturdukça, taşlar yerine konuldukça, ister istemez ortadan kalkacak bir hadisedir. Dolayısıyla 500 büyük sanayi kuruluşu ile ilgili bilanço kârlarına baktığımızda çoğunun kârlarının büyük kısmı faaliyet dışı gelirlerden elde edilen kârlardır. Dolayısıyla bunlarda düzelme var demek ki. Bunu düzelme yaşıyoruz diye yorumluyorum. Bu durum daha dinamik bir yapı, küresel rekabete karşı daha hazırlıklı bir yapı ortaya çıkarır. Elbette topyekün ülke ekonomisi açısından bunu sağlıklı bir durum olarak değerlendirmek gerekir.


Koç Holding, İSO 500 performansının yanında Fortune Global 500’de çok önemli bir yükseliş yaptı. “BusinessWeek” dergisi de Koç Holding’i dünyanın yükselen 25 devi arasında gösterdi. Koç Holding’in küresel yolculuğunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Koç Holding’i tebrik ediyorum. Türkiyenin yüz akı kuruluşlarından biridir. En önemli kuruluşlarımızdan biridir. Dünyanın neresine giderseniz gidin sermaye çevreleri tarafından Koç Holding bilinir. Bu yapısı itibarıyla Türkiye’nin gerek istihdam kapasitesi, gerek ihracat kapasitesi, gerekse cirosu itibarıyla en önemli kuruluşları arasındadır. Aynı zamanda yeryüzünde korkunç da bir rekabet var. Küresel rekabette firmalarımızın güçlü olması lazım. Kurumlarımızın dünyayı okuyan, anlayan, dünyadaki değişimi yönetmesini bilen bir yapıya sahip olması lazım. Tüm bu özellikleri Koç Holding’de görüyorum. Hem uluslararası karşılaştırmalarda hem ülke düzeyindeki karşılaştırmalarda her zaman iyi bir yer edinmiştir. Koç Holding’in başarılarının devamını diliyorum. Yolu açık olsun. Rekabet gücü her yıl, bir önceki yıldan daha çok artsın. Bizim bütün dileğimiz budur.


Murat Büke


Koçfaktor dünya birincisi
Factors Chain International’ın (FCI) 38. Genel Kurul Toplantısı’nda ihracat faktoringinde dünya birincisi olan Koçfaktor’ün Genel Müdür Yardımcısı Ayşen Çetintaş da FCI’ın Başkan Yardımcılığı’na yeniden seçildi

FCI’ın 38. Yıllık Olağan Genel Kurulu’nda iki mutluluk birden yaşadınız; hem siz FCI Genel Başkan Yardımcılığı görevine yeniden seçildiniz, hem de (Koç Faktoring Hizmetleri) Koçfaktor dünyanın en başarılı ihracat faktoring şirketi seçildi. Bu puanlama nasıl yapılıyor anlatabilir misiniz?

Bunun hesaplanmasında dört tane kriter var. Birincisi bizim yurtdışındaki muhabirler ile yaptığımız ve “iki faktorlü” biçiminde tarif edilen, bir başka deyişle “export faktor” ve “inport faktor”ün birlikte çalıştıkları, ihracat faktoring cirosu hacmi. Biz 2005 yılında 363 milyon euro’luk bir hacim gerçekleştirdik. İkinci kriter, servis kalitesidir. Birlikte çalıştığımız muhabirler servis açısından, iletişim potansiyeli açısından bizi notluyorlar. Diğer kriter ise çalıştığınız muhabir sayısı. Muhabir sayınız ne kadar çoksa puanınız o kadar artıyor. Dördüncü kriter de ihracatına aracılık ettiğimiz ülke sayısıdır. Mesela geçen sene 22 ülkeydi bu sayı; 39 muhabirle çalıştık. Geçen sene bütün bu verilerle, bağlı bulunduğumuz faktoring zinciri FCI’da en çok ihracat hacmi olan ikinci faktoring şirketiydik. Birinci Tayvan’dan bir şirketti. Bu sene özellikle servis kalitemize aldığımız notlardaki yükseklik, bize birinciliği getirdi diyebilirim.


İkinci olan Tayvan şirketi Chailease ile aranızda ciro açısından ne kadar fark vardı?

Aramızda 200 milyon dolarlık bir ihracat farkı var. Bu gerçekten büyük bir rakam. Ama bizim hizmet notumuz o kadar yüksek ki bu rakamı hizmet notuyla geçtik. 2006 yılı içinde Yapı Kredi Faktoring’le birleşmemizin bir sonucu olarak ihracat hacminde de Tayvan’ın önüne geçeceğiz inşallah.



Yüklə 227,71 Kb.

Dostları ilə paylaş:
  1   2   3   4   5




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə