Adana barosu insan haklari derneğİ ÇAĞDAŞ hukukçular derneğİ adana şubesi



Yüklə 37,64 Kb.
tarix15.01.2019
ölçüsü37,64 Kb.
#97110

adanabarosu1.jpg ihd.png reqwe.png

ADANA BAROSU İNSAN HAKLARI DERNEĞİ ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ

ADANA ŞUBESİ ADANA ŞUBESİ

ÇUKUROVA BÖLGESİ CEZAEVLERİNDE YAŞANAN

HAK İHLALLERİ

G İ R İ Ş :

Türkiye’de, Cezaevleri yasadaki tanımlamalarından ziyade TECRİT evleri olarak pratikte kendini göstermektedir. Adalet bakanlığının verilerine göre Bugün itibariyle 180 bini aşan tutuklu ve hükümlü sayısı bulunmaktadır. Cezaevleri, adeta ACI DRAM EVLERİ haline gelmiştir. Bölgemizde hak ihlallerinin yaşanmadığı tek bir cezaevi dahi bulunmamaktadır. Ceza İnfaz yasasının evrensel hukuk ilkelerine uygun olmadığı tartışmasını, söylemini dahi geride bırakmış, Evrensel değerlere aykırı olarak hazırlanıp yürürlüğe konulmuş yasalarla tanınmış en asgari insani yaşam şartları dahi mahpuslara çok görülmektedir. Dışarıda uygulanan toplumsal baskı ve şiddet politikaları Cezaevlerinde daha fazla pratikte kendisini hissettirmektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 3. maddesi bağlamında “Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz” şeklinde tanımlanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, sözleşmenin işkenceyi yasaklayan 3. maddesinin, demokratik ve hukukun üstünlüğüne dayalı toplumların en temel değerlerinden birini koruduğunu, bu nedenle olağanüstü durumlar dahil olmak üzere hiçbir istisnasının bulunamayacağını belirtirken, işkence ve kötü muamele yasağı olmaksızın bir insan hakları rejiminin olmayacağını vurgulamaktadır.



16 Aralık 1966 tarihli BM Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nde işkence yasağına ilişkin benzer hükümler yer almaktadır. 23 Mart 1976 tarihinde yeterli sayıda devlet tarafından onaylanarak yürürlüğe giren bu Sözleşme’nin 7. maddesine göre, hiç kimse işkence ya da zalimane, insanlık dışı yahut aşağılayıcı muamele ya da cezaya maruz bırakılamaz. Aynı maddede yer alan diğer bir hükme göre de, hiç kimse, kendi özgür istenci dışında tıbbi ve bilimsel deneye konu yapılamaz. Madde 10’da ise, özgürlüğünden yoksun bırakılan herkese, insanca ve insan kişiliğinin niteliğinden kaynaklanan kişi onuruna saygı gösterilerek muamele yapılması kurala bağlanmıştır. Türkiye, Uluslararası Kişisel ve Siyasal Haklar Sözleşmesini 15.08.2000 tarihinde imzalamıştır.

5275 sayılı CGTİK’un 2/2 maddesi uyarınca … infazında zalimane, insanlık dışı , aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz” denilmektedir. Yine aynı yasanın, mahkumların kuruma alınma ve kayıt işlemleri başlıklı 21. maddesinde “ … üstleri ve eşyaları arandıktan sonra kabul odalarına konulur…” denilmesine rağmen uygulamada; kuruma alınmada mahkumlara çıplak arama yapılmaktadır.

14 aralık 1990 tarihli Birleşmiş Milletlerin Tutuklulara uygulanacak muameleler için Temel ilkeler bildirgesinin 45/111 Genel Kurul kararı 7. maddesi uyarınca ” Hücre hapsinin bir cezalandırma yöntemi olmaktan çıkarılmasına ya da bu uygulamanın kullanılmasının sınırlanmasına yönelik çabalar konusunda girişimde bulunulmalı ve bu tip çabalar teşvik edilmelidir” denilmektedir. Ancak; yukarıda da belirttiğimiz üzere CGTİK yasasında hücre cezası halen bir disiplin suçu olarak yer almaktadır.

CGTİK’un nakillerde alınacak tedbirler başlıklı 58. maddesinin 2. fıkrasında “ hükümlü, havalandırma ve ışık durumu yetersiz araçlarla, eziyet edici ve onur kırıcı şekilde nakledilemez” denilmesine rağmen Cezaevi Ring aracının fiziki yapısı kanunda tanımlanan şartlara uymamaktadır. Aynı zamanda Çocuk mahpusların nakilleri için ayrı bir düzenleme ve ayrı bir araç tesis edilmesi gerekirken aynı Ring aracı ile naklinin yapılması çocukların fiziki ve ruh sağlığını olumsuz etkilemektedir. Eziyet edici hükmü ihlal edilmektedir.

CGTİK’un Hükümlünün barındırılması ve yatırılması başlıklı 63. maddesinin 2. fıkrasında “ her hükümlüye yöresel iklime uygun nitelikte tek tip yatak ve yeterli sayıda yatak takımı verilir” denilmektedir, yine aynı maddenin 4. fıkrasında “ oda ve kısımlarda iklim koşulları göz önüne alınarak yeterli yer, ışık,ısınma,havalandırma ve hijyen sağlanır” denilmektedir. Ancak; birçok cezaevinde mahpuslar kapasite yetersizliği nedeniyle yerlerde yatmaktadır.

Gerek Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmeleri gerekse iç mevzuattaki yasalar değerlendirildiğinde, Türkiye Cezaevi yönetim pratiğinin hak temelli yaklaşımdan uzak bir anlayışta olduğu açıktır.



BÖLGEMİZ CEZAEVLERİNDE YAŞANAN HAK İHLALLERİ

Adana Barosu Cezaevi komisyonu, İnsan Hakları Derneği Adana şubesi ve Çağdaş Hukukçular Derneği Adana Şubesine cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri ile ilgili gerek mahpuslar gerekse aileleri tarafından bir çok başvuru yapılmıştır. Ayrıca; Avukatlarımızın müvekkilleri ile yaptığı görüşmelerde yaşanan hak ihlalleri ile ilgili aktarımlarda bulunulmuştur. Mahpusların ve ailelerinin iddiaları aşağıda her cezaevinde yaşanan hak ihlalleri iddiaları ayrı ayrı olarak belirtilmiştir.



ADANA F TİPİ YÜKSEK GÜVENLİKLİ CEZAEVİ HAK İHLALLERİ İDDİALARI
Adana F Tipi Kapalı Cezaevi’nde Kamuoyunun yakından takip ettiği Özgecan Aslan cinayetinin zanlıları Adana F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutukluyken, geçtiğimiz günlerde cinayet zanlısı Süphi Altındöken, cezaevi içinde başka bir mahkum tarafından silahla öldürülmüştür. Bu cinayet sonrasında cezaevi idaresinde ve memur kadrosunda ciddi değişikler olmuştur. Cinayet sonrası cezaevinde tutuklu ve hükümlülerin yasadan kaynaklı bir çok hakkı elinden alınmış, hukuk tanımaz, keyfiyet arz eden uygulamalar yoğunluk kazanmıştır. Tutuklu ve Hükümlülerin gerek avukatlarına gerekse de Kurumlara yaptığı başvurularda görüldüğü üzere; İdarenin uygulamalarının tutuklu ve hükümlüler açısından katlanılamaz bir boyuta geldiğini göstermektedir.

  • Cezaevinde mahpusların kaldığı odalarda günlük olarak detaylı aramalar yapılmakta, bu aramalar esnasından tutuklu ve hükümlülerin özel eşyaları tahrip edilip kırılmaktadır. Aramalarda bomba arama köpekleri kullanılmakta kimi odalarda köpeklerin mahpusların eşyalarına zarar vermektedir. Aramalara katılan infaz koruma memurları mahpuslara hakaret edip aşağılamakta, fiziki olarak müdahalede bulunmak için tahrik edici bir dil kullanmaktadır.



  • Mahpusların ortak yaşam alanlarından faydalanma, diğer odalardaki mahpuslarla sohbet ve spor imkanlarından faydalanma hakları elinden alınmıştır.



  • Mahpusların dilekçeleri işleme konulmuyor, taleplere cevap verilmiyor.



  • Mahpusların revir ve hastana taleplerine çok geç yanıt veriliyor. Kimi talepleri hiç karşılanmamaktadır.



  • Yemeklerdeki kalitede belirgin bir düşüş görülmektedir. Son kullanım tarihi geçmiş gıdalar verilmektedir. Uzun süreden beri etli yemekler verilmemektedir.



  • Güvenlik gerekçesi ile temizlik için kullanılan süpürge ve çek pasların 120 cm olan standart sapları kısaltılarak 50 cm’ye düşürülmüş.



  • Mahpusların leğen, kova gibi cezaevi kantininden kendi aldıkları eşyaların bir kısmına el konulup, her odada bir kova ve leğen bırakılmıştır.



  • Kantin ihtiyaçları karşılanmıyor.



  • Adliye ve hastaneye geliş gidişlerde kullanılan ring araçlarında mahpusların kendi aralarında konuşmaları yasak getirilmiştir.



  • Hastanelerde kelepçeli muayene dayatılıyor. Bunu kabul etmeyen mahpusların tedavisi yapılmıyor.



  • Açık görüş sırasında mahpusların ziyaretçileri ve diğer mahpuslarla çoklu fotoğraf çektirmesi yasaklanmış durumda. Mahpusların fotoğraf çektirmesi iki kişi ile sınırlanmış durumda.



  • Siyasi örgütlü koğuşlardan ayrılmak isteyenleri “başka yer yok” gerekçeleriyle zorla tutmalar, uyumsuz kişileri aynı odada tutmalar, bunun koğuşlarda, odalarda tutuklular arasında huzursuzluğa sebebiyet vermesi,



  • Haftalık 10 saatlik sosyal faaliyet süresinin resmî olarak 1,5 saate indirilmesi, bunun da 10 Nisan’dan bu yana fiilî olarak hiç uygulanmaması,

  • Battaniye-Nevresim değişimi yapılmaması,

  • Aile görüş süresinin 15-20 dakikayla sınırlandırılması; bunun ailelere “oğlunuz görüşe geç çıktı”, tutuklulara da “aileniz geç kaldı” şeklinde gerekçelendirilmesi,



  • Haklarında herhangi bir toplatma kararı bulunmayan dergi ve kitaplara “sakıncalı” denilerek el konulması,

  • Uygulamalara karşı en küçük itirazda bulunanlar hakkında tutanak tutulması, soruşturma başlatılması,

  • Görevlilerle tutuklular arasında sürekli gerginlikler yaşandığı, bunun bazen fizikî müdahalelere vardığı, bu durumun sürekli gergin ve huzursuz bir ortama yol açtığı….

OSMANİYE T 2 KAPALI CEZAEVİ HAK İHLALLERİ İDDİALARI

  1. Koğuşlar 16 kişilik olup, genellikle 20 veya 22 kişi koğuşlarda kalmaktadır. Ranza bulamayanlar yerlerde sünger veya battaniyelerin üzerinde yatmaktadır.

  2. Disiplin cezaları keyfi bir şekilde uygulanmakta, idare ile yaşanan en ufak bir tartışma yada hak talebinde tutanak tutulup disiplin cezaları verilmektedir.

  3. Cezaevine ilk defa girişlerde çıplak arama yapılmaktadır.

  4. HER KOĞUŞTA KAMERA SİSTEMİ BULUNMAKTA, mahpuslar rahatça üstünü dahi çıkartamamaktadırlar.

  5. Her Mahkum için 2 günlük 150 litre soğuksu 75 litre sıcak su verilmektedir. Sıcak ve soğuk miktarları yetmemekte ve mahpuslar arasında adeta borç su alışverişi yapılmaktadır.

  6. Hastaneye giden mahpuslar kelepçeli bir şekilde tedavi edilmektedir.

  7. Cezaevinden habersiz sürgünler yapılmakta olup, sürgün yarım saat yada 1 saat öncesinden haber verilerek başka cezaevlerine sürgünler yapılmaktadır.

  8. Yüksek elektrik faturaları ile mahpuslardan elektrik faturaları tahsil edilmektedir. Mahpusların faturalara itiraz etme hakkı da bulunmamaktadır.

  9. Görüşçü sayısı 8 kişi ile sınırlandırılmıştır.

İSKENDERUN CEZAEVİ HAK İHLALLERİ İDDİALARI

  1. Koğuşların penceresinin karşısında içeriyi görecek şekilde kameralar yerleştirilmiştir.

  2. Her mahkum için 250 litre soğuksu 150 litre sıcak su verilmektedir. Aynı su alışverişi mahpuslar arasında İskenderun Cezaevinde de yapılmaktadır.

  3. Koğuşlarda ranzalar yetersiz olduğundan mahpuslar yerde yatmaktadırlar.

  4. Hukuka aykırı yönetmelik gerekçe gösterilerek cezaevine girişte çıplak arama yapılmaktadır.

  5. Yüksek elektrik faturaları ile mahpuslardan elektrik faturaları tahsil edilmektedir. Mahpusların faturalara itiraz etme hakkı da bulunmamaktadır.

  6. Mahpusların hak talepli tüm karşı duruşlarında infaz koruma memurlarının tuttukları tutanaklarla disiplin cezaları verilmektedir.

  7. Görüşçü sayısı 5 kişi ile sınırlandırılmıştır.



ADANA E TİPİ ÇOCUK KOĞUŞU HAK İHLALLERİ İDDİASI

Adana’da Çocuk Cezaevi bulunmamaktadır. Bu nedenle Adli Mahkumların kaldığı E tipi cezaevinin içinde çocuklar için ayrı koğuşlar tahsis edilmiştir. Her ne kadar Çocuk mahpuslar; büyükler ile aynı koğuşta kalmıyorlarsa da, gerek cezaevinin fiziki yapısının büyükler için yapılmış olması gerekse Koğuş dışındaki alanların büyüklerle aynı Ortak kullanım alanı olması nedeniyle Ceza infaz yasasına aykırılık teşkil etmektedir. Çocuk koğuşlarında yaşanan hak ihlalleri nedeniyle İnsan Hakları Derneği Adana Şubesinin hazırladığı raporun basın yoluyla kamuoyuna yansıması neticesinde Görevli infaz koruma memurları hakkında soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma halen devam etmektedir. Soruşturmanın başlamış olmasına rağmen ; Kaba dayak ve darp olayları iddiası çocuk mahpuslar tarafından halen dile getirilmektedir.



  • Çocuk mahpuslara günde sadece 3 saat sıcak su verilmektedir. Ancak; koğuşun kapasitesi üzerinde çocuk mahpus bulunduğundan ikişer ikişer banyo yapmak zorunda kalmaktadırlar.

  • Koğuşta çok küçük bir pencere bulunmakta yeterli aydınlatması bulunmamaktadır.

  • Cezaevi girişinde çocuk mahpuslara çıplak arama yapılmaktadır.

  • İnfaz koruma memurları kendisine “ başkanım “ demeyen çocuk mahpuslara kaba dayak atmaktadır.

  • İnfaz koruma memurları tarafından genelde merdiven altında kameraların görmediği kör noktalarda çocuk mahpuslar dövülmektedir.

TARSUS C TİPİ KADIN CEZAEVİ HAK İHLALLERİ İDDİALARI

  • Doktor sadece haftanın sadece 1 günü poliklinik yapmak üzere gelmektedir.

  • Koğuşta bulunan hasta mahpuslar 20 güne yakındır revire çıkamamaktadırlar…

  • Lösemi Hastası mahpus Elif Ezgi Karadoğan’ın tedavisi yapılmamaktadır.

  • Mahpusların görüşçülerine ince arama diye tabir ettikleri ama onur kırıcı arama yapılmaktadır.

  • Genel aramalarda askerler tarafından yapılan aramalarda mahpuslar tehdit edilmekte

  • Hastane sevkelrinde muayene esnasında askerler bulunmakta

  • Kadın İnfaz koruma memurları tarafından tehditler yapılmakta, mahpuslara “ ben burada istediğimi yaparım size” diyerek tehditler yapılmıştır.

BÖLGE CEZAEVLERİNDEN AĞIR HASTA MAHPUSLAR

Bölgemiz cezaevlerinde aşağıda isimleri yazılı mahpuslar hasta mahpus olarak bulunmaktadır. Tüm yasal girişimlere rağmen bugüne kadar tahliye edilmemişlerdir. Cezaevinin fiziki şartları ve tedavi edilememeleri nedeniyle hastalıkları daha da ilerlememektedir. Hasta mahpuslar sorunu her şeyden önce vicdani ve insani bir sorundur. En temel insan hakkı olan Yaşam hakkını korumak ile görevli olan Devlet erkinin, yaşam mücadelesi veren hasta mahpusları ölüme terk etme pratiği, kronik, akıl almaz bir devlet anlayışına dönüşmüştür. HASTA MAHPUSLARIN YAŞAM HAKKI; ADLİ TIP KURUMUNUN VE EMNİYETİN OLUMLU YADA OLUMSUZ GÖRÜŞÜNÜN İNSAFINA VE TEKELİNE BIRAKILMIŞTIR.



  1. MURAT BAYRAM – Osmaniye T tipi cezaevinde – beyin damarlarında kanamaya bağlı tıkanıklık

  2. ABDÜLHAKİM DEMİR – Karaisalı Cezaevi –Bağırsak ve Mide, Hepatit C hastası

  3. FERİDE ARGUZ - Tarsus C tipi kadın cezaevi- Meme kanseri

  4. KEMAL ÖZELMALI – Kürkçüler F tipi cezaevi – Werniko Korsakof hastası

  5. RAMAZAN DURMAZ – Osmaniye cezaevi – Kafatasında ciddi hasar var, platin takılması gerekir

  6. SADIK YILMAZ - Osmaniye T tipi cezaevi – Şizofren hastası

  7. MEHMET EMİN ORUÇ – Ceyhan M tipi cezaevi – kroner arter hastalığı

  8. ÖZGÜL YAŞA – Tarsus C tipi kadın cezaevi – Vücudunda ağır yaralar, kırıklar bulunmakta

  9. SEYRAN DEMİR – Tarsus C tipi kadın cezaevi –Kemik erimesi ilik kanseri

  10. MEHMET YILDIZBAKAN – İskenderun cezaevi – prostat kanseri

  11. BİRTAN ADO – Tarsus C tipi kadın cezaevi – Ağır böbrek hastası

  12. MUHAMMED MUHAMMED - Osmaniye T 2 cezaevi Ağır idrar yollarında taş bulunmakta.

TALEP :

Cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri mahpuslar açısından artık katlanamaz bir hal almıştır. Kaba dayak, çıplak arama, işkence, onur kırıcı ve kötü muamele iddiaları, cezaevlerinin kapasite sorunundan kaynaklı olarak insan onuruna yakışmayacak fiziki yaşam koşullarının varlığı ve cezaevleri idarelerinin, yetkililerin, infaz koruma memurlarının Türkiye’deki cezasızlık kültürü pratiğini meşru hukuk düzeni olarak görmeleri temel sorunlardır. Bizler İnsan Hakları savunucuları Avukatlar olarak yaşanan hak ihlallerinin takipçisi olacağımızı buradan belirtmekle, ulusal ve uluslar arası hak temelli çalışan insan hakları örgütlerine, Türkiye Büyük Millet meclisine, Siyasi İktidara, Adalet Bakanlığı’na, Vicdan sahibi kamuoyuna sesleniyoruz. Cezaevlerinde yaşanan işkence ve kötü muamelelere , ağır hak ihlallerine karşı derhal siyasi ve hukuki girişimlerde bulunulması, sorumlular hakkında hukuki süreç başlatılmasını talep ediyoruz. 12.05.2016

Adana Barosu İnsan Hakları Derneği Çağdaş Hukukçular Derneği



Adana şubesi Adana şubesi

Yüklə 37,64 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə