Ahşap ve mobilya sektöRÜNÜN 6331 sayili iŞ sağLIĞi ve güvenliĞİ kanunu açisindan değerlendiRİlmesi



Yüklə 438,24 Kb.
səhifə3/4
tarix14.02.2018
ölçüsü438,24 Kb.
#42702
1   2   3   4
2.5. GÜVENLİK KÜLTÜRÜ

1986 yılında gerçeklesen ve çok vahim sonuçlar ortaya çıkaran Çernobil faciasının kaza inceleme raporunda, “yetersiz güvenlik kültürü” ibaresinin yer alması akademik çevreleri ve konunun uzmanlarını bu alanda çalışmalar yapmaya yöneltmiş ve ortaya konan bulgularla iş kazalarını daha da düşük oranlara indirmenin tek yolunun işyerlerinde uygun ve yeterli düzeyde güvenlik kültürü oluşturulması olduğu tüm akademik çevrelerde kabul görmüştür. Güvenlik kültürünün tanımı, literatürde çok farklı şekillerde dile getirilmektedir. Bu tanımlar incelendiğinde, ortaklık, önleme, korunma, maruziyet, değişim, algılama, inanç, değer, tutüm vb. kavramların tüm tanımlarda ortak olduğu görülmektedir. Bu kavramlardan yola çıkarak, işyerindeki güvenlik kültürünü, işyerinin her kademesinde görev yapan personelin, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili maruziyet, önleme, korunma gibi konularda sahip olduğu veya geliştirdiği ortak davranış, alışkanlık, inanç, görüş ve paylaşımlar bütününün ifadesi şeklinde tanımlamak mümkündür. Önerilen tanımdan da anlaşılacağı üzere, güvenlik kültürü bütün işletmeyi kapsamakta ve işletmenin her bireyi tarafından farklı seviyelerde olsa bile algılanmaktadır. Bu algının kabul edilebilir düzeye yükseltilebilmesi için her kademedeki çalışanların güvenlik kültürünün birbirine yakınlaştırılması, iş kazalarının önlenmesinde önemli bir unsur olacaktır.

Güvenlik kültürünün her bireyde oluşmasına yönelik çalışmalar, öncelikle aile içi eğitimle başlamalı, devamında eğitim-öğretim hayatı boyunca desteklenmeli ve bireyin çalışma hayatına dahil olması ile işverenlerce verilecek eğitimlerle en üst seviyeye taşınmalıdır. Bu amaçla; ülkemizde güvenlik kültürüne sahip bireylerin yetişmesi konusunda aile ile birlikte eğitim sistemine de büyük sorumluluklar düşmektedir. Gerek ilk ve orta öğretim, gerek yüksek öğretim ve gerekse mesleki eğitim süreçlerinde, bireylerde güvenlik kültürü oluşmasına algılamasına yönelik programlar uygulanmalıdır. Son yıllarda, dünyada ve ülkemizde güvenlik kültürü konusunda yapılan çalışmalar ve konunun çalışma yaşamının birçok alanında gündeme getirilmesi, ilerleyen zamanlarda güvenlik kültürünün hem toplum ve hem de çalışma yaşamına yeterli oranda entegre olacağı konusunda umut verici gelişmeler olarak değerlendirilebilir. Bu entegrasyonun sağlanması, yalnızca iş kazaları ve meslek hastalıklarını değil, trafik kazaları ve ev hayatında yaşanan kazaları da bir hayli azaltacaktır.İş kazaları, çoğunlukla risk unsuru taşıyan çalışma koşullarının birtakım psiko-sosyal faktörler nedeniyle, çalışanlar tarafından yeterince algılanamamasından kaynaklanmaktadır. Örgütlenmedeki yetersizlikler, etkin olmayan iletişim ve eğitim eksikliği çalışanların güvensiz davranışlarda bulunmalarına yol açarken, mesleki ve günlük yaşamdan kaynaklanan sorunların ortaya çıkardığı psikolojik gerilim de kaza riskini artırmaktadır. Karmaşık bir yapıya sahip olan iş kazalarının meydana gelmesinde pek çok faktörün etkisi bulunmakla birlikte, yaygın kanaat iş kazalarının önemli bir bölümünün insan hatasına bağlı olduğudur. Bundan dolayı, iş sağlığı ve güvenliğinin beşeri unsuru üzerinde giderek daha fazla durulmaya başlanmıştır.

İş kazalarına esasen güvenli olmayan davranışların yol açtığından hareketle kazalarla ilgili insani ve mali yükümlülükler azaltılmak istendiğinde, güvenli olmayan davranışlara odaklanılması insancıl olduğu kadar, iktisadi bir yaklaşımı da gerektirmektedir. Pek çok işletme, güvenlik düzeyini yükseltmek amacıyla çaba sarf etmekte, zaman ve para harcamaktadır. Sarf edilen çaba, temelde işletmede is güvenliği yönetimi sistemini kurmaya ve iş güvenliği kültürünü oluşturmaya yöneliktir. İşletmede iş güvenliği yönetim sisteminin tesisi, kaynakların korunmasına katkı sağlayacağı gibi, daha yüksek verimlilik ve kaliteyi de beraberinde getirecektir.

Bir süreç olarak iş güvenliği kültürü, yaygın kullanımıyla güvenlik kültürü, işletmedeki tehlikelere işçilerin maruz kalmasını engellemeye yönelik olarak örgüte ait normlar, inançlar, roller, tutümlar ve uygulamaları ifade etmektedir. Güvenlik kültürü, işçilerin tutümları ve davranışları üzerine odaklanarak güvenli davranışı motive etmekte ve işçilerin çalıştıkları işletmelerdeki risklerin farkında olmalarını sağlamayı, tehlikelerin sürekli olarak gözetimini mümkün kılan bir norm geliştirmeyi amaçlamaktadır. Bir örgütün güvenlik kültürü; birey ve grup değerlerinin, tutumlarının, algılamalarının, yeterliliklerinin ve bağlılığı belirleyen davranış kuralları ile örgütün sağlık ve güvenlik yönetimi biçim ve becerişinin ürünü olarak değerlendirilmektedir. Bu kültür işletmede mevcut olduğunda, iş güvenliği ile ilgili olumsuz ya da zararlı davranışlar en aza indirgenebilecek, iş kazası, yaralanma ve ölüm vakalarında da azalma gerçekleşebilecektir. Bütün bunlarla birlikte, güvenlik kültürünün örgütün; kalite, güvenilirlik, rekabet edebilirlik, verimlilik ve işletmenin karlılığı üzerinde de olumlu etkileri bulunmaktadır.

Güvenlik kültürünün çalışanlar tarafından işyerlerinde yeterli düzeyde algılanmasının ilk basamağı, birçok yönetim sisteminde göruldüğü gibi, üst yönetimim taahhüdü olarak adlandırılan kısımdır. İşveren veya vekilleri tarafından işletmede güvenlik kültürü oluşturulmasına yönelik yatırımlar yapılması, gerekli eğitimlerin çalışanlara aldırılması, kişisel koruyucu donanımların hazır tutulması, işletme içerişinde ve çalışanlarla beraber iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili konuların değerlendirilmesi, gerekli prosedur ve talimatların hazırlanması ve en önemlisi de güvenliği üretimden ve işten önde tutulması, üst yönetimin taahhüdü basamağının gereklilikleridir.

İşletmede güvenlik kültürü oluşturmanın ve yerleştirmenin ikinci adımı, orta yönetim olarak nitelendirilen baş mühendis, mühendis, şef, usta ve eğitici gibi çalışanların, verdikleri talimatlarda iş sağlığı ve güvenliği gerekliliklerini gözetmesi ve çalışanların yaptıkları işlere nezaret ederken iş sağlığı ve güvenliği gerekliliklerine uygun şekilde davranmalarını gözetmeleridir.

Güvenlik kültürü oluşturmanın üçüncü basamağı, işyerinde yazılı bir iş sağlığı ve güvenliği sistemi kurulmuş olması gerekliliğidir. Bu sistemin temel unsurları olarak, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili konularda bilgilendirilmesi, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili kurul ve heyetlerde alınan kararlardan tüm çalışanların haberdar edilmesi ve söz konusu kurul ve heyetlere çalışanların katılımının sağlanması, işyerinde meydana gelen, meydana gelmesi muhtemel olan veya kıl payı atlatılan kazaların veya sağlık ve güvenlikle ilgili diğer olumsuz durumların raporlanması ve bu raporlar doğrultusunda yapılan çalışmalar ve düzeltici faaliyetler hakkında çalışanlara bilgi verilmesi sayılabilir. Bunlara ek olarak, çalışanları iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili konularda ödüllendirme hususu da bu basamağın unsurları arasında yer almaktadır.

İşyerlerinde güvenlik kültürü oluşturmanın son basamağı da yazılı olmayan bir iş sağlığı ve güvenliği sistemi oluşturulmasıdır. Bu aşama, iş kazası ve meslek hastalığı oluşmasına neden olacak şekilde davranan çalışanların belirlenerek onlara yönelik özel çalışmalar yapılması, usta-çırak ilişkişi olan yerlerde ustaların iş sağlığı ve güvenliği gereklerini çıraklara aktarmasının teşvik edilmesi ve bu gerekliliklere uygun davranış sergileyen çalışanlara iş sağlığı ve güvenliği konusunda yetki verilerek diğer çalışanları uyarması ve onlara örnek olacak doğru davranışları sergilemelerinin sağlanması gibi unsurları içermektedir.

İşletmelerde, uygun ve yeterli düzeyde güvenlik kültürü bilincinin oluşturulmasının iş kazalarını yüzde elli oranında azaltması gereğinden hareketle, yetişmis eleman kaybı yanında işletmelerin verimlilik, tazminatlar, iş gecikmesi, isgünü ve isgücü kaybı gibi maddi; can kaybı, uzuv kaybı, aile hayatı ile ilgili problemler, çalışma barışı ve imaj bozulması gibi manevi kayıpların önlenmesi sayesinde getireceği tasarrufun KOBİ’ler açısından ne derece önemli olacağı hususu kolaylıkla tahmin edilebilecektir.

Güvenlik kültürünün oluşturulmasında ulusal kurum ve kuruluşlara düşen görevler:

ILO’nun sosyal ve ekonomik güvenliği artırma stratejisi de, güvenliğin 7 temel boyutuna odaklanmaktadır. v İş piyasası güvencesi v İstihdam güvencesi v İş güvencesi

v Beceri geliştirme güvencesi v Çalışma güvenliği v Temsil güvencesi v Gelir güvencesi

Yukarıda belirtilen boyutlarla ilişkili olarak, ülkemizde de iş sağlığı ve güvenliği kültürünün oluşturulması için, iş kazalarını ve meslek hastalıklarını önleme faaliyetlerine katkısı olan kamu ve özel sektördeki kurum ve kuruluşlar ile ilgili profesyoneller bulunmaktadır. Söz konusu faaliyetler, aşağıda belirtildiği gibidir:



  • İş sağlığı ve güvenliği standardı oluşturma ve uygulama

  • İş sağlığı ve güvenliğinin özendirilmesi

  • İş kazalarının azaltılması için teşvikler sağlanması

  • İş kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenmesi ve nedenlerinin araştırılması

  • Eğitim ve öğretim hizmetlerinin yürütülmesi

  • Denetim hizmetlerinin yürütülmesi

  • Profesyonel iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin sağlanması

Kamu sektöründeki, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili başlıca kuruluşlar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bünyesindedir. Bunlar, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü ve bu Genel Müdürlük bünyesindeki İş Sağlığı ve Güvenliği Merkezi Müdürlüğü (İSGÜM), İş Teftiş Kurulu Başkanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezi Başkanlığı (ÇASGEM), Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Meslek Hastalıkları Hastaneleri ile ilgili Bakanlıklar ve kamu kuruluşları da (Sağlık Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Türk Standardları Enstitüsü (TSE) ve Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) gibi), genel iş sağlığı ve güvenliği sistemi içerişinde düşünülmelidir. Özel veya sivil sektörde ise, sendikalar, işveren kuruluşları, iş sağlığı ve güvenliği alanında faaliyet gösteren ortak sağlık ve Güvenlik birimleri ile danışmanlık firmaları ve çalışanları (işyeri hekimleri, iş güvenliği uzmanları, iş hijyenistleri, mühendisler, psikologlar, ergonomistler gibi), işyeri hekimliği ve iş güvenliği uzmanlığı eğitim kurumlan, meslek örgütleri ve uluslararası kuruluşlar da (ILO, WHO ve Avrupa Birliği bünyesindeki OSHA gibi), is sağlığı ve güvenliği sistemi içerişinde yer almaktadırlar. Ulusal iş sağlığı ve güvenliği sisteminin ana unsuru olan çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının görevleri, aşağıdaki Kanunlarda hükme bağlanmış durumdadır. 3146 sayılı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının Teskilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 2. maddesinde;

-İş sağlığı ve güvenliğini sağlayacak tedbirlerin uygulanmasını izlemek,

-İşyerindeki sağlık ve Güvenlik risklerini önleyici ve koruyucu hizmetleri yürütenlerin niteliklerini belirlemek, eğitimlerini ve sertifikalandırılmalarını sağlamak,

Bakanlığın görevleri arasında sayılmıştır.


Yine 3146 sayılı Kanunun 12. maddesinde;

İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğünün görevleri şunlardır:



  1. İş sağlığı ve güvenliği konularında, mevzuatın uygulanmasını sağlamak ve mevzuat çalışması yapmak,

  2. Ulusal politikalar belirlemek, bu politikalar çerçevesinde programlar hazırlamak,

  3. Ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlarla isbirliği ve koordinasyonu sağlamak,

  4. Etkin denetim sağlamak amacıyla gerekli önerilerde bulunmak, sonuçlarını izlemek,

  5. Standart Çalışmaları yapmak, normlar hazırlamak ve geliştirmek,

  6. Üretilen ve ithal edilen kişisel koruyucu donanımların piyasa gözetimi ve denetimini yapmak, bu hususlarda usul ve esasları belirlemek,

  7. İş sağlığı ve güvenliği ile is kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesi konularında inceleme ve araştırma Çalışmalarını planlamak, programlamak ve uygulanmasını sağlamak,

  8. Faaliyet konuları ile ilgili yayın ve dökümantasyon çalışmaları yapmak ve istatistikleri düzenlemek,

  9. Mesleki eğitim görenler, rehabilite edilenler, özel risk grupları ve kamu hizmetlerinde çalışanlar da dahil olmak üzere tüm çalışanların iş kazaları ve meslek hastalıklarına karşı korunmaları amacıyla gerekli çalışmaları yaparak tedbirlerin alınmasını sağlamak,

j) İş Sağlığı ve Güvenliği Enstitüsü ile İş Sağlığı ve Güvenliği Enstitüsü Bölge Laboratuar Müdürlüklerinin çalışmalarını düzenlemek, yönetmek ve denetlemek,

k) İşyerindeki sağlık ve güvenlik risklerini önlemek ve koruyucu hizmetleri yürütmek üzere görevlendirilecek işyeri hekimleri, iş güvenliği uzmanları ve diğer görevlilerin iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili eğitim ve belgelendirme usul ve esaslarını belirlemek,



  1. İş sağlığı ve güvenliği alanında ölçüm, analiz, teknik kontrol, risk analizi ve değerlendirmesi, eğitim, danışmanlık, uzmanlık hizmetlerini yapmak ve bu tür hizmetleri verecek özel ve tüzel kişi ve kuruluşların niteliklerini belirlemek, yetki vermek, yetkilerini iptal etmek, kontrol ve denetimini sağlamak, m) Bakanlıkça verilecek benzeri görevleri yapmak,

İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.
7460 sayılı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezi Teşkilat Kanununun

maddesinde;



  1. Çalışma hayatı, sosyal Güvenlik, is sağlığı ve güvenliği, işçi ve işveren ilişkileri, istihdam, verimlilik, toplam kalite yönetimi, is piyasası etütleri, ergonomi, Çevre, ilkyardım, iş istatistikleri ve benzeri konular ile işyerindeki sağlık ve Güvenlik risklerini önlemek ve koruyucu hizmetleri yürütmek üzere görevlendirilecek işyeri hekimi, mühendis, teknik eleman, hemşire ve diğer sağlık personeline is sağlığı ve güvenliği konusunda gerektiğinde Bakanlık birimleri veya ilgili kurum ve kuruluşlar ile birlikte, eğitim programlarını hazırlamak, eğitim vermek veya eğitim hizmeti satın almak, sertifikalandırmak, bu konularla ilgili araştırmalar yapmak veya yaptırmak,




  1. Bakanlık, bağlı kuruluşları ile ilgili kuruluşlarının personeli ile özel veya kamu sektöründe faaliyet gösteren işyerlerindeki işçi, işveren veya yönetici personel için eğitim, seminer ve konferanslar tertip etmek veya bu konularda tertiplenmiş eğitim, konferans ve seminerlere iştirak etmek,

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezinin görevleri arasında sayılmıştır. Aynı Kanunun 15. maddesinde ise, aşağıdaki hüküm yer almaktadır:

Eğitim ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen eğitim ve seminerlere katılanlar, gerektiğinde sınava tabi tutulurlar ve başarılı olanlara sertifika veya katılım belgesi verilir,

İş Sağlığı ve Güvenliğinin Temel Prensipleri:

İş güvenliğinin kapsamı, aşağıdaki hususlardan oluşur:

1-İşle ilgili hastalık ve sakatlıklardan korunma ve her türlü ayrımcılığa karşı koruma

2-Şiddet, taciz, stres, uygun olmayan çalışma saatlerine karşı koruma, çalışma saatlerinin, gece işinin, çalışma yaşının sınırlandırılması

3-Tazminat, emeklilik güvencesi, analık koruması, işe devamsızlık koruması, uzun süreli bakım, tatil, mantıklı iş planlaması, Devlet yaptırımı, Teftiş yoluyla koruma, Örgütlenme hakkı, Toplu pazarlık hakkı

4-Sağlık hizmetine ulaşma, eğitim, çocuk bakımı gibi sosyal destek hakkı Güvensiz işi reddetme hakkı

5-İSİG kurulları ve diğer temsil mekanizmaları yoluyla katılım hakkı v İşle ilgili olası tehlikeleri bilme hakkı İşyerindeki yanlış yapılan işleri bildiren kişiler için korunma hakkı
Güvenlik, yapılan işin ve/veya çalışma şartlarının zarar ve/veya tehlike içermeme durumudur. Zarar ve tehlike göreceli tanımlar olduklarından, güvenlik tanımının içeriği çok geniş kapsamlı olabilir. İş sağlığı ve güvenliğine yönelik mevzuatın gereklerinin tam anlamı ile anlaşılabilmesi için, güvenliğin ana kurallarının iyi bilinmesi gerekir. Güvenliği sağlamanın üç ana kuralı vardır. Bunlar, önem derecesi ve sırası ile aşağıda verilmiştir:


  1. Güvenliği ve sağlığı tehdit eden durumların ortadan kaldırılması

  2. Güvenliği ve sağlığı tehdit eden gelişmelerin zamanında saptanması

  3. Önlenemeyen durumların kötü sonuçlarının en aza indirgenmesi

Kural 1: Sağlığı ve Güvenliği Tehdit Eden Durumların Ortadan Kaldırılması :

Günümüzdeki yönetim anlayışının temel felsefesi; olayların önünde olmak ve erken davranmaktır. (proaktif) Olaylara sonradan tepki gösterme (reaktif), artık kabul edilir bir davranış değildir. Birinci kuralın karşılığı, genelde “önlem alma” olarak anılır. Önlem almanın tanımı şudur: Kötü veya yanlış bir şeyi ortadan kaldırmak veya engel olmak amacıyla hazırlık yapmak ve bu amacı gerçekleştirmek için birtakım çarelere başvurmak. görüldüğü gibi, “ortadan kaldırmak” birinci önceliklidir, engel olma daha sonra ele alınmalıdır. İş güvenliği mevzuatında Sözü edilen önlem almaya da aynı anlayışla yaklaşılmalıdır.


Önlem almanın üç ana gereği vardır:

1-Bu konuda duyarlı olmak

2-Yapılmakta olan işin tehlike arz edebilen noktalarını görebilmek

3-Gerekli önlemleri alabilecek bilgi ve deneyime sahip olmak

Yukarıdaki gereklerden ilki topluma ola n borçtur. Hiç kimsenin, bilinçli olarak bu borca sırt çevirmesi düşünülemez. Nitekim, kişilerin bu yolda gereken duyarlılık ve özeni göstermemiş olmasının yerine göre kamu davası olabilmesi, Sözü edilen anlayışın gereğidir.

Yasal yaptırımların yanı sıra, is sağlığı ve güvenliğinin sağlanmasının topluma yönelik bir borç sayılması anlayışının ürünü olarak OHSAS 18001 oluşturulmuş ve paralel bir standart TSE tarafından da kabul edilmiştir.

Kural 2-Sağlığı ve Güvenliği Tehdit Eden Gelişmelerin Zamanında Saptanması :

Tehlike olasılığı çok çok düşük düzeye indirilemiyorsa, tehlikeli durumların ve gelişmelerin izlenmesi, kazaların önlenmesi açısından büyük önem kazanır. Şöyle ki; doğal gaz boru şebekesinde gaz sızıntısı olmaması esastır. (Ortadan kaldırma) Gevşeme, biçim değisikliği veya dikkatsizlik gibi nedenlerle gaz sızıntısı olabilir. Gazın içine özel koku katılması, tehlikeli gelişmenin zamanında farkına varılmasını sağlar. Sağlığı ve güvenliği tehdit eden gelişmelerin en yakın izleyicisi, işin başında olanlardır. çalışanların kendi kendilerini denetleyebilmeleri en ideal olanıdır. Gösterilen çabalara çalışanların katılımcı olmasını sağlamak, yeni mevzuatın temel gerekleri arasındadır. Kişilerin kendi kendilerini denetleyebilmeleri ve katılımcı olmaları, işçilere yapmakta oldukları işlerinde uymaları gerekli sağlık ve güvenlik tedbirlerini öğretmek ve iş değiştirecek işçilere yenisinin gerektirdiği bilgileri vermekle olasıdır.

Kural 3-Önlenemeyen Durumların Kötü Sonuçlarının En Aza İndirgenmesi :

Ele alınmış kurallar önem sırasına göre olduğundan, üçüncü kural diğer iki kuraldan sonra gelir ve onların yerini alamaz. En yakın örnek olarak, kişisel koruyucu donanım verilebilir. Örneğin, çalışanların ayaklarını yaralayacak cisimlerin düşmemesi veya düşürülmemesi 1. kuraldır. (uygun biçimde tutma, uygun taşıma araçlarının kullanılması, cismin kayması veya dengesini yitirmesi gibi durumların önlenmesi gibi) Dengesiz veya yanlış bir biçimde tutma gibi nedenlerle bir cismin taşınması sırasında düşürülmesi söz konusu ise, taşıyanlara müdahale edilmesi, düşme tehlikesi olan cisimlerin kontrol edilmesi vb. 2. kuraldır. 3. kural kapsamında olan özel takviyeli ayakkabılar ise gerçek anlamda bir önlem olmayıp, kazanın neden olabileceği kötü sonucun en aza indirilmesine yöneliktir. Benzer durum, meslek hastalıkları açısından da söz konusudur. Temel yaklaşım, hastalığa yol açan nedenlerin ortadan kaldırılmasıdır. Bunun sağlanamaması durumunda, tehlikeli işlerde çalışanların uygun aralıklarla sağlık kontrolünden geçirilmesi, yani 2. Kuralın uygulanmasıdır. Hastalık belirtisi görüldüğünde gereken tıbbi müdahalenin yapılması ve tedavi ise kötü sonucun en aza indirilmesine yöneliktir. Yukarıda verilen örnekler, önlemenin hem manevi, hem de maddi yönden en karlı yaklaşım olduğunu göstermektedir. Önleme stratejisinden uzaklaşıldıkca kötü sonuçların bedelinin ağırlaşacağı, asla gözden kaçırılmamalıdır.

Kuralların Uygulanması :

Güvenliğe ilişkin kuralların uygulamada hayata geçirilmesi için kullanılan yöntemler dört ana grup altında toplanabilir.


1-Tehlikeli Durumların Ortadan Kaldırılması :

Uygulamada, üzerinde en başta durulması gereken nokta tehlikeli durumların ortadan kaldırılmasıdır. Kişilerin güvenliği rastlantıya bırakılamaz ve tehlikeli durumların ortadan kaldırılması işverenin temel yükümlülükleri arasındadır. Örneğin, dengesini kaybederek düşebilecek kişilerin uygun iskele ve platformlar üzerinde çalıştırılması, bu tehlikenin ortadan kaldırılmasıdır. Belirli bir işlemde kullanılan kimyasal maddenin yerine zararsız olanının kullanılması da aynı bağlamdadır.

2-İşçilerin Tehlikeye Karşı Korunması :

Hiç bir işte tehlike yüzde yüz ortadan kaldırılamaz. Bazı makinelerin, kullanılan maddelerin, iş yapılan ortamın veya yapılan işin tehlike arz etmesi kaçınılmazdır. Tehlikelerin tümü ile ortadan kaldırılmasının önünde teknolojik nedenler ve uygulama zorlukları gibi engeller var ise, kişi ile tehlike arasında bir kalkan oluşturulması hedeflenir. Örneğin, elektrik ark kaynağı işleminin arz ettiği fiziksel, ısıl, kimyasal ve/veya elektriksel tehlikeler vardır. Kaynak sırasında ısının ortaya çıkması, parlak ışığın ve kaynak gazlarının oluşması önlenemez. Elin yanmasına karşı eldiven verilmesi, gözlerin parlak ışığa karşı koyu camlı gözlükle veya maske ile korunması, zararlı gazların hemen atılmasını sağlayan havalandırma düzeni gibi önlemler, Sözü edilen kalkana örneklerdir. Kalkan görevini yerine getiren unsurların karşılığı olarak kullanılan genel terimler, koruyucu donanım ve korunma araçlarıdır. Koruyucu kavramı, yalnızca mekanik işlemler ve düzenler ile sınırlı değildir. Kazılmış bir çukurun çevresine çekilen korkuluk, yüksek gerilime karşı kullanılan yalıtkan madde de aynı bağlamdadır. Koruyucu, tehlike ile kişi arasında bir kalkan oluşturduğundan, kalkanın olmaması, kullanılmaması veya kullanılmaz duruma getirilmesi, işi yapan kişinin doğrudan tehlikeye atılması demektir. Kişisel korunma araçları ve makine koruyucuları buna göre algılanmalıdır.

3-İşçilerin Eğitimi ve Yetiştirilmesi :

Tehlikeler büyük çapta ortadan kaldırılabilse ve koruyucular ve korunma araçları etkili olsa bile, bilgilendirme ve eğitim yolu ile kişilerin tehlikelere karşı uyanık olmaları sağlanmalıdır. İşçilerin kişisel korunma araçlarını kullanmayı bir alışkanlık durumuna getirmeleri, tümü ile bir eğitim ve yönetim sorunudur. Örneğin, çift el kumanda ile çalışılan bir presten parçanın masa veya uygun bir aletle alınması temel beklenti olmakla birlikte, işçilere bu alışkanlık, eğitim ve ısrarlı denetimle kazandırılır. Bilgilendirme ve eğitim, güvenliği tehdit eden durumların ve gelişmelerin zamanında fark edilmesi açısından çok önemlidir. İyi bilgilendirme ve eğitim, tehlikenin daha baştan fark edilmesini ve kişisel güvenliğe özen gösterilmesini sağlar. Bilgilendirme ve eğitim, aynı zamanda hem beklenmedik durumlardaki davranışın ölçülü olması, hem de kötü sonuçların asgariye indirilmesi açısından da önemlidir.

4-Uyarı :

Bir çok durumda, istenilen düzeyde eğitim verilemeyebilir. Uyarılar, bir anlamda görünmez koruyuculardır. Bu durumda, uyarılar, bir önleme biçimi olarak önem kazanır. Ancak, uyarı uygulaması, bilgilendirme ve eğitimden kopuk olduğunda veya kendi başına yeterli değildir. Çünkü amaç, bir tehlikenin varlığını kişilerin bilinçli biçimde algılamasını ve tehlikelerden korunmalarını sağlamaktır. Uyarıların bu bağlamdaki işlevi, bilgilendirme ve eğitimin etkenliğini artırmasıdır. Gözden kaçırılmaması gereken nokta şudur: Uyarılar, iş yerindeki kazaları önlemede temel araç değildir.

3. AHŞAP VE MOBİLYA ATÖLYELERİNDE İŞ GÜVENLİĞİ
3.1. Mobilya ve Tarihi Gelişimi
İnsanlar çok eski tarihlerden itibaren ağaçların dallarını ve gövdelerini kullanarak eşya yapmışlardır. Bu dallar ve kalın gövdeler şekle sokulmaya çalışılırken insanların icat ettiği kesici aletler işi kolaylaştırmıştır. Yemek yerken kullanılan kaplar, kaşıklar, avlanırken kullanılan sivri uçlu oklar ve diğer basit eşyalar ahşap materyale şekil verilerek yapılmıştır. Tarih içinde yeni bulunan aletler, teknikler ve tecrübe ile imal edilen eşyaların çeşitliliği artmış ve insanların istedikleri şekli tahtaya vermeleri daha kolay hale gelmiştir. Zaman ilerledikçe insanların evlerinin ve evlerinde kullandıkları eşyaların ahşap olması ‘marangozluk ve mobilyacılık’ mesleğini doğurmuştur.

Makineleşmenin az olduğu dönemlerde, mekanik basit aletlerin kullanımı ile, daha çok el işçiliğine dayanan ürünler üretilmiştir. Ancak sanayi devrimi ile birlikte, mobilyacılık sektöründe kullanılan makineler da değişmiştir. Kısa bir süre içinde tahtaları kesen, onlara istenilen şekli veren, yüzeylerini zımparalayarak pürüzsüz hale getiren makineler yapılmıştır. Günümüzde de bu makineler, teknoloji ilerledikçe geliştirilmekte ve ahşaba şekil vermek konusunda daha çok imkanı marangozlara tanımaktadır. Bütün bu gelişmelere rağmen bu sektör, sanatın ve el emeğinin hala çok değerli olduğu bir sektördür. Makineler, standartlaştırılmış bazı işlemleri yerine getirmektedir ancak arzu edilen şeklin tasarlanması ve bu makineler yardımıyla hayata geçirilmesi önemli ölçüde ustalığa bağlıdır.

Mobilyacılık sektöründe tahtaya şekil verilirken kullanılan aletlerin ve makinelerin tamamı, son derece tehlikelidir. Hemen hepsi kesici, düzeltici, inceltici ve koparıcı dişliler, testereler ve bıçaklarla çalışır. Ayrıca bu makinelerin tamamen otomatize olmaması, işin elle yapılmasını gerektirdiğinden, kaza tehlikelerini de beraberinde getirmektedir.
Gelişmiş ülkelerde de, az gelişmiş ülkelerde de, genellikle mobilyacılık sektöründe faaliyet gösteren firmalar, küçük ölçeklidir. ABD’de bile sektördeki firmaların %86’sı 50’den az işçi çalıştırmaktadır.

3.2. AHŞAP VE MOBİLYA ATÖLYELERİNDE VERİLECEK İŞ GÜVENLİĞİ

EĞİTİMLERİ
Genel bir çerçeve ile bakıldığında iş yerinde çalışanlar eğitime zorunlu

tutulmalıdır.Ahşap ve mobilya atölyelerinde verilen eğitimler şu şekilde olmalıdır ;




  1. Genel iş sağlığı ve güvenliği kuralları

  2. İş kazaları ve meslek hastalıklarının sebepleri ve iş yerindeki riskler

  3. Kaza,yaralanma ve hastalıktan korunma prensipleri ve korunma tekniklerinin uygulanması

  4. İş ekipmanlarının güveli kullanımı

  5. Çalışanların yasal hak ve sorumlulukları

  6. Yasal mevzuat ile ilgili bilgiler.

  7. Kişisel koruyucu donanımlar

  8. Operatör eğitimleri

  9. İş yerinde güvenli ortam ve sistemleri kurma

  10. Taşıma ve kaldırma

  11. Kişisel koruyucu alet kullanımı

  12. Ekranlı ekipmanlarla çalışma

  13. Uyarı işaretleri

  14. Kimyasal fiziksel ve biyolojik maddelerle ortaya çıkan riskler

  15. Temizlik ve düzen

  16. Yangın olayı ve yangından korunma

  17. Temel konfor şartları

  18. Ergonomi

  19. Elektrik tehlikeleri riskleri ve önlemleri

  20. İlk yardım, kurtarma

3.3. AHŞAP VE MOBİLYA ATÖLYELERİNDE KULLANILAN MAKİNELER


Günümüzde makinelerin yardımıyla hemen hemen her işin daha kolay yapılabildiğini biliyoruz.Makinelerin günlük yaşantımızda büyük bir yer kapladığı dönemde mobilya sektöründe insan gücünün yanı sıra bir çok makinelerden yararlanılmaktadır.Bu makinelerin en çok kullanılanları ise şunlardır :
3.3.1. Hızar Makinesi
100_5069.jpg

Şekil 1: Hızar Makinesi


3.3.2. Zımpara Makinesi
100_5078.jpg

Şekil 2 : Zımpara Makinesi


3.3.3. Zımba Çakma Makinesi
100_5083.jpg

Şekil 3 : Zımba Makinesi


3.3.4. Soket Çakma Tabancası
100_5084.jpg

Şekil 4 : Soket Çakma Tabancası


3.3.5. Havalı Matkap Makinesi
100_5085.jpg

Şekil 5 : Havalı Matkap Makinesi


3.3.6. Planya Makinesi
100_5071.jpg

Şekil : 6 Planya Makinesi

3.3.7. Kapitone Makinesi

Şekil 7 : Kapitone Makinesi


3.3.8 Kumaş Kesme Makinesi

Şekil 8 : Kumaş Kesme Makinesi


3.3.9. Dikiş Makinesi

Şekil 9 : Dikiş Makinesi


3.3.10. Kumaş Ölçüm ve Kontrol Makinesi


Şekil 10 : Kumaş Ölçüm Makinesi


3.3.11. Nokta Kaynak Makinesi
nokta kaynak makinesi

Şekil 11 : Nokta Kaynak Makinesi

3.3.12. Sabit Dikey Matkap
sabit dikey matkap

Şekil 12 : Sabit Dikey Matkap


3.3.13. Sulu Otomatik Demir Hızar Makinesi


yari otamatik sulu demir hızari

Şekil 13 : Sulu Otomatik Demir Hızar Makinesi

3.4. AHŞAP VE MOBİLYA İMALAT SEKTÖRÜNDE KAZALAR

HASTALIKLAR VE TEHLİKELER


3.4.1. Kazalar
Ahşap ve mobilyacılık sektöründe en çok karşılaşılan sağlık sorunları, kazalardan kaynaklanmaktadır. Bu kazalar genellikle genç ve deneyimsiz işçiler arasında daha sık görülmektedir. Sektörün yapısı itibariyle, çalışanların mesleki bir eğitime tabi olmuş olma oranlarının düşük olması ve işin makine başında öğrenilmesi kaza riskini arttırmaktadır. Bu kazaların önemli bir bölümü sıradan sıyrıklar ve kesiklerden oluşmaktadır. Ancak sıyrıkların ve kesiklerin enfeksiyon kapması sonucu ciddi hastalıklar da ortaya çıkabilir. Bunlarla birlikte kullanılan makinelerin keskin olması ellerin ve parmakların kopmasına(ampütasyon) da neden olabilir. Ayrıca makineler kullanılırken duruş bozuklukları, kas-iskelet sistemi ile ilgili rahatsızlıklara neden olmaktadır.

Tarihin ilk çağlarından itibaren, ağaç kökleri ve dallarından, önemli eşyalar yapılmaya başlanmıştır. İlk başlarda ağaçlar ateş için kullanılırken, sonrasında barınaklar için kullanılmış ve ardından da kaşık çatallar da dahil olmak üzere pek çok gereç ağaçlardan faydalanılarak yapılmaya başlanmıştır.

İlk zamanlar bu eşyalara elle şekil verilmeye ve sivri uçlu kesici aletlerle yontulmaya çalışılırken zaman ilerleyip de teknoloji geliştikçe bu aletler de gelişmeye başlayarak makineleşmiştir. Ancak her ne kadar makineler kullanılsa da bu makinelere el ile destek verilmesi, mobilya üreticilerinin ve işçilerinin iş kazalarına sebep olmaktadır.
Mobilya üretimimiz zamanla gelişmiş, üretilen mobilya eşyalar geliştirilmiştir ancak mobilya yapımında kullanılan makineler, ağaçlardaki fazlalıkları kesmekte, kopartmakta ve onlara şekil vermektedir. Bu nedenle de el ile mobilya üretiminde kullanılan makinelerin teması gittikçe yoğunlaşmaktadır. Bu temaslar sonucunda el kesilmeleri ya da parçaların, mobilya işçilerinin gözlerine gitmesi gibi sorunlarla karşılaşılabilmektedir.

3.4.2. İŞ KAZALARININ OLUŞ NEDENLERİ


Kazaların oluş nedeni, kazadan hemen önceki güvenliğe aykırı hareket ve ortamın taşıdığı koşullardır. Bunların oluşumunun nedenleri şunlardır.

1. Çalışan kişinin psikolojik durumu (Çevre - aile, ev ile ilgili gaileler)

2. Çalışanların kusurları :

a. Nasıl kullanıldığını, taşındığını v.b. bilmemek.

b. Uygunsuz hal ve hareketlerin meydana getireceği tehlikeleri bilmemek.

c. Doğuştan veya sonradan olmuş bedeni ve ruhi yetersizlikler

3. Güvenliğe aykırı hareket ve şartlar
3.4.2.1. Güvenliğe aykırı hareketlerden bazıları şunlardır
a. Bir işte yetersiz olarak çalışmak

b. Kendine ait olmayan işe karışmak

c. Uygun olmayan hızda çalışmak

d. Güvenlik önlemlerini işlemez hale getirmek

e. Yeteri kadar güvenli olmayan araçları kullanmak

f. Araçları güvenlik önlemi almadan kullanmak

g. Güvenliği düşünmeden, yığınak, doldurma, boşaltma, taşıma, karıştırma v.b. işlemler

yapmak .


h. Tehlikeli ve hareket halindeki araçlar üzerinde çalışmak

i. Kaba şaka yapmak, kızdırmak v.b.


3.4.2.2. Güvenliğe aykırı şartlardan bazıları şunlardır.
a. Koruyucusuz alet, araç ve makineler

b. Koruyucunun yetersizliği

c. Kusurlu araç, makine, alet ve gereçler

d. Kusurlu enerji elektrik, yakıt v.s.

e. Uygun olmayan ışıklandırma, ısıtma ve havalandırma

3.4.3. İŞ KAZALARININ MEYDANA GETİRDİĞİ ZARARLAR


İş kazalarının meydana getirdiği zararları ikiye ayırabiliriz.
3.4.3.1. Görünen Zararlar

a. Çalışanların sağlığı ile ilgili meydana gelen zararlar yaralanma kırılma, kopma vb

b. Makine, alet ve donanımların hasarı,

c. İş parçalarının bozulması,

d. Atölye binasının zarar görmesi
3.4.3.2. Görünmeyen zararlar
a. İş zamanı kaybı

b. Tedavi, onarım, yapım, masrafları

c. Moral bozukluğu ile verimin düşmesi

d. İş yeri itibarının düşmesi


3.4.4. HASTALIKLAR VE TEHLİKELER


Meslek hastalıklarını kişinin, işi sebebiyle maruz kaldığı şartlar dolayısıyla sağlık durumunda meydana gelen bozukluklar ve aksamalar şeklinde tanımlayabiliriz. İş kazası ile meslek hastalığı arasındaki temel fark, ilkinde ani bir gelişmeye yol açan bir olay bulunmasına karşılık, ikincisinde sağlığın tedrici bir gelişme sonucunda bozulmasıdır.
Tarım işçilerinde, güneşe aşırı maruz kalmaktan, deri kanseri ; tahılla uğraşmaktan aktinomikoz; at ve büyükbaş hayvanlarla ilgilenmekten şarbon, verem; fiziki gerilmelerden ötürü de sayısız ağrı ve sancı çeşitleri, dalgıçlarda caisson hastalığı (vurgun), cam üfürücülerinde katarakt (göze perde inmesi) rahatsızlıklarını meslek hastalıklarına örnek verebiliriz.

Fibazine'de yer alan bu ayki köşemizde ülkemizde yaygın ve önemli imalat sektörlerinden biri olan mobilya sektöründe çalışan işçilerin maruz kaldıkları meslek hastalıklarının neler olduğunu, işyerlerinde bu risklerin önüne geçilebilmesi için olması ve alınması gereken önlemlerin neler olduğunu irdeleyeceğiz, aynı zamanda çalışanları sigorta güvencesi altına almadan önce işçi sağlığı ve güvenliği açısından sigortacı olarak bizlerin bilmesi gereken konuları işleyeceğiz.

Mobilya sektörü ülkemizin yaygın en önemli imalat sektörleri arasında yer almaktadır. Ülkemizdeki mobilya sektöründe küçük ölçekli işletmeler ağırlıktadır, ülkemizde 28.639 işyeri ve 94.746 sigortalı işçi bu sektörde çalışmaktadır ( Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 2008 yılı çalışma hayatı istatistikleri ).
[img]

TABLO 1 : Mobilya sektöründe istihdam edilen işçi sayısına göre işyeri sayıları


Mobilya işçileri genellikle bu işin eğitimini ya hiç almamaktadırlar ya da eğitimi direk makinelerin başında almaktadırlar. Bu durum ise, mobilya işçilerinin iş kazalarına maruz kalmalarının nedenlerini açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Her meslekte olduğu gibi, mobilyacılık ve marangozluk mesleğinde de iş kazalarına sebebiyet vermemek için, işin eğitiminin doğru bir şekilde verilmesi gerekmektedir gençlere.

Mobilya yapımının gerçekleştirilmesi ve makinelerle çalışılmasının sonrasında sıra mobilyanın boya işlemine gelmiştir. Mobilyanın boyanması işlemi en zararsız işlem olabileceği gibi, sağlığa en çok zarar veren işlemlerden bir tanesi de olabilir. Boyalar kimyasal maddeler ile üretilmektedir. Solunduğunda akciğerlere ciddi zararlar verir. Bu solunan zehirli boya astım, bronşit hatta akciğer kanserine dahi yol açabilir.

Boyahanenin yeterli havalandırılması işçi sağlığı açısından hayati öneme haizdir. Sadece boyahanede değil aynı zamanda zımparalama işlemi sırasında ortaya çıkan tozda işçi sağlığına büyük zarara verir.

Zehirlenme boyacılık sektöründe en sık görülen rahatsızlıktır. Baş dönmesi, mide bulantısı gibi belirtileri vardır. Zehirlenmeden korunmak için koruyucu maske takılmalı, ortam iyi havalandırılmalı, aspiratörler açık tutulmalı, belli aralıklarla sağlık muayenesi olunmalı ve sık sık süt ve süt ürünleri (yoğurt – ayran) tüketilmelidir.



[img]
TABLO 2 : Mobilya sektörünün illere göre dağılımı

3.4.4.1. Kimyasal Tehlikelerden Kaynaklanan Hastalıklar

Tahta kesilirken, şekillendirilirken, baskılanırken, zımparalanırken ve cilalanırken tahta tozuna sunuk (maruz) kalınır. Bu tozların etkileri, sunuk kalınan süre ve toz parçacıklarının büyüklüklerine göre değişiklik gösterir.

Gözler, bu tozlar nedeniyle kızarabilir, alerjik reaksiyon gösterebilir. Cilt ve gözeneklerin de bu tozlarla kaplanması kontak dermatite neden olabilir.Bu tozlar en çok solunum yollarını etkiler. Nefes alırken bu tozların burun boşluklarına, akciğerlere ve sinüslere gitmesi bazı hastalıklara neden olmaktadır. Burun alerjik reaksiyon gösterebilir ve sürekli salgı üretir ki bu da sürekli akıntıya neden olur. Astım ve bronşit en sık rastlanan rahatsızlıklardır. Kavak, kırmızı sedir, gül ağacı, tik ağacı, maun ve köknarın kontak dermatite neden olduğu bilinmektedir. Kavak, kırmızı sedir, gül ağacı ve maunun ayrıca astıma neden olduğu saptanmıştır.

ABD, İngiltere, Hollanda, İtalya, Fransa, Finlandiya, Danimarka, Kanada ve Avustralya’da marangozluk yapanlar arasında nazal sinüs kanserinin görüldüğü rapor edilmiştir. Ancak özellikle ikinci dünya savaşından sonra bu ülkelerde kullanılan makinelerin ve teknolojilerin değişmesi ve bunlarla birlikte koruyucu önlemlerin arttırılması, ortamdaki tozu vakumla çeken aparatların yaygın kullanımı bu riski oldukça azaltmıştır. Ne var ki tozla birlikte, formaldehit ve asbestos gibi kanserojenlere de önemli ölçüde maruz kaldığı bilinen işçilerde akciğer kanseri riskinin çok daha yüksek olduğu belirlenmiştir.
Tahtalar, mobilya sektöründe işlenirken genellikle dışarıdan kimyasallar eklenir. Yapıştırıcılar, çözücüler, cilalar, insektisitler(böceklere karşı koruyucucu), fungisitler(mantarlara karşı koruyucu), su ve neme karşı koruyucular, boyalar, pigmentler ve vernikler, bunlardan bazılarıdır. Bunların neredeyse tamamı uçucudur ve tahta işlenirken veya ısıtılırken ve yakılırken ortamda açığa çıkabilirler. İçlerindeki en önemlileri tolüen, metanol, metil etil keton, n-butil alkol ve diklorometandır.
3.4.4.2. Biyolojik Tehlikelerden Kaynaklanan Hastalıklar

Tahtalar, biyolojik bulaşıcıları taşıyor olabilirler. Ağaç kabuğunda yetişen küf ve mantar, alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Akçaağaç, kızılağaç ve mantar(cork)ağacının kabuklarında bulunan mantar sporlarını solumak ise akciğer hastalıklarına(suberosis, sequosis) neden olmaktadır.

Daha önceki bölümlerde anlatıldığı gibi tahta tozları son derece tehlikeli olabilir. Bulunulan ortamda iyi bir havalandırma zorunludur. Bu yoksa ya da yeterli olmazsa tozlar ortalıkta uçuşacak ve sürekli çalışanlar tarafından solunulacaktır. Bunlarla birlikte yapıştırıcılar, vernikler, pigmentler, boyalar, tinerler ve çözücüler gibi solunulduğu zaman ciddi rahatsızlıklar yaratan kimyasallar sektörde sürekli kullanıldığı için bütün bu sayılan risklere karşı solunum koruyucu maskeler ve eğer gerekiyorsa solunum cihazları kullanılmalıdır.
Tozlar ve tahtalar kesilirken etrafa sıçrayan kıymık ve ince parçacıkların göze gelmesi durumunda körlüğe neden olabilecek kadar önemli yaralanmalar söz konusu olabilir. Bunu önlemek için öncelikle, tehlike ile işçiler arasına engeller konulması gerekir. Başarılı olunamazsa göz yaralanır ve gözün enfeksiyon kapması işleri daha da zor hale getirebilmektedir. Bunun için mutlaka göz koruyucu donanımlar olan gözlükler kullanılmalıdır

Akciğer kanseri, yapısal olarak normal akciğer dokusundan olan hücrelerin gereksinim ve kontrol dışı çoğalarak akciğer içinde bir kitle (tümör) oluşturmasıdır. Burada oluşan kitle öncelikle bulunduğu ortamda büyür; daha ileriki aşamalarda ise çevre dokulara veya dolaşım yoluyla uzak organlara yayılarak (karaciğer, kemik,beyin vb. gibi) hasara yol açarlar. Bu yayılmaya metastaz adı verilir.

Bir uzvun (kol veya bacağın) bir kısmını veya tamamını, tıbbi nedenlerden dolayı kesilmesine veya kopmasına ampütasyon denir. Damar hastalıkları, trafik kazaları, iş kazaları, tümörler, mikrobik hastalıklar, doğumsal anomaliler, yanıklar ve şeker hastalığına bağlı, daralmış olan damarlarda kan dolaşımı azalır.

Beslenemeyen, oksijenlenemeyen doku giderek solar, soğur; şiddetli ağrılara neden olur. Deride ülserler denilen yaralar çıkar ve bu durum giderek o dokuda daha da ilerler ve nekroz denilen ölü dokuya veya kangrene çevrilir. Bu durumda, hastayı kurtarmak ve ölü dokunun ilerlemesini önleme amacıyla, tutulan uzvun kesilmesine karar verilir.

Astım, solunum yollarının ataklar halinde gelen tıkanmaları ile kendini gösteren kronik bir hastalığıdır. Astımda solunum yollarının şişmesi ve tıkaçların oluşması sonucu havanın akciğerlere girip çıkması engellenir. Hastalar ataklar arasında kendilerini iyi hissederler. Ataklar sırasında öksürük, göğüste sıkışma hissi, solunumda hızlanma, hırıltı ve nefes darlığı olur. Astımlı hastalar çevredeki birçok maddeye astımlı olmayanlara göre daha duyarlıdır. Bu uyarılar hastalarda hırıltı ve öksürüğe yol açar.

Bronşit, akciğerlere giden havayollarının iç yüzündeki zarın iltihaplanmasıdır. Akut ve kronik olarak iki gruba ayrılır.

a. Akut Bronşit: Genellikle grip, kızamık, boğmaca veya tifo gibi hastalıklar sırasında görülür.

b. Kronik Bronşit: Bu çeşit bronşitte; havayollarını yağlayan bezler büyümüş, iç yüzlerinde bulunan tüyler görevini yapamaz olmuştur.

Kontakt dermatit, derinin bazı maddelerle teması sonucu oluşan bir reaksiyondur. Bu reaksiyonların % 80’ i tahrişe bağlı reaksiyonlar (örneğin: bulaşık yıkama sonucu oluşan el gibi), % 20’ si de alerjik reaksiyonlardır. Reaksiyon temastan hemen sonra oluşmaz. Temas sonrası 1-3 gün sonra oluşan belirtiler genellikle 1 hafta veya daha sonra kaybolur. Deri kırmızı, kaşıntılı, iltihaplı ve kabarcıklı bir hal alır. Reaksiyon genellikle temas yerinde en yoğundur; derinin diğer bölgelerinde de olabilir.

Nazal Sinüs Kanseri, burunun arkasında, alında ve yüzde yer alan soluk alırken hava ile dolan sinüs boşluklarındaki hücrelerin normalden fazla çoğalarak tümör oluşturmasıdır. Bunun sonucunda bu boşluklar tıkanır ve bazı belirtiler ortaya çıkar.

3.4.5. MOBİLYA SEKTÖRÜNDE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ SORUNLARI



  • Ağaç tozu ( özellikle marangozluk işlemleri sırasında )

  • Kimyasallar ( örneğin boya ve cilaların içerdiği çözücü v.s. )

  • Gürültü ( kesme, baskı, delgi, zımpara v.s. )

  • Kas iskelet sistemi hastalıkları ( ağır malzemelerin taşınması, kaldırılması, çekilmesi veya uygun olmayan çalışma pozisyonları )

3.4.5.1. TOZLARDAN ETKİLENME

[img]
Şekil 14: Tozlardan Etkilenme

Ağaç tozlarının neden olabileceği başlıca sağlık sorunları

Kanser, alerjik reaksiyonlar, gözlerde iritasyonlar, solunum düzensizlikleri, tansiyon düşüklükleri, dermatit ( egzama )

Kullanılan ağaçların hastalık, sağlığa etkileri konusunda çalışanları bilgilendirmek, zararlı toksin ağaçların yerine daha az zararlı olanları kullanmak, toz toplayıcı sistem kurmak ve bu sistemin düzenli aralıklarla bakımının yapılmasını sağlamak, işyeri ortamındaki toz konsantrasyonlarının sınır değerlerin altına çekmek için teknik önlemler almak, solunum sistemini koruyucu nitelikte kişisel koruyucu donanımları kullanmak ve donanımların kullanılması için işçilere eğitim vermek, hijyene dikkat etmek ve tozlu çalışmalardan sonra duş alınması, cildi koruyucu kremler kullanmak ağaç tozlarından kaynaklanabilecek rahatsızlıkların önüne geçilebilmesi için dikkat edilmesi gereken konulardır.


3.4.5.2. SOLVENTLER ( MESLEKİ ETKİLENME YOLLARI )

Kimyasalların neden olabileceği başlıca sağlık sorunları: Kanser, alerjik reaksiyonlar, gözlerde iritasyonlar, solunum düzensizlikleri, sindirim bozuklukları, deri hastalıkları, beyin ve sinir sistemi rahatsızlıkları



[img][img]
[img]
Şekil 15 : Solventlerden Etkilenme Yolları
İş kolunda kullanılan Solventlerden etkilenme riski ; solventlerin konsantrasyonu, solvent buharının fiziki yapısı, çalışanların buhara maruz kalma süreleri, havalandırma sisteminin yeterli olup olmaması gibi işyerinin çalışma koşulları, kişisel koruyucu ekipmanların kullanımı, çalışanın fizik faaliyet derecesi, çalışanın sağlık durumu ( merkezi sinir sistemi, akciğer, karaciğer, böbrek rahatsızlığı olup olmaması ), uyuşturucu ve alkol alıp almamasına bağlı olarak değişebilir.
Solventlerle Çalışmada Alınması Gereken Önlemler
Çözücülerle çalışacak işçiler çalışma, depolama, taşıma güvenliği, koruyucu önlemler ve kişisel koruyucular, acil durumlarda yapılacaklar gibi konularda eğitilmelidir.

Parlayabilir çözücülerin uygun ve ağzı sıkıca kapanabilen kaplarda tutulması zorunludur.


Çözücüler uygun boşaltma ağzı ve bağlantılarla boşaltılmalıdır.

  • Yeterli çekiş gücü olan aspirasyon sistemleri tesis edilmelidir.

  • Kirli havayı dışarı atan aspirasyon kanalı çıkan kirli havanın pencere, kapı v.s. gibi

  • yerlerden tekrar işyerine girmesini önleyecek yerlerde olmalıdır.

  • Organik çözücülerin kullanıldığı yerlerde çıplak alev ya da ısı kaynağı

  • bulundurulmamalıdır.
    Elektrik tesisatı kıvılcım atlamalarına karşı korunmalıdır.

  • Çözücülerin tutuşması durumunda uygun yangın söndürücü tipi daha önceden belirlenmiş

  • olmalı, tüm riskli bölümlerde olmalıdır.

  • Depolar imalathanelerle ayrı yerlerde olmalıdır. Kimyasalların direk gün ışığından ve ısı kaynaklarından uzak, kuru, serin ve iyi havalandırılmış bir ortamda depolanması ve

  • tutuşturucu kaynaklarından uzak tutulması sağlanmalıdır.

  • Parlayıcı ve patlayıcı kimyasalların ve boyaların boş kutuları malzeme deposunda tutulmamalı, işyeri ortamından uzaklaştırılmalıdır.

  • Tehlikeli kimyasallarla çalışılan yerler diğer kısımlardan ayrılmalı, yeterli - uygun genel ve lokal havalandırma sağlanmalıdır.

  • Yapılan işe uygun nitelikte koruyucu kullanılmalıdır.

  • Tüm kimyasal maddelerin malzeme güvenlik formları hazırlanmalıdır.

  • Solventten etkilenme riski yüksek iş alanlarında uyarıcı levhalar bulundurulmalıdır.
    İşçilerin işe giriş ve periyodik muayeneleri düzenli şekilde yapılmalıdır.

  • Tüm kimyasal maddelerin malzeme güvenlik formları olmalıdır.

3.4.5.3. GÜRÜLTÜ


Mesleki işitme kaybı meslek hastalıkları arasında en yaygın olanıdır. Aşırı gürültüye kısa süre maruz kalınması geçici işitme kaybına neden olabilir. Gürültüye daha uzun süre maruz kalınması ise kalıcı işitme kaybına neden olabilir.

İşitme kaybına neden olabilecek gürültü ile ilgili faktörler şunlardır;

• Gürültünün şiddeti

• Gürültünün frekansı

• Gürültünün sürekli veya kesikli oluşu

• Gürültülü ortamda bulunma ( etkilenme ) süresi

• Kişisel duyarlılık

• Kişinin yaşı

• Önceden geçirilmiş veya halen mevcut kulak hastalıkları
Gürültüyü Teknik Yönden Azaltmak İçin
Hava yoluyla yayılan gürültü, perdeleme, kapatma, gürültü emici örtülerle ve benzeri yöntemlerle azaltılmalı

Yapıdan kaynaklanan gürültü, yalıtım ve benzeri yöntemlerle azaltılmalı

İşyeri çalışma sistemleri ve ekipmanları için uygun bakım programları uygulanmalıdır.
Gürültülü işlerde çalışan işçilerin periyodik olarak genel sağlık muayeneleri yapılmalıdır. Gürültünün azaltılamadığı durumlarda koruyucu ( kulak tıkacı, kulaklık ) ekipmanlar kullanılmalıdır.
3.4.5.4.KAS VE İSKELET SİSTEMİ BOZUKLUKLARI

İş yerindeki iş aktiviteleri, görevleri ve koşullarına bağlı olarak gelişen kas iskelet sistemi hastalıkları, iş ile ilgili sağlık sorunları arasında önemli bir yer tutmaktadır. Yapılan işin özelliğine göre kişide; bel, sırt, boyun, kol ve bacakları tutan ağrı, uyuşma, güçsüzlük, hareket ve fonksiyon kısıtlığı gibi sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Çalışanlarda kas-iskelet hastalıklarının engellenebilir olması, maliyeti tedaviye oranla çok daha düşük olan korunma eğitimi ve iş yerinde ergonomik düzenlemeler ile kas iskelet hastalıkları ve sakatlıklarından korunmak çok büyük oranda mümkün olacaktır.


Elle Taşıma İşleri

İtme ve çekme işlerinde çalışan işçiler bütün vücut kaslarını çalıştıracak biçimde düzenlenmiş bir hareketler grubunu sistemli olarak yapmayı alışkanlık haline getirmelidirler.


İtme ve çekme işlemleri sırasında ağırlık bele değil dizlere verilmelidir.

İtme ve çekme işlerinde çalışacak işçiler eğitilmelidir. Eğitimde omurganın özellikleri, sağlıklı duruş biçimleri, uygun itme ve çekme teknikleri temel konular arasında yer almalıdır.




        1. KİŞİSEL RİSKLER ve MARUZİYET DEĞERLERİ

Toz Ölçümü

İşyerlerinde; hammadde, ara madde veya ürün olarak toz veya lif seklinde değişik maddeler bulunabilmektedir. Bu tür maddeler solunum sistemi dokularını tahrip etmekle birlikte öksürük ve nefes darlığına neden olabilmektedir.

9 Aralık 2003 tarih ve 25311 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan İs Sağlığı ve Güvenliği

Yönetmeliği ve 22 Temmuz 2006 tarih ve 26236 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Endüstri Tesislerinden Kaynaklanan Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği gereğince, üretimde toz ve lifin ortaya çıktığı endüstri alanları periyodik olarak toz ve lif ölçümleri yapılarak maruziyet miktarları ve toz çeşitleri periyodik olarak belirlenmesi gerekmektedir.
Gürültü Ölçümü

İşçilerin gürültüye maruz kalmaları sonucu sağlık ve güvenlik yönünden oluşabilecek risklerden, özellikle işitme ile ilgili risklerden korunmaları için alınması gerekli önlemleri belirleyen "Gürültü Yönetmeliği" ile, işçilerin mekanik titreşime maruz kalmaları sonucu ortaya çıkabilecek sağlık ve güvenlik risklerinden korunmalarını sağlamak için alınması gereken önlemleri düzenleyen "Titreşim Yönetmeliği" 23 Aralık 2006 tarihinde yürürlüğe girdi. Bu tarihten itibaren, anılan yönetmeliklerdeki tedbirlerin alınması gerekmektedir.

Gürültü Yönetmeliği yürürlüğe girmeden önce; gürültü ile ilgili sınır değerler olarak, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü'nün 22. maddesi geçerli idi. Bu maddeye göre; ağır ve tehlikeli işlerin yapılmadığı yerlerde, gürültü derecesi 80 desibeli geçmeyecekti. Daha çok gürültülü çalışmayı gerektiren işlerin yapıldığı yerlerde ise, gürültü derecesinin en çok 95 desibel olabileceği belirtilerek, bu durumda işçilere başlık, kulaklık veya kulak tıkaçları gibi uygun koruyucu araç ve gereçler verileceği belirtilmişti. Söz konusu yönetmeliğin yürürlüğe giriş tarihi olan 23 Aralık 2006 tarihinden itibaren bu yönetmeliğin hükümleri geçerli.

Termal Konfor Ölçümü


İşyerinde uygun termal konfor şartlarının sağlanması çalışanların performansını artırmak ve çalışanların sağlığı üzerinde herhangi bir tehlike oluşturmama amacıyla önem taşımaktadır. Uygun bir çalışma ortamının yaratılmasında ortamdaki ısı, sıcaklık ve hava akımının dikkate alınması gerekmektedir.

Termal konfor şartlarını etkileyen faktörler şunlardır:

  1. Isı

  2. Nem

  3. Hava Akım Hızı

  4. Termal Radyasyon

Termal konfor ölçüm değerleri :

20-25 derece sıcaklık

% 30 - 80 nem

0,3 Rüzgar akış hızı
Aydınlatma Ölçümü

İş yerlerinde her türlü işin kusursuz yapılabilmesi ve en önemlisi de iş görenlerin göz sağlığının korunması iyi bir aydınlatma tekniğini gerektirir. Bir iş ortamında aydınlatma gereksinimi, yapılan işlerin özelliklerine, işin özellikleri nedeniyle detay algılama gibi kriterlere bağlıdır. İnsanın enformasyon algılamasında en önemli algılayıcı gözüdür. Bütün algılamanın % 80 ile % 90’ı göz kanalıyla gerçekleşir. İş koşullarının doğurduğu yorgunluğun büyük bir kısmı göz zorlanmasından ileri gelir. Göz zorlanması ve yorgunluk üzerine etkisi ile birlikte aydınlatma tekniğini anlayabilmek için bu tekniğin bazı kavramların bilinmesi gereklidir. Aydınlatma şiddetinin ölçü birimi lükstür. Bu değer birim alana düşen ışık akışıdır. Aydınlatma şiddeti açık bir yaz gününde 100000 lüksü bulur. Kapalı havaya sahip bir kış gününde ise ancak 3000 lüks civarındadır.




Yüklə 438,24 Kb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə