Анализ на ролята на жените в икономическия живот, предприемачество и инструменти за стартиране на малък бизнес в България и Бу


Burgaz Bölgesinde işsizlik yapısı



Yüklə 0,77 Mb.
səhifə4/9
tarix29.07.2018
ölçüsü0,77 Mb.
1   2   3   4   5   6   7   8   9

3. Burgaz Bölgesinde işsizlik yapısı
Bulgaristan ve Burgaz İlinde nüfusun istihdamı ve ekonomik aktivitesine ilişkin güncel veriler ele alındıktan sonra işbu analizin amaçları doğrultusunda ve kadınların ulusal ve bölgesel düzeyde ekonomi hayattaki rolleri hususunun daha iyi anlaşılabilmesini teminen işsizlik ve kadınlar açısından eğilimler konusunun da gözden geçirilmesi önemlidir. Tablo 10’da 15-64 yaş arası işsiz kişilerin verileri ve 2013 yılının dördüncü çeyreğinde işsizlik katsayılarına yer verilmiştir. İşsizlik katsayısı işsiz kişilerin sayısı ile işgücü arasında oranı göstermektedir.


Tablo 10. Cinsiyet, ikamet ve eğitim seviyesine göre işsiz kişiler ve nüfusun işsizlik katsayısı (15-64 yaş arası) – 2013 yılı dördüncü çeyreği




İşsiz kişiler - Bin

İşsizlik katsayısı - %

Toplam

437.4

13.2

Cinsiyete göre

Erkek

248.5

14.0

Kadın

188.9

12.2

İkamete göre

Şehirlerde

289.8

11.2

Köylerde

147.5

20.5

Eğitim seviyesine göre

Yüksek

60.7

6.4

Lise

245.4

12.6

Mesleki eğitim almış olanlar dâhil

148.2

11.6

Orta

100.9

28.3

İlk ve altı

30.4

46.7

Tablo 10’da görüldüğü üzere 2013 yılının dördüncü çeyreğinde toplam işsiz kişilerden % 43,2’si kadındır. İşsizlik katsayısı kadınlar için daha düşüktür (erkekler için % 14,0’e karşı % 12,2). Şehirleşmiş bölgelere göre köylerde daha yüksek işsizlik katsayısı gözlemlenmekte, fakat en çarpıcı farklılık eğitim seviyesine göre karşımıza çıkmaktadır. İstihdam analizi ve eğitim faktörü konusunda çıkartılan sonuçlar uyarınca işsizlik konusunda da olumsuz etkiye en fazla maruz kalanlar ilkokul ve altında eğitim görenlerdir (işsizlik katsayısı % 46,7). Buna karşılık en iyi durumda yüksek tahsilli olanlardır (% 6,4 işsizlik oranı).

Daha önce çalışıp çalışmadıkları ve işten ayrılma veya işlerini kaybetme sebeplerine ilişkin 2013 yılında yapılan araştırmaya göre işsizlerden % 60’tan fazlası işten çıkarma veya mevsimlik (geçici) işin sona ermesi nedeniyle işlerini kaybetmiştir. Ankete katılanların arasında işten çıkarılan kadınların oranı % 45, geçici/mevsimlik işin sona ermesinden dolayı işsiz kalan kadınların oranı ise % 40,5.


Tablo 11. Daha önce işi olanlar, işi bırakma nedeni ve cinsiyete göre işsiz kişiler – 2013 yılı dördüncü çeyreği (Bin olarak)

 

Toplam

Erkek

Kadın

Toplam

439.8

249.5

190.3

Daha önce istihdam edilmiş işsizler

371.8

207.8

164.0

İşi bırakma sebebine göre:

Personel azaltma, işten çıkarma

148.7

81.6

67.0

Geçici veya mevsimlik işin sonuçlanması

120.7

71.8

48.9

Çalışma koşullarından memnuniyetsizlik

25.7

16.4

9.3

Diğer

30.9

16.3

14.6

Belirtilmemiş (son 8 yılda çalışmayanlar dâhil)

45.8

21.6

24.2

İlk işini arayan işsizler

68.0

41.7

26.3

2013 yılı sonu itibarıyla işsizlerden yalnızca 25,7 Bini (veya % 5,8) iyi olmayan (kişilere göre) çalışma koşulları nedeniyle işten ayrıldıkları, bunlardan yeni iş aramaya sebebin çalışma ortamından memnuniyetsizlik olduğunu beyan eden kadınların sayısı ise sadece 9,3 Bin (% 36,2 civarında) olduğu dikkat çekmektedir.

Şu ana kadar sunulan verilere göre işsiz kadınların sayısı işsiz erkeklerin sayısından daha az. Kadınlarda işsizlik katsayısı da erkeklere göre daha düşük. 2013 yılı sonu itibarıyla cinsiyete göre işsiz kalınan sürelerin de görülmesi ilginçtir.


Tablo 12. İşsiz kaldıkları süre ve cinsiyete göre işsiz kişiler - 2013 yılı dördüncü çeyreği (Bin olarak)

İşsizlik süresi

Toplam

Erkek

Kadın

Toplam

439.8

249.5

190.3

5 aya kadar

117.5

63.8

53.7

6 - 11 ay

58.7

36.2

22.4

12 - 23 ay

97.9

52.6

45.2

2 yıl ve üstü

165.8

96.9

69.0

Ulusal İstatistik Enstitüsü’nün 2013 yılı dördüncü çeyreğine ilişkin güncel verilerine göre kalıcı olarak işsiz kalan erkekler ağırlıktadır ve dolayısıyla cesaretlerinin kırılması tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadırlar. Burada kullanılan istatistiki verilerin iş bulma kurumlarına kayıtlı olan kişileri kapsadığını belirtmek önemlidir, dolayısıyla “resmi istatistik” ekonomik açıdan aktif olmayan ve cesaretleri kırılan kişileri içermemektedir. Bu şekilde elde edilen verilerden iki öngörüde bulunulabilir:



  • İşsiz kadınların bir bölümü resmi istatistiğin kapsamına girmemiştir (özellikle ülkenin daha yoksul ve/veya kırsal kesimlerinde yaşayanlar)

  • Kadınlar, daha kolay uyum sağladıkları ve daha elverişsiz çalışma koşullarına tolerans göstermeye eğilimli olduklarından erkeklere göre daha kolay iş bulmayı/işlerini korumayı başarmaktadır.

İlk bakışta birbirine zıt olan bu iki sonuç aslında aynı anda geçerli olabilmektedir. Ekonominin yapısına (hizmet sektörünün ağırlığı, belirli sektörlerde ve ülkenin belirli bölgelerinde mevsimlik istihdam), iş nedeniyle göç ve bu göçten en çok etkilenen sosyal gruplara ilişkin daha derin bir analiz, Bulgaristan’da kadınların değişken işgücü piyasasına kolay uyum sağladıkları tezi lehine gerekçeler ortaya çıkarabilir.



Ulusal düzeyde durum hakkında verilen sunulduktan sonra işbu analizin amacı doğrultusunda ilgili göstergelerin yerel düzeydeki göstergelerle kıyaslanması gerekmektedir. Tablo 13’de ülkenin 6 istatistiki bölgesinde erkek ve kadınların arasında işsiz kişilerin sayısı ve işsizlik katsayısı bilgilerine yer verilmiştir.


Tablo 13. İşsiz kişiler ve işsizlik katsayıları, 15-64 yaş arası – 2013 yılı dördüncü çeyreği

İstatistik bölgeler
    İstatistik alt bölgeler


İşsiz kişiler - Bin

İşsizlik katsayısı - %

Toplam

Erkek

Kadın

Toplam

Erkek

Kadın

Toplam

437.4

248.5

188.9

13.2

14.0

12.2

Kuzeybatı

54.0

32.2

21.8

16.1

17.5

14.4

Kuzey Merkezi

55.4

34.9

20.5

15.3

17.5

12.7

Kuzeydoğu

72.0

38.2

33.8

16.7

16.3

17.1

Güneydoğu

59.8

33.5

26.3

13.0

13.3

12.6

Güneybatı

105.9

59.4

46.4

10.0

10.8

9.1

Güney Merkezi

90.3

50.2

40.1

13.4

14.2

12.6

Buradan çıkartılabilecek başlıca sonuç Güneydoğu Bölgesinde işsizlik katsayısının (% 13,0) başkent Sofya’yı da içeren Güneybatı Bölgesinden (% 10,0) sonra ülkenin en düşük ikinci katsayısıdır. Kadınlar için işsizlik katsayısı % 12,6’dır ve ülke ortalamasının (12,2) biraz üstünde olan bu gösterge yine Güneybatı Bölgesinden sonra ikinci sıradadır.

2010-2012 döneminde Burgaz Bölgesinde işsizlik oranı, meydana gelen ekonomi ve mali krizin ağır neticeleri ile inşaat sektörü ve gayrimenkul piyasasının kötüleşen durumu nedeniyle kayda değer ölçüde artmış ve hatta Bulgaristan ortalamasını aşmıştır. 2012 yılına yaklaşıldığında eğilim tersine dönerek işgücü piyasasında iyileşme başlamıştır. Burgaz Bölgesinde başlıca ekonomi sektörleri hizmet (% 63,8), sanayi (% 31,4) ve tarımdır (% 4,8). Hizmet sektöründe en önemli yer (ve pay) turizm ve inşaata düşmektedir. Turizm ve inşaat çok etkilenen sektörler olması nedeniyle işgücü piyasasını ve oluşturulan işyerlerinin kalitesini de etkilemektedirler. Burgaz Bölgesi ekonomisine yönelik analizlerin başlıca sonuçlarına göre burada yeterli sayıda yıllık ve iyi ücret ödenen işyerleri oluşturulamamaktadır25.

“Bölge İstihdam İdaresi” tarafından sunulan bilgiye göre serbest işyerlerinden yaklaşık % 50’si eğitim seviyesi ilköğretim ve altında olan kişilere yöneliktir. İlan edilen işyerlerinin büyük bir bölümü mevsimlik pozisyonlardır. Sektörlere bakıldığında geleneksel olarak en çok ilan edilen işyerleri “otel ve restoran işletmeciliği”, “ulaşım, depolama ve posta” ve “gıda sanayii” sektörlerindendir. En az sayıda ilan edilen işyerleri “madencilik”, “kültür, spor ve eğlence” ve “mesleki faaliyetler ve bilimsel araştırmalar” sektörlerindendir. Uzmanlar için ilan edilen bir işyerinin 1 aydan fazla boş kalması (işgücü piyasası ve boşta olan kadrolar arasında geçişme) negatif bir eğilim olarak nitelendirilmektedir.

Bulgaristan ve Burgaz Bölgesinde işsizlik konusu ışığında kadınların durumuna daha derinlemesine bir bakışta bulunulduğunda Burgaz Bölgesindeki eğilimin ulusal düzeyde tanımlananlarla aynı olduğu görülmektedir. Mali ve ekonomi kriz meydana geldikten sonra ülke çapında işgücü piyasasında karmaşık bir durum baş göstermiş ve neticeleri hem erkekler hem kadınlar için olumsuz yönde olmuştur. Kadınlar arasında istihdam ve işsizlik açısından birkaç “risk” potansiyeli taşıyan grup tanımlanabilir.

İlk grupta, yeni çalışmaya başlayacak veya profesyonel kariyerlerinin başında bulunan 25 ila 34 yaş arası genç kadınlar yer almaktadır. Farklı araştırmalara göre bu yaş grubundan kadınların istihdam imkânlarına erişimleri ekonomik ve sosyal bağımlılıkları nedeniyle zorlaşmaktadır. Gerekli vasıfları taşımalarına rağmen birçok durumda bu riskli gruptan olan kadınlara, tecrübe eksikliği ve/veya aile kuracakları ve çocuk yetiştirecekleri (gerçek veya olası) için kariyer yapma imkânı verilmemektedir. 2000 yılından sonra kadınlar için ebeveyn fonksiyonları ile çağdaş koşullarda ve mevcut sosyal altyapıda çalışan kişi fonksiyonlarını bir arada yürütmelerinin zorlaştığı sonucu çıkartılabilir26.

İşgücü piyasasında risk altında olan ikinci kadın grubu 45 yaş üzeri kadınlardır. Bunlardan büyük bir bölümü eğitim almış ve kalifiye elemanlardır ve çoğu farklı bir ekonomi ortamda (sosyalist rejim döneminde) istihdam edilmiştir. Serbest piyasa ekonomisine geçişten önce, serbest piyasa mekanizmalarının yürürlükte olmadığı ve işgücü piyasasında rekabetin27 bulunmadığı bir dönemde bu kadınlara devlet tarafından garanti edilen istihdam sağlanmıştır. Bu kadınlar, işgücü piyasasında değişen koşullara uyum sağlayabilmek için yeni mesleki eğitim almaları ve kişisel ve profesyonel kabiliyetlerini arttırmaları konusunda büyük ölçüde zorluklarla karşılaşmaktadırlar. İlave olarak, işverenlerin büyük bir bölümü daha genç kadroları işe almayı tercih etmektedir, hatta geçmişte iş ilanlarında yaş sınırı (40 veya 45’e kadar) belirtilmesi sıkça rastlanılan bir uygulama olmuştur. Sonuçta 45 yaş üzerinde kadınlardan çoğunun iş arama veya kaliteli iş aramaya uyum sağlama konusunda cesaretleri kırılmıştır. Birçok durumda tek alternatifleri, koşulların, ücretlerin ve sosyal edinimlerin oldukça kötü olduğu kayıt dışı ekonomide istihdam aramaktır.

İşgücü piyasasında dezavantajlı durumda bulunan diğer kadın grubu da “kendi kendini geçindiren” olarak adlandırılan kadınlardır. Bu gruba yaşlı dul kadınlar ve çocuk/çocuklarına tek başına bakan anneler dâhildir. Yalnız yaşayan yaşlı kadınların sayısının oldukça yüksek olması nüfusun yaşlanmasına ve Bulgaristan’da kadınların ömrünün erkeklere göre daha uzun olmasına bağlıdır. Yakınlarının (çocuk, diğer akrabalar) yardımına güvenemeyen bu kategorideki kadınlar, sosyal ve ekonomik dışlanmışlığa düşmemek için iyi olmayan koşul ve ücret karşılığında çalışma yolları aramak zorunda kalmaktadır. Çocuklarına yalnız bakan anneler, çocuklarının bakımını aile partnerleri olmadan aileye gelir sağlama ve geçindirme zorunluluğu ile karşı karşıya kalmaktadır. İlave olarak bu kadınlar, ek eğitim için daha az zaman (ve kaynak) ellerinde bulundurmakta, daha düşük seviyede mesleki hareketlilik özelliği taşımakta, dolayısıyla işgücü piyasasının değişen koşullarına daha zor uyum sağlamaktadırlar. Diğer taraftan işverenler yalnız anneleri, kişisel ve mesleki angajmanlarını uyum içinde yürütemeyecekleri, sıklıkla işe gelemeyecekleri vb. çekincelerden dolayı işe almada temkinli davranmaktadırlar. Tüm bu faktörler yalnız annelerin işgücü piyasasında dezavantajlı pozisyonda bulunmalarına ve çoğu kez anne olarak sosyal haklarında taviz vermelerine sebep olmaktadır28.

İşgücü piyasasında sorunlu olan diğer kadın grubu Roman asıllı kadınlardır. Roman azınlığının sosyal entegrasyonu, Bulgaristan’ın Avrupa entegrasyonu sürecinde olduğu gibi ülkede faal bir sivil toplum tesisi ve demokrasi ile sosyal eşitlik ilkelerinin yerleştirilmesi sürecinde karşılaşılan bir sorundur. Roman kadınları ve bu etnik grubun büyü bir bölümü için düşük seviyede eğitim ve tamamen farklı bir sosyal-kültür davranış modeli özelliği söz konusudur. Romanlarda işsizlik, kadınlar dâhil, çok yüksek düzeydedir ve büyük bir bölümü iş aramamakta veya kayıt dışı ekonomidedir. Roman kadınların, çok sayıda çocukları sayesinde sosyal yardımlarla (annelik ücreti, çocuk parası) geçinmeleri olumsuz bir uygulamadır. İstihdam Kurumunun 2013 yılı Eylül ayı itibarıyla verilerine göre 2013 yılı başlarından itibaren İş Bulma Kurumu aracılığı ile iş bulan toplam 141.000 kişiden yalnızca 12.000’i Roman asıllıdır29.
ІV. Cinsiyet eşitliği ve ayrımcılık karşıtlığı alanında Bulgaristan politikası

1. Cinsiyet eşitliği ve ayrımcılık karşıtlığı alanında Bulgaristan yasal mevzuatına bakış

Ayrımcılık olayının farklı yüzleri ve kendini gösterme şekilleri bulunmaktadır. Bunların hepsi, ayrımcılığın meydana geldiği temel olan belirtiyi işaret eden adla toplumda popüler olmuştur.



Ayrımcılık: (Latince discriminatio — „ayrım yapmak“) kişisel özellikleri yerine sınıf, kategori, ırk, etnik mensubiyet, din, cinsel yönelim veya başkaca temele dayalı olarak bir insana veya gruba davranılması veya algılanması. Ayrımcılığın yapıldığı belirtiye göre farklı ayrımcılıklar söz konusudur – dini, etnik, cinsiyet, cinsel yönelim vb. İnsanların belirli özelliklerine göre resmi veya gayri resmi olarak ayrı gruplara bölünmeleri durumunda, dâhil oldukları gruba göre hak, sorumluluk ve imkânlar verildiğinde veya alındığında, farklı gruplardan insanlara farklı, haksız ve rasyonel olmayan tavırla yaklaşıldığında ayrımcılık söz konusudur. Rasyonel bir belirti üzerine insanların gruplara ayrılması ayrımcılık değildir.

Ayrımcılık anlayışı, özgürlüğü, güvenliği ve barışı riske atmaktadır. Barış dönemlerinde potansiyel olarak yüksek istihdam ve sosyal güvenlik düzeyine ulaşılmasına, yaşam standardının yükseltilmesine, yaşam kalitesinin iyileştirilmesine, ekonomik ve sosyal uyum ve dayanışmanın tesisine engel olabilir.

Bir dizi uluslararası antlaşmalar ve Avrupa Birliği’nin yasal mevzuatı uyarınsa ayrımcılık yasaklanmıştır. Ulusal düzeyde ayrımcılık Bulgaristan Cumhuriyeti Anayasası, Ayrımcılıktan Koruma Kanunu ve Ceza Kanunu’nda yasaklanmıştır.

Ayrımcılığa karşı konulması için, yasalarla dahi olsa, yasak getirilmesi yeterli değildir. Yasağın, önlemlerin alınması ve olayın özü ve sosyal boyutlarının algılanması dâhil, bütünleşmiş bir yaklaşımla etkili bir şekilde uygulanması gerekir.

Ayrımcılıkla mücadele Avrupa Birliği için başlıca önceliktir. Birlik temelinde özgürlük, demokrasi, insan hakları ve özgürlüklerine saygı, yasalara uyulması ilkeleri yatmaktadır. İstihdam ve çalışma alanında eşit imkânlar sağlanması vatandaşların ekonomi, sosyal ve kültür hayatına verimli bir şekilde iştirak etmelerine katkıda bulunmaktadır.

1997 yılında imzalanan Amsterdam Antlaşmasıyla Avrupa Birliğine, cinsiyet dâhil birçok özellikten dolayı ayrımcılığın yasaklanması yönünde yasal mevzuatın kabul edilmesi yetkisi verilmiştir.

Avrupa Birliği, insan onuruna, özgürlüğe, demokrasiye, eşitliğe, hukuk devletine saygının yanı sıra azınlıklara mensup kişiler dâhil insan haklarına saygı değerleri üzerine kurulmuştur. Bu değerler üye devletler için ortak olup, çoğulculuk, ayrımcılığın olmaması, hoşgörü, adalet, dayanışma ve kadın erkek eşitliği toplumun özellikleridir.

Ayrımcılığın yasak olması ve vatandaşların temel hak ve özgürlüklerine saygı duyulması Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin başlıca ilkleri arasındadır. Sözleşmenin ayrımcılığı yasaklayan 4. maddesinde “Bu Sözleşmede tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya sosyal köken, ulusal bir azınlığa mensupluk, servet, doğum veya herhangi başka bir durum bakımından hiçbir ayrımcılık yapılmadan sağlanır” denilmektedir.



Ayrımcılık yasağı Bulgaristan mevzuatının aşağıdaki yasalarında da yerini bulmuştur:

    • Bulgaristan Cumhuriyeti Anayasasında tüm insanlar özgür ve onur ve hak açısından eşit doğar, kanunlar karşısında tüm insanlar eşittir. Irk, milliyet, etnik mensupluk, cinsiyet, köken, din, eğitim, inanç, siyasi mensubiyet, kişisel ve toplum durumu veya mal varlığına dayalı hiçbir hak kısıtlaması veya ayrıcalığa müsaade edilmez” denilmektedir /Anayasanın 6. maddesi/.

    • Ayrımcılıktan Koruma Yasası ile tüm mağdur kişilerin ayrımcılığın tüm şekillerinden korunmasını düzenlemektedir. Amacı her kişiye yasalar karşısında eşitlik, muamele ve olanaklarda eşitlik, ayrımcılığa karşı etkili koruma sağlamaktır. Ayrımcılıktan Koruma Yasası Avrupa Birliği’nin ayrımcılıkla mücadele konusundaki 2000/43/EC, 2000/78/EC, 2000/73/EC, 2004/113/EC, 2006/54/EC ve diğer direktiflerini ulusal mevzuata nakletmiştir.

Ayrımcılıktan Koruma Yasasının 4. maddesi 1. fıkrasında, cinsiyet, ırk, milliyet, etnik mensubiyet, insan genomu, vatandaşlık, köken, din ve inanç, eğitim, inançlar, siyasi mensubiyet, kişisel veya toplum durumu, özürlülük, yaş, cinsel yönelim, medeni durum, mal varlığı veya yasalarla veya Bulgaristan Cumhuriyetinin taraf olduğu uluslararası anlaşmalarla belirlenen diğer belirtiler nedeniyle her türden doğrudan veya dolaylı ayrımcılık yasaklanmaktadır.

Benzer durumlarda farklı yaklaşım uygulanmak suretiyle doğrudan veya farklı durumlarda benzer yaklaşım uygulanmak suretiyle dolaylı olarak eşitliğin dışına çıkış şekline göre kanunda doğrudan ve dolaylı olmak üzere iki tür ayrımcılık tanımlanmıştır.

Doğrudan ayrımcılık Ayrımcılıktan Koruma Yasası’nın 4. maddesi 1. fıkrasında yer alan özelliklere dayalı olarak bir kişiye, kıyaslanabilir benzer durumlarda başka bir kişiye uygulanan, uygulanmış veya uygulanacak muameleye göre daha elverişsiz muamelede bulunulmasıdır / Ayrımcılıktan Koruma Yasası’nın 4. maddesi 2. fıkrası/. Elverişsiz muamele, hakları ve yasal çıkarları doğrudan veya dolaylı olarak ilgilendiren her işlem, hareket veya hareketsizliktir. Bu nedenle bir davranışın doğrudan ayrımcılık olup olmadığı değerlendirmesi şekillenirken birkaç öğenin kontrol ve tespit edilmesi gerekmektedir: farklı özellikleri olan, fakat benzer durumda bulunan kişilere yönelik farklı yaklaşım ki bu yapılırken ayrımın mutlaka önyargılı ve/veya amaçlı olarak yapılması gerekmemektedir.

Dolaylı ayrımcılık Ayrımcılıktan Koruma Yasası’nın 4. maddesi 1. fıkrasında yer alan özelliklere dayalı olarak bir kişinin görünürde tarafsız bir talimat, kıstas veya uygulamayla diğer kişilere göre daha elverişsiz duruma getirmektir.

Ayrımcılıktan Koruma Yasası, yukarıda belirttiğimiz 4. madde 1. fıkrada yer alan özelliklere dayalı şiddet, ayrımcılığa azmettirmek, ırk ayrılığı ve takibi, fiziki özürlü kişilerin erişimini zorlaştıran mimari ortamın yapımı ve devam ettirilmesi gibi hareketler de ayrımcılıkla eşitlendirilmektedir.
2. Bulgaristan’da istihdam alanında eşit muamele ve ayrımcılık karşıtlığı

Yüklə 0,77 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə