Ankara barosu


OTURUM BAŞKANI / AV. SAMİ KAHRAMAN



Yüklə 167,16 Kb.
səhifə4/4
tarix04.11.2017
ölçüsü167,16 Kb.
#30640
1   2   3   4

OTURUM BAŞKANI / AV. SAMİ KAHRAMAN : Teşekkür ederim. Sayın Osman Yaşar’a söz vereceğim, söz verirken de bir soru ile sözü vereceğim; tutuklama kararları, itiraz yolunun dışında temyizen de denetime tabii midir? İlgili kişi tutuklandı, 10 ay tutuklu kaldı, serbest kaldı, daha sonra hüküm verildi, temyiz ederken daha önce tutuklanmıştı sanık ancak tutuklama kararı hatalı verildi, bu nedenle kararın bozulması demek mümkün mü veya bu şekilde hatalı tutuklama kararı nedeniyle bozulan karar oluyor mu? Gördüğünüz örnek var mı efendim?
OSMAN YAŞAR : Bu tutuklama kararları itiraza tabii kararlar. İtiraza konu olan kararlarda temyizde incelenemiyor, incelenemez. Örneğim Yargıtay, işte kaçacak bir durumu yoktur sanığın veya delilleri karartmamıştır, niye tutukladın diye sanığı tahliye edemez, etmez ama şöyle yapabilir; bu bir tahliye talebi olarak görülür, eğer sanık beraat edecek bir durumu varsa ya da sürelerini doldurmuşsa, işte 6 aylık, 2 senelik tutukluluk süresini doldurmuşsa veya suçun vasfı değişmişse, karar bozulacaksa bu hallerde sanığın tahliyesine karar verir. Benim, bu konuda Dairemizin de geçmişte eski bir kararı var, o da bunun temyize konu olmayacağını söylüyor.

Birde, bize bildiren arkadaşımızın birisi, tutuklamaya itiraz tutuklama kararı veren mahkemeye mi yapılacak diyor. Evet, tutuklama kararını kim verdiyse yani sulh ceza mahkemesi verdiyse tutuklama kararı sulh cezaya yapılacak. Eğer yanlışlıkla asliye ceza hakimine yapılmışsa asliye ceza mahkemesi bunu sulh cezaya iade edecek çünkü sulh ceza yeniden bir düzeltme imkanı var. Ben bunu düzeltmiyorum, itiraz yerindedir diye, oraya 2 satır yazı yazıp gönderirse bundan sonra asliye ceza bakacak. Tabi, bu mercide hata sanığın hakkını ortadan kaldırmıyor.

Yine bir arkadaşımız, kararla tutuklama ya da tutukluğunun devamı kararında itiraz mercii neresidir diyor. Yani bir kere kararla tutuklama pek doru bir hareket değil çünkü sanık devamlı duruşmalara gelmiş, belki burada suçun cezası ağırlamış olabilir ama o zamana kadar sanık duruşmaları takip etmiş, kaçma durumu olmamış, delillerde zaten etkileme imkanı kalmamış, burada tutuklama kararı vermemesi gerekir. Eğer vermişse buna itiraz 7 gün içinde yapılması lazım. Bu da bir üst mahkemeye yapılacak. Eğer ağır ceza mahkemesi ise bir sonraki numara olarak yine bir ağır cezaya yapılacak. Eğer dosya Yargıtay’a gelmişse bundan sonraki değerlendirmeler Yargıtay’a ait diye düşünüyorum.

Tutuklamanın gözden geçirilmesini hangi mercii yapacak diye sorulmuş. Yine bu eğer düzeltme kararı ise sulh ceza kararını verdi, yine sulh ceza mahkemesi kararını gözden geçirecek, 3 gün içinde de bunu asliyeye gönderecek.

Efendim çok kısa olarak, birer satır olarak söyleyeceğim ben, burada tabi, haksız tutuklama tazminatları var. burada, 147. maddede aykırı şekilde sorgulama yapılmışsa bunlardan dolayı tutuklu bu tazminatlarını isteyebilir, tutuklama ile ilgili olduğu için ben kısaca bunu söylüyorum. Tabi, tutuklama tazminatı devletten istenecek ama devlette Ceza Muhakemeleri Kanunu 143/2. maddesinde ödediği tazminattan dolayı kusurlu bulunan görevlilere devlet rücu edebilir. Ancak bunun için kamu görevlisi, Cumhuriyet Savcısı ve yargıcın tutuklama ile ilgili olarak görevini kötüye kullandığının saptanmış olması lazım yani hakkında bir dava açılacak, ceza davası sonunda mahkum edilmiş olacak.

Yine disiplin hakkı, o zamana kadar ondan hiç bahsetmedik, disiplin hakkı, yargıç duruşmanın düzenini bozanları salondan dışarı çıkarabilir. Kişi dışarı çıkarılma sırasında direnç gösterirse 4 güne kadar hapsine, disiplin hapsine konulur hemen itiraza başlanır. Avukatlar, 18 yaşından küçükler duruşmanın düzenini bozmaları nedeniyle dışarı çıkarılabilse de direnç göstermeleri veya kargaşa yaratmaları durumu da disiplin hapsine konulamazlar. Duruşmada işlenen suç nedeniyle de bir tutuklama söz konusu. Orada da bir suç işlenmesi halinde bir tutanak düzenlenir, tutanak yetkili makamlara gönderilir. Mahkeme ya da yargıç gerek görürse failin tutuklanmasına karar verebilir. Burada tabi, mağdur, oradaki hakim, savcı olabilir, kendisi ile ilgili bir kararda bana göre bir tutuklama kararı vermemesi, yakalama ile yakalayıp yetkili makama göndermesi daha doğru olur.

Tanıklıktan yeminden sebepsiz çekinen tanığa hapsi; yine eğer bir tanık tanıklıktan, yeminden çekiniyorsa ona da 3 ayı geçmemek üzere disiplin hapsi verilebilir, kişi tanıklığına ilişkin hükümlülüğüne uygun davranması halinde yani tanıklık etmişse, ettikten sonra derhal serbest bırakılır. Evet, teşekkür ederim.
OTURUM BAŞKANI / AV. SAMİ KAHRAMAN : Teşekkür ederim. Erdal Bey kısaca, zaman bakımından biraz sıkıştık,
AV. ERDAL MERDOL : Zaten, açık değil mi, sorunun bir tanesini Sayın Yaşar cevaplandırdı, itirazın hüküm ile birlikte yapılan verilen tutuklama kararının nasıl olacağını. Çocuk Koruma Kanunu 21. maddesinde 5 yıl, tabi ki, 5 yılı kapsıyor yani 5 yıl 1 ay olursa tabi ki, o tutuklama yasağı dediğimiz yasak kapsamında olacaktır. O bakımdan 5 yılı, 0 ile 5 arasındaki, neyse 1-5 arasındaki, onu anlamak gerekir.

Mağdurun hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanması hali tutuklamada yasal bir gerekçe olarak kabul edilemez. Az önce anlatmaya çalıştım, Sayın Başak Hanımın sorusu bu, Başak İntepe’nin, 100. maddede sınırlandırılmıştır, bunun çoğaltılması mümkün değildir.

Tutuklamanın gözden geçirilmesi kovuşturma ve soruşturmanın her evresinde istenebilir, her evresinde istenebilir. İstersiniz eğer bu kararınız, bu talebiniz geri çevrilirse buna ayrıcada itiraz edersiniz.

Bu, diğer sulh ceza meselesi bir hayli konuşuldu, ona cevap vermiyorum.



5271 sayılı Yasa’nın, daha doğrusu CMK’nın 100. maddesindeki 2 yıllık süre sonradan 1 yıla indirildi. Şimdi bu Kanunu bir okuyunuz, gerekçesini okuyun lütfen. Kanunun gerekçesi, Kanun maddesinin tekrarından ibarettir. Gerekçe aslında Türkiye’de doğru dürüst gerekçe yazılmıyor yani neden ihtiyaç duyduğunuz gerekçedir, biz bunu böyle yaptık arkadaşlar, şöyle şöyle olaylar oldu, dolayısıyla da kamu düzeni için ihtiyacımız budur, bu çerçevede biz bu değişiklikleri yapıyoruz, işte mukayeseli hukukta da böyledir, Avrupa, Batı Hukukunda böyledir denir. Bir açıklama yapılır, herkes de bu maddeyi anlar. Şimdi, Cumhur Hoca anlatıyor, 103. maddedeki savcının neden bu yetkisi nasıl olmalıdır diye anlatıyor, tabi bu maddenin gerekçesine bakarsanız bir şey bulamazsınız, orada sadece işte, savcıya bu yetki verilmiştir der, 100. maddede 1 yıla indirilmiş der, sadece maddeyi söylüyor tekrar aşağıda. Buna ihtiyaç yok ki, “ilmi ve kazayı içtihatlar” dolduracaklar ama siz, biz okurken nereyi, nereden bulacağımızı nereden biliceğiz? Allah aşkına açın Ceza Muhakemesi Kanununu, gerekçesini okuyun, madde madde okuyun, sadece Kanun yukarıda maddelerin hepsini tek tek, bent veriyor anlatıyor. Tarif ediyor, etmiyor, açıklamıyor, hiçbir şey yapmıyor. Dolayısıyla neden 2 yıldan 1 yıla indirildi bunu bilemem ben yani 2 yıldı süre, tutuklama yasağı süresi 2 yıldı sonradan 1 yıla indirildi, bunun gerekçesini siz biliyor musunuz?
PROF. DR. CUMHUR ŞAHİN : Tabi,
AV. ERDAL MERDOL : Nedir?
PROF. DR. CUMHUR ŞAHİN : Çok oldu 2 yıl, onun için. Böyle bir şeye ne gerekçe yazacaksınız, görülenler belli yani gayet açık,
AV. ERDAL MERDOL : Hayır, zaten bu değiştirme maddesi olduğu için bunun, ben Kanunun, temel kanun olan Ceza Muhakemesi Kanununun gerekçesini açın, okuyun, elinizde var, bir tanesinde gerekçe göremezsiniz,
PROF. DR. CUMHUR ŞAHİN : Efendim, birde 174. maddeye bakın, sayfalarca gerekçesi vardır. Hüküm içinize sinerse gerekçesi de güzel oluyor. Böyle, silah zoruyla değiştirilen hükümlerde görülen lüzum üzerine bu değişiklik yapılmıştır denir geçer.
AV. ERDAL MERDOL : Yani ben tatminkâr bulmuyorum, sizin konuşmanızdan tatminkâr bulduğunuzu da anlamıyorum zaten gerekçeyi, kısmen, değil mi?
PROF. DR. CUMHUR ŞAHİN : Kesinlikle, tabi, doğru. Yani özür dilerim, CMK’nın en büyük sıkıntısı doğru dürüst bir gerekçesi olmamasıdır. Tasarıya göre bir gerekçe oluşturulmuştu, birtakım yeni kurumlar geldi, mevcut kurumlar esaslı sayılabilecek şekilde değiştirildi ama Meclis’in çalışma usulü ilginç, bazen gerekçe olamaz diyor, bir şey diyor, doğru dürüst gerekçede oluşturulamamıştır. Ancak 53/53 sayılı Kanuna yapılan değişliklerin önemli bir kısmında doyurucu gerekçelere yer verilmeye çalışılmıştır.
AV. ERDAL MERDOL : Şimdi, soru şeklinde değil ama değerli Üstadıma katkı için söylüyorum, sadece duydum, elime bir karar geçmedi, tutuklu dosyalarda Yargıtay esas incelemeye girmeden sanki yürütmenin durdurulması gibi ihtiyati tedbir gibi son günlerde hangi gerekçelerle, hangi ölçütleri kullanarak yapıyor bunu bilmiyorum, dosyanın esasını daha incelemeden, anlattığım, arz ettiğim sebeplerle bir ihtiyati tedbir mahiyetinde yürütmenin durdurulması gibi tahliyeler verildiğini ifade eden dostlarım oldu ama ben henüz bu karara, öyle bir karara ulaşmış değilim. İlginçtir, ilginçtir, güzel bir gelişmedir,
OSMAN YAŞAR : Evet, özür dilerim, sözünüzü kesiyorum,
AV. ERDAL MERDOL : Rica ederim, bitmişti zaten,
OSMAN YAŞAR : Asliye cezadaki tutukluluk süresi toplam hazırlıkla birlikte 10 ayı geçiyorsa biz bunu derhal tahliye ederiz, ediyoruz.
AV ERDAL MERDOL : Anladım, ben daha başka zannediyordum, değil mi? Ben yani tabi ki, kararın ihsası reyi biçiminde açıklamasını zaten beklemiyorum ama başka gerekçelerim vardı, benim duyduğum buymuş demek ki, evet,
OSMAN YAŞAR : Zaten bize tutuklu olarak gelen dosyalarda başta, en başta, dosyanın üzerinde tutuklu diyor, biz onu öncelikle ele alıyoruz.
AV. ERDAL MERDOL : Sami Bey’in bir sorusu var ama bu soru uzun, sonra cevaplandırırız.
OTURUM BAŞKANI / AV. SAMİ KAHRAMAN : Evet. Teşekkür ederim. Arkadaşlar, mümkün olduğu kadar tereddütleri giderecek, tereddütlere cevap verecek şekilde tartışmaya çalıştık,
KATILIMCI : .. (Mikrofonsuz Katılım) yazamadım ama meslektaşlarım burada iken bir katkı koymak istedim bir olayda. Mümkün mü bazı ….. bazı teknikleri ?
OTURUM BAŞKANI / AV. SAMİ KAHRAMAN : Şimdi, süremiz, evet,
KATILIMCI : .. (Mikrofonsuz Katılım) Kısa bir soru, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 5. maddesi, Anayasa’nın 119. maddesi … düzenleyen Ceza Kanununun 100. maddesinin 3. fıkrasında, Anayasa ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine uygun olmak mümkün mü?
OTURUM BAŞKANI / AV. SAMİ KAHRAMAN : Evet, kural olarak tutuklamayı gerektiren fiillerin sayılması Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile … edilebilir mi?
AV. ERDAL MERDOL : Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 5. maddesinin 3. paragrafı bu konu,
KATILIMCI : .. (Mikrofonsuz Katılım) …119. maddesi, çok önemli,
AV. ERDAL MERDOL : Evet, ben tam..
KATILIMCI : (Mikrofonsuz katılım) Ancak kaçmak delilleri yok etme nedeniyle…. Mahkemeyi başından karar ihsarı şeklinde, mahkemenin hüküm ile belirteceği kararını tutuklamada belirten o Türk Ceza Kanunun 100. maddesindeki 3. bendindeki suçlar nedeniyle,
PROF. DR. CUMHUR ŞAHİN : Katılamaz,
KATILIMCI : .. (Mikrofonsuz Katılım) Doğru, karar ihsarı değil ve cezanın sınırına bağlı olmaksızın tutuklama verilerek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kararı çerçevesinde bu hüküm o çerçevede de hem hakimin karar itirazı hem de suçun niteliğine göre tutuklama verilemez hükümleri dikkate alındığında Anayasa İnsan Haklarında …..sizinle paylaşmak istedim.
OTURUM BAŞKANI / AV. SAMİ KAHRAMAN : Evet. Fikrinizi belirtmiş oldunuz, size de teşekkür ediyorum. Arkadaşlar, sabır ile dinlediniz, hepinize çok teşekkür ediyorum.



Kataloq: PANELLER -> 2006

Yüklə 167,16 Kb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə