Bu araştırmanın ana amacı, en başta, imgesel dil



Yüklə 56,8 Kb.
tarix06.03.2018
ölçüsü56,8 Kb.
#44736


ÖZET

Bu araştırmanın ana amacı, en başta, imgesel dil ile Öğretim Amaçlı Yaratıcı Drama arasındaki kuramsal çerçeveyi çizmek ve Öğretim Amaçlı Yaratıcı Drama yöntemiyle imgesel dil becerisinin kılgısal düzlemde nasıl geliştirileceğini göstermek, biçiminde belirlenmişti.

Çalışmanın kuramsal temelleri ortaya konurken, konuyla ilgili birtakım kavramların ayrıntılı bir biçimde betimlenmesi, bunların büyük bir kısmının anlamsal açıdan yeniden belirlenmesi ve bu arada ilişkili kimi durumların da kavramlaştırılması yoluna gidildi.

İmgeselşünme kavramıyla bağlantılı bir biçimde imge kavramının ayrıntılı olarak betimlenip belirlenmesi, imge örgütlenmesi gibi bir kavramı beraberinde getirdi. İzlenim, duyum, algı, duygu süreçleriyle biçimlenen imge, imge örgütlenmesinin bir bakıma ham maddesi ya da malzemesidir, İmge örgütlenmesi, imgelerin imgelemde dönüştürülmesi sonucu kendini gösteren üst düzey öznel bir zihinsel yaratımdır. İster imgenin zihindeki gelişim serüvenine, ister sanat ürünlerine, isterse süreç bağlamlı yaratıcılık kuramlarına bakılsın, sonuçta imge örgütlenmeleriyle karşı karşıya kalırız. İmge örgütlenmeleri gibi üst düzey zihinsel bir yaratım olan ve kuramların temelini oluşturan kavram örgütlenmelerini imge örgütlenmelerinden ayıran, kavram örgütlenmelerinin öznel değil, nesnel olmasıdır. Öznel özellik taşımaları yönüyle bilim alanıyla sınırlı nesnel kavram örgütlenmelerinden ayrılan imge örgütlenmeleri, daha çok sanat alanıyla ilişkilidir. Sanat alanı da salt şiirden oluşmadığına göre, imge örgütlenmesi, şiirin yanı sıra, tiyatro, resim, müzik, yontu, roman... gibi sanatları sanat yapan başat bir olgudur.

Dil kavramına bilimsel anlamını kazandıran, Ferdinand de Saussure'dür. Başta Saussure olmak üzere, Saussure'ü izleyen Roman Jacobson ve geliştirdiği Üretici-Dönüşümsel Dilbilgi'li kuramıyla dilbilim alanında yeni bir çığır açan Noam Chomsky, bize imgesel dilin bilimsel çözümlenişinin somut ipuçlannı sunmuşlardır, Benzetme (simile), retileme (metaphor), düzdeğişmece (metonymy) gibi dilsel imge örgütlenmelerinin üzerindeki "büyüsel" havayı, onların sundukları somut ipuçlarının kılavuzluğuyla dağıtmakta; bu çalışmada "dilsel imge örgütlenmesi" olarak tanımlanan imgesel dili, kuramsal çerçeve çizilirken örneklerle sergilendiği gibi, söz konusu ipuçları sayesinde bilimsel bağlamına oturtmaktayız.

Chomsky kuramının da ortaya koyduğu gibi, dil, başlıbaşına bir beceri alanı olarak karşımıza çıkar. imgesel dil becerisininse, imgesel dilin dilsel imge örgütlenmesi olması nedeniyle, devinimlere bağlı bir biçimde üst düzey zihinsel etkinlik gerektiren ve bu yönüyle de yaratımı içeren bir beceri olarak kendini göstermesi söz konusudur. Bu becerinin bugünkü tüketim toplumlarında bir yandan kitaplara hapsedilen şiirsel ürünler biçiminde raflara kaldırılması, öte yandan hiç umulmadık alanlarda bile şeyleştirilerek metaya dönüştürülmesi, insanı yaratma eylemine yöneltecek ve şeyselleşme "trajedi"sinden kurtararak, onu gerçek anlamıyla üretkenliğe yöneltip insan kılabilecek imgesel dil becerisine günümüzde duyulan gereksinimin başta gelen göstergesidir.

Tarihsel süreçte öykiinmeci ve eleştirel olmak üzere, estetik alanında kökten bir kopuşun da anlatımı niteliğinde iki farklı estetik tavırla karşılaşıyoruz. Bu iki tavırdan, eğitimde dramayı öncelikle felsefi açıdan temellendirerek, drama olgusunun eğitim alanına girmesini sağlayan, eleştirel estetik tavırdır. Bertolt Brecht'in öykünmeci estetik tavrın özdeşleşme kavramını değişik boyutlarıyla irdelemesi, hem aşınmış hem de aşılmış bulduğu bu kavramın yerine yabancılaştırma kavramını koyması, geleneksel-öykünmeci estetik tavır karşısında başgösteren, ama onun salt bir 'anti-tez'i olmayıp, bunun da ötesinde 'sentez'i dile getiren eleştirel estetik tavrın ortaya çıkmasına yol açmıştır. Ortaya çıkan bu estetik tavırla, söz konusu tavrın doğasının bir gereği olarak, öğrenme ile eğlence arasındaki barışıklığın yeniden kurulması uğraşına girişilmesi, dramanın eğitim-öğretim alanında köklü bir biçimde yer edinmesine zemin hazırlamıştır. Yaratıcı dramayı bu zemin üzerinde yeniden tanımlayan ve ona kuramsal bağlamın yanı sıra kılgısal düzlemde de özellikle 1970'li yıllarda yabancılaştırma kavramının kılavuzluğuyla yeni bir perspektif kazandıran, Dorothy Heathcote'tur.

Yabancılaştırmanın yaratıcı drama etkinliğinde öğretimsel amaçlara yönelik "anahtar" işlevi görmesinin çıkış noktası alınması sonucu, bu çalışmada altı çizilen kavramlardan biri de yabancılaştırılmış bakıştır. Brecht'in deyişiyle, edinilmesi oldukça güç olan ama olanaksız olmayan yabancılaştırılmış bakış ya da yabancılaştırılmış bakma edimi, drama atölyesinde yeniden üretilen yaşamın dönüştürülmesinin ön koşullarından biridir. Üzerinde çalışılıp çaba harcanan bir alan ve/veya durumun yasalarının drama katılımcısı tarafından ele geçirilmesini sağlamanın; bununla birlikte, yaratma eylemini engelleyen her türden uygunun çalışma koşullarında ortadan kaldırılmasının tek yolu, katılımcının etkinlik içinde bu bakışı edinmesinden geçer.

Yaratıcı drama yoluyla eğer bir şeyin öğretilmesi ya da geliştirilmesi söz konusuysa, uyarılma ile ayırdetme arasındaki ilişkide "en uygun düzey" gözetilmek zorundadır. Bu gözetme zorunluluğunun eksiksiz gerçekleşmesi, öğretimsel amaçların kuşkuya yer bırakmayacak bir biçimde saptanmasına bağlıdır. Öğretimsel amaçların böylesi bir kesinlikle saptanmasıysa, bizi Öğretim Amaçlı Yaratıcı Drama yöntemine götürür.



Dil, imgesel dil, şiir kavramlarının bir "buzdağı" oluşturduğu düşünülürse; şiir, suyun üstünde kalan kısım; imgesel dil, su altındaki büyük kütle; dil, "buzdağı'nın zeminidir. Aynı benzetmeyle, oyun, yaratıcı drama, tiyatro kavramlarının bir başka "buzdağı"nın oluşturduğu düşünülecek olursa; bu kez, tiyatro, suyun üstünde kalan kısım; yaratıcı drama, suyun altındaki büyük kütle; oyun, zemindir. Konunun imgesel dil ile yaratıcı dramadan oluşması nedeniyle, bu ikisinin ortak paydasının, üzerine basılarak, burada bir kez daha vurgulanması gerekiyor. Şudur o ortak payda: İkisi de kendi içsel bileşenleriyle bizi imge örgütlenme~'ine götürür; birinde dilsel ağırlıklı, diğerinde devinişsel ağırlıklı imge örgütlenmeleriyle karşı karşıya kalırız. Öğretim Amaçlı Yaratıcı Drama gibi bir yöntemle imgesel dil becerisinin geliştirilmesindeyse, iki "buzdağı" kütlesinin örtüştürülmesi sonucu, dilsel imge örgütlenmelerinin devinişsel imge örgütlenmelerini, devinişsel imge örgütlenmelerinin de dilsel imge örgütlenmelerini doğurması söz konusudur.

Öğretim Amaçlı Yaratıcı Drama yoluyla imgesel dil becerisinin kılgısal düzlemde nasıl geliştirileceğini göstermek amacıyla, araştırmada önce uygulamaya yönelik beş denence çifti belirlenmiştir. Denence çiftlerinden birincisi, Öğretim Amaçlı Yaratıcı Drama yöntemine, yazma eylemini kapsayan bir drama stratejisiyle kılgısal düzlemde de ulaşılabileceği ve katılımcılarda kendiliğinden başgösterebilecek imgesel dil.e ilgili kimi ipuçlarının onlardan edinilebileceği; ikincisi, imgesel dilin geliştirilmesinde, Öğretim Amaçlı Yaratıcı Drama yönteminden, geleneksel yöntemlere göre, çok daha başarılı sonuçlar alınabileceği ve katılımcıların imgesel dil becerisi gelişim kararlılığının saptanabileceği; üçüncüsü, katılımcılara imgesel dille ilgili yabancılaştırılmış bakış perspektifinin kazandırılabileceği ve bu perspektifle onların imgesel dil ağırlıklı kimi ürünler ortaya koymalarının sağlanabileceği; dördüncüsü, imgesel dille devinişsel doğaçlamanın oluşturduğu bütünselliğin net olarak gözlemlenebileceği ve katılımcıların şiirsel üretimlerini süreklileştirmelerini beraberinde getirebilecek bir model planın geliştirilebileceği; beşincisi, söz konusu model planla devinişsel doğaçlamalardan birtakım kavramlara, bu kavramlardan da yine devinişsel doğaçlamalarla dilsel imge örgütlenmelerine gidilebileceği ve kavramlar esas alınarak dilsel imge örgütlenmelerine gitmede, devinişsel doğaçlama eyleminin devre dışı bırakıldığı bir duruma göre, devinişsel doğaçlamayla gerçekleştirilen bir çalışmada katılımcılardan imgesel dil çerçevesinde daha başarılı sonuçlar alınabileceği biçimindeydi. Denencelerin böyle bir sırayla belirlenmesinden soma, araştırmacı ,Şiir-Drama Atölyesi adını verdiği bir atölye kurmuş ve değişik zaman dilimlerinde, belirli süreler içinde katılımcı öğrencilerle bu atölyede beş ayrı uygulama gerçekleştirmiştir.

Gerçekleştirilen uygulamalar sonucu elde edilen araştırma bulgularını özetle şöyle sıralayabiliriz:

Birinci uygulamada, kuramsal temellerde sergilenen soyutlama düzeyindeki bazı belirlemelerin yanı sıra, kılgısal düzlemde de yazma eylemini kapsayan bir drama stratejisi esas alınmış ve böylece Öğretim Amaç'lı Yaratıcı Drama yöntemine uygulama bağlamında bir belirginlik kazandırılmıştır. Kılgıyla ortaya konulan plan, dört bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde, ısınma devinimleri ve yazma eylemi; ikinci bölümde, tekli devinişsel doğaçlama, not alma ve alınan notlardan yararlanarak yazma eylemi~ üçüncü bölümde, ikili devinişsel doğaçlama, rol değişimi ve imgesel dille yazma eylemi; dördüncü bölümde, grupların yazılanlardan oyun çıkarmaları, oyunlarını doğaçlamaya dayalı bir biçimde sergilemeleri, imgesel dille yazma eylemi ve genel tartışma yer almıştır.

Birinci uygulama katılımcılarında, drama çalışmasına girişir girişmez, daha ilk dersten başlayarak, imgesel dille ilgili kendiliğinden oluşması beklenen kimi ipuçları başgöstermiştir. Atölye rehberi tarafından bu ipuçları, anında kayda geçirilmiş ve bunlar arasından seçilen yeterli sayıda örnek, araştırma bulguları arasında sergilenmiştir.

İkinci uygulamada, Öğretim Amaçlı Yaratıcı Drama yöntemiyle öğrenim gören uygulama grubunun ~'on-test puan ortalamalarının ön-test puan ortalamalarına göre anlamlı bir artış gösterdiği belirlenmiştir. Geleneksel yöntemlerle öğrenim gören birinci ve ikinci kontrol grubunun da ön-test ve son-test puanları arasındaki farkın anlamlı olduğu ortaya çıkmıştır. Ancak, uygulama grubunun puanlarındaki artış, gerek birinci gerekse ikinci kontrol grubunun puanlarındaki artışa göre çok daha fazladır. Uygulama grubuyla birinci ve ikinci kontrol gruplarının son-test puanları arasındaki farkların. anlamlılığı da bunu göstermektedir. Belirlenen bu durum, aynı zamanda, Öğretim Amaçlı Yaratıcı Drama yönteminin, imgesel dil becerisini geliştirmede, geleneksel yöntemler karşısındaki etkinliğinin göstergesidir. Bu bulgularla birlikte, birinci ve ikinci kontrol gruplarının son-test puanları aritmetik ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olmadığı görülmüştür. Elde edilen bu sonuç, ikinci uygulamaya ilişkin eşleştirmenin geçerli ve güvenilir olduğunu göstermektedir.

İmgesel Dil Gelişim kararlılığını belirleme Aracı'ndan elde edilen verilerin "Tek Etmenli Seçkisiz Blok Deseni"yle çözümü sonucunda ulaşılan sayısal gösterge, Öğretim Amaçlı Yaratıcı Drama yöntemiyle öğrenim gören ikinci uygulama katılımcılarının imgesel dil becerisi gelişim kararlılığının anlamlı olduğunu ortaya koymuştur.

Yabancılaştırılmış bakış perspektifi edinen üçüncü uygulama katılımcıları, bu perspektifle yoğun imge örgütlenmesi içeren birtakım şiirsel ürünler yazmışlardır. İmge örgütlenmesindeki söz konusu yoğunluk, adı geçen perspektifin kazanılmasından önceki ürünleri e bu perspektifin edinilmesi somasındaki ürünlerin karşılaştırılması sonucu, gözlemlenebilir bir olgu olarak kendini göstermiştir.

Dördüncü uygulamada, imgesel dille devinişsel doğaçlamanın oluşturduğu bütünsellik, hem birey hem de grup eksenli çalışmalarda çok net bir biçimde gözlemlene bilmiştir.

Dördüncü uygulamanın sonunda, katılımcıların Öğretim Amaç'lı Yaratıcı Drama yoluyla dilsel imge örgütlenmelerini süreklileştirmelerine yönelik bir model plan geliştirilmesi işi tamamlanmıştır. Geliştirilen model plan dört bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde, yürüme, koşma, zıplama türünden eylemleri içeren ısınma devinimlerine; ikinci bölümde, birey eksenli sözsüz devinişsel doğaçlamalara ve kimi şiirsel metinler yazma eylemine; üçüncü bölümde, grup eksenli sözsüz devinişsel doğaçlamalara ve devinimlere bulunan başlıkların esas alınması sonucu şiirsel metinler yazma eylemine; dördüncü bölümde, yazılan şiirsel metinlerin imgesel dil açısından irdelenip eleştirilmesine ve genel tartışmaya yer verilmiştir. Bu model plana, beşinci uygulamanın ilk dersinde, ikili sözsüz devinişsel doğaçlamalar bölümü de eklenmiştir.

Beşinci uygulamada, dördüncü uygulamanın sonunda ulaşılan model planın uygulamaya geçirilmesiyle, devinişsel doğaçlamalardan kimi kavramlara ve eldeki kavramlardan da yine devinişsel doğaçlamalar yoluyla dilsel imge örgütlenmelerine gidilmiştir. Yazılan şiirlerde, dilsel imge örgütlenmelerini süreklileştirmeyle birlikte, imgesel dil bağlamında bir nitelik sıçramasının kendini göstermesine tanık olunmuştur.

Beşinci uygulamayla elde edilen bir bulgu da şudur: Devinişsel doğaçlama çalışmasıyla gerçekleştirilen bir etkinlikle, devinişsel doğaçlamaların devre dışı bırakıldığı bir duru..i1un puanlarının aritmetik ortalamaları arasındaki fark, dilsel imge örgütlenmesinde devinişsel doğaçlan1anın taşıdığı önemi
Abstract

In this study, the Creative Drama for Teaching Purpose (CDTP) method has been shown to improve imaginary language skill. The theoretical foundations are laid out and are in agreement with the results of the 'experiments' in which a body of students are included. The hypothesises below were under investigation: Hypothesis1: (a) The CDTP method, which was defined theoretically, can be achieved in practise, also. (b) Those participating in drama would respond positively regarding imaginary language skill. Hypothesis 2: (a) By the CDTP method more can be achieved regarding development of imaginary language skill then by conventional methods. (b) By application of the CDTP method steadily a stable development of imaginary language skill can be observed. Hypothesis 3: (a) The CDTP would supply participants with a distanciated point of view regarding imaginary language skill. (b) By this distanciated point of view, the CDTP participants, would produce poetical writings. Hypothesis 4: (a) The totality of poetical writings of the CDTP participants and psychomotor improvisations of theirs, can be observed. (b) A model plan can be developed regarding production of poetical totalities by the CDTP participants via making organization of ~ self images continuous. Hypothesis 5: (a) By the model plan above, participants would reach from psychomotor improvisations to some concepts and furthermore from those concepts to poems via psychomotor improvisations again. (b) If participant, has been given a concept directly, he/she would be less successful then if he/she has been introduced to the concept via psychomotor improvisations in imaginary language. The thesis that the CDTP method would develop the imaginary language skill has been proven through testing the above five hypothesises with 'experiments'.



216

Yüklə 56,8 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə