Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi Dersi Konuları-Etkinlikleri



Yüklə 1,33 Mb.
səhifə31/31
tarix31.10.2017
ölçüsü1,33 Mb.
1   ...   23   24   25   26   27   28   29   30   31

2-1999 Gölcük Depremi



1999 Gölcük Depremi, İzmit Depremi, Marmara Depremi ya da 17 Ağustos 1999 depremi, 17 Ağustos 1999 sabahı, yerel saatle 03:02'de gerçekleşen, Kocaeli Gölcük merkezli deprem. Mw ölçeğine göre 7,5 büyüklüğünde gerçekleşen deprem, büyük çapta can ve mal kaybına neden olmuştur.

17 Ağustos depremi, tüm Marmara Bölgesi'nde, Ankara'dan İzmir'e kadar geniş bir alanda hissedildi. Resmi raporlara göre, 17.840 ölüm, 43.953 yaralı oldu. 505 kişi sakat kaldı. 285.211 konut, 42.902 işyeri hasar gördü. [3] Resmi olmayan bilgilere göre ise yaklaşık 50.000 ölüm, ağır-hafif 100.000'e yakın yaralı olmuştur. Ayrıca 133.683 çöken bina ile yaklaşık 600.000 kişiyi evsiz bırakmıştır. Yaklaşık 16 milyon insan, depremden değişik düzeylerde etkilenmiştir. Bu nedenle Türkiye'nin yakın tarihini derinden etkileyen en önemli olaylardan biridir. Deprem gerek büyüklük, gerek etkilediği alanın genişliği, gerekse sebep olduğu maddi kayıplar açısından son yüzyılın en büyük depremlerinden biridir.


Büyüklüğü ve konumu


Deprem, 17 Ağustos 1999'da, saat 3:02 de, 40,70 kuzey enlemi ile 29,91 doğu boylamının tarif ettiği bölgede, İzmit'in 11 km güneydoğusunda meydana gelmiştir.

Tarihçe


Yakın tarihte bu bölgede Adapazarı merkez üssü olmak üzere 1943, 1957, 1967 yıllarında şiddetli depremler olmuştur. Geçmişteki tarihlere baktığımızda ortalama 30 senede bir bu bölgede büyük depremler olmaktadır. 1999 depreminden sonrada belirli periyotlarda ve çeşitli büyüklüklerde depremlerin beklenmesi bu fay hattının karakteristik özelliğinden kaynaklanmaktadır.

Depremin bu kadar çok can kaybına yol açmasının sebebi olarak kaçak yapılar, standartlara uygun olmayan binalar ve daha ucuza mal etmek için malzemeden çalan müteahhitler gösterilmektedir. Depremden sonra tüm Türkiye'de geçerli olmak üzere deprem yönetmeliği çıkarılmış, zorunlu deprem sigortası gibi birtakım düzenlemeler getirilmiş olsa da, inşa edilen yeni binaların halen depreme karşı dayanıklı olarak inşa edildiklerini söylemek zordur. Bu konuda vatandaşı bilinçlendirmek, denetimleri sıkılaştırmak ve yaptırımları uygulamak için devlete büyük bir görev düşmektedir.


G-Dünyada meydana gelen gelişmelere bağlı olarak ortaya çıkan sorunlar ve çözüm arayışları
Küresel sorunlar
Küresel sorunlar derken kuşkusuz aklımıza önce küresel ısınma sorunu geliyor. küresel ısınma ile birlikte nükleer silahların yayılması tehlikesi, küresel yoksulluk ve küresel salgın hastalıklar tehdidi de yer alacak. Sözü edilen bu küresel sorunların tümü çok acil. Bu dört küresel sorun (küresel ısınma, nükleer silahların yayılması tehlikesi, küresel yoksulluk, küresel salgın hastalıklar tehdidi) bir biri ile bağlantılı. Bu nedenle birlikte ele alınmaları, öncelik sıralamasında tümünün aynı önceliğe sahip olması gerekir.

Kaynaklar hızla tüketilirken, biyolojik çeşitlilik hızla azalıyor ve dünyamız ile ilgili hemen hemen her ölçüm insanların yarattığı olumsuz etkilerin derin kapsamını gözler önüne seriyor. Karbon salınımlarını azaltarak, yenilenebilir teknolojiler yaratarak ve enerji verimliliğini arttırarak, daha sürdürülebilir bir yaşam biçimine geçilmesinin gerekliliğine çoğumuz katılıyoruz. İyi de, tüm bu çabalar durumu her geçen gün daha da kötüye giden gezegenimizi kurtarmaya yeterli mi? Bu tür değerleri gözden geçiren kimi uzmanlar, ekonomik sistemimizin temelleri büyüme varsayımına dayandırıldığı sürece, karbon salınımını azaltmak yönündeki kişisel çabaların ve topluca çevreci davranmanın hiçbir işe yaramayacağına inanıyorlar.


Çevre Sorunları


Toplumsal yaşam karmaşıklaştıkça insanoğlu sayıları ve türleri giderek artan çevre sorunlarıyla karşılaşmaktadır. Havanın, suyun, toprağın kirlenmesi, doğal bitki örtüsü ile hayvan türlerinin ve kültürel çevrenin hızla yok olması, insan sağlığını tehdit eden gürültünün şiddetinin artması belli başlı çevre sorunları olarak kaşımıza çıkar. Sözü edilen çevre sorunları nüfus, sanayileşme kentleşme ve turizm gibi etkenlerin plansız, kontrolsüz gelişiminin istenmeyen sonuçlarıdır.

Şu anda yaşadığı çevre sorunları ile başedebilmek ve en aza indirebilmek için insanoğlunun çağdaş anlamda çevre bilincini kazanmış olması gerekmektedir. Çağdaş çevre bilinci, çevreyi oluşturan unsurlar, koruma, geliştirme yolları ve bozucu etkenler hakkında bilgi sahibi olmanın yanı sıra, çevreyi koruma yönünde davranışlar sergilemeyi de içerir. Çağdaş çevre bilincinin ilk temelleri ailede atılır ve ilerleyen yıllarda çeşitli öğrenim yaşantılarıyla gelişir. İnsanların çevre bilincini geliştirmede çeşitli öğrenme ve psikoloji kuramlarından yararlanılarak geliştirilebilecek programlar; kesintisiz bir biçimde kişilerin yaşamboyunca edinebilecekleri



bir eğitim sürecinde verilmelidir. Bu süreçte aileye, öğretmenlere, kitle iletişim araçlarına önemli görevler düşmektedir.

1 Fahir Armaoğlu, 20.Yüzyıl Siyasi Tarihi (1914-1995), (14.baskı), İstanbul, Alkım, 2004, s. 419.

2 Armaoğlu, a.g.e., s. 420-422.

3 Armaoğlu, a.g.e., s. 423.

4 Armaoğlu, a.g.e., s. 425.

5 Armaoğlu, a.g.e., s. 426.

6 Oral Sander, Siyasi Tarih 1918-1994, 11.baskı, Ankara, İmge, 2003, s. 253.

7 Armaoğlu, a.g.e., s. 430.

8 Armaoğlu, a.g.e., s. 432.

9 Armaoğlu, a.g.e., s. 433.

10 Armaoğlu, a.g.e., s. 436, 437.

11 Armaoğlu, a.g.e., s. 441.

12 Sander, a.g.e., s. 257.

13 Armaoğlu, a.g.e., s. 443,444.

14 Armaoğlu, a.g.e., s. 446.

15


16


17


18


19


20


21


22


23


24


25


26


27


28


29


30


31


32


33



Yüklə 1,33 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   23   24   25   26   27   28   29   30   31




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə