Cumhuriyet başsavciliği cmk 250. Madde ile yetkiLİ Soruşturma No : 2010/329



Yüklə 426,9 Kb.
səhifə4/9
tarix24.10.2017
ölçüsü426,9 Kb.
#12278
1   2   3   4   5   6   7   8   9

Yaz tatili bitmiş okullar açılmış olmasına rağmen tedirgin olduğu için Erzincan'a dönmediğini, mitçi Murat'ın sürekli kendisini arayarak dönmesini istediğini, kendisinin ancak Ekim 2009 sonlarına doğru Erzincan'a dönebildiğini, Erzincan'a Diyarbakır üzerinden geldiğini, ablasına giderek Erzincan'da başından geçen olayları anlattığını, ablasının da astsubay olan eşine anlattığını, eniştesinin bu kişilerin ülkeye -zararlı kişiler olduğunu, kesinlikle bu kişilerle görüşmemesi gerektiğini, kendisine de zararının dokunabileceğini söyleyerek o gece Diyarbakır'da bulunan Kurdoğlu cemaatinin sorumlusu Ahmet Abi ile görüştürdüğünü,

Babasının bir tanıdığının kanalıyla Erzincan'da Tedaş'ın misafirhanesine yerleştiğini, bu zaman zarfında Mitçi Murat'ın tekrar aradığını, 2009'un ekim ayının sonlarında aradığında nerde olduğunu • sorduğunu, ancak Mitçilerin gerçek niyetlerini anladığı için tedaşta kaldığını söylemediğini, kendisinin de özel Otlukbeli ilköğretim okulunda olduğunu, buraya yerleştirdiklerini, o dönemde daha önceden tanıdığı Ali Rıza isimli şahsın referansı ile Otlukbeli kolejine gittiğini, ancak buradakilerin tayinin çıkmış olduğunu, okul müdürü Ahmet'in yanına girip kendisiyle görüştüğünü, Murat'ın kalacak yer ayarlamaya çalıştığı sıralarda Mitçi Murat'a gülen grubunda olduğunu ve orada ders vermeye başladığını söylediğini, Mitçi Murat'ın "gülen grubunun kolejine yerleşmişsin çok iyi burada özellikle muhasebeci ile aranı iyi tut. Buraya yardım eden esnafların listesini istiyoruz. Kimler ne kadar yardım ediyor bunu istiyoruz, 'zaten Otlukbeli kolejinde bize çalışan muhasebeci var. ismi I.'dir" dediğini, ayrıca öğrencilerin ve babalarının kimliklerini kendisinden istediğini, Mitçi Murat ile görüştükten sonra tekrar okul müdürü ile görüştüğünü ve sıkıntısı olduğunu söylediğini ve babından geçenleri anlattığını, kendisini okul müdürüne o zaman Memduh ismiyle tanıttığını, basından geçen olayları Ahmet ve Latif isimli kişilere anlattığını, bu kimilerin bu olayları basından duyduklarını söyleyerek çok şaşırdıklarını ve kendisine yardımcı olacaklarını söylediklerini, bu süre içerisinde Mitçi Murat ile görüştüğünde devamsızlıktan kalabileceğini söylediğini, Murat'ın fizik hocasıyla görüşerek hallettiğini, ama bu olaydan sonra sınıftaki arkadaşlarının kendisine olan bakış açılarının değiştiğini,

Ahmet ve Latif isimli kişilerle görüştükten sonra Murat'ın tekrar arayarak yeri

değiştirelim mi diye sorduğunu, bundan sonra verdiği e mail adresi ile haberleşeceklerini söylediğini, bu adreste taslak bölümünde yazı yazacağını ve o yazıya göre hareket edip,okuyup silmesini istediğini, kendisine vermiş olduğu e mail adresinin canErzincan_2009@mynet.com, şifresinin 112233 olduğunu, bundan sonra kendisiyle görüşmelerini bu e mail adresi üzerinden yapmaya başladıklarını, Murat telefonu çaldırdığında kendisinin gidip e maili kontrol ettiğini, sonra Murat'la buluştuklarını, yanında "Şahin" diye tanıştırdığı kel kafalı birisinin olduğunu, konuşmalarında mitçi Murat'ın bu kişiye "müdürüm" diye hitap ettiğini, Şahin isimli kişinin bu görüşmede Murat'a kızarak neden işlerini telefonla konuşarak hallettiklerini, bundan sonra kesinlikle telefonla konuşmak haberleşmek olmadığını, bütün haberleşmelerini msn üzerinden gerçekleştireceklerini şeklinde talimat verdiğini, Şahin'in kendisine hitaben kendileriyle görüştüğünü kimseye söyleyip söylemediğini veya babasına söyleyip söylemediğini sorduğunu, korktuğu için kimseye söylemedim dediğini, bunun üzerine "madem kimseye söylemedin Erzincan 'da cemaatte işler niye karıştı, bu konuda yemin eder misin" dediğini, kendisi de korktuğu için "yemin ederim, kimseye söylemedim" dediğini, jandarmadan emniyetten birileri yanına gelirse direk kendilerine telefon etmesini söylediklerini,

Onlardan ayrıldıktan sonra eve yürüdüğünü, 58 plakalı bir aracın yanına yaklaştığını,

ismini söyledikten sonra kapıyı açarak hemen bin dediklerini, arabadaki kişilerin kendisiyle konuşmak istediklerini ve doğruyu söylemesini istediklerini, kendisine kiminle çalıştığını, biraz önce görüştüğü kişilerin kim olduğunu sorduklarını, bunun üzerine görüştüğü kişilerin sivil polis arabası olduğunu söylediğini, bunun üzerine şahısların daha da kızarak onların İçendi arkadaşları olduğunu, jandarma istihbarattan olduklarını, kendisi tekrar Kurdoğlu cemaatine gönderseler gidip gitmeyeceğini sorduklarını, en küçük kız kardeşinden başlayarak tüm ailesini öldüreceklerini, kendisini tekrar arayacaklarını, o kişilerle görüşmemesini bundan sonra kendileriyle görüşeceğini, etrafına bakmadan direk evine gideceksin dediklerini, aracın içinde 4 kişi olduğunu, aracın içinde çantada uzun namlulu silah olduğunu, ayrıca öndeki kişinin silahını

çekerek mekanizmayı kurup beline koyduğunu,önde sağda oturan kişiyi dönüp kendisine kızdığı için yüzünü gördüğünü ve tanıyabileceğini, arabadan inip eve girdiğini, camdan plakayı almak için baktığında arabanın gitmiş olduğunu, bu sırada Murat'ı arayıp olayı anlattığını, ertesi gün buluştuklarını, Şahin'in de olduğunu, başından geçen olayı anlatınca Şahin'in bunu kesin cemaatteki polislerin yaptığını söylediğini ama kendisinin buna inanmadığını, zaman zaman kendisine jandarma istihbarattan, emniyet istihbarattan gelebilirler dediklerini, bu olayı da kendilerinin yaptığını düşündüğünü,

Ertesi gün Murat'ın tekrar aradığını ve buluştuklarını, kendisine Latif hocaya gidip anlattın mı diye sorduğunu, o esnada telefonunun çaldığını ve müdürüm dediği şahısla konuştuğunu, telefonda Murat'a kendisini indirmesini söylediğini ve bunun üzerine kendisini indirdiğini ve 16/11/2009 gününe kadar kendisini hiç aramadıklarını, kendisinin de onları aradığım ancak telefonlarının kapalı olduğunu,

Tedaş' a yerleştiği sıralarda Murat ve Şahin ile yaptığı görüşmelerde koleje yerleştiğini düşünerek özellikle yurt dışına gidecek olan kişilerin isimlerini öğrenmesini ve kendilerine söylemesini istediklerini,

ifadesinde anlattığı Kerim isimli kişinin yüzde doksan dokuz jandarmada^ görevli olduğunu, Kerim'i görse kesinlikle teşhis edeceğini, bunun dışında hiçbir isti.hbarat görevlisiyle görülmediğini,

Mit'e verdiği bilgiler karşılığında zaman zaman 100, 300-350-400 ti peklinde düzensiz aralıklarla para verdiklerini, buna kargılık makbuz imzaladığını, Kerim tarafından ve Murat ile birlikte kendisine tanıttırılan savcı kendisini payet kendisine verdikleri görevler silah konulması, illegal iplerle ilgili olarak kendilerine en ufak bir şekilde ucu dokunursa "bütün sülalesini bitirip yok edeceklerini, gerekirse kendilerinin de öleceğini ama onun sülalesini bitirdikten sonra ölürüz diyerek Kerim ve savcının ayrı ayrı zamanlarda kendisini tehdit ettiklerini,

Mitçilerin Erzincan'da kendisinin kaldığı Kurdoğlu cemaatine ait evi gülen grubuna ait ev olarak bildiklerini, Kurdoğlu cemaati olarak ayrı bir cemaat olduğunu bilmediklerini, bu nedenle oraya yönelik yapmak istedikleri her peyin aslında gülen grubuna yönelik yaptırmak istedikleri illegal peyler olduğunu, savcının kendisine istediklerini yapması kargılığında ilerde çok para kazanacağım, her ne kadar gülen cemaatine ait okulda öğretmen olsa da onların vereceği maaşın az olduğunu, bunun yanında mitçiler tarafından kendisine iyi miktarda para verileceğini söylediğini,

Kendisine savcı olarak tanıtılan kişiyi yazın haberlerde televizyonda görüp teşhis ettiğini, bu kipinin kesinlikle Erzincan Başsavcısı olduğunu ismini sonradan haberlerde öğrendiğini.

Kerim ile Bayburt yolu üzerinde yaptıkları görüşmede kendisine teklif ettikleri illegal isleri yapması, verecekleri suç unsuru taşıyan eşyaları kurumlara koyması karşılığında 800 milyarlık çek yazıp kendisine vereceklerini, ancak bunun bir anda olmayacağını, zaman içerisinde yaptığı ipler karşılığında yükselmesi ile birlikte verileceğini söylediğini,

Şahin isimli MİT müdürünün kedisine görülmelerde özellikle Gülen cemaatine ait kolejde kalmasını ve kendisine verecekleri her türlü ipi yapmasını ısrarla söylediklerini, kendisine gülen cemaatine ait kolejde kalması için baskı yaptıklarını, kendisine itimatlarının kalmadığını, gülen cemaatine ait kolejde kalıp kalmadığını ısrarla sorunca kendisinin de korkudan orada kaldığım söylediğini,

Mitçilerin kendisine ayrıca cemaatin evlerine veya kurumuna yerleştirilmek üzere dinleme cihazı vereceklerini söylediklerini beyan etmiştir.

Tanık Erzincan Şüpheli MİT görevlileri Şinasi DEMİR, Sadri Barkın İNCE ve Kıvılcım ÜSTEL, Jandarma İstihbaratçısı Nedim ERSAN ve Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan CİHANER'i fotoğraflarından teşhis etmiştir.(K 2 S 223-251,406-412, KÖS 282-284, 285, 312, K 7 S 95-105, 110-111, K 8 S 201, )

Müşteki Ahmet DEMİR 'in Abdulvahap GÜLLÜ ile görüşmesine ilişkin Teknik izleme kararı (K 7 S 60, 62 ) üzerine çekilen 3 adet CD kaydı. Bulunacak


2-GİZLİ TANIK MUNZUR:

"Ben Erzincan da bir ip yeri sahibiydim, puanda ip yerini bırakmış bulunmaktayım, bu ip yerini yaklaşık iki yıl kadar önce açmıştım. İp yerim genellikle üniversiteli gençlere yönelik faaliyet göstermek amacıyla açılmıştı, ismi Ş. cafedir. Şuanda Antalya da yaşamaktayım. İş yerimi açtıktan kısa bir süre sonra işyerine komutanlarda gelip gitmeye başladı, bunlardan Şenol Başçavuş ile tanıştım, daha doğrusu Şenol komutan kendisi benimle yakından ilgilenmeye başladı, sonraki süreçte birlikte gelip gittikleri Ersin komutan, H. Başçavuş, S. Yarbay da ip yerime gelip gitmeye başladılar ve bunlarla da tanıştım, ben av merakı olan birisiyim, bunlarda ava çıkmak isteyince birlikte hafta sonlan Refahiye taraflarına ava gidip gelmeye başladık. Bu sırada samimiyetimiz oldukça ilerlemişti.

H. Başçavuş puanda Erzincan İl Jandarma İstihbarat kısım komutanı olarak görev yapar, Şenol Komutanın yerine atanmıştır.

Şenol komutan bir gün benim iş yerime üç dört kişi misafir getirdi. Benden bu misafirlere alkol servisi yapmamı istedi, ben ip yerim de alkol bulunmadığım söylememe rağmen, bana ısrarla para verip dışarıdan alkol aldırttı, bunların önemli misafirleri olduğunu söyleyerek onlarla ilgilendi. Bu konuda alkollü içkileri sürekli olarak aldığım tekelci arkadaşımda şahittir. Çünkü Şenol komutan aldırttığı içkilerin parasını her zaman anında vermiyordu. Zaman zaman veresiye alıp sonradan ödeme yaptığımızda çok oluyordu.

Şenol komutanla samimiyetimiz belli bir seviyeye gelince söz arasında İliç savcısı ile tanışıp tanışmadığımı sordu, bende savcı beyin işyerime gelip gittiğini söyleyince, Şenol komutan bana "bizi savcı beyle tanıştırır mısın, bunun için bize ortam hazırlar mısın" dedi. Bunun üzerine benim organize ettiğim bir gün Hiç savcısı ile Şenol komutan ve ekibini buluşturdum, beraber okey oynadılar, bu şekilde tanışmış oldular.

Aradan bir süre geçtikten sonra Şenol komutan benden bir masa donatmamı isteyerek, İliç savcısını mutlaka çağırmanı istiyorum demesi üzerine, ben İliç savcısını telefonla arayıp davet ettim, savcı bey içeri girdiğinde Şenol komutanın yanındaki bayanlarla beraber oturduğunu görünce bana "bunlar kim" diye sordu. Bende "savcım bu bayanları Şenol komutan getirdi, sizinle tanıştıracakmış" dedim. Bunun üzerine savcı bey Şenol komutanın yanına hiç uğramayarak durumdan rahatsız olduğunu belirtip, is yerimden ayrıldı. Ortamı hazırladığım sırada Şenol komutan bana bir kalem kamera vererek "savcı bey geldiğinde onun bayanlarla olan ilişkisini bu kalem kamerayla çekeceksin" dediği için üzerimdeki kalem kamera ile savcı beyi karşılamıştım, ancak savcı bey ortama girmeyince çekim isi de ortada kaldı. Şayet savcı bey bayanlarla masaya gelip otursa, onlarla eğlenmeye başlasaydı bende Şenol komutanın talimatı

üzerine savcı beyi gizli kameraya çekecektim. Ayrıca plan gereği savcı bey bayanlarla benim hazırlamış olduğum ortamda birlikte olup eğlenseydi, ilerleyen saatlerde benim daha önceden ayarlamış olduğum eve götürecektik ve Şenol komutanın daha önceden bana vermiş olduğu siyah renkli, 14 lü diye tabir edilen tabancayı da savcı beyin eğleneceği evdeki çekyatın bir kenarına bırakmamı söylemişti, hatta Şenol komutan tabancayı vererek bana" bu tabancayı İliç savcısının hemen yakınında bulunan bir çekyatın arkasına koy, ancak bir eldivenle silahın ucundan tut, kesinlikle elinle silaha dokunma, biz sen silahı koyduktan ve savcı bayanlarla eğlenmeye başladıktan sonra oraya operasyon yapacağız ve savcıyı fuhuştan dolayı alacağız, ayrıca ruhsatsın

silah bulundurmaktan da işlem yapacağız" demişti. Ancak benim Şenol komutanın talimatı üzerine ayarlamış olduğum bütün plan savcı beyin ortama girmeyerek uzaklaşması üzerine suya düşmüştü. O sırada benim üzerimde hem kalem kamera vardı, hem de ses kayıt cihazı vardı. Belimde de Şenol komutanın vermiş olduğu komplo yapılacak silahta bulunmaktaydı. Bu silah uzunca bir zaman bende yaklaşık iki ay kaldı. Bu süreçte Şenol komutan ısrarla bu silahı savcıyla ilişkilendirmek istiyordu. Bu şekilde yapmış olduğumuz plan suya düşünce ava gidiş geliş esnasında savcının arabasına koymamı da ısrarla söylüyordu. Fakat ben suçsuz birisine komplo yapmaktan çekindiğim için bu silahı Şenol komutanın ısrarlarına rağmen savcının arabasına koymadım. Daha sonra Şenol komutan silahı benden aldı. Silahı bana verirken Şenol komutan

üşen hiçbir şeye karışmayacaksın, sadece dediğimizi yapacaksın, bu silahı savcının kanepesinin hemen yanına koyacaksın, biz bütün planı yaptık, savcıya suçüstü yapacağız" demişti. Şenol komutan bu silahı Saztepe köyü muhtarı A.'dan almıştı. Silahı almak için Şenol komutan ile beraber köy muhtarının yanına gittik, muhtarın çayını içtik, bu sırada Şenol komutan muhtara " muhtar emanet hazır mı".diye sordu. Muhtar "komutanım size üç tane silah hazırladım, hangisini beğenirseniz onu alın" diyerek, Şenol komutanın önüne üç ayrı silah getirdi. Bunlardan bir tanesi küçüktü, diğer iki tanesi 14 lü tabancaydı. Şenol komutan muhtarın bu hizmeti karşılığında muhtara askeri malzeme (bot, matara, çanta, uyku tulumu vs.) götürmüştü. Daha sonra Şenol komutanla köyden ayrılıp ikimiz birlikte benim iş yerime geçtik ve yukarıda belirtmiş olduğum planı uygulamaya başladık. Şenol komutan silahı İliç savcısının aracına veya bulunduğu yere

koymam karşılığında bana 5000 TL para teklif etmişti. Bende kabul etmiştim. Bu parayı işi

bitirince almak üzere anlaşmıştık. Fırsatını bulsaydım, tabancayı koyacaktım, ancak fırsatını bulamadığım için yapamadım. Sonra da pişman olarak tabancayı koymaktan vazgeçtim. Bunun dışında Şenol komutan bana bir tarihi eserde vermişti, Şenol komutan bu tarihi eseri verirken yanında H, Başçavuşta vardı. Bu tarihi eserin bir tarafında Meryem ana figürü, diğer tarafında ise İsa'nın çarmığa gerilmiş figürü vardı. Büyüklüğü de yaklaşık olarak 10x7 cm. büyüklüğünde idi. Şenol komutan bana "bu tarihi eseri İliç savcısına ver, sata biliyorsan sat, olmazsa da ona bırak, biz hemen ona operasyon düzenleyip tarihi eser kaçakçılığından işlem yapalım, sen operasyon sırasında bu tarihi eseri savcının getirdiğini söylersin. Zaten senin ifadeni de biz alacağız, her şeyi ayarlarız, yeter ki sen bu tarihi eseri savcıya ver" dem ipti. Ancak yine fırsatını bulamadığım için bu tarihi eseri de savcıya bırakamadım. Ben bu olaylardan sonra Şenol komutana iliç savcısıyla neden bu kadar çok uğrattıklarını, üzerine neden bu kadar çok gittiklerini sordum. Bana "sen bos ver karışma, her peyi bilmek zorunda değilsin, sadece yap dediğimi yap" diye cevap vermişti.

Hatırlayabildiğim kadarıyla 2009 yılının Mayıs yada Haziran aylarında Erzincan da ailecek görüştüğümüz T. isimli bir bayan tecavüze uğramıştı. Bundan dolayı jandarmada ek ifadesi alınacaktı. Şenol komutanla beraber bayanın evine gittik, Şenol komutan bayana "sana yedi tane isim söyleyeceğim, bu isimlerin tamamını ek ifaden de sana zorla tecavüz etmişler gibi söyleyeceksin, sen yeter ki bu şekilde ifade ver gerisine karışma, bu şekilde kalabalık bir grubu suçlarsan, hem çeteye sokarız, hem de bunlardan yüklü miktar tazminat alabilirsin, her şey çok kolay olacak, sadece senin ağzına bağlı diyerek şuanda hatırlayabildiğim, F.A., is yerimin karşısındaki otelde çalışan K. isimli arkadaşımın ismini ve B.B ismini söyleyeceksin" dedi. Bayanda o konuşmada Şenol komutanın bu isteğini kabul etmipti. Ancak daha sonra bu konuda ifade verdi mi vermedi mi bilmiyorum.

2009 yılının Nisan yada Mayıs aylarında idi, Şenol komutan yanıma gelerek Ankara'dan misafirlerimiz gelecek, birlikte gidip helikopterle gelecek olan misafirleri karşılayalım, gelen kişilerde aynı ekipten, sende bunlarla tanış, iyi olur deyince, birlikte Erzincan havalimanına gittik, hava limanının girişinde bulunan Pizvan köyünün kavşağına gidip, bekledik. Gelen misafirleri bir jandarma aracı ile getirip indirdiler, misafirler bizim aracımıza bindi, benim is yerime geçtik. Birlikte yemek yedik, ben gelen misafirlere içeride özel bir masa hazırlatmıştım. Gelen misafirler sivildi ancak asker oldukları her hallerinden belli oluyordu ve üç kişiydiler, içlerinden bir tanesi çok üst rütbeli birisiydi. Uzun boylu, esmer, kahverengi gözlü, siyah kısa saçlı idi. Herkes bu kişiye komutanım diyor ve yanında oldukça saygılı hareket ediyorlardı. Bu kipi sadece Şenol komutan ile kulak kulağa gizlice konuşuyorlardı. Benim yanımda açıktan konuşmadılar. Sadece bu kişi Şenol komutana "ne yaptın, hallettin mi o ipi" diye sordu. Şenol komutan da "komutanım bu gece sabaha karşı 04:00 sıralarında yola çıkacağız" diyerek benim adımı verdi.

Benim Erzincan'da beden eğitimi öğretmeni I. isimli bir arkadaşım vardır. 2009 yılının Nisan yada Mayıs ayında Şenol komutan benimle beraber Ankara’ya gideceğimizi, orada bulunan I'yi da alıp, kendisine ifade vereceğimizi, özellikle İliç savcısı B. B. ile ilgili ifade vermemizi istemişti. B. B.' a tezgah kurmak istiyordu. Bunun içinde bana İ'yi da alalım, üçümüz oturur, size nasıl ifade vereceğinizi anlatırım demişti. Yanına ses kayıt cihazını da almıştı. Şenol komutan, bu ses kayıt cihazını masaya koyacağım, İ'la sen konulacaksın, benim söylediklerimi ikiniz karşılıklı olarak tekrarlayacaksınız, bende kaydedeceğim." demişti. Bende kendisiyle Ankara ya geleceğimi ancak hiçbir peklide ifade vermeyeceğimi söyledim. Birlikte Ankara ya gittik. İ'ı bulduk. Ankara ya gitmeden, ben İ. ile ip yeri telefonumla görüşerek, kendisine Şenol komutanla yanına geleceğimizi, Şenol komutanın ikimizin de ifadesini alacağını söyledim. I. bana telefonda "tamam gelin, ancak siz Ankara ya gelince ben bir sebep uydurup yanınızdan kaçarım" demişti. Biz Ankara ya gittiğimizde İ. aynen dediğini yaparak bir sebep uydurdu ve yanımızdan ayrıldı. Bir daha da telefonuna bile ulaşamadık. Tekrar Erzincan a döndük. Ankara ya gidip ve dönüşümüz Şenol komutanın opel vectra marka 38 plakalı kendisine ait aracıyla idi.

Ankara' dan gelen kipiler Erzincan daki Mazlum konak otelinde misafir oldular, Şenol komutan resepsiyondaki görevliye "bunlar benim misafirlerimi hiç birinin kimlik kaydını almayacaksın" demişti. Bundan dolayı kayıtları otelde bulunmamaktadır. Biz Ankara'dan dönerken yolda ben ortağıma telefon açarak akşam için cafeyi komple kapatmasını kesinlikle müşteri almamasını ve 8 kişilik masa hazırlamasını söyledim. Bu ipler için Şenol komutan bana 2000 TL para vermişti. Biz Erzincan a döndüğümüzde direk cafeye gittik. Ben ip yerim de iken 1.' isimli arkadaşım telefon açtı, bana "Şenol komutan orada mı, orada kimler yar" diye sordu. Bende "Şenol komutan ve yanındaki 7-8 kişilik misafir grubu, ayrıca İliç savcısı da burada" diyerek cevapladım. Bunun üzerine İ.' "hiç kimseye çaktırma, ben oraya geleceğîm ve ortamı gizli kameraya çekeceğim" diyerek kapattı. Akkanı I.' is yerimize geldi ve bir büyük rakı çıkardı ve Ankara'dan gelen yüksek rütbeli komutana "komutanım her zamanki gibi rakın hazır" diyerek rakıyı masanın ortasına koydu. Masada bulunan kimiler Şenol Başçavuş, H. Başçavuş, Ersin Üsteğmen, Erzincan Avcılar Kulübü Balkanı Yasar BAS. M., B., A., T. Alay Komutanları ile S.Ordu Komutanlığından 4 tane Albay vardı, bu kişileri görsem kesinlikle tanırım, ancak şuan isimlerini hatırlayamıyorum. Sofradaki en üst rütbeli komutan I.' ile yan yana oturuyordu. Benimde yanlarına oturmamı istedi. Bu komutan bana ve I.' a "size bir is veriliyorsa adam gibi yapın, niye adam gibi bir is yapmıyorsunuz, malzeme sorun değil, bombamı istiyorsunuz, uyuşturucu mu istiyorsunuz, silah mı istiyorsunuz her şey hazır, yeter ki siz dediğimizi yapın bu savcıyı ortadan kaldırın, size mühimmat verelim, bu mühimmatı av yapacağınız yere önceden gidip gömün, sonra savcıyla beraber o mahalde avlanırken biz baskın yapalım, bu mühimmatlarla birlikte savcıyı alalım, sizde ifadenizde bu mühimmatları savcının gömdüğünü söylersiniz, yeter ki bu savcıyı düşürün, bütün büyükler bu masada bunların hepsi paralı adamlar, bütün istedikleriniz yerine gelecek" diyerek kızdı. Bende sinirlenip masadan kalktım. Ancak daha sonradanl.' la konuştuğumda bu komutan I.'a "oğlum bir savcıyı düsüremiyorsunuz, beraber ava gidiyorsunuz, o kadar birlikte vakit geçiriyorsunuz, insan av esnasında kaza süsü vererek savcıya bir mermi sıkamıyor musunuz" diyerek kızmış, İ.' ta komutana bu isi bitireceğine dair söz vermiş. İ.' bana "gel bu isi birlikte yapalım, bize çok büyük para teklif ediyorlar, istediğimiz her şeyi verebilirler" dedi. Bende İ.'a "ben devlet adamlarına hiç güvenmiyorum, istedikleri şeyleri yaparsam kendim için yaparım, ama niye yapayım" demiştim.

Bu olaydan yaklaşık iki hafta kadar sonra Şenol başçavuş benim mekanıma gelmişti. Benim mekanımın tam karsısında yatıp kalktığım bir yer vardı, buraya gelmişti. Burada bana "bu islerden sıyrıldığını zannediyorsun, ama sıyrılamazsın, bir defa bizim içimize düştün, dediklerimizi yerine getireceksin çok şiirimizi biliyorsun, buradan kurtulmaya çalışıyorsan kurtulamazsın, seni bitiririz, bir savcıyı düşüremediniz,, şayet yan çizersen basına bir is geliverir, bu isleri kendi basıma yaptığımı sanma, benim komutanlarım var, bu isin basında da bunlar var, simdi senin yanında jandarma komutanı Recep Albayla konuşacağım, sende dinleyeceksin" diyerek cep telefonunu diyafonunu açarak Recep Albayı aradı, telefonda Recep Albay Şenol komutana "Erzincan da senden çok büyük bir operasyon istiyorum, benden silah mı istiyorsun, esrar mı istiyorsun, ne istiyorsan yerine gelecek, yeter ki cemaat evlerini tespit et, bu cemaate yönelik 4 ay içinde bir operasyon yapacağız, gerekirse cemaat mensuplarına yönelik yaptığımız teknik takip dikkate alınarak bol bol ikna ettiğiniz öğrencilerle cemaatteki insanların telefonla görüşmelerini sağlayın, bol bol suç unsuru konuşulsun, ayrıca hala bu iliç savcısından bir haber çıkmadı" deyince ben hemen lafa girdim ve beni bu ise karıştırmayı diye cevap verdim. Bunun üzerine Recep Albay telefonda Şenol Başçavuşa "yanında şahıs varmış neden bu şekilde telefonda benimle açıkça konuşuyorsun" diyerek telefonu yüzümüze kapattı.

Sonra Şenol komutan bana "elinden geldiği kadar is yerine gelip giden öğrencilerle irtibata gir, samimiyeti ilerlet, bu çocuklara ev bulalım, kirasını ben vereceğim, gerekirse eşyalarını da ben vereceğim, eve aldığımız çocukları ikna edelim, cemaate gidip gelsinler, irtibatları sıkı olsun, ben sana silah, uyuşturucu vs. vereceğim, sen bunları kiralayacağımız evde oturan çocuklara verirsin, onlarında gidip geldikleri cemaat evlerine bu silahlan vs. koymalarını sağlarsın, çocukların bütün ihtiyaçları için ben sana para vereceğim, bu ihtiyaçları sen karşılayacaksın, her şeyi çok sıkı tutacaksın, kiralayacağımız evde bulunan çocuklarla cemaat mensuplarının sık sık telefonla konuşmalarını ve telefon konuşmalarında özellikle suç teşkil eden şekilde konulmaların; sağlayacaksın" diyerek yapılacak operasyonun 4 ay içerisinde yapılacağını ve çok ses getireceğini, Erzincan'ı sarsacağını söylemişti. Bunun uygulanması kapsamında ben is yerime gelip giden öğrencilerle irtibata geçtim, ihtiyaç sahiplerine ihtiyaçları kadar para veriyordum, verdiğim paraları daha sonra Şenol komutandan alıyordum, ancak Şenol komutanın tayinin çıkmasına yakın verdiğim 4000 TL yi kendisinden alamadım, hatta bu parayı kredi kartımdan çekip öğrencilere vermiştim. Öğrencilere Şenol komutanın istediği nitelikte 3 ev tutmuştum, buralara 4 er tane öğrenci yerleştirdim. Bu evlerin bir tanesinde iki kız, iki erkek öğrenci yerleştirmiştim. Bu bayan öğrencilerin masraflarını Şenol komutan, .karşılıyordu, karşılığında da onlarla birlikte oluyordu. Yerleştirdiğimiz evlerdeki öğrenciler bir. Gün bana kendilerine yapmış olduğum harcamaların ve fedakarlıkların amacını ve bunun kargılığında nasıl ödeyeceklerini sordular bende kendilerine "biz samimi olduktan sonra birbirimizi iyice tanıdıktan kaynaştıktan sonra Erzincan da güzel rütbeli abilerim var, sizi onlarla tanıttıracağım, Erzincan da iyi gezip, yiyip içip gezeceksiniz, isterseniz okula hiç gitmeyin size diploma bile aldırabilirim" demiştim. Öğrencilerin henüz tam istediğimiz kıvama gelmediğini -anladığım için gerçek amacımızı onlara anlatmamıştım.



Yüklə 426,9 Kb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə