Davacı vekili müvekkili limited şirketin yurtiçi ve yurt dışında konut satım işleri yaptığını çıkan ekonomik kriz nedeniyle şi



Yüklə 365,96 Kb.
səhifə3/7
tarix30.01.2018
ölçüsü365,96 Kb.
#41512
1   2   3   4   5   6   7


29


30- Haczolunan paraları banknotları hamiline ait senetleri poliçeler ve sair cirosu kabil senetler ile altın gümüş ve diğer kıymetli şeyleri icra dairesi muhafaza eder.

Diğer taşınır mallar masrafı peşinen alacaklıdan alınarak muhafaza altına alınır. Alacaklı muvafakat ederse istenildiği zaman verilmek şartıyla muvakkaten borçlu yedinde veya üçüncü şahıs nezdinde bırakılabilir. Üçüncü şahsın elinde bulunan taşınır mallar haczedildiğinde üçüncü şahsın kabulü halinde üçüncü şahsa yediemin olarak bırakılır. Mallar satış mahalline getirilmediği takdirde muhafaza altına alınabilir veya yediemin değişikliği yapılabilir.

Türkiyenin taraf olduğu uluslararası andlaşma hükümleri saklı kalmak kaydıyla yabancı devlet başkanı parlamento başkanı hükümet başkanı veya hükümet üyelerini taşıyan ulaşım araçları bu kişiler Türkiyede bulundukları sürece muhafaza altına alınamaz ve yediemine bırakılamaz.

İcra dairesi üçüncü bir şahsa rehnedilmiş olan malları da muhafaza altına alabilir. Ticari işletme rehni kapsamındaki taşınırlar ise icra dairesince satılmalarına karar verilmesinden sonra muhafaza altına alınabilir. Bu mallar paraya çevrilmediği takdirde geri verilir.

Haczedilen mallar Bakanlık tarafından yetki verilen gerçek veya tüzel kişilere ait lisanslı yediemin depolarında muhafaza edilir. Yetki verilen gerçek veya tüzel kişiler bu yetkilerini Bakanlığın onayıyla alt işleticilere aynı standartları sağlamak koşuluyla devredebilirler. Bu devir yetki verilen gerçek veya tüzel kişilerin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. Bu depoların yönetmelikte belirlenen nitelik ve şartlara uygunluğunun saptanması sonucunda işletme belgesi Bakanlık tarafından verilir.


31- Hamiline ait olmayan veya cirosu kabil bir senetle müstenit bulunmayan alacak veya sair bir talep hakkı veya borçlunun üçüncü şahıs elindeki taşınır bir malı haczedilirse icra memuru borçlu olan hakiki veya hükmi şahsa bundan böyle borcunu ancak icra dairesine ödeyebileceğini ve takip borçlusuna yapılan ödemenin muteber olmadığını veya malı elinde bulunduran üçüncü şahsa bundan böyle taşınır malı ancak icra dairesine teslim edebileceğini malı takip borçlusuna vermemesini aksi takdirde malın bedelini icra dairesine ödemek zorunda kalacağını bildirir.

Üçüncü şahıs borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borç ödenmiş veya mal istihlak edilmiş veya kusuru olmaksızın telef olmuş veya malın borçluya ait olmadığı veya malın kendisine rehnedilmiş olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise keyfiyeti haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirmeye mecburdur.

Üçüncü şahıs haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse mal yedinde veya borç zimmetinde sayılır ve kendisine gönderilen haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmediği bu nedenle de malın yedinde veya borcun zimmetinde sayıldığı ikinci bir ihbarname ile bildirilir.

Bu ikinci ihbarnamede ayrıca üçüncü şahsın ihbarnamenin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ikinci fıkrada belirtilen sebeplerle itirazda bulunması itirazda bulunmadığı takdirde zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmesi istenir.


32- İkinci haciz ihbarnamesine süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir.

Bu bildirimi alan üçüncü şahıs icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur.

Bu davada üçüncü şahıs takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmeye mecburdur. Üçüncü şahıs açtığı bu davayı kaybederse mahkemece dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkûm edilir. Bu fıkraya göre açılacak menfi tespit davaları maktu harca tabidir.

Haciz ihbarnamesi borçlunun hak ve alacaklarının bulunabileceği bir tüzel kişinin veya müessesenin şubesine veya tüm şubelerini kapsayacak şekilde merkezine tebliğ edilir. Haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği merkez tüm şubeleri veya birimlerini kapsayacak şekilde beyanda bulunmakla yükümlüdür. Üçüncü şahsın beyanı hiçbir harç ve resme tabi değildir. Bu madde hükmü memuriyeti hasebiyle hakikate muhalif beyanda bulunan memurlar hakkında da uygulanır.


33- İflas idaresi üç kişiden oluşur. Toplanan alacaklıların yapacağı seçimde bu sayının iki katı bu konuda yeterli bilgi ve tecrübeye sahip kişi aday gösterilir. Bu adaylardan dört adedi alacak tutarına göre ekseriyeti teşkil edenlerce iki adedi ise alacaklılar sayısı itibarıyla ekseriyeti teşkil edenlerce seçilir ve icra mahkemesine bildirilir. İcra mahkemesi iflas idaresini teşkil edecek üç kişiden ikisini alacak ekseriyetine sahip olanların gösterdiği dört aday birini ise alacaklı ekseriyetinin gösterdiği iki aday arasından seçer.

Tasfiye iflas dairesince yukarıdaki fıkraya göre teşkil edilen iflas idaresine havale olunur. İflâs idaresi toplantıları idare memurlarının veya herhangi bir alacaklının gündem belirlemek suretiyle yapacağı talep üzerine iflâs dairesi müdürünün toplantı gününden en az yedi gün önce göndereceği çağrı üzerine yapılır.

İflâs idaresi kararlarını çoğunlukla alır ancak toplantıya her üç iflâs idare memurunun da katılmaması hâlinde iflâs dairesi müdürü iflâs idaresinin görevini yüklenir ve iflâs idaresi adına tek başına karar alır. Toplantıya iflâs idaresi memurlarından birinin veya ikisinin iştiraki hâlinde iflâs dairesi müdürü de bu toplantıya katılır. Karar alınamaması hâlinde iflâs dairesi müdürünün oyu doğrultusunda işlem yapılır.

İflâs masasına alacaklı olarak müracaat eden alacaklılar tebligata elverişli adres göstermek ve Bakanlıkça çıkarılacak tarifede gösterilecek yazı ve tebliğ masrafları için avans vermek suretiyle iflâs idaresince alınacak kararların kendilerine tebliğini isteyebilirler. Bu muameleyi yaptırmış alacaklılar hakkında iflâs idare memurunun kararlarına karşı kanun yolları kendilerine tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar.


34- Taraflar arasındaki iflas davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı vekili müvekkil şirketin doğalgaz ve kombi sistemleri kurulumu alanında faaliyet gösterdiğini önceki yıllarda ülke genelinde yaşanan mali krizin şirkette nakit sıkıntısına yol açtığını iyileştirme projesinin uygulanması halinde aktif pasif dengesinin kurulacağını ileri sürerek iflasın ertelenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkeme tarafından bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda şirketin ticari faaliyetlerinin durma noktasında olduğu şirketin sermayesinin tamamını yitirdiği ve mevcut varlıkların güncel satış değerleri üzerinden yapılan hesaplanması sonucunda şirketin borca batık olduğu gerekçesiyle davanın reddine davacı şirketin iflasına karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanmasına onama harcının temyiz edenden alınmasına kararın tebliğinden itibaren on gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.
35- Taraflar arasındaki kayıt kabul davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hüküm süresi içinde davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmiştir.

Temyize konu karar mahiyeti gereği duruşmaya tâbi olmadığından duruşma isteminin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı vekili davalı aleyhine alacağın tahsili için giriştikleri icra takibinin sonuçsuz kaldığını bu arada iflas eden davalının iflas masasına alacağın kaydı için yaptıkları müracaatın reddedildiğini ileri sürerek belirttikleri alacağın masaya kaydına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı iflas idare memurları davanın yasal süresinde açılmadığını davacının davalı şirkette yüzde doksan hisse sahibi ortağı olduğunu davacı şirket ve müflis şirket yetkililerinin aynı şahıslar olduğunu davacı şirketin müflis ile aynı adreste faaliyet gösterdiğini davacının iflastan önce başlattığı takipte asıl borca itiraz edilmeyip sadece faize itiraz edilerek takibin haksız olarak kesinleştirildiğini haciz ve talebin dolayısıyla alacağın muvazaalı olduğunu davacının ticari defterlerinin incelenmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre müflis şirketin defterlerinde davacı lehine alacak gözükse dahi müflis defterlerinin davacı şirket tarafından tutulduğu her iki şirket arasında organik bağ bulunduğu davacı tarafın alacağını somut olarak ispatlayamadığı gibi şirkete sermaye olarak koyduğu değerlerinin iflas halinde geri istenemeyeceği sermayenin şirket borçlarının karşılığını oluşturacağı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
36- Taraflar arasındaki iflas ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahil ilgili banka vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı vekili müvekkili şirketin endüstri makineleri otomotiv yedek parça gaz regülatörler makine ve yedek parça pnömati ve hidrolik elemanlar üretimi satımı pazarlaması ithalat ve ihracatı işini yaptığını ancak son zamanlardaki ülke ekonomisinde yaşanan genel durgunluk faiz yükü tahsil edilemeyen alacaklar nedeniyle iş pazarında daralmalar yaşandığını bu olumsuzluklar nedeniyle müvekkili şirketin borca batık hale geldiğini ancak sundukları iyileştirme projesi ile borca batıklıktan kurtulabileceğini ve mali durumunu düzeltebileceğini ileri sürerek iflasın bir yıl süre ile ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Müdahil vekilleri yasal şartları oluşmayan iflas erteleme talebinin reddini istemişlerdir. Mahkemece iddia bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre davacı şirketin borca batık olduğu iyileştirme projesinin inandırıcı olduğu iflasın ertelenmesi halinde işletmenin devamının sağlanabileceği ve şirketin mali durumunun düzeltilebileceği sermaye artırımını da yapmış olması gerekçesiyle davanın kabulüne davacı şirketin iflasının bir yıl süre ile ertelenmesine karar verilmiştir.

Karar müdahil banka vekili tarafından temyiz edilmiştir. İflasın ertelenmesine karar verilebilmesi için iflas erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık durumda olması ve mali durumunu iyileştirme ümidinin bulunması gerekir. Bu nedenle iflas erteleme talebinde bulunan şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı tespit edilmelidir.


37- İflas erteleme talebinde bulunan şirket borca batık durumda değilse iflas erteleme talebi reddedilmelidir. Bilirkişi heyetinin üçüncü ek raporunda kök raporlarında hesaplamış oldukları kaydi ve rayiç değerli öz varlık dikkate alındığında davacı şirketin öz varlıklarının halen borca batık olduğu söylenebilir denilmiş şirketin borca batık olup olmadığı konusu net bir şekilde açıklanmamıştır.

Bu durumda mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya ve denetime elverişli değildir. İflas erteleme kararı verilebilmesi için davacı şirketin dava tarihinde borca batık olması yetmez. Aynı zamanda karar tarihinde de davacı şirketin borca batık olması gerekir.

Bunun için şirket varlıklarının rayiç değerlerinin son durumları itibarıyla konusunda uzman bilirkişi heyetince belirlenip şirket aktiflerinin şirket borçlarını karşılamaya yeterli olup olmadığı tereddüte yer vermeyecek şekilde açık ve net bir şekilde müdahil vekillerinin itirazları da gözetilerek belirlenmeli şirketin borca batık olduğu tespit edildiği takdirde iyileştirme projesinin somut ve inandırıcı olup olmadığı noktasında inceleme yapılmalıdır.

Mahkemece oluşturulacak yeni bilirkişi heyetinden yukarıdaki ilkeler doğrultusunda rapor alınarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle müdahil banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına peşin alınan harcın istek halinde iadesine kararın tebliğinden itibaren on gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.
38- Davacının açmış olduğu defter imhasına izin davasının yapılan

yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

İstemciler iflas idaresi memuru olarak çalıştıklarını ve iflasın

kapanmasından sonra uhdelerinde kalan defterlerin muhafazası nedeniyle masrafa katlandıklarını yasal süresi dolan defterlerin imhasına karar verilmesini talep etmişlerdir.

Mahkemece bu yönde yasanın mahkemeye bir yetki vermemiş olduğu henüz on yıllık sürenin dolmadığı ve yetkinin idari nitelikte olduğu gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.

Kararı istemciler temyiz etmişlerdir. İflas idaresinin görevi kural olarak iflasın kapatılması ile sona erer. Bundan sonraki işlemler örneğin sonradan

bulunan bir malın paraya çevrilip alacaklılara ödenmesi işlemi iflas dairesi

tarafından yapılır. Nizamnamenin ilgili maddesinde de herhangi bir nedenle ortaklara verilemeyen defterlerin daireye bırakılacağı hususu düzenlenmiştir.

Bu durumda istemcilerin iflasın kapatıldığı gün itibarıyla defterleri iflas dairesine bırakmaları gerektiği ve nizamnamenin tanıdığı bu imkanın halen devam ettiği halde geçen süre içinde sorumlu olmadıkları bir işi üstlendikleri ve teslim işini diledikleri zaman gerçekleştirebilecekleri düşünüldüğünde istemcilerin bu talebi ileri sürmelerinde hukuki yararlarının bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Mahkemece istemin bu nedenle reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz ise de sonucu itibarıyla yerinde bulunan kararın gerekçesinin bu şekilde değiştirilmesi ve düzeltilmek suretiyle onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.


39- Taraflar arasındaki iflasın ertelenmesi davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı vekili müvekkili şirketin yurtiçi ve yurtdışında inşaat taahhüt ve montaj işleri yaptığını kamu ihalelerini alıp işlerini zamanında tamamlayan şirketin bazı işlerinin devam ettiğini inşaat sektöründeki olumsuzluklar nedeniyle şirketin mali durumunun bozulduğunu borca batık hale gelen şirketin iyileştirme projesinin uygulanmasına fırsat verilmesi halinde mali durumunu düzeltebileceğini beyan etmiştir. Yine davacı vekili işletme sermayesi yetersiz olan şirketin sabit giderleri azaltıp üretim kapasitesini artırarak işletme sermayesi eksikliğini tamamlayacağını ileri sürerek iflasın bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamı ve dosya kapsamına göre şirketin borca batıklık durumunda iyileşme bulunmadığı ciddi ve inandırıcı bir iyileştirme projesi bulunmadığı gerekçesiyle erteleme isteminin reddi ile iflasın açılmasına karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava iflas erteleme istemine ilişkindir. Yerel mahkeme kararı temyiz incelemesinde iki kez bozulmuş bozmaya uyularak karar verilmişse de bozma gereği yerine getirilmemiştir. İflas erteleme talep eden şirketin borca batıklığının tespitinde aktifin rayiç değerlerinin dikkate alınması gerektiği belirtildiği halde hükme esas asılan bilirkişi kurulu ek raporunda şirketin aktiflerinin değeri belirlenmeden istemci şirketçe sunulan bilanço üzerinden borca batıklığının sabit olduğu ve borca batıklıkta değişme olmadığı belirtilmiştir. Aynı bilirkişi kurulundan alınan önceki ek raporda ise kurul üyelerinin şirketin aktifinde yer alan bina taşıt ve demirbaşların değeri konusunda uzman olmadığı da belirtilmiştir.


39


40- Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin görevsizliğine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı vekili sıra cetvelinin ikinci sırasındaki davalı alacağının muvazaalı olduğunu ayrıca alacağa beşinci sırada yer verilmesi gerekirken hatalı şekilde ikinci sırada yer verildiğini ileri sürerek kendi alacaklarının sıra cetvelinin ikinci sırasındaki davalının alacağından önce yer verilmesine ve muvazaa iddialarının kabulü ile davalının muvazaalı alacağa dayandığı iddia edilen takibin iptaline karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda davada icra hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava sıra cetvelindeki davalının sırasına ve davalının alacağının esasına yönelik itiraza ilişkindir.

Kanun hükmü uyarınca sıra cetveline itiraz davaları kural olarak genel mahkemelerde görülür. İtiraz yalnız sıraya yönelikse davaya bakma görevi icra hukuk mahkemesinindir. Somut olayda davacı hem davalının sıra cetvelindeki sırasına itiraz etmiş hem de alacağın gerçek bir borç ilişkisine dayanmayıp muvazaalı olduğu iddiasında bulunmuştur. Bu durumda yargılamanın genel mahkemece yapılması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı gerekçeyle görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına bozulmasına peşin alınan harcın istek halinde iadesine karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.


41- Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı vekili davalı kooperatifin ortağı olan müvekkilinin ihracı sonucu kendisine iade edilmesi gereken aidat alacağının ödenmemesi nedeniyle yapılan icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili kooperatifin ortağı olan davalının ortaklıktan ihracına karar verildiğini olağan genel kurul toplantısında ayrılan ortaklara yapılacak ödemelerin üç yıl içinde yapılmasının kararlaştırıldığından alacağının muaccel hale gelmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece iddia savunma benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre davacının davalı kooperatif ortaklığından ihraç edildiği bilançonun genel kurulda görüşüldüğü anılan genel kurulda kooperatiften ayrılan ortaklara üç yıl içinde ödeme yapılmasının kararlaştırıldığı ayrılan tüm ortaklara ödeme yapılması halinde kooperatifin mevcudiyetinin tehlikeye gireceği davacının alacağının muaccel olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava kooperatif ortaklığından çıkarılmasına karar verilen davacı ortağın ödediği aidatların iadesi istemine ilişkindir. Davalı kooperatif tarafından ortaklıktan istifa edenlerin çıkma payı alacaklarının bir yıl içinde ödenmesine karar verilerek ihraç edilen davacıya anılan genel kurul kararı uyarınca bir kısım alacakları ödenmiştir.
42- Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekiline temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı vekili müvekkilinin davalı kooperatife üye olmak amacı ile başvurduğunu davalı görevlilerinin hesap numarası vererek giriş için bir miktar ücretin ödenmesini istediklerini davalı hesabına bu miktar yatırılmış olmasına rağmen üyeliğe kabulünün yapılmadığını ileri sürerek bu paranın temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia savunma benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre davalı yönetim kurulu kararı ile dava dışı ilgili kişinin müdür sıfatıyla davalı kooperatif adına hesap açmaya para yatırıp çekmeye yetkilendirildiği davacının davalı hesabına anılan parayı yatırdığı bu parayı ilgili kişinin çektiği paranın davalı kayıtlarına girmediği anlaşılmıştır. Mahkemece davacının davalı üyesi olarak kabul edilmediği davacı ile dava dışı ilgili arasında davacının davalı kooperatif adına sehven yatırdığı paranın üç ayrı senetle ödenmesi hususunda anlaşıldığı davacının bu senetlerden birisine dayalı olarak icra takibi başlattığı bu hali ile davacı ile dava dışı ilgili arasında borcun nakli anlaşmasının bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.


42


43- Taraflar arasındaki iflas davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı vekili davalı kooperatifin müvekkiline olan borcuna karşılık senet verdiğini borç ödenmediğinden davalı aleyhinde iflas yoluyla takip yapıldığını ödeme emri tebliğ edilmesine rağmen borcun süresinde ödenmediğini ileri sürerek davalı kooperatifin iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece dosya kapsamına göre davalı aleyhine iflas yolu ile yapılan takipte ödeme emri tebliğine rağmen beş gün içinde borcun ödenmediği itiraz ve şikayette bulunulmadığı anlaşıldığından borcun ödenmesi veya o miktar meblağı mahkeme veznesine depo etmesi için verilen depo kararı uyarınca davalıya ihtarlı davetiye tebliğ edildiği ancak verilen süre içerisinde borcun ödenmediği depo kararının yerine getirilmediği gerekçesiyle davalı kooperatifin iflasına karar verilmiştir.

Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. Davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine özgü iflas yoluyla takip itirazsız kesinleşmiştir. Bu durumda mahkemenin yapacağı inceleme sınırlıdır. Takip konusu borcun ödenmediğinin itiraz ve şikayette bulunulmadığının tespit edilmesi halinde borçluya depo emri tebliğ edilerek sonucuna göre karar verilir. Süresinde itiraz etmeyen borçlunun kanunda öngörülen sebepler haricindeki diğer itiraz sebepleri incelenmez. Davalıya ticaret sicilinde kayıtlı olan adresine usulüne uygun tebligat yapılmıştır.

Bu açıklamalar ve dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.


44- Taraflar arasındaki iflas davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı vekili müvekkilinin davalı şirketten olan hizmet akdi kaynaklı kıdem ihbar ve yıllık ücretli izin alacaklarından doğan alacağının tahsili amacı ile yaptıkları icra takibini bir kereye mahsus olmak üzere değiştirerek davalıya iflas yolu ile adi takipte ödeme emri gönderildiğini yapılan iflas takibine itiraz edilmediği gibi tebligata rağmen borcun ödenmediğini ileri sürülerek davalının iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.



Yüklə 365,96 Kb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə