Doğal peyzaj: Sürekli bir kompozisyondur. Bu peyzajı meydana getiren öğeler, form, ölçü, doku ve renk içinde devamlı değişme ve olgunlaşma halindedir



Yüklə 284,99 Kb.
səhifə2/4
tarix01.11.2017
ölçüsü284,99 Kb.
1   2   3   4

)

Dışbükey arazi sekililerinin bir başka özelliği de üzerine çıkıldığında bir egemenlik duygusu vermesidir. Bu tip yerlerde çevreye göz atma, çevreyi kontrol etme , çevreyi geniş bir perspektif içinde seyretme olanağı fazladır. ( Şekil 58 ) Dışbükey yerler ayrıca düşen suyun dinamik ve heyecan verici biçimine olanak sağlarlar. Son olarak dışbükey arazi şekilleri mikroiklimi etkiyecek alanlardır. Bakılar yüzünden bu tip yerler rüzgarlı ya da güneşli olabilirler. Güney ve güneydoğu bakılı alanlar karasal iklimde kışın güneş aldıklarından tercih edilmelidirler. Kuzey bakılar ise tam tersi güneşe kapalı olduklarından soğukturlar, tercih edilmezler. Dışbükey yerler kuzey bakı yönünde rüzgarı kesmek için kullanılır. ( Şekil 60 )

Sırt: Dışbükey arazi şekline bir benzer örnek yapıdaki sırttır. Sırt bir öncekine göre daha kompakt, içinde bulunduğu alanın uzantısı bir yükseltidir. Etraflarında bulunan çevrenin mikro iklimi üzerinde etkili olurlar. Aynı zamanda sırtlar etraflarını gözleme olanağı sunarlar (Şekil 61 ). Sırtların birçok değişik noktasında gözlem olanağı olsa da en iyisi bitiş noktalarıdır. Böyle yerler fonksiyonel kullanım için uygundur. Gözlemin kolay olduğu bu noktada, sırtın uzantısı dikkat çekicidir.

Sonuçta böyle yerler, yol, patika ve diğer ulaşılar için ideal yerlerdir.(Şekü 62 ). Sırtların bir başka karakteri de ayırıcı özelliği taşımalarıdır. Doğal bir engel olarak sırtlar iki

9
vadiyi yada iki boşluğu birbirinden ayırırlar. Sırtların oluşturduğu sınırlar kesin olarak anlaşılır.

İÇBÜKEY ARAZİLER: Yeryüzünde bir girinti olduğunda yada iki dışbükey arazi yanyana geldiğinde oluşur ( Şekil 64). içbükey yerler negatif kütle, pozitif boşluk olarak adlandırılır. Plan üstünde sıkışık kontür çizgileri ile ve merkezi en düşük akım değerli yerler olarak gösterilir, içbükey yerler etkinliklerimizin yer aldığı temel şekillerdir, içbükey yerler içe doğru yönelmiş ve merkezli boşluklardır. Bu alanlar genelde soyutlanmışlık, yalnızlık, sıkışma, korunma duygusu verir (Şekil 65). Bu tip yerlerde bulunan kişi, yükseltilerin ardında bulunan diğer yerleri, parantez içe dönük yapıları nedeniyle, bir takım görsel elemanların tabana en iyi şekilde egemen olmaları gerekir. Bu nedenle anfî tiyatrolar ve benzeri yapıların bu gibi arazilere yerleştirilmesi uygun olacaktır (Şekil 66). iç bükey yerşekilleri, diğer arazi tiplerine göre daha az rüzgarlı ve daha ılık alanlardır. Buna karşılık, bu tip alanlarda drenaj problemi karşı karşıya gelinebilir. Alt yapı tesisinin iyi bir şekilde oluşturulması gerekir. Yağış sonrası bu havzalar bir su tutma yeri olarak da düşünülebir. Böylece doğal bir fonksiyon olarak göl, gölet olarak da bu alanlar değerlendirilebilinir.

Vadi: Bu son arazi şeklimizdir. Sırt ve içbükey arazi şekillerini birleştiren bir kavramdır. Vadi, içbükey arazi şekilleri gibi peyzaj mimarisinde pozitif boşluk ve ve birçok aktiviteye olanak veren bir mekandır. Aynı zamanda vadi, sırt gibi çizgisel ve yönlüdür. Yönsel niteliği nedeniyle vadi aynı zamanda peyzaj içinde hareket için kullanılan bir yerdir. Aynı zamanda vadi dipleri verimli topraklar olduğundan tarım alanları özellikle burada yer alır. Bir yol yapımı için sırt yada vadi arasında seçim yapmak gerektiğinde vadide dinlenme alanı, tarım vb. gibi başka amaçlı etkinliklerde olabileceğinde, sırt tercih nedeni olmalıdır.

ARAZI FORMUNUN İŞLEVSEL KULLANIMI

MEKANSAL TANIM: Arazi biçimi; dış çevreyi tanımlamak yansıtmak için kullanılan bir ifadedir. Mekan, eldeki temel yüzeyde kazı-dolgu yapılarak yaratılabilir. Algılanabilecek sınırlayıcı öğelerin yokluğu söz konusu olduğunda, mekanın yerini boşluk ve buna karşı sınırlayıcı Öğelerin aralıkları algılanamayacakları kadar küçükse, mekanın yerini cismin aldığını, dolayısıyla boşluk ve cismin mekan kavramının üst ve alt sınırları olarak düşünülebilinir.

Mekanı tanımlarken, fizik ve sosyal mekan bütününe, içice girmiş, birlikte çalışan bir sistem olarak bakılmalıdır. Fiziksel mekan, bir bütün olarak maddenin yayılımı olduğuna göre, bu boşluğa ve içinde bulunmamıza bağlıdır. Sosyal mekan, kendisini çevreleyen fiziksel mekan içinde, kişinin bu mekan ve kullanıcıları ile girdiği ilişkilerin tümüdür. Fiziksel mekandan kesin farklılıklar gösteren ama onsuz da var olmayan mekandır.

Mekan temel olarak bir cisim ve onu hisseden bir kişi arasındaki ilişki sonucu oluşur. Yani mekan kavramından söz edebilmemiz için bir bir algılayıcının da var olması gerekmektedir.

10
Mekanı ortaya koyan, belirginleştiren mekan sınırlayıcılarıdır (Tunbiş 1987). Mekanı oluşturan öğeler 3'e ayrılır (Şekil 68).

1 .Mekan tabanı 2.Duvar 3.Tavan

İster doğal ,ister mimari mekanda olsun, ayaklarımızın altında yer alan bir yatay düzlem vardır, insan birebir ilişki kurduğu, kendisine en yakın görüş alanı içine giren bu yüzey, taban yüzeyidir, ikinci değişken arazi eğimidir yada düşey yüzeydir. Diğer mekan elemanlarına destek sağlayarak, mekanın biçimini kazanmasına yarayan birleştirici bir öğedir. (Şekil 69). İzleyicinin yeri değiştikçe alanın algılanması ve sınırları da değişir (Şekil 70). Üçüncü değişken ufuk/siluet çizgisi (Tavan). Yerşekillerinin algılanan yükseltisiyle gökyüzü arasındaki çizgisidir. Yüksekliğine ve bakan kişinin bulunduğu yere göre çizginin uzunluğu ve yarattığı boşluk değişir. Bu sınırlar içerisinde görünen alanın sınırları görüntü akışı olarak adlandırılır. Tavan yüzeyini doğal bir ortamda ağaç dalları, tepe tacı oluştururken mimari bir ortamda, yapıların üst sınırları, saçaklar, çatılar belirler.

Buna göre alanın büyüklüğüne, alanda bulunduğumuz yere göre kapalılık duygusu ortaya çıkar. Taban alanının aynı olmasına rağmen, düşey yüzeyin farklüaşmasıile mekan çeşitlenir. Sınırlamanın azlığından dolayı, mekanların tek başlarından çok, açıldıkları diğer mekanlarla birlikte algılandığı, kullanıcıya geniş bakış açısı sağlayan özgür mekanlar sınırlananın fazlalaşması ile yani düşey yüzey fazlalaştıkça sınırlanan mekan, kapalılık duygusunu ortaya çıkarır (Şekil 72). Normal görüş alanı, gözün üst tarafı için % 40, alt tarafı için ise % 20'dir. Bir kişinin algılama payı, görüş alam % 60-70'dir. % 45'lik görüş konisini doldurduğunda veya bunun üzerinde olduğunda görüş gitgide azalır. Kapalılık hissi fazlalaşır (Şekil 71). İnsan, mekan ile ilişkisini sağlarken, kendi ölçeği ile hareket edeceğinden, büyük alanlarda ona kendi boyutu ile ilişkilendirebileceği öğeler yerleştirilmesi gerektiğide unutulmamalıdır.

GÖRÜŞÜ KONTROL: Yerşekilleri yardımıyla bakış bir yöne çevrilebilir. Çevreleniş bir mekandaki bir obje, tüm gözleri etrafına toplamayı başarır (Şekil 73). Bir tepeye yada bir yüksek noktaya yerleştirilen obje, elbette uzun mesafelerden görülünebilir (Şekil 74). Aynı şekilde bir eğime, bir sırta yerleştirilen obje de karşı yamaçtan bakıldığında rahatlıkla görülebilinir. Eğim dikleşim duvar etkisi kazandığında, görüş azalır, objeleri görmek zorlaşır. Objenin bir bölümü görülebilir olduğunda, gözlemcide merak, oraya ulaşma isteği doğurur (Şekil 75). Bu durumda gözlemci objenin tümünü görmek için harekete geçer (Şekil 76).

Belirli bir mesafede tepe odak noktasını saklayabilir. Vadi tabanına yerleştirilen obje, gözlemcinin hareketiyle ortaya çıkar (Şekil 77). Bir toprak yığını, bir duvar, bir tepe, istenmeyen görüşlerigizlemek için kullanılabilinir (Şekil 79). Bu uygulama yerşekilleri üzerindeki eğimle oynama imkanı oldukça geçerli olacaktır, istenmeyen bir görüntü eğimin dikliğine göre çözümlenebilinir (Şekil 80-81). Yani yüzeyde birer tepecik oluşturup istenmeyen objeler ve manzaralar görüş dışında bırakılabilinir.



HAREKETE ETKİ: Yerşekilleri dış çevrede hem araç, hem de yaya trafığineetki etmek için kullanılır. Yerşekilleri, arazide nereye ve nasıl hareket edeceğimiz konusunda direkt etkiye sahiptir.Tipik olarak sirkülasyon,üstünde engel olmayan alanlara doğru ilerler.Düz araziler,hareket serbestliği için en iyi imkanı sunan yerlerdir.Arazi eğimli olduğu

11
koşulda, hareket için gereken fiziksel enerji fazlalaşır,sonuçta seyahat süresi ve mecburi bekleme ve dinlenmeler sıklaşır. Yani yerşekilleri üzerindeki engeller arttıkça hareket güçleşir. Tüm bunların sonucunda , yaya yolları için %10'luk bir eğimden fazlası hareket için uygun olmayacaktır.Eğer eğim %10'nun altında ise arazi formunda yer alan eşyükselti eğrilerine dik olmayacak şekilde bir sirkülasyon ağına ihtiyaç vardır.Bu yol eğiminin daha da azaltılmasına çalışılan yöntemdir (şekil 84 ).Bir tepeden geçmek gerektiğinde ise en kolayı bir bir geçit yada benzeri bir yolla bunun aşılmasıdır.(şekil 85 ).

Bu uygulamanın başka bir tarafı da hareket hızını bir çizimle ortaya koymaktır, (şekil 86).Eğer yürüyüşün daha yavaş olması isteniyorsa ,alana eğim verilerek yada basamaklar konarak bu istem gerçekleşir.Tabiki bu işlemleri yaparken arazinin modilasyonunu unutmamak ,araziye uygun şekilde bu istemi çözmek gerekecektir.

MİKROİKLİME ETKİ :Batı bakısı;Sabah güneşine dolaylı açıklık ,Güney bakısı ;kışm gün boyunca güneşe açıklık ,yazın öğle güneşine açıklık ,Kuzey bakısı ;kışın güneşe doğru açıklık yok,yazın sabah erken akşam geç gün ışını ,Doğu bakısı ise sabah ışığım ve öğleden sonra dolaylı güneş ışığını alır.Rüzgar açısından ,dışbükey araziler, tepeler soğuk kış rüzgarlarını durdurmak, kesmek için kullanılır. Bunu yapmak için tepecikler yapının etrafına yada rüzgarın geldiği yere yerleştirilmelidir.

Şekil 89'da kuzeybatı rüzgarları tepeye doğru yönlendirilmiş. Bunların bir bölümü yazın evin bir bölümünün serin kalmasına yarar. Bir bölümü de yazm iki tepenin arasında boşluktan ılık rüzgar nedeniyle ılık olması dikkat çekiyor.



ESTETİK KULLANIM: Arazi tüm şekillere girebilecek plastik ve estetik özelliğe sahiptir. Peyzaj mimarisinde küçük bir kazma küreğinden, buldozere kadar herşey arazide artistik şekiller yaratmaya, dolgu yapmaya yarar.

Arazi yapısı kum ile kaplı ise, kum yumuşak bir malzeme olduğundan kolay şekillenip göz alıcı olabilir. Kaya vb. maddelerle, arazi formu somut şekillerle ve yüzey engellerine dönüşebilir.

Bunun yanında arazi formu, ışık ve iklim faktörleri ile değişik görsel efektler sunabilir. Güneş ışığının bir arazi formuna yansımasıyla, ışık-gölge ile yaratılan konsept oldukça ilgi çekici olabilir (Şekil 90). İklim doğaya kazandırdığı bu ışık ve gölge oyunları, peyzajın tekdüze (monoton) görünümlerini hafifleten ve ona canlılık veren bir fonksiyonu yerine getirir. Bu hoş görüntüler günden güne, aydan aya değişebilir. Yağmurun ve karın, arazi formuna yaratabileceği farklılıklar yadsınamaz. Nitekim şekil 91'de karın etkisiyle oluşmuş farklı arazi formu. Tepeler rüzgar nedeniyle çıplak kalmış. Rüzgarla, kar çukur alanlarda birikmiş.

Arazi formu ile oynarken hiçbir zaman tesviye eğrilerinin dik açılı olmamasına özen göstermeliyiz. Çünkü bu durumda arazi formu doğallıktan uzak bir hal alır (Şekil 92), (Şekil 93).

Arazi formu aynı zamanda, yapıların desteklendiği elemanlardır. Arazi formu bir yapının en stabl ve en sağlam şekilde temel oluşumunu sağlar (Şekil 95).

12
Özet olarak arazi foru dış çevrede en etkili elemandır. Estetik olarak alansal algılamayı , manzarayı, altyapı, mikroiklimi ve arazi kullanım organizasyonunu etkiler. Peyzaj mimari elemanlarının hepsinin yüzeyde yerleşmesinden ötürü tasarım ve uygulamalarda gözönüne alınması gereken ilk şeydir.

II.BİTKİ MATERYALİ

Nasıl ki mimar ve mühendisler, çelik, beton, taş vb. gibi materyali çalışmalarında kullanılıyorsa, bitki örtüsü de sanki aynı özellik ve niteliklerde peyzajın tasarım ve uygulamalarında kullanılmaktadır. Peyzaj mimarlığında iskeleti oluşturan yeşil yapı ağaç, çalı, çiçek, yer örtücü ve çit bitkileri teşkil eder. Bitki materyali estetik ve güzelliklerinden başka çeşitli fonksiyonel özelliklere de sahiptirler. Bitkilerin seçim ve kullanışında teknik ve ilmi esaslar, estetik ve fonksiyonel prensipler rol oynamaktadır. Estetik ve fonksiyonel özelliklerle uygun bitkilerin kulllanılmasında ancak ekolojik şartların uygun olması ile mümkün olur. Dolayısıyla peyzaj düzenleme çalışmalarında uygun bitki materyalinin seçimi ve kompozisyonunda bitkilerin fonksiyonel ve estetik Özellikleri ile birlikte bu özelliklerin nerede ve nasıl kullanılacağının bilinmesi gerekir (TANRIVERDİ). Özellikle kırsal peyzaj çalışmalarında, bitkisel materyal kullanılırken ekolojik isteklerinin mutlaka bilinmesi gerekmektedir. Çünkü kırsal alanlarda kent içinde olduğu kadar bir bakım yapılamadığından bitkilerin o ekolojiye uyum sağlamış yada adapte olmuş bitkiler olmasına dikkat edilmelidir. Örneğin, kireçli ve tuzlu topraklara dayanıklı olmayan bitkilerin, bu tip alanlara dikilmesi gibi.

Bitkileri, peyzaj mimarının diğer tasarım elemanlarından ayıran özellik, bunların yaşayan, büyüyen malzemeler olmasıdır. Diğer tasarım meslek gruplarında benzer malzemeler yoktur. Öncelikle bitkiler dinamiktir. Örneğin bazı bitkiler, yılın dönemlerine göre değişen değişik özellikler sergiler.


  • Bahar ayı, çiçekler ve sarı yeşil tomurcuklar,

  • Yaz, koyu yeşil yapraklar,

  • Sonbahar, açık yeşil yapraklar,

  • Kış, çıplak dallarla özdeşleşir.

Peyzaj mimarı, bitkilerin, mevsim değişkenliğine göre onları seçmede ve yerleştirmede dikkatli olması gerekir. Yapılan düzenlemenin sonucu çoğu zaman, uzun bir süre gerektirir. Bu nedenle tasarımcı, işverene tasarımın uzun vadede ne hal alacağını açıklamak zorundadır.

Bitkilerin yaşayan canlılar olmasından dolayı büyüme ile ilgili bir takım dış çevre şartlarının bulunması gereğidir. Toprak, altyapı, güneş, rüzgar, sıcaklık gibi faktörler, bir bitkinin büyüesini, gelişmesini olumlu yada olumsu etkileyici faktörlerdendir.

Yine bitkiler, yaşayan varlıkllar oldukları için yeterince su ve gübre alıp almadıkları konusunda dikkatli olmak gerekir. Buna ek olarak büyüyen ve güzellik sergileyen bitkilere

13
bakmanın heyecan veren bir bağı vardır, insanlar gibi, bitkilerin de hayatımızda bir yeri bulunur. Onlara bir şey olduğunda üzüntü duyarız. Nitekim Tompkins'in Bitkilerin Gizli Yaşamı kitabında, btkilerle konuşanların hikayeleri, onlarla telepati kuranların ortaya çıkardığı sonuçlar saptanmıştır. Herşeyin ötesinde bitkilerin canlı varlık oluşları, onları diğer tasarım elemanlarından ayırır..

Bitkiler doğal özelliklerinden dolayı, el yapımı eleman gibi kontrollü büyümeyebilir. Her ne kadar bir budama, yetiştirme kontrolü bitkinin çapında etkiliyse de doğal faktörler bitkinin büyüklüğü ve şeklini daha çok etkiler. Bir bitkiyi belirli koşullara uyarlamak ise ekstra zaman, itina ve para gerektirir. Genel metodlar yada bonsai metodu buna örnektir. Bu istisnalar bir tarafa bazen de doğa, bazı sürprizlerle bitkilere şekil verebilir.

BİTKİ MATERYALİNİN FONKSİYONEL KULLANIMI

Birçok kişi bitkilere yalnızca mekanı doldurur düşüncesi ile bakmaktadır. Oysa bitkiler inşa (yapı) malzemeleri gibi itina ile kullanılmalıdır.


  1. Peyzaj düzenlemelerinde mekanı oluştururlar. Mekanı vurgularlar

  2. Mimari bir karakteri ve potansiyeli mevcuttur. Mimari hatların yumuşatılmasında rol oynar.

  3. Herhangi bir tasarım ünitesine form oluşturur.

  4. Mahremiyeti sağlamak için, kötü görüntüyü gizlemek için bir perde olarak kullanılır.

  5. Peyzaja güzellik katar.

  6. Bir regülatör cihazı gibi vazife görürler. Bitkilerin çevrede ısıyı birkaç derece değiştirerek mikro klimalar meydana getirdiği tespit edilmiştir.

  7. Erozyonun önlenmesi, tabiatın korunması, su rejiminin düzenlenmesinde çok büyük rolü vardır.

  8. Dominant odak noktası olma özelliği, görsel birleştirici, ayırıcı özelliği bulunmaktadır.

BİTKİLERİN MİMARİDE KULLANIMLARI

Bitkiler ister bireysel ister ise grup şeklinde olsun mimaride bir mekanın oluşturulması için kullanılırlar. Bunlar mekanı oluşturan çeşitli ölçülerdeki zemin örtüsü olabildikleri gibi bir duvar yada çatı elemanı olabilirler.



Mekan Yaratma: Mekan, insanı çevreden belirli bir ölçüde ayıran ve içinde eylemlerine sürdürmesine elverişli alan yada boşluktur. Mimari mekan yaratma, doğadan veya peyzaj mekanından insamn kavrayabileceği bir bölümünü sınırlamaktadır. Mekan yaratma, taban, tavan ve dikey düzleme bağlı olarak değişir.

Bitkiler ile yaratılan mekanlarda yerörtücü veya çim alanlar bile bir mekan yaratabilirler (Şekil 2) veya ağaç sıraları dik kolonlar oluşturarak alanın tanımlanmasını

14
yönlendirebilirler (Şekil 3). Bitkiler, mevsimlere bağlı olarak farklı mekan oluşturabilirler. Buna bağlı olarak bitkinin yaprak yapısı, yoğunluğu, yüksekliği bu farklı mekan olgusunu arttırır yada azaltır. Yazın bir alan yapraklarla tamamen kapatılmış olabilir, kışın ise aynı alan görüş alanının dışına taşabilecek şekilde açıklık eğilimi gösterir (Şekil 5). Yaprak yoğunluğu ve dalların sıklığı bir tavan etkisi yaratıp gökyüzünün görülmesini de etkiliyebilir (Şekil 6).

Mekanı yaratan üç değişken (taban, duvar, tavan)çevreyi birlikte tanımladığına göre bu değişkenlerin farklı boyutta, hacimde kullanılarak birçok değişik kombinasyonlar oluşturulacağı unutulmamalıdır (Şekil 7).

Dış mekanı bitkiler yardımıyla oluştururken ilk önce amaç belirlenmeli ve istenilen alanın özellikleri oluşturulmalıdır.

ALANIN TANIMLANMASI



Açık Alan: Alan tanımında yalnız kısa çalılar ve yerörtücüler kullanılarak her tarafa görüş sağlayan açık alanlar yaratılabilinir. Bu insana dışarıya dönük olma, açık alandan maksimum yararlanma duygusu içerir (Şekil 8).

Yarı Açık Alan: Bir yada birden fazla kısmı, kısmen kapalı ve görüş bir tarafa açık olarak yaratılmış alanlardır. Görüşe bir noktadan açık olması, bir yanın özel olması, diğer yanın manzara görmesi istenen teras ve benzeri alanlarda kullanılmaktadır (Şekil 9).

Üstü Örtülü Alanlar: Yüksek ve sık ağaçlar kullanılarak üstü kapalı ve yanlara açık bir mekan yaratılabilir. Bu tip düzenleme genelde dışa açılan ilk katlarda etkilidir. Bu bölgeler genelde yazın loş yada gölge, kışın ise aydınlık, güneşli durumdadır. Bu uygulama ile yol kenarlarına dikilen ağaçlar tünel vazifesi yapar ve böylece dikkat yola çekilir, başka bir ifade ile bakış ileriye doğru odaklanıp yolun çizgiselliği ortaya konur (Şekil 10).

Çevrelenmiş Alanlar: Bir önceki alanla aynı özellikleri taşıyıp, tek değişiklik etrafmında bitkiler ile donatılmış olmasıdır (Şekil 12). Burada mekan kendi içine kapanık, dışarıdan soyutlanmış, karanlık bir izlenim yaratır.

Dikey Alan: Uzun ve dar bitkiler kullanarak dış çevrede gökyüzüne doğru açık bir durum yaratır. Görüş yukarı doğru sağlanır (Şekil 13).

Özet olarak peyzaj mimarı değişik tipte bitkiler kullanarak değişik şekilde alansal tanımlar yaratabilir (Şekil 14). Bitki kullanımları ile mekanlar birbirinden ayrılabilir. Farklı fonksiyonel kullanım alanları ortaya çıkabilir. Bitkiler, birden fazla mekan yaratıp, bunları doğal şekilde birleştirmede de etkilidirler (Şekil 15). Dışbükey ve sırtlı yüzeylere yerleştirilenler ise kapanıklılığı arttırır. Alan yaratmada, yüksek yerlere, zirve vb. yerlere yerleştirilen bitkiler alçak yerlere yerleştirilenlerden daha etkili olurlar. Bitkiler arazi formunu vurgular yada yok eder (Şekil 16). Bitkiler aynı zamanda binaların yarattığı alanları da değiştirmekte kullanılır. Bu uygulamada büyük alanlar bitkiler ile küçük alanlar haline gelebilirler (Şekil 17).

15
Çevreleme: Bina kütlelerinin sert hatlarından kurtulması, yumuşatılması için kullanılan yeşil doku, aynı zamanda yapıyı çevreleyerek bir mekan oluşumunu da sağlamaktadır. Alanın tanımlanmasıda böylece-kolaylaşır (Şekil 19).

Bağ Kurma: Bitki materyali, birbirinden ayrı yerleştirilmiş bina kütleleri arasında ilişki kurmaya yardımcı olur (Şekil 20).

Perdeleme: Bitki materyali, kötü görüntüleri saklayarak, o mekana farklı bir boyut kazandırır (Şekil 21-22). Etkin bir bitkisel görüntü sağlamak için bakılabilecek noktaları, kötü görünümlü öğelerin yüksekliklerini, bakan kişiye uzaklığı, yerşekillerini analiz etmek gerekir. Kötü görüntüyü dört mevsim saklamak gerekeceği için daimi yeşil bitki türlerinden yararlanmak gerekecektir.

BİTKİ GÖRSEL KARAKTERİSTİKLERİ



BİTKİLERİN SANAT DEĞERLERİ: Doğadaki fonksiyonları kadar ölçüleri (normları), şekilleri (formları), dokuları (tekstürleri) ve renkleri ile de peyzajın şekillenmesine ve bir karakter kazanmasına neden olurlar. Bir bitkinin görsel özelliği ilk anda algılanıp değerlendirildiği için önemlidir.

ÖLÇÜ: Bitkisel tasarımda ortaya çıkan en önemliözelliklerden biridir. Bitkinin ölçüsü, kullanıldığı alanın ölçeğini, çizgisini, kompozisyonunu ve tasarımın tüm yapısını etkiler. Bitkileri ölçü yönünden sınıflandırırken, bitkilerin yaşamları boyunca alacakları en son taç büyüklüğü dikkate alınmalıdır. Bir bitki materyalin boyu, içinde kullanılan alanın tümünü veya yanında bulunan bir objeyi, nisbi olarak ya büyük gösterir yada küçültür.

Büyük ve Orta Büyüklükteki Ağaçlar: En büyük ölçeğe sahip materyal grubudur. 9-12 m veya daha fazla boylanabilen, uzun ömürlü ağaçlardır. Örnek olarak Acer saccharum, Quercus alba, Fraxinus americana, Fagus grandifolia, Eucalypthus camaldulensis verilebilir. Bu türler kütle ve yükseklikleri nedeniyle önemli görsel elemanlardır. Küçük bir bahçe mekanında bir büyük ağaç dominant etki yaratır (Şekil 23). Yine farklı ölçüdeki bitki grupları yanında da dominant etki yaratırlar (Şekil 24). Bu tür ağaçlar güneşe karşı paravan, gölge yaratma,rüzgar önleme, mikroklima yaratma gibi etkileri vardır (Şekil 25).

Kısa Boylu ve Çiçekli Ağaçlar: 4.5-6 m'ye kadar boylanabilen ağaçlardır. Bu tip ağaçlar alanı hem tavan, hemde düşey düzlenme tanımlamamıza yardımcı olur. Çiçekli ağaçlar, peyzaj düzenlemesinde dikkatin çekilmek istendiği noktaya yerleştirilir (Şekil 27-29).

Boylu Çalılar: 3-5 m'ye kadar büyüyen bitkilerdir. Bunlara ağaççık da denebilir. Dipten itibaren dallanırlar. Ölçülerinin büyüklüğü nedeniyle bir alan içinde ayırıcı görevleri vardır (KORKUT,1992) (Şekil 30). Görüşü istenen noktaya da yönlendirebilir (Şekil 31). Yeni mekan oluşumuna katkıda bulunurlar. Rüzgar önleme, mahremiyet oluşturma, gerektiğinde vurgu elemanı olarak da kullanılabilirler (Şekil 32).

16
Örnek olarak Arbutus unedo (Kocayemiş), Coryllus avellana (Süs fındığı), Prunus laurocerassus (Karayemiş), Rhus cotinus (Sumak) verilebilinir.



Orta Boylu Çalılar: 1-2 m'ye kadar boylanabilen bitkilerdir. Ayakta duran insan göz seviyesinden yüksektir. Mahremiyeti sağlayabilirler yada bir odak noktası için fon oluşturabilirler (Şekil 33). Örnek olarak Cornus alba (Kızılcık), Spirea van-houttei (Keçi sakalı), Pyracantha coccinea (Ateş dikeni) verilebilinir.

Kısa Boylu Çalılar: 30 cm ile İm arasında boylabilen bitkilerdir. Oturan bir insanın göz seviyesinden aşağıda olan bitkilerdir. Görüşe engel olmazlar, iki farklı bitki grubunu birleştirmeye yararlar (şekil 34)- (Şekil 35).

YerÖrtücüler: 0-30 cm boylanan, toprak yüzeyine çok yakın, neredeyse yapışık gelişme gösteren bitkilerdir. Bunlar oturan insan in göz seviyesinden çok aşağıdadır. Bu bitkiler, çiçekli, çiçeksiz, otsu gibi birçok özelliğe sahip olabilirler. Örnek olarak Hedera helix, Vinca minör, Ajuga reptans, Cerastium tomentosum, Sedum sp. vb. verilebilinir. En önemli özellikleri bakıma az gereksinim duymalarıdır. Yerörtücü bitkiler ile zemine desen-doku özelliği kazandırılmış olur (Şekil 36-38). Bu tip bitkilerin kullanılmasında bitkilerin gölge ve güneşe dayanıklılıklarının bilinmesi gereklidir. Aksi durumda gelişme ya yavaş yada istenilen sonuca varılmaz.

Peyzaj mimarlığında bitki boylan, ölçüleri, bitkisel tasarımın temelini oluşturan materyallerdendir. Fakat te bitki ölçülerini bilmek, bitkisel tasarımı başarılı kılmaz.



FORM: Bitkilerin yatay ve düşey ölçüleri arasındaki oran onların formlarım meydana getirir. Kısaca şekil ve büyüme özelliği ve siluet , bitkinin formunu oluştururlar. Bitkiler gövde aksı ve dallanma durumlarına göre çok değişik ve sayısız formlar gösterirler. Bitkilerde form, ölçüye oranla daha belirgin bir özelliktir (TANRIVERDİ, 1975). Genellikle dallar ve sürgünlerin oluşturduğu çizgi ve yönlerin arajmanı sonucu form oluşturmaktadır. Bazı bitkilerin formları gençlik, olgunluk ve yaşlılık dönemlerine göre değişir. Bunun en tipik örneği Pinus pinea (Fıstık Çamı)dır. Gençken yuvarlak formlu bir ağaç iken, olgunluk döneminde manzara formlu ağaç şeklini alır.

Bitki formlarının temel tipleri, fastigiata, sütun, yatay, yuvarlak, piramidal, sarkık (ağlayan), manzara (pitoresk)'dir. Bütün bu değişik bitki formları şekil 40'da gösterilmiştir. Her tip kendine özgü karakteristiğe sahiptir ve düzenlemedeki uygulanışları aşağıda açıklanmıştır.

Fastigiata: Bu bitki formu dik ve dardır. Üstündeki bir noktaya doğru sivrileşir. Örneğin; Populus italika nigra, Thuja occidentalis, Cupressus sempervirens verilebilinir. Bu düzenlemede gözü gökyüzüne taşıyarak dikeyi vurgular. Hem içinde bulundukları topluluğa hem de bulunduğu mekanı dik ve yüksek gösterebilir.Şekil 41 de gösterildiği gibi daha kısa yuvarlak veya horizontal formlarla tezatlandırıldıklarında, bir kompozisyonda vurgu noktaları gibi davranır. Bir kompozisyonda çok sayıda fastigiata bitki formu yerleştirilmemelidir, çünkü birçok bireysel odak noktalarıyla gergin bir düzenleme yaratır.

17



Yüklə 284,99 Kb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə