Doğal peyzaj: Sürekli bir kompozisyondur. Bu peyzajı meydana getiren öğeler, form, ölçü, doku ve renk içinde devamlı değişme ve olgunlaşma halindedir



Yüklə 284,99 Kb.
səhifə4/4
tarix01.11.2017
ölçüsü284,99 Kb.
1   2   3   4

25
mimari şekillerle ayrılır. Diğer taraftan cadde ağaçlarının güçlü ağırlığı, diğer bütün binalarla ilgili bir genel eleman oluşturarak onları görsel olarak, birleştirilmiş tamlığa katar.

Vurgulayıcılar: Bitki materyallerinin diğer bir estetik görevi ise, dış mekanlardaki belirli noktaları vurgulamaktır. Bundan Öncede belirttiğimiz gibi bitkilendirme bunu; boyut form, renk veya bitkinin bulunduğu ortama göre değişen tekstür sayesinde yapar. Sonuçta birlik hissedilir derecede belirgindir ve dikkati o bölgeye odaklar. Şekil 71 ve 72'de gösterildiği gibi bunu bir mekanın girişinde, bir birleşme alanında veya bir bina girişine yakın bir alanda kullanmak hoş olabilir.

Doğrulayıcılar: Bitki materyaline ait bir diğer benzer estetik fonksiyon.doğrulayıcılardır. Bu olayda bitki materyali, bir hacmin ya da objenin yerini ve önemini vurgular ya da doğrular. Hacmi kolayca farkedilir hale getirir. Doğrulama için yine bitkinin boyutu, form, renk ve tekstûründen faydalanılabilir (Şekil 73).

Yumuşatıcılar: Bitki materyalleri dış mekandaki bazı nesneleri yumuşatmak için veya şekillerindeki ve tarzlanndaki sertliği azaltmak için kullanılabilir. Bütün formların ve dokuların kullanıldığı bitkilendirmeler, özellikle çirkin görünüşlü binalarda ve bitki kentsel bölgelerde görülür. Bitki materyaileriyle yumuşatılmış bir hacim, daha insancıl ve daha davetkar görünür.

Görüş çevreleme: Bitki materyallerinin, neyin görülüp neyin görülmediği hakkında direkt bir etkisi vardır. Bundan dolayı bitki materyalleri, dikkatimizi manzarada belirli bir noktaya odaklarken, diğer objeler olan yaprak gövde ve dalları engelleyebilir. Bu şekilde kullanılan bitki materyalleri hem engelleyici hem de gösterilmek istenen objeyi vurgulayıcı rol oynar.

BİTKİLENDİRME METODLARI VE KURALLARI:

Peyzajda kullanılan diğer fiziksel elemanlarda olduğu gibi, bitki materyaileriyle düzenleme yapmak için belirli teknik ve kurallar vardır. Bunlar bitki materyallerinin, peyzajda düzenleyicinin objelerle karşılaşması ve arazi formu, binalar, kaldırımlar ve su birikintileri gibi birçok fmksel düzenleme elemanının oluşturduğu çevresel problemleri çözmesi kadar önemli olduğu fikrine dayanır. Bu düşünceye göre, hızlı seçilmiş bitki materyallerinin düzenlemeye hem fonksiyonel hem de görsel olarak uygun olması zordur. Daha önce bir çok kez belirttiğimiz gibi düzenlemenin sonlarına doğru, diğer fiziksel elemanların fonksiyonu, yeri ve formu hakkındaki kararlar alındıktan sonra, bitki materyali üzerinde çalışmak yanlıştır.

Peyzaj mimarı bitki materyaileriyle düzenleme yaparken, tamamını düzenleme metodu dediğimiz çeşitli karar alma basamaklarından geçer. Bu basamaklar genelden başlayıp, çok özellere kadar gider. Bitki materyallerinin fonksiyonel kullanımı, organizasyonu, yerleştirilişi ve seçimi bu metodun bir bölümüdür. Bu metodun ilk bölümlerinde problemi tanımlayabilmek için yapılan alan analizi vardır. Bundan sonra peyzaj

26
mimarı düzenlemeye katılacak elemanları ve fonksiyonları, çözülmesi gereken problemleri ve düzenlemenin karakterini veya hissi seçer.

Daha sonra peyzaj mimarı esas elemanların ve fonksiyonlarının özetlendiği bir fonksiyon diyagramı hazırlar. Özensiz seçilen bu diyagramdaki semboller; duvarları, perdeleri, sirkülasyonu vs. tanımlar. Bitki materyalinin, perdeleme, gölgeleme, odak noktası oluşturma gibi görevleri bu diyagramda gösterilir. Bu basamakta aynı zamanda bitkilendirme yerlerine çalışılır. Genellikle hiçbir düşünce belirlenmez, kesin kullanılacak bitki tipi veya bunların kesin yerlerinden söz edilmez. Özel formlar, materyaller veya detaylar bu noktada önemsizdir. En iyi sonucu veren diyagramı seçmek için birden çok alternatif üretilir. Şekil 75'te fonksiyon diyagramı örnekleri verilmiştir. Şemalardan da anlaşılabileceği gibi bunlara daha fazla ayrıntı eklenebilir. Bu daha detaylı şemalar fikir planı olarak adlandırılır. Şekil 76 ve 7.6.'da fikir planı örnekleri görülmektedir. Bu aşamada dikkat, bitkilendirme alanlarını da içeren fikir planına çekilir. Şimdi peyzaj mimarı bitkilendirme alanlarını, değişik tipte, boyutta ve formda olan bitki materyallerini sembolize eden daha küçük alanlara böler.Ancak yine de terimlerle uğraşır. Örneğin düzenleyici; bir alanı yaprak döken boylu çalılarla başka bir alanı bodur herdemyeşil konifer çalılarla, bir diğerini de bir grup süs ağacıyla bitkilendirebilir. Bu adımda renkler ve tekstürler arasındaki ilgi çalışılmalıdır. Ama hala bireysel bitkiler aranje edilmez veya bitkilerin kesin türleri belirlenmez. Bu; peyzaj mimarının, değişik görsel bitki karakteristiklerinin ideal bağlantılarını yaratmasına yardımcı olur.

Bitkilendirme alanlarındaki yükseklik ilişkisini çalışırken çoğunlukla bir yükseklik-yoğunluk diyagramı hazırlamak iyi bir fikirdir (Şekil 77). Bu diyagramın amacı, boylar arasındaki ilişkiyi yani fikir planında olduğu gibi, genel bir şekilde incelemektir. Bu yükseklik-yoğunluk diyagramı veya siluet çalışması düzenleyiciye, plandan tahmin etmek için uğraşacağı yükseklikleri görebilmesini ve plandan, aralarındaki ilişkiyi daha etkili bir biçimde hesaplamasını sağlar. Bitkilendirme düzeni planının her açıdan, bir üç boyutlu kompozisyonunun olabilmesi için, değişik yön ve bakış açlarından çizilebileceği kadar çok yükseklik-yoğunluk plam çizilmelidir.

Fiziksel düzenlemenin tekrar gerektiren önemli bir kavramı da; bitki materyallerinin bireysel olarak değilde topluluklar halinde dağıtılmasıdır. Bunun için birçok neden vardır. Bunlardan biri; düzenlemedeki benzer materyal gruplarının, kompozisyondaki görsel tamlık hissine katkıda bulunmalarıdır. Bu; bütün düzenlemelerde (Grafik tasanmı, iç mimari, mimari ve peyzaj tasanmları), uygulanan temel bir prensiptir. Düzenleme elemanlan birbiriyle alakasız, ayrı bölümler olarak görüldüğünde, tasarım parçalara ayrılır. Yığılma ise bu parçaları birleştirilmiş tamlığa bağlar.

Bitki materyalleriyle topluluklar halinde düzenleme yapılmasının bir başka sebebi de, genellikle bitkilerin doğada bu halde bulunmasıdır. Doğal bitkilendirme kendi kendini kümeler halinde organize eder ve bu olay türden türe çok az değişir. Doğal düzenlemede bitki materyalinin topluluklar halinde olmasında, bir tamlık hissi vardır. Doğadaki yığm halindeki bitki materyali aynı zamanda bireysel bitkileri kendi başlanna yerleştirilmiş olduklarından daha güçlü gösterir. Birçok bitki sadece yetişebileceği yerlerde

27
büyürler. Çünkü ışık, rüzgar ve toprak özelliklerinin uygun olması gerekir. Doğada bitkiler bütün bitkilerin yardımcı olduğu bir ekosistem oluştururlar.

Bitkilerin bireysel olarak yerleştirileceği tek yer, düzenleyicinin bitkiye dikkat çekmek istediği yerdir. Bu bitki şekil 78'de gösterildiği gibi açık alana yerleştirilmiş her yerden görülebilen dinamik bir parça fonksiyonu yapan bir pitureks bitki olabilir. Ya da şekil 79'daki gibi bitki kompozisyonunun baskın elemanı rolü oynayan bir bitki olabilir. Daha öncede belirttiğimiz gibi bu bitki sütun, piramidal veya pitureks formda, kaba tekstürlü ve parlak çiçekli olabilir. Bir düzenlemede dikkati değişik noktalara dağıtılmasını engellemek için birkaç tane bireysel bitki olabilir.

Fikirsel organizasyonu bitirmiş olan peyzaj mimarı diğer basamak olan bitkilendirme metoduna geçebilir. Şimdi düzenleyici plandaki her küçük parçayı ele alıp şekil 80'deki gibi aranje edebilir. Bireysel bitkilerin haricindeki bitkiler hala kesin değildir.

Her zaman akla gelmesi gereken birkaç düşünce vardır. İlk olarak topluluklar içindeki bireysel bitkiler bitkinin olgun boyutlarının yüzde 75 ila yüzde 100'ü boyutunda dairelerle gösterilirler. Peyzaj miman bitki materyaliyle düzenleme yaparken bitkilerin ilk görünüşleriyle ilgilenir. Ama bu yaklaşımın uygulanması bazı ilk görsel problemler yaratır. Doğru bitkilendirme için bitkilerin büyüme alanları düşünülerek birbirlerinden ayrı ayrı yerleştirilirler. Bu yüzden daha sonra bireysel bitkilerin arasındaki boşlukların zamanla kapanıp yok olacağı düşünülerek bu genç fidanlara bitki kompozisyonunda katlanılmalıdır. Düzenleme olgunlaştığında bu boşluklar olmayacaktır. Bu yüzden düzenleyicinin bireysel bitkileri doğru bir şekilde kompozisyona yerleştirebilmesi için ilk hallerini de olgun haldeki boyutlamıda düşünmesi gerekir.

Topluluklar içindeki bireysel bitkilerin çizilmesindeki başka bir tavsiye de, birbirlerine değdirerek çizmektir. Bireysel bitkiler çaplarının üçte bir yada dörtte bir oranında birbirlerinin üstünde çizilmesine izin verilir (Şekil 81). Bu şekilde görsel birlikteliği sağlanır. Daha önce de belirtildiği gibi bitkiler gruplar yada yığınlar halinde kompozisyon daha birleşik görülür. Fakat bir kompozisyon bireysel bitkilerin koleksiyonu olarak görüldüğünde daha karmaşık ve bağlantısız hissedilir.

Bireysel bitkilerin yerleştirilmesi konusunda yapılabilecek bir diğer şey de bitkileri 3,5,7 gibi tek sayılarda veya en azından, az miktarda gruplamaktır. Bu olay şekil 82'de gösterilmiştir. Bu; tek sayıdaki elemanların birbirini desteklemesi ve güçlendirmesi yüzünden birleşik bir kompozisyon oluşturmasına rağmen çift sayıdaki elemanların her bölümüne göre birbirlerini tamamlamaları, temel düzenleme prensibine bağlıdır. Üç elemanlık bir grupta göz tek bir elemanı ayıramaz ve tamamını gruplar, iki elemanlık bir gruptaysa göz geriye yönelir ve her ikisini ayrı ayrı seyredemeyeceğinden ikisinin arasım gözler. Çift sayıda elemanı organize etmenin diğer bir dezavantajı da görsel birliktelik ve dengeyi korumak için gruptaki bireysel bitkilerin aynı boyut, şekil, renk ve dokuda olmalarım gerektirir. Düzenleyici büyük bitkilerle çalışırken boyut ve şekillerin oturtulması daha da zor olur. Eğer çift sayıdaki bir grubun bir



28
bitkisi ölürse yerine yenisinin konulması bu yüzden çok zordur. Sayılar hakkındaki bu tavsiyeler 7 veya daha az sayıda elemandan oluşan gruplarda en kullanışlı olurlar. Bu sayının üstünde, tek veya çift sayıdaki miktarların ayırdedilmesi zordur.

Bütün bu işlemler bittikten sonra düzenleyici, grup- grup veya küme-küme bağıntılarından birini seçmek zorundadır. Burada bitkilendirme gruplarında bireysel bitkilere uygulanan prensipler uygulanır. Bitkilendirme gruptan, bireysel bitkilerde olduğu gibi aynı sebeplerden dolayı görsel olarak birleşmiş olmalıdır. Şekil 83'te gruplar arasında harcanmış alanlar gösterilmektedir. Bu alanlar çekici ve görsel olarak bağlı olmadıklarından dolayı ortadan kaldırılmalıdır. Bazı kompozisyonlarda değişik bitki gruplarının birbiri içine geçmesi etkileyici değildir. Şekil 84'te gösterildiği gibi bitkilerin birbirini sarması gruplar arasında çekimi maksimize ettiği için daha çekicidir. Bu olay değişik türdeki grupların birlikte gözükmesini sağladığından dolayı kompozisyonun birliktelik ve çekim gücünü arttırır. Bu bakımdan yükseklik bağıntısı, kısa bitkiler uzun olanların önünde sürüklendiklerinden yada arkalarında esrarengizce kaybolduklarından dolayı kompozisyona bir büyüleyicilik katar.

Düzenleyici, planında bağıl yüksekliği ve boşlukları incelerken ağaclarm altındaki boş alanları da göz önünde tutmalıdır. Tecrübesiz düzenleyici, gölgeli planlarda ağaçların altındaki boşlukları göz önüne almaz ve daha kısa bitkileri yerleştirmeyi unutur. Bu olay şekil 85'te gösterildiği gibi yüksek ağaçların altındaki düzenlemenin akışını ve sürekliliğini bölen bir boşluk oluşturur. Bu harcanmış alanlar herhangi bir yüzey kaplamasıyla kaplı değilse problem yaratırlar. Eğer amaç burada kullanılacak bir boşluk sağlamak değilse bu problemi elemine etmek için kısa bitkilerin yüksek ağaçlar altında devam etmesi sağlanmalıdır.

Bitkilerin organizasyonu ve yerleştirilmesi başka formdaki bitkilerle desteklenmelidir. Bitkilendirme yer şekilleri, binalar, duvarlar, kaldırımlar ve açık alana uygun olmalıdır. Eğer doğru bir düzenleme yapılırsa bitki materyali bu diğer elemanların dış çizgilerini ve formunu güçlendirir. Sonuç olarak bitki materyalleri, bir kaldırımın yamnda doğrusal, olarak serbest karakterli bir formun çevresinde ise informal olarak organize edilmelidir (şekil 86). Böylece planın formunun ve cisimlere üçüncü bir boyut kazandırırlar.

Bireysel bitkilerin ilk yerleştirilmesini uygulayan peyzaj mimarı kesin plan için bazı küçük değişiklikler yapmak zorunda kalabilir. Bu yüzden yeni eklenenleri gösteren bir ek plan düzenlenir. Bireysel bitkilerin kompozisyonda kümeler halinde ya da örnek olarak yerleştirilmesinde, peyzaj mimarı ayrıca nerede, ne tür bitkilerin kullanılacağını da çalışmaya başlar. Herhangi bir yer için seçilen bitki materyallerinin cinsi, fikir dizaynı safhasında daha önceden seçilip ayrılmış ebat, şekil, renk ve tekstür baz alınarak yapılmalıdır. Düzenleyici ayrıca bitki cinsinin seçiminde herhangi bir yerde bulunan güneş, rüzgar ve toprak durumunu da göz önünde bulundurmalıdır.

Bir kompozisyonda değişik türdeki bitki materyaterinin secimi ve yerleştiriminde diğer bazı yardımcı yollar izlenmelidir. Bitki materyalinin genel bir türünün bir kompozisyonda bütünlüğün teminini devam ettirmek için sayıca daha baskın olmaları gerekir. Eğer bir kişi daha önce belirtilen yardımcı yolları takip



29
ederse, bitki materyalinin genel üç türü tipik olarak yuvarlak, orta ton yeşil yapraklı ve orta tekstürlü olacaktır. Bu birleştirici bitki türleri düzenleme boyunca bir yerden bir diğerine görsel olarak taşımalıdır. Bir kompozisyonda aynı elemanı farklı yerlerde görmek hatırlamayı ve onun daha önce gözlemlendiği anısını oluşturur. Hatırlama dizaynı zihnen birleştirir. Daha sonra diğer farklı bitki türleri bu sayıda ve organizasyonda bir genel bitki türünün bütünlüğünü yok etmemek kaydıyla dizayn kompozisyonuna çeşitlilik için eklenir. Bitkilendirme dizaynında kullanılan bitki materyallerinin toplam sayısı, bir disiplin olarak, çok fazla olmaması için dikkatlice kontrol edilmelidir. Tür tiplerinin sadeliği bir dizaynı birleştirmek için diğer bir araç olabilir. Şekil 87'de bazı prensipler kollektif olarak açıklanmıştır.

ÖZET


Bitki materyalleri bir düzenlemede ve dış çevre yönetiminde ana eleman olarak görülebilir. Bitki materyalleri düzenlemede tek eleman değildir fakat dış yüzeyi oluşturmak, manzarayı gizlemek ya da göstermek, havayı etkilemek, toprağı stabilize etmek, mikroklima ve enerji tüketimine tesir etmek, dış mekan düzenlemesinde birleştirici elemanlar olarak görev yapmak gibi birçok sayıda önemli rolleri vardır. Bitki materyalleri düzenleme safhasında yüzey şekli, binalar, kaldırım, yer yapısı ile birlikte birleştirici eleman olarak Önceden çalışılmalıdır. Düzenlemede bitki materyalleri; ebattan, şekil, renk ve tekstürleri düzenlemenin hem yararlı hem görsel objelerinin karşılaşması için değişkenlerin paleti olarak kullanılmalıdır. Sonuçta bitki materyalleri, dış çevreye büyüme ve canlılık hissi veren yaşayan organizmalar olarak görülmelidir.

III.YAPILAR

insan eliyle yapılaşmış çevrede, kentsel ve mimarialanlar ölçeklerine ve boyutlarına bağlı olarak hiyerarşik mekan tiplerini meydana getirirler. Kentsel tasarımda bu hiyerarşi küçük alanlardan kentin içinde bulunduğu büyük doğal alanlara kadar değişir. Yapıların kentlerin organizasyonundaki rolü, taş yada tuğlanın mimarlıktaki rolüne eşdeğerdir.

Mekanı iki ana grupta toplayabiliriz, iç mekan ve dış mekan.

İç mekan: Barınma işlevini karşılayan ve büyük ölçüde öznelliği/mahremiyeti olan mimari mekandır.

Dış mekan: Binalar dışında kalan, bina dış duvarları, yeşil doku yada başka elemanlarla sınırlanmış açık mekandır. Dış mekanda genelde yatay boyutlar, düşey boyutlardan büyük; biçim, mimari makana oranla daha az geometriktir. Tavan ve duvar işlevini karşılayan elemanlar kesin tanımlanmıştır. Biçim, elemanların uyumu ile görsel olarak

tanımlanır.

Mekan sınırlayıcılarının biçimleşine göre, mekanın geometrisi oluşur. Mekanı sınırlayan öğelerin niteliği, birbirleriyle olan ilişkileri, mekanın geometrisinde ve algılanmasında rol oynayarak, değişik mekan tiplerinin ortaya çıkmasını sağlar. Mekanları oluşturdukları sınırlayıcılar açısından ele aldığımızda;

30
Doğal mekan; doğal elemanlar ile Yapay mekan; yapay elemanlar ile Karma mekan;doğal ve yapay elemanlar ile, olarak 3'e ayrılır.

Kentler, yalnızca insanların barındıkları yapılrdan oluşmayıp, toplu yaşam sonucu ortay çıkan, kişisel yada toplumsal gereksinmelerin ve eylemlerin gerçekleştirildiği, yapıların dışındaki alanları kapsamaktadır. Kentsel mekanı, yapılar ve bu yapıların dışında kalan tamamlayıcı nitelikteki alanlar oluşturmaktadır (ÇINAR, 1994).

Kentsel mekanlar, yapıların cepheleri, meydanlar, sokaklar, yollar, parklar ile ayrıntı kazanır.

Mekanı, 3 boyutlu hacimsel anlatımları sınırlayan yüzeyler belirler. Ancak mekan algısı geştalt ilkeleriyle tanımlanabilen Biçimsel organizasyon ve Alan Kuvvetleri kavramlarıyla etkinliğini arttırabilmaktedir. Mekanı oluşturan elemanlar arasındaki görünen alan kuvvetler, mekan duygusunun-deneyiminin kazandırılmasında etkilidir.



  • Yakınlık

  • Kapalılık

  • Devamlılık

  • Basitlik

Bu kuvvetlerin etkinliğine yardımcı olan Geştalt ilkeleridir.

Tek başına duran bir mimari eleman yada bir yapı, bir heykel, anıt olma eğilimi gösterir. Yapının kendisi pozitif mekan olduğuy halde çevresi negatiftir. Yani burada mekan duygusu uyanmamaktadır. Oysa ki yapıların sayısı fazlalaştıkça, dış mekan pozitif mekan haline gelecektir (Şekil 2).

Dış mekanda mekan hissi uyandırmak için tasarım ögeleriyle sınırlama ve tanımlanma getirilmesinin gerekliliği yadsınamaz. Dış mekanların boyutsal açıdan, insan ölçeğine bağlı olarak sınırlandırılmaları ve insanlarda, boşluk, darlık korkusu yaratacak boyutlardan kaçınılması gerekir.

1:1= Tam mekan duygusu, detayların algılandığı mekan. Kapalı mekan. (Şekil 5) 2:1 = İdeal mekan. Yüzey bütünü ve detayların algılandığı mekan. 3:1 = Minimum mekan duygusu, yüzey çevresiyle ilişki. 4:1 = Mekan duygusunun kaybolması

Bu oran daha fazlalaştıkça mekan algılaması zorlaşır, insan kendini boşlukta hisseder (Şekil 6-7). Örneğin 6:1 oranı ve üzeri mekan kamuya açık mekan olarak adlandırılır. Yükselik mesafeye eşit yada fazla ise bu orandaki dış mekan fazla çevrelenmiş olur.

En ideal mekan olgusu 2:1 oranıyla tanımlanır. Bu duruda insanın en iyi algıladığı göz açısı 27° dir. Bu nedenle bu orandaki bir mekanın tümünü insan rahatlıkla algılayabilir (Şekil 8).

31
Sınırlayıcı yüzeylere bağlı olarak dış mekanlar değer kazanıp çeşitlenebilmektedir (ÇAKMAKLI, 1992).

Sınırlamanın az ya da çok oluşu mekanın dışa doğru akışını kontrol etmektedir. Sınırlamanın azlığından dolayı mekanların tek başlarından çok açıklıkları diğer mekanlarla birlikte algılandığı, kullanıcıya geniş bakış açısı sağlayan özgür mekanlar, açık-serbest mekanları açıklar. Yapılar arasındaki açıklık fazla ise böyle mekanda, mekansal sızmadan sözedilir. Yapıları yaklaştırarak yada farklı materyaller kullanılarak bu sızmaya engel olunabilinir. Böylece kapalı mekan oluşur (Şekil 9). Kapalı mekanlar, çevrelenmenin çok olduğu, güçlü bir mekan yaratımı olan, sosyal aktiviteleri içinde toplayan mekanlardır.(Şekil 10) Çevreleme tamamen yapılar ile olabileceği gibi bazen diğer materyellerle de gerçekleşebilir. (Şekil 11)

Sınırlayıcı elemanların belli bir düzen kaygısı içinde düzgün yerleştirilmesi ile düzenli mekanlar oluştururken sınırlayıcı elemanların yerleşiminde belli bir esasın gözetilmediği, organikliğin hakim olduğu, rastgele olmakla birlikte, kendi iç düzeninde tutarlılığa sahip yerleşim düzeni, düzensiz mekanları tanımlamaktadır. (Şekil 12)

Mekan tiplerini yapılanmalarına göre de sımflandırabiliriz.



Kapalı Mekan: Sınırlandırılmış mekanlardır. Kare, dikdörtgen, daire veya herhangi düzenli bir geometrik formla oluşturulmuş mekanlardır. Mekanda denge, düşey_ ve yatay düzlemin eşitliliği İle sağlanacaktır. (Şekil 14, 15, 23)

Merkezsel Mekan: Kapalı mekanın içerisinde dikey bir vurgu elemanının yada masif bir kümenin bulunması ile oluşan mekandır. Dış mekandaki avlu sistemlerinde görülen mekan tipidir (Şekil 26).

Egemen Mekan: Bir yapı ve açık alanın yönlendirildiği ve diğer binalar ile ilişkilendiren bir meydan tipidir. Yani baskın bir yapı, açık alanın ilişkilerini yönlendirir. (Şekil 27)

Kanalize Edilmiş Çizgisel Mekan: Mekanın başlangıcı ve sonucunda dikkat çekici bir objenin bulunmasıyla oluşan bir mekandır. Daha çok bu mekan geçiş mekanıdır. (Şekil 28)

Gruplandırılmış Mekan: Farklı form ve boyuttaki mekanlar tek bir yönde sıralanabilir ya da küçük bir mekandan daha büyük bir mekana geçebilir. Farklı şekil ve orandaki üç veya daha fazla meydan tek bir yapıyı çevreleyebilir (ZUCKER, 1959).

YAPI ÖLÇEĞİNDE MEKAN ANALİZİ

Düzensiz yapı kümelerini biraraya getirerek mekan kurgusunu yaratmak zordur. (Şekil 34) Bu neden ile yapı kümelerinin biraraya getirirken bağlantı kurulacak yapı birimlerinin aynı açıda olması gerekecektir. (Şekil 35,36,37)

32
Çevre ölçeğinde görsel etki, mekansal bileşenler ve yüzeysel bileşenlerin çeşitli şekillerde biraraya geliş ilkeleri sonucu gerçekleşmektedir.

Yapı kümeleri ile bir mekan oluştururken yapıların kesin çizgilerinin uzantıları ile bağlantılı diğer yapı kümelerini yerleştirmek, düzenli bir mekan kurgusunu bize doğuracaktır. Bu kesin çizgilere güç çizgileri adı verilir. Güç çizgilerinin birleşimiyle oluşan diğer bölümlere ise birim adı verilir. (Şekil 38,39) Yapıları veya yapı kümelerini biraraya getirirken köşelerin birleşmesinden ziyade yapıların birbirine tamamen değecek şekilde yerleştirilmesi mekanın etkisini vurgulayıcı yönde olacağı bilinmelidir (Şekil 40). Genelde karmaşık, farklı boyuttaki yapı kümeleri, birbiriyle harmoni yaratacak şekilde sınırlanmalıdır. Birbirine geçişler ritm olgusunu bozmayacak şekilde olmalıdır (Şekil 41).

Sonuç olarak yüksek yapılar ortada olup, dışa doğru açıldıkça alçak yapılar ile kompozisyon oluşturulursa, tüm kompleksin balansı sağlanmış olacaktır.

ÖZEL YAPILAR (VİLLALAR)

Tek bir yapiyi araziye oturtmak için iki önemli kriter vardır.

1 .Yapıyı tek başına bir sanat eseri olarak görmek

2.Yapıyı çevresiyle uyum sağlayacak, harmoni oluşturacak şekilde görmek

Birinci kriterde; yapının ilginç ve özellikli olması ve dikkati üzerine çekmesi önemlidir. Çevresine aykırı olması ve dikkati üzerine çekmesi, Önemli bir odak noktası olma özelliğini gösterir. Böyle durumda yapının çevre düzenleesi yapıyla yarışmayacak şekilde sade olmalıdır (Şekil 42).

ikinci kriterde ise; Birinci kriterin tam tersidir. Yapı çevresiyle bütünleşmelidir. Bu düşüncenin adında yatan insan yapısının ve doğanın ayrılmaz bütün olmaları gerektiğidir (Şekil 43).

Bu iki kriterin hangisinin daha doğru olduğu tartışma konusu olmamalıdır. Bu evi yapanın, oturacak olanın beğeni ve istekleriyle ilintili bir konudur.

YAPININ ÇEVRESİYLE BÜTÜNLEŞMESİNDE DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

Binaların ister tek, ister grup halinde olsun çevresiyle uyum sağlaması için çeşitli yönte fA ve prensipler vardır. Her bina için ayrı bir proje ve çözüm bulunması gerekmektedir.



Yerşekilleri: Yerşekilleri; binanın çevreye uyum sağlaması için ilk olarak incelenmesi gereken elemandır. Yerin şekli, görünüm ve drenaj açısından Önemlidir. Genelde düz bir alana bina oturtmak, iniş-çıkışlı bir alandan her açıdan daha kolaydır. Maliyet açısından da düz alan daha avantajlıdır. Engebeli arazilerde ise kazı ve dolgu işlemleri gerekeceği içinf'aliyet daha fazla olacaktır. Eğimli arazide evi araziye uydurmak için teraslama ve asma kat uygulanabilir. Şekil 47'de görüldüğü gibi bina bir taraftan tek katlı, diğer taraftan çift katlıdır. Eğimli arazilerde kullanılabilecek diğer yöntem ise binayı eğimli tarftan destekleyerek yapaktır. Genel şekil 47'de görüldüğü gibi binanın bir kısmı yerden yükseltilerek binanın iki cephesi de

33
aynı seviyeye getirilmiştir. Bu sistem daha pahalı olmasına karşın eğimin çok fazla olduğu yada kazının veya dolgunun çok çok fazla olacağı yerlerde kullanılır.

Binanın planı arazinin topografyasına uyum sağlamalıdır. Yapıları araziye yerleştirirken eğimli alanlarda kazı-dolgu miktarlarının dengede tutulmasına dikkat edilmesi gerekir. Bir yapı eşyükselti eğrilerine paralel şekilde yerleştirildiğinde kazının daha az olduğu, dik. yerleştirildiğinde ise kazının maksimumlara ulaştığı Şekil 48 de görüldüğü gibi gözlenmektedir.

Düz bir arazide kullanılan meted daha farklıdır. Yapının bir platforma yerleştirilmesi (Şekil 51). Bu metod ile ilk kat yüzey drenajından etkilenmeyecektir. Bu metodun dezavantajı, iç mekan ve dış mekan arasındaki farkı daha göze batar şekilde ortaya çıkarmasıdır. Kot farkından dolayı iç mekan ve dış mekan birbirini tamalayıcı olmayacak ve ayrılacaktır.

Bitki materyali: Binayı çevreye uydurmak için diğer bir faktörde bitki materyalidir. Burada da uygulanacak iki kriter vardır.

1.Binayı çevrede bulunan bitkilere uydurmak, 2.Binaya göre çevreye yeni plantasyon yapmak

Birinci kriterde ormanlık bir alanda ev yapılıyorsa, burada alan azdır. Burada yapı ormanın vasıflarına uyacak şekilde yapılmalıdır. Ev kompakt olmalıdır.

ikinci kriter ise, açık bir alanda ev yapılıyorsa, burada alan fazladır. Ev istenildiği kadar büyük ve geniş olabilir. Bina formuna uygun bitki materyalleri seçilebilinir.



Yapısal tasarım: Basit bir yapı, çevre ile zayıf ilişkiler yaratabilir. Çevrenin yapısı ile uyumlu, bulunduğu alana ta nüfus etmiş bir yapı ise ekansal etki yaratır (Şekil 56-57).

Uzatılmış bina duvarları, dışa açılan kollar gibi doğayı kavrarlar. Bunun yanında iç ve dış mekanı ayıran merdiven detayları da yapısal tasarımda Önemlidir. Merdivenler, binaya bitişik yapılmışsa içten dış mekana geçiş hazırlığı söz konusu olmaz, iç ve dış mekan kopukluğu belirgin bir şekilde göze çarpar (Şekil 61).



IV. DÖŞEME

Döşemeler, kentsel tasarımda kullanılan sert peyzaj elemanlarmdandır. Kaplanmış yeryüzeyi insanların kullanımı için oluşturulur.



34

Yüklə 284,99 Kb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə